Çöküşten önce Sudan'da son şans

Masum insanlara yönelik ihlaller devam ederken, insani felaket her geçen gün ağırlaşıyor

 Çad'ın doğusundaki Tine kampında Faşir'den bir Sudanlı mülteci çocuk, 21 Kasım 2025
Çad'ın doğusundaki Tine kampında Faşir'den bir Sudanlı mülteci çocuk, 21 Kasım 2025
TT

Çöküşten önce Sudan'da son şans

 Çad'ın doğusundaki Tine kampında Faşir'den bir Sudanlı mülteci çocuk, 21 Kasım 2025
Çad'ın doğusundaki Tine kampında Faşir'den bir Sudanlı mülteci çocuk, 21 Kasım 2025

 Areej Al-Hajj& Ben Fishman

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Beyaz Saray'a yaptığı tarihi ziyaret sırasında Başkan Donald Trump'ın açıkladığı bir dizi anlaşma arasında, Trump'ın Sudan kriziyle ilgilenmeye başlama taahhüdü en şaşırtıcı adımlardan biri olarak öne çıktı

Trump'ın söylediğine göre Prens Muhammed bin Selman, Sudan dosyasında ilerleme kaydetmenin “yapılacak en iyi şey” olacağını vurguladı. Trump daha sonra Truth Social platformundaki hesabından şunları yazdı: “Suudi Arabistan Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Ortadoğu'daki diğer ortaklarımızla birlikte bu kıyımları sona erdirmek ve aynı zamanda Sudan'da istikrarı sağlamak için çalışacağız.”

Bu strateji prensipte doğru, ancak dış tarafları çatışmayı körüklemeyi bırakmaya ikna etmek Trump için bile son derece zor bir meydan okuma olmaya devam edecek.

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) olarak bilinen muhalif milis grubunun ekim ayında el-Faşir şehrini zorla ele geçirmesi nedeniyle Trump'ın sahadaki gerçekliğe ayak uydurması da gerekiyor. Zira masum insanlara yönelik ihlaller devam ederken, insani felaket de her geçen gün ağırlaşıyor.

HDK aynı zamanda Batı Sudan'dan başkent Hartum'a kadar uzanan tedarik ve iletişim hatlarını birbirine bağlayan önemli bir düğüm noktası olan el-Ubeyd şehrine doğru da ilerliyor. Eğer bu kuvvetler Ubeyd'i kontrol altına alabilirlerse, bu durum Sudan'ın doğusunun batısından izole edilmesine yol açacaktır. Bunun anlamı da Sudan devletini parçalanma yoluna sokan tehlikeli bir gelişme ile toprakları geniş ülkenin iki yarı bağımsız bölgeye bölünmesidir.

Devam eden silah akışı, savaş makinesinin yanmaya devam etmesini sağlayan yakıttır ve dış güçler bu trajediye derinden bulaşmıştır

Bu sahnelerin gölgesinde zaman daralıyor. Ancak uluslararası toplum hâlâ açlık çeken sakinlere insani yardım ulaştırılmasını hızlandıracak, çatışmayı körükleyen dış aktörlerin yaklaşımlarını değiştirmeleri halinde ülkenin geleceğine ilişkin siyasi diyaloğun önü açacak kalıcı bir ateşkese ulaşabilir. Bu aktörlerin yıkıcı müdahaleleri sürdürmek yerine yapıcı bir rol benimsemeleri gerekiyor. Trump'ın karşı karşıya olduğu temel meydan okuma da bu.

İç içe geçmiş bir çıkar ağı

Savaş iç, bölgesel ve uluslararası çıkarların iç içe geçmesi nedeniyle devam ediyor. İç düzeyde Sudan, geleceğine ilişkin birbiriyle çelişen iki vizyon arasında duruyor. HDK askeri kazanımlarını siyasi meşruiyete ve kalıcı bir nüfuza dönüştürmeye çalışırken, Sudan Silahlı Kuvvetleri ise isyancılara verilecek herhangi bir tavizin devletin ve ordunun birlikte çöküşünün başlangıcı olduğuna inanıyor. Her iki taraf da savaşı kesin olarak kendi lehine sonuçlandıracak kapasitede olduğuna inanıyor.

