Arap toplumundan Netanyahu’ya tepki: Organize suçu teşvik ediyorsun

İsrail’in kuzeyindeki Sahnin kentinde, Arap yerleşimlerinde suçun yayılmasını protesto eden Arap vatandaşların yaptıkları gösteriden bir kare (Reuters)
İsrail’in kuzeyindeki Sahnin kentinde, Arap yerleşimlerinde suçun yayılmasını protesto eden Arap vatandaşların yaptıkları gösteriden bir kare (Reuters)
TT

Arap toplumundan Netanyahu’ya tepki: Organize suçu teşvik ediyorsun

İsrail’in kuzeyindeki Sahnin kentinde, Arap yerleşimlerinde suçun yayılmasını protesto eden Arap vatandaşların yaptıkları gösteriden bir kare (Reuters)
İsrail’in kuzeyindeki Sahnin kentinde, Arap yerleşimlerinde suçun yayılmasını protesto eden Arap vatandaşların yaptıkları gösteriden bir kare (Reuters)

İsrail’deki Arap vatandaşların siyasi liderleri, artan protestolar eşliğinde Başbakan Binyamin Netanyahu’yu organize suça göz yummakla suçladı ve yüz binlerce ruhsatsız silahın toplanması için derhal harekete geçilmesini talep etti.

Pazar sabahı, şiddet suçlarındaki artışı protesto eden onlarca gösterici ve cinayet kurbanlarının yakınları, Tel Aviv’deki Ayalon Otoyolunu trafiğe kapattı. Gösteriyi organize eden sol eğilimli “Birlikte Duruyoruz” hareketi, protestonun “hükümetin Arap toplumunu şiddet ve suça terk etmesine” karşı düzenlendiğini açıkladı. İsrail basınına göre eylem barışçıl nitelikteydi.

“Suç, Netanyahu döneminde serpildi”

Knesset üyesi Aida Tuma-Süleyman, organize suçun Arap toplumunda Netanyahu hükümetleri döneminde büyüyüp kökleştiğini söyledi. Tuma-Süleyman, “Polisin de kabul ettiği üzere, kullanılan silahların büyük bölümü İsrail ordusunun depolarından geliyor. Ayrıca bazı suç örgütü liderleri, Batı Şeria’dan kaçan ve İsrail adına çalışmış ailelerin mensuplarından oluşuyor” dedi.

cdfghy
İsrail’de bir Arap çocuk, Arap kentlerinde suçun durdurulması çağrısı yapan bir pankartla, İsrail’in kuzeyindeki Sahnin’de geçen perşembe günü düzenlenen gösteriye katıldı. (Reuters)

Tel Aviv’de yayın yapan 103 FM radyosuna konuşan Tuma-Süleyman, Netanyahu’nun suçla mücadele için hiçbir adım atmadığını, “terör suçundan hüküm giymiş” bir isim olan İtamar Ben-Gvir’i Ulusal Güvenlik Bakanı olarak atamasının ise Arap vatandaşların güvenliğini tehlikeye attığını savundu. Tuma-Süleyman, son üç yılda şiddet suçları nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının iki katına çıktığını vurguladı.

Protestolar ve artan şiddet

Arap toplumunda organize suçun yayılmasına karşı protestolar ülke genelinde her gün devam ediyor. Cinayetler, haraç girişimleri ve “koruma parası” ödemeyi reddedenlerin ev ve iş yerlerine yönelik silahlı saldırılar sürüyor.

Bu kapsamda Arap ve Yahudi dayanışma grupları Tel Aviv’de merkezi bir caddenin trafiğini kapatırken, ay sonunda Tel Aviv’de siyah bayraklarla geniş katılımlı bir gösteri düzenlenmesi planlanıyor. Celile bölgesindeki Kafr Yasif’te de yüzlerce kişi ana yolu kapatarak protesto yaptı.

ıo9
İsrail’in kuzeyindeki Sahnin kentinde, Arap yerleşimlerinde suçun yayılmasını protesto eden Arap vatandaşlar, geçen perşembe günü düzenlenen gösteride. (Reuters)

Kafr Yasif’te aralarında cinayet kurbanlarının ailelerinin de bulunduğu göstericiler, öğrenci Nabil Safiya ve Nidal Msaade dâhil olmak üzere hayatını kaybedenlerin fotoğraflarını taşıdı. “Suça dur deyin”, “Silah taşıyanlar, çocuklarımızın kanı ucuz değil” gibi sloganlar atıldı.

