Esed'den Maduro'ya: Rusya ve Çin'in müttefiklerini terk etmesi Afrika'da endişeleri artırıyor

Güçlü ve meşru kurumlara alternatif olarak Rus ve Çin şemsiyesine güvenen Afrika rejimleri, zayıf tekliflere bel bağlıyorlar

Rusya ve Çin, hızlı bir ABD askeri operasyonu ile Maduro ve eşinin tutuklanmasını kınamakla yetindi ve somut bir adım atmadan serbest bırakılmasını talep etti (Reuters)
Rusya ve Çin, hızlı bir ABD askeri operasyonu ile Maduro ve eşinin tutuklanmasını kınamakla yetindi ve somut bir adım atmadan serbest bırakılmasını talep etti (Reuters)
TT

Esed'den Maduro'ya: Rusya ve Çin'in müttefiklerini terk etmesi Afrika'da endişeleri artırıyor

Rusya ve Çin, hızlı bir ABD askeri operasyonu ile Maduro ve eşinin tutuklanmasını kınamakla yetindi ve somut bir adım atmadan serbest bırakılmasını talep etti (Reuters)
Rusya ve Çin, hızlı bir ABD askeri operasyonu ile Maduro ve eşinin tutuklanmasını kınamakla yetindi ve somut bir adım atmadan serbest bırakılmasını talep etti (Reuters)

Sagir el-Haydari

Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklanmasının ardından, özellikle Moskova'nın yaklaşık bir yıl önce bir diğer müttefiki olan eski Suriye devlet başkanı Beşşar Esed'i de terk etmesi sebebiyle, Mali, Nijer, Burkina Faso, Rusya ve Çin'e yakın diğer Afrika ülkelerini endişe kapladı.

Rusya ve Çin, hızlı bir ABD askeri operasyonu ile Maduro ve eşinin tutuklanmasını kınamakla yetindi ve somut bir adım atmadan serbest bırakılmasını talep etti. Bu durum, son yıllarda Moskova ve Pekin ile ittifaklar kuran Afrika ülkeleri arasında endişeleri artırdı.

Meşru endişeler

Birçok faktör bu endişeleri güçlendiriyor. Örneğin, Mali'de Albay Assimi Goita rejimi, Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) örgütü tarafından başkent Bamako'ya uygulanan kuşatmanın üçüncü ayına girmesiyle varoluşsal bir tehditle karşı karşıya. Kuşatmanın uzaması Moskova'nın tutumu ve müttefikini kurtarmak için müdahale edip etmeyeceği konusunda soruları gündeme getiriyor.

Afrika meseleleri konusunda uzman siyasi analist Sultan Alban, “Bu Afrika endişeleri üç nedenden dolayı meşru. Birincisi, Rusya'nın benzer durumlardaki davranışı, desteğinin sınırsız olmadığını doğruluyor. Suriye'ye yoğun bir şekilde müdahil oldu, ancak Esed'in iktidarda kalması Rusya'nın nüfuzu için bir yüke dönüşünce, onun güvenli bir şekilde ülkeden ayrılmasına katkıda bulundu. İkincisi, Mali, Nijer ve Burkina Faso'da, Batı ve BM'nin çekilmesi, bu ülkelerin rejimlerini Moskova'ya daha bağımlı hale getirdi; Moskova ise Ukrayna ile savaş nedeniyle kısıtlı kaynaklara sahip ve bu çatışma kaynaklarını önemli ölçüde tüketmiş durumda. Bu durum, Moskova'yı önümüzdeki dönemde Sahel bölgesinde askeri ve güvenlik açıdan daha az müdahil olmaya itebilir” dedi.

dcfgthy
Rusya, savaş kapasitelerini ve kuvvetlerini pekiştirmek için Afrika ülkelerine yüzlerce Wagner paralı askerini gönderdi (Reuters)

Alban kendisi ile özel röportajda sözlerine şöyle devam etti: “Üçüncüsü, Çin, politikaları gereği, dikkat çekici bir pragmatizmle hareket ediyor. Yeni güç ve otoritelere uyum sağlayabiliyor ve onun için önemli olan, belirli bir kişinin iktidarının devam etmesi değil, yatırımlarını korumak. Güçlü ve meşru kurumlara alternatif olarak Rus ve Çin şemsiyesine güvenen Afrika rejimleri, zayıf tekliflere bel bağlıyorlar.”

Sınırlı destek

Yakın zamana kadar Mali, Burkina Faso, Ekvator Ginesi ve Nijer gibi Afrika ülkeleri Batılı güçlerin müttefikleriydi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ancak son yıllarda, onları Moskova ve Pekin ile ittifak kurmaya ve İran ile de kanallar açmaya yönlendiren siyasi dönüşümler ve askeri darbeler yaşadılar.

