Rob Reiner'ın ardından: Türleri aşan bir anlatıcının vedası

Amerikan sinemasının en kalıcı yapımlarına imza atan isimlerinden Rob Reiner, ardında kuşaklar boyunca yaşayan hikayeler bırakarak 78 yaşında hayata veda etti

Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
TT

Rob Reiner'ın ardından: Türleri aşan bir anlatıcının vedası

Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)
Rob Reiner (sağda), 2007 yapımı Şimdi ya da Asla'nın (The Bucket List) Paris'te düzenlenen basın toplantısında, filmin yıldızları Morgan Freeman (ortada) ve Jack Nicholson'la birlikte poz vermişti (AFP)

Televizyon komedisinin içinden çıkıp Hollywood'un en kalıcı filmlerinden bazılarına imza atan Rob Reiner, 78 yaşında hayatını kaybetti. Oyuncu, yönetmen, yazar ve politik aktivist kimlikleriyle yarım yüzyılı aşan bir kariyer inşa eden Reiner, ardında yalnızca gişe başarıları değil, kuşaklar boyunca alıntılanan sahneler, replikler ve duygular bıraktı.

Reiner ve eşi Michele Singer'ın cansız bedenleri Kaliforniya'daki evlerinde bulundu. Los Angeles Polis Departmanı, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve çiftin ölümünün "cinayet ihtimali" kapsamında soruşturulduğunu açıkladı. Ailenin talebi üzerine soruşturma sürerken kamuoyundan mahremiyet istendi.

Televizyondan sinema tarihine uzanan yol

6 Mart 1947'de New York'ta doğan Rob Reiner, Amerikan komedisinin dev isimlerinden Carl Reiner'ın oğluydu. Babasının yarattığı The Dick Van Dyke Show gibi klasiklerle çevrili bir evde büyüse de kariyeri boyunca "ünlü soyadının" gölgesinde kalmamaya özen gösterdi. Yıllar sonra bunu, "Babamdan ne para aldım ne de yol gösterici bir akıl. Ne yaptığımı biliyordum" sözleriyle anlatacaktı.

Reiner'ın kariyerinin ilk büyük sıçraması, 1971-1979'da ekrana gelen All in the Family sayesinde geldi. Dizide, huysuz muhafazakar Archie Bunker'ın liberal damadı Mike Stivic'i oynarken yalnızca bir sitcom karakteri yaratmadı; Amerika'nın kültür savaşlarını geniş kitlelerin gündelik hayatına taşıyan bir dönemin simge yüzlerinden biri haline geldi. Ancak o yıllarda kameranın önünde olduğu kadar arkasına da ilgi duyuyor, setlerde yazar odalarını ve prodüksiyon süreçlerini yakından izliyordu.

Spinal Tap ve bir türün doğuşu

1984'te yönettiği ilk uzun metraj filmi This Is Spinal Tap, Reiner'ın yalnızca kariyerini değil, modern komedi sinemasını da değiştirdi. Britanyalı bir heavy metal grubunu konu alan sahte belgesel (mockumentary), doğaçlamaya dayalı yapısıyla hem rock yıldızlarını hem de sanat dünyasının egolarını tiye aldı. Film zamanla kült bir klasiğe dönüşerek popüler kültürde kalıcı bir yer edindi.

Reiner için Spinal Tap, televizyon oyunculuğundan sinema yönetmenliğine geçişte bir tür sınavdı. O sınavı fazlasıyla geçti ve sinemadaki yerini hızla sağlamlaştırdı.

Türler arasında dolaşan bir yönetmen

Reiner'ın asıl mirası, 1980'ler ve 90'larda arka arkaya çektiği, birbirinden çok farklı ama aynı derecede kalıcı filmlerle şekillendi.

Stephen King'in Ceset (The Body) adlı kısa romanından beyazperdeye uyarladığı Benimle Kal'la (Stand by Me) çocukluk ve büyüme sancılarını sade bir duygusallıkla anlattı. 1987 yapımı Prenses Gelin'de (The Princess Bride) masalı mizahla ve romantizmle buluşturdu. Billy Crystal ve Meg Ryan'ı bir araya getiren Harry Sally'le Tanışınca...'yla (When Harry Met Sally…) ise romantik komedinin sınırlarını yeniden çizdi.

