Şara’yı çok güçlü diyerek öven Trump: Zorlu bir geçmişiniz olmasaydı, bu fırsatı yakalayamazdınız

Suriye haber ajansı SANA'nın yayımladığı fotoğrafta, Trump ile Şara'nın Beyaz Saray'daki görüşmesinden bir kare görülüyor (AFP)
Suriye haber ajansı SANA'nın yayımladığı fotoğrafta, Trump ile Şara'nın Beyaz Saray'daki görüşmesinden bir kare görülüyor (AFP)
TT

Şara’yı çok güçlü diyerek öven Trump: Zorlu bir geçmişiniz olmasaydı, bu fırsatı yakalayamazdınız

Suriye haber ajansı SANA'nın yayımladığı fotoğrafta, Trump ile Şara'nın Beyaz Saray'daki görüşmesinden bir kare görülüyor (AFP)
Suriye haber ajansı SANA'nın yayımladığı fotoğrafta, Trump ile Şara'nın Beyaz Saray'daki görüşmesinden bir kare görülüyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün Beyaz Saray'da yapılan benzeri görülmemiş görüşmelerin ardından Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’yı överek onun savaş tecrübesinin savaşın yıktığı ülkesini yeniden inşa etmesine yardımcı olacağını söyledi.

Trump, dün sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, Beyaz Saray'daki görüşmelerinin ardından Şara ile tekrar görüşmeyi ve konuşmayı sabırsızlıkla beklediğini söyledi.

8 Aralık'ta diğer gruplarla birlikte Beşşar Esed rejimini deviren askeri operasyonu yöneten Şara, 1946 yılındaki bağımsızlıktan bu yana Beyaz Saray'ı ziyaret eden ilk Suriye cumhurbaşkanı oldu. Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre sadece bir yıl önce Ebu Muhammed el-Cevlani olarak bilinen Şara, El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi’nden ayrıldığını açıklamadan önce Heyet Tahrir eş-Şam'ın lideriydi.

Trump, on yılı aşkın süren savaşın ardından Suriye'nin ‘başarılı olmasını’ istediğini belirterek, Şara’nın ‘bunu başarabilecek kapasitede’ olduğuna inandığını ifade etti. Medyadan uzak bir ortamda gerçekleştirilen görüşmenin ardından Trump, “O çok güçlü bir lider” dedi ve “İnsanlar onun zorlu geçmişinden bahsediyor, ama hepimizin zorlu bir geçmişi var... Dürüstçe söylemek gerekirse, zorlu bir geçmişiniz olmasaydı, bu fırsatı yakalayamazdınız” diye ekledi.

Trump, Suriye'nin, Gazze'de İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkesi güçlendirmek için güvendiği daha geniş kapsamlı Ortadoğu barış planının ‘büyük bir parçası’ olduğunu söyledi. Ancak, Şara'nın Suriye'yi ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyon’a (DMUK) dahil edeceği veya İsrail ile düşmanlıkları önlemek için bir anlaşma imzalayacağı yönündeki haberleri doğrulamadı.

Öte yandan Şara, korumaları tarafından çevrili olarak Beyaz Saray önünde kendisini karşılayan destekçilerini selamlamak için arabasından indi. Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından sosyal medya platformu X üzerinden yapılan bir paylaşımda, Şara ve Trump arasındaki görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkiler ve ‘bu ilişkileri güçlendirme ve geliştirme yolları ile ortak ilgi alanına giren bir dizi bölgesel ve uluslararası konunun’ ele alındığı belirtildi.