Güvenlik ve askeri anlaşmaların imzalanmasının ardından Rusya, bu Afrika ülkelerine, etkilerini eşi benzeri görülmemiş bir dereceye kadar genişletmeyi başaran silahlı örgütlere karşı savaş kapasitelerini ve kuvvetlerini pekiştirmek için yüzlerce Wagner paralı askerini, eğitmeni ve askeri danışmanı gönderdi.

Nijerli siyasi analist Muhammed Aval, “Yeni liderlerin Maduro, Esed ve hatta İran'dan ders alması gerektiğini” düşünüyor. “Zira İsrail geçen yıl haziran ayında İran’daki hedefleri vurmaya başladığında, Rusya ve Çin sessiz kaldı, sadece kınama açıklamaları yayınladı.”

dfgthyju
Son yıllarda, birçok Afrika ülkesi, onları Moskova ve Pekin ile ittifaklara iten siyasi dönüşümlere ve askeri darbelere tanık oldu (Reuters)

Aval, özel röportajda “Rusya ve Çin'in Sahel ülkelerine desteği son derece sınırlı olup, birkaç yüz paralı asker ve askeri teçhizattan ibaret. Bunlar, iç ayaklanmalar veya yerel rejimlere karşı askeri müdahaleler durumunda etkisiz kalacaktır” değerlendirmesinde bulundu. “Buna rağmen, Mali, Nijer ve Burkina Faso'daki rejimler bu uyarıları ve endişeleri görmezden gelmeye devam ediyor ve Batı'ya meydan okuyan egemen bir söylem benimsiyorlar. Bu nedenle, Karakas, Şam veya Tahran'dan ders aldıklarını düşünmüyorum” dedi.

Önce çıkarlar

Bu ülkelerin çoğu tarafından Maduro'nun tutuklanmasıyla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı. Bu arada Mali, Burkina Faso ve Nijer artan güvenlik sorunlarıyla mücadele ediyor ve Rusya'nın bu krizlerin üstesinden gelmelerine ne ölçüde yardımcı olabileceği soruları gittikçe artıyor.

Sultan Alban, “Esed'in ayrılmasından bir yıl sonra Başkan Maduro'nun devrilmesi, Afrika ülkelerinde Moskova ve Putin'in korumasının önemi hakkında bir tartışmanın kapısını açıyor. Ancak bu tartışma, Rusya ve Çin'in sunabileceği şeylerin sınırlarına odaklanmalı, bu iki ülkenin Afrikalı ortaklarını bu kadar kolay terk etmeye hazır olduğu düşüncesine değil” dedi.

Alban, “Örneğin Suriye'de, Şam rejimi Rusya ve İran'ın sağladığı askeri, siyasi ve mali destek sayesinde 10 yıldan fazla ayakta kaldı. Ancak iç çürüme, yatırımın bizzat Rusya için artık kârlı olmadığı bir noktaya ulaştığında devrildi. Bu nedenle Moskova, nüfuzunun ve üslerinin devamlılığını sağlamak için Esed'in ayrılışını organize etti” diye belirtti.

Alban, “Maduro, Venezuela'da iç bir devrimle değil, askeri bir operasyonla devrildi. Maduro rejiminin ve aygıtının önemli bir kısmı sağlam kaldı. Bu, Rusya'nın kendisini yeniden konumlandırabileceği anlamına geliyor. Bu da Washington ile bir çatışmaya girmekten daha az maliyetli. Buradan, büyük güçlerin mantığını anlayabiliriz; çıkarları ve stratejik varlığı savunmak, faydaların devamlılığını sağlamak, kişileri savunmaktan daha önceliklidir” ifadelerini kullandı.

Alban son olarak; “Sahel bölgesinde Rusya, madencilik sözleşmeleri ve diğer imtiyazlar karşılığında paralı askerler ve rejimleri koruma gibi askeri destek sunuyor. Ancak bu ittifak, ideolojik olarak belirli bir Afrika liderine bağlı kalmayı zorunlu kılmıyor. Çin ise altyapıya yatırım yapmayı ve yatırımlarını korumak için istikrarlı bir ortam aramayı hedefliyor. Rusya'ya kıyasla askeri maceralar konusunda daha az istekli ve kendini belirli bir liderin kaderine bağlamıyor. Onun için önemli olan devletin sürekliliği ve ortağın sözleşmelerin sürekliliğine olan bağlılığını güvence altına almaktır” dedi.



Suudi Arabistan ve Pakistan, Çin menşeli savaş jetleri için görüşüyor

JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
TT

Suudi Arabistan ve Pakistan, Çin menşeli savaş jetleri için görüşüyor

JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)
JF-17'ler Pakistan'la Hindistan arasında geçen yıl mayısta patlak veren savaşta da kullanılmıştı (AP)

Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Çin menşeli JF-17 savaş jetleri için müzakere yürütülüyor.