 HDK tarafından yayınlanan ve Hartum'un Doğu Nil bölgesinde bozulmuş bir aracın yanında tüfeğini sallayan bir savaşçıyı gösteren videodan bir görüntü, 23 Nisan 2023 (AFP)HDK tarafından yayınlanan ve Hartum'un Doğu Nil bölgesinde bozulmuş bir aracın yanında tüfeğini sallayan bir savaşçıyı gösteren videodan bir görüntü, 23 Nisan 2023 (AFP)

Bölgesel düzeye gelince, Sudan, kelimenin tam anlamıyla bir vekâlet savaşı arenasına dönüştü. Ülkeler HDK’ye organize ve maddi destek sağlıyor. İsyancılar, Çin yapımı insansız hava araçları da dahil olmak üzere, üçüncü ülkelerden geçen karmaşık bir kaçakçılık ağı aracılığıyla taşınan gelişmiş silahlar elde ediyor. Bazı ülkelerin, Sudan ordusu içindeki İslami hareketleri zayıflatmanın yanı sıra, Doğu Sudan'daki altın madenlerini işletmek, Kızıldeniz boyunca ticaret koridorlarını güçlendirmek konusunda ekonomik ve stratejik çıkarları bulunuyor.

HDK, Darfur bölgesiyle olan köklü tarihi ve kabile ilişkilerine dayanarak Çad ve Etiyopya'dan da destek alıyor. Bu kuvvetlerin Faşir şehrinde elde ettiği kesin zafer, güvenirliklerini güçlendirdi ve bu durum, bölgesel destekçilerini onlara daha fazla askeri ve lojistik yardım sağlamaya teşvik edebilir.

Öte yandan Mısır, kuşatma altındaki Sudan ordusunu destekliyor, çünkü Kahire, savaşın devamının uzun güney sınırında silahlı milis faaliyetlerinin artmasına, daha fazla mülteci akınına, hayati su çıkarları üzerindeki baskının artmasına ve buna ek olarak Rönesans Barajı dosyasının yönetiminin zorlaşmasına yol açmasından korkuyor. Aynı zamanda Türkiye, Sudan ordusuna gelişmiş Bayraktar insansız hava araçlarının tedariği konusunda Mısır ile iş birliği yaptı.

Uluslararası düzeyde Sudan'daki savaş, Afrika Boynuzu ile Ortadoğu'yu birbirine bağlayan stratejik bir coğrafi konuma sahip olan, doğal kaynaklar açısından zengin bir bölgeyi kontrol etmek için rekabet eden dış güçler arasında açık bir rekabet alanına dönüşüyor.

BM'nin 2004 yılından bu yana Darfur'a sıkı bir silah ambargosu uygulamasına rağmen silah akışı hiçbir zaman durmadı. Uluslararası Af Örgütü'nün Mart 2025'te yürüttüğü soruşturmada, HDK’nin Çin yapımı GB50A güdümlü bombalar kullandığı ortaya çıktı. Bu, bu tür mühimmatın kullanıldığına dair küresel olarak belgelenen ilk vakaydı. Silahlar, Libya, Güney Sudan ve Orta Afrika'ya uzanan kaçakçılık yollarının yanı sıra, organize tedarik ağları, Doğu Çad'a yapılan düzenli kargo uçuşları yoluyla HDK’ye ulaştırılıyor.

Sudan ordusunun en önemli silah tedarikçilerinden biri olan Rusya ise Kasım 2024'te BM Güvenlik Konseyi'nde ateşkes çağrısı yapan bir karara karşı veto yetkisini kullandı.

Devam eden silah akışı, savaş makinesinin yanmaya devam etmesini sağlayan yakıttır ve dış güçler bu trajediye derinden bulaşmıştır.

Sürdürülebilir bir ateşkes konusunda uluslararası mutabakatın güçlendirilmesi için Dörtlü Grup genişletilmeli. Bu, Afrika Birliği ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi'nin (IGAD) de dahil edilmesi anlamına geliyor

Bütün bunların ortasında Sudan halkı ağır bir bedel ödüyor. Geçtiğimiz üç yıl boyunca, bu yıkıcı savaş on binlerce kişinin hayatına mal oldu. Yaklaşık üç milyon mültecinin ülkeden kaçmasının yanı sıra, yaklaşık dokuz milyon insanın da ülke içinde yerinden edilmesine sebep oldu. Sudan'ın egemenliği dışa bağımlı hale gelirken, ülke mevcut haliyle geri dönüşü olmayan bir noktaya doğru gidiyor.

