İsrail-Yunanistan-GKRY Zirvesi: Akdeniz'de bölgesel bir eksen

Tel Aviv ile yakınlaşma yoluyla Türkiye’ye baskı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 22 Aralık 2025'te Kudüs'te düzenlenen üçlü toplantının ardından yapılan ortak basın toplantısında GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile el sıkışıyor. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 22 Aralık 2025'te Kudüs'te düzenlenen üçlü toplantının ardından yapılan ortak basın toplantısında GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile el sıkışıyor. (AFP)
TT

İsrail-Yunanistan-GKRY Zirvesi: Akdeniz'de bölgesel bir eksen

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 22 Aralık 2025'te Kudüs'te düzenlenen üçlü toplantının ardından yapılan ortak basın toplantısında GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile el sıkışıyor. (AFP)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 22 Aralık 2025'te Kudüs'te düzenlenen üçlü toplantının ardından yapılan ortak basın toplantısında GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile el sıkışıyor. (AFP)

Ömer Önhon

Başbakan Binyamin Netanyahu, bu hafta onuncu üçlü zirve için Yunan ve Kıbrıslı mevkidaşları Kiriakos Miçotakis ve Nikos Hristodulidis'i Kudüs'te ağırladı. Zirvenin ardından yayınlanan ortak bildirinin temel noktaları şöyleydi:

• Güvenlik, savunma ve askeri konularda mevcut üçlü iş birliğinin güçlendirilmesi.

• Deniz yollarının ve hayati altyapının yenilenen tehditlerden korunmasında koordinasyonun derinleştirilmesi.

• Enerji sektöründe ortak projelerin geliştirilmesi, elektrik şebekelerinin birbirine bağlanması ve yenilenebilir enerji girişimlerinin geliştirilmesi.

Netanyahu, üçlü zirveyi bugüne kadar yapılan tüm toplantıların en önemlisi olarak nitelendirdi. İlk üçlü zirve, Doğu Akdeniz'de doğal gaz rezervlerinin keşfedildiği 2016 yılında yapılmıştı. O dönemde Türkiye'nin İsrail ve özellikle Mısır ve bazı büyük Körfez ülkeleri başta olmak üzere çeşitli Arap devletiyle ilişkileri oldukça gergindi. Bu ittifak tarafından kurulan üçlü mekanizmanın özü, “Türkiye'ye karşı birleşik bir cephe oluşturmak ve doğal gaz kaynaklarının en uygun şekilde değerlendirilmesi için iş birliği yapmak” üzerine kurulu.

Basın toplantısında bir İsrailli gazetecinin, Türkiye'ye mesajlarının ne olduğu yönündeki sorusuna Netanyahu, Türkiye'nin adını anmadan şu yanıtı verdi: “Kimseyle çatışma arayışında değiliz. Bu, uluslararası kuralları, normları ve istikrarı savunmak için kurulmuş bir ittifaktır ve umarız test edilmek zorunda kalmaz.”

Daha sonra yine Türkiye'nin adını anmadan şunları ekledi: “Topraklarımız üzerinde yeniden imparatorluklar kurabileceklerini hayal edenlere şunu söylüyorum; bu olmayacak. Kendimizi savunmaya kararlıyız ve bunu yapabilecek durumdayız.”

Netanyahu bu sözleriyle, tarihsel haksızlıkları ve korkuları öne sürmeye ve “ortak tehditler” olarak algıladığı şeylerle yüzleşmek için ittifaklar kurmaya dayalı bir politikaya geri dönüyor. İsrail'in Filistinlilere yönelik politikaları nedeniyle Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler zaman zaman gerginleşmiş olsa da 1990'larda eşi benzeri görülmemiş bir zirveye ulaşmıştı. İsrail uçakları geniş Anadolu ovaları üzerinde eğitim tatbikatları yapmış ve yüz binlerce İsrailli turist Türkiye'nin güvenli ve misafirperver ortamında tatil yapmıştı.

