Libya Genelkurmay Başkanı’nın ölümünün sonuçları ve bunun askeri kurum üzerindeki etkisi

El-Haddad’ın ani kaybının yarattığı boşluk, yerel ve bölgesel bağlılıklar üzerinden süregelen rekabeti yeniden canlandırabilir

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, el-Hums askeri kışlasında yeni subayların mezuniyet töreninde (Reuters)
Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, el-Hums askeri kışlasında yeni subayların mezuniyet töreninde (Reuters)
TT

Libya Genelkurmay Başkanı’nın ölümünün sonuçları ve bunun askeri kurum üzerindeki etkisi

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, el-Hums askeri kışlasında yeni subayların mezuniyet töreninde (Reuters)
Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, el-Hums askeri kışlasında yeni subayların mezuniyet töreninde (Reuters)

Siyasi analist Ferec Firkaş, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad’ın ve 5+5 Ortak Askeri Komitesi üyesi Fituri Gribel’in ani ölümüyle birlikte yaşanan kaybın, Batı Libya’daki askeri kurum için büyük bir darbe niteliğinde olduğunu belirtti. Firkaş, el-Haddad’ın ‘sıradan bir komutan değil, askeri kurumun birleştirilmesi çabalarında merkezi bir rol oynamış, Trablus ve çevresindeki yerel çatışmaları yatıştırmış ve Türkiye, İtalya ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) gibi uluslararası ortaklarla dengeli askeri ilişkiler kurmuş bir lider’ olduğunu vurguladı.

 Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve beraberindekileri taşıyan uçağın düştüğü bölgeye giden Libya heyeti (AFP)Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve beraberindekileri taşıyan uçağın düştüğü bölgeye giden Libya heyeti (AFP)

El-Haddad ve Gribel, özel bir uçağın düşmesi sonucu, Askeri Üretim Dairesi Başkanı ve Genelkurmay Başkanı danışmanıyla birlikte hayatını kaybetti. Uçak, salı akşamı Ankara’ya yapılan resmi bir ziyaretten dönüşte düşmüştü.

El-Haddad ‘dengeleyici bir faktör’

Alman haber ajansı DPA’ya konuşan Firkaş, el-Haddad’ın değerini, ‘ülkenin doğusu ile batısı arasında bir denge unsuru, bir köprü ve silahlı birlikleri entegre ederek askeri bölünmeyi sona erdirmeyi hedefleyen kurumsal bir vizyona sahip lider’ olarak tanımladığı için yüksek gördüğünü belirtti. Firkaş’a göre el-Haddad’ın ani kaybı, Batı Libya’daki koordinasyonu zorlayabilir ve yerel-bölgesel bağlılıklar üzerinden süregelen rekabeti yeniden canlandırabilir. Özellikle geniş kabul gören ve bütünleştirici bir vizyona sahip kalıcı bir halef seçilmemesi durumunda, ordunun birleşme süreci yavaşlayabilir ve askeri dengeler, göreceli iyileşme ve kurumsal reform başlangıçlarının gözlendiği bir dönemde daha kırılgan hale gelebilir. Firkaş, el-Haddad’ın deneyimli liderliğinin kısa sürede telafisinin zor olduğunu vurguladı.

Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, başkent Trablus'ta düzenlenen mezuniyet töreninde yeni mezun olan subaylara hitap ediyor. (AFP)Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad, başkent Trablus'ta düzenlenen mezuniyet töreninde yeni mezun olan subaylara hitap ediyor. (AFP)

Acil bir adım olarak, Libya Başkanlık Konseyi, Genelkurmay Başkanlığı görevine Selahaddin en-Nemruş’u atadı. Bu bağlamda Firkaş, Nemruş’un görevlendirilmesini ‘geçici bir önlem’ olarak nitelendirse de, Batı Libya’daki askeri aktörler ve Trablus hükümetine bağlı Savunma Bakanlığı ile istişare sonrası bu kararın kalıcı hâle gelebileceğini belirtti.

49 yaşındaki Nemruş, Batı Askeri Bölgesi Komutanlığı görevini yürütüyor. Nemruş, Fayiz es-Serrac hükümetinin son döneminde Savunma Bakanlığı görevinde bulunmuştu.

Firkaş, Nemruş’un askeri tecrübeye sahip olduğunu ve özellikle askerî açıdan etkili olan Zaviye’de destekçileri bulunduğunu vurguladı. Şehir şu anda Dibeybe hükümetinin devamı ya da sona erdirilmesi konusunda bölünmüş durumda. Firkaş, Nemruş’un varlığının, yetkilendirilirse Dibeybe’yi güçlendirebileceğini ancak bunun Başkanlık Konseyi ve Savunma Bakanlığı’nın Libya’nın tamamını temsil edecek bir ordunun birleştirilmesi stratejisine bağlı olduğunu, bunun da Doğu Libya’da Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanlığı yapısıyla müzakereleri gerektirdiğini ifade etti. Firkaş, Nemruş’un bu konuya yaklaşımının kritik olduğuna dikkat çekti.

Siyasi bölünmeyle birlikte Libya’daki askeri kurum da parçalanmış durumda. Bu nedenle ülkede doğu ve güney bölgeleri için ayrı birer Genelkurmay Başkanı bulunuyor. Uçak kazası ve el-Haddad ile beraberindekilerin geri dönmediği son Ankara ziyareti bağlamında, Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Savunma ve Ulusal Güvenlik Komitesi Üyesi Adil Abdulkafi, ziyaretin amacını şöyle açıkladı: “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ortak mutabakat muhtırasının uzatılmasını onaylamasının ardından, askeri kanadı temsil eden kişinin Türkiye’ye giderek askeri boyuta ilişkin maddeleri imzalaması ve eğitim ile teknik askeri tedarik konularını sonuçlandırması gerekiyordu.”

