İsrailliler ne istediklerini bilmiyor!

Liderliğin siyasi hesaplarla hareket ettiğine inanıyorlar, ancak yine de onların yürüttüğü savaşları destekliyorlar

 İsrail'i Lübnan'dan ayıran sınır boyunca devriye gezen İsrail güçleri, 24 Kasım 2025 (AFP)
İsrail'i Lübnan'dan ayıran sınır boyunca devriye gezen İsrail güçleri, 24 Kasım 2025 (AFP)
TT

İsrailliler ne istediklerini bilmiyor!

 İsrail'i Lübnan'dan ayıran sınır boyunca devriye gezen İsrail güçleri, 24 Kasım 2025 (AFP)
İsrail'i Lübnan'dan ayıran sınır boyunca devriye gezen İsrail güçleri, 24 Kasım 2025 (AFP)

Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nün yaptığı kapsamlı bir kamuoyu araştırmasının perşembe akşamı yayımlanan sonuçları, İsrail kamuoyunun liderlerinin izlediği politikaları anlamakta zorlandığını ve bu politikalara çelişkili biçimde yaklaştığını ortaya koydu. Bulgular, kamuoyunun tam olarak ne istediğini bilmediğini düşündürüyor: Mevcut hükümetin düşmesini isteyen İsrailliler, aynı zamanda Binyamin Netanyahu’yu başbakanlık için en uygun isim olarak görüyor. Ayrıca siyasi liderliğin kararlarını stratejik çıkarlar yerine siyasi hesaplarla aldığına inanıyorlar; buna rağmen bu liderliğin yürüttüğü savaşları destekliyorlar.

Araştırmaya göre İsrail’deki Yahudi kamuoyunun yüzde 77’si için en büyük güvenlik endişesi Batı Şeria. Bunu yüzde 74 ile İran, yüzde 65 ile Gazze Şeridi ve yüzde 64 ile Lübnan izliyor.

Katılımcıların yüzde 37’si Suriye’yi, yaklaşık yüzde 28’i ise Yemen’i tehdit kaynağı olarak görüyor. Öte yandan yüzde 59, siyasi seviyedeki kararların mesleki değil siyasi saiklerle alındığını düşündüğünü belirtti. Yüzde 37,5 ise kararların mesleki gerekçelere dayandığını söyledi.

Tüm bu çelişkilere rağmen, katılımcıların yüzde 46,5’i İsrail’in Lübnan’a karşı savaş başlatmasını destekliyor. Bu görüşün gerekçesi olarak kuzeydeki güvenlik durumunun sınırlı bir savaşa geri dönmeyi gerektirdiği dile getiriliyor. Yüzde 12, daha sert bir savaşın ve hatta kara harekâtının gerekli olduğunu savunuyor. Yüzde 28,5 mevcut güvenlik durumunun halk için yeterli güvenliği sağladığını düşünüyor. Yüzde 13 ise bu konuda fikri olmadığını ifade ediyor.

 İsraillilerin çoğunluğu Netanyahu'nun hükümeti yönetmek için en uygun isim olduğuna inanıyor. (EPA)İsraillilerin çoğunluğu Netanyahu'nun hükümeti yönetmek için en uygun isim olduğuna inanıyor. (EPA)

Araştırmada, İsrail-Filistin çatışmasının ‘iki halk için iki devlet’ çözümüyle sona erdirilmesi fikrine katılımın düşük olduğu belirtildi. Katılımcıların yüzde 61’i bu çözümü reddederken, yüzde 31’i ‘belirli koşullar altında’ destekleyebileceğini söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki ‘ateşkes anlaşmasına’ ilişkin memnuniyet oranı da sınırlı kaldı. Katılımcıların yüzde 58’i anlaşmadan düşük ya da çok düşük memnuniyet duyarken, yüzde 37’si yüksek ya da çok yüksek memnuniyet ifade etti.

Ulusal güvenlik açısından ise görüşler bölündü. Katılımcıların yüzde 31’i İsrail’in ulusal güvenlik durumunu ‘iyi’, yüzde 23’ü ise ‘kötü’ olarak niteledi. Beş yıl içinde güvenlik durumunun iyileşeceğini düşünenlerin oranı yüzde 46 olurken, yüzde 19 bunun kötüleşeceğini öngördü. Ayrıca yüzde 73, İsrail’e yönelik dış tehditlerden dolayı çok yüksek seviyede kaygı duyduğunu, yüzde 27 ise kaygı hissetmediğini belirtti.