Gelgelelim HDK’nin Faşir şehrinde gerçekleştirdiği katliamların ardından dünya, uzun süredir görmezden gelinen Sudan iç savaşına daha fazla ilgi göstermeye başladı. Bu değişim ateşkese varmak için son şansı temsil edebilir. Çatışmayı körükleyen dış aktörler, şimdiye kadar büyük ölçüde kaçındıkları uluslararası baskıyla nihayet karşı karşıya kaldıklarında, muhtemelen vekillerini dizginlemeye hazır hale geleceklerdir. Örneğin, BAE Devlet Başkanı'nın diplomatik danışmanı Enver Karakaş, 2 Kasım'da sivil hükümeti deviren Sudanlı generallere verilen dış desteğin “ciddi bir hata” olduğunu kaydetti. Bu daha sonra ülkenin bölünmesine yol açacak çatışmaydı.

HDK’yi destekleyen ülkeler artan bir medya baskısıyla da karşı karşıyalar. Bu “kuvvetlere” destek konumunda bir değişiklik, savaşa katılan dış taraflar arasındaki uluslararası arabuluculuk çabalarını ilerletmek için belirleyici baskı noktası oluşturabilir.

Sudan’ın güneyindeki Renk kasabasındaki Renk Transit Merkezi’nde “War Child in the Netherlands’a” bağlı güvenli bir sınıfta parmaklıklı pencerenin önündeki çocuklar, 17 Kasım 2025 (AFP)Sudan’ın güneyindeki Renk kasabasındaki Renk Transit Merkezi’nde “War Child in the Netherlands’a” bağlı güvenli bir sınıfta parmaklıklı pencerenin önündeki çocuklar, 17 Kasım 2025 (AFP)

Başkan Trump, aşağıdaki adımları atarak bir ateşkes anlaşması ilan edebilir:

Öncelikle, ABD, BAE, Mısır ve Suudi Arabistan'dan oluşan Dörtlü Grup, eylül ayında yayınlanan ve üç aylık bir ateşkes çağrısında bulunan ve “dış desteğin sona erdirilmesinin çatışmanın sona ermesi için ön koşul olduğunun” altını çizen ortak bildiriye olan bağlılığını yeniden teyit etmeli.

Zira bu bildiriye rağmen dış aktörler savaşan taraflara destek sağlamaya devam etti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da bu çelişkiyi kabul ederek şunları söyledi: “Kurduğumuz dörtlü sürecin bazı tarafları korumak için kalkan olmasına izin vermeyeceğiz.”  Bu ülkeler, yükümlülüklerini göz ardı etmek yerine sorumluluk almalı ve Sudanlı ortaklarına, ateşkesin ihlal edilmesi halinde sonuçlarına katlanacakları konusunda ısrar etmeli.

İkincisi, sürdürülebilir bir ateşkes konusunda uluslararası mutabakatı güçlendirmek için Dörtlü Grup genişletilmeli. Bu, Afrika Birliği ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi'nin (IGAD) sürece dahil edilmesi, bilhassa daha sonra ateşkese uyulup uyulmadığını denetlemek için bu iki kurumdan gözlemci göndermeleri istenmesi halinde, Afrika kıtasına da süreçte daha büyük bir rol verilmesi anlamına geliyor. Sudan Silahlı Kuvvetleri üzerinde nüfuz sahibi olan Türkiye ve Katar da Dörtlü Grup’un genişletilmiş formülüne dahil edilebilir.

Sudan nihayet küresel ilginin ön sıralarına geri döndü fakat medyadaki bu ivmeyi somut bir ateşkese dönüştürmek, savaşan taraflar üzerinde diplomatik baskının devam etmesini gerektiriyor

2023'te imzalanan ve insani ateşkes çağrısı yapan anlaşmanın onaylanması amacıyla Suudi Arabistan'ın Cidde şehrinde arabuluculuk oturumları düzenlenmeli. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Krallığın bu görüşmelere ev sahipliği yapması, Suudi Arabistanlıları ateşkese ulaşmayı kolaylaştırmak için bölgesel nüfuzlarını kullanmaya teşvik edecektir. Aynı zamanda Trump'ın bu dosyadaki çabalarından da faydalanılabilir. Tarafları ateşkes konusunda ikna etmek zor olacak ancak ateşkesi denetleyecek etkili bir mekanizma oluşturmak da benzer bir zorluğu temsil ediyor. İlk aşamada taraflar ağır silahların cephe hatlarından çekilmesi ve İHA kullanımının durdurulması konusunda sorumlu tutulmalı. Afrika Birliği saha gözlemcilerini görevlendirmeye hazırlanırken, ABD hava ve uydu araçlarını kullanarak bir doğrulama ve izleme sistemini koordine etmeli.