Nora Ephron'un kusursuz senaryosunu yönettiği Harry Sally'yle Tanışınca..., yalnızca bir aşk hikayesi değil, modern ilişkiler üzerine yapılmış en zekice filmlerden biri olarak kabul edildi. Ryan'ın restorandaki meşhur sahnesi ve Reiner'ın annesi Estelle Reiner'ın söylediği "O ne yiyorsa ben de aynısından alayım" repliği, sinema tarihine kazındı.

Reiner, komediyle sınırlı kalmadı. Bir diğer Stephen King uyarlaması Ölüm Kitabı (Misery), Kathy Bates'e Oscar kazandırırken, Birkaç İyi Adam (A Few Good Men) sinema tarihinin en unutulmaz mahkeme sahnelerinden birini yarattı. Jack Nicholson'ın "Sen gerçeği kaldıramazsın!" çıkışı, Reiner'ın ana akım sinemada ikonik anlar yaratma yeteneğinin bir başka göstergesiydi.

Alçakgönüllü bir ustalık

Bunca başarıya rağmen Reiner, kendini hiçbir zaman "dahi" diye tanımlamadı. Bir röportajında, "Hiçbir şeyde mükemmel değilim ama pek çok şeyde iyiyim" demişti. Onu özel kılan şeylerden biri de buydu: Farklı yetenekleri tek bir filmde bir araya getirme becerisi.

Politik duruş ve son yıllar

Reiner, ilerleyen yıllarda politik kimliğiyle de daha görünür hale geldi. Açık sözlü bir liberal olarak George W. Bush ve Donald Trump'a sert eleştiriler yöneltti; sinemasını da zaman zaman bu politik öfkenin doğrudan bir ifadesi haline getirdi. Eleştirmenler erken dönem filmlerindeki büyüyü her zaman bulamasa da Reiner, anlatmak istediği hikayelerden vazgeçmedi.

Oyunculuğa da ara ara döndü; Martin Scorsese imzalı Para Avcısı'ndaki (The Wolf of Wall Street) performansı, arkadaşlık ve ilişkiler üzerine esprili yaklaşımıyla hatırlanan sitcom New Girl'daki rolüyle izleyiciyi yeniden güldürdü.

frgt
Rob Reiner, 2013 yapımı Para Avcısı'nda Amerikalı borsacı Jordan Belfort'un babası Max Belfort'u canlandırmıştı (Paramount Pictures) 

Son yıllarda ise Reiner'ın adını yeniden gündeme taşıyan başlık, Spinal Tap evrenine dönüş oldu. Yıllarca "klasiği kurcalamama" dürtüsü ağır basmışken, sonunda bu evreni yeniden ziyaret etmeyi kabul etti. Son filmi Spinal Tap II: The End Continues, yıllar boyunca direndiği devam fikrine sonunda "Hâlâ birbirimizi güldürebiliyoruz" diyerek ikna oluşunun ürünüydü. Reiner'ın bu yıl içinde verdiği röportajlar, projeye canlı bir yaratıcı merakla yaklaştığını gösteriyor: Eski ekip yeniden bir araya geliyor, karakterler yaş alıyor ama "duygusal olarak pek de büyümemiş" komedi ruhu korunuyor.

Hikayeleri kişisel deneyimler üzerinden anlatmak

Reiner'ı bu denli özel kılan belki de tam burada yatıyor: Hollywood'da pek az yönetmen, geniş kitlelere seslenen ana akım sinemanın içinde hem zeka hem hissiyat hem de mizahı aynı anda bu kadar dengeli taşıyabildi. Yıllar akıp gitse de filmleri, tekrar tekrar izlenebilir kalmayı başardı. Çünkü yalnızca "iyi yazılmış" ya da "iyi oynanmış" değillerdi: İnsanın kendini, dostluğunu, arzularını ve korkularını anlatan o tanıdık çekirdeğe dokundular.

Reiner, CBS'in 60 Minutes programına konuk olduğunda filmlerini şöyle özetlemişti:

Filmin ana karakteri her zaman yaşadığım ya da yaşamakta olduğum bir şeyden geçer. Hikayeyi anlatmanın tek yolu bu.

Bugün geriye dönüp bakıldığında, Rob Reiner'ın filmleri tam da bu yüzden eskimiyor. Onlar, tür fark etmeksizin, insan olmanın ortak duygularına dokunan hikayeler.