İnanılmaz dönüşüm

Trump'ın devlet başkanlarıyla yaptığı görüşmelerde izlenen olağan protokolün aksine, Şara ile yapılan görüşme basına kapalıydı. Ancak Suriye Cumhurbaşkanlığı, Trump'ın Oval Ofis'te Şara ile tokalaşırken çekilmiş fotoğraflarını yayınladı. Diğer fotoğraflarda ise Şara, ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance, Savunma Bakanı Pete Heggseth ve Genelkurmay Başkanı Dan Kane gibi ABD’li üst düzey yetkililerin katılımıyla Trump'ın karşısında otururken görülüyor.

xdft
Suriye haber ajansı SANA tarafından dağıtılan bir fotoğrafta, Şara, ABD’li ve Suriyeli üst düzey yetkililerin katılımıyla Trump'ın karşısında otururken görülüyor (AP)

Suriye'nin yeni liderliği, iktidara geldiğinden beri geçmişiyle bağlarını koparmaya ve sıradan Suriyelilere ve yabancı güçlere daha ılımlı bir imaj sunmaya çalışıyor. Uluslararası Kriz Grubu'nun (ICG) ABD Programı Direktörü Michael Wahid Hanna, Şara'nın Beyaz Saray ziyaretinin ‘katı çizgideki bir liderlikten küresel devlet adamlığına doğru olağanüstü dönüşümünde yeni bir adım atan ülkenin yeni lideri için son derece sembolik’ olduğunu söyledi.

Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı, ABD Başkanı ile ilk kez geçtiğimiz mayıs ayında Trump’ın bölge turu sırasında Suudi Arabistan'da bir araya geldi.

13 yıllık yıkıcı bir çatışmadan çıkan Suriye, Dünya Bankası'nın 216 milyar dolardan fazla olacağını tahmin ettiği yeniden inşa için finansman arıyor. Şara, Washington'a ulaştıktan sonra Uluslararası Para Fonu (IMF) Genel Müdürü Kristalina Georgieva ile yıllarca savaşa tanıklık eden Suriye'ye yardım etme olasılığını görüşmek üzere bir araya geldi. Ayrıca Suriyeliler tarafından kurulan kuruluşların temsilcileriyle de görüştü.

ABD Dışişleri Bakanlığı cuma günü Şara’yı küresel terörist yaptırım listesinden çıkardı. Bu beklenen bir karardı. Şara'nın Washington ziyareti, geçtiğimiz eylül ayında New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’ni ziyaret etmesinin ardından gerçekleşti. Şara, BM Genel Kurul toplantılarında konuşma yapan ilk Suriye cumhurbaşkanı oldu.

Bu arada Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Şara, Washington'ın düşmanlarına diplomatik açılımlar yaptı. Şara geçtiğimiz ekim ayında, Kremlin'in müttefiki Esed'in rejiminin düşmesinden bu yana ilk kez Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi.



Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
TT

Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu ifade etti. 

Frederiksen, New York Times'da (NYT) dün yayımlanan röportajında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme tehditlerinin "eski dünya düzeninin sona erdiğini gösterdiğini" söyledi. 

Berlin'deki Danimarka Büyükelçiliği'nde Amerikan gazetesinin sorularını yanıtlayan Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu vurgulayarak "Umarım ittifakımız sürer ama ne olacağını bilmiyorum" dedi. 

Frederiksen, Trump'ın NATO ve Avrupa'yla ilişkilerini tehlikeye atan açıklamalarının ardından Avrupa'nın Washington'dan bağımsızlığını artırmak için radikal adımlar atması gerektiğini belirtti.

Avrupa ülkelerinin 2030'a kadar askeri harcamalarını hızla artırıp kendi savunmalarının tüm sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak NYT'nin analizinde, bunun "en şahin Avrupa güvenlik uzmanlarının standartlarına göre bile olağanüstü iddialı bir zaman çizelgesi" olduğu yazılıyor. 

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği üsler de benzer bir statüye sahip. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü. 

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Diğer yandan Frederiksen, Grönland meselesinin Danimarka ve Avrupalı müttefikleri için "kırmızı çizgi" olduğunu yinelerken, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin Danimarka adına böyle bir konuyu müzakere etme yetkisi olmadığını vurguladı. 

NYT'nin irtibata geçtiği Avrupalı diplomatlar, Trump'ın Davos'taki açıklamalarının ardından NATO'nun Arktika'da Çin ve Rusya etkisini sınırlamak için kalıcı bir misyon oluşturmaya odaklandığını söylüyor. Frederiksen de bu yöndeki çalışmaları doğruladı. 