İç toplumsal gerilimlere dair endişe daha da yüksekti: Katılımcıların yüzde 86’sı ülkedeki sosyal gerilimlerden ciddi şekilde kaygı duyduğunu bildirdi. Yahudi kamuoyu, İsrail’in aynı anda hem önemli dış güvenlik tehditleriyle hem de derin bir iç krizle karşı karşıya olduğu, bu iki unsurun da ‘temel bir tehdit’ oluşturduğu görüşünde. Katılımcıların yüzde 33’ü kişisel güvenlik hissinin yüksek olduğunu belirtirken, yüzde 16’sı bu hissin düşük olduğunu söyledi.

Devlet kurumlarına güven oranlarında ise belirgin farklılıklar görüldü. Katılımcıların yüzde 83’ü İsrail ordusuna, yüzde 71’i iç istihbarat kurumu Şin-Bet’e, yüzde 73’ü Genelkurmay Başkanı’na ve yüzde 59’u Şin-Bet Başkanı’na yüksek güven duyduğunu ifade etti. Polis teşkilatına güven ise oldukça düşük çıktı: Katılımcıların yalnızca yüzde 34’ü polise güvendiğini söylerken, yüzde 65 düşük güven duyduğunu belirtti. Polis genel müfettişine güvenenlerin oranı yüzde 32’de kalırken, yüzde 58 bu makama düşük güven duyduğunu bildirdi.

Araştırma, Yahudi kamuoyunda İsrail vatandaşı Araplara yönelik yaygın ayrımcılık eğilimlerini de gözler önüne serdi. Katılımcıların yüzde 52’si Arap vatandaşların kamu kurumlarında aktif biçimde görev almasına karşı çıkarken, yalnızca yüzde 16’sı Arapların koalisyona ve hükümete katılımını destekledi. Yüzde 26 ise Arapların koalisyon dışında olmak kaydıyla kamu kurumlarında görev almasını uygun buldu.

Batı Şeria'nın Tubas kentinde düzenlenen askeri operasyona katılan İsrail askerleri, 26 Kasım 2025 (Reuters)Batı Şeria'nın Tubas kentinde düzenlenen askeri operasyona katılan İsrail askerleri, 26 Kasım 2025 (Reuters)

Hükümet

Araştırmada, devlet kurumlarına yönelik güven oranları da detaylandırıldı. Katılımcıların yüzde 42’si Yüksek Mahkeme’ye, yüzde 30’u hükümete, yüzde 34’ü ise Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yüksek düzeyde güvendiğini belirtti. Savunma Bakanı Yisrael Katz’a güven duyanların oranı yüzde 29, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e güvenenlerin oranı ise yüzde 27’de kaldı. Katılımcıların yüzde 45’i ultra-Ortodoksların büyük bölümünü askerlik hizmetinden muaf tutan yasa tasarısına karşı çıkarken, yüzde 43’ü tasarıyı destekledi.

Bu veriler ışığında kamuoyunun Netanyahu hükümetinin düşmesini istediği anlaşılıyor. Şarku’l Avsat’ın Maariv gazetesinin yayımladığı haftalık anketten aktardığına göre, bugün seçim yapılsa Netanyahu liderliğindeki koalisyon, oylarının dörtte birini kaybederek 68 sandalyeden 51’e düşüyor ve hükümet kurma çoğunluğunu sağlayamıyor.

Buna rağmen, kamuoyuna ‘başbakanlığa en uygun isim’ sorulduğunda Netanyahu’nun hâlâ en uygun lider olarak görüldüğü ortaya çıktı. Netanyahu, tüm muhalefet liderlerine karşı yapılan karşılaştırmalarda öne geçti. Neftali Bennett’e karşı 44’e 41, Yair Lapid’e karşı 47’ye 33, Avigdor Liberman’a karşı 46’ya 32 ve Gadi Eisenkot’a karşı 43’e 38 oranıyla üstün geldi.