Ancak, Recep Tayyip Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) 2002'de iktidara gelmesinden ve Netanyahu'nun başbakanlığından bu yana ilişkiler giderek kötüleşti.

Türk-İsrail ilişkileri, 2010 yılında İsrail güvenlik güçlerinin Gazze'ye yardım ulaştırmak için Akdeniz'deki uluslararası sularda seyreden uluslararası bir filonun parçası olan Mavi Marmara gemisine saldırmasıyla ağır bir darbe aldı. Daha sonra, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısının ardından dibi gördü.

Bugün ise iki ülke arasında bir soğuk savaş yaşanıyor ve Suriye ile Akdeniz'de doğrudan çatışma riski bulunuyor. İsrail, Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolünü, özellikle Suriye'deki etkisini ve varlığını bir tehdit olarak görüyor; zira bu durum, bölgedeki operasyonel üstünlüğünü, özellikle Suriye ve Lübnan'da olumsuz etkileyebilir.

Yunanistan ve Türkiye NATO üyesi, ancak Ege Denizi'nde uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar nedeniyle ilişkileri gergin. Bu anlaşmazlıklar arasında münhasır ekonomik bölge, kıta sahanlığı, karasuları ve bazı ihtilaflı adaların yasal statüsü ve ilgili denizcilik hakları konuları yer alıyor. Atina ve Ankara siyasi ve teknik mekanizmalar ağını korusa ve son iki yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık 2023'te Atina'ya, Başbakan Kiriakos Miçotakis'in Mayıs 2024'te Ankara'ya yaptığı ziyaretler de dahil olmak üzere üst düzey temaslar yeniden canlanmış olsa da temel anlaşmazlıklarda çözümsüzlük sürüyor.

Kıbrıs adası, Doğu Akdeniz güvenlik mimarisinde merkezi fay hattı olmaya devam ediyor. 1974'ten beri ada, güneyde Kıbrıslı Rumlar (uluslararası alanda tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti) ve kuzeyde sadece Türkiye tarafından tanınan Kıbrıslı Türkler arasında fiilen bölünmüş durumda. Nikosia (Lefkoşa), Kıbrıs meselesindeki pozisyonunu ilerletmek ve Türk nüfuzunu sınırlamak için uluslararası forumlardan ve ortaklıklardan sürekli olarak yararlandı. Bu bağlamda, güvenlik konuları, devam eden enerji ajandası ile birlikte İsrail, Yunanistan ve GKRY arasındaki üçlü iş birliği çerçevesinin ön saflarına yerleşti.

frgty
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Kudüs'te yapılan üçlü toplantının ardından ortak basın toplantısında, 22 Aralık 2025 (AFP)

Yunanistan ve GKRY için İsrail ile iş birliğini derinleştirmenin en güçlü motivasyonu, gelişmiş teknolojik ve savunma yetenekleridir. Buna yapay zekâya olan artan ilgi, teknoloji transferi ve yüksek teknoloji sektörlerindeki yatırım bağları da dahildir. Savunma boyutu artık ikincil önemde değil; zira Yunanistan, füze topçu sistemleri de dahil olmak üzere İsrail ile büyük anlaşmalar yaptı ve Türkiye ile devam eden gerilimler arasında daha geniş hava ve füze savunma projeleri hakkında görüşmelerde bulunuyor. GKRY’nin, İsrail'in Barak-MX hava savunma sistemini teslim almaya başladığı da bildiriliyor. Türkiye bu anlaşmaya sert bir şekilde itiraz etti.

Zirveden önce üç ortağın, ortak bir “hızlı müdahale gücü” kurma niyetine dair haberler dolaşmıştı, ancak böyle bir girişim açıklanmadı. Anlatıldığına göre kavram tartışıldı, ancak nihayetinde kısmen NATO taahhütleriyle ilgili komplikasyonlardan kaçınmak, Türkiye ile gereksiz bir yüksek tansiyonu önlemek ve istenmeyen bölgesel sinyaller vermekten kaçınmak için ertelendi.

