Rob Reiner'ın ardından: Türleri aşan bir anlatıcının vedası

Amerikan sinemasının en kalıcı yapımlarına imza atan isimlerinden Rob Reiner, ardında kuşaklar boyunca yaşayan hikayeler bırakarak 78 yaşında hayata veda etti

Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
TT

Rob Reiner'ın ardından: Türleri aşan bir anlatıcının vedası

Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)

Televizyon komedisinin içinden çıkıp Hollywood'un en kalıcı filmlerinden bazılarına imza atan Rob Reiner, 78 yaşında hayatını kaybetti. Oyuncu, yönetmen, yazar ve politik aktivist kimlikleriyle yarım yüzyılı aşan bir kariyer inşa eden Reiner, ardında yalnızca gişe başarıları değil, kuşaklar boyunca alıntılanan sahneler, replikler ve duygular bıraktı.

Reiner ve eşi Michele Singer'ın cansız bedenleri Kaliforniya'daki evlerinde bulundu. Los Angeles Polis Departmanı, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve çiftin ölümünün "cinayet ihtimali" kapsamında soruşturulduğunu açıkladı. Ailenin talebi üzerine soruşturma sürerken kamuoyundan mahremiyet istendi.

Televizyondan sinema tarihine uzanan yol

6 Mart 1947'de New York'ta doğan Rob Reiner, Amerikan komedisinin dev isimlerinden Carl Reiner'ın oğluydu. Babasının yarattığı The Dick Van Dyke Show gibi klasiklerle çevrili bir evde büyüse de kariyeri boyunca "ünlü soyadının" gölgesinde kalmamaya özen gösterdi. Yıllar sonra bunu, "Babamdan ne para aldım ne de yol gösterici bir akıl. Ne yaptığımı biliyordum" sözleriyle anlatacaktı.

Reiner'ın kariyerinin ilk büyük sıçraması, 1971-1979'da ekrana gelen All in the Family sayesinde geldi. Dizide, huysuz muhafazakar Archie Bunker'ın liberal damadı Mike Stivic'i oynarken yalnızca bir sitcom karakteri yaratmadı; Amerika'nın kültür savaşlarını geniş kitlelerin gündelik hayatına taşıyan bir dönemin simge yüzlerinden biri haline geldi. Ancak o yıllarda kameranın önünde olduğu kadar arkasına da ilgi duyuyor, setlerde yazar odalarını ve prodüksiyon süreçlerini yakından izliyordu.

Spinal Tap ve bir türün doğuşu

1984'te yönettiği ilk uzun metraj filmi This Is Spinal Tap, Reiner'ın yalnızca kariyerini değil, modern komedi sinemasını da değiştirdi. Britanyalı bir heavy metal grubunu konu alan sahte belgesel (mockumentary), doğaçlamaya dayalı yapısıyla hem rock yıldızlarını hem de sanat dünyasının egolarını tiye aldı. Film zamanla kült bir klasiğe dönüşerek popüler kültürde kalıcı bir yer edindi.

Reiner için Spinal Tap, televizyon oyunculuğundan sinema yönetmenliğine geçişte bir tür sınavdı. O sınavı fazlasıyla geçti ve sinemadaki yerini hızla sağlamlaştırdı.

Türler arasında dolaşan bir yönetmen

Reiner'ın asıl mirası, 1980'ler ve 90'larda arka arkaya çektiği, birbirinden çok farklı ama aynı derecede kalıcı filmlerle şekillendi.

Stephen King'in Ceset (The Body) adlı kısa romanından beyazperdeye uyarladığı Benimle Kal'la (Stand by Me) çocukluk ve büyüme sancılarını sade bir duygusallıkla anlattı. 1987 yapımı Prenses Gelin'de (The Princess Bride) masalı mizahla ve romantizmle buluşturdu. Billy Crystal ve Meg Ryan'ı bir araya getiren Harry Sally'le Tanışınca...'yla (When Harry Met Sally…) ise romantik komedinin sınırlarını yeniden çizdi.

Nora Ephron'un kusursuz senaryosunu yönettiği Harry Sally'yle Tanışınca..., yalnızca bir aşk hikayesi değil, modern ilişkiler üzerine yapılmış en zekice filmlerden biri olarak kabul edildi. Ryan'ın restorandaki meşhur sahnesi ve Reiner'ın annesi Estelle Reiner'ın söylediği "O ne yiyorsa ben de aynısından alayım" repliği, sinema tarihine kazındı.

