Mısır, Sudan'ın birliğini korumak için ‘ortak savunma’ anlaşmasını öne sürdü

Mısır, Burhan'ın Kahire ziyaretine denk gelen bir dönemde ‘kırmızı çizgiler’ çizdi

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, dün Kahire'de Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, dün Kahire'de Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Sudan'ın birliğini korumak için ‘ortak savunma’ anlaşmasını öne sürdü

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, dün Kahire'de Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, dün Kahire'de Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır, Sudan’daki krizle ilgili olarak ‘kırmızı çizgiler’ çizdiğini duyurdu ve bu çizgilerin aşılmasının ‘Mısır’ın ulusal güvenliğini tehdit edeceği’ uyarısında bulundu. Kahire yönetimi, iki ülke arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasının kendisine tanıdığı tüm tedbirleri alma ihtimalini de gündeme getirdi. Uzmanlar, bu açıklamaları Sudan’da savaşın başlamasından bu yana Mısır’dan gelen ‘en sert söylem’ olarak değerlendirdi.

Mısır’ın bu tutumu, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin dün Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı kabul etmesiyle eş zamanlı olarak açıklandı. Sisi, görüşmede ‘ülkesinin, Sudan halkının mevcut hassas süreci aşma çabalarına tam destek verdiğini’ ifade etti. Ayrıca ‘Sudan’ın birliği, egemenliği, güvenliği ve istikrarını destekleyen Mısır tutumunun değişmez ilkelerine’ vurgu yaparak, bu çerçevede mümkün olan her türlü çabanın gösterilmeye hazır olunduğunu belirtti. Açıklama, Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed eş-Şenavi tarafından yapıldı.

Mısır, Burhan’ın ziyareti sırasında ayrıca, ‘Sudan’da güvenlik, istikrar ve barışın sağlanmasına yönelik ABD Başkanı Donald Trump’ın vizyonuna tam destek verdiğini’ yineledi. Bu desteğin, ‘ABD yönetiminin dünyada barışı tesis etme, gerilimi artırmaktan kaçınma ve anlaşmazlıkları çözme yönündeki yaklaşımı’ kapsamında olduğu kaydedildi.

Ortak savunma anlaşmasının yürürlüğe girmesi

Kahire yönetimi, söz konusu ilkeleri teyit ederken Sudan krizinde ilk kez ‘kırmızı çizgiler’ belirlediğini açıkladı. Mısır, bu çizgilerin aşılmasına ‘Mısır’ın ulusal güvenliğini doğrudan ilgilendirdiği ve Sudan’ın ulusal güvenliğiyle yakından bağlantılı olduğu’ gerekçesiyle izin verilemeyeceğini vurguladı. Mısır’ın uyarıları arasında ‘Sudan’ın birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması, Sudan halkının imkân ve kaynaklarıyla oynanmaması ve Sudan topraklarının herhangi bir bölümünün ayrılmasına izin verilmemesi’ yer aldı.

Mısır Cumhurbaşkanlığı dün yaptığı açıklamada, ‘Sudan devlet kurumlarının korunmasının ve bu kurumlara zarar verilmesinin engellenmesinin de bir diğer kırmızı çizgi olduğunu’ bildirdi.

Açıklamada ayrıca, ‘uluslararası hukukun tanıdığı tüm tedbir ve önlemleri alma konusunda tam hakka sahip olunduğu’ ifade edilerek, bu kapsamda ‘iki ülke arasındaki ortak savunma anlaşmasının devreye sokulmasının da kırmızı çizgilerin ihlal edilmesini veya aşılmasını önlemeye yönelik seçenekler arasında bulunduğu’ kaydedildi.

a
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, dün Kahire'de Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile bir araya geldi. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ile Sudan arasında Mart 2021’de, ‘eğitim, sınır güvenliğinin sağlanması ve ortak tehditlerle mücadele’ alanlarını kapsayan bir askeri iş birliği anlaşması imzalanmıştı. Bu anlaşmadan önce ise iki ülke, ‘dış tehditlere karşı’ 1976 yılında bir ortak savunma anlaşmasına taraf olmuştu.