Genişletilmiş Dörtlü Grup, her türlü ihlalin, ifşa etme, mali varlıkların dondurulması ve başka ülkelere seyahatin yasaklanması da dahil olmak üzere her iki tarafa da uygulanacak aşamalı yaptırımlarla karşılanacağını açıkça belirtmeli. Diğer yandan Kongredeki her iki partinin liderleri de HDK’nin yabancı terör örgütleri listesine dahil edilmesini önerdi.

Geçmişte Washington'da yapılan görüşmeler Faşir felaketini önlemede başarısız olmuştu. Trump yönetimi bu sefer vekillerini dizginlemeleri için çatışmanın dış destekçileri arasında ortak bir baskı kampanyası düzenlemeye odaklanmalı. ABD'nin daha acil ikili öncelikleri olabilir, ancak Trump'ın çatışmaları bitirme taahhüdü ve bu konudaki bilinen ilgisi, uluslararası bir ateşkes anlaşmasının kapısını açabilir. Gerçek bir ilerleme elde etmek istiyorsa BAE ve Mısır liderlerini ciddi ve sürdürülebilir bir ateşkesi desteklemeye kişisel olarak ikna etmesi gerekiyor.

Sudan nihayet küresel ilginin ön sıralarına geri döndü fakat medyadaki bu ivmeyi somut bir ateşkese dönüştürmek, savaşan taraflar üzerinde diplomatik baskının devam etmesini gerektiriyor. Umut ile katliamların devam etmesini kabul etmek arasındaki denge nadiren bu kadar net olmuştur.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarfından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Mali’deki gelişmeler Fransa’yı endişelendiriyor… Fransa, vatandaşlarından bu çalkantılı Afrika ülkesini terk etmelerini istedi

(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
TT

Mali’deki gelişmeler Fransa’yı endişelendiriyor… Fransa, vatandaşlarından bu çalkantılı Afrika ülkesini terk etmelerini istedi

(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)

Mali’de tarih tekerrür ediyor. 14 yıl önce, El-Kaide’ye bağlı silahlı terör örgütü Nusra, ülkenin kuzeyini kontrol altına almayı başarmış ve örgütün militanları başkent Bamako’yu kuşatma amacıyla güney yönüne ilerlemişti. Bugün de benzer bir durum yaşanıyor; aynı örgüt ve merkezi hükümetten ayrılmayı hedefleyen Azavad Kurtuluş Cephesi, Bamako’yu kuşatma amacına ulaşmak için başkente yaklaşmış durumda. Bu durum, Assimi Goita’nın başkanlık ettiği askeri hükümete yönelik baskıları arttırma amacı taşıyor.

ddsdsvs
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 23 Haziran’da Kremlin’de Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita’yı kabul etti. (Reuters)

Azavad Kurtuluş Cephesi Sözcüsü Muhammed Mevlud Ramazan dün AFP’ye yaptığı açıklamada, “Rejim er ya da geç düşecek” dedi. Onun değerlendirmesine göre, 2020 ve 2021’deki askeri darbelerle iktidara gelen mevcut yönetim “ayakta kalmakta zorlanacak”.

Ancak geçmişte yaşananlarla şu anki durum arasında bir fark var. 13 yıl önce, dönemin Mali Cumhurbaşkanı, silahlı grupların başkent Bamako’yu ele geçirmesini engellemek için Fransa’dan yardım istemişti ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın cevabı oldukça hızlı olmuştu. Hollande, ‘Serval’ adı verilen askeri gücü hemen gönderdi ve bu güç, saldırganların başkente doğru ilerleyişini durdurmayı başardı, ardından kuzeydeki şehirleri teker teker geri aldı. 2014’te ise Serval, Barkhane adı altında yeniden yapılandırılarak Mali’de operasyonlarını sürdürdü; bu kuvvet, beş binden fazla asker, hava gücü ve ağır savaş ekipmanlarıyla, her türlü silahlı ve terörist gruba karşı mücadele etti.

gthy
Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita, geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana sahada kaydedilen ilerlemenin ardından Malililere seslendi. (Reuters)

Ancak, darbecilerin başlattığı Fransa karşıtı siyasi seferberlik, nihayetinde Fransız kuvvetlerinin 2022 yılında Mali’den çekilmesine yol açtı. Ardından, Fransa’nın çekildiği bölgeler arasında Nijer, Burkina Faso ve Çad da yer aldı; kısacası Sahel ülkeleri olarak bilinen tüm bölgeyi kapsayan bir çekilme yaşandı. Darbeciler, Fransız kuvvetlerinin yerini Rusya’ya ait başka bir güçle, ‘Wagner’ adı altında gelen bir kuvvetle doldurdular. Ancak, 2023 yazında Wagner’in lideri Evgeny Prigojin’in Moskova’dan St. Petersburg’a giderken uçak kazasında hayatını kaybetmesinin ardından, bu güç adını ‘Afrika Kolordusu’ olarak değiştirdi.