Bununla birlikte, zirveden bir gün sonra üç ülkenin askeri yetkilileri Nicosia'da ortak bir eylem planı ve Yunanistan ile İsrail arasında ikili bir askeri iş birliği programı imzaladı. Açıklanan unsurlar arasında, ortak özel operasyon birimi eğitimi ve insansız sistemler, özellikle dronlar ve elektronik savaş dahil olmak üzere yenilenen tehditler konusunda uzmanlık paylaşımı ile genişletilmiş bir ortak kara, deniz ve hava tatbikatı programı yer alıyor.

df
Türk gemisi “Mavi Marmara”, Hayfa Limanı’ndan Türkiye'ye dönüş yolculuğunda bir Türk römorkörü tarafından çekiliyor, 5 Ağustos 2010 (AFP)

Liderler ayrıca deniz güvenliğinin önemini vurguladılar ve GKRY’de Denizcilik Siber Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi'nin kurulmasını onaylayarak, bunu deniz yollarının ve hayati altyapının korunmasıyla doğrudan ilişkilendirdiler. Bu endişeler, uzun zamandır üçlü iş birliğinin temelini oluşturan enerji ve enerji güvenliği dayanaklarıyla kesişiyor.

Önce İsrail açıklarında, daha sonra Kıbrıs açıklarında keşfedilen açık deniz gazı, son çeyrek yüzyılda Doğu Akdeniz'in enerji haritası üzerindeki rekabeti ve pazarlığı yoğunlaştırdı. Buna karşılık Türkiye coğrafi konumu, yakınlığı ve mevcut altyapısı sayesinde kendisini önemli bir bölgesel merkez olarak konumlandırıyor ve bu da onu Rusya, Azerbaycan ve Orta Asya'dan Avrupa pazarlarına gaz ve petrol için tercih edilen bir transit güzergah haline getiriyor.

İsrail, GKRY ve Yunanistan, İsrail'den başlayıp Kıbrıs ve Girit'ten geçerek Yunanistan'a bağlanacak ve Türkiye'yi bypass edecek boru hattı aracılığıyla Avrupa'ya doğalgaz taşımak için alternatif bir rota arayışına girdiler. Ankara ayrıca GKRY, Yunanistan, İsrail, Mısır ve diğer birkaç ülkenin katılımıyla 2020 yılında kurulan Doğu Akdeniz Doğalgaz Forumu'ndan da dışlandı. Ancak, bin 900 kilometrelik kara ve deniz güzergahına sahip East-Med boru hattı olarak bilinen proje, maliyeti yüksek ve uygulanamaz olduğu gerekçesiyle reddedildi. Amerika Birleşik Devletleri'nin desteğini çekmesiyle 2022 yılında donduruldu. Ancak bugün, Ukrayna'daki savaşın yarattığı ortamda, üç ülke projeyi yeniden canlandırmaya çalışıyor.

csdf
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York'taki BM Genel Merkezi'nde düzenlenen BM Genel Kurulu'nun 78. oturumu sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede, 19 Eylül 2023 (AFP)

Kudüs'te bir araya gelen liderler, Hindistan, Ortadoğu ve Avrupa'yı birbirine bağlaması planlanan Hindistan-Ortadoğu Ekonomik Koridoru (IMEC) projesini ilerletme konusundaki kararlılıklarını da vurguladılar. Koridor Hindistan'dan başlıyor, Ortadoğu'daki çeşitli Arap ülkelerinden ve İsrail'den geçerek GKRY’ne ulaşıyor ve ardından Yunanistan üzerinden Avrupa'ya bağlanıyor. Hindistan, 2025’teki askeri çatışma sırasında Türkiye'yi Pakistan'ın yanında yer almak ve ona insansız hava araçları sağlamakla suçlamış ve bu durum iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir bozulmaya yol açmıştı.

