"Sarı Hattı Genişletmek"... Yeni bir plan "Gazze Anlaşması"nı tehdit ediyor

Mısır, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesinin tamamlanmasını talep ediyor

Gazze Şeridi'nin merkezindeki El-Bureyc'de İsrail ordusu tarafından çizilen "sarı hat"ı temsil eden beton blok (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki El-Bureyc'de İsrail ordusu tarafından çizilen "sarı hat"ı temsil eden beton blok (AFP)
TT

"Sarı Hattı Genişletmek"... Yeni bir plan "Gazze Anlaşması"nı tehdit ediyor

Gazze Şeridi'nin merkezindeki El-Bureyc'de İsrail ordusu tarafından çizilen "sarı hat"ı temsil eden beton blok (AFP)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki El-Bureyc'de İsrail ordusu tarafından çizilen "sarı hat"ı temsil eden beton blok (AFP)

İsrail'den sızan yeni bilgilere göre Gazze Şeridi'ndeki güçlerinin varlığı %53'ten %75'e çıkarılacak. Bu durum, arabulucuların şeritteki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını ilerletme çabaları ve ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında beklenen görüşmenin sonuçlarının öngörülmesiyle eş zamanlı olarak geliyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlar, bu sızıntıları ateşkes anlaşmasını tehdit eden yeni bir İsrail planının parçası olarak görüyor. Uzmanlar, bunun Netanyahu'nun Trump görüşmesinde beklenen baskıyı hafifletmek ve İsrail tarafının herhangi bir yükümlülüğü olmaksızın (Hamas'ı) silahsızlandırma koşullarına göre ikinci aşamaya girme karşılığında, genişlememe ve geri çekilmeme konusunda pazarlık yapma ve anlaşmanın uygulanmasını uzatma taktiği olduğunu değerlendiriyor.

İsrail Maariv gazetesi dün bilgilendirilmiş kaynaklara dayandırdığı haberinde, Washington ve Tel Aviv'in, Gazze Şeridi'nin sadece %53'ünü kapsayan "sarı hattı" %75'ine genişletmek ve Hamas'ın silahsızlanması konusunda bir çatışmayı önlemek ve uluslararası güçlerin konuşlandırılması ihtiyacını engellemek için sivil baskı uygulamak üzere plan hazırladığını bildirdi.

Hâlâ değerlendirme aşamasında olan bu plan, İsrail kontrolündeki bölgelerde Gazze'nin yeniden inşasını hızlandıracaktır. Bu plan, Netanyahu'nun ABD ziyaretinden önce, Hamas silahsızlanmayı reddetmeye devam ettiği sürece, İsrail'in işgal ettiği topraklarda Gazze Şeridi'nin yeniden inşasına yol açacak Tel Aviv ve Washington arasındaki stratejik anlayışın parçası olarak sunulmakta.

Kaynaklar, önerilen planın İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nde geniş kabul gördüğünü ve İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde yeni toprakları işgal etmesine, yani alanın %75'ini ele geçirmesine olanak tanıdığını, bunun da Hamas'ın kontrolündeki bölgeleri etkilemeden yeniden yapılanma çalışmalarına aşamalı olarak hemen başlamak için Hamas'ın silahsızlandırılmasını beklemenin mümkün olmadığı bahanesiyle yapıldığını tahmin ediyor.

