Trump'ın Ortadoğu denklemindeki eksik unsur: Filistinliler

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago Kulübü’nde yapılan toplantının ardından düzenledikleri basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago Kulübü’nde yapılan toplantının ardından düzenledikleri basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)
TT

Trump'ın Ortadoğu denklemindeki eksik unsur: Filistinliler

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago Kulübü’nde yapılan toplantının ardından düzenledikleri basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago Kulübü’nde yapılan toplantının ardından düzenledikleri basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)

Brian Katulis

ABD Başkanı Donald Trump, bu hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Florida'daki konutunda sıcak bir şekilde karşıladı. Bu kamuoyu önündeki gösteri, Gazze'den İran'a kadar çeşitli konularda iki liderin ortak tutumlarını ve Netanyahu'nun ülkesinde karşı karşıya olduğu hukuki ve siyasi zorlukları yansıtıyor. Görüşme, Trump'ın Gazze için hazırladığı 20 maddelik planın ikinci aşamasına geçiş dahil olmak üzere, iki liderin önemli konularda olası taktiksel farklılıkları hakkında haftalarca süren spekülasyonların ardından gerçekleşti.

Trump, Ortadoğu'da kapsamlı ve kalıcı bir barışın sağlanmasını en önemli önceliği olarak görmeye devam ederken, Venezuela ve Nijerya gibi uzak yerlerde askeri operasyonları yoğunlaştırsa da barışçı bir lider olarak tarihi bir miras bırakma konusunda büyük hedefleri var.

Ancak, Trump'ın ilk döneminden bu yana yaklaşımında eksik olan ve bölgede anlamlı ilerlemeyi engellemesi muhtemel olan önemli bir unsur var. O da Gazze, Batı Şeria ve Kudüs'te yaşayan milyonlarca Filistinlinin sesini duyurmak ve onları sürdürülebilir barışın kilit aktörleri olarak sürece dahil etmek için samimi bir çabanın sarf edilmesi. Bu hafta Trump ve Netanyahu'nun kamuoyu önünde sergiledikleri uyum, tanıdık bir gerçeği, yani ABD politikasının, Filistinlileri, Trump'ın Ortadoğu yaklaşımında en önemli öncelik olmaya devam eden ABD-İsrail stratejik ilişkisine bağlı ikincil bir ayrıntı olarak görmeye devam ettiğini yeniden teyit etti.

Bu durum, Trump'ın ilk döneminde büyük ölçüde geçerliydi. Görevdeki ilk yılında Filistin Yönetimi liderleriyle bazı dostane jestler ve sıcak ilişkiler kurduktan sonra, Trump Filistinlilere yönelik maksimum baskı ve izolasyon politikasına geçti. Washington’daki Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) diplomatik ofisini kapattı ve 2018 yılında ABD’nin Filistinlilere yönelik yardımlarını kesti.

Trump'ın ilk başkanlığı sırasındaki yönetimi, 2020'nin başlarında, Filistinlilerin sınırlı katkılarıyla hazırlanan ve liderleri tarafından eleştirilen ‘Barış için Refah’ planını yayınladı.

Trump, ilk döneminde Filistin meselesine gerçek bir öncelik vermeden İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Fas arasında normalleşme anlaşmalarının imzalanmasını sağladı.

Ancak, İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme anlaşması ve Ortadoğu'da daha geniş bir barış arayışında olduğu için bu formülü tekrarlayabilmesi olası görünmüyor. İsrail ile Hamas arasında Gazze'de iki yılı aşkın bir süre devam eden yıkıcı savaş, İsrail'in davranışları ve geçtiğimiz yıl Ortadoğu’da gerçekleştirdiği askeri saldırılarla ilgili artan belirsizlik, Suudi Arabistan gibi önemli Arap ülkelerinin İsrail ile daha yakın ilişkiler kurma konusunda daha temkinli ve çekingen davranmasına neden oldu.

Trump'ın ikinci döneminin başlarında ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılmasına ilişkin bir anlaşma imzalandı, ancak bu anlaşma sadece birkaç hafta sürdü ve İsrail anlaşmayı feshederek askeri operasyonlarına yeniden başladı, Gazze'ye daha katı bir abluka uyguladı. Bu durum, o dönemin ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında milyonlarca Filistinlinin insani durumunu daha da kötüleştirdi. Trump yönetimi geçtiğimiz ekim ayında, Gazze'deki Filistinlileri kimin yöneteceği ve planın Hamas'ı silahsızlandırma hedefinin nasıl uygulanacağı gibi önemli konularda kasıtlı ve istisnai olarak belirsiz kalan 20 maddelik bir planın parçası olarak ikinci bir ateşkes anlaşması imzaladı.