Üçlü (İsrail, Yunanistan ve GKRY), ortak bildiride, ABD'nin de katılımıyla “3+1” formatındaki görüşmelerinin önemini vurguladı. Başkan Donald Trump ve Recep Tayyip Erdoğan arasında, özellikle Trump yönetiminin Türkiye'ye Suriye ve Gazze'de özel bir rol vermesinden sonra sıcak bir ilişki olsa da İsrail Suriye'deki herhangi bir Türk varlığını reddediyor ve Ankara'nın Gazze için önerilen mekanizmalara katılımına şiddetle karşı çıkıyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Netanyahu, aralık ayı sonunda Washington'da Trump ile yapacağı görüşmede büyük olasılıkla bu itirazları dile getirecek. Ayrıca ABD Başkanı’na, Gazze'deki 20 maddelik barış planının uygulanmasında Türkiye'ye alternatif olarak GKRY ve Yunanistan’ı önermesi de bekleniyor.

Buna karşılık, isminin açıklanmasını istemeyen bir Türk yetkili, GKRY ve Yunanistan'ın İsrail ile yakınlaşma yoluyla Türkiye'ye baskı yapma girişimlerinin, ikili ilişkileri iyileştirme ve Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarına zarar vereceğini vurguladı. İsrail ve bölgedeki bazı Arap devletlerinin Türkiye'nin katılımı konusundaki çekincelerini veya endişelerini dile getirebileceklerini ama Ankara'nın aksine GKRY ve Yunanistan'ın barış çabalarına katkıda bulunmak için gerekli güç ve bağlantılara sahip olmadığının açık olduğunu ve aslında, İsrail ile ittifaklarının onlara kazançtan ziyade bir yük gibi göründüğünü belirtti.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Yunanistan: Havada penceresi çıkan uçakta yolcu ölümden döndü

Ryanair'e ait bir uçak (Arşiv- Reuters)
Ryanair'e ait bir uçak (Arşiv- Reuters)
TT

Yunanistan: Havada penceresi çıkan uçakta yolcu ölümden döndü

Ryanair'e ait bir uçak (Arşiv- Reuters)
Ryanair'e ait bir uçak (Arşiv- Reuters)

Yunanistan'dan Almanya'ya gitmek üzere dün havalanan Ryanair'e ait bir yolcu uçağında yaşanan korku dolu anlarda, havalandıktan kısa süre sonra uçağın pencerelerinden birinin yerinden çıkması sonucu bir yolcu kısmen uçak dışına çekildi. Diğer yolcuların hızlı müdahalesi sayesinde 61 yaşındaki yolcu yeniden kabine alınarak olası bir facianın önüne geçildi.

Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir Yunan hastane yetkilisi, 61 yaşındaki yolcunun boyun ve omzundan yaralandığını, ayrıca sürtünmeye bağlı yanıklar nedeniyle tedavi altına alındığını söyledi.

Uçak, Yunanistan'ın Selanik kentinden Almanya'nın Münih kenti yakınlarındaki Memmingen'e gitmek üzere sefer yapıyordu.

Ryanair'den yapılan açıklamada, "Uçak, uçuş sırasında pencerelerden birinin yerinden çıkması nedeniyle kalkıştan kısa süre sonra Selanik'e geri döndü" denildi. Açıklamada, uçağın normal şekilde iniş yaptığı, yolcuların terminale alındığı, bir yolcunun Selanik'te tıbbi müdahale gördüğü ve yolcuların Almanya'daki varış noktalarına ulaştırılması için yeni bir uçağın tahsis edildiği belirtildi.