Kanada vatandaşı olma şartlarında büyük değişiklik

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Kanada vatandaşı olma şartlarında büyük değişiklik

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Kanada kökenli Amerikalılar arasında aile kayıtlarına yönelik ilgi hızla artıyor. Bunun nedenlerinden biri, Kanadalıların soyundan gelen kişilerin vatandaşlık almasını kolaylaştıran bir yasa değişikliği.

Kanada'nın yeni yürürlüğe giren yasasına göre, 15 Aralık 2025'ten önce Kanada dışında doğmuş ve bir Kanadalının soyundan geldiğini kanıtlayan herkes vatandaş olabiliyor. Daha önce vatandaşlık, Kanadalı bir ebeveynin birinci kuşak çocuklarıyla sınırlıydı.

Quebec Ulusal Kütüphanesi ve Arşivleri'nden bir arşivci geçen ay CBC'ye, sonuç olarak Amerikalılardan gelen kayıt taleplerinde muazzam bir artış olduğunu söyledi. Kanada'nın göçmenlik ve vatandaşlık internet sitesi, vatandaşlık sertifikaları için 10 aylık bir bekleme süresi tahmin ediyor.

Bu ilginin bir kısmı, kökleriyle yeniden bağlantı kurmayı uman Kanadalıların soyundan gelen kişilerden kaynaklanıyor olabilirken, bir kısmı da 2024 başkanlık seçiminden sonra farklı bir siyasi iklim arayan Amerikalılara atfediliyor.

Ottawa'dan yasal göçmenlik danışmanı Cassandra Fultz, CNN'e, "Kasım 2024'ten bu yana Kanada'ya taşınmaya olan ilgide son derece istikrarlı bir artış var, bu daha önce görülmemiş bir durum. Sektördeki 17 yılımda bunu hiç görmedim" diye konuştu.

Fultz, ABD'de hangi partinin kazandığına bakılmaksızın her seçimden sonra Kanada vatandaşlığına yönelik ilginin hızla arttığını söyledi.

Fultz, "İnsanlar genellikle bunu atlatır" dedi.

Ama ara seçimlere yaklaşıyoruz ve insanlar iki yıl sonra bile konuya çok ilgi gösteriyor.

Kanada vatandaşlığı verilen ABD vatandaşlarının sayısına ilişkin resmi veriler mevcut olmasa da 2016'yla 2020 arasında yaklaşık 34 bin 700, 2021'le 2024 arasındaysa 42 bin 300 Amerikalıya Kanada'da kalıcı oturma izni verildi.

Bu yıl şimdiye kadar yaklaşık 8 bin kişiye kalıcı oturma izni verildi.

Kanada dışında ABD, soy bağıyla Kanada vatandaşı olan en fazla sayıda kişiye ev sahipliği yapıyor. Ebeveynleri Kanadalı olduğu için Kanada vatandaşlığına sahip kişilerin neredeyse üçte biri ABD'de doğmuş durumda.

bfrb
Bir uzman, ABD'de her seçimden sonra, kimin kazandığına bakılmaksızın, Kanada vatandaşlığı edinme ilgisinin hızla arttığını söyledi (AP)

Artık yasa değişikliğiyle birlikte, Kanada kökenli ABD doğumlu daha fazla kişi soylarını kanıtlamak istiyor.

Quebec Ulusal Kütüphanesi ve Arşivleri'nden Sarah Hanahem, CBC'ye, "Ocak 2025'te, hayati istatistik kayıtlarının onaylı kopyaları için 32 talep almıştık ve Ocak 2026'da binden fazla talep geldi" dedi.

Hanahem, bu taleplerin çoğunun Amerikalılardan geldiğini söyledi.

Kanadalıların soyundan gelip 15 Aralık 2025'ten sonra doğanlar, ebeveynlerinin doğum anında Kanada vatandaşı olması veya doğumdan önce en az 1095 gün Kanada'da kalmış olması koşuluyla Kanada vatandaşlığı alabiliyor.

Yeni yasa, Ontario Yüksek Adalet Mahkemesi'nin 2023'te birinci nesil kuralının anayasaya aykırı olduğuna karar vermesinin ardından kabul edilmişti.