Trump, bu hafta Netanyahu ile yaptığı görüşmede, İsrail'in Gazze'de yaptığı hiçbir şeyden endişe duymadığını belirterek, İsrail'in Gazze anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini ‘yüzde yüz’ yerine getirdiğini vurguladı. Ancak, devam eden askeri saldırılar ve İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardım ulaştırılmasını kısıtlaması gibi aksini gösteren kanıtlar var. Trump, Hamas'a silahsızlanmayı reddetmeye devam ederse ‘ağır bir bedel ödeyeceği’ tehdidinde bulundu ve Gazze için öngörülen uluslararası istikrar gücüne katılabilecek bir dizi ülkenin hareketin silahsızlandırılmasında rol oynayabileceğini söyledi. Ancak bu, içerdiği riskler nedeniyle olası görünmüyor.

asdefrgt
Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda savaşın tahrip ettiği bir mahallenin ortasında kurulan geçici pazarda toplanan Filistinlilerin görüldüğü havadan çekilen bir fotoğrafta (AFP)

Ancak, Trump’ın Ortadoğu denkleminde eksik olan en önemli unsur Filistinliler olmaya devam ediyor. 20 maddelik barış planı, Trump'ın başkanlık edeceği uluslararası bir barış konseyinin kurulmasını öngörüyor. Bu konseyde, Gazze sakinleri için kamu hizmetlerini ve belediyeleri yönetmekle görevlendirilecek, henüz isimleri açıklanmayan Filistinli teknokratlardan oluşan geçici bir geçiş dönemi yönetim komitesinde yer alacak Filistinliler için koltuklar ayrılmış durumda. Trump'ın 2026'nın başlarında bu önemli noktalarda genel ifadelerden somut adımlara geçmeyi planladığı söyleniyor, ancak önerilen yönetim düzenlemelerinin Filistin Yönetimi'ne bu çabalarda anlamlı bir rol vereceğine dair çok az kanıt var. Bunun nedeni ise şu anki İsrail hükümetinin buna kısmen de olsa karşı çıkıyor olması. Trump'ın planındaki en zayıf halka bu. Trump’ın Ortadoğu'ya yaklaşımının kronik bir özelliği de Filistinlileri çözümün ortakları statüsüne yükseltmeyen ve kendi işlerini yönetme konusunda daha güçlü bir ses vermeyecek sınırlı adımlarla yetinmek.

Dahası, Trump'ın Filistinlilerle ilişkileri kötüleştirme yönündeki genel yaklaşımı, sürdürülebilir yönetişim veya uygulanabilir hukuk ve düzen için iyiye işaret değil. Bu yaz, Trump yönetimi, Filistin Yönetimi'nin üst düzey yetkilileri ve eğitim veya tıbbi tedavi için ABD'yi ziyaret etmeyi planlayan sıradan Filistinliler de dahil olmak üzere, tüm Filistin pasaportu sahiplerinin ABD'ye seyahat etmesini yasakladı. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre daha yakın zamanda, Trump yönetimi Filistinlileri, Suriyeliler ve birkaç Afrika ülkesinin vatandaşlarını da kapsayan daha geniş bir vize yasağına dahil etti. Bunun yanında, Başkan Yardımcısı J.D. Vance başta olmak üzere Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, 2024 yılında henüz başkanlık için adayken Trump'ın söylediği sözleri tekrarlayarak, ‘Filistinli’ kelimesini iç politikadaki rakiplerine karşı siyasi bir hakaret olarak kullanıyor. Bu durum, saygı görmeyi ve Trump'ın yaklaşımında Ortadoğu'nun geleceğinin bir parçası olmasını isteyen Filistinliler için umut verici bir tablo çizmiyor.

