Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

İşçi Partili Londra Belediye Başkanı, ABD Başkanı'nın "acınası hakaretlerini" eleştirdi ve Zohran Mamdani'yle yapılan sıcak görüşmenin sadece New York Belediye Başkanı'nın "diplomasisi" olduğunu öne sürdü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan: Donald Trump bir zorba

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Londra Belediye Başkanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisi için "korkunç, acımasız, iğrenç" demesinden sadece birkaç hafta sonra, Trump'ın kendisine karşı uzun süredir devam eden çıkışları nedeniyle onu "zorba" diye niteledi.

Sör Sadiq Khan ayrıca, Trump'ı Birleşik Krallık'a (BK) "kin" kusmakla suçladı. Trump, Müslüman siyasetçinin şehirde "çok fazla" göçmen bulunduğu için başarılı olduğunu iddia etmişti.

Başkan Trump'ın kendisine "takıntılı" olduğunu da iddia eden Sör Sadiq, "ister oyun alanında ister Beyaz Saray'da olsun, bir zorbayla başa çıkmanın en iyi yolunun ona karşı durmak olduğunu" 9 yaşındayken öğrendiğini söyledi:

Bir zorbanın karşısında sinecek olursanız daha fazla saygı kazanamazsınız.

Politico'ya verdiği röportajda, "Ve birisi şehrime, vatandaşlarımıza, değerlerimize, yaşam tarzımıza saldırdığında, birisi bir inancın mensupları hakkında belirli genellemeler yaptığında, bence onlara karşı durmak zorunludur" dedi.

Ayrıca Zohran Mamdani, New York belediye başkanı seçildiğinde Trump'ın odağını ona çevireceğini düşündüğünü de şaka yollu söyledi.

Seçim öncesinde Trump onu "komünist" diye nitelendirirken, Mamdani de başkanın faşist olduğunu öne sürmüştü.

Ancak Oval Ofis'teki olağanüstü bir görüşmede, iki politikacı hakaretleri gülerek geçiştirmiş ve bir tür yakınlık geliştirmiş gibi görünmüştü.

axscdfvgt
Sör Sadiq, Trump'ın odağını New York'un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani'ye çevireceğini düşündüğünü şaka yollu söyledi (AP)

Sör Sadiq şaka yollu şöyle dedi:

Başkan Trump'ın bana karşı duyduğu düşmanlığı, nefreti ve kini göz önünde bulundurduğunuzda, Zohran seçildiğinde Başkan Trump'ın benim yerine onu hedef alacağını varsaymıştım.

Ancak Khan, ilk görüşmelerinin gerçek bir fikir birliğinden ziyade bir tür "taktik diplomasi" olduğunu öne sürdü.

Trump'ın BK'deki göç politikasına yönelik eleştirilerine gelince, yorumlarını "sadece bana değil, aynı zamanda göçmen politikası ve seçimlerin nasıl yapıldığı ve kazanıldığı konusunda ülke hakkında genellemeler içeren bir nefret" diye nitelendirdi.

Gerçekten de takıntılı olduğunu düşünüyorum. Ve korkunç şeyler söylediği birçok dönem oldu ve ben de cevap vermedim çünkü dedikoduya ve bu zavallı isim takma işine karışacak kadar vaktim yok.

Geçen ay Trump, Sör Sadiq'le uzun süredir devam eden çekişmesini yeniden alevlendirmiş ve şehrin, ebeveynleri Pakistan'dan gelen ilk Müslüman belediye başkanı hakkında şunları söylemişti:

Çok sayıda insan [BK'ye] geldiği için seçiliyor. Şimdi ona oy veriyorlar.

Ayrıca onu "korkunç, acımasız, iğrenç bir belediye başkanı" diye nitelemiş ve "berbat bir iş" yaptığını söylemişti.

Mayısta Galler, İskoçya ve İngiliz belediye meclislerinde yapılacak seçimlerde İşçi Partisi'nin ağır kayıplar yaşayacağı öngörülürken, Sör Sadiq, partisinin Londra'daki başarısından ders çıkarabileceğini belirterek, "Önderlik etmekten ve onların beni takip etmesinden oldukça memnunum" dedi.

Ancak Keir Starmer'ın geleceğiyle ilgili spekülasyonlar artarken, İşçi Partisi lideri olmak istemediğini ısrarla vurguladı. "Hayır, hayır, hayır, hayır. Hiçbir niyetim, planım yok, İşçi Partisi lideri veya başbakan olmak da istemem" dedi.