Independent Türkçe


Bill Nye, Trump'ın NASA planlarını yerden yere vurdu

Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
TT

Bill Nye, Trump'ın NASA planlarını yerden yere vurdu

Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)
Bilim insanı ve eğitimci Bill Nye, Trump yönetiminin NASA'nın keşif ve eğitim faaliyetlerine yönelik bütçede yapmayı planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi (AP)

Artemis II görevi ve Dünya'ya başarılı dönüşü, Amerikan kamuoyunun gözlerini şimdilik NASA'ya ve insanlığın uzaydaki sınırlarını zorlamayı amaçlayan vizyoner misyonuna geri çevirdi.

Bu hedeflere ulaşmak milyarlarca dolara mal oluyor ancak ABD Başkanı Donald Trump yönetimindeki Yönetim ve Bütçe Ofisi, NASA bütçesinde büyük kesintiler planlıyor.

Ünlü bilim iletişimcisi ve öğretmen Bill Nye, MS NOW için kaleme aldığı yeni bir görüş yazısında Trump'ın planladığı kesintileri "şaşırtıcı, mantıksız ve çok endişe verici" diye niteledi.

"Bu kesintiler astronotlarımıza ve tüm NASA çalışanlarına hakaret olurdu. Astronotlar ve meslektaşları, çok çalışan, neredeyse imkansız şeyleri başaran ve ülkemizi dünyada temsil eden kamu görevlileridir" diye yazdı.

Trump yönetiminin planladığı kesintiler, planlanan veya devam eden 53 NASA Bilim misyonunu sona erdirecek, bütçede 13 milyar dolarlık kesinti yapacak ve planlanan NASA Bilim misyonlarının çoğunun geliştirilmesini durduracak.

NASA Bilim, ülkenin uzay ve havacılık kuruluşunun araştırma ve keşif kolu.

Bu miktarı kıyaslamak gerekirse, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde görev yapan emekli Deniz Piyade Albayı Mark Cancian, NPR'ye, İran'daki savaşın ilk 40 gününün, mühimmat, üslere verilen hasar ve askeri uçak kayıpları gibi unsurları hesaba katınca, ABD'ye yaklaşık 28 milyar dolara mal olduğunu söyledi.

Ancak Trump yönetiminin planladığı kesintiler, NASA'nın keşif görevleri başlatma kapasitesini sadece zayıflatmakla kalmayacak, aynı zamanda öğrenciler için STEM (bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik) teşvik programlarını da kesecek.

Nye, NASA'nın sadece "Amerikan hikayesinin eşsiz bir parçası" olmakla kalmayıp, aynı zamanda "Ülkemizin sahip olduğu en güçlü marka değeri" olduğunu savundu:

Dünyanın dört bir yanındaki insanlar ABD'yi en iyi haliyle düşündüğünde, Ay'ı keşfeden astronotları, kozmosa yeni pencereler açan teleskopları ve diğer gezegenlerde önemli keşifler yapan uzay araçlarını düşünür. NASA, meraklı, cesur ve birlik içinde olduğumuzda kim olduğumuzu gösterir.

Ulusal kimlik ve insan merakı gibi daha yüce fikirleri bir kenara bırakırsak bile Nye, NASA'nın fonlanmasının devam etmesi için pratik ve politik bir neden öne sürüyor: Çin.

fdbfdb
10 Nisan 2026'da Kaliforniya'nın San Diego kentindeki San Diego Hava ve Uzay Müzesi'nde, Artemis II mürettebatının Pasifik Okyanusu'na inişini canlı izlerken, astronot kostümü giymiş genç bir çocuk, bayrak sallayan bir kadının yanında seviniyor (AFP)

Nye, Çin'in 2030 için Ay'a iniş planladığına dikkat çekerek, Pekin'in uzay hedeflerini ABD için yeni bir uzay yarışına benzetiyor.

Eğer yarış başladıysa, neden bu kadar çok şeyden vazgeçiliyor? Neden liderlikten vazgeçiliyor? ABD, bilim ve teknolojide ikinci sıradaysa uzayda birinci olamaz.

Nye ayrıca, kesintilere karşı çıkanların 20 Nisan'da Washington DC'de "NASA Bilimini Kurtar" kampanyası için toplanacağını duyurdu ve davayı destekleyenlerin şahsen veya çevrimiçi olarak katılmalarını istedi.

