ABD ve Çin orduları, ‘soğuk savaş’ ortamında tasfiye ve modernizasyon sürecinden geçiyor

Şi füze ve nükleer yeteneklerini genişletiyor... Trump ise Pentagon'da köklü değişiklikler yapıyor

ABD Savunma Bakanı Pete Hueseth, Maryland eyaletinin Landover kentinde düzenlenen bir Amerikan futbolu maçı sırasında Başkan Donald Trump'ı alkışlıyor. (AFP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hueseth, Maryland eyaletinin Landover kentinde düzenlenen bir Amerikan futbolu maçı sırasında Başkan Donald Trump'ı alkışlıyor. (AFP)
TT

ABD ve Çin orduları, ‘soğuk savaş’ ortamında tasfiye ve modernizasyon sürecinden geçiyor

ABD Savunma Bakanı Pete Hueseth, Maryland eyaletinin Landover kentinde düzenlenen bir Amerikan futbolu maçı sırasında Başkan Donald Trump'ı alkışlıyor. (AFP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hueseth, Maryland eyaletinin Landover kentinde düzenlenen bir Amerikan futbolu maçı sırasında Başkan Donald Trump'ı alkışlıyor. (AFP)

Son dönemde ABD ile Çin arasındaki soğuk savaşın kapsamının genişlediğine dair işaretler arttı. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer denemelere geri dönülmesi yönündeki çağrıları ve Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) orduda büyük değişiklikler yapmaya yönelik adımlarıyla eş zamanlı gerçekleşiyor. Aynı zamanda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in ülkesinin nükleer kapasitesini genişletme ve ülkedeki askeri liderler arasında bir tasfiye kampanyası yürütme yönünde aldığı kararlar da bu tabloya eşlik ediyor.

Trump yönetiminin attığı adımlar, ABD’nin yapay zekâ alanlarında Çin’in çok ilerisinde olmasına rağmen, teknoloji alanında giderek şiddetlenen rekabetle aynı döneme denk geldi. Son dönemde Çin’deki çeşitli sektör ve kurumların sıkıntı yaşadığına dair işaretler belirginleşiyor. Bunlar arasında askeri amaçlarla kullanılabilecek birçok sektör de bulunuyor. Bu durum, ABD’nin Çin’e gelişmiş elektronik çipler ve Amerikan yapımı yarı iletkenlerin ihracatına giderek daha fazla kısıtlama getirmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.

df
Çin'in güneyinde bulunan Guangzhou kentindeki bir fabrikada elektrikli uçan arabaların montaj hattında çalışan işçiler (AFP)

Siyasetçilerin orduya müdahalesine dair artan endişelere rağmen, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Trump’ın ikinci başkanlık döneminin başından bu yana attığı adımlarla, ‘ABD’nin kalıcı askeri üstünlüğü kuralı’ olarak adlandırdığı şeyi pekiştirmeye çalışıyor. Bu adımlar kapsamında, en az 20 general ve amiralin hiçbir gerekçe belirtilmeden görevden alınması veya etkisizleştirilmesi yer aldı. Ayrıca, daha önce eski Genelkurmay Başkanı Mark Milley ile çalışmış olmaları nedeniyle, en az 4 üst düzey subayın terfileri ertelendi veya iptal edildi. Trump’ın Milley’i defalarca sadakatsizlikle suçladığı biliniyor. Bu subaylar arasında, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Komutan Yardımcısı olması beklenen General James Patrick Work de bulunuyor.

Hegseth, Deniz Özel Harp Komutanlığı Direktörü Amiral Milton Sands’i, bu birliklerde kadın eğitmenlerin bulunmasını desteklediği için görevden aldı. Güney Komutanı Amiral Alvin Holsey de Karayip Denizi üzerinden uyuşturucu kaçırmakla suçlanan teknelere yönelik saldırılar hakkında soru işaretleri dile getirmesinin ardından istifa etti. Hava Kuvvetleri’ne bağlı istihbarat subayı General Jeffrey Kruse ise Başkan Trump’ın Haziran ayında gerçekleştirilen ABD hava saldırılarının İran’ın nükleer programını ‘kökten yok ettiğine’ dair iddialarını sorguladıktan sonra görevinden ayrılmaya zorlandı.

Çin ile benzerlik

CIA’de daha önce görev yapmış Demokrat senatör Elissa Slotkin, Hegseth’in hamlelerini ‘Çin’de olanlara benzer bir tasfiye’ olarak nitelendirdi.

Bununla birlikte, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Halk Kurtuluş Ordusu içinde yürüttüğü tasfiye operasyonları çok daha derin görünüyor. Şi, Çin’in nükleer kuvvetlerini denetleyen birim olan Roket Kuvvetleri’nde büyük bir değişime giderek bu birimi adeta sarstı. Bu kuvvet, Şi’nin 2049 yılına kadar ‘dünya standartlarında bir ordu’ kurma hedefinin temel parçalarından biri olarak görülüyor. Birçok üst düzey komutan ortadan kayboldu, bazıları hapse atıldı. Bu adımlar, Şi’nin tarihten çıkardığı bir dersten kaynaklanıyor: “Komünist Parti, yalnızca ordu hiçbir sorgu sual olmadan tek bir lidere itaat ettiğinde ayakta kalır.”

frg
Çin Savunma Bakanlığı'nın, Mayıs 2024'te gizli bir yerde yapılan denemeler sırasında üçüncü uçak gemisi Fujian'ı gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (AFP)

Şi, iktidarının başında, Sovyetler Birliği'nin çöküşünün nedeninin partinin ordunun kontrolünü kaybetmesi ve liderlik edecek ‘gerçek bir ismin’ ortaya çıkmaması olduğunu söyledi.

