İngiltere’de bir ilk: Gen düzenleme ile kanser tedavisinde yeni dönem

Gen terapisi: Kansere karşı savaşmak için beyaz kan hücrelerinin değiştirilmesi.
Gen terapisi: Kansere karşı savaşmak için beyaz kan hücrelerinin değiştirilmesi.
TT

İngiltere’de bir ilk: Gen düzenleme ile kanser tedavisinde yeni dönem

Gen terapisi: Kansere karşı savaşmak için beyaz kan hücrelerinin değiştirilmesi.
Gen terapisi: Kansere karşı savaşmak için beyaz kan hücrelerinin değiştirilmesi.

İngiltere’deki University College London’da (UCL) sessiz bir araştırma odasında, Avrupa’nın önde gelen gen tedavisi ve hücresel tedavi uzmanlarından Prof. Waseem Qasim, bir zamanlar ölümcül bir hastalıkla mücadele eden bir bebeğin hikâyesini hatırlatıyor.

Agresif lösemiye karşı mucizevi başarı

Yıllar önce, henüz bir yaşını doldurmamış bir İngiliz bebek, en saldırgan lösemi türlerinden biriyle mücadele ediyor, geleneksel tedaviler başarısız olurken tıbbi seçenekler tükeniyordu. Ancak bugün, o bebek artık 16 yaşında ve tamamen sağlıklı. Bu mucize, Prof. Qasim’in Great Ormond Street Hastanesi ve UCL ekibiyle geliştirdiği genetiği değiştirilmiş hücresel tedavi sayesinde mümkün oldu.

dewfrty6
Gen tedavisi ve immün hücre tedavilerinin öncü ismi Prof. Waseem Qasim

Bu başarı, modern tıpta yaşanan büyük dönüşümü işaret ediyor: Tedaviler artık yalnızca hastalıkla mücadele etmiyor, bağışıklık sistemini yeniden programlayarak hastalığı hücresel düzeyde hedef alıyor.

Genetiği değiştirilmiş hücresel tedavi

Prof. Qasim, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, “Genetik olarak değiştirilmiş hücresel tedaviler artık geleceğin tıbbı değil; bazı kanser türleri için günümüzün gerçeği” dedi.

Tedavinin merkezinde, genetik olarak düzenlenmiş bağışıklık hücreleri yer alıyor; hedef artık hastalığı dışarıdan vurmak değil, bağışıklığı içeriden yönlendirerek kanser hücrelerini yok etmek.

Genom düzenleme kararı nasıl alındı?

Prof. Qasim, tedavi sürecini şöyle anlattı:

“Hastamızın durumu son derece karmaşıktı. Hiçbir standart tedaviye yanıt vermiyordu ve zamanla yarışıyorduk. O sırada laboratuvarda üzerinde çalıştığımız, genetik olarak modifiye edilmiş ‘T hücreleri’ yani CAR-T tedavisi, elde kalan tek seçenekti.”

Geniş bilimsel değerlendirmenin ardından etik ve düzenleyici onay süreçleri tamamlandı ve tedavi uygulandı.

Tedavide kullanılan genetik teknikler

Qasim ve ekibi tedavide üç ana genetik düzenleme gerçekleştirdi:

– T hücrelerinin hastanın dokularına saldırmasını engellemek için “TCR” reseptörünün devre dışı bırakılması,

– Tedavi öncesi uygulanan ilaçlara hücre direnci kazandırmak için “CD52” geninin kapatılması,

– Lösemi hücrelerini yüksek hassasiyetle hedeflemek için hücrelere özel “CAR” reseptörünün eklenmesi.

Bu yaklaşım, kanserle yalnızca savaşmak değil; bağışıklık sistemini yeniden eğitmek anlamına geliyor.

İngiltere’de bir ilk

İngiltere’de bu yöntem, uzun vadede başarı sağlayan ilk gen düzenleme tedavileri arasında gösteriliyor. Tedavi edilen hasta, üzerinden geçen 16 yıla rağmen hastalıksız yaşamını sürdürüyor.

Gelecekte kemoterapinin yerini alabilir mi?

Qasim’e göre, gen düzenleme tedavileri ileride bazı kan kanserlerinde standart hale gelebilir:

“Henüz tüm kanser türleri için geçerli değil. Ancak önümüzdeki on yılda lösemi tedavilerinin rutin olarak bağışıklık yeniden programlamasına dayanması mümkün.”

