Muhammed bin Selman ve ABD... Kısa sürede başarıya ulaşmak

Çıkarların birleşmesi ve geleceğin şekillendirilmesi

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mayıs 2025'te Suudi Arabistan'ı ziyaret eden ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte yürüyor. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mayıs 2025'te Suudi Arabistan'ı ziyaret eden ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte yürüyor. (SPA)
TT

Muhammed bin Selman ve ABD... Kısa sürede başarıya ulaşmak

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mayıs 2025'te Suudi Arabistan'ı ziyaret eden ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte yürüyor. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mayıs 2025'te Suudi Arabistan'ı ziyaret eden ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte yürüyor. (SPA)

2015 yılının eylül ayında Beyaz Saray'da İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz ile eski ABD Başkanı Barack Obama arasında düzenlenen Suudi Arabistan-ABD zirvesinde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, 21. yüzyılda iki ülke arasındaki stratejik ilişkiye dair Suudi Arabistan'ın vizyonunu içeren bir brifing sundu.

O dönemde genç prens, 80 yılı aşkın bir süredir birçok aşama ve gelişmeden geçen Suudi Arabistan-ABD ilişkileri için yeni bir vizyona sahip gibi görünüyordu ve bu ilişkilerin gelecekteki seyrini yeniden şekillendirme konusunda kararlıydı.

Görsel kaldırıldı.
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz, Eylül 2015’te Beyaz Saray’da Başkan Barack Obama ile görüşürken (SPA)

Amerikan başkanlığı sonraki on yıl boyunca Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında değişti. En önemli dönüm noktası, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Mart 2017’de Beyaz Saray’da Başkan Donald Trump ile yaptığı ilk görüşme oldu. Bu görüşme, Trump’ın görevdeki ilk dönemi sırasında Riyad’ı ilk yurt dışı durağı olarak seçmesine yol açtı.

Trump, Mayıs 2017’deki tarihi Riyad ziyaretinde Arap ve İslam dünyasının liderlerine hitap eden bir konuşma yaptı; konuşmasında Ortadoğu’daki terör ve çatışmalar gibi meseleleri vurguladı. Bu ziyaret sırasında Kral Selman bin Abdulaziz, Trump ile iki ülkenin ortak stratejik vizyon bildirisini imzaladı.

Ocak 2020’de Joe Biden başkan olarak göreve başladı ve en yakın ortağıyla ilişkiyi sınırlayacağına dair söz verdi.

Ancak bu söz tutulmadı. Zira Rusya-Ukrayna krizi ve küresel sahnedeki diğer gelişmeler ışığında Suudi Arabistan-ABD ortaklığının önemi fark edildi. Biden, Temmuz 2022’de Cidde’ye gelerek Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile görüştü.

Görsel kaldırıldı.
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Temmuz 2022'de Riyad'da dönemin ABD Başkanı Joe Biden ile görüştü. (Reuters)

Suudi yetkililer, ABD ile ilişkilerin istikrarlı olduğunu ve Beyaz Saray'daki yönetim değişikliklerinden etkilenmediğini her zaman vurguladı.

Aynı on yıl boyunca Suudiler, kapasitelerini geliştirmeye, potansiyellerini artırmaya, vizyon hedeflerine ulaşmaya ve küresel konumlarını güçlendirmeye devam ettiler.

Suudi Arabistan-ABD ilişkilerindeki değişimler, Çin'in Washington'un stratejik rakibi olarak yükselişi ve ekonomik ağırlık merkezinin Asya'ya kayması gibi dünyanın tanık olduğu köklü değişikliklerden bağımsız değil. Ukrayna'daki savaş, enerji güvenliğinin ve pazarlarını istikrara kavuşturabilen ülkelerin önemini daha da artırdı.

ABD'nin Ortadoğu'ya müdahalesi de diğer öncelikler lehine azaldı; bu da Riyad'ın siyasi yumuşamadan ekonomik ortaklıklara ve bölgesel güvenliğe yönelik yeni yaklaşımların formülasyonuna kadar etkili bölgesel girişimlere öncülük etmesinin önünü açtı.

Aynı zamanda, teknoloji ve yapay zekâ küresel ekonominin temel itici güçleri olarak ortaya çıktı ve yatırım ve teknoloji ortaklıklarını Washington'un hesaplamalarında daha merkezi bir konuma getirdi.

