Kayıp çocuklar, tekinsiz kasabalar: Stranger Things'in boşluğunu dolduracak 10 yapım

Yaratıcılığını Duffer kardeşlerin üstlendiği 12 Emmy ödüllü Stranger Things, 1980'lerde geçiyor ve hayali bir Amerikan kasabasında yaşanan paranormal olayları konu alıyordu (Netflix)
Yaratıcılığını Duffer kardeşlerin üstlendiği 12 Emmy ödüllü Stranger Things, 1980'lerde geçiyor ve hayali bir Amerikan kasabasında yaşanan paranormal olayları konu alıyordu (Netflix)
TT

Kayıp çocuklar, tekinsiz kasabalar: Stranger Things'in boşluğunu dolduracak 10 yapım

Yaratıcılığını Duffer kardeşlerin üstlendiği 12 Emmy ödüllü Stranger Things, 1980'lerde geçiyor ve hayali bir Amerikan kasabasında yaşanan paranormal olayları konu alıyordu (Netflix)
Yaratıcılığını Duffer kardeşlerin üstlendiği 12 Emmy ödüllü Stranger Things, 1980'lerde geçiyor ve hayali bir Amerikan kasabasında yaşanan paranormal olayları konu alıyordu (Netflix)

Stranger Things'i izlerken en çok neye tutunuyorduk? Bir kasabanın içindeki çatlağa, çocukların omuzladığı büyük bir sırra ve "her şey normalmiş gibi" yaşamaya devam etmeye çalışan sakinlerin kolektif suskunluğuna. Artık Stranger Things defteri kapandığı için Hawkins'in bıraktığı boşluk sadece bir "dizi finali" değil bir dönemin sonu gibi geliyor. Çünkü bu dizi, kayıp çocukların açtığı kapıdan girip karanlık laboratuvarları ve dostluğun dünyayı kurtaran halini aynı potada eritmişti.

Biz de bu listeyi tam bu duyguların peşinden giderek kurduk. Benzer "tekinsiz kasaba" damarını Dark'ın buz gibi zaman düğümlerinde, Haven'ın sisli lanetlerinde ve It: Welcome to Derry'nin gündeliğe sızan korkusunda aramak kaçınılmaz.

Bu haftaki listemizdeki bazı diziler, içe gömülü öfkeyi süper güce çeviren ergenlik karanlığını merkeze alıyor; bazılarıysa "numaralanmış" çocukluk travmalarını kozmik bir felakete bağlayıp Stranger Things'de sevdiğimiz ekip ruhunu kara mizahla büyütüyor. Kimileri ailece izlenebilecek bir ürperti arayanlara güvenli bir eğlence treni sunarken, bir tanesiyse aynı hissi animasyonun sınırsız hayal gücüyle parlatıyor.

Kısacası Demogorgonlar ya da Vecna artık yok diye macera bitmiyor: Bu liste, Stranger Things'in bıraktığı izi farklı tonlarda takip etmek isteyenler için...

Esrarengiz Kasaba (Gravity Falls / 2012-2016)

Esrarengiz Kasaba, Disney'in animasyon kanadından gelip "küçük kasaba tuhaflığı"nı doğaüstü bir bulmacaya dönüştüren, kısa ama yoğun bir macera. Yaz tatili için büyük amcaları Huysuz Stan'in yanına gönderilen ikizler Dipper ve Mabel, gizem temalı turistik dükkanda çalışırken kasabanın her köşesinde tuhaflıkların beliriverdiğini fark ediyor. Hikaye, hafta hafta ilerleyen esrarengiz olayların altında yatan daha büyük karanlığı da adım adım ortaya çıkarıyor; özellikle rüya iblisi Bill Cipher, tehdit hissini sürekli diri tutuyor. 

Stranger Things'le benzerliği tam da bu dengede: Korku ve macerayı aynı potada eritiyor, alternatif boyutlar ve komplo kırıntılarıyla merakı canlı tutuyor, üstelik Stephen King'in eserlerini hatırlatan nostaljik bir tonda ilerliyor. İki yapım da çocukların "kimse inanmaz" denilen bir gerçekle tek başlarına boğuşmasını, akıllı mizah ve kalpten gelen bir sıcaklıkla harmanlıyor. 

vfgthy
Toplam 41 bölümden oluşan iki Emmy ödüllü Esrarengiz Kasaba, her yaşa hitap etmesiyle animasyon dünyasında birçok seyirci açısından özel bir noktada konumlanıyor (Disney+)

Esrarengiz Kasaba'nın farkı, karanlığı daha masalsı ve yaratıcı bir görsellikle anlatması; bu yüzden hem kolay izleniyor hem de alt metinleriyle şaşırtıyor. Ayrıca finalini uzatmadan, planlı bir biçimde bağlaması büyük avantaj; kısa sürede tatmin edici bir hikaye izliyorsunuz. Stranger Things'i sevdiyseniz Esrarengiz Kasaba'ya da ısınabilirsiniz çünkü aynı cesaretle kasaba sırlarını kurcalayan çocukları, daha kompakt, zekice şifrelenmiş ve bağımlılık yaratan bir animasyon formunda sunuyor.