Gözaltılar ve tepkiler

İsrail polisi protestoya müdahale ederek, Kafr Yasif eski belediye başkanı Şadi Şuveyri ile aktivist Hindiyye Sağir’i trafiği engellemek suçlamasıyla gözaltına aldı. Sağir, 15 gün boyunca bölgeden uzaklaştırma şartıyla serbest bırakılırken, Şuveyri için tutuklama talep edildi. Hayfa Merkez Mahkemesi, Pazar günü tutuklamayı reddederek Şuveyri’nin Perşembe gününe kadar ev hapsine alınmasına karar verdi.

Demokratik Cephe (Hadash), Şuveyri’nin gözaltına alınmasını sert şekilde kınadı ve bunun barışçıl protesto ve güvenlik talep etme hakkına yönelik bir ihlal olduğunu belirtti. Açıklamada, “Toplum yararına yıllardır çalışan bir lider cezalandırılıyor, suç çetelerinin liderleri ise serbest bırakılıyor” denildi.

Silahların toplanması çağrısı

Cinayete kurban giden Nabil Safiya’nın babası Dr. Eşref Safiya, taleplerinin net olduğunu belirtti. Safiya, “Biz barışçıl insanlarız. Silaha ihtiyacımız yok. Bu silahları toplayın, denetim altına alın ve bizi güven içinde yaşamaya bırakın. Oğlum Nabil’in başına gelenlerin başka ailelerin başına gelmesini istemiyoruz” dedi.

sdfrgt
İsrail’de Arap vatandaşlar, Ağustos 2023’te Arap yerleşimlerinde suçun yayılmasını protesto etti. (AFP)

Protesto organizatörleri, suç çetelerinin yalnızca saldırılarını sürdürmekle kalmadığını, eylemcileri telefonla arayarak tehdit ettiğini de açıkladı.

Siyah bayraklı büyük yürüyüş hazırlığı

Arap Toplumu Yüksek İzleme Komitesi, Cumartesi akşamı yaptığı geniş katılımlı toplantıda, önümüzdeki Cumartesi Tel Aviv’de “siyah bayraklı büyük yürüyüş” düzenlenmesi kararı aldı. Komite ayrıca Arap yerleşimlerinin tamamında günlük eylemler yapılmasını, siyasi partiler, yerel yönetimler, halk komiteleri ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla geniş bir medya kampanyası başlatılmasını istedi.

Komite açıklamasında, “Toplumumuzda yaşananlar acil durum ilanını ve suç ile şiddetle mücadele için kalıcı bir kriz komitesi kurulmasını gerektiriyor” ifadelerine yer verildi.



Hürmüz Boğazı’nda bir konteyner gemisi vuruldu

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Havr Fakkan kenti açıklarında, Umman Körfezi’nden geçen bir konteyner gemisi (Arşiv – AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Havr Fakkan kenti açıklarında, Umman Körfezi’nden geçen bir konteyner gemisi (Arşiv – AFP)
TT

Hürmüz Boğazı’nda bir konteyner gemisi vuruldu

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Havr Fakkan kenti açıklarında, Umman Körfezi’nden geçen bir konteyner gemisi (Arşiv – AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri’nin Havr Fakkan kenti açıklarında, Umman Körfezi’nden geçen bir konteyner gemisi (Arşiv – AFP)

Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), Hürmüz Boğazı’nda bir olay yaşandığına ilişkin ihbar aldığını bildirdi. Kurum, güvenilir bir kaynağın konteyner gemisinin kimliği belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu bildirdiğini aktardı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Deniz Kuvvetleri ise resmi medyada yayımlanan açıklamasında, bir konteyner gemisinin deniz mayınına çarpması ve gemide yangın çıkmasının ardından Hürmüz Boğazı’nın güneyindeki sularda battığını duyurdu.

Açıklamada, 2 bin 500’den fazla konteyner taşıyan geminin, DMO tarafından ‘izinsiz ve tehlikeli’ olarak nitelendirilen bir güzergâhtan geçmeye çalıştığı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre açıklamada ayrıca, İran gemileri ve balıkçılar dikkatli olmaya çağrıldı.

