Matt Damon iptal kültürüyle ilgili konuştu: "Bazıları hapse girmeyi tercih eder"

Can Dostum'un yıldızı iptal edilmenin insanları "mezara kadar" takip ettiğini Joe Rogan'la konuşurken söyledi

(AP)
(AP)
TT

Matt Damon iptal kültürüyle ilgili konuştu: "Bazıları hapse girmeyi tercih eder"

(AP)
(AP)

Adam White

Adam White @__adamwhite 

Matt Damon, halkın gözü önünde "iptal edilen" bazı kişilerin bunun yerine hapse girmeyi tercih edeceğini öne sürdü.

Can Dostum'un (Good Will Hunting) Oscar ödüllü yıldızı, yeni filmini tanıtmak için Joe Rogan'ın ABD'deki podcast programına konuk olduğunda kendisine "iptal kültürü" soruldu.

İptal kültürü denen olguya düzenli olarak karşı çıkan Rogan, iptal edilmenin bir ihlalin "son raddeye kadar abartılması" ve ardından kişinin "ömür boyu medeniyetten dışlanması" anlamına geldiğini savunarak Damon'a bu konudaki düşüncelerini sordu. 

Bu tanıma katılıyor gibi görünen Damon "[Ve] sonsuza kadar devam ediyor" diye cevap verdi.

Oyuncu "Çünkü bahse girerim bu insanların bazıları 18 ay ya da ne kadarsa işte, hapse girmeyi ve sonra çıkıp 'Borcumu ödedim. Artık bitti. Artık bitirebilir miyiz?' demeyi tercih ederdi" diye ekledi.

Damon "Buradaki mesele (bu şekilde kamuoyunda yerden yere vurulmak), bunun asla bitmemesi" diye devam etti. 

İnsanın peşini mezara kadar bırakmıyor.

Matt Damon, The Joe Rogan Experience'ta (Spotify)Matt Damon, The Joe Rogan Experience'ta (Spotify)

Damon, uzun süredir birlikte çalıştığı arkadaşı Ben Affleck'le birlikte podcast'e konuk oldu. İkili, Netflix'in aksiyon-gerilim filmi The Rip'te başrolleri paylaşıyor. The Independent'tan Clarisse Loughrey, filmin "albenisi olmadığını" ve "telefonlarında gezinmekle meşgul kişiler için yapılmış gibi göründüğünü" söylüyor.

Yıllar içinde bir-iki kez kısa süreliğine başı belaya giren Damon, 2021'de "herhangi bir tür hakaret kullanmadığını" belirten bir açıklama yapmak zorunda kalarak dikkat çekmişti.

Damon "i harfiyle başlayan hakareti kullanmayı bıraktığını", kendisinin bir espri yaparken bunu kullandığını duyan kızının, "bu kelimenin ne kadar tehlikeli olduğuna dair çok uzun ve güzel bir makale yazması"ndan birkaç ay sonra verdiği bir röportajda söylemişti.

Tepkilerin ardından Damon, sözlerinin neden "birçok kişinin en kötüsünü düşünmesine neden olduğunu" anladığını söylemiş ancak "Kişisel hayatımda kimseye 'i**e' demedim ve kızımla yaptığım bu konuşma kişisel bir uyanış sağlamadı" diyerek geri adım atmamıştı.

Can Dostum'da birlikte oynadığı ve birkaç yıl boyunca sevgili olduğu aktris Minnie Driver da 2017'de Damon'ı kamuoyu önünde yerden yere vurmuştu. Damon, #MeToo hareketinin "harika" ve "gerekli" olduğunu ancak "birinin poposuna hafifçe vurmakla tecavüz veya çocuk istismarı arasında fark olduğunu... [Ve] bu davranışlarla sorgusuz sualsiz yüzleşilmesi ve bunların ortadan kaldırılması fakat birbirleriyle karıştırılmaması gerektiğini" söylemişti.

Driver, Twitter'da "Tanrım, ciddi misin?" diye sormuştu.