Huysuz Stan'i dizinin yaratıcısı Alex Hirsch'ün seslendirdiğini de not düşelim.

IMDb: 8,9
Nereden izlenir: Disney+

Dark (2017 - 2020)

Dark, Almanya'nın küçük ve "fazla sakin" görünen kasabası Winden'da ormanda kaybolan bir çocuğun ardından, herkesin sakladığı sırları tek tek yüzeye çıkaran bir gizemle başlıyor. Kasabanın kıyısındaki eski nükleer santral ve insanları 1986'ya savuran bir mağara, hikayeyi daha ilk bölümden bilimkurgu tarafına çekip ürpertici atmosfere kilitliyor. 4 aile çevresinde örülen anlatı, üç farklı zaman dilimini birbirine düğümleyerek kayıp vakasının aslında kuşaklar boyu süren bir bilmecenin kapısı olduğunu gösteriyor. 

sdvfgthy
2017'de sessizce başlayan Dark, üç sezon sonunda televizyon tarihinin en karmaşık ve en incelikli yapbozlardan birine dönüştü (Netflix)

Dark'ın en büyük gücü, ters köşeleri sadece izleyicisini şok etmek için değil, karakterlerin geçmişiyle bugünü aynı anda yeniden yazmak için kullanmasında; her yeni bilgi, bildiğinizi sandığınız düzeni bozuyor. Üstelik bunu acele etmeden, gerilimi yavaş yavaş yükselten bir tempoyla yapıyor. İzledikçe kasabanın tarihi kadar karakterlerin karanlığı da derinleşiyor. 

Stranger Things'i sevdiyseniz, burada da kayıp çocuk ekseni, küçük kasaba paranoyası, tekinsiz mekanlar ve 1980'ler dokusu tanıdık gelecek. Sadece Dark daha ağır, daha varoluşçu ve daha "soğuk" bir tonla ilerliyor; Alman yapımı olmasının mesafeli atmosferi diziye siniyor. İki dizi de merakı diri tutan bir bulmacaya yaslanıyor ama Dark, cevapları kolay vermeyip izleyiciyi detaylara dikkat etmeye davet ederek daha tatmin edici bir çözülme hissi yaratıyor. 

Kısacası Stranger Things'in boşluğunu Hawkins'ten çıkıp bir başka kasabanın sırlarıyla doldurmak istiyorsanız, Dark hem aynı heyecanı sunuyor hem de bu heyecanı daha katmanlı bir zaman yolculuğu ve aile trajedisiyle genişletiyor.

IMDb: 8,7
Nereden izlenir: Netflix

It: Welcome to Derry (2025 - )

Stephen King'in O (It) evreninde geçen It: Welcome to Derry, Pennywise'ın kökenine uzanan bir hikaye anlatırken, kasabanın "normal" görünen yüzünün altındaki çürümeyi de yavaş yavaş açığa çıkarıyor. Dizi, 1980'ler yerine 1962'deki Derry'ye giderek nostaljiyi daha geriye sarıyor. Kasabanın atmosferi, korkuyu tek seferlik bir dehşet anı gibi değil, Derry'deki gündelik hayatın içine karışmış, konuşulmayan bir tedirginlik halinde hissettiriyor.

rtgbtr
Korku edebiyatının efsane ismi Stephen King, 1986'da yayımlanan kült romanındaki "ara bölümlerden" esinlenen It: Welcome to Derry için "muazzam" yorumunu yapıyor (HBO Max) 

Kayıp çocuklar, tekinsiz mekanlar ve kasabanın üstüne çöken görünmez tehdit, Stranger Things'in ilk sezonlarındaki "adı konmamış felaket" tedirginliğini hemen yakalıyor. Hatta Stranger Things'le Dark'ı birbirine bağlayan o "küçük kasabadaki sırların kuşaktan kuşağa taşınması" fikri, Welcome to Derry'de daha da doğaüstü ve daha acımasız bir biçimde karşımıza çıkıyor.