Bu değişiklikler, Riyad ile Washington arasındaki ilişkiyi, durumsal ihtiyaçlara dayalı bir ilişkiden, eşitlik, ortak çıkarlar ve geleceği şekillendirme üzerine kurulu bir ilişkiye dönüştürdü.

Amerikan başkanlığını ikinci kez devraldıktan sonra, Başkan Donald Trump Mayıs 2025’te tekrar Riyad’ı ziyaret etti ve uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşmada terör ve savaşlardan söz etmedi; aksine bölgenin parlak geleceği ve Kral Selman ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın liderliğinde gerçekleşen büyük ve olağanüstü dönüşüm üzerinde durdu. Riyad’da Suriye yetkilileri de hazır bulundu, Suudi Arabistan’ın talebiyle yaptırımlar konusu kapatıldı ve Başkan Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yla görüştü.

Konuşması sırasında Başkan Trump, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a “Geceleri uyuyabiliyor musun?” diye sordu ve ardından Muhammed bin Selman’ın ‘işleri nasıl daha iyi hale getirebileceğini düşünerek bütün gece uykusuz kaldığını’ söyledi. “Suudi Arabistan’ın başarıları dışarıdan gelmedi, aksine liderleri ve halkının devletlerini geliştirme, vizyonlarını ilerletme ve kendi yollarıyla geleceklerini inşa etme kararlılığı sayesinde elde edildi” diyen Trump, bunu ‘Arap tarzında modern bir mucize’ olarak tanımladı.

Görsel kaldırıldı.
2025 yılının mayıs ayında Riyad'da düzenlenen Suudi Arabistan – ABD – Suriye üçlü toplantısından (SPA)

Bu konuşma bizi, Amerikan Life dergisinin 1943 yılının mart ayında Kral Abdulaziz ile yaptığı röportaja geri götürüyor. Röportajda Kral, ‘asla uyumayan gözlerle krallığının dizginlerini elinde tutan’ bir adam olarak tanımlanıyor. Dünün birleştirici büyükbaba hakkındaki konuşmaları, bugünün başarılı torun hakkındaki konuşmalarına benziyor.

Tüm bu bağlamlar ve bölgenin tanık olduğu dönüşümler ışığında, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Washington ziyareti, Başkan Trump ile görüşmesi ve bu görüşmeden çıkması beklenen anlaşmalar devreye giriyor. Ziyaretle ilgili manşetleri siyasi ve güvenlik konuları domine etse de, ekonomi ve yatırım konuları da gündemde olacak. Belki de en anlamlı tanım, Başkan Trump'ın bunun sadece bir toplantı değil, Suudi Arabistan ve genç prense bir övgü olduğunu belirten yorumudur.

Medya raporları ile bazı Amerikan siyasetçilere atfedilen sızıntılar ve açıklamalar hâlâ ABD himayesinde bir Suudi normalleşmesine bahis açıyor; ancak tüm baskılara ve girişimlere rağmen Suudi duruşu Filistin konusunda kararlı kalacaktır. Suudi Arabistan’ın en önemli ortağı olan ABD ile çıkarları -ki ABD’nin İsrail’i desteklemesi siyasi bir ilke olarak kabul edilir- hiçbir zaman Suudi Arabistan’ın Filistin’i destekleme konusundaki köklü siyasi ilkesi önüne geçmemiştir. Suudi dış politikası, 1967 sınırları üzerinde bağımsız bir devlet kurulmasını içeren kapsamlı bir çözüm sağlanmadan normalleşmeye gitmemek yönünde devam etmektedir.

İsrail’in katliam makineleri Gazze’de ne yaptıysa yaptı ve Filistin meselesini tasfiye etmeye çalıştı; ancak Kral Selman ve Veliaht Prens liderliğindeki Suudi çabaları, yalnızca ateşkes sağlamakla sınırlı kalmadı. İki devletli çözüm çabasında tarihi bir atılım gerçekleştirildi; ‘zorunlu çözüm’ ilan edildi ve Filistin, Balfour Vaadi’ni (Balfour Deklarasyonu) veren devlet başta olmak üzere birçok etkili ülkeden ve Birleşmiş Milletler’in (BM) bölünme kararının alındığı kürsüden tanınma hakkı kazandı. Aynı zamanda Suudi diplomatik mücadelesi, uzun yıllar boyunca Filistin hakkını savunmak yönünde devam etti.