Mısır Temsilciler Meclisi Savunma ve Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Tümgeneral Yahya Kedvani, Mısır’ın ulusal güvenliğinin Sudan topraklarının birliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, “Sudan’ı bölmeyi hedefleyen komploların varlığı, aşılmaması gereken kırmızı çizgilerin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır” dedi.

Kedvani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ‘Sudan’ın birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasına yönelik Mısır tutumunun sabit ve güçlü olduğunu, Kahire’nin Sudan devlet kurumlarını korumaya yönelik açıkladığı girişim ve söylemleri hayata geçirme kapasitesine sahip bulunduğunu’ ifade etti. Ortak savunma anlaşmasının gündeme getirilmesinin, ‘iki ülke arasında uluslararası meşruiyet ve daha önce imzalanmış anlaşmalar çerçevesinde ortak bir koordinasyonun bulunduğunu teyit etmeyi amaçladığını’ söyledi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yayımlanan açıklamada ise ‘Kahire’nin Sudan’da süregelen gerilimden derin endişe duyduğu’ belirtildi. Açıklamada, bu durumun ‘Sudanlı sivillere yönelik korkunç katliamlara ve insan haklarının en temel kurallarının açık ihlallerine yol açtığı’ vurgulandı. Mısır’ın, ‘Sudan’ın birliğine ve toprak bütünlüğüne zarar vereceği gerekçesiyle, herhangi bir paralel yapının kurulmasını veya tanınmasını kesin bir dille reddettiği’ kaydedildi.

Diğer yandan eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Salah Halime, ülkenin bölünmesine yönelik tehditlerle mücadelede Mısır-Sudan koordinasyonunun, Mısır, Sudan ve Arap dünyasının ulusal güvenliğini koruma çerçevesinde ele alındığını belirtti. Halime, iki ülkenin Kızıldeniz’e kıyısı olan devletleri bir araya getiren konseyin üyesi olduğuna işaret ederek, bu yapının temel rollerinin ‘savunma ve kalkınma’ olduğunu söyledi.

Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın tutumunun Uluslararası Dörtlü girişimi ile Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ABD ziyareti sırasında gündeme getirdiği inisiyatif kapsamında şekillendiğini ifade etti. Kahire’nin, ‘üç ay sürecek bir ateşkesle başlayacak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Sudan ordusuna entegre edilmesini ve Sudan askeri kurumunun bütünlüğünün korunmasını öngören bir yol haritasının uygulanmasını desteklediğini’ kaydetti.

Mısır Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasına göre Kahire, ‘insani bir ateşkese ulaşılması, bunun kalıcı bir ateşkese dönüşmesi ve Sudanlı sivillerin güvenliği ile korunmasını sağlamak amacıyla güvenli insani sığınaklar ve geçiş koridorları oluşturulması’ hedefiyle Uluslararası Dörtlü çerçevesinde çalışmayı sürdürme konusundaki kararlılığını yineledi. Bu sürecin, Sudan devlet kurumlarıyla tam koordinasyon içinde yürütüleceği belirtildi.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’den oluşan Uluslararası Dörtlü, ağustos ayında sunduğu yol haritasında, ‘üç aylık insani ateşkesin ardından kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını, siyasi sürecin başlatılmasını ve dokuz ay içinde bağımsız bir sivil hükümetin kurulmasını’ öngörmüştü.

sfg
New York'ta düzenlenen Uluslararası Dörtlü toplantısından (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Burhan’ın Mısır ziyareti, geçtiğimiz pazartesi günü Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından geldi. Burhan, söz konusu ziyaretin sonunda, ‘Sudan’ın barışın sağlanması ve savaşın sona erdirilmesi yönündeki çabalarda ABD Başkanı Donald Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Özel Temsilci Massad Boulos ile birlikte çalışmaya istekli olduğunu’ ifade etmişti.