Daha etkili bir yol

Trump yönetimi Ortadoğu'da anlamlı ve kalıcı bir ilerleme görmek istiyorsa, Filistin cephesinde rotasını düzeltmeli. Temel konularda sıklıkla bölünmüş olan önemli Arap devletleri, Filistin davasını ilerletme ve iki devletli çözüme giden yolu destekleme konusunda şimdi her zamankinden daha birleşik görünüyor. Buna, Trump'ın Gazze'nin yeniden inşası için önemli miktarda finansman ve diğer kaynaklar sağlamasını ve bölgesel entegrasyon için daha geniş çaplı çabaları desteklemesini beklediği Arap Körfez ülkeleri de dahil.

Trump, öngörülemez olmasıyla gurur duyuyor ve zaman zaman Filistin meselesinde mevcut İsrail hükümetini tedirgin eden adımlar atıyor. Öyle ki bu yılın sonbaharında, İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak etme girişimlerine karşı sert bir uyarıda bulundu. Bu hafta, Trump ve üst düzey danışmanlarının Netanyahu'ya, hükümetinin Batı Şeria'da istikrarı bozan politikası konusunda uyarıda bulundukları bildirildi.

Ancak, Filistinlilerle daha güçlü bir iş birliği yapılmadıkça, bölgede barışın sağlanması için onların sesini duyurmaya yönelik çabalar ve mevcut İsrail hükümetinin yaklaşımından önemli ölçüde farklı yaklaşımlara sahip Ortadoğu'daki ortaklarla koordineli bir şekilde yürütülen çabalar olmadıkça, sürdürülebilir barışa doğru ilerlenemez. Bu olmadan, Trump'ın 20 maddelik planını ikinci aşamaya taşımaya yönelik çabalarının bölgede kalıcı bir barış sağlaması olası görünmüyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

“Trump'ın ilk döneminden bu yana yaklaşımında eksik olan Gazze, Batı Şeria ve Kudüs'te yaşayan milyonlarca Filistinlinin sesini duyurmak ve onları sürdürülebilir barışın kilit aktörleri olarak sürece dahil etmek için samimi bir çabanın sarf edilmesi.”



İsrail seçimleri: Rakamlar ve anketler... Nasıl yapılıyor? Katılımcılar kimler?

Geçtiğimiz hafta Tel Aviv yakınlarındaki bir seçim merkezinde oy pusulalarını ve diğer seçim malzemelerini hazırlayan görevliler (DPA)
Geçtiğimiz hafta Tel Aviv yakınlarındaki bir seçim merkezinde oy pusulalarını ve diğer seçim malzemelerini hazırlayan görevliler (DPA)
TT

İsrail seçimleri: Rakamlar ve anketler... Nasıl yapılıyor? Katılımcılar kimler?

Geçtiğimiz hafta Tel Aviv yakınlarındaki bir seçim merkezinde oy pusulalarını ve diğer seçim malzemelerini hazırlayan görevliler (DPA)
Geçtiğimiz hafta Tel Aviv yakınlarındaki bir seçim merkezinde oy pusulalarını ve diğer seçim malzemelerini hazırlayan görevliler (DPA)

İsrail parlamento seçimleri, ülkenin kuruluşundan bu yana 26’ncı kez, 27 Ekim salı günü yapılacak. Seçimlerin çekişmeli geçmesi ve İsrail’in tarihindeki en uzun savaşlardan birinin devam ettiği dönemde düzenlenmesi, ülkenin sınırlarını ve ölçeğini aşan bölgesel ve küresel bir ilgiye yol açıyor. Zira seçim sonuçları, alacağı kararlarla bölgenin tamamını etkileyecek bir hükümetin kurulmasını sağlayacak.

İsrail, hesaplarının önemli bir bölümünü akıl ve mantık çerçevesinin dışına çıkaran ‘7 Ekim 2023 düğümünü’ hâlâ aşamamış bir halde seçime gidiyor. Sağcı iktidar koalisyonu, söz konusu saldırı ve beraberinde yaşanan başarısızlıklardaki sorumluluğundan kaçınırken üç yılı aşkın süredir sonu görünmeyen bir savaş yürütüyor. Muhalefet ittifakı ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun başlıca rakibi Gadi Eisenkot’un ifadesiyle, “İsrail'i yeniden aklıselime döndürmeyi” amaçlıyor.

İsrail'de seçimler nasıl yapılıyor? Şu anki durum nasıl?

Knesset, İsrail parlamentosuna verilen addır. 120 milletvekilinden oluşan Knesset, hükümeti seçer. Bunun için basit çoğunluk, yani 61 milletvekilinin desteği yeterlidir.