Etik tartışmalar

Gen düzenleme çalışmalarının etik riskleri olduğunu kabul eden Qasim, bunun insan genetiğini değiştirme girişimi değil, tedavi amaçlı hücresel düzenleme olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti:

“Yaptığımız değişiklikler sadece beyaz kan hücreleri üzerinde, kalıcı değil ve gelecek nesillere aktarılmıyor.”

Arap Dünyasıyla tıbbi işbirliği

Qasim, özellikle Suudi Arabistan’daki tıp ve genom araştırmalarındaki ilerlemeye dikkat çekerek, bölgede işbirliği olanaklarının bulunduğunu söyledi:

“Eğitim, araştırma ve klinik merkezler oluşturma açısından büyük fırsatlar var. Bu alanda her türlü bilimsel diyaloğa açığım.”

Hastalara mesaj

Benzer bir süreç yaşayan çocuklara seslenen Qasim, “Bilim artık geçmişe göre çok güçlü. Hastalar yalnız değiller; bu alanda çalışan büyük bir bilim ve sağlık ekosistemi var” dedi.

Bu hikâye, modern tıbbın yeni dönemini temsil ediyor: Hastalığı bastırmak yerine onu moleküler düzeyde anlamak ve bağışıklığı yeniden yönlendirerek tedavi etmek. Bir zamanlar ölümcül bir hastalıkla mücadele eden o bebek ise bugün bilimin gücünün yaşayan kanıtı.



Pasifik bölgesinde "lüks otomobil" diplomasisi

Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
TT

Pasifik bölgesinde "lüks otomobil" diplomasisi

Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)
Çin, Hongqi markasına ait sedan tipi bir otomobilin anahtarlarını Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya küçük bir törenle verdi (Fiji Hükümeti/Facebook)

Ocak ayında Fiji'nin başkenti Suva'daki hükümet binasında düzenlenen törende siyah bir lüks otomobil Fiji Devlet Başkanı Ratu Naiqama Tawakecolati Lalabalavu'ya hediye edildi. 

Pekin yönetimi, Hongqi marka otomobilin Çin lideri Şi Cinping tarafından askeri törenlerde kullanılan modelini Pasifik bölgesindeki ada ülkesine verdi. 

2024'ten beri görevini sürdüren 72 yaşındaki Fiji lideri, "güzel limuzin" için Çin'e teşekkür ettiğini açıkladı. 

vdvdfe
Fiji liderine verilen Hongqi H9, Suva'daki hükümet binasının önünde tutuluyor (Fiji Hükümeti/Facebook)

Merkezi ABD'nin başkenti Washington'da bulunan düşünce kuruluşu Stimson Merkezi'nin Çin Programı Direktörü Yun Sun, bu olayın Pekin'in "prestij diplomasisine" güzel bir örnek oluşturduğunu söylüyor:

Bunlar maddi olmaktan çok sembolik eylemler. Çin'in liderlerle iyi kişisel ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan yardım programının bir parçası.

Guardian, Pasifik bölgesindeki ülkelerin ambülanstan okul otobüslerine pek çok aracı diplomaside kullandığını bildiriyor. 

Coğrafi mesafe nedeniye yeni araçlara uygun fiyatlara ulaşmakta zorlanan bölge ülkelerinin yönetimlerinin bu hediyelere büyük önem verdiği Birleşik Krallık merkezli gazetenin haberinde vurgulanıyor.

Çin dışında Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve ABD gibi ülkelerin araç bağışladığı, Pekin yönetimininse lüks otomobillerle öne çıktığı ifade ediliyor. 

Çin'in altyapı projeleri ve kalkınma yardımlarıyla da Pasifik ülkelerinin gönlünü kazandığına dikkat çekiliyor. 

Pekin'in amaçlarından biri, bu ülkelerin Tayvan yönetimiyle ilişkilerini kesmesi. 7 yıl önce bölgede 6 müttefike sahip olan Tayvan, bunlardan yalnızca üçünü elinde tutabildi. 

Pasifik uzmanı Blake Johnson, Fiji'de de benzer bir durumun yaşandığını hatırlatarak "Bölgedeki hediye törenlerinin çoğunda Tek Çin politikasına destek verildiği ifade ediliyor" dedi.

Diğer yandan Pekin'in artan nüfuzu, başta Avustralya olmak üzere Pasifik'te etkili olan ülkeleri rahatsız ediyor. 