El-Ehram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Afrika Programı Direktörü Emani et-Tavil ise ‘Mısır’ın Sudan dosyasında ilk kez kırmızı çizgiler koyduğunu, son tutumunun savaşın başlamasından bu yana en sert duruşu yansıttığını’ belirtti. Et-Tavil, bu yaklaşımın ‘Sudan’ın birliğinin korunması, savaşın durdurulması, paralel yapıların reddedilmesi ve devlet kurumlarının muhafazası’ konularında Suudi Arabistan ve ABD’nin tutumlarıyla örtüştüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan et-Tavil, ‘Sudan’ın birliği konusunda güçlü tutumlar sergilenmesi noktasında Suudi Arabistan ile Mısır arasında bir uyum bulunduğunu, bunun da ateşkes ilanı ve insani ara verilmesine yönelik bir girişimin şekillendirilmekte olduğunu gösterdiğini’ ifade etti. Ancak et-Tavil, ‘birbirini kabul etmeyen Sudanlı taraflarla yürütülecek siyasi çözümlerin en karmaşık mesele olmaya devam ettiğini’ vurguladı.

Sumud İttifakı bünyesindeki siyasi ve sivil güçler, salı günü Kenya’nın başkenti Nairobi’de, Abdulvahid en-Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Ordusu Hareketi ve Arap Sosyalist Baas Partisi ile Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik ortak bir ilkeler bildirgesine imza attı. Bu adım, savaşa karşı olan Sudanlı tarafların büyük bölümünü bir araya getiren ilk yakınlaşma olarak değerlendirildi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü dün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile Burhan arasındaki görüşmelerde, ‘iki ülke arasındaki ilişkilerin, halkların bütünleşme ve karşılıklı kalkınma beklentilerini yansıtacak şekilde güçlendirilmesinin ele alındığını, ayrıca sahadaki gelişmelerin değerlendirildiğini’ bildirdi.



İsrail, Lübnan’ı coğrafi olarak kontrol altına almaya çalışıyor

Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
TT

İsrail, Lübnan’ı coğrafi olarak kontrol altına almaya çalışıyor

Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Şakra köyünden görüldüğü üzere, bir İsrail tankı Vadi el-Seluki bölgesinde ilerliyor, 21 Ağustos 2026, (EPA)

Güney Lübnan’da İsrail’in yıkım operasyonları giderek artan bir hızla sürüyor. Evleri, mahalleleri, ormanlık alanları ve çeşitli coğrafi noktaları hedef alan operasyonların, askeri Uzman Hasan Cuni’ye göre “coğrafyayı şekillendirme” ve gelecekte tehdit oluşturabilecek ya da görüş alanını kısıtlayabilecek bina ve engelleri ortadan kaldırma amacı taşıdığı değerlendiriliyor. 

Cuni, yıkımın aynı zamanda “Hizbullah’ın toplumsal çevresini cezalandırma” ve yaşam koşullarını ortadan kaldırarak bölge sakinlerinin yıllar boyunca geri dönmesini zorlaştırma amacı taşıdığını da belirtiyor.

İsrail savaş uçakları dün sabah, Ali Tahir Tepeleri ile Nebatiye el-Fevka’daki Deyr Mahallesi’nin yanı sıra Debşe bölgesi, Deyr Seryan çevresi ve Mansuriye arazilerini iki ayrı hava saldırısıyla hedef aldı. Bölgedeki saldırı ve yıkım faaliyetlerinin son günlerde yoğunlaştığı bildiriliyor. 

Güvenlik koşulları, yeni eğitim-öğretim yılının yaklaşmasıyla birlikte Güney Lübnan halkını zor kararlarla karşı karşıya bırakıyor. Çok sayıda aile, savaşın yeniden başlaması veya eğitimin tekrar uzaktan sürdürülmesi ihtimaline karşı çocuklarını okullara kaydettirme konusunda tereddüt yaşıyor.


Sudanlı güçler Addis Ababa'da Orgeneral Burhan'ın ulusal diyalog çağrısını görüşüyor

Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
TT

Sudanlı güçler Addis Ababa'da Orgeneral Burhan'ın ulusal diyalog çağrısını görüşüyor

Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)
Eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamdok, Addis Ababa toplantılarına katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Nairobi Bildirgesi çatısı altındaki savaş karşıtı siyasi ve sivil güçlerin toplantıları, Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Genel Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan'ın ülke içinde bir Sudan-Sudan diyaloğu başlatılması çağrısına yönelik ortak koordinasyonu görüşmek başta olmak üzere çeşitli konuları istişare etmek amacıyla dün Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da başladı.