Pennywise, Vecna'ya rakip olabilecek kadar ikonik bir kötülükle sahnenin merkezine yerleşirken, dizi dehşeti sadece yaratıkla değil, kolektif korku ve suskunlukla da kuruyor. Sezonun sonlarına doğru gelen sarsıcı ama duygusal bir kırılma, "Korku dizisi bu kadar kalbe dokunabilir mi?" dedirten bir etki yaratmayı da başarıyor.

Stranger Things sevenler için Welcome to Derry'yi cazip kılan şey, hem çocuk kadronun varlığı hem de kasaba sırlarıyla örülü korku örgüsünün yarattığı "bir bölüm daha" hissi.

IMDb: 8,0
Nereden izlenir: HBO Max

American Horror Story: 1984 (2019)

American Horror Story: 1984, adından da anlaşılacağı gibi sizi tek hamlede 1980'ler nostaljisine ışınlayan "American Horror Story usulü" bir slasher eğlencesi. Hikaye Camp Redwood adlı yaz kampında geçiyor. Geçmişteki cinayetlerin gölgesi daha ilk dakikadan yeniden çökerken bol kanlı ve yeni bir döngünün başlayacağı hissi kendini belli ediyor. Derin bir mitoloji ya da Stranger Things kadar katmanlı karakterler beklemeyin; bu sezonun asıl derdi, 13. Cuma (Friday the 13th) gibi 1980'lerin yaz kampı slasher'larına saygı duruşunda bulunmak: Neon estetik, synth tınıları, pop kültür göndermeleri ve bilinçli bir abartı. 

xvgrt
Ryan Murphy ve Brad Falchuk tarafından yaratılan American Horror Story'nin 9. sezonunda Emma Roberts, yeni arkadaşları yüzünden cehennem gibi bir yaz geçirmek zorunda kalan masum ve saf Brooke Thompson rolünde (FX)

Stranger Things'le ortak damarı da burada yakalıyor; dönem atmosferini müzik ve görsel dille öne çıkarıp, eğlenceli gerilimi nostaljiyle harmanlayan bir iş. Üstelik avcı-kurban dinamiğini ve kamp içi paranoyayı hızla kurduğu için tek oturuşta akıp giden, "fazla düşünme, kendini akışa bırak" türü bir seyirlik. Stranger Things'in 1980'ler lezzetini, kara mizahı ve retro korku referanslarını sevdiyseniz American Horror Story: 1984 sizi memnun edecektir. Bir de açılışı sakın atlamayın; bol synth'li müziği ve retro jenerik, bu sezonun niyetini daha ilk saniyede ele veriyor.

IMDb: 7,9
Nereden izlenir: Disney+

The Umbrella Academy (2019 - 2024)

The Umbrella Academy, tıpkı Stranger Things gibi "iyi niyetli bir aile" maskesi takmış bir otorite figürünün gölgesinde büyüyen çocukların hikayesi. Sör Reginald Hargreeves, 7 süper güçlü çocuğu yetiştirip onları birer projeye çeviriyor. Yıllar sonra birbirinden kopmuş kardeşler, babalarının ölümüyle yeniden bir araya geliyor ve geçmişlerindeki karanlık gerçeğin izini sürerken dünyayı kurtarmaya da mecbur kalıyor. Dizi 4 sezon boyunca zaman yolculuğu ve paralel boyutlarla 1963'e geri gidiyor, geleceğe sıçrıyor, başka gerçekliklere kayıyor. Her bir kardeşin numarayla anılması Stranger Things'deki Eleven'la aynı damarı yakalarken, bu "etiket" meselesinin kimlik üzerindeki yarasını da görünür kılıyor. 

fvrg
The Umbrella Academy, Gerard Way tarafından yazılan ve Gabriel Bá tarafından çizilen aynı adlı çizgi roman serisine dayanıyor (Netflix)

Stranger Things sevenlerin en hızlı bağ kuracağı karakter ise büyük ihtimalle Beş: Çocuk bedeninde sıkışmış, yetişkin aklıyla konuşan, sivri dilli ve komik bir zaman yolcusu. Aiden Gallagher'ın performansı, 50'lerine gelmiş bir adamın yorgunluğunu ve alaycılığını 13 yaş bedenine yerleştirerek dizinin yakıtı haline getiriyor. İki diziyi yakınlaştıran şey sadece güçler ya da boyutlar değil; hükümet deneyleri, kozmik tehdit hissi ve travmayla baş etme teması da aynı ölçüde belirleyici. Özetle The Umbrella Academy, Stranger Things'in korku ağırlığını süper kahraman enerjisi ve kara mizahla değiştiriyor ama o tanıdık "dünya yine yıkılacak, biz de aile olmayı yeniden öğreneceğiz" duygusunu aynen koruyor.