Rusya’nın çekilmesi

Olayların hızla gelişmesiyle Tuareg isyancıları, Afrika Kolordusu’na bağlı Rus askerlerinin Kidal’den çekilmesi konusunda bir ‘anlaşma’ sağladıklarını açıkladılar. Ramazan, “Hedefimiz, Rusların Azavad’dan ve tüm Mali’den çekilmesidir… Ruslarla girdiğimiz tüm çatışmalarda zafer kazandık. Rusya ile özel bir sorunumuz yok, diğer hiçbir ülke ile de sorun yaşamıyoruz. Sorunumuz, Bamako’daki mevcut yönetimle” ifadelerini kullandı. Ramazan, Rusların ‘şiddetli suçlar işleyen, katliamlar gerçekleştiren, şehirleri ve köyleri yok eden, sağlık merkezlerini, okulları ve su kaynaklarını tahrip edenleri desteklediğini’ belirtti.

hyjuk
Fransız ordusu tarafından paylaşılan bu tarihsiz fotoğrafta, Mali’nin kuzeyindeki Rus paralı askerler görülüyor. (AP)

Rusya Savunma Bakanlığı bu hafta, Mali’deki askeri konseyin desteklenmesi için gönderilen Afrika Kolordusu savaşçılarının Kidal’den çekilmek zorunda kaldığını açıkladı. Rusların güvenli bir geçiş koridoru talep ettiğini belirten Ramazan, “Ruslar kendilerini tehlikede buldular. Çıkış yolu yoktu... Her yandan kuşatıldılar, bizden çözüm bulmamızı istediler. Kuvvetlerimizin ve ateş gücümüzün karşısında dayanamayacaklarını fark ettiklerinde çekilme talebinde bulundular” ifadelerini kullandı. İsyancılar, Kidal’ın ardından Gao, Timbuktu ve Menaka şehirlerini ele geçirmeyi planladıklarını vurguladılar.

Fransızların utancı

Bugün ise Paris, eski sömürgesi olan Mali’deki gelişmeleri uzaktan izliyor. Uzun yıllar boyunca Fransızlar için en yakın ülke olan Mali, şu anda Fransız hükümetinin, kendisini ülkeden çıkaran yönetimi kurtarmaya hazır olmadığı bir durumla karşı karşıya. Bununla birlikte, isyanın, Fransa’ya çok yakın olan Batı Afrika ülkelerine, örneğin Senegal ve Fildişi Sahili’ne sıçraması korkusu, Fransa'yı tedirgin ediyor. Fransızların zor durumda kaldığını gösteren bir diğer nokta ise Paris’in, Azavad Kurtuluş Cephesi savaşçılarının ve teröristlerin 25 Eylül’de stratejik Kidal ve Gao şehirlerini, ülkenin kuzeyindeki geniş bölgeleri ele geçirmesi ve Bamako’ya, hatta başkentteki havalimanına yaklaşması karşısında üç gün boyunca yorum yapmamış olması. Bu açıklama ne resmi bir bildiriyle ne de bir hükümet yetkilisinin açıklamasıyla yapıldı; aksine, bir Fransız diplomatı, Paris’in Mali’deki gelişmelerden ‘endişe duyduğunu’ ve ‘sivil halka karşı işlenen şiddet eylemlerini en sert şekilde kınadığını’ belirterek, ‘Mali halkı ile dayanışma’ ifadelerini kullandı.

fgthy
26 Nisan’da ordu ile Tuareg isyancıları ve militanlardan oluşan ittifak arasında çatışmaların yeniden alevlenmesinin ardından başkent Bamako’da gündelik hayat (AFP)

Söz konusu diplomat, Fransa'nın ‘Mali'de kalıcı bir barış ve istikrar sağlama’ arzusunu dile getirdi, ancak bu açıklamada ne mevcut hükümete ne de askeri konseye dair herhangi bir atıfta bulunulmadı. Aynı çerçevede diplomatik kaynak, Fransa hükümetinin ‘Mali'deki vatandaşlarının güvenliğine de büyük özen gösterdiğini’ belirterek, onları ‘dikkatli olmaya’ çağırdı.