Reiner, komediyle sınırlı kalmadı. Bir diğer Stephen King uyarlaması Ölüm Kitabı (Misery), Kathy Bates'e Oscar kazandırırken, Birkaç İyi Adam (A Few Good Men) sinema tarihinin en unutulmaz mahkeme sahnelerinden birini yarattı. Jack Nicholson'ın "Sen gerçeği kaldıramazsın!" çıkışı, Reiner'ın ana akım sinemada ikonik anlar yaratma yeteneğinin bir başka göstergesiydi.

Alçakgönüllü bir ustalık

Bunca başarıya rağmen Reiner, kendini hiçbir zaman "dahi" diye tanımlamadı. Bir röportajında, "Hiçbir şeyde mükemmel değilim ama pek çok şeyde iyiyim" demişti. Onu özel kılan şeylerden biri de buydu: Farklı yetenekleri tek bir filmde bir araya getirme becerisi.

Politik duruş ve son yıllar

Reiner, ilerleyen yıllarda politik kimliğiyle de daha görünür hale geldi. Açık sözlü bir liberal olarak George W. Bush ve Donald Trump'a sert eleştiriler yöneltti; sinemasını da zaman zaman bu politik öfkenin doğrudan bir ifadesi haline getirdi. Eleştirmenler erken dönem filmlerindeki büyüyü her zaman bulamasa da Reiner, anlatmak istediği hikayelerden vazgeçmedi.

Oyunculuğa da ara ara döndü; Martin Scorsese imzalı Para Avcısı'ndaki (The Wolf of Wall Street) performansı, arkadaşlık ve ilişkiler üzerine esprili yaklaşımıyla hatırlanan sitcom New Girl'daki rolüyle izleyiciyi yeniden güldürdü.

frgt
Rob Reiner, 2013 yapımı Para Avcısı'nda Amerikalı borsacı Jordan Belfort'un babası Max Belfort'u canlandırmıştı (Paramount Pictures) 

Son yıllarda ise Reiner'ın adını yeniden gündeme taşıyan başlık, Spinal Tap evrenine dönüş oldu. Yıllarca "klasiği kurcalamama" dürtüsü ağır basmışken, sonunda bu evreni yeniden ziyaret etmeyi kabul etti. Son filmi Spinal Tap II: The End Continues, yıllar boyunca direndiği devam fikrine sonunda "Hâlâ birbirimizi güldürebiliyoruz" diyerek ikna oluşunun ürünüydü. Reiner'ın bu yıl içinde verdiği röportajlar, projeye canlı bir yaratıcı merakla yaklaştığını gösteriyor: Eski ekip yeniden bir araya geliyor, karakterler yaş alıyor ama "duygusal olarak pek de büyümemiş" komedi ruhu korunuyor.

Hikayeleri kişisel deneyimler üzerinden anlatmak

Reiner'ı bu denli özel kılan belki de tam burada yatıyor: Hollywood'da pek az yönetmen, geniş kitlelere seslenen ana akım sinemanın içinde hem zeka hem hissiyat hem de mizahı aynı anda bu kadar dengeli taşıyabildi. Yıllar akıp gitse de filmleri, tekrar tekrar izlenebilir kalmayı başardı. Çünkü yalnızca "iyi yazılmış" ya da "iyi oynanmış" değillerdi: İnsanın kendini, dostluğunu, arzularını ve korkularını anlatan o tanıdık çekirdeğe dokundular.

Reiner, CBS'in 60 Minutes programına konuk olduğunda filmlerini şöyle özetlemişti:

Filmin ana karakteri her zaman yaşadığım ya da yaşamakta olduğum bir şeyden geçer. Hikayeyi anlatmanın tek yolu bu.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Rob Reiner'ın filmleri tam da bu yüzden eskimiyor. Onlar, tür fark etmeksizin, insan olmanın ortak duygularına dokunan hikayeler.