ABD’nin karşı çıkmasına rağmen Filistin devletinin kurulmasını dayatma çabaları ve nükleer cephaneliğe sahip Pakistan ile ortak savunma anlaşması imzalaması gibi girişimlerine rağmen, Başkan Trump, Suudi Arabistan’a, liderliğine ve özellikle Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a birçok kez takdirini ifade etti. Çünkü güçlü ve net ilkelere sahip bir dost, bazı konularda görüşler farklı olsa bile saygıyı zorunlu kılar. Amerikan deneyimi yalnızca güçlüleri kutlar; miras veya sloganlarla değil, elde edilen başarılarla güçlü olanları…

İki ülke arasındaki olağanüstü görüşme sırasında hangi tür anlaşmalar yapılır veya hangi sonuçlar elde edilirse edilsin, kesin olan şudur ki bu sonuçlar stratejik ortaklığı pekiştirecektir. Gözlemciler, Washington’daki toplantıların bölge için güvenlik ve refah ile stratejik ilişkilerin geleceğine dair bir vizyon oluşturacağını ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın zekâsıyla, ‘brifingden başarıya’ dönüşen süreçle bu stratejik ilişkileri şekillendireceğini öngörüyor.



Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu: Husi milislerinin, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, kararlılıkla karşılık verilecek tehlikeli bir tırmanış

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu: Husi milislerinin, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, kararlılıkla karşılık verilecek tehlikeli bir tırmanış

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

“Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu”, “terörist Husi milislerinin tırmanışının ve Suudi Arabistan’ı, ülkenin ulusal kaynaklarını, vatandaşlarını ve topraklarında yaşayanları hedef alma girişimlerinin, söz konusu terörist milisin düşmanca ve sorumsuz yaklaşımını ortaya koyan tehlikeli bir tırmanış olduğunu” açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, “terörist Husi milislerinin son olarak Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedefleri vurması ve aralarında kadınlar ile çocukların da bulunduğu 73 sivilin yaralanmasına yol açması” şeklindeki saldırılarının, Suudi Arabistan’ın egemenliğinin açık bir ihlali ve vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olduğunu belirtti.

Tümgeneral el-Maliki, “terörist Husi milislerinin gerçekleştirdiği bu günahkâr ve gerekçesiz saldırıların, Suudi Arabistan’ın ulusal kaynaklarına, tesislerine ve sivil hedeflerine kasıtlı olarak zarar vermeyi amaçladığını” belirtti. Bu saldırıların ayrıca milisin Yemen’de ve Arap ve İslam dünyasındaki komşularında barış ve istikrarın sağlanmasını reddeden “aşırılıkçı ve suç teşkil eden tutumunu” ortaya koyduğunu ifade etti.

El-Maliki, “Koalisyon Müşterek Kuvvetler Komutanlığının, bu terörist milisi caydırmak ve düşmanca yaklaşımına kararlılıkla karşı koymak için gerekli bütün operasyonel tedbirleri alacağını” vurguladı.Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre bunun, “Suudi Arabistan’ın egemenliğini savunmak, ulusal kaynaklarını korumak, vatandaşlarının ve ülke topraklarında yaşayanların güvenliğini sağlamak” amacıyla yapılacağını belirten el-Maliki, “tehdit kaynaklarına karşılık vermek ve oluşturdukları tehlikeyi bertaraf etmek için gerekli tüm önlem ve tedbirlerin de alınacağını” kaydetti.