Kimliklerinin açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan iki Pakistanlı yetkili, JF-17 Thunder uçaklarının satışı için Suudi Arabistan'la görüşme yapıldığını savunuyor.

İslamabad ve Pekin ortaklığıyla Pakistan'da üretilen jetlerle ilgili anlaşmanın değerinin 4 milyar dolara kadar çıkabileceği aktarılıyor.

Riyad yönetimi, 2018'de İslamabad'a 6 milyar dolarlık destek paketi verileceğini açıklamıştı. Bu paketin içinde Pakistan Merkez Bankası'na 3 milyar dolarlık mevduat ve ertelenmiş ödemeyle 3 milyar dolarlık petrol tedariki yer alıyordu.

Suudi Arabistan o zamandan beri mevduatları birçok kez yeniledi. Geçen yıl 1,2 milyar dolarlık bir erteleme de dahil, İslamabad'ın döviz rezervlerini istikrara kavuşturmasına yardımcı oldu.

Pakistanlı yetkililer, Suudi Arabistan'a 2 milyar dolarlık kredi ödemesinin sözkonusu savaş jetleriyle yapılmasının planlandığını belirtiyor.

İslamabad yönetimi, silah ihracatını artırıp yerli savunma sanayisini önemli bir gelir kaynağına dönüştürmek amacıyla son aylarda yabancı ülkelerle görüşmeleri hızlandırdı. Libya Ulusal Ordusu'yla 4 milyar dolar değerinde JF-17 anlaşması yapılmıştı. Ayrıca Bangladeş'le de jetlerin satışı için müzakereler sürüyor.

Suudi Arabistan ise hava gücünü çeşitlendirme sürecinde. ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen ay Beyaz Saray'da bir araya gelmişti. ABD Başkanı, Riyad yönetimine F-35 satışını onayladıklarını duyurmuştu. Ortadoğu'da F-35 savaş uçağına sahip olan tek ülke İsrail ise hamleye tepki göstermişti.

Suudi Arabistan-Pakistan savunma anlaşması

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması"nı imzalamıştı.

Amerikan medyasındaki haberlerde, iki ülke arasındaki savunma işbirliğini geliştirmeyi ve herhangi bir saldırıya karşı ortak caydırıcılığı artırmayı hedefleyen anlaşmanın "bölgesel güç dengelerini değiştirebileceği" yorumu yapılmıştı.

Pakistan ordusundan bugün yapılan açıklamada, Pakistan Hava Kuvvetleri Komutanı Zahir Ahmed Baber Sidhu'nun, Suudi Arabistanlı mevkidaşı Turki bin Bander bin Abdulaziz'le bu hafta "savunma işbirliği, bölgesel güvenlik ve gelecekteki ortaklıklarla ilgili" görüştüğü bildirildi.

Independent Türkçe, Reuters, Arab News


Grönlandlılar, Trump’a tepkili: Satılık değiliz

Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
TT

Grönlandlılar, Trump’a tepkili: Satılık değiliz

Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)
Kanada'yla 1,2 kilometre sınıra sahip Grönland'da 56 binden fazla kişi yaşıyor (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ele geçirmeye yönelik tehditleri, ada ülkesi sakinlerinin de tepkisini çekiyor.

Trump, cumartesi günü Venezuela'ya düzenlenen askeri operasyondan sonra yaptığı açıklamada, ulusal güvenlik gerekçesiyle Grönland'a sahip olmaları gerektiğini savunmuştu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de salı günkü açıklamasında, Trump yönetiminin Grönland'a sahip olmak için "ABD ordusunu kullanmak da dahil" çeşitli seçenekleri değerlendirdiğini belirtmişti.

Washington'ın Venezuela'nın ardından Grönland'a da askeri müdahalede bulunabileceğine dair endişeler artarken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, kuzey ülkesini "satın almayı hedeflediklerini" söylemişti.

Ancak 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı olan Grönland'da yaşayanlar, Trump'ın açıklamalarından rahatsız.

BBC'nin irtibata geçtiği, Grönland'ın başkenti Nuuk'ta yaşayan 32 yaşındaki işletmeci Mia Chemnitz şunları söylüyor:

Grönland halkı Amerikalı olmak istemiyor. Biz satılık değiliz.

Danimarka Parlamentosu'nda Grönland'ı temsil eden iki milletvekilinden biri olan Aaja Chemnitz de Trump'ın açıklamaları karşısında "dehşete düştüğünü" belirterek, "ABD'nin başka bir NATO müttefikini ilhak etmeyi gündeme getirmesi tamamen saygısızca bir davranış" diyor.

II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Grönland'da askeri varlığı bulunan ABD için ada özellikle Kuzey Amerika'yla Kuzey Kutbu arasında yer aldığı için stratejik öneme sahip.

