Abdulati ilişkileri güçlendirmek için Türkiye'de... Gazze gündemin başında

Erdoğan'ın gelecek yıl Mısır'a yapacağı ziyaret de gündem maddeleri arasında yer alıyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Abdulati ilişkileri güçlendirmek için Türkiye'de... Gazze gündemin başında

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ikili iş birliğini güçlendirmeye ve ilişkilerdeki olumlu gelişmeleri vurgulamaya odaklanan bir ziyaret kapsamında Ankara’ya geldi. Ziyaretin gündeminde, özellikle Gazze dosyasıyla ilgili bölgesel meseleler öne çıktı; bu konular, ikili görüşmelerin ve istişare oturumlarının merkezinde yer aldı.

Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen, söz konusu ziyaretin, gelecek yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire’ye planlanan ziyareti için bir hazırlık niteliğinde olduğunu belirtti. Şen’e göre, uzmanların da ifade ettiği gibi, bu ziyaret stratejik öneme sahip. Bir yandan ilişkilerin yeni bir ortaklık düzeyine (özellikle ekonomik alanda) taşınması hedeflenirken; diğer yandan ziyaretin, 10 Ekim 2024’te Mısır, Türkiye, ABD ve Katar arabuluculuğunda imzalanan Gazze Anlaşması’nın çökme ihtimaline dair endişelerin arttığı hassas bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekiyor. Bu bağlamda, Kahire ile Ankara’nın ateşkesi güçlendirmek için daha etkin bir rol oynayabileceği yönünde beklentiler dile getiriliyor.

Abdulati dün Ankara’ya ulaştı. Ziyaretin amacı, Mısır ile Türkiye arasındaki ikili ilişkileri güçlendirme yollarını ele almak ve ortak öneme sahip bölgesel ve uluslararası konularda istişarelerde bulunmak olarak açıklandı. Abdulati, Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile birlikte, iki ülkenin dışişleri bakanlıkları arasında kurulan Ortak Planlama Grubu’nun toplantısına başkanlık etti. Bu toplantının hedefi, iki ülke liderleri arasında varılan mutabakatların uygulanmasını takip etmek ve siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda iş birliği mekanizmalarını geliştirmek olarak belirtildi.

Abdulati, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) merkezinde yaptığı konuşmada, ‘iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin şu anda benzeri görülmemiş bir ivme kazandığını’ söyledi. Ayrıca, ‘iki ülkenin iş dünyasının, cumhurbaşkanları Abdulfettah Sisi ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından belirlenen hedefe ulaşmada önemli bir rol oynayabileceğini’ vurguladı. Bu hedef, ticaret hacmini 2024’teki 8 milyar dolardan, önümüzdeki beş yıl içinde 15 milyar dolara çıkarmak olarak açıklandı.

Abdulati, ekonomik iş birliği alanında kaydedilen somut ilerlemeleri ve 11–12 Kasım tarihlerinde Ankara’da, iki ülkenin dışişleri bakanlarının başkanlığında gerçekleştirilen Ortak Planlama Grubu toplantısının sonuçlarını değerlendirdi. Toplantıda, 2026 yılında iki ülke cumhurbaşkanlarının başkanlığında yapılması planlanan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısına hazırlık süreci ele alındı.

Mısır Dışişleri Bakanı ve Türk mevkidaşı, görüşmeleri sırasında iki ülke liderlerinin ikili iş birliğini her alanda güçlendirme ve son iki yılda elde edilen ivmeyi daha da ileriye taşıma konusundaki kararlılıklarını yinelediler.