Bu kez yapılacak Knesset seçimleri, İsrail’in kuruluşundan bu yana 26’ncı seçim olacak. Seçimler, İsrail’de 38 yıldır ilk kez belirlenen takvim doğrultusunda gerçekleştirilecek. Ülkede 1988’den bu yana en az 14 seçim yarışı yaşandı. Bunların dördü 3,5 yıl içinde yapıldı. Bu durum, siyasi hayatta neredeyse kronikleşmiş bir krize işaret ediyor.

cdfvghyj
Genel seçimler öncesindeki tatilin başlamasından önce yapılan Knesset oturumu, 16 Temmuz 2026 (AFP)

Knesset, yasaları çıkaran, hükümetin kurulmasını onaylayan ve hükümeti düşürebilen yasama organıdır. İsrail’in yönetim sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesine dayandığından Knesset, yönetimin temel unsurlarından biri kabul ediliyor. Ancak mevcut hükümet döneminde, yargı erkininde olduğu gibi Knesset’in de yetkileri ve konumu büyük ölçüde geriledi. Başbakan Binyamin Netanyahu, Knesset’i adeta bir lastik mühür gibi kullanıyor. Meclis Başkanı Amir Ohana ise Netanyahu’ya en sadık isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Ohana, Netanyahu’ya destek vermek ve derin devlete karşı onun yanında durmak amacıyla, yolsuzluk davalarının duruşmalarına bile katılıyor.

Başta ‘askerî kurumlar, yargı, ekonomi ve bankacılık dünyasının liderleri ile medyadaki destekçilerinden’ oluşan ve ‘derin devlet’ olarak bilinen kesim olmak üzere birçok kişi, bu dönemi ‘en karanlık dönem’ olarak değerlendiriyor. Netanyahu hükümeti bu süreçte yönetim ve yargı sistemine karşı bir darbe girişiminde bulunurken Hamas’ın sürpriz saldırısı da siyasi, askerî ve istihbarat liderliklerinin tarihindeki en büyük başarısızlık olarak nitelendirildi.

Buna karşılık iktidardaki sağ kesim, bu dönemi dengeleri yeniden kurmak, ‘derin devletin’ yönetim üzerindeki hâkimiyetine, üst düzey bürokratların halkın seçtiği temsilciler üzerindeki kontrolüne ve ‘kibirli generallerin’ sivil hayat üzerindeki etkisine son vermek için tarihî bir fırsat olarak görüyor. İki kesim arasındaki bu mücadele, kutuplaşmayı ve iç çatışmaları derinleştirirken taraflar arasındaki gerilim ve öfke giderek artıyor.

Kimler oy kullanma hakkına sahip? Adaylık için gereken şartlar neler?

- Seçmenler: İsrail vatandaşlığına sahip olan ve 18 yaşını doldurmuş her kadın ve erkek oy kullanma hakkına sahiptir. Seçmen kütüğüne adı kaydedilmemiş olanlar ise buna itiraz etme hakkına sahiptir.

Yaklaşan seçimlerde oy kullanma hakkına sahip seçmenlerin sayısı 7 milyon 331 bin 981’e ulaşıyor. İsrail’in nüfusu ise bugün 10 milyon 240 bin kişi.

- Adaylar: 21 yaşını doldurmuş vatandaşlar, yalnızca kayıtlı bir parti aracılığıyla Knesset üyeliğine aday olabiliyor. Her parti, seçim listesine en fazla 120 aday ekleyebiliyor.

k
Tel Aviv yakınlarındaki Bney Brak şehrinde, Knesset seçimlerinde aday olan bir listenin seçim afişinin önünden geçen bir adam, 19 Ekim 2026 (AFP)

İsrail’de nispi temsil sistemi uygulanıyor. Ülkenin tamamı tek bir seçim bölgesi kabul ediliyor. Seçmenler, Merkez Seçim Komisyonu tarafından onaylanan ve kayıt altına alınan partiler arasından yalnızca birini seçebiliyor.

Seçimler İsrail’in tamamında aynı anda ve her zaman salı günü, sabah saat 07.00’den akşam 22.00’ye kadar 12 bin 18 sandık merkezinde yapılıyor.

Oy verme merkezleri genellikle okullarda ve halkın kullanımına açık kulüplerde kuruluyor. Ancak bu yıl, savaş hazırlıkları nedeniyle sandık merkezleri sığınakların ve korunaklı alanların bulunduğu, güvenlik koşullarının sağlandığı bölgelerde kuruluyor. Her sandık merkezine, sirenlerin çalması durumunda oy pusulalarını korumaya alarak seçim sürecini durdurma yetkisi verildi.