İki üst düzey İranlı yetkili daha önce Reuters’a yaptıkları açıklamada, İran’ın petrol fiyatlarını yüksek tutmak ve ABD’deki ara seçimleri etkilemek amacıyla Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemileri hedef almak için yeni yöntemler kullandığını söylemişti.

İran, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta kendisine yönelik saldırılar başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol kurmaya çalışıyor. Tahran yönetimi, savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği su yolundaki gemi trafiğini kısıtlayarak Washington’a karşı bir baskı unsuru elde etmeyi hedefliyor.

İran’ın tehditleri ve saldırıları, boğazdaki deniz trafiğinin ciddi ölçüde azalmasına ve petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Buna rağmen bazı petrol sevkiyatları boğazdan geçmeye devam ediyor.


Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor
TT

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

Necef Çölü’ndeki Ultra Ortodoks Yahudi akımı, İsrail’de bölünmeye yol açıyor

İki yıl önce Noam Cohen, eşi ve arkadaşlarıyla birlikte İsrail’in güneyindeki Arad’da bir bara gitmek üzere otomobilini kullanırken, bir grup Ultra Ortodoks Yahudi genç tarafından durduruldu. Gençler, Yahudiler için kutsal gün olan Şabat’ın kutsallığını ihlal ettiği gerekçesiyle Cohen’i protesto etti.

Cohen, AFP’ye yaptığı açıklamada, gençlerin aralarında eşinin de bulunduğu gruptaki kadınlara hakaret ettiğini belirterek, “O anda sinirlerime hâkim olamamaya başladım. Bu mesele beni şahsen etkiledi” dedi.

Bu olay, Cohen’i, laik kesimden giderek daha fazla kişinin katıldığı bir protesto hareketine dahil olmaya yöneltti. Hareketin mensupları, Ultra Ortodoks Yahudi nüfusundaki artışın yaşadıkları kentin karakterini değiştirdiğini savunuyor. Arad’da yaşayan ve aynı görüşü paylaşan Einat Jüpiter ise “Artık şehir, büyüdüğüm şehir değil” dedi.

Ulusal bir tartışmanın küçük bir örneği

İsrailliler 27 Ekim’de yapılacak parlamento seçimlerinde oy kullanmaya hazırlanırken, bu yıl birçok kez halkın sokaklara dökülerek protesto gösterileri düzenlediği Arad’daki gerilim, konuya ilişkin ülke genelindeki daha geniş kapsamlı tartışmanın küçük bir yansımasını oluşturuyor.

Dinî okul öğrencilerinin askerlik hizmetinden muaf tutulması meselesi, İsrail ordusunun üç yıllık savaşın ardından ağır baskı altında olduğu bir dönemde özellikle tartışmalı bir konu olarak öne çıkıyor.

Cohen, “Arad’da yaşananlar, İsrail devletinin tamamının geleceğini yansıtabilir” diyerek, Ultra Ortodoks Yahudilerin “sadece daha fazla çocuk sahibi olduklarını, bununla mücadele edemeyeceğinizi” ifade etti.

Ultra Ortodoks Yahudiler, İsrail nüfusunun yüzde 14’ünden fazlasını oluşturuyor. Bu oranın yüzyılın ortalarına kadar yaklaşık dörtte bire ulaşması bekleniyor. Kadın başına 6,5 çocukluk doğurganlık oranının desteklediği demografik büyüme, topluluğun siyasi nüfuzunu da artırdı. Ultra Ortodoks iki parti, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidar koalisyonunu destekliyor.

Arad’da yaşayan laik kesimden birçok kişi için mesele giderek daha kişisel bir hâl alıyor. Cohen, “Birlikte yaşayamayız. Bizim hayatlarımızla onların hayatları tamamen farklı. Birbirimizle uyum sağlayamıyoruz” dedi.

Seküler bir şehirden, değişen bir çoğunluğa

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı analize göre Necef Çölü’nün kıyısında, Lut Gölü’ne bakan Arad’ın nüfusu 30 bin. Kent, geçmişte gelişen ve laik yaşam tarzıyla öne çıkan bir yerleşim yeri olarak biliniyordu.