Altta kalmak istemeyen Avustralya da bölgedeki ülkelere otomobil, güvenlik anlaşması ve altyapı desteği veriyor. 

Independent Türkçe, Guardian, RNZ


NASA, Mars'ta yaşama dair en güçlü kanıtlardan birini buldu

10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
TT

NASA, Mars'ta yaşama dair en güçlü kanıtlardan birini buldu

10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)
10 yıldan uzun süredir Kızıl Gezegen'de olan Curiosity, Mars'ın geçmişte yaşamı barındıracak koşulları sağlayıp sağlamadığını araştırıyor (NASA)

Bilim insanları NASA'nın Mars'ta bulduğu organik moleküllerin yaşam dışında bir süreçle açıklanamayacağını söylüyor.

Mars keşif aracı Curiosity geçen yıl martta, Gale Krateri'ndeki Cumberland çamurtaşında gezegende bugüne kadar görülen en büyük organik molekülleri saptamıştı.

Uzun zincirli alkanlar diye bilinen bu moleküller Dünya'da yaşam sonucu ortaya çıksa da kimyasal reaksiyonlarla da üretilebiliyorlar.

Ancak Mars'taki 3,7 milyar yıllık bu moleküllerin hangi süreçle meydana geldiğini, tek başına Curiosity'nin verileriyle belirlemek mümkün olmamıştı.

NASA'nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden Dr. Alexander Pavlov ve ekibi moleküllerin, Kızıl Gezegen'e çarpan göktaşları gibi, biyolojik olmayan yollarla ortaya çıkma ihtimalini değerlendirdi.

Araştırmacılar işe, örneklerin eskiden ne kadar uzun zincirli alkana sahip olduğunu tespit ederek başladı. 

Gale Krateri'nde yapılan önceki incelemeler, çamurtaşının yaklaşık 3,6 milyar yıl boyunca gömülü olduğunu ve 80 milyon yıl önce yüzeye çıktığını göstermişti.

Bu alkanlar yüzeyde maruz kaldıkları kozmik radyasyon nedeniyle yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle ekip, laboratuvar radyasyon deneylerini, matematiksel modellemeyi ve Curiosity verilerini birleştirerek çamurtaşının 80 milyon yıl önce ne kadar organik madde barındırdığını hesapladı.

Bulguları hakemli dergi Astrobiology'de yayımlanan çalışmaya göre bu dönemdeki organik madde miktarı, yaşam dışında bilinen bir süreçle açıklanamayacak kadar fazla.

Bilim insanları belirli koşullar altında hidrokarbon üretebilen hidrotermal süreçleri de inceledi. Laboratuvar deneyleri uzun zincirli organik moleküllerin hidrotermal yolla oluşabileceğini gösteriyor ancak Cumberland çamurtaşı analizi, bu tür reaksiyonlarda görülen yüksek sıcaklıklara maruz kalmadığına işaret ediyor.

Öte yandan araştırmacılar Mars'ta bir zamanlar yaşam olduğunun henüz kesin bir şekilde söylenemeyeceğini de vurguluyor.

Kızıl Gezegen'in bir zamanlar canlı organizmalara ev sahipliği yaptığına dair çalışmalar giderek artarken en güçlü kanıt NASA'nın Perseverance aracı tarafından bulunmuştu.

Jezero Krateri'nde keşfedilen "leopar desenli" kayalardaki bu izlere, mikropların yol açmış olabileceği düşünülüyor. Eylül 2025'te keşfi duyuran bilim insanları, bulguları "bugüne kadar Mars'ta bulunan en açık yaşam belirtisi" diye tanımlasa da bunun doğrulanması için örneklerin Dünya'ya getirilip incelenmesi gerekiyor.

Yeni çalışmanın da Perseverance'tan sonraki en güçlü kanıtı sunduğu söylenebilir. Ancak araştırmacılar makalenin sonuç bölümünde şöyle yazıyor:

Astrobiyoloji alanındaki yerleşik normlara göre, Dünya dışında yaşamın kesin olarak tespit edilebilmesi için birden fazla kanıta ihtiyaç var.

Independent Türkçe, IFLScience, Sci.News, NASA, Astrobiology, BBC Türkçe


Psikologlar araştırdı: İlk buluşmadan sonra mesajı ne zaman atmalı?

Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
TT

Psikologlar araştırdı: İlk buluşmadan sonra mesajı ne zaman atmalı?

Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)
Uzmanlar karşı tarafın mesaj atmadan birkaç gün beklemesinin, sadece bir arkadaş tavsiyesine uymasından kaynaklabileceğini belirtiyor (Unsplash)

Araştırmacılar, ilk buluşma sonrası mesajlaşmada "ideal bekleme süresini" masaya yatırdı.  Bulgular, en iyi sonucun dengeyi yakalamaktan geçtiğini gösteriyor.

Modern flörtte pek çok belirsizliğin merkezinde mesajlaşma var. Geç yanıt verme veya "görüldü atma" gibi davranışlar ilgisizliğin habercisi kabul edilirken, gündelik sohbetlerdeki basit mesajlar bile incelikle hazırlanıyor.

Keyifli geçen bir ilk buluşmadan sonra karşı tarafla ne zaman iletişime geçmenin "doğru" olacağı da uzun zamandır tartışılan bir konu. Bazıları üç gün sonra mesaj atmanın bir kural olduğunu bile söylüyor.

Bu konu, üzerine pek kafa yormayı gerektirmeyen bir mesele gibi görünebilir. Ancak yeni tanışan insanlar birbirleri hakkında fazla bilgiye sahip olmadığından küçük ipuçlarına bel bağlamak zorunda kalabiliyor.

Fazla erken veya geç atılan bir mesajın da ilişkinin daha başlamadan bitmesine yol açacağından korkuluyor.

Almanya'daki Lüneburg Leuphana Üniversitesi'nden araştırmacılar, farklı senaryolar deneyerek bu soruya yanıt aradı.

Hakemli dergi Journal of Social and Personal Relationships'te yayımlanan araştırmada 500'den fazla katılımcıdan, bir İtalyan restoranında hoş bir ilk buluşma geçirdiklerini hayal etmeleri istendi.

Ardından katılımcılara, buluştukları kişinin ayrıldıktan hemen sonra, ertesi sabah veya iki gün sonra kendilerine mesaj attığı söylendi.

Daha sonra o kişiyle bir ilişki kurma isteklerini, hissettikleri uyumu ve onu tekrar görmeye ne kadar hevesli olduklarını 1'den 9'a kadar değişen bir ölçekte bildirdiler; 1 "hiç" ve 9 "çok" anlamına geliyordu.

Ertesi sabah atılan mesaj üç ölçütte de en yüksek puanları getirdi. Bunu, hemen mesaj atılması izledi; iki gün beklemekse en kötü sonucu verdi.

Örneğin ertesi sabah mesaj aldığı söylenen katılımcılar, ilişkiyi sürdürme niyetinde 9 üzerinden ortalama 6,15, hemen mesaj alanlar 5,80 ve iki gün bekleyenler 5,50 puanlık bir istek bildirdi.

Hissedilen uyum ve tekrar görüşme isteğinde de benzer sonuçlar görüldü.

Kadınların ortalama olarak mesajın zamanlamasına daha çok önem verdiği belirlendi. Öte yandan erkekler zamanlamadan daha az etkilense de ertesi gün mesaj almak en iyi sonucu ortaya çıkardı.

Psikologlar çok erken mesaj atmanın kişiyi fazla muhtaç gösterebileceği için ters tepebileceğini söylüyor. Ayrıca karşı tarafta baskı uyandırabilir veya "Bana bu kadar kolay ilgi gösteriyorsa, herkese gösterebilir ve aslında ben özel değilim" gibi düşünceler doğurabilir.

Uzmanlar birkaç gün beklemenin de karşı tarafta şüphe uyandırabileceğini ifade ediyor. 

Bu davranış, bizden hoşlanan insanlardan hoşlanmaya daha meyilli olduğumuz ilkesini devre dışı bırakıyor. İlgi zamanında karşılık bulmadığında, çekicilik kaybolabiliyor.

Bilim insanları güvenilirliğe de dikkat çekiyor. İki gün bekleyenler diğer gruplara göre daha az güven uyandırıyor ve uzun bir ilişki kurmak isteyenler için de güven önemli bir yere sahip.

Bir gün beklemek bir yandan merak ve heyecan yaratırken, diğer yandan ilgiyi söndürmediği için en iyi sonucu veriyor gibi görünüyor. 

Bu yüzden 24 saat içinde mesaj atmak, güzel geçen bir buluşmanın uzun soluklu bir ilişkiye dönüşmesinin ilk anahtarı olabilir.

Independent Türkçe, Psychology Today, Times, Journal of Social and Personal Relationships