Aynı kaynaklara göre, İsrail bu durumun Gazze Şeridi'nde iç baskıyı artıracağına inanıyor; zira Gazzeliler daha sonra yeniden inşa edilen bölgeye taşınmayı tercih edecek. Hamas hareketinin kontrolündeki bölgeler ise kademeli olarak boşalacak ve çoğunlukla hareketin üyeleri tarafından iskan edilmeye devam edecek, bu da gerektiğinde sınırlı askeri operasyonlara olanak sağlayacak ve büyük ölçekli çatışmalara geri dönülmesini önleyecektir.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve İsrail işleri konusunda uzmanlaşmış akademisyen Dr. Ahmed Fuad Enver, “bu sızıntıların, arabulucuların çabalarını sekteye uğratmak, Gazze anlaşmasını tehdit etmek ve Gazze Şeridi'nden çekilmeyi engellemek için yaklaşan Trump-Netanyahu görüşmesinde tavizler dayatmaya çalışmak amacıyla İsrail propagandası olduğunu” düşünüyor. “Bu görüşme, anlaşmanın geleceği ve uygulanabilir veya kabul edilebilir olmayan planların sona erdirilmesi için çok önemli ve Washington'un tutumu bu konuda belirleyici faktör olacak” diye vurguladı.

Gazze şehrindeki enkaz arasında Hamas ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi üyeleri (AFP)Gazze şehrindeki enkaz arasında Hamas ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi üyeleri (AFP)

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal, “Sarı Hat”ın Batı Gazze'ye doğru genişletilmesi planının, “Hamas”ın bulunduğu bölgelere yönelik askeri bir gerilim anlamına geldiğine ve bunun da İsrail-Amerika arasındaki bu plan için yapılan bir hazırlık olduğuna inanıyor. Bu plan, öncelikle anlaşmanın seyrini tehdit ediyor ve Nazzal, “Anlaşma İsrail'in geri çekilmesini istiyor, ancak uygulamada gecikmeler yaşanıyor ve Trump-Netanyahu görüşmesi bu gecikme taktikleri karşısında belirleyici olacak” diye vurguluyor.

Buna karşılık, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, cumartesi akşamı televizyonda yayınlanan bir röportajda, Washington'un Mısır'ın Gazze ile ilgili fikirlerini sadece kendi görüşünü dayatmak için değil, Trump planını sahada uygulamak için ortaya koyduğunu tamamen anladığını belirtti. "Uluslararası istikrar gücünün, tarafların ateşkese uyup uymadığını ve İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesinin tamamlanıp tamamlanmadığını izlemek ve doğrulamak için hızla konuşlandırılmasının önemini" vurguladı.

Trump planının 20 maddeden oluştuğunu ve seçici bir şekilde ele alınmaması gerektiğini belirten Abdulati, "Sadece silah kısıtlaması vb. konulardan bahsederken, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi meselesini ihmal etmemeliyiz. Plan tek ve bölünmez bir pakettir ve tüm maddelerine uyulmalı ve sahada uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı.

O, bu aşamada Mısır'ın önceliklerini gözden geçirdi; bunlar ateşkesi pekiştirmek, İsrail'in Gazze'ye yönelik acımasız ve yaygın saldırganlığının yeniden başlamasını önlemek, bölgeye gıda ve tıbbi yardım ulaştırmaktı.

Enver, Mısır'ın pozisyonunun her zaman İsrail'in süreci engellemeye devam etmesini önlemeyi amaçladığına inanıyor ve İsrail'in çekilmesinin Trump planına uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, uygulamanın Hamas'ın silahsızlandırılması eşiğinde durdurularak parçalanmaması gerektiğini vurguluyor. Washington'un Mısır'ın arzusunu anlayacağını ve anlaşmanın uygulanması için İsrail'e daha fazla baskı uygulayacağını umuyor.

Nazzal, “Mısır, İsrail'in tüm kaçamaklarına son vermek ve anlaşmayı ilerletmek konusunda istekli” diye vurgularken, “Washington'un, özellikle Mısır'ınkiler çerçevesinde, Netanyahu'nun buna razı olması şartıyla, İsrail'e ikinci aşamaya başlaması için baskı yapacağını ve ikinci aşamada planlanan geri çekilmenin uygulanmasını engellemek için (Hamas'ın) silahsızlanmaması da dahil olmak üzere çeşitli bahanelerle uygulama sürecini uzatmaya çalışacağını” beklediğini belirtti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.