Abdulati ayrıca, iki ülke dışişleri bakanlarının eş başkanlığında Ankara’da düzenlenen Ortak Planlama Grubu toplantısının önemine dikkat çekti. Bu toplantının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2026 yılında Kahire’ye gerçekleştirmesi planlanan ziyarete hazırlık niteliğinde olduğunu ve bu ziyaret kapsamında bir iş forumu düzenlenmesinin öngörüldüğünü belirtti.

dfr
4 Eylül 2024 tarihinde Ankara'da düzenlenen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının ardından Erdoğan ve Sisi el sıkışıyor. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Demokrasi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve bölgesel ilişkiler araştırmacısı Kerem Said, Mısır Dışişleri Bakanı’nın ziyaretinin son derece önemli olduğunu belirterek, bu ziyaretin çok sayıda alanda ikili ilişkileri genişletmeyi hedeflediğini ve özellikle ekonomik alanda daha fazla Mısır-Türkiye koordinasyonunun önünü açabileceğini söyledi.

Ankara’nın Kahire Büyükelçisi ise salı günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Büyükelçi, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin Kasım 2022’den itibaren ivme kazandığını, 2023 yılının ortasında büyükelçilerin yeniden atanmasıyla ilişkilerin kısa sürede normal seyrine döndüğünü belirtti.

Büyükelçiye göre, bu sürecin en somut göstergesi, Şubat 2024’te iki cumhurbaşkanının başkanlığında kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oldu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı yılın şubat ayında gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, Eylül 2024’te Ankara’ya resmi bir ziyarette bulundu.

Söz konusu ziyaret vesilesiyle Ankara’da düzenlenen ilk Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında 17 anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalar, yeni dönemde Türkiye ile Mısır arasındaki iş birliğinin genel çerçevesini belirledi.

Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi ayrıca, ikinci Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının 2026 yılının ilk yarısında yapılmasının planlandığını, bu toplantıya iki liderin yeniden başkanlık edeceğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu vesileyle Kahire’yi ziyaret etmesinin beklendiğini söyledi. Büyükelçi, tüm bu ziyaretlerin ve konseyin kurulmasının, iki ülke arasında ‘gerçek bir stratejik iş birliği sürecinin başlangıcını ve kapsamlı ilişkilerin güçlendirilmesini’ temsil ettiğini vurguladı.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Taha Avdeoğlu ise, ‘bu ziyaretin protokol düzeyinde değil, stratejik nitelikte olduğunu’ belirtti. Görüşmelerin öncelikli gündeminin ekonomik konular ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelecek yıl Kahire’ye yapması planlanan ziyaretin hazırlıkları olduğunu ifade eden Avdeoğlu, ziyaretin ikili ve bölgesel birçok meselede netleşme sağlayacağını söyledi.

Bölgesel dosyalar da Mısır Dışişleri Bakanı’nın Ankara temaslarında gündemdeydi. Abdulati, Mısır’ın Türkiye, Katar ve ABD ile iş birliği içinde yürüttüğü çabalar sonucu varılan Şarm eş-Şeyh Barış Anlaşması’na değindi. Bakan, bu iş birliğini, Mısır-Türkiye ortaklığının bölgesel krizlerin çözümünde sunabileceği olumlu katkının bir örneği olarak nitelendirdi.

dfrgt
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Şarm eş-Şeyh Barış Anlaşması'nın pekiştirilmesinin önemini vurguladılar. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati, Kahire’nin Afrika’da kalkınma ve güvenliğin desteklenmesi çerçevesinde Türkiye ile ikili iş birliğini güçlendirmeye hazır olduğunu vurguladı. Öte yandan Kahire el-İhbariyye televizyonu dün, Mısır ve Türkiye’nin Gazze Anlaşması’nın bir sonraki aşamalarını görüşmek üzere girişimlerde bulunduğunu duyurdu, ancak daha fazla detay paylaşılmadı.

Fidan ve Abdulati, Gazze Şeridi, Libya, Suriye ve Sudan’daki gelişmeleri ele aldı. İki taraf, Şarm eş-Şeyh Barış Anlaşması’nın kalıcı hâle getirilmesinin önemine ve bir sonraki aşamaya geçilmesi gerekliliğine dikkat çekti. Bu bilgiler, Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlandı.

