Donroe Doktrini: Trump'ın Batı Yarımküre Vizyonu

Egemenlik artık mutlak değil, dış değerlendirmeye tabi

Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026
Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026
TT

Donroe Doktrini: Trump'ın Batı Yarımküre Vizyonu

Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026
Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026

Stephanie Potendek Ejera

Yüzyılı aşkın bir süredir Latin Amerika, egemenlik, müdahale ve Batı Yarımküre düzeniyle ilgili düzenlemeler gibi kavramlara ilişkin farklı vizyonların test alanı olmuştur. ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela, Kolombiya, Meksika ve Küba'ya verdiği ültimatomlar, bölgedeki birçok kişinin geçmişte kaldığını umduğu gerilimleri yeniden canlandırdı. Bu adımlar güvenlik çerçevesinde olsa da, uluslararası hukuk, toprak egemenliği ve Batı Yarımküre'de müdahale etmeme ilkesinin uygulanabilirliği hakkında daha derin soruları gündeme getiriyor.

Bu endişenin merkezinde, bazı yorumcuların ve analistlerin gayri resmi olarak “Donroe Doktrini” olarak adlandırmaya başladığı şey yatıyor. Donald ve Monroe isimlerini birleştiren bu terim, özellikle ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısının ardından, Başkan Trump'ın Amerika kıtasına yönelik dış politikasında benimsediği sert yaklaşımı tanımlamak için 2025 ortalarından itibaren New York Post da dahil olmak üzere medya kuruluşlarında yaygınlaşmaya başladı.

Bu doktrin, yasayla ifade edilmiş veya resmi bir belgede yer alan bir doktrin değil, daha ziyade gazeteciler ve analistler tarafından ABD'nin bölgesel davranışındaki bir değişimi tanımlamak için kullanılan bir tanımlama. Popüler kullanımında, terim, kıtasal hakimiyete odaklanmayı, Çin gibi güçlerin dış etkisine direnmeyi ve zorlayıcı ekonomik, yasal ve diplomatik araçları kullanmaya hazır olmayı ifade ediyor.

Bu tanımlama, Başkan James Monroe tarafından Batı Yarımküre'deki sömürgeci Avrupa müdahalesine karşı koymak için formüle edilen 1823 tarihli Monroe Doktrini'nin mirasına dayanıyor. Donroe Doktrini’ne yapılan çağdaş atıflar, yeni bir yasal temelin ortaya çıktığı anlamına gelmiyor, aksine, bu, nüfuz alanları hakkındaki eski fikirlerin sağlam bir şekilde yeniden yorumlandığını yansıtıyor. Bu da egemenliğin hukuk metinlerinde nasıl tanımlandığı değil, pratikte nasıl test edildiğini yeniden şekillendiriyor. Bu ayrım, son ABD eylemleri etrafındaki hukuki tartışmayı anlamak açısından çok önemli.

Kıtasal doktrinden uygulama pratiğine

Uluslararası hukuk ve kuvvet kullanımı hukuku uzmanı Alonso Gurmendi Dunkelberg, “Donroe” teriminin kendisi üzerinde çok durmasa da, çalışmalarında “Monroe Doktrini”nin uluslararası hukuk söylemindeki geç mirasını incelemeye odaklandığını, mevcut ABD uygulamalarını “isteksiz veya yetersiz” kriteri etrafındaki tartışmalardan daha geniş bir bağlama yerleştirdiğini görüyoruz. Dunkelberg, bu sorunlu kavramı, bir ülkenin kendi sınırları içinde var olduğuna inandığı güvenlik tehditleriyle başa çıkmakta yetersiz olduğu düşünüldüğünde, sınır ötesi eylemi haklı çıkarmak için kullanıyor. Bu mantığa göre, egemenlik artık mutlak değil, dış değerlendirmeye tabi kabul edilir ve bu değerlendirmeye dayalı reaksiyonlar gerektirir.

Devletler arasında eşitlik ve müdahale etmeme ilkesi, özellikle daha güçlü aktörlerin zorlayıcı gücüne maruz kalan devletler için bölgesel uluslararası hukukun temel taşlarını oluşturuyor

Bu mantık, uluslararası hukukçu ve daha sonra Uluslararası Adalet Divanı yargıçlığı yapan Alejandro Álvarez gibi erken dönem anayasa hukukçuları tarafından formüle edilen Latin Amerika'daki yerleşik hukuk gelenekleriyle çelişiyor. Álvarez, 20. yüzyılın başlarındaki (1909) yazılarında, devletler arasında eşitlik ve müdahale etmeme ilkesinin, özellikle daha güçlü aktörlerin zorlayıcı gücüne maruz kalan devletler için bölgesel uluslararası hukukun temel taşlarını oluşturduğunu savunmuştu.