Son dönemlerde buzulların erimesiyle erişimi kolaylaşan nadir toprak mineralleri de Grönland'ın doğal kaynaklarına ilgiyi artırdı.

Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, İspanya ve Danimarka'nın, Trump'ın tehditlerine yanıt olarak yayımladığı ortak bildiride Grönland'la dayanışma vurgusu yapılmıştı.

Ancak olası bir askeri operasyon halinde Avrupa ülkelerinin ABD'ye karşı harekete geçip geçmeyeceği belli değil.

Mia Chemnitz, "Bir Grönlandlı olarak, kendime şu soruyu sormadan edemiyorum: Bu müttefikler için bizim değerimiz nedir? Bizi korumak için ne kadar ileri gidebilirler?" diye soruyor.

Grönland'daki İnuit yerlilerinden 42 yaşındaki Aleqatsiaq Peary ise adanın Danimarka'dan tamamen bağımsızlaşması ve gelecekte ABD kolonisine dönüşmemesi gerektiğini söylüyor:

Bu, bir efendinin kontrolünden diğerine, bir işgalcinin hakimiyetinden diğerine geçmek demek. Biz Danimarka'nın kolonisiyiz. Danimarka hükümetinin yönetimi altında zaten çok şey kaybediyoruz.

Independent Türkçe, BBC, NBC


Çin, nükleer füzyonda imkansız sanılan rekoru kırdı

Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
TT

Çin, nükleer füzyonda imkansız sanılan rekoru kırdı

Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)
Çin'in Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak (EAST) reaktörü, "deneysel sınırların çok ötesinde" plazma yoğunluğu seviyelerine ulaştı (HFIPS/ÇBA)

Çin'deki bilim insanlarının füzyon enerjisinde kaydettiği çığır açıcı gelişme, yeni nesil enerji kaynağının gerçekten kullanılabilmesinin önündeki en inatçı engellerden birini nihayet aşabilir.

Çin Bilimler Akademisi'nden (ÇBA) bir ekip, "yapay Güneş" diye adlandırılan deneysel nükleer reaktörünün, daha önce imkansız olduğu düşünülen bir plazma yoğunluğuna ulaştığını açıkladı.

Tehlikeli atık bırakmadan neredeyse sınırsız enerji üretme potansiyeli sunan nükleer füzyon, bazıları tarafından temiz enerjinin "kutsal kasesi" ilan ediliyor.

Bu süreç Güneş'te meydana gelen doğal reaksiyonları taklit ediyor ancak büyük ölçekte gerçekleştirilmesi son derece zor bir iş.

ÇBA'nın Deneysel Gelişmiş Süperiletken Tokamak'ıyla (EAST) ulaşılan kilometre taşları da dahil, son yıllarda çeşitli önemli atılımlar kaydedildi.

ÇBA geçen sene yapay Güneş reaktörünü ilk kez bin saniyeden uzun süre çalıştırmayı başarmış, bu rekor daha sonra Fransa'nın WEST makinesi tarafından kırılmıştı.

Her iki deney de yakıtın (veya plazmanın) belirli bir seviyede kararsız hale gelmesine neden olan ve Greenwald Sınırı diye bilinen teorik yoğunluk sınırlı kalmıştı.

ÇBA araştırmacıları, kendini düzenleyen plazma-duvar adı verilen yeni bir süreç sayesinde plazmayı benzeri görülmemiş yoğunluk seviyelerinde kararlı tutmayı başardı.

Araştırmacılar, plazma yoğunluğunu uzun süredir geçerli olan deneysel sınırların çok ötesine taşımanın, çok daha yüksek enerji çıktılarıyla füzyon ateşlemesini gerçekleştirebileceğini söylüyor.

Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden, araştırmanın ortak yürütücüsü Profesör Ping Zhu şöyle diyor: 

Bulgular, tokamaklarda ve yeni nesil yanıcı plazma füzyon cihazlarında yoğunluk sınırlarını genişletmek için pratik ve ölçeklenebilir bir yol öneriyor.

Son atılım, hakemli dergi Science Advances'ta yayımlanan "Accessing the density-free regime with ECRH-assisted ohmic start-up on EAST" (EAST'te ECRH destekli ohmik başlatmayla yoğunluktan bağımsız rejime erişim) başlıklı çalışmada detaylandırılıyor.

Nükleer füzyon yoluyla pratik enerji üretiminin büyük ölçekte uygulanabilmesi için hâlâ ciddi gelişmelere ihtiyaç var ancak bazı girişimler, bunu önümüzdeki birkaç yılda hayata geçirmeyi hedefliyor.

ABD merkezli Helion Energy, nükleer füzyon enerjisi için dünyanın ilk satın alma anlaşmasını 2023'te imzalamış, Microsoft'a 2028'e kadar 50 MW füzyon enerjisi sağlama sözü vermişti.

Independent Türkçe