Kerem Said, bu ziyaretin ‘hassas bir dönemde gerçekleştiğini’ ve Gazze Anlaşması’nın uygulanmasında bir yavaşlama olduğu, ABD’nin Gazze Şeridi’ni yeniden bölmeye yönelik girişimlerde bulunduğu ve bunun İsrail’in talepleriyle bağlantılı olduğu tartışmalarının sürdüğünü belirtti. Said, ziyaretin Gazze dosyasında daha fazla koordinasyon sağlama olasılığını güçlendirdiğini, ayrıca Afrika’nın derinliklerindeki karmaşık gerilimler ve özellikle Sudan’daki kriz nedeniyle Mısır ile Türkiye arasında ortak bir koordinasyon fırsatı açtığını ifade etti.

Taha Avdeoğlu da benzer görüşü paylaştı ve Abdulati’nin ziyaretinin ‘Mısır-Türkiye koordinasyonunun gerektirdiği birçok meselede netlik sağlayacağını’ vurguladı. Avdeoğlu, Filistin dosyasının ziyaret boyunca özellikle öne çıkacağını, İsrail’in ihlalleri ve Mısır ile Türkiye’nin anlaşmanın çökmesinden duyduğu endişe bağlamında bu konunun önem kazandığını belirtti.



Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
TT

Lahbib: İsrail'in Gazze'de uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planları, yardımların engellenmesi anlamına geliyor

İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)
İnsani yardım malzemesi yüklü tırlar Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan Gazze Şeridi'ne giriyor. (DPA)

Avrupa Komisyonu Eşitlik, Hazırlık ve Kriz Yönetimi Komiseri Hadja Lahbib bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in Gazze Şeridi’nde uluslararası insani yardım kuruluşlarını yasaklama planlarının, hayat kurtaran yardımların bölgeye ulaşmasını engelleyeceğini belirtti.

Lahbib, X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Avrupa Birliği’nin (AB) tutumunun net olduğunu vurgulayarak, “Sivil toplum kuruluşlarının mevcut haliyle kayıt altına alınması yasasının uygulanması mümkün değil” dedi.

Lahbib, insani yardımların önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı ve “Uluslararası insancıl hukuk, herhangi bir belirsizliğe yer bırakmıyor; yardımlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalı” ifadesini kullandı.

İsrail medyası, hükümetin dün yaptığı açıklamaya dayanarak, Sınır Tanımayan Doktorlar, ActionAid ve Oxfam gibi onlarca insani yardım örgütünün lisanslarının iptal edileceğini ve bunların ‘terörle bağlantılı’ olduğu gerekçesiyle kapatılabileceğini duyurmuştu.

Bazı uluslararası yardım kuruluşları, kayıtlarının iptal edilmesi riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Eğer 31 Aralık’a kadar İsrail makamlarının belirlediği yeni kriterlere uyum sağlamazlarsa, 60 gün içinde faaliyetlerini durdurmak veya Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki çalışmalarına kısıtlama getirmek zorunda kalabilirler.


Süveyda’da el bombası patladı: 1 ölü, 2 yaralı

Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
TT

Süveyda’da el bombası patladı: 1 ölü, 2 yaralı

Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)
Geçen temmuz ayında Süveyda’daki çatışmalar nedeniyle yükselen duman (Arşiv – DPA)

Şarku’l Avsat Suriye devlet televizyonu El-İhbariyye'den aktardığı habere göre bugün (Çarşamba) Süveyda kentinde meydana gelen el bombası patlamasında bir kişi hayatını kaybetti, iki kişi yaralandı.


Sinvar'a yakınlığı bulunan ve serbest bırakılan bir mahkum, Gazze'deki Hamas içinde bir isyana öncülük ediyor ve bu durum bazı Hamas liderlerini öfkelendiriyor

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
TT

Sinvar'a yakınlığı bulunan ve serbest bırakılan bir mahkum, Gazze'deki Hamas içinde bir isyana öncülük ediyor ve bu durum bazı Hamas liderlerini öfkelendiriyor

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)

Gazze Şeridi'ndeki Hamas hareketi, iki yıl süren İsrail savaşı sırasında liderlerinin suikastlara kurban gitmesinin ardından bir dizi liderlik değişikliği yaşıyor. Bu durum, hareketin eski lideri olan ve Ekim 2024'te Refah'ta İsrail güçleriyle çıkan çatışmalarda beklenmedik bir şekilde öldürülen Yahya Sinvar'a yakın kişilerin daha fazla öne çıkmasına neden oldu.

Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas kaynaklarına göre, serbest bırakılan mahkum Ali el-Amudi, siyasi büro üyesi ve savaş öncesinde hareketin medya departmanından sorumlu olan serbest bırakılan mahkum Ali el-Amudi, kendisi ve Sinvar'a yakın bir dizi kişinin Gazze Şeridi'ndeki hareketi yönetmekle görevlendirilmesinin ardından, Gazze Şeridi'ndeki siyasi bürosunun başına geçti. Bu kişilerin çoğu, Şeridin güneyindeki Han Yunus'ta yaşıyor.

Hamas lideri Yahya Sinvar ve İsmail Haniye'in 2017'de Gazze'de çekilmiş fotoğrafı (Arşiv- Reuters)Hamas lideri Yahya Sinvar ve İsmail Haniye'in 2017'de Gazze'de çekilmiş fotoğrafı (Arşiv- Reuters)

2011 Gilad Şalit esir takasıyla serbest bırakılan eski bir mahkum olan el-Amudi, Gazze Şeridi yönetiminin merkez figürü haline geldi. İsrail hapishanelerinde kaldıkları süre boyunca ve serbest bırakıldıktan sonra Sinvar'a çok yakındı ve sık sık toplantılarına ve diğer etkinliklerine eşlik etti.

Bazı kaynaklar, Gazze Şeridi'nde siyasi büro için gerçek bir seçim yapılmadığını, bunun yerine sürecin atama, onaylama ve istişare yoluyla yürütüldüğünü söylüyor.

Bazı kaynaklar operasyonun “iç yönetmelikleri ihlal ederek” gerçekleştirildiğini söylerken, diğerleri amacın “iç eksiklikleri gidermek” olduğunu ve “seçilenlerin hepsinin Tevfik Ebu Naim, Salah Ebu Şarik ve diğerleri gibi Sinvar'a yakın kişiler olduğunu” açıkladı.

Kaynaklar, el-Amudi'nin şu anda Gazze'deki Hamas içinde “devrim” olarak nitelendirilebilecek bir harekete öncülük ettiğini söylüyor. Özellikle İsrail saldırılarında yaralanan ilçe idari organlarının başındaki bazı yerel liderleri görevden aldı ve yerlerine atamalar yaptı. Savaş sırasında sorumluluklarının bir kısmından vazgeçen diğer kişiler için de aynı şeyi yaptı. Suikasta uğrayan, başka nedenlerle görevden alınan veya farklı görevlere atanan eski liderlerin yerine geçecek kişileri aramaya devam ediyor.

Bazı kaynaklara göre, bu adımlar Gazze Şeridi içindeki yerel Hamas liderlerinin yanı sıra yurtdışındaki liderler arasında da öfkeye yol açtı. Şeridin dışındaki siyasi büro üyelerinden bazıları yerel liderlere, "Olanlar kabul edilemez ve iç hukuka aykırıdır; önümüzdeki günlerde hareketin liderinin seçilmesini beklemeliyiz ki, bir yıl sonra yapılacak genel seçimlere kadar bazı bölgelerin liderliğindeki boşlukların geçici olarak doldurulması konusunda bir anlaşmaya varılabilsin" şeklinde bilgi verdi.