Ukrayna ve Grönland meselelerinin Avrupa için bir çıkar çatışması yaratmadığını savunan Danimarka lideri, sözlerini şöyle sonlandırdı: 

Ukrayna'daki savaşın Ukrayna'yla ilgili olduğuna hiç inanmadım, bu savaş Rusya'yla, Rusya'nın imparatorluk hayalleri ve bir noktada Avrupa'yla savaşa girmeye hazır olmasıyla ilgili. Grönland'daki duruma da aynı gözle bakmak gerekir. Bu Grönland'la değil, dünyadaki işleyişin nasıl değiştiğiyle ilgili.

Independent Türkçe, New York Times, Telegraph


ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

ABD istihbaratı, Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez'in Washington'la işbirliğini sürdürüp sürdürmeyeceğinden emin değil. 

Beyaz Saray, Rodriguez yönetiminin İran, Çin ve Rusya gibi yakın müttefikleriyle bağlarını koparmasını, bu ülkelerin diplomat ve danışmanlarını sınır dışı etmesini istiyor.

Rodriguez'in 5 Ocak'taki yemin törenine bu ülkelerden temsilciler de katılmıştı. Nicolas Maduro'nun devrilmesiyle Venezuela'nın başına geçici olarak getirilen lider, ABD'nin rakibi olan müttefikleriyle yollarını ayıracağına dair henüz bir açıklama yapmadı. 

İran, Venezuela'nın petrol rafinerilerini onarmasına yardım ederken, Çin ise ülkeye verdiği borcun geri ödemesini petrol satışlarıyla alıyordu. Rusya da Venezuela ordusuna füzeler de dahil birçok silah tedarik etti. 

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Ülkedeki petrol endüstrisiyle yakın bağlantılara sahip Rodriguez, siyasi mahkumları ABD'ye iade etme ve Washington'a 30 milyon ila 50 milyon varil petrol gönderme gibi kararlarla Beyaz Saray'ın taleplerini karşılamıştı. 

Diğer yandan pazar günü ülkenin doğusundaki Anzoategui'deki petrol işçilerine seslenen Rodriguez şu ifadeleri kullanmıştı:

Washington'ın Venezuela'daki siyasetçilere talimat vermesine son verilsin! Farklılıklarımızı ve iç gerilimlerimizi Venezuelalılar çözer. Dış müdahaleye son!

Kaynaklara göre Donald Trump yönetimi Rodriguez'in yerine şimdilik başka bir isim görmüyor. Ancak Washington yönetiminin, muhtemel bir yönetim değişikliğine karşı hazırlıklı olmak için Venezuela'daki üst düzey askeri ve güvenlik yetkilileriyle temas kurmaya başladığı aktarılıyor. 

Diğer yandan Maduro'nun ardından iktidara gelmesi beklenen Venezuelalı aktivist María Corina Machado'nun Trump yönetimi tarafından desteklenmemesi de gündem olmuştu.

Reuters'a konuşan kaynaklardan biri, Maduro yönetimine karşı muhalif tutumuyla tanınan Machado'nun Beyaz Saray'da uzun vadede ülkeyi yönetebilecek bir lider olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. 

CNN'in analizindeyse Trump'ın Karakas yönetimine baskı politikasını sürdürdüğü, CIA'in ülkedeki Amerikan varlığını kalıcı hale getirmek için çalışmalara başladığı belirtiliyor. 

Kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen kaynaklar, ABD'nin ülkede büyükelçilik açmadan önce CIA aracılığıyla faaliyet göstereceğini söylüyor. Bu sayede Venezuela hükümetindeki farklı kanatlarla, muhalefet figürleriyle ve tehdit oluşturabilecek üçüncü taraflarla "gayri resmi temaslar" kurulacağını ifade ediyor. 