Hollywood ve Amerika yasa boğuldu

Reiner ve eşi Michele'in Brentwood'daki evlerinde ölü bulunması, yalnızca Hollywood'da değil, Amerika genelinde büyük bir şok ve derin bir yas yarattı. Sinema ve televizyon tarihine damga vuran filmleriyle kuşaklar boyunca izleyicilere ulaşan Reiner'ın ani ve şiddet içeren ölümü, sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı buldu.

fev
Aktivist kişiliğiyle de öne çıkan Reiner, 1988'de Beverly Hills’teki Castle Rock Enterprises ofisinde, sigara karşıtı kampanyalar için bağış toplamaya çalışmıştı (AP)

70 yıla yayılan kariyeri boyunca sinema tarihine geçen yapımlara uzanan bir miras bırakan Reiner için meslektaşlarından, sanatçılardan ve siyasetçilerden art arda taziye mesajları geldi.

Yönetmen Paul Feig, X'te yaptığı paylaşımda, "Rob benim kahramanlarımdan biriydi. Ona dostum diyebilme onurunu yaşadım. Bunun gerçekten yaşanmış olmasını kabullenemiyorum. Michele'le birlikte onları iki gece önce görmüştüm" ifadelerini kullandı.

Sinema eleştirmeni Richard Roeper ise Reiner'ı "tüm zamanların en etkili sitcom'larından birinde rol almış, yönetmen olarak inanılmaz bir kariyer inşa etmiş, bu sektörde tanıdığı en nazik, en düşünceli insanlardan biri" diye tanımladı.

"'Efsane' demek yetmez"

Yazar ve Hollywood tarihçisi Mark Harris, "Rob Reiner hakkında yönetmenliği, aktivizmi ve insanlığı üzerine söylenecek çok şey var ama şu an kelimeleri bir araya getiremiyorum" diyerek duygularını paylaştı.

Senarist C. Robert Cargill ise Reiner'ın kültürel etkisini filmlerinden alıntılarla hatırlattı:

Rob Reiner'ın kültür üzerindeki etkisi küçümsenemez. 'Efsane' kelimesi bile yetmez. '11'e kadar aç.' 'Sen gerçeği kaldıramazsın.' 'O ne yiyorsa ben de aynısından alayım.' 'Ben senin bir numaralı hayranınım.' 'Bir ceset görmek ister misiniz?' 'Bucket list' (Ölmeden önce yapılması gerekenler listesi) fikrinin kendisi... Hepsi onun filmlerinden.

CNN'den Brian Stelter ise Reiner'la yaptığı röportajı "unutulmaz bir deneyim" diye anlattı. Stelter, Reiner'ın sinemayı, başkalarının anlatmaya cesaret edemediği politik ve toplumsal hikayeler için bir araç olarak gördüğünü aktardı.

James Woods, Reiner'ı "iyi bir dost" diye andı; Elijah Wood, Sean Ono Lennon ve Roseanne Barr gibi isimler üzüntülerini dile getirdi. Birçok paylaşımdaki ortak duygu, yalnızca büyük bir yönetmenin değil, aynı zamanda Hollywood'un vicdanlı ve etkili seslerinden birinin kaybedilmiş olmasıydı.

Siyasi figürlerden gelen mesajlar da dikkat çekiciydi. Eski ABD Başkanı Barack Obama, eşi Michelle Obama'yla birlikte "Rob Reiner ve sevgili eşi Michele'in trajik ölümü karşısında yıkıldıklarını" belirtti. Obama, Reiner'ın yalnızca unutulmaz hikayeler anlatmadığını, aynı zamanda insanlara olan inancını hayatı boyunca eyleme dönüştürdüğünü söyledi.

Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Reiner çiftini "çok yakın dostlar" diye tanımladı ve Rob Reiner'ın eserlerinin Amerikan kültürünün dokusuna işlendiğini vurguladı. Harris, Reiner'ın demokrasiye duyduğu derin bağlılığa dikkat çekti.

vdvfde
Ekran Oyuncuları Birliği (SAG) Başkanı Sean Astin, açıklamasında "Rob Reiner (en sağda), sinema ve televizyon tarihinin en önemli figürlerinden biri. Amerikan kültürü üzerinde bıraktığı etki, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar büyük" ifadelerini kullandı (AP)

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ise Reiner'ı "koca yürekli bir deha" diye niteledi. Açıklamasında, Reiner'ın çocuk haklarından medeni haklara kadar birçok alanda tutkulu bir savunucu olduğunu, filmlerinin ötesinde toplumsal hayata da kalıcı katkılar sunduğunu söyledi.