IMDb: 7,8
Nereden izlenir: Netflix

I Am Not Okay With This (2020)

I Am Not Okay With This, babasının ölümünün ardından telekinetik güçler geliştirdiğini fark eden 17 yaşındaki Sydney Novak'ın ergenlik öfkesini, yasını ve kimlik arayışını tek bir patlama noktasında buluşturan kısa ama etkili bir Netflix dizisi. Küçük bir kasabada annesi ve kız kardeşiyle yaşayan Sydney, hem evde bitmeyen gerilimle boğuşuyor hem de okulda dostluklar, kırılganlıklar ve uyanan duygular arasında yönünü bulmaya çalışıyor. Dizinin en iyi yanı, süper gücü bir "kahramanlık süsü" olarak değil, bastırılan duyguların dışarı taşmasına benzetmesi: Sydney'nin öfkesi arttıkça dünya da çatırdıyor. 

csdvfbthy
The End of the F***ing World'ün ardındaki Charles Forsman'ın yarattığı I Am Not Okay With This evreni, hem asi hem kırılgan hem de mizah duygusu güçlü bir gençlik hikayesi sunuyordu (Netflix)

Stranger Things'le ortak damarı burada yakalıyor; ikisi de sıradışı güçleri büyüme sancısıyla birleştirip küçük kasaba gündeliğinin içine sızan bir tekinsizlik hissi kuruyor. Ayrıca gizli yetenek, içe dönük yalnızlık ve "duygularını kontrol edemezsen her şey kontrolden çıkar" fikri, Eleven'ın hikayesine bağlanan izleyiciye fazlasıyla tanıdık gelecek. Stephen King'in O uyarlamalarıyla tanınan Sophia Lillis'in Sydney performansı, alaycı mizahla kırılganlığı aynı anda taşıdığı için diziyi tek sezonluk bir gençlik melodramı olmaktan çıkarıp gerçek bir karakter hikayesine dönüştürüyor. Tonu daha küçük ölçekli ve daha kişisel; laboratuvar komplolarından çok evin içindeki sessiz çatışmalar, okul koridorlarındaki bakışlar ve biriken acı öne çıkıyor. Bu yüzden Stranger Things sevenler için iyi bir tamamlayıcı; "özel güç, ergenlik ve karanlık sır" kokusunu daha yoğun, daha duygusal ve daha hızlı akan bir paket içinde veriyor. Üstelik tek sezonla bitmiş olması (acı da olsa) tek oturuşta izlemeyi kolaylaştırıyor.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Netflix

Haven (2010 – 2015)

Stephen King'in Colorado Kid romanından esinlenen Haven, "küçük kasabada tuhaflık eksik olmaz" hissini baştan sona diri tutan, gizemi yavaş yavaş büyüten bir doğaüstü drama. Dizide FBI ajanı Audrey Parker, Maine'deki Haven'a sıradan görünen vakayla geliyor ama kasabanın geçmişinden taşan, durmadan tekrarlayan açıklanamaz felaketler onu hızla içine çekiyor. İlk bakışta "haftanın vakası" şeklinde akan yapı, Audrey'nin kasabayla sandığından çok daha kişisel bir bağının olduğunu fark etmesiyle büyük bir gizeme evriliyor. 

dfgthy
ER'la da tanınan Amerikalı aktris Emily Rose, Haven'da kurnaz ve kendinden emin FBI ajanı Audrey Parker rolünde (Syfy)

Haven kimlik, hafıza ve kader duygusunu da kasabanın sisli atmosferine yediriyor. Stranger Things'le benzerliği, tam da bu kasaba ölçeğinde kurduğu paranoya ve normal hayatların içine sızan olağanüstü olaylar duygusunda yatıyor. Her köşede bir sır var ve her sır da daha büyük bir komplonun kapısını aralıyor. Elbette Haven daha yetişkin bir tonda ilerliyor ve polisiyeye daha yakın biçimde haftanın vakası formatına yaslanıyor ama Baş Aşağı Dünya'nın verdiği merak ve ürpertiyi, kasabanın geçmişi üzerinden yakalıyor. Stranger Things'i sevdiyseniz Haven'ı da izlemelisiniz çünkü bağımlılık yapan "ipuçlarını biriktir, büyük resmi gör" yapısını, Stephen King damarlı bir kasaba mitolojisi ve uzun soluklu bir gizemle yeniden kuruyor.

