Doğu Kongo krizi... Washington’da imzalanan barış anlaşması engellerden arınmış değil

Mısır bunu gerginliği sona erdirme ve istikrarı güçlendirme yolunda bir adım olarak görüyor

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'da Ruanda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti devlet başkanlarıyla ‘barış anlaşmasının’ imza törenine katıldı. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'da Ruanda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti devlet başkanlarıyla ‘barış anlaşmasının’ imza törenine katıldı. (AFP)
TT

Doğu Kongo krizi... Washington’da imzalanan barış anlaşması engellerden arınmış değil

ABD Başkanı Donald Trump, Washington'da Ruanda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti devlet başkanlarıyla ‘barış anlaşmasının’ imza törenine katıldı. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'da Ruanda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti devlet başkanlarıyla ‘barış anlaşmasının’ imza törenine katıldı. (AFP)

Doğu Kongo’daki kriz, yılın başından bu yana artan gerginliklerin ardından yeni bir aşamaya girdi. perşembe günü Washington’da ABD Başkanı Donald Trump, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti Devlet Başkanı Felix Tshisekedi, bölgede barış ve ekonomik iş birliği fırsatlarını artıracak bir anlaşma imzaladı.

Trump, anlaşmanın ‘çatışmaya son verdiğini’ vurgularken, Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika uzmanı, Doğu Kongo için büyük umut taşıyan bu adımın, ‘sahada uygulanması, sıkı denetim mekanizmalarının oluşturulması ve gerçek uluslararası garantilerle desteklenmesi gerektiğini’ belirtti. Uzman, yakın dönemde yapılan anlaşmalara rağmen çatışmaların tekrarlandığını hatırlattı.

Doğu Kongo, doğal kaynaklar açısından zengin ve Ruanda ile sınır komşusu olmasına rağmen yaklaşık 30 yıldır silahlı çatışmalara sahne oluyor. Şiddet, ocak ve şubat aylarında Kigali destekli 23 Mart Hareketi’nin (M23) Goma ve Bukavu şehirlerini ele geçirmesiyle arttı.

Anlaşmanın imzalanmasının ardından Kagame, “Önümüzde engeller olacak, bunda şüphe yok” derken, Tshisekedi anlaşmayı “Yeni bir sürecin başlangıcı; çok çalışmayı gerektiren bir yol” olarak nitelendirdi.

Afrikalı iki liderin daha temkinli tutumu, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki çatışmaların devam ettiği bir dönemde geliyor. Salı günü yapılan karşılıklı açıklamalarda, Kongo ordusu ve M23, geçen ay yenilenen ateşkes anlaşmalarını ihlal etmekle birbirlerini suçladı. Washington’da çarşamba günü düzenlenen basın toplantısında Kongo yetkilisi Patrick Muyaya, hareketi ‘son çatışmalardan sorumlu’ tutarak, bunun ‘Ruanda’nın barış istemediğinin kanıtı’ olduğunu söyledi.

Son üç ayda barış sürecini tehdit eden saldırılar arttı. 2019’dan bu yana DEAŞ’a bağlı olan Müttefik Demokratik Güçler (ADF) grubu öne çıkarken, saldırılar M23 ve Thomas Lubanga tarafından kurulan silahlı Halk Devrimi Konferansı (CPR) grubu tarafından temmuz, ağustos, eylül ve kasım aylarında sürdürüldü.

Çadlı siyasi analist ve Afrika uzmanı Salih İshak İsa, Washington anlaşmasını ‘bir miktar umut taşıyan bir adım’ olarak nitelendirse de bunun ‘son derece kırılgan bir umut’ olduğunu vurguladı. İsa, resmi imzalar iki ülkenin yeni bir yumuşama sürecine girdiği izlenimini verse de Doğu Kongo’daki gerçek durumun barış yolunun hâlâ uzun ve çetrefilli olduğunu gösterdiğini belirtti.