Ulusal Ümmet Partisi tarafından Facebook sayfası üzerinden yapılan basın açıklamasında toplantının, geçtiğimiz mayıs ayında Nairobi'de imzalanan Sudan İlkeler Bildirgesi yol haritasına dayanarak 3 yılı aşkın süredir devam eden savaşın gelişimini ve kapsamlı barış sürecini ele alacağını belirtildi.

Açıklamaya göre bu müzakereler, koordinasyonu güçlendirmeyi ve Sudan'da gerçek ve entegre bir barış sürecini kolaylaştırmada dış arabuluculuk çabalarını değerlendirip güçlendirmenin yanı sıra, Burhan'ın ülke içindeki diyalog çağrısına karşı ortak bir tutum şekillendirmeyi hedefliyor.

Toplantılara Sumud (Direniş) İttifakı, Arap Sosyalist Baas Partisi, Abdulvahid Muhammed Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi'nin yanı sıra Mubarek el-Fadıl liderliğindeki Ulusal Ümmet Partisi ile bağımsız ulusal şahsiyetler, sivil toplum örgütleri, kadın ve gençlik kuruluşlarının yer aldığı Sudan İlkeler Bildirgesi’ne taraf olan güçleri katılıyor.

cdfg
Sudanlı siyasi ve sivil güçler Addis Ababa’da bir araya geldi (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Burhan, bu ayın ortalarında, tüm siyasi ve sivil güçlerin katılımıyla ülke içinde tamamen Sudanlılara özgü bir diyalog başlatılması amacıyla bir grup Sudanlı tarafından sunulan girişimi resmi olarak onayladığını duyurmuş ve sürece katılacak taraflara geçici dokunulmazlık sağlama taahhüdünde bulunmuştu.

Eski Başbakan Abdullah Hamdok liderliğindeki Devrim Güçleri Sivil Demokratik İttifakı - Sumud, top sesleri altında düzenlenecek herhangi bir diyaloğa katılmayı kesin bir dille reddettiğini açıkladı ve herhangi bir siyasi sürecin savaşın taraflarından (Sudan ordusu ve Hızlı Destek Kuvvetleri/HDK) hiçbirinin hegemonyası altında olmaması gerektiğini vurguladı.

Daha önce, mevcut toplantılara katılan siyasi ve sivil güçler, ‘krizin askeri bir çözümü yoktur ve savaşın derhal durdurulması en yüksek ulusal önceliktir’ maddesini içeren ‘Sudan İlkeler Bildirgesi’ üzerinde uzlaşmaya varmış ve kalıcı çözümlere ulaşma şansını artıracak şekilde, savaş karşıtı güçlerin geniş katılımıyla tamamen Sudanlıların sahipleneceği bir siyasi sürecin tasarlanması çağrısında bulunmuştu.

tyjkyu
Sudan’ı Kurtarma Hareketi lideri Abdulvahid Nur toplantılara katılımı sırasında (Ulusal Ümmet Partisi Basın Bürosu)

Nairobi Bildirgesi güçleri, diyalog sürecinin yönetimi ve katılımcı taraflar konusunda ‘mekanizma’ ile yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle, geçtiğimiz temmuz ayında Addis Ababa'da Afrika Birliği (AfB), Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB), Arap Birliği (AL) ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi’nden (IGAD) oluşan Beşli Mekanizma’nın savaşı durdurma dosyasını görüşmek ve siyasi süreci yeniden canlandırmak amacıyla düzenlediği toplantıları boykot etmişti.

Daha önceki açıklamalarında bu boykotun ‘diyaloğu reddetmek veya arabuluculuk çabalarından çekilmek anlamına gelmediğini; aksine siyasi sürecin gidişatını gözden geçirmeyi ve düzeltmeyi amaçladığını’ belirten gruplar, Beşli Mekanizma’ya ‘Sudanlı taraflar arasındaki güveni pekiştirecek şekilde yöntemini yeniden gözden geçirme’ çağrısında bulunmuştu.