Independent Türkçe



Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim
TT

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

Maduro, ABD mahkemesinde konuştu: Hala başkanım ve bir savaş esiriyim

ABD'nin askeri operasyonla New York'a götürdüğü Venezuela lideri Maduro ilk kez yargıç karşısına çıktı. Maduro hakkındaki suçlamaları reddederek "Ben hâlâ Venezuela'nın Devlet Başkanıyım" dedi. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ise, geçici hükümetin ABD’nin taleplerine yanıt vermemesi durumunda yeni saldırı ile tehdit etti.

Maduro ve eşi, cumartesi günü ABD’ye getirilmelerinin ardından tutuldukları Brooklyn’deki cezaevinden pazartesi sabahı erken saatlerde silahlı güvenlik eşliğinde Manhattan’daki adliyeye nakledildi.

New York federal mahkemesinde, narkoterörizm, kokain ithalatı için kumpas, makineli silahlar ile tahrip edici cihazlara sahip olma şeklinde kendisine dört ayrı suçlama yöneltilen Maduro, suçlamaları reddetti.

Mahkemede tercüman aracılığıyla İspanyolca konuşan Maduro, sözlerine kaçırıldığını söyleyerek başladı. Sözü yargıç Alvin Hellerstein tarafından kesilen Maduro, yargıcın hakkındaki suçlamalarla ilgili sorusu üzerine "Masumum. Suçsuzum. Ben saygıdeğer bir adamım. Hâlâ ülkemin devlet başkanıyım" dedi.

Maduro’nun eşi Cilia Flores de hakkındaki suçlamaları reddetti. Bir sonraki duruşma tarihi 17 Mart olarak belirlendi.

Kendisi hakkındaki iddianameyi ilk kez gördüğünü, bizzat okumak istediğini belirten Maduro, hakları hakkında bilgisi olmadığını dile getirdi.

İddianamede Maduro, Meksika’nın Sinaloa ve Zetas kartelleri, Kolombiyalı FARC isyancıları ve Venezuela’nın Tren de Aragua çetesi de dahil olmak üzere şiddet yanlısı gruplarla ortaklık içinde bir kokain kaçakçılığı ağını yönetmekle suçlanıyor.


Ateşkesi bir kez daha ihlal eden İsrail, 5 kişiyi öldürdü

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Ateşkesi bir kez daha ihlal eden İsrail, 5 kişiyi öldürdü

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

İsrail ordusu, ekimde ABD'nin arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes anlaşmasının son ihlalinde, Gazze'de doğrudan kontrol etmediği bölgelere yeni saldırılar düzenledi.

El Cezire'nin haberine göre, saldırılarda Han Yunus ve çevresinde aralarında 15 yaşında bir erkek çocuğun da bulunduğu en az üç Filistinli öldü ve Bureyc mülteci kampı yakınlarında çok daha fazla kişi yaralandı.

İsrail güçleri ayrıca, militanlara ait tesisleri hedef aldıklarını söyleyerek, Gazze Şehri mahalleleri de dahil Gazze'nin kuzey ve doğusundaki evleri ve altyapıyı yıkmaya devam etti.

Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın bildirdiğine göre, İsrail'in pazar günü Lübnan'ın güneyindeki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında bir araca gerçekleştirdiği drone saldırısında iki kişi hayatını kaybetti.

Saldırının Ayn el-Mizrab bölgesinde gerçekleştiği, aracın imha edildiği ve yakındaki binalara hasar verildiği bildirildi.

İsrail ordusu, saldırının Hizbullah üyesini hedef aldığını ve Lübnanlı örgütün Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkesi ihlal ettiğini söyledi.

İsrail, Hizbullah'la bir yıllık çatışmayı sona erdiren ateşkesin ardından Lübnan'da tekrarlanan saldırılar düzenleyerek 300'den fazla kişinin ölümüne neden oldu.

İsrail güçleri ayrıca, ateşkes anlaşmasını ihlal ederek sınırın Lübnan tarafındaki 5 noktadaki işgalini sürdürüyor.

İsrail ve ABD, Hizbullah'ın silahsızlanması için baskı yaptı, örgütse bu talebi reddediyor. Lübnan hükümetinin, başlangıçta 2025 yıl sonunu hedef olarak belirleyen bir planın parçası olarak, Lübnan'ın güneyindeki silahsızlanma konusunda ordunun ilerlemesini görüşmek üzere bu hafta toplanması bekleniyor.

Lübnan, İsrail, Fransa, ABD ve BM'nin katılımıyla bir ateşkes izleme komitesinin de toplanması planlanıyor.

Gazze'de, Gazze Şehri'nin Tuffah mahallesindeki evleri ve altyapıyı tahrip ettikten sonra İsrail ordusu "yer üstünde ve yer altında terörist altyapıyı" hedef aldığını öne sürdü ve Beyt Lahya'da daha fazla saldırı düzenlediğini doğruladı.