IMDb: 7,5
Nereden izlenir: Türkiye'de bir platformda yer almıyor

Goosebumps (2023 - 2025)

Goosebumps, Stranger Things'in bıraktığı ailece izlenebilir dizi boşluğunu doldurabilecek en güvenli adreslerden biri; hem ebeveynlere hem de genç yetişkinlere aynı anda hitap eden bir korku-macera harmanı. Antoloji mantığıyla ilerleyen yapısı sayesinde her sezonda yeni bir hikaye ve yeni bir kadro izliyoruz.

dbfrts
Bir dönem Türkiye televizyonlarında da gösterilen 1990'lı yılların popüler korku dizisi Goosebumps'ın yeni versiyonu, iki sezonun ardından rafa kaldırıldı (Disney+)

Hikayenin merkezinde, 1994'te terk edilmiş bir kaleyi keşfederken kaybolan 4 gence uzanan gizem var. Günümüzde yaşananların geçmişteki bu kayıpla bağlantılı olduğu yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Stranger Things'le benzerliği de tam burada belirginleşiyor; iki dizi de küçük bir kasabada geçmişte kalmış bir sır üzerinden büyüyen doğaüstü tehdidi, genç karakterlerin gözünden anlatıyor. Üstelik eski R.L. Stine kitapları ve 1990'lardaki diziye göz kırpan nostalji, Hawkins'in retro cazibesini sevenlere tanıdık bir tat veriyor. 

Friends yıldızı David Schwimmer'ın baba rolü, hikayeye hem güvenilir bir yetişkin perspektifi hem de "evin büyükleri de bu işin parçası" hissi katıyor. Ton olarak Stranger Things kadar karanlık ve büyük değil; daha çok hızlı akan, bölüm bölüm yeni canavarlar ve maceralarla ilerleyen, ailece tüketmesi kolay bir korku eğlencesi.

IMDb: 6,7
Nereden izlenir: Disney+

The Midnight Club (2022)

The Midnight Club, Mike Flanagan'ın Netflix'teki en az konuşulan işlerinden biri olsa da en az Gece Yarısı Ayini (Midnight Mass) kadar güçlü bir "korku ve duygu" bileşimi kuruyor. Christopher Pike'ın genç yetişkin romanından uyarlanan dizi, ölümcül hastalıklarla mücadele eden 8 gencin kaldığı Brightcliffe adlı bakımevinde geçiyor. Aynı zamanda bakımevinin yöneticisi olan gizemli doktorun varlığı (Elm Sokağı Kabusu /A Nightmare on Elm Street yıldızı Heather Langenkamp canlandırıyor) hikayeye daimi bir tedirginlik katıyor. 

kıolp
The Midnight Club, tek bir bölümündeki 21 ürkütücü sahneyle Guinness Dünya Rekoru kırmıştı (Netflix)

Gençler her gece gizlice buluşup korku hikayeleri anlatıyor; hem hayatta kalma isteğini hem de korkunun diliyle birbirlerine tutunmayı öğreniyorlar. Asıl mevzu ise aralarındaki anlaşma: İçlerinden kim önce ölürse öte taraftan bir işaret gönderecek. Bu noktadan sonra dizi, bir yandan Black Mirror benzeri antoloji hikayeleriyle farklı tonlar denerken, diğer yandan ağır bir gençlik dramını kişisel sırlar ve kayıpla yüzleşme üzerinden derinleştiriyor. 

Stranger Things'le benzerliği, genç bir ekibin kimsenin tam adını koyamadığı doğaüstü bir tehdidi birlikte çözmeye çalışmasında ve dönem hissini (bu kez 1990'lar) özellikle öne çıkarmasında yatıyor. Üstelik Flanagan'ın işi, korkuyu sadece izleyicisini ürkütmek için değil, yas, suçluluk ve umut gibi duyguları görünür kılmak için kullanıyor; bu da diziyi beklenmedik biçimde dokunaklı yapıyor. Evet, tek sezonda acımasızca iptal edildiği için bazı sorular havada kalıyor ama finali yine de tatmin edici ve Stranger Things'in bıraktığı boşluğu daha duygusal bir tonda da olsa doldurabilir.