Bu fikirler daha sonra, iç hukuk yolları tüketilmeden önce herhangi bir diplomatik veya askeri müdahaleyi reddeden Calvo Doktrini ve devletler arasında eşitliği ve müdahale etmeme ilkelerini bölgesel normlar olarak benimseyen 1933 Montevideo Sözleşmesi gibi hukuki pozisyonlarla somutlaşmıştı. Tarih boyunca Latin Amerika ülkeleri, egemenliklerini dış müdahale mekanizmalarına tabi kılma girişimlerine karşı direnmiştir ve bu da uluslararası hukukun uzun soluklu bir mirasına katkıda bulunmuştur.

sdfrgty
Venezuela’nın geçici Başkanı Delcy Rodríguez ve Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez Padilla, Venezuela'daki ABD operasyonu sırasında öldürülen Venezuelalı ve Kübalı askerleri ve güvenlik personelini anıyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Bu perspektiften bakıldığında, Donroe Doktrini etrafındaki mevcut tartışmalar yeni bir doktrini yansıtmaktan ziyade, uzun süredir yerleşik müdahale etmeme ilkeleri ile siyasi davranışı, güvenlik, yönetişim ve uyumla ilgili dış değerlendirmelere bağlayan modern uygulamalar arasındaki yenilenen bir gerilimi gün yüzüne çıkarıyor. Bu gerilim, özellikle zorlayıcı uygulama araçları Venezuela'ya uygulandığında belirgin bir şekilde ortaya çıktı.

Venezuela ve çağdaş zorlayıcı mekanizmalar

Şarkul Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Venezuela, zorlayıcı uygulama baskısının pratikte nasıl işlediğine dair canlı bir örnek sunuyor. Birden fazla yaptırım sistemi, varlıkların dondurulması ve sınır ötesi icraatlar, bu hedeflerin resmi formülasyonlarından bağımsız olarak, siyasi hedeflere ulaşmak için kullanılan temel araçlar haline geldi. Bu uygulamalar, meşru baskı ile yasadışı müdahale arasındaki çizgileri bulanıklaştırarak, takdir yetkisinin kapsamını genişletiyor ve hesap sorma mekanizmalarını zayıflatıyor. Daha da önemlisi, Venezuela'ya uygulanan baskı sınırlarıyla sınırlı değil. Donroe yaklaşımıyla, zorlayıcı uygulama kullanılarak daha geniş bir bölgesel ölçekte siyasi davranışın yeniden şekillendirilmesi amaçlanıyor. Bu çapraz etki, son ABD eylemlerine kıtasal önem kazandırıyor ve komşu ülkelerin Caracas'taki olaylara ilişkin artan teyakkuzunu açıklıyor.

xscdfrgt
Caracas'ta Venezuela Ulusal Parklar Birimi (JN Parkes) üyeleri, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores'in serbest bırakılmasını talep eden bir yürüyüş düzenledi, 8 Ocak 2026 (AFP)

Küba, enerji kaynaklarına olan yapısal bağımlılığı nedeniyle Venezuela'ya uygulanan baskının bir sonucu olarak en doğrudan ve somut kırılganlık biçimlerinden biriyle karşı karşıya bulunuyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi'nin 2022 ve 2023 verilerine göre, Venezuela tarihsel olarak Havana'nın ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 58'ini karşılarken, 2023 yılında ek olarak Meksika ihtiyacının yüzde 31'ini karşıladı. Tedarik kaynaklarını çeşitlendirme yönündeki sınırlı girişimlere rağmen, bu yapı Küba'yı Venezuela'dan gelen tedariklerde herhangi bir aksamaya karşı son derece savunmasız hale getiriyor (ABD Enerji Bilgi İdaresi - 2024).