Kadınların cinsel taciz, saldırı ve tecavüz arasındaki farkı ayırt etmesiyle ilgili tüm bu görüşlere sahip erkeklerin, bu konuda tamamen duyarsız davrandıklarını ve nihayetinde sorunun sistematik bir parçası olduklarını açığa vurmaları çok ilginç (ve hiç de şaşırtıcı değil).

Independent Türkçe, independent.co.uk/arts-entertainment



Senaristi, De Niro klasiğinin neden Oscar'a layık görülmediğini anlattı

(Columbia Tristar)
(Columbia Tristar)
TT

Senaristi, De Niro klasiğinin neden Oscar'a layık görülmediğini anlattı

(Columbia Tristar)
(Columbia Tristar)

Inga Parkel 

Paul Schrader, Martin Scorsese'nin Taksi Şoförü'nün (Taxi Driver) "tartışmalı" konusu nedeniyle 1977 Oscar Ödülleri'nde göz ardı edildiğine inanıyor.

Kendisi de tanınmış bir yönetmene dönüşmeden önce beğenilen bir senarist olan 79 yaşındaki Schrader, özellikle Robert De Niro'nun başrolünü oynadığı kara polisiye filminin senaryosunu yazmasıyla biliniyordu.

De Niro'nun uykusuzluk çeken, sıkıntılı Travis Bickle'ı canlandırdığı film, New York'ta taksi şoförlüğü yapmaya başlayan Bickle'ın 12 yaşındaki hayat kadını Iris'i (Jodie Foster) kurtarmaya yönelik takıntılı çabasını konu alıyor.

Kült klasik, En İyi Film de dahil 4 dalda Oscar'a aday gösterildi. Ancak hem Schrader hem de Scorsese, En İyi Özgün Senaryo ve En İyi Yönetmen dallarında göz ardı edilirken, en büyük ödül ise nihayetinde John G. Avildsen'in sevilen boks draması Rocky'ye gitti.

Filmin 50. yıldönümü vesilesiyle Deadline'a verdiği yeni röportajda Schrader, "Taksi Şoförü'nün kazanmamasına biraz olsun şaşırmadım" dedi. 

En İyi Özgün Senaryo kategorisine bakarsanız muhtemelen o yılın en özgün senaryosuydu ama çok tartışmalı bir filmdi.

Robert De Niro, sıkıntılı ve yalnız Travis Bickle rolündeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandı (Columbia Tristar)Robert De Niro, sıkıntılı ve yalnız Travis Bickle rolündeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı kazandı (Columbia Tristar)

Hatta Columbia Pictures'ın "filmin bu kadar başarılı olmaya başlaması karşısında hazırlıksız yakalandığını" paylaştı. 

Onu istisnai bir film olarak görmüşlerdi ve bu yüzden pazarlama testi yapmadılar veya pazarlama desteği vermediler.

1976'da gösterime giren Taksi Şoförü, dünya çapında 27,6 milyon dolar hasılat elde ederek muazzam bir eleştirel ve ticari başarı yakaladı.

Schrader, "Bu, oradan oraya dolaşan ve herkesin 'Biz yapmayalım, başkaları yapsın' dediği senaryolardan biriydi" diye ekledi.

Ayrıca Oscar Ödülleri'ne "güzellik yarışması" diyerek burun kıvırdı.

Schrader, "Bunu yıllar önce Oscar kazanamadığında Marty'ye söylediğimi hatırlıyorum" diye sözlerini sürdürdü. 

Ona 'Marty, önceliğin Oscar kazanmaksa, yeni öncelikler belirlemelisin. Çünkü o ödülü önceliğin haline getirip kendini o kadar düşürmene değmez' dedim.

Nihayetinde Schrader, Taksi Şoförü'nde Iris'in çıkarcı pezevengi Matthew "Sport" Higgins'i canlandıran Harvey Keitel'in oynadığı suç draması Mavi Yakalılar'la (Blue Collar) 1978'de yönetmenliğe adım attı.

Taksi Şoförü'nün doruk noktasındaki ölümcül çatışmada öldürülen karakterin beyaz olması yönünde film ekibine baskı yapılmasının ardından Sport rolüne, şu anda 87 yaşında olan Keitel seçilmişti.