IMDb: 6,5
Nereden izlenir: Netflix

Korku Sokağı (Fear Street)

Evet, Korku Sokağı dizi değil ama ilk üç filmi (1994–1978–1666) ve geçen yıl seriye eklenen 4. halka Mezuniyet Balosu'yla (Prom Queen) neredeyse mini dizi gibi akan bir evren kuruyor. R.L. Stine uyarlaması olan hikaye, Shadyside adlı kasabanın üstü örtülmüş cinayetlerle dolu geçmişini araştıran bir grup gencin bir mezarı kurcalamasıyla tetikleniyor. 

dfrgth
Tıpkı Stranger Things gibi Korku Sokağı filmleri de retro atmosferini kullanarak izleyiciyi farklı zaman dilimlerine taşıyor (Netflix)

Tonu Stranger Things'den daha sert: Kanlı sahneler ve slasher referansları belirgin, yani "gençlik işi" görünse de çocuklara göre değil. Yine de ikisini aynı damarda buluşturan şey çok net: Dışarıdan sıradan görünen bir küçük kasaba, içeride karanlık bir sır, genç karakterlerin omuzlarına yüklenen "Biz çözmezsek kimse çözmez" hissi. Asıl ayrım kötülüğün doğasında ortaya çıkıyor; Stranger Things daha çok bilimkurgu ve canavarlara yaslanırken Korku Sokağı, lanet ve cadı mitolojisi üzerinden daha doğaüstü bir korku kuruyor. Ayrıca zaman çizelgesiyle oynama biçimi de farklı: Stranger Things'in 1980'ler nostaljisine karşılık Korku Sokağı önce 1990’lar ve 1970'lere gidip sonra 1666'ya sıçrayarak kötülüğün kökünü daha geriden yakalıyor. 2025 yapımı Mezuniyet Balosu ise 1988'de geçiyor ve burada Stranger Things'e bir adım daha yaklaşıyor. Korku Sokağı filmleri, Stranger Things'e benzer nostalji, genç kahramanlar ve kasabanın sırları enerjisini daha kanlı, daha hızlı ve parçaları finale doğru kilitlenen bir yapboz gibi, arka arkaya tüketilebilen bir dizi tadında veriyor.

Nereden izlenir: Netflix

Independent Türkçe



Arnold Schwarzenegger'in oğlu yeni haliyle görenleri şaşırttı

(Instagram/KatherineSchwarzenegger)
(Instagram/KatherineSchwarzenegger)
TT

Arnold Schwarzenegger'in oğlu yeni haliyle görenleri şaşırttı

(Instagram/KatherineSchwarzenegger)
(Instagram/KatherineSchwarzenegger)

Christopher Schwarzenegger, ünlü ailenin tatilinden bir fotoğrafta yeni fiziğini sergiliyor.

Oyuncu Arnold Schwarzenegger ve gazeteci Maria Shriver'ın en küçük oğlu Christopher, genellikle gözlerden uzak dursa da kız kardeşi Katherine'in yakın zamanda Instagram'da paylaştığı fotoğraf, 28 yaşındaki Christopher'ın Cape Cod tatilinden bir kesit sunuyor.

36 yaşındaki Katherine, pazar günü plajda tişört ve şortla oturan Christopher'ın gülümsediği, daha genç yıllarına göre belirgin şekilde daha kaslı ve fit göründüğü bir fotoğraf paylaştı.

Kardeşler, aile gezisine oyuncu abileri Patrick'in yanı sıra Katherine'in eşi oyuncu Chris Pratt ve Shriver'ın kardeşleri Anthony, Timothy ve Mark'la birlikte katıldı.

Ergenlik dönemindeki sağlık yolculuğu hakkında açık sözlü olan Christopher, daha önce 5 yıldan fazla süre kilo vermek ve formda kalmak için çalıştığını paylaşmıştı.

cdfvgthy
Katherine Schwarzenegger, Christopher Schwarzenegger'in ne kadar zayıfladığını vurgulayan yeni bir fotoğrafını paylaştı (Instagram/KatherineSchwarzenegger)

Mayıs 2025'te Los Angeles'ta düzenlenen ilk Beacher Vitality Happy & Healthy Zirvesi'ndeki bir panelde konuşan Christopher, Avustralya'da yaşadığı dönemde kilo vermeye başladığını söylemişti.

O dönemde People'a göre, Shriver, Kelly Osbourne ve etkinliğin sunucusu Jeff Beacher'a şunları söylemişti:

Uzun bir süreçti. 2019'da Avustralya'da yaşarken başladım. Önemli bir seyahatteydim. Bunu büyük bir olay haline getirdim, 'Ah, dışarı çıkıp bütün bunları yapacağım, Avustralya'da olacağım' dedim ve kilolarımın günlük aktiviteleri yapmamı ne kadar engellediğini gördüm.

