Venezuela operasyonu: Asıl hedef Küba mı?

ABD'nin askeri müdahalesinin ardından Havana'da binlerce kişi, Venezuela'ya destek için sokaklara inmişti (AP)
ABD'nin askeri müdahalesinin ardından Havana'da binlerce kişi, Venezuela'ya destek için sokaklara inmişti (AP)
TT

Venezuela operasyonu: Asıl hedef Küba mı?

ABD'nin askeri müdahalesinin ardından Havana'da binlerce kişi, Venezuela'ya destek için sokaklara inmişti (AP)
ABD'nin askeri müdahalesinin ardından Havana'da binlerce kişi, Venezuela'ya destek için sokaklara inmişti (AP)

ABD'nin Venezuela'ya 3 Ocak'ta kara harekatı düzenleyip ülkenin lideri Nicolas Maduro'yu kaçırmasının yankıları sürerken, Washington'ın bir sonraki hedefi Küba olabilir.

ABD Başkanı Donald Trump, harekattan bir gün sonra yaptığı açıklamada, askeri müdahaleye gerek kalmayacağını çünkü Küba'nın "düşmeye hazır" olduğunu iddia etmişti.

Cumhuriyetçi lider daha sonraki açıklamasında da Havana yönetimini hedef alarak "Sayılı günleri var" demişti.

Kübalı göçmen bir ailenin çocuğu olan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da "Havana'da yaşayıp hükümetin bir parçası olsaydım, en azından biraz endişe duyardım" ifadelerini kullanmıştı.

Florida'nın sadece 145 kilometre güneyinde yer alan ada ülkesi, 1960'ların başından bu yana ABD yaptırımları altında.

Havana yönetiminin Maduro'yla yakın ilişkileri vardı. Venezuela, Kübalı doktorların ülkede sağlık hizmeti vermesi karşılığında Havana'nın petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 30'unu karşılıyordu.

BBC'nin analizinde, Maduro'nun gençken Havana'da Küba Komünist Partisi'nin üst kadrolarıyla birlikte çalıştığına dikkat çekilerek, "O, Venezuela devrimi kadar Küba devrimi için de sürekliliği temsil ediyordu" deniyor.

Haberde, Maduro'nun özel korumalarının neredeyse tamamının Kübalı olduğuna da işaret ediliyor. Havana yönetimi, ABD'nin Venezuela'ya askeri müdahalesi esnasında 32 asker ve polisinin hayatını kaybettiğini açıklamıştı.

Maduro'nun selefi Hugo Chavez'le Fidel Castro'nun 1999'da Havana'da bir araya gelmesinden bu yana iki ülke arasında derinleşen dayanışma, ABD'nin operasyonu nedeniyle Küba yönetimini zor durumda bıraktı.

Trump'ın Venezuela limanlarında yaptırımları deldikleri gerekçesiyle petrol tankerlerinin ablukaya alınması talimatı, Küba'da yıllardır süren yakıt ve elektrik krizini daha da kötüleştirdi.

Venezuela'dan petrol akışının durmasıyla ülkedeki kriz kısa sürede çok daha ciddi boyutlara ulaşabilir.

ABD yönetiminin abluka kapsamında Karayipler'de el koyduğu tankerlerden Skipper da Venezuela'dan Küba'ya yaklaşık 2 milyon varil petrol taşıyordu.

Financial Times'ın aktardığına göre 2021'den bu yana 1 milyondan fazla Kübalı, yani nüfusun 10'da biri ekonomik koşullar nedeniyle ülkeyi terk etti.

ABD'li eski istihbarat görevlisi Fulton Armstrong şunları söylüyor:

Trump yönetimi, aylardır Küba hükümetini devirmenin en iyi ve en kolay yolunun Maduro'yu devirmek olduğunu savunuyordu.

Diğer yandan Washington'ın Havana'ya yönelik planlarına dair herhangi bir detay bilinmiyor.

Analizde, ABD'nin Küba'ya petrol akışını durdurması için Venezuela'ya baskı uygulayabileceği ve Meksika'yı da benzer şekilde köşeye sıkıştırmayı deneyebileceği yazılıyor. Meksika, geçen yıl Venezuela'yı geride bırakarak Küba'nın en büyük petrol tedarikçisi olmuştu.