Donroe yaklaşımıyla, zorlayıcı uygulama kullanılarak daha geniş bir bölgesel ölçekte siyasi davranışın yeniden şekillendirilmesi amaçlanıyor. Bu çapraz etki, son ABD eylemlerine kıtasal önem kazandırıyor ve komşu ülkelerin Caracas'taki olaylara ilişkin artan teyakkuzunu açıklıyor

Uygulama araçlarına dayanan politikaların şekillendirdiği bir bağlamda, enerji ilişkileri salt ticaretten siyasi hizalanmanın bir göstergesine dönüşmeye yatkın hale geliyor. Bu nedenle, Caracas'a ihracatını kısıtlaması için baskı yapmak sadece doğrudan hedefi etkilemekle kalmayacak, aynı zamanda bu, ekonomik istikrarı büyük ölçüde dış enerji tedarikine bağlı olan üçüncü bir ülke üzerinde dolaylı baskı aracı olarak da kullanılacaktır.

Tedariklerdeki herhangi bir sürekli aksama, Küba ekonomisinin kırılganlığını derinleştirecek ve hükümete yöneltilen yasal ve ekonomik baskıyı, başka bir hükümeti etkileyen insani bir krize dönüştürecektir. Bu yol, dolaylı müdahale biçimlerini reddeden Latin Amerika'daki hukuki geleneklere aykırı. Calvo Hukuk Okulu, dış etkinin varlığını inkar etmez, ancak iç hukuk prosedürlerini atlayan veya ekonomik araçlar kullanarak sınır ötesi baskı uygulayan zorlayıcı uygulamaları reddeder.

Küba örneği, koşullu yaptırımın sınır ötesinde nasıl yankı bulduğunu ve bölgesel ilişkileri yeniden şekillendiren ikincil etkiler yarattığını somutlaştırıyor. Baskının düzeyinin farklı ancak doğasının aynı olduğu bu dinamik, enerji iş birliğinin stratejik hizalanma hesaplarıyla kesiştiği Meksika örneğinde daha da karmaşık bir hal alıyor.

Stratejik hizalanma hesapları

Meksika’nın konumu hem daha belirsiz hem de daha karmaşık. Küba'nın aksine, Meksika doğrudan maddi kırılganlıkla karşı karşıya değil, ancak Venezuela'ya yönelik uygulama politikalarından kaynaklanan siyasi ve hukuki baskıya giderek daha fazla maruz kalıyor. Tamamlayıcı bir enerji tedarikçisi olarak artan rolü, ekonomik iş birliğinin stratejik hizalanmayla ilgili beklentilerle nasıl kesişebileceğini gösteriyor.

swefrt6y
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum, Mexico City'deki Ulusal Saray'da düzenlenen bir basın toplantısında, 5 Ocak 2026 (AFP)

Meksika'nın tutumu, müdahale etmeme ilkesine ve diplomatik karar alma bağımsızlığına yönelik sağlam bir anayasal bağlılığın yanı sıra Washington ile karmaşık bir stratejik ilişkiyle tanımlanıyor. Buna ek olarak, enerji sektöründe veya bölgesel diplomaside Caracas ile yapılacak herhangi bir iş birliği, ekonomik değerinin ötesine uzanan yasal ve normatif sonuçları içinde taşıyor. İç politika açısından bölgesel istikrara doğru bir adım gibi görünen, dışarıda beklenen hizalanmadan bir sapma olarak yorumlanabilir.

Uluslararası ilişkilerde bu yaklaşım, devletlerin doğrudan çatışma yerine kurumsal konumlanma ve yasal çerçeveler aracılığıyla özerkliklerini korumaya çalıştıkları “yumuşak dengeleme” olarak tanımlanır. Ancak Donroe mantığı, tarafsızlığın kendisinin dış değerlendirmeye tabi olması nedeniyle bu tür manevraları daha sınırlı hale getiriyor.

Bu nedenle Meksika, karşıt beklentiler arasında sıkışıp kalmış bulunuyor. Enerji istikrarı çabalarına katılım ve diplomatik etkileşim, siyasi karar alma alanını daraltan bir uygulama merceğinden değerlendirilebilir. Meksika’nın, müdahale etmeme ilkesine bağlılığını ve dış baskıları reddettiğini kamuoyu önünde yeniden teyit etmesine rağmen, hizalanma beklentisinin devam etmesi, yasal özerkliğinin giderek artan bir baskıya maruz kalabileceğine işaret ediyor.

Bu dinamikler, farklı bir biçimde de olsa, Kolombiya’nın karşı karşıya kaldığı baskıları da yansıtıyor. Bogotá’dan bir güvenlik hizalanması talep edilirken, Meksika diplomatik ve yasal baskılarla karşı karşıya bulunuyor. İki vaka birlikte, yaptırıma dayalı bölgesel stratejilerin egemenlik üzerinde nasıl farklı, ancak benzer kısıtlamalar yarattığını ortaya koyuyor.