Fransa dün, sahadaki endişe verici gelişmelerin, hatta Bamako’daki durumun bile tehlikeye girmesi üzerine, vatandaşlarına ülkeden ‘en kısa sürede’ ayrılmaları çağrısında bulundu. Fransa vatandaşları, Mali’den ayrılana kadar, evlerinde kalmaları, seyahatlerini sınırlamaları ve yerel yetkililerin talimatlarına uymaları konusunda uyarıldı. Ayrıca, durumları hakkında yakınlarını bilgilendirmeleri istendi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı’na göre Mali’de 4 bin 198 Fransız vatandaşı bulunuyor. Fransa’nın Bamako’daki büyükelçiliği halen açık olmakla birlikte, güvenlik durumunun kötüleşmesiyle Paris’in burada çalışan sayısını azaltması bekleniyor.

sdvf
 Fransız ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Nisan 2022’de Mali’nin kuzeyinde Rus paralı askerlerin bir helikoptere bindiği görülüyor. (Fransız ordusu – AP)

Gerçek şu ki Paris, Bamako’daki gelişmelere karşı bir çaresizlik hissediyor; zira elindeki etki araçları oldukça sınırlı, hatta neredeyse hiç yok. Başlangıçtan itibaren Fransa, Wagner milislerinin 2 binden fazla askerle konuşlandırılmasının, silahlı hareketler ve ayrılıkçı gruplara karşı duramayacağını belirtmişti. Gerçek görevlerinin, halkı korumak değil, rejimi savunmak olduğunu vurgulamıştı. Bugün Paris’te, yaşananların beklenen bir durum olduğu ve Afrika Kolordusu’nun ülkeden ayrılmasının çok uzak bir ihtimal olmadığı görüşü hâkim.

Yeni yöntem arayışı

Mali ve Fransa, Fransız kuvvetlerinin çıkışını takip eden ve büyük bir gerilimle devam eden süreçten sonra, ‘makul’ bir ilişki zemini üzerinde anlaşmayı başardılar. Bu, Fransız istihbarat ekibinin, Fransız büyükelçiliği çerçevesinde Bamako’da kalmasına izin verilmesiyle kendini gösterdi. Bamako da aynı hakkı Paris’teki büyükelçiliğinde elde etti. Paris’teki geniş bilgiye sahip kaynaklar, iki taraf arasındaki ‘istihbarat iş birliğinin’ her iki tarafın da birbirine duyduğu ihtiyaç nedeniyle ‘iyi’ olduğunu belirtiyor.

fdvfdv
Azavad Kurtuluş Cephesi koalisyonuna bağlı Tuareg isyancıları, Kidal’da bir kamyonetin üzerinde (AFP)

 

Ancak, geçen yıl ilişkiler yeniden kötüleşti. Mali yetkilileri, bir Fransız dış istihbarat servisi ajanını, Assimi Goita’yı devirmeyi amaçlayan bir darbe girişimine katılmak ve Mali’nin güvenliğine karşı komplo kurmak suçlamasıyla tutukladı. Paris, bu suçlamaları şiddetle reddetti. Sonuç olarak, söz konusu ajan hapse atıldı ve Bamako, Paris’in defalarca yaptığı, ajanı Fransa’ya iade etme talebini reddetti. Paris, Bamako üzerinde baskı kurmak için arabuluculara başvurdu, bunlar arasında Fas da yer aldı. Ancak bu çabalar başarısız oldu ve birçok kaynak, Mali ile ilişkilerde izlenecek doğru yaklaşım konusunda görüş ayrılıkları olduğunu belirtti.

scd
Azavad Kurtuluş Cephesi koalisyonuna bağlı Tuareg isyancıları, Kidal’da bir kamyonetin üzerinde (AFP)

Fransa, bugün oldukça zor bir durumda: Bir yandan, Mali’deki gelişmeleri göz ardı edemiyor, çünkü bu gelişmelerin Sahel bölgesindeki diğer ülkeler ve Fransa’nın doğrudan güvenlik ve ekonomik çıkarları üzerinde büyük etkileri olabilir. Zira, bu ülkeyi çevreleyen yedi ülke (Moritanya, Senegal, Gine, Fildişi Sahili, Burkina Faso, Nijer ve özellikle Cezayir) ile birleşen Mali’nin, militanların kontrolüne girmesi, Sahel bölgesindeki etkilerini genişletmek isteyen silahlı grupların ellerine geçtiğinde patlayıcı bir tehdit haline gelebilir. Bu durum, Paris’in çıkarlarının ve büyük iş birliklerinin bulunduğu bölgelerdeki dengeyi altüst edebilir. Öte yandan Paris, olayların seyrini etkilemek için yeni araçlar arayışında. Fransa, daha önce sıkça başvurduğu doğrudan müdahale yöntemlerinin artık etkili olmadığını kabul ediyor. Bunun yerine, Cezayir gibi bölgesel aktörler ve ABD, Rusya ve Çin gibi uluslararası güçler, Fransa'nın geride bıraktığı boşluğu doldurmak için hazır durumda.