Hollywood ve Amerika yasa boğuldu

Reiner ve eşi Michele'in Brentwood'daki evlerinde ölü bulunması, yalnızca Hollywood'da değil, Amerika genelinde büyük bir şok ve derin bir yas yarattı. Sinema ve televizyon tarihine damga vuran filmleriyle kuşaklar boyunca izleyicilere ulaşan Reiner'ın ani ve şiddet içeren ölümü, sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı buldu.

fev
Aktivist kişiliğiyle de öne çıkan Reiner, 1988'de Beverly Hills’teki Castle Rock Enterprises ofisinde, sigara karşıtı kampanyalar için bağış toplamaya çalışmıştı (AP)

70 yıla yayılan kariyeri boyunca sinema tarihine geçen yapımlara uzanan bir miras bırakan Reiner için meslektaşlarından, sanatçılardan ve siyasetçilerden art arda taziye mesajları geldi.

Yönetmen Paul Feig, X'te yaptığı paylaşımda, "Rob benim kahramanlarımdan biriydi. Ona dostum diyebilme onurunu yaşadım. Bunun gerçekten yaşanmış olmasını kabullenemiyorum. Michele'le birlikte onları iki gece önce görmüştüm" ifadelerini kullandı.

Sinema eleştirmeni Richard Roeper ise Reiner'ı "tüm zamanların en etkili sitcom'larından birinde rol almış, yönetmen olarak inanılmaz bir kariyer inşa etmiş, bu sektörde tanıdığı en nazik, en düşünceli insanlardan biri" diye tanımladı.

"'Efsane' demek yetmez"

Yazar ve Hollywood tarihçisi Mark Harris, "Rob Reiner hakkında yönetmenliği, aktivizmi ve insanlığı üzerine söylenecek çok şey var ama şu an kelimeleri bir araya getiremiyorum" diyerek duygularını paylaştı.

Senarist C. Robert Cargill ise Reiner'ın kültürel etkisini filmlerinden alıntılarla hatırlattı:

Rob Reiner'ın kültür üzerindeki etkisi küçümsenemez. 'Efsane' kelimesi bile yetmez. '11'e kadar aç.' 'Sen gerçeği kaldıramazsın.' 'O ne yiyorsa ben de aynısından alayım.' 'Ben senin bir numaralı hayranınım.' 'Bir ceset görmek ister misiniz?' 'Bucket list' (Ölmeden önce yapılması gerekenler listesi) fikrinin kendisi... Hepsi onun filmlerinden.

CNN'den Brian Stelter ise Reiner'la yaptığı röportajı "unutulmaz bir deneyim" diye anlattı. Stelter, Reiner'ın sinemayı, başkalarının anlatmaya cesaret edemediği politik ve toplumsal hikayeler için bir araç olarak gördüğünü aktardı.

James Woods, Reiner'ı "iyi bir dost" diye andı; Elijah Wood, Sean Ono Lennon ve Roseanne Barr gibi isimler üzüntülerini dile getirdi. Birçok paylaşımdaki ortak duygu, yalnızca büyük bir yönetmenin değil, aynı zamanda Hollywood'un vicdanlı ve etkili seslerinden birinin kaybedilmiş olmasıydı.

Siyasi figürlerden gelen mesajlar da dikkat çekiciydi. Eski ABD Başkanı Barack Obama, eşi Michelle Obama'yla birlikte "Rob Reiner ve sevgili eşi Michele'in trajik ölümü karşısında yıkıldıklarını" belirtti. Obama, Reiner'ın yalnızca unutulmaz hikayeler anlatmadığını, aynı zamanda insanlara olan inancını hayatı boyunca eyleme dönüştürdüğünü söyledi.

Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Reiner çiftini "çok yakın dostlar" diye tanımladı ve Rob Reiner'ın eserlerinin Amerikan kültürünün dokusuna işlendiğini vurguladı. Harris, Reiner'ın demokrasiye duyduğu derin bağlılığa dikkat çekti.

vdvfde
Ekran Oyuncuları Birliği (SAG) Başkanı Sean Astin, açıklamasında "Rob Reiner (en sağda), sinema ve televizyon tarihinin en önemli figürlerinden biri. Amerikan kültürü üzerinde bıraktığı etki, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar büyük" ifadelerini kullandı (AP)

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ise Reiner'ı "koca yürekli bir deha" diye niteledi. Açıklamasında, Reiner'ın çocuk haklarından medeni haklara kadar birçok alanda tutkulu bir savunucu olduğunu, filmlerinin ötesinde toplumsal hayata da kalıcı katkılar sunduğunu söyledi.