İkinci bir seçenekse Venezuela'ya yapıldığı gibi bir askeri operasyon düzenlenmesi. ABD'nin, Küba ordusundan bazı isimlerle işbirliği yaparak Havana yönetimini devirip, rejimin daha "pragmatik" unsurlarıyla ortaklık kurabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Küba hükümetinin üst kademelerinde "uyumsuz olanların düzenli şekilde tasfiye edildiğine" dikkat çekilerek, böyle bir hamlenin başarısızlıkla sonuçlanabileceği yazılıyor.

Miami Üniversitesi'nden Küba uzmanı Michael J. Bustamante ise Havana'nın 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla başlayan zorlu süreçten çıkmayı başardığını ve ABD ambargosuna rağmen ayakta kaldığını hatırlatıyor. Venezuela petrolünün kesilmesinin Küba'nın sonunu getirmeyebileceğine dikkat çekiyor.  

Independent Türkçe, BBC, Wall Street Journal, Financial Times



Washington'ın yardımları askıya almasının ardından Somali ile ABD arasındaki ilişkiler en düşük seviyesine geriledi

Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
TT

Washington'ın yardımları askıya almasının ardından Somali ile ABD arasındaki ilişkiler en düşük seviyesine geriledi

Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)
Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı binası (Reuters)

Somali ile ABD arasındaki ilişkiler, Washington’ın Mogadişu’daki hükümetin yararlandığı ek yardımları durdurmayı planladığını açıklamasının ardından en düşük seviyesine geriledi. Bu gelişme, tonlarca gıda yardımının akıbetine ilişkin yaşanan anlaşmazlık ortamında meydana geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın dış yardımlardan sorumlu müsteşarı, çarşamba günü X platformunda yaptığı paylaşımda, Somalili hükümet yetkililerinin Washington tarafından finanse edilen Dünya Gıda Programı’na (WFP) ait bir depoyu tahrip ettiğini ve savunmasız Somalililer için bağışçılar tarafından sağlanan gıda yardımlarına yasa dışı şekilde el koyduğunu belirtti.

Yetkili, bu nedenle Washington’ın Somali’ye yönelik yardımlarını askıya alacağını ifade etti. Yardımların parasal değerine ilişkin ise henüz net bir bilgi verilmedi.

Somali Dışişleri Bakanlığı ise dün, ABD tarafından sağlanan yardımların çalındığı yönündeki iddiaları yalanladı ve söz konusu yardımların halen WFP’nin kontrolünde olduğunu açıkladı.

Bakanlık, ana yardım deposunun bulunduğu Mogadişu Limanı bölgesinde, ‘mavi depo’ olarak bilinen tesiste genişletme ve rehabilitasyon çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Açıklamada, bu çalışmaların insani yardımların muhafazası, yönetimi veya dağıtımını etkilemediği vurgulandı.

yjuı
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Mogadişu'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bulunan ofisinde Reuters'e verdiği röportajda (Reuters – Arşiv)

WFP adına konuşan bir sözcü, liman yetkililerinin mavi depoyu yıktığını, WFP’nin ise bu sorunun çözümü ve yardımların güvenli şekilde depolanmasının sağlanması için yetkililerle iş birliği yaptığını söyledi.

Reuters’ın incelediği ve Mogadişu Limanı İdaresi tarafından düzenlenen bir teslimat belgesinde, çarşamba günü itibarıyla, daha önce mavi depodan başka bir depoya taşınan gıda maddelerinin WFP tarafından teslim alındığı belirtildi. Belgenin Somali’deki bir WFP yetkilisi tarafından imzalandığı görülürken, el yazısıyla eklenen bir notta, laboratuvar incelemesinin gıdaların insan tüketimine uygun olduğunu teyit etmesinin ardından nihai teslim almanın onaylanacağı ifade edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı da çarşamba günü yaptığı açıklamada, yardımların yeniden başlatılmasının, Somali hükümetinin sorumluluk üstlenmesi ve durumu düzeltmeye yönelik adımlar atması şartına bağlı olacağını bildirdi.