Nijerya’da kiliseye saldırı: Papaz öldürüldü, ibadet edenler kaçırıldı

Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
TT

Nijerya’da kiliseye saldırı: Papaz öldürüldü, ibadet edenler kaçırıldı

Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)
Abuja’daki Nijerya polis memurları (Arşiv fotoğrafı – AFP)

Nijerya’nın güneyindeki Ekiti eyaletinde kimliği belirsiz silahlı kişiler bir kiliseye baskın düzenleyerek papazı öldürdü, çok sayıda ibadet edeni ise bilinmeyen bir yere kaçırdı. Olay, yerel kaynaklar tarafından doğrulanırken, polis yetkilileri de daha sonra saldırıyı kabul etti.

Saldırı, salı akşamı İda-Onyo Ekiti kasabasında, açık alanda düzenlenen ayin sırasında meydana geldi. Silahlı kişiler kilise avlusuna girerek dini törene liderlik eden papaza doğrudan ateş açtı.

Yerel kaynaklara göre saldırganlar, kalabalık bir grup halinde kasaba dışındaki toplanma alanına baskın gerçekleştirdi. Açılan ateş sonucu papaz olay yerinde yaşamını yitirirken, çok sayıda ibadet eden zorla kasaba çevresindeki ormanlık bölgeye götürüldü.

“Yaşlılar ve çocuklar da kaçırıldı”

Şarku’l Avsat’ın Vanguard gazetesinden aktardığı habere göre ağır silahlı saldırganlar birkaç dakika boyunca bölgede kaldıktan sonra kurbanlarını ormana götürdü. Saldırıdan kurtulan görgü tanıkları, kaçırılanlar arasında yaşlılar ve çocukların da bulunduğunu belirtti. Tanıklar, “Kasabaya kalabalık şekilde ve ağır silahlarla girdiler” ifadelerini kullandı.

rvfed
Amerikalı bir asker, Nijerya’daki Bagaçi kampında Nijeryalı askerleri eğitirken (Arşiv – Reuters)

Gazete, olayla ilgili yerel polisle iletişime geçmeye çalıştığını ancak çabaların sonuçsuz kaldığını, polis sözcüsü Sunday Abutu’nun arama ve mesajlara çarşamba sabahına kadar yanıt vermediğini aktardı.

Yerel kaynaklar kasabada “kaos ve panik” yaşandığını bildirirken, bir görgü tanığı saldırıyı “korkunç ve ani” olarak nitelendirdi.

Güvenlik güçleri bölgede

Üst düzey bir eyalet yetkilisi ve güvenlik komitesi üyesi, kimliğinin açıklanmaması kaydıyla saldırıyı doğruladı. Yetkili, güvenlik güçlerinin bölgeye sevk edildiğini ve saldırganların peşine düştüğünü belirterek, kaçırılanların sağ salim kurtarılacağına inandığını söyledi.

rtthyth
Silahlı gruplar tarafından kaçırılan Hristiyanlar, Komin Wali’den döndükten sonra Kaduna eyaletine ulaştı (AP)

Yetkili, “Evet, bugün (salı) İda-Onyo’da bazı ibadet edenler kaçırıldı. Güvenlik güçleri olayı yakından takip ediyor ve saldırganları arıyor” dedi. Ancak kaçırılanların sayısına ilişkin bilgi verilmedi.

Dini hassasiyet ve tartışmalar

Kiliselerin hedef alınması ve Hristiyanların kaçırılması, Nijerya’da hassasiyet yaratan bir konu olmaya devam ediyor. Özellikle Donald Trump’ın Nijerya yönetimini Hristiyanları korumakta yetersiz kalmakla suçlaması ve “soykırım” iddiasını gündeme getirmesi tartışmaları artırmıştı.

gtrth
Nijerya’daki Boko Haram terör örgütüne ait unsurlar Dolaşımda olan görsel)

Nijerya hükümeti ise bu suçlamaları reddederek ülkedeki çatışmaların dini temelli olmadığını savunuyor. Yetkililer, Boko Haram ve ISWAP gibi örgütlerin yanı sıra organize suç şebekelerinin halkı din veya etnik köken ayrımı gözetmeden hedef aldığını belirtiyor.