Amerika'nın kültürel ve politik hayatında iz bırakan bir figür

Rob Reiner'ın ölümü, ardında bıraktığı filmler kadar, savunduğu değerler ve kurduğu insani bağlarla da hatırlanacak bir boşluk yarattı. Tepkiler, onun yalnızca bir sinemacı değil, Amerika'nın kültürel ve politik hayatında iz bırakan bir figür olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Filmleri hâlâ dönüp dönüp izleniyor; replikleri hâlâ gündelik hayatın içinde dolaşıyor. Ama asıl kalıcılığı, hikayelerini "büyük laflar" yerine tanıdık duygular üzerinden anlatmasında yatıyor. Dostluk, arzu, korku, pişmanlık, adalet duygusu... Hepsi, bir yönetmenin kişisel deneyimlerinden süzülüp kolektif bir hafızaya dönüştü.

Rob Reiner, sinemayı bir güç gösterisi değil, bir paylaşım alanı olarak gören nadir isimlerden biriydi. Kamera önünde ya da arkasında, politik kürsülerde ya da bir sitcom setinde, aynı şeyi yapmayı sürdürdü: İnsanlara dikkatle bakmak ve onların hikayelerini ciddiyetle anlatmak.

İnsan kalmaya dair eskimeyen hikayeler

Şimdi geriye, "en iyi filmler" listelerinin vazgeçilmezi olan hikayelerden daha fazlası kaldı. Kahkahalar, alıntılar, tekrar izleme arzusu ve her seferinde aynı sahnede hâlâ bir şey hissettirebilen o tanıdık anlar...

Belki de Reiner'ın asıl mirası tam olarak buydu: Zaman geçse de eskimeyen, insan kalmaya dair hikayeler.

Independent Türkçe

 



Brad Pitt'in yeni Netflix filmi sosyal medyayı karıştırdı

62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Brad Pitt'in yeni Netflix filmi sosyal medyayı karıştırdı

62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)
62 yaşındaki Brad Pitt, kendisine En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandıran dublör Cliff Booth rolüne bu yıl izleyiciyle buluşacak filmle geri dönüyor (Sony Pictures Releasing)

Netflix, Super Bowl sırasında sürpriz bir "ilk bakış" videosu yayımlayarak Brad Pitt'in dublör Cliff Booth rolüne The Adventures of Cliff Booth'ta geri döndüğünü gösterdi. Yapım, Bir Zamanlar… Hollywood'da (Once Upon a Time... in Hollywood) evreninde geçen yeni bir film.

Kısa tanıtım, retro bir müzik eşliğinde Cliff'in bir barda keyif yaptığı, bir film setinin perde arkasında dolaştığı ve toprak pistte bir yarış arabasının direksiyonunda görüldüğü sahnelerden oluşuyor. 

Video, dublörün dizini buzlayıp Elizabeth Debicki ve Yahya Abdul-Mateen II’nin canlandırdığı karakterlerle tanışmasıyla açılıyor; ikili, gösterişli "eski Hollywood" tarzı kıyafetler içinde. Tanıtım boyunca çıplaklık, sigara, orta parmak, silahlar ve küfürlü replikler kısa kısa beliriyor; görüntüler, "şakacı" bir sansür numarasıyla anlık olarak kapatılıyor.

Finalde ise Cliff'in masasının üzerine bir Oscar koyduğu bir plan var. Bu da Pitt'in, Bir Zamanlar… Hollywood'da filmindeki rolüyle kazandığı ilk oyunculuk Oscar'ına gönderme diye yorumlandı.

Pitt'in canlandırdığı "havalı ve karizmatik" dublör Cliff Booth'u ilk kez 2019'da filmde tanımıştık.

Devam filminde yönetmen koltuğunda David Fincher oturuyor. Senaryoyu Quentin Tarantino kaleme aldı ancak yönetmenliği Fincher'a bıraktı. Tarantino'nun ise hâlâ çekmek istediği 10. ve "son" film projesi üzerinde çalıştığı belirtiliyor. 

Fincher'ın Netflix'le ilişkisi Mindhunter dönemine uzanıyor. Yönetmenin platform için çektiği The Killer ve Mank de bu ortaklığın son örnekleri.