Yunan basınına konuşan yolcular, önce şiddetli bir patlama sesi duyduklarını, ardından oksijen maskelerinin açıldığını ve uçağın irtifa kaybetmeye başladığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına Selanik Radyosu'na konuşan Kristina adlı bir yolcu ise kabinde büyük panik yaşandığını, yolcuların çığlık attığını ve bir yolcunun pencerenin dışına doğru kısmen çekildiğini söyledi. Kristina, "Başının, boynunun ve omuzlarının bir kısmı uçağın dışındaydı" ifadelerini kullanarak, pencere kenarında oturan diğer yolcuların söz konusu kişiyi güçlükle yeniden kabine çekmeyi başardığını belirtti.


İran savaşı, Afrikalı petrol zenginine yaradı

Aliko Dangote'nin Ocak 2024'te faaliyete geçen rafinerisi, Afrika kıtasındaki en büyük petrol işleme tesisi (Reuters)
Aliko Dangote'nin Ocak 2024'te faaliyete geçen rafinerisi, Afrika kıtasındaki en büyük petrol işleme tesisi (Reuters)
TT

İran savaşı, Afrikalı petrol zenginine yaradı

Aliko Dangote'nin Ocak 2024'te faaliyete geçen rafinerisi, Afrika kıtasındaki en büyük petrol işleme tesisi (Reuters)
Aliko Dangote'nin Ocak 2024'te faaliyete geçen rafinerisi, Afrika kıtasındaki en büyük petrol işleme tesisi (Reuters)

Afrika'nın en zengin kişisi olan petrol rafinerisi sahibi Aliko Dangote, İran savaşıyla servetine servet kattı.

İran savaşının yarattığı enerji şoku, Ortadoğu'daki kesintilerden etkilenmeyen üreticilere önemli fırsatlar sundu.

Wall Street Journal'ın aktardığına göre Nijeryalı iş insanı Dangote'nin dev petrol rafinerisi, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarıyla patlak veren savaşın ardından tam kapasite çalışmaya başladı.

Nijerya'nın ham petrol ve rafine petrol ürünlerine yönelik talebin artması ülke ekonomisini desteklerken, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişi de sınırladı.

2024'te üretime başlayan Dangote Petrol Rafinerisi, savaşın etkisiyle hızla büyüdü. Şirket, Sahraaltı Afrika'dan gelen talebin büyük ölçüde arttığını ve Avrupa'ya jet yakıtı ihracatının yükseldiğini belirtti. S&P Global verilerine göre tesis, nisandan bu yana dünyanın en büyük jet yakıtı ihracatçısı konumunda.

Dangote Industries Başkan Yardımcısı Devakumar V.G. Edwin, firmayı bu yıl Nijerya borsasında halka arz etmeyi planladıklarını ve en az 50 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor. Daha sonra New York borsasında ikinci bir halka arz yapılması da planlar arasında.

Şirket ayrıca Lagos açıklarındaki mevcut rafineriyi genişletmek ve Kenya'da yeni bir tesis inşa etmek için yaklaşık 28 milyar dolarlık ek yatırım yapmayı değerlendiriyor.

Artan talebi karşılamak isteyen yetkililer, rafinerinin günlük işleme kapasitesini 2028'e kadar iki katına çıkararak 1,4 milyon varile yükseltmeyi planlıyor.

Diğer yandan Nijerya devletine ait Nijerya Ulusal Petrol Şirketi (NNPC), rafinerinin ihtiyaç duyduğu miktarda ham petrol sağlamakta zorlanıyor. Analize göre bunun başlıca nedeni hükümetin, petrol teminatlı kredileri ödemek ve uzun vadeli ihracat sözleşmelerini yerine getirmek için ham petrol satışına devam etmek zorunda olması.