Suudi Arabistan: Ülkenin güneyindeki enerji tesisleri ve altyapısı hedef alındı, bazı operasyonlar geçici olarak durduruldu

Suudi yetkili, ilgili kurumların saldırıların yol açtığı sonuçlarla mücadele etmeyi sürdürdüğünü ve tesislerin ve çalışanların güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri aldığını belirtti. (Suudi Aramco)
Suudi yetkili, ilgili kurumların saldırıların yol açtığı sonuçlarla mücadele etmeyi sürdürdüğünü ve tesislerin ve çalışanların güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri aldığını belirtti. (Suudi Aramco)
TT

Suudi Arabistan: Ülkenin güneyindeki enerji tesisleri ve altyapısı hedef alındı, bazı operasyonlar geçici olarak durduruldu

Suudi yetkili, ilgili kurumların saldırıların yol açtığı sonuçlarla mücadele etmeyi sürdürdüğünü ve tesislerin ve çalışanların güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri aldığını belirtti. (Suudi Aramco)
Suudi yetkili, ilgili kurumların saldırıların yol açtığı sonuçlarla mücadele etmeyi sürdürdüğünü ve tesislerin ve çalışanların güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri aldığını belirtti. (Suudi Aramco)

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığından yetkili bir kaynak, bu sabah ülkenin güney bölgesindeki enerji sektörüne ait bazı tesis ve altyapının hedef alındığını, ilgili kurumların olayla ilgili müdahaleye başladığını ve gerekli önlemleri aldığını açıkladı.

Kaynak, saldırıların bazı noktalarda yangın çıkmasına yol açtığını ve bunun sonucunda bazı operasyonların geçici olarak durdurulduğunu belirtti. Sahadaki uzman ekiplerin yangınları kontrol altına almak, tesislerin güvenliğini sağlamak ve hasarı değerlendirmek üzere çalışmalara başladığını ifade etti..

Kaynak ayrıca saldırılarda bazı Suudi vatandaşları ile ülkede yaşayanların çeşitli düzeylerde yaralandığını, yaralılara gerekli tıbbi müdahalenin yapıldığını ve hasar tespit ile takip çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

Yetkili kaynak, ilgili kurumların saldırıların sonuçlarıyla mücadele etmeyi ve tesislerin ve çalışanların güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri almayı sürdürdüğünü belirterek, faaliyetlerin onaylı operasyon planları doğrultusunda devam etmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Öte yandan Yemen’de Meşru Hükümete Destek Koalisyonu, günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada, “terörist Husi milislerinin gerilimi artırmasının ve Suudi Arabistan’ı, ülkenin ulusal kaynaklarını, vatandaşlarını ve topraklarında yaşayanları hedef alma girişimlerinin, bu terörist milisin düşmanca ve sorumsuz yaklaşımını ortaya koyan tehlikeli bir tırmanış olduğunu” bildirdi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, “terörist Husi milislerinin son olarak Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerindeki sivil ve ekonomik hedeflere yönelik gerçekleştirdiği saldırıların 73 sivilin yaralanmasına yol açtığını” belirtti. Yaralılar arasında kadın ve çocukların da bulunduğunu ifade eden el-Maliki, saldırıların Suudi Arabistan’ın egemenliğinin açık bir ihlali ve vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olduğunu söyledi.

Tümgeneral el-Maliki, “terörist Husi milislerinin gerçekleştirdiği bu günahkâr ve gerekçesiz saldırıların, Suudi Arabistan’ın ulusal kaynaklarına, tesislerine ve sivil hedeflerine kasıtlı olarak zarar vermeyi amaçladığını” belirtti. Saldırıların ayrıca milisin Yemen’de ve Arap ve İslam dünyasındaki komşularında barış ve istikrarın sağlanmasını reddeden “aşırılıkçı ve suç teşkil eden tutumunu” ortaya koyduğunu kaydetti.

El-Maliki, “Koalisyon Müşterek Kuvvetler Komutanlığının, bu terörist milisi caydırmak ve düşmanca yaklaşımına kararlılıkla karşı koymak için gerekli tüm operasyonel tedbirleri alacağını” vurguladı. Bunun “Suudi Arabistan’ın egemenliğini savunmak, ulusal kaynaklarını korumak ve vatandaşları ile ülkede yaşayanların güvenliğini sağlamak” amacıyla yapılacağını belirten el-Maliki, “tehdit kaynaklarına karşılık vermek ve bunların oluşturduğu tehlikeyi bertaraf etmek için gerekli tüm önlem ve tedbirlerin alınacağını” ifade etti.