Oy verme süreci nasıl işliyor? Adaylar kimler?

Oy verme işlemi elle ve gizli şekilde gerçekleştiriliyor. Seçmen, geleneksel yöntemde olduğu gibi perdenin arkasında oyunu kullanıyor. Oy verme işleminin fotoğrafının çekilmesine yönelik her türlü girişim yasak.

Merkez Seçim Komisyonu, seçim yönteminin değiştirilerek elektronik oylamaya geçilmesine yönelik tüm girişimleri reddetti. Bu kararın gerekçesi olarak, ‘düşman unsurlar’ olarak nitelendirilen tarafların siber yollarla dışarıdan müdahalede bulunma ve seçimleri sabote etme girişimlerinin yoğunluğu gösterildi.

Seçimlere katılmak üzere 37 liste başvuruda bulundu. Başlangıçta 38 olan liste sayısı, Beni Gantz’ın listesinin pazartesi günü yarıştan çekilmesiyle 37’ye düştü. Her listenin milletvekili dağılımına dâhil olabilmesi için yüzde 3,25’lik seçim barajını aşması gerekiyor.

Gerekli barajı aşamayan listeler yarış dışı kalıyor ve bu listelere verilen oylar boşa gidiyor. Örneğin 2022’de yapılan son seçimlerde, bazı listelerin barajı geçememesi nedeniyle 417 bin 400 seçmenin oyu boşa gitti. Bu rakam, toplam oyların yaklaşık yüzde 8,8’ine karşılık geliyordu. Yaklaşan seçimlerde ise aday listelerinin toplamı 37 iken bunlardan 25’inin barajı aşamayarak yarış dışı kalması bekleniyor.

İsrail seçimlerinde hangi partiler yarışıyor?

- Daha önce Genelkurmay Başkanlığı görevini yürüten Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi, anketlerde partiler arasında ilk sırada yer alıyor. Anketlere göre 22 ila 25 sandalye kazanması beklenen yeni parti, seçimlere ilk kez katılıyor.

- Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, yaklaşık 18 aylık kısa bir dönem dışında 2009’dan bu yana iktidarda bulunuyor. Bu kısa dönemde iktidarı Naftali Bennett ve Yair Lapid’in ittifakına kaptıran Netanyahu, 2022’de yapılan seçimlerde 32 sandalyeyle yeniden iktidara döndü. Mevcut yasama dönemi sırasında Gideon Saar’ın dört sandalyeye sahip partisi de Likud’a katıldı. Tahminlere göre Likud’un sandalye sayısının 34’ten 18 ila 20’ye gerilemesi bekleniyor.

 cuymk
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile en önemli rakibi Gadi Eisenkot’un fotoğraflarının yer aldığı bir seçim afişinin altından geçen araçlar, Tel Aviv, 18 Ekim 2026 (EPA)

- Naftali Bennett ve Yair Lapid liderliğindeki Beyahad (Birlikte) İttifakı, bugün 24 sandalyeyle temsil ediliyor. Ancak anketler, ittifakın yaklaşık 12 sandalye kazanabileceğini gösteriyor.

- Yair Golan liderliğindeki Demokratlar Partisi, sol kanada en yakın partilerden biri. İsrail’in kuruluşunda rol oynayan ancak yıllar içinde zayıflayarak çöken tarihî İşçi Partisi çatısı altında faaliyet gösteriyor. Bugün dört sandalyeyle temsil edilen partiye anketlerde 9 ila 11 sandalye veriliyor.

- Avigdor Liberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu (İsrail Evimiz) Partisi, Rus Yahudilerinin partisi olarak biliniyor. Sağ görüşlü olmasına rağmen muhalefette yer alan partinin 8 ila 9 sandalye kazanması bekleniyor.

- Dindar Doğu Yahudilerini temsil eden Haredi Şas Partisi, bugün 11 sandalyeye sahip. Ancak anketler, partinin gücünde önemli bir düşüş yaşanacağını ve 7 ila 8 sandalye kazanacağını öngörüyor.

- Aşkenaz Haredilere bağlı iki partinin oluşturduğu Yahadut HaTora (Birleşik Tevrat Yahudiliği) ittifakı, bugün 7 sandalyeyle temsil ediliyor. İttifakın 8 sandalye kazanması bekleniyor.

