Libya Genelkurmay Başkanı’nın ölümünün sonuçları ve bunun askeri kurum üzerindeki etkisi

El-Haddad’ın ani kaybının yarattığı boşluk, yerel ve bölgesel bağlılıklar üzerinden süregelen rekabeti yeniden canlandırabilir

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, el-Hums askeri kışlasında yeni subayların mezuniyet töreninde (Reuters)
Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, el-Hums askeri kışlasında yeni subayların mezuniyet töreninde (Reuters)
TT

Libya Genelkurmay Başkanı’nın ölümünün sonuçları ve bunun askeri kurum üzerindeki etkisi

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, el-Hums askeri kışlasında yeni subayların mezuniyet töreninde (Reuters)
Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, el-Hums askeri kışlasında yeni subayların mezuniyet töreninde (Reuters)

Siyasi analist Ferec Firkaş, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad’ın ve 5+5 Ortak Askeri Komitesi üyesi Fituri Gribel’in ani ölümüyle birlikte yaşanan kaybın, Batı Libya’daki askeri kurum için büyük bir darbe niteliğinde olduğunu belirtti. Firkaş, el-Haddad’ın ‘sıradan bir komutan değil, askeri kurumun birleştirilmesi çabalarında merkezi bir rol oynamış, Trablus ve çevresindeki yerel çatışmaları yatıştırmış ve Türkiye, İtalya ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) gibi uluslararası ortaklarla dengeli askeri ilişkiler kurmuş bir lider’ olduğunu vurguladı.

 Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve beraberindekileri taşıyan uçağın düştüğü bölgeye giden Libya heyeti (AFP)Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve beraberindekileri taşıyan uçağın düştüğü bölgeye giden Libya heyeti (AFP)

El-Haddad ve Gribel, özel bir uçağın düşmesi sonucu, Askeri Üretim Dairesi Başkanı ve Genelkurmay Başkanı danışmanıyla birlikte hayatını kaybetti. Uçak, salı akşamı Ankara’ya yapılan resmi bir ziyaretten dönüşte düşmüştü.

El-Haddad ‘dengeleyici bir faktör’

Alman haber ajansı DPA’ya konuşan Firkaş, el-Haddad’ın değerini, ‘ülkenin doğusu ile batısı arasında bir denge unsuru, bir köprü ve silahlı birlikleri entegre ederek askeri bölünmeyi sona erdirmeyi hedefleyen kurumsal bir vizyona sahip lider’ olarak tanımladığı için yüksek gördüğünü belirtti. Firkaş’a göre el-Haddad’ın ani kaybı, Batı Libya’daki koordinasyonu zorlayabilir ve yerel-bölgesel bağlılıklar üzerinden süregelen rekabeti yeniden canlandırabilir. Özellikle geniş kabul gören ve bütünleştirici bir vizyona sahip kalıcı bir halef seçilmemesi durumunda, ordunun birleşme süreci yavaşlayabilir ve askeri dengeler, göreceli iyileşme ve kurumsal reform başlangıçlarının gözlendiği bir dönemde daha kırılgan hale gelebilir. Firkaş, el-Haddad’ın deneyimli liderliğinin kısa sürede telafisinin zor olduğunu vurguladı.

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, başkent Trablus'ta düzenlenen mezuniyet töreninde yeni mezun olan subaylara hitap ediyor. (AFP)Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, başkent Trablus'ta düzenlenen mezuniyet töreninde yeni mezun olan subaylara hitap ediyor. (AFP)

Acil bir adım olarak, Libya Başkanlık Konseyi, Genelkurmay Başkanlığı görevine Selahaddin en-Nemruş’u atadı. Bu bağlamda Firkaş, Nemruş’un görevlendirilmesini ‘geçici bir önlem’ olarak nitelendirse de, Batı Libya’daki askeri aktörler ve Trablus hükümetine bağlı Savunma Bakanlığı ile istişare sonrası bu kararın kalıcı hâle gelebileceğini belirtti.

49 yaşındaki Nemruş, Batı Askeri Bölgesi Komutanlığı görevini yürütüyor. Nemruş, Fayiz es-Serrac hükümetinin son döneminde Savunma Bakanlığı görevinde bulunmuştu.

Firkaş, Nemruş’un askeri tecrübeye sahip olduğunu ve özellikle askerî açıdan etkili olan Zaviye’de destekçileri bulunduğunu vurguladı. Şehir şu anda Dibeybe hükümetinin devamı ya da sona erdirilmesi konusunda bölünmüş durumda. Firkaş, Nemruş’un varlığının, yetkilendirilirse Dibeybe’yi güçlendirebileceğini ancak bunun Başkanlık Konseyi ve Savunma Bakanlığı’nın Libya’nın tamamını temsil edecek bir ordunun birleştirilmesi stratejisine bağlı olduğunu, bunun da Doğu Libya’da Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı yapısıyla müzakereleri gerektirdiğini ifade etti. Firkaş, Nemruş’un bu konuya yaklaşımının kritik olduğuna dikkat çekti.

Siyasi bölünmeyle birlikte Libya’daki askeri kurum da parçalanmış durumda. Bu nedenle ülkede doğu ve güney bölgeleri için ayrı birer Genelkurmay Başkanı bulunuyor. Uçak kazası ve el-Haddad ile beraberindekilerin geri dönmediği son Ankara ziyareti bağlamında, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Üyesi Adil Abdulkafi, ziyaretin amacını şöyle açıkladı: “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ortak mutabakat muhtırasının uzatılmasını onaylamasının ardından, askeri kanadı temsil eden kişinin Türkiye’ye giderek askeri boyuta ilişkin maddeleri imzalaması ve eğitim ile teknik askeri tedarik konularını sonuçlandırması gerekiyordu.”