Çin ve İran savaş gemileri askeri tatbikat için Güney Afrika'da

(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
TT

Çin ve İran savaş gemileri askeri tatbikat için Güney Afrika'da

(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)
(Soldan sağa) Simons Town limanında Çin destroyeri Tangshan (gövde numarası 122), İran donanma gemisi Iris Makran 441 ve Çin ikmal gemisi Taihu (gövde numarası 889) (AFP)

Çin ve İran’a ait savaş gemileri, Güney Afrika’da düzenlenecek ve Rusya’nın da katılımının hedeflendiği deniz tatbikatları öncesinde, dün ülkenin güneyindeki ana deniz üssü açıklarına demirledi.

Güney Afrika’nın 9-16 Ocak tarihleri arasında ev sahipliği yapacağı Will for Peace (Barış için İrade) tatbikatının, katılımcı ülkelerin birçoğuyla görüş ayrılıkları yaşayan ABD ile gerilimi artırabileceği belirtiliyor.

AFP muhabirleri, çarşamba günü Cape Town’daki False Bay Limanı’nda iki Çin savaş gemisini görüntülerken, dün bu gemilere bir İran savaş gemisi de katıldı. Güney Afrikalı deniz yetkilileri, Çin’in öncülük ettiği tatbikatlara Rusya’ya ait savaş gemilerinin de katılmasının beklendiğini açıkladı.

Güney Afrika Ulusal Savunma Kuvvetleri aralık ayında yaptığı açıklamada, tatbikatların ‘deniz taşımacılığının güvenliği ve denizle bağlantılı ekonomik faaliyetlere’ odaklandığını duyurmuştu. Açıklamada, tatbikatların amacının ‘barışçıl deniz güvenliği girişimlerine destek konusunda iş birliğini derinleştirmek’ olduğu ifade edilmiş, faaliyetlere Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS ülkelerinin deniz kuvvetlerinin yanı sıra, gruba daha sonra katılan Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve son olarak Endonezya’nın da dahil olacağı belirtilmişti.

Ortak tatbikatların Kasım 2025’te yapılması planlanıyordu ancak Johannesburg’da düzenlenen G20 Zirvesi ile tarihlerin çakışması nedeniyle ertelenmişti. ABD Başkanı Donald Trump, BRICS ülkelerini ‘ABD karşıtı’ politikalar izlemekle suçlamıştı. Güney Afrika ise Rusya ile yakın ilişkileri ve Gazze savaşı nedeniyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) soykırım davası açması başta olmak üzere çeşitli politikaları nedeniyle ABD’nin eleştirilerine maruz kalmıştı.

Güney Afrika ordusu ayrıca, 2023 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin birinci yıl dönümüne denk gelen dönemde Rusya ve Çin ile deniz tatbikatları düzenlemesi nedeniyle de eleştirilmişti. Üç ülke ilk ortak deniz tatbikatını 2019 yılında gerçekleştirmişti.


İran devlet televizyonu protestolarla ilgili suskunluğunu bozdu

İran'ın ağır ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Tahran'da bir sokaktaki İranlılar (EPA)
İran'ın ağır ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Tahran'da bir sokaktaki İranlılar (EPA)
TT

İran devlet televizyonu protestolarla ilgili suskunluğunu bozdu

İran'ın ağır ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Tahran'da bir sokaktaki İranlılar (EPA)
İran'ın ağır ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde Tahran'da bir sokaktaki İranlılar (EPA)

İran devlet televizyonu, bugün ülke genelinde gece boyunca süren protestolarla ilgili sessizliğini bozdu. Can kayıpları olduğunu ve ABD ile İsrail ile bağlantılı "terörist ajanların" yangın çıkardığını ve şiddeti kışkırttığını iddia etti.

Devlet televizyonunda sabah 8 haber bülteninde yayınlanan kısa haber, gösterilerle ilgili ilk resmi haberdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre haberde, protestoların şiddet olaylarıyla gölgelendiği ve bu olayların can kaybına yol açtığı belirtildi, ancak ayrıntılar verilmedi.

Ayrıca protestolar sırasında "özel araçların, motosikletlerin ve metro, itfaiye araçları ve otobüsler gibi kamuya açık yerlerin ateşe verildiği"  belirtildi.