- Itamar Ben-Gvir liderliğindeki aşırı sağcı Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) Partisi, bugün 6 sandalyeye sahip. Partinin sandalye sayısının 7 ila 8’e yükselmesi bekleniyor.

- Maliye Bakanı Bezalel Smotrich liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi ile Moshe Feiglin liderliğindeki Yahudi Kimliği Partisi’nin oluşturduğu blok, bugün 8 sandalyeyle temsil ediliyor. İsrail ve ABD’deki aşırı sağcı liderlerin yönlendirmesiyle hareket eden, ideolojik çizgideki aşırı sağcı blokun sandalye sayısının 5 ila 7’ye gerilemesi bekleniyor.

- Yusuf Cebbarin liderliğindeki Cephe, Ahmed Tibi başkanlığındaki Arap Değişim Hareketi ve Sami Ebu Şehade başkanlığındaki Balad'dan oluşan Ortak Arap Listesi, bugün 5 sandalyeye sahip. Anketler, listenin 8 ila 9 sandalye kazanabileceğini gösteriyor.

- Mansur Abbas liderliğindeki Birleşik Arap Listesi, bugün 5 sandalyeyle temsil ediliyor. Anketlere göre listenin 5 ila 6 sandalye kazanması bekleniyor.

- Seçimlere ilk kez katılan ve hangi siyasi bloğu destekleyeceğini açıklamayan Yedekler ve Ekonomi Partisi’nin 4 sandalye kazanması bekleniyor. Ancak partinin seçim barajının altında kalma ihtimali bulunuyor.

- Tuğgeneral Ofer Winter liderliğindeki Amcha Yisrael Partisi, yeni kurulmuş aşırı sağcı bir parti. Partinin 4 sandalye kazanması bekleniyor. Bu parti de seçim barajının altında kalma riski taşıyor.


Putin ile Witkoff arasında Ukrayna görüşmesi başladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
TT

Putin ile Witkoff arasında Ukrayna görüşmesi başladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmeler kapsamında, ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile bugün müzakerelere başladı. Görüşmeler, Witkoff’un bir gün önce Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmesinin ardından gerçekleşti.

Rusya’nın resmî medya kuruluşları, Putin ile Witkoff arasındaki görüşmelerin St. Petersburg’daki Konstantin Sarayı’nda başladığını bildirdi.

Rusya Devlet Başkanı ayrıca, Rus güçleri tarafından yıllar önce Ukrayna’da esir alınan ABD vatandaşı Stephen Hubbard’ın serbest bırakıldığını duyurdu.

Haber ajanslarının Putin’e dayandırdığı bilgilere göre Hubbard, St. Petersburg’daki Pulkovo Havalimanı’nda bulunuyor. Witkoff’un da kentteki görüşmeleri sırasında Hubbard’ın serbest bırakılması nedeniyle Putin’e teşekkür ettiği belirtildi.


Askere gitmeyi reddeden 40 Haredi’nin gözaltına alınması İsrail’de seçim tartışmalarını alevlendirdi

Kudüs’te Haredilerle yaşanan çatışmalar sırasında İsrail polisi. (Arşiv-Reuters)
Kudüs’te Haredilerle yaşanan çatışmalar sırasında İsrail polisi. (Arşiv-Reuters)
TT

Askere gitmeyi reddeden 40 Haredi’nin gözaltına alınması İsrail’de seçim tartışmalarını alevlendirdi

Kudüs’te Haredilerle yaşanan çatışmalar sırasında İsrail polisi. (Arşiv-Reuters)
Kudüs’te Haredilerle yaşanan çatışmalar sırasında İsrail polisi. (Arşiv-Reuters)

İsrail ordusunun, askerlik hizmetinden kaçınan yaklaşık 40 Haredi genci (dinî açıdan aşırı muhafazakâr Ortodoks Yahudiler) dün gözaltına alması, seçimlere bir hafta kala siyasi tartışmaları alevlendirdi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun gözaltılara karşı çıkmasının ardından muhalifleri, iktidarda kalabilmek için Haredi partileriyle önceden “kirli bir pazarlık” yapmakla suçladı.