Batı nüfuzu

ABD ile yaşanan Soğuk Savaş benzeri gerginlik ortamında, Şi’nin gerçekleştirdiği askeri tasfiyelerin, hem içeride hem de dışarıda en kötü senaryolara hazırlanma isteğini yansıttığı düşünülüyor. Bu senaryolardan biri de, Pekin’in egemenlik iddiasında bulunduğu, özerk yönetime sahip Tayvan’la ilgili olarak, ABD’ye karşı bir savaş ihtiyacı olabilir.

ty6
Güney Kore'nin Busan kentindeki bir deniz üssünde bulunan USS George Washington uçak gemisi (EPA)

Washington DC'deki Amerikan Üniversitesi'nde doçent olan Joseph Torigian, Şi’nin maddeciliğin ve yolsuzluğun ordunun düşmanları yenme kabiliyetine doğrudan bir tehdit oluşturduğuna inandığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığına göre Torigian şöyle dedi: “Şi’nin görüşüne göre bu durum, ordu mensuplarını Batı nüfuzuna karşı savunmasız hâle getiriyor.”

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun resmi gazetesi ise yakın zamanda şunu yazdı: “Ordumuz için yolsuzlukla mücadele, kaybetmeyi göze alamayacağı ve asla kaybetmemesi gereken büyük bir siyasi mücadeledir. Bu, partinin ve ülkenin uzun süreli istikrarı ve sosyalist devletin kırmızı renginin asla değişmemesinin teminatıdır.”

Şi, Halk Kurtuluş Ordusu’nu profesyonelleştirme ve partinin lideri olarak kendisine tam itaatini sağlama sözü verdi. Bu kapsamda, 17 Ekim’de yolsuzluk ve yetkiyi kötüye kullanma suçlamalarıyla partiden ihraç edilen ve Çin’de askeri hiyerarşide üçüncü sırada yer alan General He Weidong dahil olmak üzere bir dizi tasfiye gerçekleştirdi. Geçen yıl soruşturma altına alınan ve ordunun siyasi disiplininden sorumlu olan Amiral Miao Hua ile Tayvan çevresinde çıkabilecek bir çatışmada kritik rol oynayan doğu bölgesinin komutanlığından sorumlu General Lin Xiangyang da tasfiye edilenler arasındaydı.

Şi’yi en fazla endişelendiren şey ise Çin’in neredeyse tüm nükleer füzelerini kontrol eden ve ordunun en önemli unsurlarından biri sayılan Roket Kuvvetleri içindeki yolsuzluk belirtileri. 2023’ten bu yana, birimde üst düzey komutanlara yönelik bir dizi yolsuzluk tasfiyesi yapıldı ve bu durum birliğin etkinliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Pentagon’un geçen yıl yayımladığı bir raporda, Roket Kuvvetleri’ndeki yolsuzluğun yer altı füze silolarının inşasında sorunlara neden olduğu belirtildi.

Çin silahları

Aynı zamanda Çin’de askeri modernizasyon hızla ilerliyor. Bu yıl Pekin’de düzenlenen askeri geçit töreninde, en yeni insansız hava araçları (İHA), insansız denizaltılar ve hipersonik füzeler sergilendi. Ayrıca, en yeni kıtalararası balistik füzeler de gösterildi; bu, Çin’in nükleer silah kapasitesini artırma çabasının bir hatırlatıcısı niteliğindeydi. Söz konusu modernizasyonun, 2030 yılına kadar Çin’in nükleer cephaneliğini neredeyse iki katına çıkarabileceği değerlendiriliyor.

xsdfr
Astronotlar Zhang Hongchang, Zhang Lu ve Ou Fei'yi taşıyan Shenzhou-21 uzay aracını taşıyan Long March 2F roketi, Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi'nden Çin'in Tiangong uzay istasyonuna doğru yola çıktı. (Reuters)

Ancak bugün en büyük soru, Çin’in yakında Tayvan üzerinde kontrol kurmayı hedefleyip hedeflemediği ve ABD’nin bunu caydırmak için yaptığı çabaların yeterli olup olmadığıdır. Çin’in Roket Kuvvetleri, bu planlarda önemli bir rol oynuyor; çünkü Çin, ‘uçak gemisi katilleri’ olarak bilinen gemisavar füzeler geliştirdi. Bu füzeler, Tayvan konusunda bir çatışma çıkması halinde Amerikan uçak gemilerinin bölgeye ulaşmasını engellemeyi amaçlıyor. Ayrıca Çin, Pasifik boyunca Guam, Filipinler, Güney Kore ve Japonya gibi ABD üslerini vurmak üzere tasarlanmış hipersonik füzeler de geliştirdi.

Geçen yıl hem Cumhuriyetçi hem Demokrat üyelerden oluşan bir komite, Çin’in odaklanmış yirmi yıllık yatırımlar sayesinde Batı Pasifik’te ABD’yi geride bıraktığı konusunda uyarıda bulundu. İktidar Partisi Strateji Komitesi şu değerlendirmeyi yaptı: “ABD köklü bir değişiklik yapmadıkça, güç dengesi Çin’in lehine kaymaya devam edecek.”



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.