Suudi Arabistan, 73 sivilin yaralanmasının ardından Husilerin saldırılarına karşılık verme hakkını vurguladı

Suudi Arabistan Krallığı bayrağı (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Krallığı bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, 73 sivilin yaralanmasının ardından Husilerin saldırılarına karşılık verme hakkını vurguladı

Suudi Arabistan Krallığı bayrağı (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Krallığı bayrağı (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan; Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran'daki sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 73 sivilin yaralanmasına yol açan Husi saldırılarının ardından egemenliğini savunmak, ulusal kaynaklarını, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin güvenliğini korumak adına gerekli tüm tedbirleri alma konusundaki meşru hakkını teyit etti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Husi milislerinin saldırılarını ve Kızıldeniz'de ticari gemileri hedef alarak uluslararası deniz seyrüsefer güvenliğini tehdit etmeyi sürdürmesini "en sert ifadelerle" kınadı. Bakanlık, Husi milislerinin Yemen ile Arap ve İslam coğrafyasının güvenlik ve istikrarını tehdit eden "saldırgan tutumu ve suç teşkil eden davranışları" ile barış çabalarını sürekli reddetmesini kesin bir dille reddettiğini yineledi. Suudi Arabistan, topraklarını ve kaynaklarını hedef alan hiçbir saldırıya müsamaha göstermeyeceğini ve egemenliğini korumak için alacağı tedbirlerin uluslararası hukuk kurallarına uygun olduğunu vurguladı.

Riyad, Husilerin sivilleri ve sivil tesisleri hedef almaya devam etmesinin doğuracağı sonuçlar konusunda uyarıda bulunarak, deniz seyrüsefer güvenliğine yönelik bütün gerilimi artırma ve tehditlerin derhal durdurulmasını talep etti. Ayrıca uluslararası toplumu sorumluluk almaya ve başta 2015 tarihli 2216 ile 2024 tarihli 2722 sayılı kararlar olmak üzere ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamaya çağırdı.

Öte yandan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine yönelik saldırılarını ve siviller ile sivil tesislerin hedef alınmasını kınayarak, konsey üyesi ülkelerin Suudi Arabistan'ın güvenliğini, istikrarını, egemenliğini ve ulusal kaynaklarını hedef alan her türlü tehdide karşı Krallık ile "tek vücut" olduğunu teyit etti. KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, sivillerin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıların uluslararası hukuk ve teamüllerin "açık bir ihlali" olduğunu, Husilerin Yemen'de barış ve istikrarı sağlamaya yönelik çabaları reddettiğini bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti. El-Budeyvi, sivil tesislerin hedef alınmasının hiçbir gerekçeyle mazur görülemeyecek "kınanması gereken bir terör eylemi" olduğunu ifade ederek, uluslararası toplumu bu saldırılara karşı "kararlı ve caydırıcı" bir duruş sergilemeye çağırdı.

"Yemen'de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu" tarafından daha önce yapılan açıklamada, Husi terör milislerinin tırmanışının ve Suudi Arabistan'ı hedef alma girişimlerinin tehlikeli bir tırmanma olduğu belirtildi. Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, 73 sivilin yaralanmasına yol açan bu amaçsız saldırıların Suudi Arabistan'ın egemenliğinin ağır bir ihlali olduğunu vurguladı. El-Maliki, Koalisyon Müşterek Kuvvetleri Komutanlığı'nın bu terör milislerini caydırmak, tehdit kaynaklarına karşılık vermek ve tehlikeleri etkisiz hale getirmek için gerekli tüm operasyonel tedbirleri alacağını duyurdu.

Enerji tesislerinde bazı operasyonel faaliyetlere geçici ara verildi

Bu gelişmelerin yanı sıra Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı'ndan yetkili bir kaynak, Krallık'ın güney bölgesindeki bazı enerji sektörü tesis ve imkanlarının bu sabah hedef alındığını ve ilgili makamların gerekli müdahalelerde bulunduğunu bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre yetkili kaynak, saldırıların bazı sahalarda yangın çıkmasına ve bazı operasyonel faaliyetlerin geçici olarak durdurulmasına yol açtığını, saha ekiplerinin yangınları kontrol altına alma, sahaları emniyete alma ve hasar tespiti çalışmalarına başladığını belirtti. Saldırılar sonucu yaralanan vatandaş ve ikamet edenlere gerekli tıbbi müdahalenin yapıldığını belirten kaynak, tesislerin ve çalışanların güvenliğini sağlamak amacıyla onaylanmış operasyonel planlar doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü ifade etti.