İsrail, Ekim 2023'te İsrail'in güneyine düzenlenen Filistinli militan saldırısında yaklaşık 1200 kişinin öldürülmesinin ardından Gazze'ye kanlı bir savaş başlattı.

Gazze Sağlık Bakanlığı'na göre, İsrail savaşı bugüne kadar en az 71 bin 386 Filistinlinin ölümüne yol açtı; bunların en az 420'si ateşkesin başlamasından bu yana hayatını kaybetti. İsrail güçleri ayrıca kuşatma altındaki bölgenin büyük bir kısmını yıkarak 2,2 milyonluk nüfusunun çoğunu yerinden etti.

İnsani yardım grupları, ateşkese rağmen Filistinlilere yardım erişiminin kısıtlı kaldığını, İsrail'in malzeme tedarikini engellediğini ve birçok uluslararası kuruluşun Gazze'de faaliyet göstermesini yasakladığını söylüyor.

Independent Türkçe


Grönland Başbakanı, Trump'ın ilhak tehditlerine yanıt verdi: Artık yeter

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen (Nielsen’in Facebook hesabından)
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen (Nielsen’in Facebook hesabından)
TT

Grönland Başbakanı, Trump'ın ilhak tehditlerine yanıt verdi: Artık yeter

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen (Nielsen’in Facebook hesabından)
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen (Nielsen’in Facebook hesabından)

Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland’ın Başbakanı, ABD Başkanı Donald Trump’ın adayı ilhak etme yönündeki tekrarlanan tehditlerine sert tepki göstererek, “Artık yeter” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda, “Artık baskı yok. Artık ima yok. Artık ilhak hayalleri yok. Diyaloğa açığız. Tartışmalara açığız. Ancak bunun doğru kanallar üzerinden ve uluslararası hukuka uygun şekilde yapılması gerekir” ifadelerini kullandı.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de dün yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın Kopenhag’a bağlı Grönland’a yönelik ‘ihtiyaç’ vurgusunu yinelemesinin ardından, ABD’ye ‘tarihi bir müttefike yönelik tehditlerine son verme’ çağrısında bulundu.

Frederiksen, yazılı açıklamasında, “ABD’ye açıkça şunu söylemeliyim: ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesi gerektiğinin söylenmesi kesinlikle kabul edilemez” dedi.

Danimarka Krallığı’nın Faroe Adaları ve Grönland’ı da kapsadığını hatırlatan Frederiksen, ülkesinin NATO üyesi olduğunu ve bu nedenle ittifakın güvenlik şemsiyesinden yararlandığını vurguladı.

Bu gelişmeler, Trump’ın özerk statüye sahip Grönland’a olan ilgisini yeniden dile getirmesinin hemen ardından yaşandı. ABD İç Güvenlik Danışmanı Stephen Miller’ın eşi Katie Miller, cumartesi günü X hesabından Grönland’ın haritasını Amerikan bayrağı renkleriyle paylaşarak büyük harflerle “Yakında” yazdı. Bu paylaşım, stratejik konumu ve zengin maden kaynakları nedeniyle Trump’ın ilgisini çeken Grönland konusunda endişeleri artırdı.

ABD ile Kopenhag arasındaki gerilim, Trump’ın aralık ayı sonlarında bu geniş bölge için özel bir elçi atadığını açıklamasının ardından şiddetlendi.

Dün gazetecilere açıklama yapan Trump, “Grönland’a kesinlikle ihtiyacımız var. Bunu güvenlik açısından istiyoruz” dedi.

Fransa, Danimarka ve Grönland'ın egemenliğine verdiği desteği yineledi

Fransa bugün, Danimarka ve Grönland’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine desteğini bir kez daha yineledi. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux, TF1 kanalına yaptığı açıklamada, “Fransa, Danimarka ile dayanışma içindedir… Grönland, Grönland halkına ve Danimarka halkına aittir. Ne yapmak istediklerine karar vermek onlara kalmıştır. Sınırlar güç kullanılarak değiştirilemez” şeklinde konuştu.

Grönland, Kanada’nın kuzeydoğu kıyısı açıklarında yer alıyor ve topraklarının üçte ikisi Kutup Dairesi içinde bulunuyor. Bu konumu, adayı Kuzey Amerika’nın savunması açısından kritik hale getiriyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD, Grönland’ı Nazi Almanyası’nın eline geçmemesi ve Kuzey Atlantik’teki önemli nakliye yollarını korumak amacıyla işgal etmişti. Günümüzde ABD, Grönland’da askeri üsler bulunduruyor. Ayrıca ada, önemli miktarda nadir toprak elementleri deposuna sahip.