Schrader, Deadline'a "Eğer o, sadece siyahları öldüren bir ırkçı gibi görünürse sinemada isyan çıkacağını söylediler" dedi.

Marty için bu sorun değildi zira Harvey Keitel'e başrolü vermek istiyordu ancak daha sonra herkes Bob'un bu role çok daha uygun olduğunu fark etti.

Independent Türkçe,independent.co.uk/arts-entertainment


Saint-Tropez skandalında karar: Fransız yargısından Faslı şarkıcı Saad Lamjarred’e 5 yıl hapis cezası

Faslı şarkıcı  Saad Lamjarred (AFP)
Faslı şarkıcı  Saad Lamjarred (AFP)
TT

Saint-Tropez skandalında karar: Fransız yargısından Faslı şarkıcı Saad Lamjarred’e 5 yıl hapis cezası

Faslı şarkıcı  Saad Lamjarred (AFP)
Faslı şarkıcı  Saad Lamjarred (AFP)

Fransa’nın güneyindeki Draguignan Ağır Ceza Mahkemesi, Faslı şarkıcı Saad Lamjarred hakkında, Saint-Tropez’de genç bir Fransız kadına tecavüz ettiği gerekçesiyle 5 yıl hapis cezası verdi. Karar, Arap dünyasında geniş hayran kitlesine sahip sanatçının kariyerini tehdit eden yargı süreçlerinin yeni halkası oldu.

Karar, gizlilik içinde yürütülen ve mağdur tarafın talebi üzerine kapalı oturum şeklinde gerçekleştirilen duruşmaların ardından açıklandı. Fransız yasaları, cinsel saldırı davalarında mağdurların mahremiyetini korumak amacıyla bu tür uygulamalara izin veriyor.

Fransız savcılığı, 41 yaşındaki sanatçı için 10 yıla kadar hapis cezası talep etmişti. Ancak mahkeme heyeti talep edilen cezanın yarısına hükmetti. Lamjarred ayrıca mağdura 30 bin euro tazminat ve 5 bin euro avukatlık ücreti ödemeye mahkûm edildi.

fvgrb
Faslı yıldız Saad Lamjarred (AFP)

Tutuksuz yargılanan Lamjarred, kararın ardından ailesiyle birlikte mahkeme salonundan ayrıldı. Lamjarred’in karar sonrası eşini ve kayınvalidesini teselli ettiği görüldü.

Tartışmalı yaz gecesinin detayları

Davanın geçmişi Ağustos 2018’e uzanıyor. O dönemde Saint-Tropez’de bir eğlence mekânında garson olarak çalışan mağdurun, Faslı sanatçıyla tanıştığı ve daha sonra olayların Lamjarred’in otel odasında devam ettiği belirtildi.

Mağdur, soruşturma sırasında verdiği ifadede, otel odasında fiziksel şiddet ve cinsel saldırıya maruz kaldığını, yaşadığı şok nedeniyle karşı koyamadığını anlattı. İfadeler, olayın ardından genç kadını gördüğünü söyleyen yakın arkadaşının tanıklığıyla da desteklendi. Arkadaşı, mağdurun psikolojik ve fiziksel açıdan çökmüş halde olduğunu söyledi.

sdvdfv
Faslı yıldız Saad Lamjarred ve eşi Ghita Allaki (AFP)

Lamjarred ise soruşturma ve dava süreci boyunca suçlamaları kesin bir dille reddetti. Sanatçı, taraflar arasındaki ilişkinin rızaya dayalı olduğunu ve genç kadının kendi isteğiyle otel odasına geldiğini savundu.

Paris dosyası ve “şantaj” iddiaları

Bu karar, “LM3ALLEM” lakabıyla tanınan sanatçı hakkında verilen ilk ceza değil. Lamjarred, 2023 yılında Paris Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da 2016’da bir Paris otelinde başka bir Fransız kadına yönelik benzer suçlamalar nedeniyle 6 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

cds vc
Faslı yıldız Saad Lamjarred (AFP)

Söz konusu Paris dosyası hâlen temyiz sürecinde bulunuyor. Davada ayrıca mağdurun çevresinden 5 kişi, Faslı sanatçıdan şikâyetin geri çekilmesi ve tanıklık yapılmaması karşılığında 3 milyon euro talep ederek şantaj girişiminde bulunmak suçundan hüküm giymişti.