İsa, imzaya rağmen Kivu bölgelerinde çatışmaların yeniden alevlendiğine dikkat çekerek, sorunun Washington’da ilan edilen anlaşmadan çok daha derin olduğunu söyledi. İsa, “Doğu Kongo’da barış, sadece bir imza ile gelmez; sıkı uygulama mekanizmaları, gerçek uluslararası garantiler ve yıllarca ihmal ve çatışma yaşamış yerel toplulukların taleplerine doğrudan yanıt verilmesi gerekir” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti Devlet Başkanı Felix Tshisekedi ile birlikte barış anlaşmasının imza törenine katıldı. (AFP)ABD Başkanı Donald Trump, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti Devlet Başkanı Felix Tshisekedi ile birlikte barış anlaşmasının imza törenine katıldı. (AFP)

Ruanda ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti arasındaki anlaşma, haziran ayında Washington’da yapılan barış çerçevesi anlaşmaları zincirinin en yenisi olarak kayda geçti. Bu anlaşma, kasım ayında Doha’da Kinşasa ile M23 arasında imzalanan kapsamlı barış anlaşması çerçevesinden farklı olarak, temmuzdaki anlaşmanın devamı niteliğinde.

Mısır, bu gelişmeye olumlu yaklaşarak, Washington’da imzalanan barış ve refah anlaşmalarını memnuniyetle karşıladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın dün yaptığı açıklamada, anlaşmanın ‘gerilimi sona erdirme ve istikrarı güçlendirme yönünde son derece önemli bir adım’ olduğu vurgulandı. Açıklamada, anlaşmanın barış çabalarını destekleyeceği, uzlaşı temellerini güçlendireceği ve bölgesel kalkınmaya alan açacağı ifade edildi.

Afrika uzmanları, anlaşmanın başarılı olabilmesi için pratik ve net adımların atılması gerektiğini belirtiyor. Bunların başında, güvenlik maddelerinin ciddi şekilde uygulanması, Ruanda güçlerinin geri çekilmesi, silahlı gruplara verilen desteğin durdurulması, Doğu Kongo halkıyla güven inşa edilmesi ve yerel toplulukların sahadaki düzenlemelere dahil edilmesi geliyor. Uzmanlara göre, halkın onayı olmadan anlaşma kırılgan kalacak.

Mısır’ın, anlaşmayı iki ülke arasındaki gerilimi sona erdirme yolunda önemli bir adım olarak görmesinin nedeni, uzun yıllardır süren siyasi tıkanıklığın aşılabilme olasılığı olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, anlaşmanın gerçek bir istikrara dönüşebilmesi için en hassas maddelerin uygulanmaya başlanması gerektiğini vurguluyor: kuvvetlerin kademeli olarak çekilmesi, silahlı gruplara destek verilmemesi ve çatışma mantığından iş birliği mantığına geçilmesi.

Uzmanlar, barış anlaşmasının, bölgesel ve uluslararası tarafların katılımıyla bağlayıcı bir uygulama sürecine dönüştürülmesi halinde devam edebileceğini, ancak sahadaki durum değişmezse veya anlaşma sadece güçlerin veya silahlı grupların yeniden konumlanması için bir araç olarak kullanılırsa, bunun geçici bir ateşkesten öteye geçemeyeceğini belirtiyor.



Nijerya polisi, 163 Hristiyanın silahlı çeteler tarafından kaçırıldığı iddialarını yalanladı

Nijeryalılar, Nijer eyaletindeki Kasuwan Daji köyüne düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri defnetmeye hazırlanıyor- 4 Ocak 2026 (Reuters)
Nijeryalılar, Nijer eyaletindeki Kasuwan Daji köyüne düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri defnetmeye hazırlanıyor- 4 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Nijerya polisi, 163 Hristiyanın silahlı çeteler tarafından kaçırıldığı iddialarını yalanladı

Nijeryalılar, Nijer eyaletindeki Kasuwan Daji köyüne düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri defnetmeye hazırlanıyor- 4 Ocak 2026 (Reuters)
Nijeryalılar, Nijer eyaletindeki Kasuwan Daji köyüne düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri defnetmeye hazırlanıyor- 4 Ocak 2026 (Reuters)

AFP'nin gördüğü bir BM güvenlik raporuna ve yerel kaynaklara göre Nijerya'nın kuzeyindeki Kaduna eyaletinde polis ve yerel yetkililer, uzak köylerdeki kiliselere düzenlenen bir saldırıda 163 Hristiyan'ın kaçırıldığı yönündeki iddiaları yalanladı. Kaduna Eyaleti Polis Komiseri Elhacı Muhammed Rebi, Kajuru'da bir ayin sırasında ibadet eden Hristiyanların kaçırıldığı yönündeki haberlerin "kaos yaratmaya çalışan dedikoducular tarafından yayıldığını ve tamamen yalan" olduğunu söyledi.