Nye, "Bilime yapılan yatırımları kısmak sadece keşifleri geciktirmekle kalmaz, onları yok eder. STEM alanındaki yetenek havuzumuzu paramparça eder. Uluslararası ortaklarımızı terk etmemize neden olur. Ve ABD'nin uzay bilimindeki liderliğini Çin ve diğer ülkelere kaptırmasına yol açar" diye uyardı.

Independent Türkçe


Macaristan'da Orban dönemi bitecek mi?

Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
TT

Macaristan'da Orban dönemi bitecek mi?

Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)
Macaristan’ın Szekesfehervar kentinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan bir kadın (EPA)

Macaristan’da seçmenler, 16 yıldır iktidarda bulunan Başbakan Viktor Orban’ın yönetimine son verebilecek parlamento seçimleri için bu sabah sandık başına gitmeye başladı. Sonuçları, başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke tarafından yakından takip edilen seçimler, uluslararası düzeyde büyük ilgi görüyor.

Sandıklar yerel saatle 06.00’da açılırken, oy verme işleminin 19.00’da sona ereceği bildirildi.

Ülke içinde 7,5 milyon seçmen ile yurt dışında kayıtlı 500 binden fazla seçmen, beş siyasi parti arasından tercih yapıyor. Seçimler, büyük ölçüde iktidardaki Fidesz Partisi lehine işleyen karma çoğunlukçu bir seçim sistemiyle gerçekleştiriliyor.

Bağımsız araştırma şirketlerinin anketleri, Avrupa yanlısı ve muhafazakâr çizgideki Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin ezici bir zafer kazanabileceğini öngörüyor. Magyar, son iki yıl içinde Orban’a rakip olabilecek güçlü bir muhalefet hareketi oluşturmayı başardı. Başbakan Orban’ın milliyetçi çizgideki popülaritesinin ise Macaristan’daki ekonomik büyümenin yavaşlaması nedeniyle gerilediği belirtiliyor.

fv
Bu oylama, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın 16 yıldır süren iktidarını sona erdirebilir. (AFP)

Buna karşılık, iktidara yakın kamuoyu araştırma kuruluşları, Viktor Orban’ın beşinci kez üst üste başbakanlık hedefi doğrultusunda liderliğini yaptığı Fidesz Partisi ile Hristiyan Demokrat Halk Partisi (KDNP) ittifakının seçimleri kazanacağını öngörüyor.

Bununla birlikte, ABD Başkanı Donald Trump’ın güçlü desteğini alan Fidesz cephesinde belirgin bir gerginlik olduğu dikkat çekiyor.

Bu destek, Trump’ın yardımcısı J. D. Vance’in bu hafta Budapeşte’ye yaptığı ziyaretle de somutlaştı. Vance, ziyarette Viktor Orban’ın politikalarını övgüyle değerlendirirken, ‘Brüksel bürokratlarının müdahalelerini’ eleştirdi.

Trump ise cuma günü yaptığı açıklamalarda Orban’a açık destek vererek, Macar seçmenlerin müttefikini desteklemesi halinde ABD’nin ‘tüm ekonomik gücünü’ Macaristan’a yardım için kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Trump, Orban’ı göçle mücadele ve ‘Batı medeniyetini savunma’ mücadelesinin bir temsilcisi olarak nitelendirdi.

Negatif kampanya

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 9,5 milyon nüfuslu ülkesini ‘liberal olmayan demokrasi’ modeli haline getirerek, dünyanın farklı bölgelerindeki bazı aşırı sağ hareketler için örnek bir figür konumuna geldi.

Orban’ın ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın olduğu biliniyor. Macar lider, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Avrupa Birliği’nin (AB) Moskova’ya uyguladığı yaptırımları düzenli olarak eleştiriyor.

