Güney Kore Devlet Başkanı, selefinin eylemleri nedeniyle Pyongyang'dan özür dilemesi gerektiğini düşünüyor

Seul'ün, Japonya ile Çin arasında taraf tutmaması gerektiğini söyledi

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi (AP)
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi (AP)
TT

Güney Kore Devlet Başkanı, selefinin eylemleri nedeniyle Pyongyang'dan özür dilemesi gerektiğini düşünüyor

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi (AP)
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya geldi (AP)

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, bugün yaptığı açıklamada, selefinin sınır ötesine insansız hava araçları (İHA) ve propaganda broşürleri gönderilmesi yönündeki emri nedeniyle Kuzey Kore'den özür dilemek zorunda hissettiğini söyledi.

Eski Devlet Başkanı Yun Sok-yeol'un sıkıyönetim ilan etmesinin ve ülkede kısa süreli kaos yaşanmasının birinci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Lee, "Özür dilemem gerektiğini hissediyorum, ancak bunu yüksek sesle söylemekten çekiniyorum" dedi.

"Bunu yaparsam, ideolojik çatışmalarda kullanılabilir veya Kuzey yanlısı olmakla suçlanabilirim" ifadesini kullandı.

Myung ayrıca, Tayvan meselesi nedeniyle iki ülke arasındaki gergin ilişkiler göz önüne alındığında, Seul'ün, Japonya ve Çin arasında taraf tutmaması gerektiğini vurguladı.

"Japonya ile Çin arasında bir anlaşmazlık var ve taraf tutmak sadece gerginliği daha da artıracaktır" dedi.

"İdeal yaklaşımın bir arada yaşama, karşılıklı saygı ve mümkün olduğunca iş birliği olduğunu" belirten Lee, Kuzeydoğu Asya'yı "askeri güvenlik açısından oldukça tehlikeli bir bölge" olarak nitelendirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tokyo ile Pekin arasındaki anlaşmazlık, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'nin Çin'in Tayvan'ı işgal etmesi halinde Tokyo'nun askeri müdahalede bulunabileceğini söylemesinin ardından tırmandı. Pekin, vatandaşlarına Japonya'ya seyahat etmemeleri tavsiyesinde bulunarak, sert bir diplomatik tepki verdi. Çin, özerk yönetime sahip Tayvan'ı kendi topraklarının bir parçası olarak görüyor ve gerekirse zorla ilhak etmeyi de göz ardı etmiyor.



Kazakistan Cumhurbaşkanı, Gazze'nin "Barış Konseyi"ne katılmayı kabul etti

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 25 Eylül 2019'da New York'ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania ile yaptığı görüşmenin ardından (Tokayev'in "X"hesabı)
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 25 Eylül 2019'da New York'ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania ile yaptığı görüşmenin ardından (Tokayev'in "X"hesabı)
TT

Kazakistan Cumhurbaşkanı, Gazze'nin "Barış Konseyi"ne katılmayı kabul etti

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 25 Eylül 2019'da New York'ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania ile yaptığı görüşmenin ardından (Tokayev'in "X"hesabı)
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 25 Eylül 2019'da New York'ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania ile yaptığı görüşmenin ardından (Tokayev'in "X"hesabı)

Haber ajansları bugün, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in ABD Başkanı Donald Trump tarafından önerilen Gazze Barış Konseyi'ne katılma daveti aldığını ve Tokayev'in bunu kabul ettiğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump Gazze Barış Konseyi'ni kurmaya başladı ve birçok dünya lideri cumartesi günü konseye katılmak için resmi davetler aldıklarını açıkladı. 

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Beyaz Saray, Gazze'deki savaşı sona erdirmeye yönelik ABD planı doğrultusunda Trump başkanlığında bir barış konseyi kurulacağını açıklamıştı.

Bu konseyin yanı sıra, iki ilgili organ daha kuruldu: Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetmek üzere bir Filistin teknokrat komitesi ve danışmanlık rolü üstlenecek gibi görünen bir "yürütme konseyi".

Beyaz Saray, "Barış Konseyi" veya "Yürütme Konseyi"ne katılacak siyasetçilerin ve diplomatların isimlerini açıkladı ve diğer yetkililer de davetiye aldıklarını duyurdu. "Barış Konseyi"ne katılacağı bilinen isimler arasında; ABD Başkanı Donald Trump, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff, Trump'ın damadı Jared Kushner, eski İngiliz Başbakanı Tony Blair, Amerikalı milyarder Mark Rowan, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve Trump'ın danışmanı Robert Gabriel bulunuyor.

Birçok yabancı lider, Trump yönetiminden katılım daveti aldıklarını doğruladı, ancak kabul edip etmeyeceklerini belirtmediler. Davet alanların listesi şöyledir: Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Pérez Milei, Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva, Kanada Başbakanı Mark Carney, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ürdün Kralı II. Abdullah, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Romanya Cumhurbaşkanı Nicoso Dan, Paraguay Cumhurbaşkanı Santiago Pena, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif.  