İzzeddin el-Haddad (Fotoğraf el-Kassam tarafından yayınlandı)İzzeddin el-Haddad (Fotoğraf el-Kassam tarafından yayınlandı)

Kaynaklar, Gazze Şeridi'ndeki Hamas içinde siyasi düzeyde hüküm süren "kaosun" aksine, askeri kanadında istikrarlı bir durumun söz konusu olduğunu ve yeniden yapılanmanın sorunsuz ve sistematik bir şekilde devam ettiğini belirtiyor. İzzeddin Kassam Tugayları'nın yeni Genelkurmay Başkanı İzzeddin Haddad'ın savaş sırasında suikasta kurban giden veya öldürülenlerin yerine yeni atamalar yapmak üzere bir dizi toplantı düzenlediğini ve çeşitli kararlar aldığını ifade ediyorlar. Ayrıca, tüm taraflarla sürekli iletişim kurarak siyasi düzeydeki farklılıkların veya anlaşmazlıkların üstesinden gelmeye ve böylece her düzeyde istikrarı sağlamaya çalışıyor.

Kaynaklara göre Haddad, bazı bölgelerdeki tugay komutanları da dahil olmak üzere çeşitli liderlik pozisyonlarındaki boşlukları doldurmak için çalışırken, asıl komutanlarının suikast sonucu öldürülmesinin ardından bu tugayları yönetmek üzere atanmış diğer kişileri de görevde tutuyor.

Savaş sırasında İsrail, Gazze Şeridi'ndeki (Kuzey, Merkez, Han Yunus ve Refah) tugay komutanlarının çoğunu, İzzeddin Haddad'ın komuta ettiği Gazze Şehri Tugayı hariç, suikast sonucu öldürdü. Yerine Muhanned Receb atandı.

Savaş sırasında İsrail, Gazze Şeridi'ndeki (Kuzey, Merkez, Han Yunus ve Refah) tugay komutanlarının çoğunu suikastla öldürdü. Bunun istisnası, Muhannad Receb'ın yerine geçen İzzeddin el-Haddad'ın komutasındaki “Gazze Şehri Tugayı”ydı.

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv-Reuters)Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv-Reuters)

Çeşitli kanatları ve kademeleriyle Hamas, İsrail'in çeşitli kaynaklarını hedef alması sonucu mali krizden muzdarip olmuş durumda. Bununla birlikte, savaş sırasında veya sonrasında, farklı oranlarda ve zamanlarda da olsa, maaş ve ödenekleri tamamen kesmedi.

Gerçekte Hamas, 7 Ekim 2023 saldırısının ardından, 1987'deki kuruluşundan bu yana eşi benzeri görülmemiş son derece karmaşık bir dönemle karşı karşıya. Hareketin gözlemcilerine göre, Gazze Şeridi'ne sınır komşusu İsrail tesislerine ve kasabalarına yönelik saldırılarla başlayan bu saldırı, İsrail'i uzun süreli bir savaşa sürükledi.

Yazar ve siyasi analist Mustafa İbrahim, hareketin “askeri yenilginin, örgütsel tükenmişliğin, siyasi karmaşanın ve geleceği ile rolü hakkındaki varoluşsal kaygının iç içe geçtiği bir aşamaya girdiği” değerlendirmesinde bulunuyor.

İbrahim, İsrail savaşının, Hamas'ın siyasi büro üyelerinin ve Gazze Şeridi'ni yıllarca yöneten idari komitelerin başkanlarının çoğunu kaybetmesinin ardından, liderlik ve karar alma yapısını vurduğunu açıkladı. Bu durum, doldurulması kolay olmayan derin bir liderlik boşluğu yarattı ve hareket içinde geleceği ve bir sonraki aşama hakkında anlaşmazlıkları ortaya çıkardı: Bu bir yönetim aşaması mı, örgütsel hayatta kalma aşaması mı yoksa sadece uzun süreli bir krizi yönetme aşaması mı olacak?

Hamas'tan birkaç kaynak Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: "İşlerin iyi ve sorunsuz gittiğini söylemek mümkün değil. Birçok zorluk var ve yaşananlar, hiçbir şey bırakmayan ve hareketin liderlerinin çoğunun suikastına neden olan yıkıcı bir savaşın ışığında normal. Geniş bir liderliğe ve Filistin içinde ve dışında geniş bir halk tabanına sahip bir hareket için liderlik boşluğu normaldir ve bir yıl sonra kapsamlı seçimler yapılana kadar mevcut farklılıklar da normaldir."