1980’lerde İsrail’in en zengin belediyeleri arasında yer alan Arad, ülkenin en büyük müzik festivaline de ev sahipliği yapıyordu. Ancak ekonomik gerileme, çok sayıda laik sakinin kasabayı terk etmesine yol açtı.

1990’larda eski Sovyetler Birliği’nden çok sayıda Yahudi göçmen Arad’a yerleşti. Daha sonraki yıllarda ise uygun konut fiyatları, daha fazla Ultra Ortodoks Yahudi ailenin kasabaya gelmesini sağladı.

xcdfvs
Ultra Ortodoks Yahudiler, sinagoga dönüştürülmüş bir sığınağa gidiyor. (AFP)

2014-2015 yıllarında belediye başkanlığı yapan Nisan Ben Hamo’ya göre, bugün Ultra Ortodoks Yahudiler kasaba nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor.

Ben Hamo, İsrail’de art arda göreve gelen hükümetlerin ülkenin çevre bölgelerini ihmal ettiğini ve neredeyse tamamen güvenlik meselelerine odaklandığını söylüyor. AFP’ye konuşan Ben Hamo, “Siyaset yalnızca güvenlikle sınırlandırıldığında diğer bütün meseleler geri plana itiliyor” dedi.

Belediyenin zararı

Laik kesim, 2024 yerel seçimlerinde belediye yönetimini kaybetti. Ultra Ortodoks Yahudilerin sandığa yüksek oranda gitmesi, seçim sonucunda belirleyici oldu.

Ben Hamo, bu durumun parlamento seçimleri öncesinde laik İsrailliler için bir ders niteliği taşıdığını belirterek, “Onlar bizden daha örgütlü” dedi. Ben Hamo sözlerini şöyle sürdürdü: “Kazanmak istiyorsak liberallerin uyanması ve sandığa gitme oranını artırması gerekiyor. Çünkü karşı taraf, aşırı sağ ve Ultra Ortodoks Yahudiler, bizden daha örgütlü. İnsanları kontrol ediyor ve yüksek oranlarda seferber ediyorlar.”

Shlomi Tabşek’e göre ise anlaşmazlık, siyaset kadar kamusal alanın kullanımıyla da ilgili. Tabşek, belediyeyi kamu binalarını ve kaynaklarını giderek daha fazla Ultra Ortodoks Yahudi toplumunun yararına tahsis etmekle suçluyor.

Tabşek ayrıca, savaş sırasında halkın sığındığı bazı sığınakların ibadet odalarına dönüştürüldüğünü ve bunun acil durumlarda sığınakların kullanılabilirliğini azalttığını söylüyor. Tabşek, “Üzerimize füzeler düştüğünde sığınaklara ihtiyacımız var ama sığınak sinagoga dönüştürüldüğü için onları kullanamıyoruz. Bu kabul edilemez” dedi.

Ambulans servisine göre, geçen mart ayında İran’dan atılan bir füzenin Arad’a düşmesi sonucu kasabada yaşayan 84 kişi yaralandı.

Tabşek, eğlence faaliyetlerine ve toplumsal etkinliklere yapılan yatırımların azalmasından da üzüntü duyduğunu belirterek, bunun kasabadaki sosyal dokuyu zayıflattığını ifade etti. Kasaba sakinleri, kadınların fotoğraflarının yer aldığı reklamların hedef alındığı vandalizm olaylarının yaşandığını aktarıyor. Bu durum, kadınların kamusal alanlarda görüntülerinin sergilenmesine yönelik dinî itirazları yansıtıyor.

Tabşek, “Şehri kendilerine istiyorlar ve bizi buradan çıkarmak istiyorlar” diye konuştu.

Harediler: Şikayetler abartılı

Haredi sakinler, şehri ele geçirdikleri yönündeki düşünceyi reddediyor. Haredi toplumunun önde gelen isimlerinden ve Arad Belediyesi Mali İşler Dairesi Müdürü Yitzhak Gordon, ilişkilerin büyük ölçüde dostane olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Gordon, AFP’ye yaptığı açıklamada, Haredi toplumuna yönelik şikâyetlerin ‘Facebook da dâhil olmak üzere bütün gün internette vakit geçiren kişiler’ tarafından abartıldığını belirtti. Gordon, “Laik gençler Arad’dan ayrılıyor, okullardaki sınıflar boşalıyor. Bizim de eğitim için mekânlara ihtiyacımız var” dedi.