Çin'in nüfusu üst üste dördüncü yıldır azalıyor

Pekin'de bir sokakta geleneksel Çin kıyafetleri giyen kadınlar (AP)
Pekin'de bir sokakta geleneksel Çin kıyafetleri giyen kadınlar (AP)
TT

Çin'in nüfusu üst üste dördüncü yıldır azalıyor

Pekin'de bir sokakta geleneksel Çin kıyafetleri giyen kadınlar (AP)
Pekin'de bir sokakta geleneksel Çin kıyafetleri giyen kadınlar (AP)

Çin'in nüfusu 2025 yılında üst üste dördüncü kez azaldı. Uzmanlar bu eğilimin önümüzdeki yıllarda hızlanacağını belirtiyor.

Ulusal İstatistik Bürosu, Çin'in toplam nüfusunun 2025 yılında 339 milyon azalarak 1,405 milyara düştüğünü ve bunun 2024 yılına göre daha hızlı bir düşüş olduğunu ifade etti.


Myanmar, Uluslararası Adalet Divanı önünde Rohingyalılara yönelik soykırım suçlamalarını reddetti

Yüz binlerce Rohingya Myanmar ordusunun uyguladığı şiddetten kaçtı (Reuters)
Yüz binlerce Rohingya Myanmar ordusunun uyguladığı şiddetten kaçtı (Reuters)
TT

Myanmar, Uluslararası Adalet Divanı önünde Rohingyalılara yönelik soykırım suçlamalarını reddetti

Yüz binlerce Rohingya Myanmar ordusunun uyguladığı şiddetten kaçtı (Reuters)
Yüz binlerce Rohingya Myanmar ordusunun uyguladığı şiddetten kaçtı (Reuters)

Myanmar, dün Uluslararası Adalet Divanı'nda kendisine karşı açılan davada Müslüman Rohingya azınlığına yönelik soykırım suçlamalarını reddederek, iddiaların "asılsız" olduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletler'in en yüksek mahkemesi, Gambiya'nın Myanmar'ı 2017'de bu Müslüman azınlığın üyelerine karşı baskı eylemleriyle 1948 Soykırım Sözleşmesi'ni ihlal etmekle suçladığı davada, üç haftalık duruşmalar düzenliyor.

Myanmar Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ko Ko Hlaing, Lahey'deki mahkemede “bu konunun asılsız iddialara değil, kanıtlanmış gerçeklere dayanılarak karara bağlanması gerektiğini” vurguladı. “Duygusal konuşmalar ve belirsiz gerçek sunumları, durumun kapsamlı bir analizinin yerini tutamaz” ifadesini kullandı.

Myanmar yetkilileri, Tatmadaw olarak bilinen silahlı kuvvetlerinin, yaklaşık 12 güvenlik görevlisinin ölümüne yol açan saldırıların ardından Rohingya isyancılarını ortadan kaldırmak için gerçekleştirdiği baskının haklı olduğunu uzun zamandır savunuyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Myanmar ordusu ve Budist militanlar tarafından uygulanan şiddetten kaçan yüz binlerce Rohingya Müslümanı, komşu Bangladeş'e sığındı ve burada toplu tecavüz, cinayet ve kundaklama olayları yaşandığını bildirdi.

Bugün, yaklaşık 1,17 milyon Rohingya Müslümanı Bangladeş'in Cox's Bazar bölgesindeki sefil kamplarda yaşıyor.

Rohingya mültecileri 15 Aralık'ta deniz yoluyla Endonezya'ya ulaştıktan sonra geçici barınakta (Arşiv- AP)Rohingya mültecileri 15 Aralık'ta deniz yoluyla Endonezya'ya ulaştıktan sonra geçici barınakta (Arşiv- AP)

Utanç verici

Mahkemede Ko Ko Hlaing, “Myanmar'ın kuzey Rakhine Eyaleti'nde teröristlerin cezasız bir şekilde faaliyet göstermesine seyirci kalmaması gerektiğini” savundu. “Bu saldırılar, isyanla mücadele veya terörle mücadele operasyonlarını ifade eden askeri bir kavram olan temizleme operasyonlarını haklı çıkarmaktadır” diye belirtti.

Soykırım Sözleşmesi uyarınca, herhangi bir devlet, bu yasal aracı ihlal ettiğinden şüphelendiği başka bir devlete karşı Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) dava açabilir.

2019 yılında, çoğunluğu Müslüman olan Gambiya, devletler arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlayan UAD'ye bu davayı açtı.

Uluslararası Adalet Divanı'nın kararları hukuken bağlayıcı olmasa da Gambiya lehine verilecek bir karar Myanmar üzerindeki siyasi baskıyı artıracaktır.

Myanmar başkanlığı tarafından atanan bakan, “soykırım suçundan mahkumiyet, ülkem ve halkım için bir leke olur” diyerek, “bu yargılamaların ülkemin itibarı ve geleceği için son derece önemli olduğunu” vurguladı.

Bu haftanın başlarında Gambiya, toplu tecavüzler, cinayetler ve işkenceler de dahil olmak üzere baskıya dair yürek burkan anlatımlar sundu.

Gambiya Adalet Bakanı, Rohingyalılar hakkında konuşurken, "Onlar yok edilmek üzere hedef alındılar" dedi.

Hukuk uzmanları bu gelişmeleri yakından takip ediyor, çünkü bunlar, 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından Gazze'deki askeri harekatı nedeniyle Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı benzer bir davada mahkemenin alabileceği yaklaşımı gösterebilir.