Brüksel seçimler konusunda açık bir tutum sergilemekten kaçınsa da, bir Avrupalı diplomat, “AB üye ülkelerinin çoğu Orban’dan kurtulmaktan memnuniyet duyar” değerlendirmesinde bulundu. Aynı diplomat, “Sabır artık tükenme noktasına ulaştı” ifadesini kullandı.

f
Muhalefet partisi Tisza’nın lideri Peter Magyar, Macaristan parlamento seçimleri için Budapeşte’de oy kullandı. (Reuters)

62 yaşındaki Orban, sık sık AB’yi oluşturan diğer 26 üye ülkenin politik çizgisine aykırı tutumlar alırken, Brüksel de hukukun üstünlüğünü zayıflattığı gerekçesiyle Macaristan’a yönelik milyarlarca euroluk fonları dondurdu.

Orban, seçim kampanyası sürecinde ‘sözde sivil toplum kuruluşları’, ‘paralı gazeteciler’, yargı mensupları ve siyasetçileri hedef almaya devam edeceğini söyledi.

ELTE Üniversitesi Sosyal Bilimler Merkezi’nden Andrea Szabo ise Orban’ın olası bir seçim zaferinin ‘açık biçimde otoriter bir sisteme doğru kayış anlamına geleceğini’ ifade etti.

Orban ayrıca, kendisini Ukrayna’ya karşı bir ‘set’ olarak konumlandırmaya çalışarak, Ukrayna’yı Macarları savaşa sürüklemek istemekle suçladı. Ancak analistler, Macaristan’daki ekonomik durgunluk ve yaygın yolsuzluk iddiaları nedeniyle bu söylemin vatandaşları ikna etmede yetersiz kaldığını belirtiyor.

 fdv df
Macaristan parlamento seçimleri sırasında bir oy verme merkezinde görev yapan seçim görevlisi, Budapeşte (Reuters)

Andrea Szabo, Fidesz’in ‘tamamen negatif bir kampanya yürütmeyi tercih ettiğini’ belirterek, kampanyada ‘ulusu birleştirmeye gerçekten katkı sağlayabilecek tek bir önerinin bile yer almadığını, aksine partinin yalnızca savaş konusuna odaklandığını’ ifade etti.

Öte yandan, 45 yaşındaki Peter Magyar, şubat ortasından bu yana Macaristan’ın farklı bölgelerini ziyaret ederek seçim kampanyasını sürdürüyor. Magyar, özellikle sağlık ve eğitim sektörleri başta olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesini vadetti.

Perşembe günü düzenlenen bir seçim mitinginde konuşan Magyar, ‘değişime bir şans verilmesi’ çağrısında bulundu. Magyar ayrıca yolsuzlukla mücadele, demokratik kurumların yeniden canlandırılması ve Macaristan’ın 2004’ten bu yana üyesi olduğu AB içinde güvenilir bir ortak haline getirilmesi gibi temel vaatler sıraladı.

Müdahale suçlamaları

60 yaşındaki Daniel Pastor, cuma günü düzenlenen bir başka seçim mitinginde AFP’ye verdiği demeçte, ‘gerçekten yeni bir dönemin başlamasının ve yaşanabilir yeni bir Macaristan’ın doğmasının önemli olduğunu’ söyledi.

Buna karşılık, taksi şoförü 50’li yaşlardaki Attila Csöke ise perşembe günü Orban’ın katıldığı bir mitingde tamamen farklı bir görüş dile getirerek, “Tisza’nın kazanması Macaristan için korkunç olur” ifadesini kullandı.

rtb
Budapeşte’de oyunu kullanan bir kadın (AP)

Analistler, seçimlere katılım oranının yüzde 75 ile rekor seviyeye ulaşmasını bekliyor. Sandıkların kapanmasından kısa süre sonra ilk kısmi sonuçların açıklanacağı, ancak sonuçların çok yakın çıkması halinde kesin galibin Macaristan Ulusal Seçim Ofisi’nin oy sayımını tamamlamasının ardından açıklanabileceği belirtiliyor.

Macar muhalefeti, Orban’ın seçim sonuçlarını kabul etmeyebileceğinden endişe ederken, Rusya’nın sürece müdahil olduğu ve Fidesz’in geniş çaplı oy satın alma girişimlerinde bulunduğu yönünde iddialar gündeme geldi.

Orban ise bu iddialara karşılık, Tisza Partisi’ni sonuçları manipüle etmek amacıyla ‘yabancı istihbarat servisleriyle iş birliği yapmakla’ suçladı.