Nairobi Bildirgesi’ne taraf olan güçler, İslami Hareket ve Ulusal Kongre Partisi’nin gelecekteki herhangi bir siyasi sürece katılmasının engellenmesi ve 15 Nisan 2023 tarihinde başlayan savaşın fitilini ateşledikleri için hesap vermeleri gerektiğinin altını çiziyor.


İsrail basınında yer alan ve İsrail'in haritadan çıkarılmasını eleştiren bir haberin ardından Şarku'l Avsat'a konuşan Mısırlı kaynak: Filistin haritası eğitim müfredatında sabittir

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2017 yılındaki BM Genel Kurul toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi (Arşiv - Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2017 yılındaki BM Genel Kurul toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail basınında yer alan ve İsrail'in haritadan çıkarılmasını eleştiren bir haberin ardından Şarku'l Avsat'a konuşan Mısırlı kaynak: Filistin haritası eğitim müfredatında sabittir

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2017 yılındaki BM Genel Kurul toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi (Arşiv - Reuters)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2017 yılındaki BM Genel Kurul toplantısı sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya geldi (Arşiv - Reuters)

Mısırlı yetkili bir kaynak, öğrencilerin eğitim müfredatında yer alan bir haritadan İsrail'in çıkarılmasını eleştiren bir İsrail haberine yanıt verdi. Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, "Eğitim müfredatlarında sabit olan Filistin'dir" ifadelerini kullanan kaynağın bu sözleri, iki ülke arasında imzalanan Barış Antlaşması’na atıfla ‘öğrencilere öğretilenlerin sonradan ortaya çıkan siyasi anlaşmalarla hiçbir ilgisi olmayan tarihi sabitler niteliğinde olduğunu’ vurgulayan askeri uzmanlar tarafından da teyit edildi.

İsrail  televizyonu Kanal 14, Mısır'daki yerel haber sitesi Kahire 24 tarafından yayınlanan ‘Mısır Siyasi Haritası’ adlı haritanın bir görselini gündeme taşıdı. Haritada Mısır'ın doğusunda, üzerinde İsrail isminin yer almadığı, tarihi Filistin devletinin tüm coğrafi sınırlarını kapsayan Filistin'in bulunduğu görülüyor.

Televizyon kanalı, “Bu harita, iki ülke arasındaki barış antlaşması ve karşılıklı tanıma ışığında soru işaretleri uyandırıyor” ifadelerini kullanarak, Dışişleri Bakanlığı'nı kendi ifadesiyle ‘bu hatayı düzeltmek! için harekete geçmeye çağırdı.

Mısırlı yetkili bir kaynak, ‘Filistin haritasının Mısır müfredatında sabit olduğunu, üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadığını ve İbrani gazetelerinde dolaşıma sokulan fotoğrafların birkaç gün önce Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinde erişime açılan lise ikinci sınıf müfredatına ait olduğunu’ vurguladı.

Kaynak, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, Mısırlı öğrencilerin farklı eğitim kademelerinde işledikleri müfredatta Filistin haritasının yer aldığını, bunun değişmez bir esas olduğunu ve yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte Bakalorya sistemi öğrencilerinin ilk kez işleyeceği yeni müfredatın da bu temel üzerine inşa edildiğini belirtti.

Mısır bu yıl ilk kez, lise düzeyindeki öğrenciler için geleneksel Genel Lise sisteminin yanı sıra isteğe bağlı olarak Bakalorya sistemini uygulamaya başladı.

Mısır'ın 1979 yılından bu yana İsrail ile barış ve diplomatik ilişkiler sürdürdüğü göz önüne alındığında" bu haritanın "özel bir önem taşıdığını değerlendiren Kanal 14, bu durumun Dışişleri Bakanlığı'nı endişelendirmesi gerektiğini ve İsrail'in buna yönelik kesin reddini açıklaması gerektiğini belirtti.