Haredi partileri de sert tepki göstererek, İsrail’deki bazı çevreleri bu gözaltılar aracılığıyla seçim sürecine müdahale etmeye çalışmakla suçladı. Askerî polis, New York’tan dönen 40’tan fazla Haredi gencini, Ben Gurion Havalimanı’na iner inmez askerlik hizmetinden kaçındıkları gerekçesiyle gözaltına aldı. Operasyon, İsrail ordusunda askerlik işlemlerinden sorumlu olan Mitav birimiyle iş birliği içinde gerçekleştirildi.

İsrail ordusundan bir sözcü, gözaltına alınanların “askerlik hizmetine katılmakla yükümlü olduklarını ve yasalar çerçevesinde yargılanacaklarını” belirtti. Sözcü, askerlik yasasının eşit biçimde uygulanması ve askerlik yükümlülüğünün yerine getirilmesinin sağlanması için çalışmaların sürdürüleceğini vurguladı.

Ordunun açıkladığı prosedürlere göre gözaltına alınanlara askerlik hizmetine katılmaları teklif edilecek. Katılmayı kabul edenler, askere alım işlemleri tamamlanmadan önce disiplin cezasına tabi tutulacak. Askerlik yapmayı reddedenler ise her bir vakanın koşullarına bağlı olarak gözaltı, hapis veya ertelenmiş hapis cezasıyla sonuçlanabilecek yasal yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.

Netanyahu’dan gözaltılara tepki

İsrail ordusunun tutumuna karşı çıkan Netanyahu, askerlikten kaçınanların gözaltına alınmasını kabul edilemez bulduğunu söyledi. Netanyahu, bir radyo programına verdiği röportajda, “Tora dünyasını korumalıyız; çünkü bizi ayakta tutan odur” ifadelerini kullandı.

Netanyahu, gözaltıları “Haredilerin zor kullanılmadan askere alınması sürecine kasıtlı olarak zarar verme girişimi” olarak nitelendirdi. Şöyle konuştu:

“Tora dünyasına büyük saygı duyuyorum. Ancak Tora öğrenmeyenler orduya katılmalı.”

Netanyahu, gözaltıların seçimlere müdahale girişimi olduğunu açıkça söylemedi ancak mevcut hükümetinin yasalaştıramadığı bir düzenlemeyi geçirme sözü verdi.

Netanyahu’dan farklı olarak, Likud Partisi mensubu Meclis Başkanı Amir Ohana ise seçimlere müdahale ihtimalini gündeme getirdi. Ohana, Ben Gurion Havalimanı’nda gerçekleştirilen türden özel bir operasyonun seçimlerden hemen önce yapılmasının uygun olup olmadığını sorguladı.

Muhalefetten Netanyahu’ya sert suçlamalar

İsrail muhalefeti, Netanyahu’nun açıklamalarına sert tepki gösterdi. Muhalefet lideri Yair Lapid, “Netanyahu, Şas Partisi lideri Aryeh Deri ile yaptığı kirli pazarlığı açığa çıkardı. İsrail ordusunda askerlikten kaçınma karşılığında hükümet kurmak” dedi.

İsrail Evimiz Partisi lideri ve Milletvekili Avigdor Lieberman ise şu ifadeleri kullandı:

“Netanyahu, askerlikten kaçanların rehinesi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Herkes kanun önünde eşittir. İnsanlar arasında ayrımcılık yapılmasına izin verilemez.”

30 Haziran 2024’te Kudüs’te, İsrail ordusuna alınmalarına yönelik kararı protesto eden gösteri sırasında Haredi Yahudiler (AP
30 Haziran 2024’te Kudüs’te, İsrail ordusuna alınmalarına yönelik kararı protesto eden gösteri sırasında Haredi Yahudiler (AP

Netanyahu’nun en önemli rakiplerinden biri olan Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot da tartışmaya katıldı. Eisenkot, Netanyahu’ya cevap olarak şunları söyledi:

“Bunun yaşanmasına izin vermeyeceğim. Seçimlere bir hafta kala Netanyahu, hükümet kurmanın şartı olarak Haredilere askerlikten kaçınmalarını sağlayacak bir yasa sözü veriyor. Önümüzdeki seçimler, Netanyahu liderliğindeki askerlikten kaçınma hükümeti ile benim liderliğimdeki Siyonist bir askerlik hükümeti arasında geçecek.”