Amerika'nın kültürel ve politik hayatında iz bırakan bir figür

Rob Reiner'ın ölümü, ardında bıraktığı filmler kadar, savunduğu değerler ve kurduğu insani bağlarla da hatırlanacak bir boşluk yarattı. Tepkiler, onun yalnızca bir sinemacı değil, Amerika'nın kültürel ve politik hayatında iz bırakan bir figür olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Filmleri hâlâ dönüp dönüp izleniyor; replikleri hâlâ gündelik hayatın içinde dolaşıyor. Ama asıl kalıcılığı, hikayelerini "büyük laflar" yerine tanıdık duygular üzerinden anlatmasında yatıyor. Dostluk, arzu, korku, pişmanlık, adalet duygusu... Hepsi, bir yönetmenin kişisel deneyimlerinden süzülüp kolektif bir hafızaya dönüştü.

Rob Reiner, sinemayı bir güç gösterisi değil, bir paylaşım alanı olarak gören nadir isimlerden biriydi. Kamera önünde ya da arkasında, politik kürsülerde ya da bir sitcom setinde, aynı şeyi yapmayı sürdürdü: İnsanlara dikkatle bakmak ve onların hikayelerini ciddiyetle anlatmak.

İnsan kalmaya dair eskimeyen hikayeler

Şimdi geriye, "en iyi filmler" listelerinin vazgeçilmezi olan hikayelerden daha fazlası kaldı. Kahkahalar, alıntılar, tekrar izleme arzusu ve her seferinde aynı sahnede hâlâ bir şey hissettirebilen o tanıdık anlar...

Belki de Reiner'ın asıl mirası tam olarak buydu: Zaman geçse de eskimeyen, insan kalmaya dair hikayeler.

Independent Türkçe

 



Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
TT

Coldplay skandalındaki kadın, dudak uçuklatan ücretle tavsiye veriyor

Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)
Kristin Cabot ve patronu Andy Byron, Coldplay konserinde sarmaş dolaş halde yakalanmıştı (@calebu2/TMX)

Owen Scott ABD Muhabiri 

Coldplay konseri sırasında öpücük kamerasına yakalanarak kötü bir ün kazanan insan kaynakları yöneticisi, "hikayesini geri kazanma" konuşmasının biletleri için 875 dolar talep ediyor.

53 yaşındaki Kristin Cabot, evli patronu Andy Byron'la sarmaş dolaş görüntülerinin stadyum ekranlarında canlı yayımlanması üzerine aniden eğildikten sonra Nisan 2025'te internet mimine dönüşmüştü.

Artık viral olan videoda Coldplay'in solisti Chris Martin stadyum hoparlörlerinden "Ya gizli ilişki yaşıyorlar ya da çok utangaçlar" demişti.

Olayın ardından Cabot ve Byron dünya çapında manşetlere taşınmış, birçok kişi ilişkileri hakkında spekülasyonlar yürütmüştü.

Artık Cabot, "hikayesini" nasıl geri kazandığını anlatan konuşmalar yapıyor ancak onun söylediklerini dinlemek isteyen katılımcıların 875 dolar gibi dudak uçuklatan bir ücret ödemesi gerekiyor.

Etkinliğin açıklamasında, "Medyanın olumsuz merceği altındaki kadınların uzun süredir maruz kaldığı toplumsal ayıplamanın şiddetini Cabot ilk elden deneyimledi; aynı durumdaki erkekler genellikle bundan paçayı sıyırıyor gibi görünüyor" ifadeleri yer alıyor.

Cabot, Byron'la birlikte Jumbotron'da yakalandığında eşinden ayrılmıştı ancak patronu evliydi.

İki çocuk annesi Cabot skandalın ardından verdiği bir dizi röportajda, bu mim yüzünden "iş bulamadığını" söylemişti.

New York Times'a verdiği röportajda skandaldan "birkaç High Noons"u (alkollü içki markası -çn.) sorumlu tutan Cabot, daha sonra Britanya gazetesi The Times'a kendisini "kızıl harfle" (Scarlet Letter; zina yaptığı için boynuna kızıl bir "A" harfi asılarak toplumdan uzaklaştırılan bir kadını konu alan Nathaniel Hawthorne romanı -çn.) damgalanmış gibi hissettiğini açıklamıştı.