Devletler, doğrudan çatışma yerine kurumsal konumlanma ve yasal çerçeveler yoluyla özerliklerini korumaya çalışıyorlar. Ancak Donroe mantığı, tarafsızlığın kendisinin dış değerlendirmeye tabi hale gelmesi nedeniyle bu tür manevraları daha sınırlı hale getiriyor

Kolombiya ve güvenlik bağımsızlığının daralan sınırı

Kolombiya, Venezuela'ya uygulanan baskının paralel, ancak farklı türde sonuçlarıyla yüzleşiyor. Enerjiye güvenmek yerine, Bogotá'daki temel dinamik güvenlik hizalanması ve egemenliğin savunulması etrafında dönüyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklanmasıyla sonuçlanan ABD operasyonunun ardından, Kolombiyalı liderler, uluslararası hukuk uyarınca öz savunma, ulusal toprakların herhangi bir dış saldırıya karşı savunulması hakkı konusunda açık uyarılarda bulundular.

Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ABD'nin saldırganlığını açıkça reddederek, Kolombiya'nın saldırıya uğraması durumunda kendini savunacağını vurguladı. Bu duruş, caydırıcılık ve hazırlığı diplomatik uzlaşmanın önüne koyan güvenlik reaksiyonlarını tetikleyebilecek uygulama odaklı söylemin nasıl işlediğini ortaya koyuyor.

sı8o9
Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, Kolombiya'nın başkenti Bogotá'da, Güney Amerika’da bağımsızlık lideri Simón Bolívar'ın resminin bulunduğu pankartlar taşıyan destekçileriyle çevrili, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Venezuela'daki istikrarsızlık uluslararası bir güvenlik tehdidi olarak gösterildiğinde, koordineli uygulama örtük bir yanıt haline geliyor. Bu durum, Kolombiya'yı özellikle sınır kontrolü, istihbarat iş birliği ve göç yönetimi konularında uyumluluk beklentilerinin ön saflarına yerleştiriyor. Aynı zamanda, bu süreç Bogotá'nın müzakereci barış süreçleriyle ilgili taahhütlerine ve bölgesel güvenlik politikasının özerkliğine baskı yapıyor.

Bu duruş, özellikle ABD müdahalesinden çekinenler arasında kısa vadeli iç siyasi kazanımlar sağlayabilir, ancak aynı zamanda diplomatik manevra alanını daraltma ve ikili bölünmeleri derinleştirme riskini de taşıyor. Egemenliğini koruma arayışında Kolombiya, arabuluculuk ve hukuki esneklik kapasitesinin, direnmeye çalıştığı dinamikler tarafından aşındırıldığını görebilir.

Egemenliğini koruma arayışında Kolombiya, arabuluculuk ve hukuki esneklik kapasitesinin, direnmeye çalıştığı dinamikler tarafından aşındırıldığını görebilir

Küba, Meksika ve Kolombiya'nın deneyimleri birlikte ele alındığında, tek bir devlete uygulanan baskının tüm bir bölgeyi nasıl yeniden şekillendirebileceğini ortaya koyuyor. Enerji bağları, diplomatik bağımsızlık ve güvenlik tercihleri, bir devletin etkisinin iç kurumlarıyla değil, siyasi hizalanmaya ilişkin dış beklentilere uygunluğuyla ölçüldüğü, birbirine bağlı sadakat testleri haline geliyor.

Donroe Doktrini olarak adlandırılan şey, eski bir kıta düzeninin yeniden canlanışını değil, kabulden ziyade uyumu önceliklendiren bir yeniden şekillendirmeyi yansıtıyor. Zorlayıcı araçların yasal ve idari süreçlere entegre edilmesiyle, hukuk ve güç arasındaki denge bölge genelinde değişiyor. Tehlike sadece istikrarsızlaştırmada değil, aynı zamanda iş birliğinin temelini oluşturan yasal güvenin kademeli olarak aşınmasında da yatıyor.

xdfergt
ABD güçleri tarafından tutuklanmasının ardından Havana'da Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu destekleyen bir mitingde Kübalılar Venezuela bayrakları sallıyor, 3 Ocak 2026 (AFP)

Uygulamanın alanı genişledikçe, Batı yanlısı gruplar bile ideolojik muhalefetten değil, yasal hayal kırıklığından kaynaklanan yabancılaşmaya karşı savunmasız hale gelirler. Gücün koşullu olarak ele alınması, hem müttefikler hem de rakipler arasında güveni aşındırır ve bölgesel iş birliğinin normatif temellerini zayıflatır.