Super Bowl'u evde izleyenler ise, tanıtımda filmin adının hiç görünmemesiyle şaşkınlık yaşadı. Sosyal medyada bir kullanıcı "O Brad Pitt'li fragman da neyin nesiydi, biri açıklasın" derken, bir başkası şöyle yazdı: 

Brad Pitt'li Netflix filminin adını öğrenmemize resmen izin yok mu?

Başka bir kullanıcı ise Netflix'in filmin ismini bilinçli olarak vermediğini, insanların internette aratmasını sağlamak istediğini savundu.

Bir Zamanlar… Hollywood'da, 1969'da Charles Manson tarikatı mensuplarının Sharon Tate ve arkadaşlarını öldürdüğü geceyi "alternatif tarih" kurgusuyla yeniden yazmış; Cliff Booth'la yakın arkadaşı, Rick Dalton saldırganları durdurup öldürmüştü. 

The Adventures of Cliff Booth'un hikayesi 1970'lerde geçecek. Dalton'ı canlandıran Leonardo DiCaprio'nun bu devam filminde geri dönmesi beklenmiyor. 

Cliff Booth'a; Scott Caan, Elizabeth Debicki, Yahya Abdul-Mateen II, Carla Gugino ve Holt McCallany'nin canlandırdığı yeni karakterlerin eşlik edeceği açıklandı. Ayrıca Timothy Olyphant'ın, ilk filmdeki James Stacy rolüyle geri döneceği de doğrulandı.

Independent Türkçe, Variety, Mirror


Netflix'e sessiz sedasız eklenen Alman dizisi listeleri altüst etti

Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
TT

Netflix'e sessiz sedasız eklenen Alman dizisi listeleri altüst etti

Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)
Unfamiliar'ın başrollerinde 53 yaşındaki Susanne Wolff'a (solda) Dogs of Berlin ve Dark gibi dizilerle de tanınan Felix Kramer (sağda) eşlik ediyor (Netflix)

Netflix izleyicileri platforma yeni eklenen gerilim dizisini tek oturuşta bitiriyor.

6 bölümlük Unfamiliar, neredeyse hiç tanıtım yapılmadan Netflix kataloğuna eklendi. Ancak bu sessiz sedasız çıkışına rağmen kısa sürede izleyicinin ilgisini çekti ve platform listelerinde üst sıralara tırmandı.

Dizi, Birleşik Krallık'ta en çok izlenenler listesinde 9. sıraya yükseldi. Yayına girer girmez büyük ilgiyle karşılanan Unfamiliar, Türkiye'deyse ikinci sıraya yerleşti. Hem izleyiciler hem de eleştirmenler, bağımlılık yapan temposu nedeniyle gerilim dizisini türün meraklılarına öneriyor.

Almanya yapımı Unfamiliar, Simon ve Meret adlı iki eski casusun Berlin'in merkezinde gizli bir "güvenli ev" işletmesiyle açılıyor.

Netflix, 18 yaş altı izleyicilere uygun olmadığını belirttiği dizinin konusunu resmi özetinde şöyle anlatıyor:

İki eski casusun geçmişleri peşlerini bırakmayınca, en büyük dertleri araba kovalamacaları, silahlı çatışmalar veya yumruklaşmalar değil; birbirlerine gerçeği söylemek olur.

Bir değerlendirmede Unfamiliar'ın "kedi-fare" kovalamacası üzerine kurulu olduğu ve Netflix'in önceki casusluk hitleri The Night Agent, The Recruit ve Black Doves'u hatırlattığı belirtiliyor. Aynı yorumda dizi "görsel olarak etkileyici" bulunuyor. İzleyiciyi daha ilk bölümden yakaladığı ve aksiyon sevenler için "tek oturuşta bitirilecek" bir seçenek sunduğu vurgulanıyor.

Başka bir izleyici ise dizinin ilk bölümde merak uyandıracak kadar ipucu verip, bazı ayrıntıları karanlıkta bırakırken bunu "seyirciyle oynuyormuş" hissi yaratmadan yapmasını övdü.

Diziyi şimdiden bitirdiğini söyleyen bir izleyici de "Duramadım; gece 02.30'a kadar tüm bölümleri arka arkaya izledim" diyerek, yapımı "alışıldık Hollywood prodüksiyonlarından çok daha iyi" bulduğunu dile getirdi. 