Los Angeles'ta Indus Valley Media adlı yapım şirketinde geliştirme direktörü olarak çalışan Christopher, seyahatinde paraşütle atlamak istediğini ancak kilosu nedeniyle bunu yapamayacağını fark ettiğini anımsamıştı.

Michigan Üniversitesi mezunu Christopher, lisede sağlıklı beslenerek kilo vermeye çalıştığını ancak "ucube gibi hissetmenin" cesaretini kırdığını söylemişti.

Ancak yetişkinliğinde tekrar forma girmeye çalıştığında, en etkili yollardan birinin beslenme alışkanlıklarını değiştirmek olduğunu panelde anlatmıştı. Christopher, 40 günlük Paskalya öncesi oruç döneminde ekmekten vazgeçmenin 30 kilo vermesine yardımcı olduğunu açıklamıştı.

"Bu bir gecede olan bir şey değil ama çok deneme yanılma gerektirdi" demişti.

Ve bugün bile... 'Öncesi ve sonrası fotoğrafları' dediğinizde... Henüz 'sonrası' olduğumu hissetmiyorum. O noktada olduğumu hissetmiyorum.

Independent Türkçe


Tom Holland yeni Örümcek-Adam'dan ne kadar kazanacak?

Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'den 100 milyon dolardan fazla kazanacak (AFP)
Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'den 100 milyon dolardan fazla kazanacak (AFP)
TT

Tom Holland yeni Örümcek-Adam'dan ne kadar kazanacak?

Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'den 100 milyon dolardan fazla kazanacak (AFP)
Tom Holland, Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'den 100 milyon dolardan fazla kazanacak (AFP)

The Wrap'in yeni haberine göre popüler Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün'de (Spider-Man: Brand New Day) başrol oynayan Tom Holland, 100 milyon dolardan fazla kazanma yolunda.

Süper kahraman serisinin en yeni filmi, gişedeki üçüncü haftasında dünya çapında 2 milyar doları aşan hasılatıyla tüm zamanların en çok kazanan 8. filmi oldu. Marvel Sinematik Evreni'nin (MSE) devam filmi, rekor kıran 360 milyon dolarlık yerel hasılatı ve 932 milyon dolarlık dünya çapındaki toplam gişe hasılatıyla açılışında inanılmaz bir hafta sonu geçirdi. 

Kaynaklar The Wrap'e, 30 yaşındaki Britanyalı oyuncunun bu gişe canavarı film için 20 milyon dolar ön ödeme aldığını söyledi. Bu, filmin yapım ve dağıtım maliyetlerini karşıladıktan sonra genellikle oyunculara ve yönetmenlere ödenen ek bonuslardan 80 milyon dolar veya daha fazla kazanma ihtimali olduğu anlamına geliyor.

Holland'ın ek bonusunun da bir üst limiti olmadığı, yani bu film için ne kadar kazanabileceğine dair bir sınır olmadığı bildiriliyor. Oyuncuya yapılan 20 milyon dolarlık ön ödeme, 2021'deki Örümcek-Adam: Eve Dönüş Yok (Spider-Man: No Way Home) için aldığı ücretin neredeyse iki katı.

The Independent, yorum için Sony Pictures ve Holland'ın temsilcileriyle iletişime geçti.

Yepyeni Bir Gün, Holland'ın ağ fırlatan New York süper kahramanı olarak 4. solo filmi. Destin Daniel Cretton'ın yönettiği filmde Holland'ın eşi Zendaya, Sadie Sink ve Jon Bernthal da rol alıyor.

Bu devam filmi, ikonik Marvel karakterlerini geri getirecek ve X-Men serisinden önemli isimleri ilk kez MSE'ye tanıtacak Avengers: Doomsday'den önceki son Marvel yapımı.

Holland'ın MSE devam filmi için aldığı devasa ücret, halihazırda sinemalarda gösterimde olan diğer filminin ardından geldi. Christopher Nolan'ın The Odyssey yapımı 17 Temmuz'da vizyona girmesinden bu yana gişeyi kasıp kavurdu.

Nolan'ın Homeros'un antik Yunan destanından uyarlaması, vizyona girmesinden bir ay geçmeden küresel gişede 1 milyar dolar eşiğini aşarak, Oscar ödüllü yönetmenin bugüne kadarki en yüksek hasılatlı filmi oldu.

Holland'ın filmde Odysseus'un oğlu Telemakhos rolündeki performansı övgü toplarken, filmde Yunan tanrıçası Athena'yı canlandıran ve Yepyeni Bir Gün'de MJ rolünde oynayan 29 yaşındaki Zendaya da övüldü.