25 Aralık 2025'te Nijerya'nın kuzeydoğusundaki Maiduguri'de bulunan Gamboru pazarındaki bir camiye düzenlenen bombalı saldırının ardından olay yerinin yakınında toplanan halk (AFP)25 Aralık 2025'te Nijerya'nın kuzeydoğusundaki Maiduguri'de bulunan Gamboru pazarındaki bir camiye düzenlenen bombalı saldırının ardından olay yerinin yakınında toplanan halk (AFP)

Yerel Haber

AFP, bir Hristiyan din adamı ve BM güvenlik raporuna atıfta bulunarak, silahlı çetelerin geçen pazar günü Kaduna Eyaleti'ndeki uzak bir köyde iki kiliseye saldırdığını ve 160'tan fazla ibadet edeni kaçırdığını bildirdi. Nijerya'nın 19 kuzey eyaleti ve Federal Başkent Bölgesi Hristiyan Birliği Başkanı Rahip John Joseph Hayap, bir grup "teröristin" Kaduna Eyaleti'nin Kajuru Yerel Yönetim Bölgesi'ndeki Kurmen Wali'de 163 ibadet edeni kaçırdığını söyledi.

Hayab, pazar günü yaptığı basın açıklamalarında, etkilenen bölgedeki Hristiyan derneğinin başkanından bir telefon aldığını ve pazar ayini sırasında ibadet edenlerin kaçırıldığını bildirdiğini söyledi. Rahip Hayab'ın anlatımına göre "saldırganlar dua sırasında kiliselere baskın düzenledi, kapıları kilitledi ve ibadet edenleri çalılıklara doğru gitmeye zorladı."

Rahip, “Kaçırılanlardan 8'i daha sonra kaçmayı başardı, ancak 163 ibadet eden kişi pazartesi gününe kadar kaçıranların elinde kaldı” diyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Güvenlik güçleri zaten harekete geçirildi. Çabalarını takdir ediyor ve kardeşlerimizi güvenli bir şekilde ve mümkün olan en kısa sürede kurtarmak için ellerinden gelen her şeyi yapmalarını teşvik ediyoruz.”

Nijerya'da, 25 Aralık 2025'te, akşam namazından sonra Maiduguri, Borno Eyaleti, Gamboru pazarı yakınlarındaki bir camide meydana gelen patlamanın ardından Nijeryalı polis memuru caminin önünde duruyor (Reuters)Nijerya'da, 25 Aralık 2025'te, akşam namazından sonra Maiduguri, Borno Eyaleti, Gamboru pazarı yakınlarındaki bir camide meydana gelen patlamanın ardından Nijeryalı polis memuru caminin önünde duruyor (Reuters)

Resmi Yalanlama

Yerel sakinlerin verdiği ifadeler, güvenlik ve resmi kaynaklar tarafından yalanlandı. Kaduna Eyaleti Polis Komiseri Elhacı Muhammed Rebi, pazartesi günü Eyalet Güvenlik Konseyi toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, iddia edilen mağdurların listesini ortaya koyabilecek herkese meydan okudu.

Polis komiseri, Kaduna'da "barışı bozmaya" devam etmeye çalışanları uyardı ve "yalan tüccarlarına" karşı en ağır yasal cezaların uygulanacağı tehdidinde bulundu.

Kajuru yerel yönetiminin başkanı Dauda Madaki ise saldırı haberini duyduğunda "polis ve diğer güvenlik güçlerini seferber ederek ilgili bölgeye gittiğini, ancak daha sonra herhangi bir saldırının gerçekleşmediğini öğrendiğini" belirterek, dolaşan söylentileri "dedikodu" olarak nitelendirdi.