Bu yaklaşımın nüfuzu artırıp artırmayacağı veya dağılmayı hızlandırıp hızlandırmayacağı henüz belli değil. Ancak kesin olan şey, hukuki terimlerle çerçevelenen baskının, doğrudan hedeflerinin ötesine uzanan sonuçlar doğurarak Amerika kıtasındaki güç, eşitlik ve özerklik kavramlarını yeniden şekillendirdiğidir.



Netanyahu: İran'la savaş, İsrail'i "nükleer yok olma" tehdidinden kurtardı

Netanyahu Knesset'te konuşma yapıyor (Arşiv- EPA)
Netanyahu Knesset'te konuşma yapıyor (Arşiv- EPA)
TT

Netanyahu: İran'la savaş, İsrail'i "nükleer yok olma" tehdidinden kurtardı

Netanyahu Knesset'te konuşma yapıyor (Arşiv- EPA)
Netanyahu Knesset'te konuşma yapıyor (Arşiv- EPA)

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, dün yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ülkesini “nükleer imha” tehdidinden kurtardığını söyledi.

Netanyahu, Washington ile Tahran arasında Ortadoğu’daki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir anlaşmaya varıldığının açıklanmasının ardından yaptığı ilk değerlendirmede, “En önemli şey, İsrail Devleti’ni nükleer imha tehdidinden kurtarmış olmamızdır” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ocak 2026'da Kudüs'te düzenlenen bir konferansta konuşuyor (EPA).İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ocak 2026'da Kudüs'te düzenlenen bir konferansta konuşuyor (EPA).

Televizyondan canlı yayımlanan basın toplantısında konuşan Netanyahu, “Bu ne anlama geliyor? Şu an beni dinleyen milyonlarca İsrail vatandaşı için büyük bir toplu ölüm tehlikesinin ortadan kaldırılması anlamına geliyor” dedi.

Netanyahu, sözlerini şöyle sürdürdü: “İsrail halkının yok edilmesi riskini yıllar boyunca uzaklaştırmış bulunuyoruz.”


ABD ordusu, Kaliforniya'da bir B-52 bombardıman uçağının düşmesi sonucu 8 kişinin öldüğü değerlendiriliyor

ABD'ye ait stratejik bombardıman uçağı "B-52 Stratofortress", 8 Nisan 2026'da İngiltere'deki "Fairford" hava üssünde (EPA)
ABD'ye ait stratejik bombardıman uçağı "B-52 Stratofortress", 8 Nisan 2026'da İngiltere'deki "Fairford" hava üssünde (EPA)
TT

ABD ordusu, Kaliforniya'da bir B-52 bombardıman uçağının düşmesi sonucu 8 kişinin öldüğü değerlendiriliyor

ABD'ye ait stratejik bombardıman uçağı "B-52 Stratofortress", 8 Nisan 2026'da İngiltere'deki "Fairford" hava üssünde (EPA)
ABD'ye ait stratejik bombardıman uçağı "B-52 Stratofortress", 8 Nisan 2026'da İngiltere'deki "Fairford" hava üssünde (EPA)

ABD ordusu, dün California'da kalkıştan kısa bir süre sonra düşen "B-52 Stratofortress" tipi bombardıman uçağında bulunan 8 kişiden kurtulan olmadığını bildirdi.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre, Edwards Hava Üssü'nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "ABD Hava Kuvvetleri'ne ait, rutin bir test görevi kapsamında 8 personeli taşıyan B-52 Stratofortress tipi uçak, bugün yerel saatle 11:20'de Edwards Havaalanı'ndan kalkışından kısa bir süre sonra düşmüştür. İlk belirlemeler, kazadan kurtulan olmadığını göstermektedir."

Los Angeles'ın 95 kilometre kuzeyinde yer alan hava üssünden daha önce Facebook üzerinden yapılan açıklamada ise acil durum ekiplerinin kazaya anında müdahale ettiği ve olaya ilişkin incelemenin sürdüğü belirtilmişti.

Havadan çekilen görüntülerde, uçağın düştüğü bölgenin küle döndüğü ve geriye sadece enkaz parçalarının kaldığı görülürken, bölgedeki bir yayın helikopterinde bulunan muhabir, kazanın ardından yoğun siyah dumanların yükseldiğini bildirdi.