Bloomberg Milyarderler Endeksi'ne göre, artan talep sayesinde Dangote'nin serveti yıl başından bu yana yaklaşık 4,86 milyar dolar yükselişle 34,8 milyar dolara ulaştı. Böylece 69 yaşındaki iş insanı dünyanın en zengin 65'inci kişisi oldu.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Forbes Africa


Venezuela depremleri: Bürokratik engeller can kaybına yol açtı

Büyük yıkım yaşanan La Guaira kentindeki arama kurtarma çalışmaları sürüyor (Reuters)
Büyük yıkım yaşanan La Guaira kentindeki arama kurtarma çalışmaları sürüyor (Reuters)
TT

Venezuela depremleri: Bürokratik engeller can kaybına yol açtı

Büyük yıkım yaşanan La Guaira kentindeki arama kurtarma çalışmaları sürüyor (Reuters)
Büyük yıkım yaşanan La Guaira kentindeki arama kurtarma çalışmaları sürüyor (Reuters)

Venezuela'yı sarsan depremlerin ardından ülkeye gitmeye çalışan yabancı arama kurtarma ekipleri, Karakas yönetiminin bürokratik engellerine takılmış.

Wall Street Journal (WSJ), bürokratik gecikmeler nedeniyle arama kurtarma ekiplerinin afetin ilk günlerindeki kritik müdahale aralığını kaçırdığını, bunun çok sayıda can kaybına yol açtığını yazıyor.

Afetlerde arama kurtarma çalışmaları sağlayan ABD'li Strategic Response Partners'a bağlı 7 kişilik bir ekip, Miami'den özel ekipmanlarla yola çıkmasına rağmen Venezuela makamlarının izin süreçlerindeki aksamalar yüzünden günlerce beklemek zorunda kalmış.

Ekip, iniş izinlerinin son anda iptal edilmesi nedeniyle Dominik Cumhuriyeti'ne yönlendirilmiş. Bu sebeple arama kurtarma çalışanları, 24 Haziran'da meydana gelen depremlerle sarsılan ülkeye ancak 30 Haziran'da varabilmiş.

Ekip direktörü Michael Saavedra, "Bizi daha erken ülkeye alsalardı gerçekten çok daha fazla kişinin hayatını kurtarabilirdik" diyor.

Strategic Response Partners'ın CEO'su Steve Slepcevic ise 35 yılı aşkın süredir Haiti, Şili ve Meksika gibi çeşitli ülkelerdeki afet bölgelerinde çalıştığını belirterek, "Kariyerimdeki en kötü deneyimi Venezuela'da yaşadım" diyor.

Slepcevic, binalarının çoğunun sağlam inşa edilmediği için çöktüğüne dikkat çekiyor. Bazı yapılarda beton plakalar arasında dolgu malzemesi olarak plastik köpük kullanıldığını ve yeterli çelik bulunmadığını söylüyor. Bunun enkazda çalışan ekipler için de büyük risk oluşturduğunu ifade ediyor.

Bazı ekipler de Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez'le fotoğraf çektirmeye zorlandığını öne sürüyor.

Şubat 2023'teki Kahramanmaraş depremlerinde de görev yapan Meksikalı Topos Azteca Uluslararası Kurtarma Tugayı'ndan Hector Mendez, Venezuela devlet medyasından bir kişinin Rodriguez hakkında olumlu açıklamalar yapmasını istemesine tepki göstererek "Ben siyasetçi değilim, kurtarma görevlisiyim" dediğini anlatıyor.

Haberde, Karakas yönetiminden kaynaklı koordinasyon eksiklikleri nedeniyle ABD'nin yanı sıra Birleşik Krallık, Fransa ve Hollanda'dan ekiplerin de arama kurtarma çalışmalarında zorluk yaşadığı savunuluyor.

ABD'nin ocak ayında düzenlediği baskınla Nicolas Maduro'yu kaçırmasının ardından ülkenin başına geçen Rodriguez, 2 Temmuz'daki açıklamasında, afet yardımlarının yetersizliği nedeniyle gelen eleştirileri "propaganda" diye niteleyerek tepki göstermişti.

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran'da Venezuela'da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki deprem olduğunu belirtmişti.

Karakas yönetiminin son verilerine göre ölü sayısı 3 bin 900'e yaklaşırken, 16 bin 700'den fazla kişi de yaralandı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Deutsche Welle