Nijerya polisi (Arşiv- AFP)Nijerya polisi (Arşiv- AFP)

Şöyle devam etti: “İddia edilen kaçırma olayının gerçekleştiği kiliseye gittik ve herhangi bir saldırıya dair hiçbir kanıt bulamadık. Köy muhtarı Mai Dan Zaria'yı sorguladım ve o da böyle bir saldırının gerçekleşmediğini doğruladı.”

Şunları da ekledi: “Bana eşlik eden gazetecilere açıklamalarda bulunan bölgedeki gençlik sorumlusu Bernard Bona ile de iletişime geçtim ve o da bunların hiçbirinin yaşanmadığını doğruladı.” Yerel yönetim başkanı sözlerini şöyle tamamladı: “Bu nedenle, kaçırıldığı söylenen kişilerin isimlerini verebilecek herkese meydan okuyorum. Bu listeyi uzun zamandır bekliyorum ve henüz kimse ortaya çıkmadı.”

Güvenlik ve İçişleri Komiseri Sule Shaibu ise Nijerya Hristiyan Derneği başkanı ve birçok diğer dini liderin, kaçırma olayının gerçekleştiği söylenen bölgedeki sakinlerle iletişime geçtiğini ve bu liderlerin "kamuoyunda dolaşan bilgilerin tamamen asılsız olduğu sonucuna vardıklarını" açıkladı.

Resmi yetkililerin kaçırma olayını yalanlamasına karşılık, geleneksel lider Itishakko Danazumi AFP'ye şunları söyledi: "İnsanlarımızın kaçırılmasını inkar eden tek kişi politikacılardır." "Şu anda 166 kişi kaçıranların elinde," diyerek, köyünün silahlı adamların tehdidi altında yaşamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Nijerya polis memurları, 1 Ağustos 2024'te Abuja'da düzenlenen "Kötü Yönetime Son Verin" protestosu sırasında toplanan göstericilerin yakınında mevzileniyor (AFP)Nijerya polis memurları, 1 Ağustos 2024'te Abuja'da düzenlenen "Kötü Yönetime Son Verin" protestosu sırasında toplanan göstericilerin yakınında mevzileniyor (AFP)

Şöyle devam etti: “Bu durum tarımsal faaliyetlerimizi etkiledi, çünkü eskisine göre daha az gıda üretiyoruz. (...) Bölgemizdeki kaçırma olayları hakkında yetkililere şikayette bulunmadık çünkü kaçırılanların serbest bırakılması için fidye ödemelerine katkıda bulunuyorduk. Bazen 20 kişiye kadar kaçırılırdı ve biz şikayet etmezdik; kendimiz hallederdik.” Danazumi sözlerini şöyle tamamladı: “Bu sefer yetkililere başvurduk çünkü kaçırılanların sayısı durumla başa çıkma kapasitemizi aştı.”

Gelişen iş

Kaduna da dahil olmak üzere Nijerya'nın kuzeybatı eyaletlerinde, ücra bölgelerde konuşlanmış silahlı grupların köyleri, okulları ve ibadet yerlerini hedef alan, fidye için toplu adam kaçırma olaylarında bir artış yaşanıyor.

Fidye ödemek yasa dışı olmasına rağmen, adam kaçırma "ticari ve karlı bir iş" haline geldi.Şarku’l Avsat’ın Nijerya'nın ekonomik başkenti Lagos'ta bulunan bir danışmanlık firması olan SBM Intelligence'ın raporundan aktardığına göre Temmuz 2024 ile Haziran 2025 arasında yaklaşık 1,66 milyon dolar gelir elde edildi.

Yeni bir adam kaçırma dalgası ülkeyi derinden sarstı; bunlardan biri de geçen kasım ayında Nijerya'nın merkezindeki bir Katolik okulundan 300'den fazla öğrenci ve öğretmenin kaçırılmasıydı; kaçırılanlar daha sonra serbest bırakıldı. Bu durum, ağırlıklı olarak Müslüman kuzey ve ağırlıklı olarak Hristiyan güney arasında neredeyse eşit olarak bölünmüş bir ülkede yaşanıyor.