Yangın bölgesinin yakınında çok sayıda acil durum aracı konuşlandırıldı. ABD Hava Kuvvetleri tarafından 1950'lerden beri kullanılan B-52, uzun menzilli bir bombardıman uçağı olarak biliniyor. Maksimum muharebe menzili 14 bin ila 16 bin kilometre arasında değişen ve nükleer silah taşıma kapasitesine sahip olan bu uçaklar; Vietnam, Körfez, Irak, Afganistan ve son olarak İran'daki çatışmalarda ABD tarafından görevlendirildi.


ABD Başkan Yardımcısı Vance, Trump'ın koltuğuna talip olacak mı?

JD Vance'in bizzat yazarak 2016'da yayımladığı yaşam öyküsü Hillbilly Elegy, hem New York Times En Çok Satan Kitaplar listesinde zirveye çıkmış hem de filme uyarlanarak dünya sinemalarında gösterilmişti (AP/Arşiv)
JD Vance'in bizzat yazarak 2016'da yayımladığı yaşam öyküsü Hillbilly Elegy, hem New York Times En Çok Satan Kitaplar listesinde zirveye çıkmış hem de filme uyarlanarak dünya sinemalarında gösterilmişti (AP/Arşiv)
TT

ABD Başkan Yardımcısı Vance, Trump'ın koltuğuna talip olacak mı?

JD Vance'in bizzat yazarak 2016'da yayımladığı yaşam öyküsü Hillbilly Elegy, hem New York Times En Çok Satan Kitaplar listesinde zirveye çıkmış hem de filme uyarlanarak dünya sinemalarında gösterilmişti (AP/Arşiv)
JD Vance'in bizzat yazarak 2016'da yayımladığı yaşam öyküsü Hillbilly Elegy, hem New York Times En Çok Satan Kitaplar listesinde zirveye çıkmış hem de filme uyarlanarak dünya sinemalarında gösterilmişti (AP/Arşiv)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, CBS Sunday Morning'e verdiği röportajda 2028'de yapılması beklenen başkanlık seçimlerinde aday olup olmayacağı sorusunu yanıtladı. 

Kasımda düzenlenecek ara seçimleri işaret eden 41 yaşındaki Cumhuriyetçi, o tarihten sonra eşi Usha Vance'le birlikte karar vereceklerini söyledi. O ana kadar herhangi bir karar almayacağını belirtti:

İster başkanlık ister başka bir şey olsun, gelecekteki işimi düşünürken daha kötü bir başkan yardımcılığı yapmayı hiç istemem.

Kendisinin atacağı adımlar hakkında Donald Trump'ın ne düşüneceği konusundaysa şöyle konuştu: 

ABD Başkanı'nın nihayetinde alacağım herhangi bir karara büyük bir destek vereceğinden hiçbir şüphem yok ama bu kararın ne olacağı konusunda gerçekten konuşmadık.

Trump'la yaptığı görüşmelerde kendi siyasi geleceğini gündeme taşımadığını ifade eden Vance, "Bu konuyu hiç ben açmıyorum. Ama tabii ki Başkan bazen kamuoyu önünde, bazen de özel sohbetlerde bunu sık sık gündeme getiriyor. Başkan tam anlamıyla bir siyaset kurdu. Bu tür şeyleri çok seviyor" dedi. 

Vance, Trump'ın zaman zaman kendisine "Bundan sonra ne olacak?", "Başarımızı nasıl sürdürebiliriz?", "Bu geleceğimiz açısından ne anlama geliyor?" gibi sorular yönelttiğini belirtip "Yani bu konuları konuşuyoruz ama çok da derinlemesine değil" ifadesini kullandı.

Vance'e yakın bir kaynakla görüşen Washington Post, ABD Başkanı Yardımcısı'nın temmuz sonlarında dünyaya gelmesi beklenen 4. çocuğunun doğumunu beklediğini martta bildirmişti. 

2028'de Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı olmasına yüksek ihtimal verilen isimler arasında Vance'le birlikte Dışişleri Bakanı Marco Rubio da var. 

55 yaşındaki Rubio'yla Vance'i rekabete girmeye teşvik eden Trump, ikilinin aynı seçim kampanyasında başkan ve başkan yardımcısı adayı olarak birlikte yarışabileceklerini de söylüyor.

Geçen ay yapılan bir anket Cumhuriyetçilerin yüzde 36'sının Vance'i, yüzde 35'ininse Rubio'yı başkan adayı olarak görmek istediğini ortaya koymuştu. 

Independent Türkçe, The Hill, Washington Post