Birlikte Partisi lideri Naftali Bennett de Netanyahu’nun açıklamalarına tepki gösterdi:

“Bibi-Deri pazarlığı açığa çıktı ve artık resmiyet kazandı: İktidar karşılığında askerlikten kaçınma. Netanyahu bu sabah kendi ağzıyla, yeni hükümet kurulmadan önce askerlik muafiyeti yasasını, yani askerlikten kaçınma yasasını çıkarma sözü verdi. Netanyahu İsrail ordusunu dağıtıyor.”

Likud’dan açıklama: Tora öğrenmeyenler orduya katılacak

Artan tepkiler üzerine Likud Partisi, Başbakan’ın açıklamalarına açıklık getiren bir bildiri yayımlamak zorunda kaldı.

Bildiride şu ifadelere yer verildi: Dinî açıdan muhafazakâr kesimler orduya katılmalıdır. Tora öğrenmeyen herkes askere gidecek. ‘Ölürüz de askere gitmeyiz’ diyen herkes hapse atılacak.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler kullanıldı:

“Bir başka yalan haber fırtınasıyla karşı karşıyayız. Başbakan Netanyahu, Haredi toplumuna yönelik röportajında da doğrudan ifade ettiği üzere, Haredilerin askere gitmesi gerektiğini sürekli dile getiriyor. Tora öğrenmeyenler orduya katılacak.

“Biz üç yıl içinde 23 bin Harediyi askere almayı hedeflerken sol blok, yalnızca 5 bin kişinin askere alınmasını öngören bir yasa sundu. Kapalı kapılar ardında ise Netanyahu’nun devrilmesi şartıyla Haredilere tam muafiyet teklif ediyorlar.”

Haredilerin askere alınması tartışması derinleşiyor

Haredilerin askerlik hizmetine alınması, uzun süredir İsrail siyasetinin gündeminde olan bir konu. Ancak Gazze’ye yönelik savaşın ardından kriz daha da derinleşti.

İsrail Yüksek Mahkemesi, geçen yıl haziran ayında Haredilerin askerlik hizmetine alınmasını zorunlu kılan ve öğrencileri askerlik yapmayı reddeden dinî kurumlara mali yardım verilmesini engelleyen bir karar aldı. İsrail’deki dinî partiler ise karara karşı çıktı.

Haredilerin askere alınması, ülke içindeki kutuplaşmayı derinleştiren en önemli seçim meselelerinden biri olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre yaklaşık 10 milyon nüfuslu İsrail’de Haredilerin nüfusun yüzde 13’ünü oluşturduğu belirtiliyor. Harediler, hayatlarını Tora öğrenmeye adadıklarını savunuyor.

İsrail’deki Kiryat Ono askerlik şubesinde, zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet işlemleri için sıraya giren Haredi Yahudiler, mart ayında (Reuters).
İsrail’deki Kiryat Ono askerlik şubesinde, zorunlu askerlik hizmetinden muafiyet işlemleri için sıraya giren Haredi Yahudiler, mart ayında (Reuters).

Haredi partilerinden seçimlere müdahale suçlaması

Haredi partileri, gözaltıların arkasında olduğunu düşündükleri çevrelere yönelik sert eleştirilerde bulundu. Şas Partisi, gözaltıları “seçim kampanyasına yönelik açık ve eşi benzeri görülmemiş bir siyasi müdahale” olarak nitelendirdi.

Birleşik Tora Yahudiliği Partisi lideri Yaakov Asher de yetkilileri, askerlikten kaçınan muhafazakâr seçmenleri gözaltına alarak gelecek haftaki seçimlere müdahale etmeye çalışmakla suçladı. Asher, gözaltıların muhafazakâr seçmenleri korkutmayı amaçlayan siyasi bir kampanyanın parçası olduğunu ileri sürdü.

İsrail ordusu ise tutumunu değiştirmeyeceğinde ısrar ederek, askerlik yapmayı reddetmekte direnen kişilerin hiçbirini serbest bırakmayacağını açıkladı.

Kan televizyon kanalının haberine göre, askerlikten kaçınanların sayısı 2026 yılının başından bu yana 75 binden 110 bine yükseldi. Bu kişilerin yüzde 80’inin Haredi toplumuna mensup olduğu belirtiliyor.

İsrail ordusu, son haftalarda gösteriler düzenleyen, yolları kapatan ve kolluk kuvvetlerine saldıran Haredilerin yeni protestolar düzenleyebileceği ihtimaline karşı hazırlık yapıyor.