İsrail'in adının geçmediği bir haritanın ortaya çıkmasının, bölgedeki siyasi gerçekliğin öğrencilere nasıl sunulduğuna dair soru işaretleri yarattığını öne süren kanal, “Sadece haritanın yayımlanmasına dayanarak hukuki açıdan bunun Camp David Anlaşmaları'nın açık bir ihlali olduğu kesin olarak söylenemez" diye de ekledi.

Mısır ve İsrail, 1979 yılının mart ayında ABD himayesinde bir barış antlaşması imzaladı. Ancak ikili ilişkiler gerek diplomatik gerekse güvenlik bağlamında hâlâ resmi çerçeveyle sınırlı kalmaya devam ediyor. Öte yandan ekonomik ilişkiler, yirmi yıl önce ABD'nin 2004 yılında Mısır'da Nitelikli Sanayi Bölgeleri (QIZ) kurulması anlaşması aracılığıyla iki ülkeyi daha fazla iş birliğine teşvik etmeye çalışmasıyla yükseliş eğilimi gösterdi.

xcsdvfgbhyj
Tarih müfredatında Arap-İsrail çatışmasını ele alan bir ders ünitesinin resmi (Eğitim ve Öğretim Bakanlığı)

Ayn Şems Üniversitesi'nden müfredat uzmanı Dr. Muhsin Ferrac, ‘sosyal medyada dolaşan haritanın, Arap-İsrail çatışmasının doğasına ışık tutan ve İsrail devletinin kurulmasına değinen Mısır tarih kitaplarındaki eğitim müfredatının ayrıntılarına girmeksizin sembolik bir boyuta sahip olduğunu’ vurguladı.

Dr. Ferrac, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, ‘Mısırlıların kolektif bilincinin, Filistinlilerin toprakların asıl sahibi olduğu gerçeğiyle yoğrulduğuna ve geniş kısımları işgale uğrayan tarihi Filistin toprakları hakkında öğrencilerin bilinçlendirilmesi yoluyla asıl odaklanılan noktanın da bu olduğuna’ dikkati çekti.

Eğitim Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yakın zamanda erişime açılan lise ikinci sınıf tarih dersi müfredatı, tarihi Filistin topraklarının ayrıntılı bir anlatımını içerirken, ‘Siyonist hareketin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tarihi nedenler’, ‘1947'deki Filistin topraklarını bölme kararları’ ve ‘1948'de İsrail devletinin kuruluşunun ilanı’ gibi konulara ışık tutuyor.

Yüksek Askeri Araştırmalar ve Strateji Akademisi Danışmanı Tümgeneral Adil el-Umde, Mısır müfredatında öğretilenlerin, daha sonra ortaya çıkan siyasi olaylardan bağımsız tarihi sabitler olduğunu, tarihi Filistin topraklarının devlet nezdinde değişmez bir temel (sabite) teşkil ettiğini ve bunun da eğitim müfredatına yansıdığını vurguladı.

Umde, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, İsrail medyasının, Filistin devletinin kurulmasını reddeden ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini sürekli gündeme getiren tırmandırıcı bir üslubun gölgesinde, son derece doğal ve aşikâr bir konu üzerinden suni bir gündem yaratmaya çalıştığını da sözlerine ekledi.

Mısır Ordusuna bağlı "Ulusal Savunma Koleji"nin Eski Müdürü Tümgeneral Muhammed el-Gubari, "Şarku'l Avsat" gazetesine yaptığı açıklamada, "Özellikle toprak üzerindeki anlaşmazlık hala devam ederken ve İsrail'in yayılmacı hevesleri sürerken, Filistin topraklarında Birleşmiş Milletler kararlarıyla da sabit olan bir İsrail işgalinin bulunması sebebiyle üzerinde Filistin isminin yazılı olduğu bir haritanın yer almasının son derece doğal olduğunu" ifade etti.

Geçtiğimiz Temmuz ayında düzenlenen resmi bir törende Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, bir Filistin devleti kurulmadığı ve İsrail'in ihlalleri devam ettiği sürece İsrail ile "halk nezdinde normalleşme" ihtimalini dışlamış; çözümün "adil ve kapsamlı bir barışa" ulaşmakta yattığını vurgulamıştı.