2019’dan bu yana Türkiye’nin Batı Libya ile ilişkisi güçlenmiş, bu süreç Hafter’in Trablus’a girmeye çalıştığı savaşla çakışmıştı. Türkiye, bu girişimi engelleyerek savaşın sona ermesine yardımcı olmuş ve Libya tarafıyla imzalanan ortak mutabakat zaptı sayesinde askeri iş birliğinin yanı sıra zengin deniz sınırları ile gaz haklarını da belirlemişti.

Abdulkafi, DPA’ya yaptığı açıklamada, Türkiye’nin rolünün ‘bölgede dengeyi sağladığını ve Rus etkisine karşı ABD’nin onayıyla gerçekleştiğini’ belirtti. Uçak kazasına ilişkin olası şüpheler ve bunun Libya-Türkiye ilişkilerinin geleceği ile bağlantısı hakkındaki tartışmalar üzerine Abdulkafi, “Hiç kimse iki ülke arasındaki ilişkiye ve ortak mutabakat zaptına müdahale edemez” dedi.

 Türk güvenlik güçleri, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve heyetini taşıyan uçağın düştüğü bölgeyi kordon altına aldı. (AFP)Türk güvenlik güçleri, Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve heyetini taşıyan uçağın düştüğü bölgeyi kordon altına aldı. (AFP)

Abdulkafi sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, Akdeniz ve Afrika’da nüfuz alanını genişleterek kendi çıkarlarını sağladı. Ayrıca son dönemde Doğu Libya kanadıyla iletişim kurmayı da başardı. Ancak Batı Libya’da, bölgesel müdahaleler hâlâ etkili olduğu için hiç kimse mutabakat zaptını sonlandıramaz; bu durum Rus müdahalesi ve Yunanistan’ın Libya’nın Akdeniz’deki payına yönelik tehditleriyle birlikte ekonomik zorluklarla da destekleniyor.”

Komplo teorisi

Firkaş, düşen uçakla ilgili ‘komplo teorisini’ dikkate almadığını belirtti. Uçağın kara kutusu incelenene kadar kazanın perde arkasının ortaya çıkmayacağını ve bunun zaman alabileceğini, özellikle de Türkiye’nin bu incelemeyi tarafsız bir ülkeye devretme kararı nedeniyle sürecin uzayabileceğini vurguladı. Firkaş, “Herhangi bir komplo varsa, bu komplo Türkiye-Libya ilişkilerini bozmak isteyenlere, özellikle Türk kuvvetlerinin Libya'daki varlığının iki yıl daha uzatılmasına veya her iki ülkenin çıkarlarını güvence altına alan denizcilik anlaşmasına karşı olanlara yönelik olacaktır” dedi.

Komplo olasılığının düşük olduğunu ifade eden Firkaş sözlerine şöyle devam etti: “Komplo teorisi doğruysa, ki şu anda bu pek olası görünmüyor, Türkiye'ye düşman olan komşu ülkeler bu olaydan çıkar sağlamış olabilir. Ancak ben bu olayın, 38 yıllık bir uçaktaki elektrik arızasının trajik bir sonla sonuçlanmasından başka bir şey olmadığına inanıyorum. Ancak tabi ki soruşturmanın sonuçlarını bekleyeceğiz.”

 Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad'ın uçak kazasında hayatını kaybetmeden bir gün önce, Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında çekilmiş fotoğrafı (EPA)Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad'ın uçak kazasında hayatını kaybetmeden bir gün önce, Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında çekilmiş fotoğrafı (EPA)

Mevcut durumda, ordunun genel birliğinin sağlanması meselesi bir kenara bırakıldığında, atanan Genelkurmay Başkanı, selefi gibi, Batı Libya’daki silahlı grupların durumunu düzeltme ve çoğunu krizleri derinleştiren, kayıpları artıran milis yapısından uzaklaştırma gibi ciddi reform zorluklarıyla karşı karşıya bulunuyor. Ayrıca, kalıcı bir Genelkurmay Başkanı seçimi sırasında karşılaşılacak kabilevi ve bölgesel zorluklar da söz konusu. Abdulkafi, bu süreçte tarafsız bir kişinin atanmasının önemine dikkat çekerek, bu kişinin silahlı grupların etkisinden ve bölgesel-kabilevi baskılardan uzak olması gerektiğini vurguladı. Abdulkafi, “Belirli kişilerin tartışıldığı durumlarda esas faktör, kişinin ağırlığı ve askeri-siyasi sahadaki etkisidir” dedi.

Bir diğer karmaşık sahne, Libya ordusunu birleştirmekle görevli 5+5 Ortak Askeri Komitesi’yle ilgili. Komitenin bir üyesi uçak kazasında hayatını kaybetmişti. Abdulkafi, komitenin kuruluşundan bu yana somut bir fark yaratmadığını ve sadece toplantılarla sınırlı kaldığını belirtti. Ayrıca, komitenin yabancı paralı askerleri ve savaşçıları geri çekmediğini, Trablus’taki mayın haritalarını teslim almadığını; doğu ve batı arasındaki hava sahasının açılması ve esir değişimi gibi ilerlemelerin ise yerel ileri gelenler ve siyasi figürlerin çabalarıyla gerçekleştiğini ifade etti.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.