Uluslararası soruşturmalar

Lamjarred’in adli geçmişi Fransa’yla sınırlı değil. Sanatçı hakkında ilk uluslararası soruşturma 2010 yılında ABD’nin New York kentinde açılmıştı. O dönemde bir Amerikalı kadına yönelik cinsel ve fiziksel saldırı suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Lamjarred, karar çıkmadan ABD’den ayrılmıştı.

dvfd
Faslı yıldız Saad Lamjarred (AFP)

Dava, 2016 yılında mahkeme dışı yüksek meblağlı mali uzlaşma sonrasında düşürüldü.

Sanatçı ayrıca 2015 yılında Fas’ta da Fas-Fransız vatandaşı bir genç kadının suçlamalarıyla soruşturma geçirmişti. Ancak mağdurun sosyal ve ailevi baskılar nedeniyle şikâyetini geri çektiği belirtilmişti.

Art arda gelen yargı kararları ve devam eden davalar, Faslı sanatçının kariyerinin geleceğine ilişkin belirsizlikleri artırıyor.


Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları, Andrea Bocelli’nin katılımıyla Roma’nın kalbinde sahne aldı

Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
TT

Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları, Andrea Bocelli’nin katılımıyla Roma’nın kalbinde sahne aldı

Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Müziğin ezgilerinin tarihin ruhuyla birleştiği bir gecede, Roma’daki Kolezyum’da bulunan antik Venüs Meydanı, Suudi Arabistan ile İtalya arasında kültürel diyaloğa açık bir sahneye dönüştü. ‘Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları’ konserleri, dünya turnesini, dünyaca ünlü sanatçı Andrea Bocelli’nin de katılımıyla tamamladı. Bu etkinlik, Suudi Arabistan’ın uluslararası sanat projesinin en dikkat çekici duraklarından biri olarak öne çıktı.

Suudi Arabistan Kültür Bakanı ve Müzik Komisyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan’ın himayesinde düzenlenen etkinlik kapsamında, Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı’na bağlı Müzik Komisyonu, Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabını İtalya’nın başkenti Roma’da tamamladı. Kültürel ve sanatsal katılımın yoğun olduğu gecede, müzik etkinliği Kolezyum arka planında gerçekleşti. Programda Suudi, İtalyan ve uluslararası müzik eserleri bir araya gelirken, gece, dünya mirası niteliğindeki tarihi yapının atmosferinde kültürler arası bir buluşmaya sahne oldu.

ERVFE
 Konsere Suudi Ulusal Orkestra ve Korosu’ndan 32 müzisyen ile Fontane di Roma Orkestrası’ndan 30 müzisyen katıldı. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Konserde, Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu’ndan 32 müzisyen ile İtalya merkezli Fontane di Roma Orkestrası’ndan 30 müzisyen sahne aldı. Gösteri, İtalyan şef Marcello Rota yönetiminde gerçekleştirildi. Ortak performans, iki ülke arasındaki kültürel etkileşim ruhunu yansıtan bir müzik gösterisine dönüştü. Programda Suudi Arabistan, İtalya ve dünya müziklerinden seçilmiş eserlerin yanı sıra ulusal ezgiler ve çeşitli orkestra düzenlemeleri yer aldı.

Etkinlikte ayrıca, Suudi Arabistan’ın geleneksel sahne sanatlarından çeşitli örnekler de izleyiciyle buluştu. Söz konusu gösteriler, Suudi Arabistan’ın kültürel ve sanatsal çeşitliliğini uluslararası izleyiciye tanıtma ve Suudi sahne sanatları mirasını görünür kılma çabalarının bir parçası olarak değerlendirildi.