Hükümet ayrıca, özellikle kuzeydoğuda yoğunlaşan saldırılarda Müslümanların da başlıca mağdurlar arasında yer aldığını vurguluyor.

Karmaşık demografik yapı

Afrika’nın en kalabalık ülkesi olan Nijerya, karmaşık demografik ve dini yapısıyla dikkat çekiyor. Nüfusu 250 milyonu aşan ülkede, kuzeyde ağırlıklı olarak Müslümanlar, güneyde ise Hristiyanlar yaşıyor.

Ülkedeki güvenlik sorunları yalnızca dini boyutla sınırlı değil. Etnik gerilimler de önemli rol oynuyor. Kuzeyde Hausa-Fulani, güney ve güneybatıda ise Igbo ve Yoruba etnik grupları öne çıkıyor.

frthth
12 Nisan’da Borno eyaletindeki Gilli şehrinde yerel pazara düzenlenen hava saldırısının kurbanları (AP)

Özellikle “Orta Kuşak” olarak bilinen bölgede, çoğunluğu Müslüman olan Fulani çobanlarla, çoğunluğu Hristiyan olan çiftçiler arasında toprak ve su kaynakları nedeniyle sık sık çatışmalar yaşanıyor.

İklim değişikliği ve çölleşmenin kuzeyde artmasıyla birlikte çobanların güneye göç etmesi, son yıllarda şiddet olaylarının tırmanmasına yol açarken, bu çatışmalar giderek daha fazla siyasi ve güvenlik boyutu kazanıyor.

rbtrbtr
Nijerya’nın Plateau eyaletinin başkenti Jos’ta gerçekleşen silahlı saldırı yerinde polisler ve siviller (Reuters)

 


Nijerya'nın kuzeydoğusunda DEAŞ saldırısında 29 kişi öldü

Adamawa eyaleti, teröristler ve yerel suç çeteleri tarafından gerçekleştirilen şiddet olaylarına sahne oluyor (AP)
Adamawa eyaleti, teröristler ve yerel suç çeteleri tarafından gerçekleştirilen şiddet olaylarına sahne oluyor (AP)
TT

Nijerya'nın kuzeydoğusunda DEAŞ saldırısında 29 kişi öldü

Adamawa eyaleti, teröristler ve yerel suç çeteleri tarafından gerçekleştirilen şiddet olaylarına sahne oluyor (AP)
Adamawa eyaleti, teröristler ve yerel suç çeteleri tarafından gerçekleştirilen şiddet olaylarına sahne oluyor (AP)

Silahlı kişiler, Nijerya’nın kuzeydoğusundaki Adamawa Eyaleti'nde en az 29 kişiyi öldürdü. Olayla ilgili açıklama dün eyalet valisi tarafından yapılırken, yerel halk saldırganların bir futbol sahasında toplanan gençleri hedef aldığını belirtti. Saldırıyı DEAŞ üstlendi.

Adamawa Eyaleti, terörist gruplar ve “haydutlar” olarak bilinen yerel suç çetelerinin gerçekleştirdiği şiddet olaylarının yanı sıra, arazi anlaşmazlıklarından kaynaklanan çatışmalarla da sık sık gündeme geliyor.

Vali Ahmadu Umaru Fintiri, pazar günü saldırının gerçekleştiği bölgeyi ziyaret etti. Valilik sözcüsü sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Gombi Yerel Yönetim Bölgesi’ne bağlı Giyako yerleşiminde düzenlenen kanlı saldırıda en az 29 kişi hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre yerel sakinlerden Philip Agabus, saldırının pazar günü öğleden sonra gerçekleştiğini belirterek, “Giyako’daki futbol sahasında toplanan bölge sakinlerine, silahlı isyancılar rastgele ateş açtı” dedi.

Bir diğer görgü tanığı Joshua Osman ise AFP’ye, hayatını kaybedenlerin çoğunun gençlerden oluştuğunu, aralarında maçı izleyen bazı kızların da bulunduğunu söyledi. Osman, “Ayrıca ibadet yerlerini, evleri ve motosikletleri de ateşe verdiler” diye konuştu.

Valilik ofisinin aktardığına göre yerel lider Agri Ali, saldırganların saatler boyunca bölgede hareket ederek onlarca kişiyi öldürdüğünü, ibadet yerlerini ateşe verdiğini ve motosikletler de dahil olmak üzere birçok mülkü tahrip ettiğini ifade etti.