Bazı laik sakinler de günlük yaşamda birlikte yaşamanın genel olarak sakin geçtiğini kabul ediyor. Jüpiter, “Hepimiz insanız. İnsanlar birbirleriyle nasıl anlaşacaklarını öğreniyor” ifadelerini kullandı.

Buna rağmen Jüpiter, Haredi sakinlerin şehrin geri kalanının kendi yaşam tarzlarına uyum sağlamasını istediği düşüncesinden endişe duyuyor. Jüpiter, “Bu işe yaramayacak çünkü ben özgür bir insanım. Özgürce yaşamak istiyorum” diye ekledi.


Husi askeri zihniyetine bir bakış: Ortaya çıkarılan taktikler ve tuzaklar

Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
TT

Husi askeri zihniyetine bir bakış: Ortaya çıkarılan taktikler ve tuzaklar

Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)
Hükümet güçleri batı kıyısı ile Babul Mendeb Boğazı'ndaki bölgeleri başarıyla geri aldı (Reuters)

Tevfik el-Şanvah

Savaş turları boyunca, Husi milisleri, başta aldatma olmak üzere yenilikçi savaş taktikleri kullanma konusundaki ustalıklarıyla ilgili sahte bir imaj yaratmaya çalışarak, sahada üstün savaş yeteneklerine sahip olduklarını iddia ettiler.

5 Ekim'de başlatılan Yemen Şafağı Operasyonu ile hükümet güçleri, batı kıyısında ve Babul Mendeb Boğazı'nda İran destekli Husi milislerinden birçok bölgeyi başarıyla geri aldı. Onlara karşı operasyonlar devam ederken, milisler, hükümet güçlerinin ilerlemesini engellemek için benzeri görülmemiş yöntemler kullanarak bir dizi yeni engel geliştirdi.

Araştırmacı gazeteci Muhammed Hafız, Husi milislerinin son günlerde hükümet güçlerinin çeşitli cephelerdeki ilerlemesini engelleyen çok sayıda engel kurmaya çalıştığını teyit etti.

xcgthy
Son birkaç gündür Husi milisleri, şu anda havadan gözetim altında olan ana yollara alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyorlar (Independent Arabia)

Çatışmaların başlangıcından beri Husi milislerinin yeni yöntemlerini izleyen ve gözlemleyen Hafız, milislerin öncelikle Yemen'in batısında veya Marib ve el-Cevf gibi doğu bölgelerinde açık ve çöl alanlarında kullandıkları hendek kazma yöntemine başvurduklarını açıkladı. Ayrıca, iki amaca hizmet eden siperler ve bariyerler inşa ediyorlar. Bunlardan ilki, hükümet güçlerinin ateşinden korunmak, ikincisi ise geri çekilme durumunda içine mayın ve el yapımı patlayıcı yerleştirmek. Bu durumda mayın ve patlayıcıların toprak yığının altından çıkarılması ve sökülmesi uzun bir zaman alıyor.

Çölde kamuflaj ve boyama

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre milislerin yöntemlerinde dikkat edilmesi gereken nokta, el yapımı patlayıcılar ve mayınları gizlemek için doğal cisimlere ve askeri teçhizata benzeyen maketler kullanmak gibi gelişmiş kamuflaj tekniklerine ciddi şekilde önem vermeleridir. Bunlar hükümet güçlerine büyük oranda hasar vermek, onları yormak ve hedef alma eylemler sırasında yanıltmak için tasarlanmışlar. Marib'deki birçok savaşı takip eden Hafız, bununla ilgili olarak, milislerin el yapımı patlayıcıları gizlemek için plastik aletler ve doğadan ilham alan maketler kullandıklarını, ayrıca, hükümet güçlerine karşı kendilerini kamufle etmek ve böylece hava kuvvetlerini yanıltmak için beyaz çöl bölgelerinde araçları veya askeri teçhizatı petrol ve yakıt egzozuyla boyadıklarını da açıkladı.