PRWeek'in 2026 Kriz İletişimi Konferansı’nda yapacağı konuşmasının ana konusu, bu mecazi "kızıl harfi" nasıl üstünden attığını açıklamak olacak gibi görünüyor.

Cabot'ın internette yükselen eleştirilere karşı koymak için hizmetlerinden yararlandığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, kendisine sahnede eşlik edecek.
 

Görsel kaldırıldı.Öpücük kamerası videosunun ardından işe aldığı halkla ilişkiler uzmanı Dini von Mueffling, Cabot'a sahnede eşlik edecek (PRWeek)


Etkinliğin açıklaması şöyle devam ediyor:

Bu oturumda Astronomer'ın eski insan kaynakları direktörü Cabot ve onun halkla ilişkiler temsilcisi, sektörün efsane ismi Dini von Mueffling, Cabot'ın kendi hikayesini kontrol altına alıp yeniden yazmasını sağlayan (hem kısa hem de uzun vadeli) stratejileri paylaşacak.

16 Nisan'da Washington D.C.'de düzenlenecek konferansta başka şirketler ve hayır kurumları da etkinlikte konuşma yapma hazırlıklarını sürdürüyor.

Bu oluşumlardan biri, LGBTQ+ bireylerin intiharını önlemeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen Trevor Project.

ABD'nin başkentinin göz alıcı halkla ilişkiler etkinliğine katılan bir diğer şirket Blackbird.AI ise yapay zekanın krizleri büyütme tehlikesi üzerine bir konuşma yapacak.

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment


Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
TT

Okyanus tabanının altında tatlı su kaynağı olduğu doğrulandı

Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)
Çökelti örneklerinin alındığı yerler (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Uluslararası bir keşif gezisi, okyanus tabanının altındaki gizli tatlı su rezervlerini ilk kez kapsamlı bir şekilde belgeleyerek, çok az anlaşılan bir sisteme dair yeni bilgiler sundu.

Su, gezegenimizin yüzeyinin yaklaşık yüzde 70'ini oluştursa da aynı zamanda yeraltı su kaynaklarında da depolanıyor.

Birçok kıyı topluluğu, tatlı su ihtiyaçları için bu su kaynaklarına bağımlı.

Yeraltındaki su kaynaklarının, deniz tabanının altında tatlı, hafif tuzlu su bölgelerine doğru açık denize gittiği biliniyordu ancak bunlar şimdiye kadar neredeyse hiç keşfedilmemişti.

Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, deniz tabanının yaklaşık 200 metre altındaki bir bölgede tatlılaşmış suyu belgeledi ve örnekledi. New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından alınan çökelti örnekleri, ilk kez açık deniz tatlı su sistemlerinin varlığını doğruladı.

Araştırmacılar, bulguların dünyanın dört bir yanındaki benzer gizli su kaynaklarına daha fazla ışık tutabileceğini söyledi.

Devam eden çalışmalarda, bilim insanları, su kaynaklarını yerinde tutan ve su geçirmez tabakalar diye bilinen kumlu katmanlar da dahil olmak üzere, tortularda depolanan suyu örneklemeyi umuyorlar.

grthy
Uluslararası Okyanus Keşif Programı 501 Seferi, New England kıyılarının açıklarında okyanus tabanının altından tortu örnekleri aldı (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Colorado Maden Okulu'ndan jeolog Brandon Dugan, "Tatlılaşmış suyun hem denizel hem karasal tortularda, birden fazla tortu türünde bulunduğunu görmek bizi heyecanlandırdı" dedi.

Bu kadar farklı malzemelerdeki tatlı su, suyun hangi koşullarda buraya yerleştiğini anlamamıza yardımcı olacak.

Araştırmacılar, birçok kıyı bölgesinin tatlı su kaynakları için yeraltı suyuna bağımlı olması nedeniyle, bulguların toplum için büyük önem taşıdığını söylüyor.