Filmleri milyarlarca dolar gişe hasılatı elde eden bu ünlü çift, Hollywood tarihinde tek bir yıl içinde gişede en çok kazandıran oyuncular olma potansiyeline sahip.

Independent Türkçe


700 yıllık iskelet, meşhur kuşatma silahının bilinen ilk kurbanı olabilir

Fotoğraf: Trebüşe (ChrisO/Wikimedia)
Fotoğraf: Trebüşe (ChrisO/Wikimedia)
TT

700 yıllık iskelet, meşhur kuşatma silahının bilinen ilk kurbanı olabilir

Fotoğraf: Trebüşe (ChrisO/Wikimedia)
Fotoğraf: Trebüşe (ChrisO/Wikimedia)

Yeni bir araştırmaya göre İskoçya'daki Stirling Kalesi'nin kalıntılarında bulunan parçalanmış iskeletin dünyanın bilinen en eski trebüşe kurbanına ait olduğu düşünülüyor.

"İskelet 150" adı verilen kalıntılar, yaklaşık 700 yıl önce kalenin kuşatması sırasında ölen 20'li yaşlarında bir adama ait.

Kafatasını parçalayan ve onu yere sabitleyen büyük bir darbe sonucu ölmüş. Araştırmacılar, Paleopatoloji Derneği'nin geçen hafta Berlin'de düzenlenen Avrupa toplantısında sunulan çalışmada, "Kuşatma silahlarının kullanımı iyi belgelenmiş olsa da bunun arkeolojik kayıtlarda trebüşe travmasına dair ilk kanıt olduğuna inanıyoruz" diye belirtti.

Çalışmada arkeologlar, 1296-1328 ve 1332-1357'deki İskoç Bağımsızlık Savaşları'yla bağlantılı travma kanıtı aramak için Stirling Kalesi'nde ortaya çıkarılan 9 iskeleti inceledi.

Birinci savaş sırasında 1304'te I. Edward tarafından kuşatılan kalede, "Savaş Kurdu" trebüşesi de dahil kuşatma silahları kullanıldı. Savaş Kurdu'nun o zamana kadar yapılmış en büyük mancınık olduğuna inanılıyor.

Tarihi kayıtlara göre yaklaşık 92 metre yüksekliğindeki trebüşenin yapımı 5 usta marangozla 50 işçinin üç ayını aldı ve kuşatma silahı, 140 kg ağırlığa ulaşan mermiler fırlatabiliyordu.

Araştırma, İskelet 150’yle ilişkilendirilen adamı öldürenin de böyle bir mancınıktan atılan bir mermi olduğunu ortaya koydu.

İskeleti analiz etmek için radyografi, mikroskopi ve BT X-ışını taramaları kullanan bilim insanları, kafatasında 61, kaburgalarda ise 57 kırıkla omurga, kollar ve sağ omuzda ağır hasar olduğunu buldu.

Araştırmacılar, "İskelet 150’de kafatasının üst kısmından dizlere kadar 160'tan fazla ölüm öncesi kırık oluşması dikkat çekici" dedi.

Araştırmacılar başlangıçta kemiklerin gömüldükten sonra kırıldığından şüphelenmişti ancak son taramalar kırıkların kişinin hayattayken meydana geldiğinin doğrulanmasını sağladı.

Çalışmada, "Detaylı analiz, bu ölüm öncesi travmanın tamamen künt kuvvetten kaynaklandığını gösteriyor" diye yazdılar.

Kırıkların şekilleri, trebüşe mermisinin muhtemelen adamın sağ omzuna ve kafatasının arkasına isabet ettiğini gösteriyordu.

Araştırmacılar Jo Buckberry ve Patrick Randolph-Quinney, Bilinen adli vakalarla karşılaştırmalar, bu travmanın muhtemelen vücudunun önünde ön kolları bükülmüş, ağırlığını alt uzuvları ve ayakları üzerinde taşıyan canlı bir kişiye yüksek hızlı tek bir darbe indirilmesi sonucu oluştuğunu gösteriyor" diye belirtti.

Bulgular, Ortaçağ savaşlarının vahşetini ve eski iskeletlerdeki travmaların kaydedilmesinin önemini vurguluyor.

Ölüm zamanı ve yaralanma şekli, adamın bir Savaş Kurdu veya benzeri bir mancınığın kurbanı olduğunu gösterse de araştırmacılar, o dönemden karşılaştırılabilir adli vakaların bulunmaması nedeniyle bunu doğrulayamadı.

Independent Türkçe