2019’dan bu yana Türkiye’nin Batı Libya ile ilişkisi güçlenmiş, bu süreç Hafter’in Trablus’a girmeye çalıştığı savaşla çakışmıştı. Türkiye, bu girişimi engelleyerek savaşın sona ermesine yardımcı olmuş ve Libya tarafıyla imzalanan ortak mutabakat zaptı sayesinde askeri iş birliğinin yanı sıra zengin deniz sınırları ile gaz haklarını da belirlemişti.

Abdulkafi, DPA’ya yaptığı açıklamada, Türkiye’nin rolünün ‘bölgede dengeyi sağladığını ve Rus etkisine karşı ABD’nin onayıyla gerçekleştiğini’ belirtti. Uçak kazasına ilişkin olası şüpheler ve bunun Libya-Türkiye ilişkilerinin geleceği ile bağlantısı hakkındaki tartışmalar üzerine Abdulkafi, “Hiç kimse iki ülke arasındaki ilişkiye ve ortak mutabakat zaptına müdahale edemez” dedi.

 Türk güvenlik güçleri, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve heyetini taşıyan uçağın düştüğü bölgeyi kordon altına aldı. (AFP)Türk güvenlik güçleri, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve heyetini taşıyan uçağın düştüğü bölgeyi kordon altına aldı. (AFP)

Abdulkafi sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, Akdeniz ve Afrika’da nüfuz alanını genişleterek kendi çıkarlarını sağladı. Ayrıca son dönemde Doğu Libya kanadıyla iletişim kurmayı da başardı. Ancak Batı Libya’da, bölgesel müdahaleler hâlâ etkili olduğu için hiç kimse mutabakat zaptını sonlandıramaz; bu durum Rus müdahalesi ve Yunanistan’ın Libya’nın Akdeniz’deki payına yönelik tehditleriyle birlikte ekonomik zorluklarla da destekleniyor.”

Komplo teorisi

Firkaş, düşen uçakla ilgili ‘komplo teorisini’ dikkate almadığını belirtti. Uçağın kara kutusu incelenene kadar kazanın perde arkasının ortaya çıkmayacağını ve bunun zaman alabileceğini, özellikle de Türkiye’nin bu incelemeyi tarafsız bir ülkeye devretme kararı nedeniyle sürecin uzayabileceğini vurguladı. Firkaş, “Herhangi bir komplo varsa, bu komplo Türkiye-Libya ilişkilerini bozmak isteyenlere, özellikle Türk kuvvetlerinin Libya'daki varlığının iki yıl daha uzatılmasına veya her iki ülkenin çıkarlarını güvence altına alan denizcilik anlaşmasına karşı olanlara yönelik olacaktır” dedi.

Komplo olasılığının düşük olduğunu ifade eden Firkaş sözlerine şöyle devam etti: “Komplo teorisi doğruysa, ki şu anda bu pek olası görünmüyor, Türkiye'ye düşman olan komşu ülkeler bu olaydan çıkar sağlamış olabilir. Ancak ben bu olayın, 38 yıllık bir uçaktaki elektrik arızasının trajik bir sonla sonuçlanmasından başka bir şey olmadığına inanıyorum. Ancak tabi ki soruşturmanın sonuçlarını bekleyeceğiz.”

 Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad'ın uçak kazasında hayatını kaybetmeden bir gün önce, Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında çekilmiş fotoğrafı (EPA)Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad'ın uçak kazasında hayatını kaybetmeden bir gün önce, Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında çekilmiş fotoğrafı (EPA)

Mevcut durumda, ordunun genel birliğinin sağlanması meselesi bir kenara bırakıldığında, atanan Genelkurmay Başkanı, selefi gibi, Batı Libya’daki silahlı grupların durumunu düzeltme ve çoğunu krizleri derinleştiren, kayıpları artıran milis yapısından uzaklaştırma gibi ciddi reform zorluklarıyla karşı karşıya bulunuyor. Ayrıca, kalıcı bir Genelkurmay Başkanı seçimi sırasında karşılaşılacak kabilevi ve bölgesel zorluklar da söz konusu. Abdulkafi, bu süreçte tarafsız bir kişinin atanmasının önemine dikkat çekerek, bu kişinin silahlı grupların etkisinden ve bölgesel-kabilevi baskılardan uzak olması gerektiğini vurguladı. Abdulkafi, “Belirli kişilerin tartışıldığı durumlarda esas faktör, kişinin ağırlığı ve askeri-siyasi sahadaki etkisidir” dedi.

Bir diğer karmaşık sahne, Libya ordusunu birleştirmekle görevli 5+5 Ortak Askeri Komitesi’yle ilgili. Komitenin bir üyesi uçak kazasında hayatını kaybetmişti. Abdulkafi, komitenin kuruluşundan bu yana somut bir fark yaratmadığını ve sadece toplantılarla sınırlı kaldığını belirtti. Ayrıca, komitenin yabancı paralı askerleri ve savaşçıları geri çekmediğini, Trablus’taki mayın haritalarını teslim almadığını; doğu ve batı arasındaki hava sahasının açılması ve esir değişimi gibi ilerlemelerin ise yerel ileri gelenler ve siyasi figürlerin çabalarıyla gerçekleştiğini ifade etti.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.