ABD'nin kuzeydoğu kıyıları, açık deniz tatlı su rezervlerine sahip olduğu düşünülen en çok incelenen alanlardan biri. Tahminler, New Jersey ve Maine arasındaki Atlantik kıta kenarı boyunca yaklaşık 1300 kilometreküp depolanmış tatlı su olabileceğini gösteriyor.

ds67ı
Bilim insanları, tortu örneklerini renk ve yapı bakımından tanımlamak için Toprak Renk Şeması'nı kullanıyor (Avrupa Okyanus Sondaj Araştırmaları Konsorsiyumu)

Bunu daha iyi anlamak için, araştırmacılar New York'un her yıl 1,5 kilometreküp tatlı su, yani yaklaşık 1,5 trilyon litre kullandığını söylüyor.

Leicester Üniversitesi'nden sedimentolog Sarah Davies, "501 Seferi, başından beri yenilikçi oldu; okyanus sondaj topluluğu genelinde yeni araçlar, yeni yöntemler ve yeni işbirlikleri getirdi" dedi.

13 ülkeden yaklaşık 40 araştırmacının devam eden çalışmaları, besin maddelerinin dünyanın kıta sahanlığı tortularında nasıl döngüye girdiğini ve bu süreçlerin okyanus ekosistemlerini nasıl şekillendirdiğini ortaya çıkarabilir.

Dr. Davies, "Karadaki çalışmalar bu ivmeyi sürdürüyor ve örnekler şimdiden heyecan verici bir hikaye ortaya koyuyor" dedi.

Independent Türkçe


NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
TT

NASA, Jüpiter'in gerçek boyutunu ortaya çıkardı: "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek"

Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)
Jüpiter, Güneş Sistemi'ndeki diğer tüm gezegenleri içine alabilecek kadar büyük (ESA)

NASA'nın Juno uzay aracı, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegeni Jüpiter'in sanılandan biraz daha küçük ve basık olduğunu tespit etti.

Bir gaz devi olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor. 

Daha önce NASA'nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen veriler, devasa gezegenin ekvatordaki çapının 142 bin 984 kilometre, bir kutbundan ötekine olan uzunluğunun da 133 bin 708 kilometre olduğunu gösteriyordu.

Ancak İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü'nden araştırmacılar bu ölçümlerin tam isabetli olmadığını belirledi.

NASA'nın aracı Juno, 2016'dan beri Jüpiter'in yörüngesinde. Görev süresi 2021'de uzatılınca rotası değiştirilen Juno, Dünya'dan bakıldığında Jüpiter'in arkasından geçişler yapmaya başladı.

Bu sayede gezegenin büyüklüğünü daha net bir şekilde hesaplamak mümkün oldu. Aracın, Jüpiter'in arkasından Dünya'ya gönderdiği radyo sinyallerinin Jüpiter'in arkasından geçerken bükülmesi ya da zayıflaması, gezegenin boyutunu ölçmeye yarıyor.

Juno'nun ham verilerini işlemek için gereken teknikleri geliştiren Maria Smirnova "Radyo sinyallerinin, Jüpiter'in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Böylece bu bilgileri Jüpiter'in sıcaklık ve yoğunluğuna ilişkin ayrıntılı haritalara dönüştürdük ve dev gezegenin şekli ve boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net resmi elde ettik" diye açıklıyor.

Bulguları hakemli dergi Nature Astronomy'de 2 Şubat Pazartesi yayımlanan çalışmaya göre Jüpiter'in ekvatordaki çapı sanılandan 8 kilometre, kutupları arasındaki uzunluk da 24 kilometre daha küçük.

Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi "Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek" diyor. 

Jüpiter'in boyutu elbette değişmedi; değişen, onu ölçme yöntemimiz.

Devasa bir gezegen için birkaç kilometrelik bir farkın önem taşımayacağı düşünülebilir ancak bilim insanları durumun böyle olmadığını söylüyor.

Araştırmayı yöneten Eli Galanti, "Bu birkaç kilometre çok önemli" diyor. 

Yarıçaptaki küçük değişimle, Jüpiter'in iç yapısını gösteren modellerimiz hem kütleçekim verileriyle hem de atmosferik ölçümlerle çok daha iyi uyum sağladı.

Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bir standart sunduğu için bu veriler Güneş Sistemi'nin ötesindeki gaz devleri hakkında daha iyi bir fikir sahibi olmaya katkı sağlıyor.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, NatureAstronomy