Abdulati ilişkileri güçlendirmek için Türkiye'de... Gazze gündemin başında

Erdoğan'ın gelecek yıl Mısır'a yapacağı ziyaret de gündem maddeleri arasında yer alıyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Abdulati ilişkileri güçlendirmek için Türkiye'de... Gazze gündemin başında

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ikili iş birliğini güçlendirmeye ve ilişkilerdeki olumlu gelişmeleri vurgulamaya odaklanan bir ziyaret kapsamında Ankara’ya geldi. Ziyaretin gündeminde, özellikle Gazze dosyasıyla ilgili bölgesel meseleler öne çıktı; bu konular, ikili görüşmelerin ve istişare oturumlarının merkezinde yer aldı.

Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Salih Mutlu Şen, söz konusu ziyaretin, gelecek yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire’ye planlanan ziyareti için bir hazırlık niteliğinde olduğunu belirtti. Şen’e göre, uzmanların da ifade ettiği gibi, bu ziyaret stratejik öneme sahip. Bir yandan ilişkilerin yeni bir ortaklık düzeyine (özellikle ekonomik alanda) taşınması hedeflenirken; diğer yandan ziyaretin, 10 Ekim 2024’te Mısır, Türkiye, ABD ve Katar arabuluculuğunda imzalanan Gazze Anlaşması’nın çökme ihtimaline dair endişelerin arttığı hassas bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekiyor. Bu bağlamda, Kahire ile Ankara’nın ateşkesi güçlendirmek için daha etkin bir rol oynayabileceği yönünde beklentiler dile getiriliyor.

Abdulati dün Ankara’ya ulaştı. Ziyaretin amacı, Mısır ile Türkiye arasındaki ikili ilişkileri güçlendirme yollarını ele almak ve ortak öneme sahip bölgesel ve uluslararası konularda istişarelerde bulunmak olarak açıklandı. Abdulati, Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile birlikte, iki ülkenin dışişleri bakanlıkları arasında kurulan Ortak Planlama Grubu’nun toplantısına başkanlık etti. Bu toplantının hedefi, iki ülke liderleri arasında varılan mutabakatların uygulanmasını takip etmek ve siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda iş birliği mekanizmalarını geliştirmek olarak belirtildi.

Abdulati, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) merkezinde yaptığı konuşmada, ‘iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin şu anda benzeri görülmemiş bir ivme kazandığını’ söyledi. Ayrıca, ‘iki ülkenin iş dünyasının, cumhurbaşkanları Abdulfettah Sisi ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından belirlenen hedefe ulaşmada önemli bir rol oynayabileceğini’ vurguladı. Bu hedef, ticaret hacmini 2024’teki 8 milyar dolardan, önümüzdeki beş yıl içinde 15 milyar dolara çıkarmak olarak açıklandı.

Abdulati, ekonomik iş birliği alanında kaydedilen somut ilerlemeleri ve 11–12 Kasım tarihlerinde Ankara’da, iki ülkenin dışişleri bakanlarının başkanlığında gerçekleştirilen Ortak Planlama Grubu toplantısının sonuçlarını değerlendirdi. Toplantıda, 2026 yılında iki ülke cumhurbaşkanlarının başkanlığında yapılması planlanan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısına hazırlık süreci ele alındı.

Mısır Dışişleri Bakanı ve Türk mevkidaşı, görüşmeleri sırasında iki ülke liderlerinin ikili iş birliğini her alanda güçlendirme ve son iki yılda elde edilen ivmeyi daha da ileriye taşıma konusundaki kararlılıklarını yinelediler.

Abdulati ayrıca, iki ülke dışişleri bakanlarının eş başkanlığında Ankara’da düzenlenen Ortak Planlama Grubu toplantısının önemine dikkat çekti. Bu toplantının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2026 yılında Kahire’ye gerçekleştirmesi planlanan ziyarete hazırlık niteliğinde olduğunu ve bu ziyaret kapsamında bir iş forumu düzenlenmesinin öngörüldüğünü belirtti.

dfr
4 Eylül 2024 tarihinde Ankara'da düzenlenen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının ardından Erdoğan ve Sisi el sıkışıyor. (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Demokrasi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısı ve bölgesel ilişkiler araştırmacısı Kerem Said, Mısır Dışişleri Bakanı’nın ziyaretinin son derece önemli olduğunu belirterek, bu ziyaretin çok sayıda alanda ikili ilişkileri genişletmeyi hedeflediğini ve özellikle ekonomik alanda daha fazla Mısır-Türkiye koordinasyonunun önünü açabileceğini söyledi.