Rota değişikliği

Hafız'a göre, açık kaynaklar Husilerin orduyu yanıltmak ve ilerlemesini engellemek için sahte mevziler ve çitler kurduğunu ortaya koydu. Hafız, bu taktiklerin “orduyu, üç metreye varan derinliklerde uzun ve derin hendekler kazdıkları bölgelerin etrafından dolanmak için alternatif rotalar aramaya zorlamada başarılı olduğunu” doğruladı.

Kaynaklar, Husilerin tanksavar mayınlarını hükümet güçleri unsurlarını hedef alan tuzaklara dönüştürerek mayınları yoğun bir şekilde kullandıklarını ve bunun da önemli bir engel teşkil ettiğini açıkladı. Ayrıca inşa ettikleri ana hatların içinde kazdıkları hendek ve çukurlara mayınlar yerleştirdiklerini de eklediler.

sdc
Milisler, özellikle açık ve çöl alanlarında, hendek kazma yöntemine başvuruyorlar (Independent Arabia)

Meşru Yemen silahlı kuvvetleri, daha önce, onlarca kilometre uzanan, kampları ve stratejik bölgeleri her yönden çevreleyen derin hendekler nedeniyle Cevf vilayeti cephesindeki ilerlemelerinde gecikmeler yaşandığını duyurmuştu.

Terk edilmiş, karanlık yollar

Son birkaç gündür Husiler, şu anda havadan gözetim altında olan ana yollara alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyorlar. Geceleyin araçlarının ışıklarını kapatarak engebeli arazide ilerliyorlar; bu taktik, sahada kaydettikleri her ilerlemede doğrudan ve hızlı bir şekilde uygulamaya yöneldikleri bir yöntem.

Hafız ayrıca, Husi milislerinin Ras el-Ara bölgesindeki dağlarda, el-Amri kampının arkasından başlayıp el-Vaziye bölgesine kadar uzanan bir yol inşa ettiğini de belirtti. Bu, cephe hatları baskı altına girdiğinde güçlerinin iki bölge arasında kolayca hareket etmesini sağladı.

Son haritalar, milislerin son günlerde güçlerini Vaziye'den Zubab Havaalanı’nın arkasındaki bir cepheye taşıdığını ve oradaki hükümet güçlerine karşı sürpriz bir karşı saldırı ve kıskaç hareketi hazırladığını teyit ediyordu. Ve dün gece tam olarak bu oldu, ancak Devler Tugayları güçleri bu tuzağa karşı önceden hazırlıklı oldukları için saldırı başarısız oldu.

Yaklaşım ve coğrafya

Askeri analist Abdulaziz el-Hadaşi, Husi milislerinin askeri yaklaşımının, kontrol ettikleri her cephede, ister siper kazarak ister yüksek toprak setler inşa ederek, hızlı savunma bariyerleri ve tahkimatlar kurmayı, bunların etrafına mayın tarlaları döşemeyi içerdiğini söylüyor. Hadaşi'ye göre, bu yöntem, Devler Tugayları ve Vatan Kalkanı güçlerinin batı kıyılarını ve Babul Mendeb'i kurtarmak için başlattığı büyük taarruza rağmen, son günlerde Vaziye, Zubab ve Babul Mendeb'deki güçlerinin ilerleyişini engelledi. Ülkenin kuzeyindeki dağlık arazinin aksine, kıyı bölgelerinin coğrafi yapısının, Marib ve Cevf’teki çöllerle birlikte, Husilere bu tür savunma engelleri kurmaya yardım ettiğine dikkat çekti.

Hükümetin başkent Sana'ya doğru ilerleme çabalarıyla birlikte bu engellerin aşılması için, Hadaşi, askeri engellerin aşılmasının, ister piyadelere isterse zırhlı araçlara karşı olsun, her türlü mayının hızlı ve anında etkisiz hale getirebilmesinin mayın tarama ve temizleme araçları gerektirdiğini belirtti. Geleneksel yöntemlere güvenmekten kaçınmanın önemini vurgulayan Hadaşi, bu yöntemlerin ilerlemeyi önemli ölçüde geciktireceğini, bu gibi durumlarda, askerlerin ve araçların geçmesine olanak tanıyacak birkaç metreden daha geniş olmayan geçici yollar oluşturacak mayın temizleme teçhizatlarına güvenilmesi, ayrıca toprak setlerde dikkatli olunması gerektiğini de ekledi.