Maduro rejiminin devrilmesinde de önemli rol oynayan CIA'in, Washington'ın İran, Rusya ve Çin'le ilgili endişelerini Karakas yönetimine aktaracağı belirtiliyor.

Kaynaklardan biri, istihbarat kurumunun faaliyetlerinin ABD'nin ülkedeki etkisini artırmayı hedeflediğini söyleyerek, "Bayrağı devlet diker, gerçek etkiyiyse CIA oluşturur" diyor. 

Independent Türkçe, Reuters, CNN


Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
TT

Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)

Sör Keir Starmer ve ekibi, bu haftaki Çin gezisinde casusluğa maruz kalmamak için Pekin'e "tek kullanımlık" telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarla gidecek.

Birleşik Krallık (BK) Başbakanı, Çin-Britanya ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla 5 günlük ziyaret için ülkeden ayrılırken, iş dünyası liderleri de ona eşlik ediyor.

Sör Keir ayrılmadan önce bakanlara, BK'nin son yıllarda "Çin'le ilişkilerinde altın çağdan buzul çağına geçtiğini" söyleyerek hükümetinin "stratejik ve tutarlı bir strateji" izleyeceğini iddia etti.

Öte yandan Theresa May'in 2018'deki ziyaretinden bu yana bir Britanya başbakanının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olan bu gezi, güvenlik riskleriyle ilgili endişelere de yol açtı.

The Times'a göre başbakan ve ekibi, tüm hükümet ekipmanlarını BK'de bırakarak bu tür riskleri azaltmaya çalışacak.

Bunun yerine ev sahiplerinin casusluk faaliyetlerine maruz kalmalarını önlemek için yanlarına tek kullanımlık telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar alacaklar. Diğer yetkililere de kişisel cihazlarını getirmemeleri söylendi.

Başbakanın resmi sözcüsü seyahat öncesinde gazetecilere, telefonunun Çinliler tarafından dinlenmediğinden Sör Keir'ın emin olduğunu ve 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -ed.n.) "sağlam iletişim güvenlik önlemleri aldığını" açıkladı.

Bu önlemler, bildirildiği üzere dönemin BK Başbakanı Gordon Brown'ın bir yardımcısının, 2008'de Çin'e yaptığı gezide "seks tuzağı" olduğundan şüphelenilen bir operasyonun kurbanı olması sonucu telefonunun çalınmasından sonra alındı.

Sör Keir ayrılmadan önceki kabine toplantısında, ziyarette "önemli iş fırsatları"nın masada olduğunu söylemiş ancak BK'nin ulusal güvenliğinin korunmasının "tartışmaya kapalı" kalacağını vurgulamıştı.

Bu geziye çıkma kararını savunur nitelikte konuşan başbakan, BK'nin Çin'le ilişki kurmayarak "fırsatları kaçırdığını" dile getirmişti.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Çin'i üç kez ziyaret ettiğini, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da yakında ziyaret edeceğini belirtmişti.

Londra'da yeni bir Çin büyükelçiliğinin onaylanmasının ardından gerçekleşen gezide Sör Keir, Çin'in casusluk faaliyetleri de dahil birkaç zorlu konuyu Çin lideri Şi Cinping'le görüşmesinde gündeme getirmesi yönünde ülkesinden baskı görecek.

Başbakan ayrıca Uygur azınlığın maruz kaldığı muamele ve Hong Konglu bir demokrasi savunucusu olan Britanya vatandaşı Jimmy Lai'nin tutukluluğu konusunu gündeme getirmesi için çağrılarla karşı karşıya.

78 yaşındaki Lai, Hong Kong'un yeni ulusal güvenlik yasası uyarınca 2020'de gözaltına alındığından bu yana, büyük bir kısmı tek kişilik hücrede olmak üzere 5 yıldan uzun süredir hapiste.

BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper geçen ay isyan ve komplo suçlamalarından hüküm giyen Lai'nin "derhal serbest bırakılmasını" talep etmiş, Çin büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmıştı.

Independent Türkçe