Ankara’nın Kahire Büyükelçisi ise salı günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Mısır ile ilişkilerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Büyükelçi, iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin Kasım 2022’den itibaren ivme kazandığını, 2023 yılının ortasında büyükelçilerin yeniden atanmasıyla ilişkilerin kısa sürede normal seyrine döndüğünü belirtti.

Büyükelçiye göre, bu sürecin en somut göstergesi, Şubat 2024’te iki cumhurbaşkanının başkanlığında kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oldu. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aynı yılın şubat ayında gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, Eylül 2024’te Ankara’ya resmi bir ziyarette bulundu.

Söz konusu ziyaret vesilesiyle Ankara’da düzenlenen ilk Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısında 17 anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalar, yeni dönemde Türkiye ile Mısır arasındaki iş birliğinin genel çerçevesini belirledi.

Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi ayrıca, ikinci Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının 2026 yılının ilk yarısında yapılmasının planlandığını, bu toplantıya iki liderin yeniden başkanlık edeceğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu vesileyle Kahire’yi ziyaret etmesinin beklendiğini söyledi. Büyükelçi, tüm bu ziyaretlerin ve konseyin kurulmasının, iki ülke arasında ‘gerçek bir stratejik iş birliği sürecinin başlangıcını ve kapsamlı ilişkilerin güçlendirilmesini’ temsil ettiğini vurguladı.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Taha Avdeoğlu ise, ‘bu ziyaretin protokol düzeyinde değil, stratejik nitelikte olduğunu’ belirtti. Görüşmelerin öncelikli gündeminin ekonomik konular ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelecek yıl Kahire’ye yapması planlanan ziyaretin hazırlıkları olduğunu ifade eden Avdeoğlu, ziyaretin ikili ve bölgesel birçok meselede netleşme sağlayacağını söyledi.

Bölgesel dosyalar da Mısır Dışişleri Bakanı’nın Ankara temaslarında gündemdeydi. Abdulati, Mısır’ın Türkiye, Katar ve ABD ile iş birliği içinde yürüttüğü çabalar sonucu varılan Şarm eş-Şeyh Barış Anlaşması’na değindi. Bakan, bu iş birliğini, Mısır-Türkiye ortaklığının bölgesel krizlerin çözümünde sunabileceği olumlu katkının bir örneği olarak nitelendirdi.

dfrgt
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Şarm eş-Şeyh Barış Anlaşması'nın pekiştirilmesinin önemini vurguladılar. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati, Kahire’nin Afrika’da kalkınma ve güvenliğin desteklenmesi çerçevesinde Türkiye ile ikili iş birliğini güçlendirmeye hazır olduğunu vurguladı. Öte yandan Kahire el-İhbariyye televizyonu dün, Mısır ve Türkiye’nin Gazze Anlaşması’nın bir sonraki aşamalarını görüşmek üzere girişimlerde bulunduğunu duyurdu, ancak daha fazla detay paylaşılmadı.

Fidan ve Abdulati, Gazze Şeridi, Libya, Suriye ve Sudan’daki gelişmeleri ele aldı. İki taraf, Şarm eş-Şeyh Barış Anlaşması’nın kalıcı hâle getirilmesinin önemine ve bir sonraki aşamaya geçilmesi gerekliliğine dikkat çekti. Bu bilgiler, Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlandı.

Kerem Said, bu ziyaretin ‘hassas bir dönemde gerçekleştiğini’ ve Gazze Anlaşması’nın uygulanmasında bir yavaşlama olduğu, ABD’nin Gazze Şeridi’ni yeniden bölmeye yönelik girişimlerde bulunduğu ve bunun İsrail’in talepleriyle bağlantılı olduğu tartışmalarının sürdüğünü belirtti. Said, ziyaretin Gazze dosyasında daha fazla koordinasyon sağlama olasılığını güçlendirdiğini, ayrıca Afrika’nın derinliklerindeki karmaşık gerilimler ve özellikle Sudan’daki kriz nedeniyle Mısır ile Türkiye arasında ortak bir koordinasyon fırsatı açtığını ifade etti.

Taha Avdeoğlu da benzer görüşü paylaştı ve Abdulati’nin ziyaretinin ‘Mısır-Türkiye koordinasyonunun gerektirdiği birçok meselede netlik sağlayacağını’ vurguladı. Avdeoğlu, Filistin dosyasının ziyaret boyunca özellikle öne çıkacağını, İsrail’in ihlalleri ve Mısır ile Türkiye’nin anlaşmanın çökmesinden duyduğu endişe bağlamında bu konunun önem kazandığını belirtti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.