ABD güçlerinin Nijerya'daki milislere düzenlediği baskının yol açtığı yıkım (Arşiv- Reuters)ABD güçlerinin Nijerya'daki milislere düzenlediği baskının yol açtığı yıkım (Arşiv- Reuters)

Bunun üzerine Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu, kasım ayı sonlarında ulusal acil durum ilan etti ve ülkeyi kasıp kavuran yaygın güvensizlikle mücadele etmek için büyük bir polis alım kampanyası başlattı. Bu koşullar, ABD hükümetini Noel Günü Sokoto Eyaleti'nde askeri saldırılar düzenlemeye sevk etti; burada ABD Başkanı Donald Trump, Nijeryalı silahlı grupları Hristiyanlara zulmetmekle suçladı ve onları "soykırım" kurbanı olarak değerlendirdi.

Ancak Nijerya hükümeti ve bağımsız analistler, yaşananları dini zulüm olarak nitelendirmeyi reddediyor; bu iddia, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'daki Hristiyan sağcılar ile Washington'da hâlâ bir miktar nüfuzu olan Nijeryalı ayrılıkçılar tarafından uzun zamandır benimseniyor.


Birleşmiş Milletler, Sudan'daki gıda yardımının iki ay içinde tükeneceği konusunda uyarıda bulundu

Ferşana kampı yakınlarındaki bir topluluk çiftliğinde çalışan Sudanlı mülteciler (AFP)
Ferşana kampı yakınlarındaki bir topluluk çiftliğinde çalışan Sudanlı mülteciler (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, Sudan'daki gıda yardımının iki ay içinde tükeneceği konusunda uyarıda bulundu

Ferşana kampı yakınlarındaki bir topluluk çiftliğinde çalışan Sudanlı mülteciler (AFP)
Ferşana kampı yakınlarındaki bir topluluk çiftliğinde çalışan Sudanlı mülteciler (AFP)

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı bugün, Sudan'daki gıda yardımının fon eksikliği nedeniyle iki ay içinde tükeneceği konusunda uyarıda bulundu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre program, acil ek fon sağlanmazsa “milyonlarca insanın birkaç hafta içinde hayati önem taşıyan gıda yardımından mahrum kalacağını” vurgulayarak, “gıda rasyonlarının (günlük gıda miktarı) hayatta kalmak için gerekli minimum düzeye indirildiğini” belirtti. Program, mart ayı sonuna kadar Sudan'daki gıda stoklarının tükeneceği uyarısında bulundu.


Mali'nin kuzeyindeki Nijer Nehri'nde bir feribotun batması sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti

Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir tekne (Arşiv-yerel basın)
Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir tekne (Arşiv-yerel basın)
TT

Mali'nin kuzeyindeki Nijer Nehri'nde bir feribotun batması sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti

Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir tekne (Arşiv-yerel basın)
Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir tekne (Arşiv-yerel basın)

Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde Nijer Nehri üzerindeki bir kasabaya ulaşmaya çalışan feribot kayalıklara çarparak battı ve onlarca kişi hayatını kaybetti.

Yetkililer, kazanın perşembe günü Deri kasabasında meydana geldiğini söyledi. Yerel yetkililer henüz resmi ölü sayısını açıklamadı, ancak bölge sakini ve eski Ulusal Meclis Milletvekili Al-Kadi Touré, 38 kişinin öldüğünü ve 23 kişinin kurtulduğunu belirtti.

Bölge sakini Derri Musa Ag el-Mubarek Traore, kazada 21 aile ferdini kaybettiğini söyledi ve yerel yetkililere cesetleri çıkarmada ve ölü sayısını belirlemede yardım ettiğini ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Traore, “Nehirde dağılmış cesetleri topladım, bazıları çürümeye başlamıştı. Şu anda sizinle konuşurken bile cesetlerin kokusunu alabiliyorum” ifadelerini kullandı.

Görgü tanıkları, feribotta pirinç hasadını bitirmiş aileler ve çiftçiler bulunduğunu ve bölgedeki El Kaide bağlantılı militanların saldırılarını önlemek için alınan güvenlik önlemleri nedeniyle gece demir atmak yasak olmasına rağmen, feribotun karanlık çöktükten sonra geldiğini söyledi. Ancak Traore, feribot kaptanının sabaha kadar beklemek istemediğini ve diğer kıyıya ulaşmaya çalıştığını, bu nedenle feribotun kayalara çarparak battığını söyledi.