RTHY
Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Gecede ayrıca ‘el-Hicr ve Roma’ başlıklı özel bir müzik eseri de seslendirildi. Tarihçi ve araştırmacı Dr. Süleyman ez-Zib’in sözlerinden ilham alınarak hazırlanan eser, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki medeniyet ve kültür bağlarını ele aldı. Yapıt, müziğin coğrafi ve zamansal sınırları aşan ortak bir dil olarak iki medeniyet arasındaki kültürel diyaloğun sürekliliğini yansıttı.

Dünyaca ünlü sanatçı Andrea Bocelli ise Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu ile sahne almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kolezyum’un yanında şarkı söylemenin her zaman ‘olağanüstü duygular’ yarattığını ifade eden Bocelli, Suudi ekibiyle birlikte performans sergilemenin bu deneyime ‘daha da özel bir nitelik kazandırdığını’ söyledi. Bocelli, müziğin kültürleri birbirine bağlayan ve zaman ile mekân sınırlarını aşan bir dil olduğunu vurguladı.

DFV
Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabı, İtalya’nın başkentinde kültür ve sanat camiasının katılımıyla sona erdi. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Suudi Arabistan Müzik Komisyonu CEO’su Paul Pacifico, Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları projesinin Roma’da sahnelenmesinin Suudi müzik tarihinde ‘olağanüstü bir durak’ olduğunu ve kültürel diyaloğun derinliğini yansıtan bir sembol niteliği taşıdığını söyledi. Pacifico, dünyanın en önemli tarihi yapılarından birinde Fontane di Roma Orkestrası ile gerçekleştirilen sanatsal iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın müzik mirasını küresel bir izleyici kitlesine sunmayı hedeflediğini belirtti. Ayrıca bu tür ortaklıkların, Suudi müzik ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacak sürdürülebilir yaratıcı iş birliklerinin kurulmasına zemin hazırladığını ifade etti.

VFRVF
Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesinin 11’inci etabında, Suudi Arabistan’ın kültürel ve sanatsal çeşitliliğini vurgulamak ve dünya kamuoyuna Suudi performans mirasını tanıtmak amacıyla bir dizi geleneksel Suudi performans sanatı sergilendi. (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Suudi Arabistan Tiyatro ve Sahne Sanatları Komisyonu CEO’su Dr. Muhammed Hasan Alvan, söz konusu katılımın Roma tiyatrosunun evrensel bir medeniyet simgesi olarak taşıdığı köklü miras ile Suudi Arabistan’ın geleneksel sahne sanatlarının ulusal kimliğin bir parçası olarak birleşimini temsil ettiğini ifade etti. Alvan, gösterinin Suudi kültürünü sanatsal bir üslupla sunarak uluslararası görünürlüğünü artırdığını ve halklar arasında kültürel iletişimi güçlendirdiğini belirtti.

Öte yandan şef Marcello Rota, Suudi Ulusal Orkestrası ve Korosu ile Fontane di Roma Orkestrası arasındaki iş birliğini ‘zengin bir sanatsal deneyim’ olarak nitelendirdi. Rota, farklı müzik tarzları ve geleneklere rağmen yorum, disiplin ve müzikal duyarlılık açısından ortak bir anlayış bulunduğunu, bunun da Suudi ve İtalyan eserlerinin uyumlu bir müzikal diyalog içinde sunulmasına imkân sağladığını söyledi.

CSDCDS
 Roma’da düzenlenen Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları konserinden (Suudi Arabistan Müzik Komisyonu)

Roma’daki konser, Suudi Arabistan Müzik Komisyonu’nun Suudi Orkestrası’nın Başyapıtları turnesi kapsamında düzenlenen bir dizi etkinliğin parçası olarak gerçekleştirildi. Komisyonun bu proje aracılığıyla, Suudi Arabistan’ın kültürel varlığını uluslararası alanda güçlendirmeyi, Suudi sanatçıların küresel izleyicilerle etkileşim kurmasını sağlamayı ve ulusal müzik kimliğini öne çıkarmayı hedeflediği belirtildi. Aynı zamanda girişimin, Suudi Arabistan içinde sürdürülebilir bir müzik ekosistemi oluşturma yönündeki çalışmalarla paralel ilerlediği ifade edildi.