Bir başka yorumda da aksiyon sahnelerinin sertliğine dikkat çekildi. Ana karakterin telefonda eşiyle tartışırken bir yandan da saldırganlarla boğuştuğu sekansı hatırlatan bir izleyici şöyle dedi:

Kulağa tuhaf geliyor ama sahne müthiş akıyor.

Bazı izleyiciler, başroldeki Susanne Wolff'un performansını "müthiş" diye nitelerken, dizinin klişelere düşmediğini belirtiyor. 

Çekimleri Berlin'de gerçekleşen Unfamiliar, 5 Şubat'tan bu yana Netflix'te izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Express, Mirror


Zirve el değiştirdi: Timothée Chalamet'nin son filminden rekor

30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
TT

Zirve el değiştirdi: Timothée Chalamet'nin son filminden rekor

30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)
30 yaşındaki Timothée Chalamet'nin canlandırdığı Marty karakteri; masa tenisi şampiyonu, dolandırıcı, komedyen ve girişimci Marty Reisman'ın hayatından esinlenerek yaratılmış (A24)

Timothée Chalamet'nin başrolünü üstlendiği +18'lik spor filmi Muhteşem Marty (Marty Supreme), A24'ün dünya genelinde en yüksek hasılat yapan filmi oldu. 

Komediyle dramı buluşturan film, küresel gişede 147 milyon dolara ulaştı. Bunun 93 milyon doları ABD'den, 54 milyon dolarıysa uluslararası pazarlardan geldi. 

Bu rakamlar, daha önce A24'ün dünya çapındaki en büyük gişe başarıları arasında yer alan Oscarlı Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın (Everything Everywhere All at Once) 142 milyon dolarlık ve İç Savaş'ın (Civil War) 127 milyon dolarlık küresel hasılatını geride bıraktı.

Film, yılın başında 77 milyon dolarla A24'ün ABD gişesi rekorunu da kırmış ve Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın elindeki zirveyi devralmıştı. Yapımın dünya genelinde de liderliğe yükselmesi yalnızca birkaç hafta sürdü.

A24'e göre Muhteşem Marty'nin hasılatı daha da artacak. Zira film hâlâ bazı büyük uluslararası pazarlarda vizyona girmedi. 

Stüdyo, pazarlama giderleri hariç yalnızca prodüksiyon için 70 milyon dolar harcadı; bu, bağımsız/arthouse çizgisiyle bilinen şirketin bugüne kadar bir filme ayırdığı en yüksek yapım bütçesi. Sinema salonlarının bilet gelirinin yaklaşık yarısını aldığı hesaba katıldığında, filmin gişede uzun süre ayakta kalması stüdyo için rahatlatıcı.

Yapım, ABD ve Kanada'da Noel günü vizyona girerek uzun tatil döneminde 27 milyon dolarlık açılış yapmıştı. Başarıda Chalamet'nin payı büyük. Film, olumlu eleştiriler ve kulaktan kulağa yayılan övgü dolu yorumlar sayesinde sinemalarda izleyici çekmeyi sürdürüyor

Çin'de de vizyona girecek

Josh Safdie imzalı tempolu macerada Chalamet, masa tenisi şampiyonu Marty Mauser rolünde. Mauser, zirve hayalinin peşinde kendini sonuna kadar zorluyor. Filmde Chalamet'ye Gwyneth Paltrow, Odessa A'zion, Kevin O'Leary, Tyler Okonma, Abel Ferrara ve Fran Drescher eşlik ediyor.

Filmin uluslararası vizyon yolculuğu da sürüyor. A24, yapımın yıl içinde Çin'de vizyona gireceğini duyurdu ancak tarih henüz açıklanmadı. Chalamet, yılın başlarında yaptığı açıklamada "Çinli izleyicilerin Muhteşem Marty'yi deneyimlemesi ve filmin dünyanın dört bir yanındaki yolculuğunun bir parçası olması için sabırsızlanıyorum" ifadelerini kullanmıştı.

Muhteşem Marty aynı zamanda ödül sezonunda da güçlü bir performans sergiliyor. Chalamet, En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre ve Eleştirmenlerin Seçimi ödüllerini kazandı. Spor draması, En İyi Film dahil 9 dalda Oscar'a aday gösterildi.

Türkiye'de 1 Ocak'ta vizyona giren Muhteşem Marty halen gösterimde.

Independent Türkçe, Variety, The Playlist