‘Zorunlu koordinasyon’ DEAŞ liderlerinin hapishaneden kaçmasını engelliyor

Bir güvenlik yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Şam, örgüt üyelerini en iyi tanıyan taraf

Suriye'nin kuzeydoğusunda DEAŞ üyelerinin ailelerinin kaldığı el-Hol Kampı’nın kapısının önünde duran Suriye güvenlik güçleri (EPA)
Suriye'nin kuzeydoğusunda DEAŞ üyelerinin ailelerinin kaldığı el-Hol Kampı’nın kapısının önünde duran Suriye güvenlik güçleri (EPA)
TT

‘Zorunlu koordinasyon’ DEAŞ liderlerinin hapishaneden kaçmasını engelliyor

Suriye'nin kuzeydoğusunda DEAŞ üyelerinin ailelerinin kaldığı el-Hol Kampı’nın kapısının önünde duran Suriye güvenlik güçleri (EPA)
Suriye'nin kuzeydoğusunda DEAŞ üyelerinin ailelerinin kaldığı el-Hol Kampı’nın kapısının önünde duran Suriye güvenlik güçleri (EPA)

DEAŞ’a bağlı tutuklularla ilgili saha gelişmeleri, Rakka ve Haseke’deki en büyük gözaltı merkezlerinin fiilen Suriye hükümetinin kontrolüne geçmesiyle doruğa ulaştı. Diğer yandan DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK), en tehlikeli isimleri Suriye dışına, özellikle Irak’a nakletme operasyonlarını hızlandırdı.

Suriye ordusu son dönemde Haseke, Rakka ve Deyrizor kırsalındaki cezaevleri ve gözaltı tesislerinin kritik bölümlerini güvence altına aldı. Bu arada adli makamlar, Rakka’daki el-Aktan Cezaevi’nde DEAŞ bağlantısı iddiasıyla tutulan 18 yaş altı 126 çocuğu serbest bıraktı.

Yerel raporlar, serbest bırakılan bazı çocukların ruhsal durumlarını ‘çok kötü’ olarak nitelendirirken, uzun süreli gözaltı nedeniyle çoğunun kötü beslenmeye bağlı sağlık sorunları yaşadığı belirtildi. Öte yandan Suriye güvenlik güçleri, geçen haftanın ortasında Şeddadi Cezaevi’nden kaçan tutukluların izini sürmeye devam ediyor. Resmî açıklamalara göre İçişleri Bakanlığı, kaçanlardan 81’ini yeniden gözaltına almayı başardı.

El-Aktan Cezaevi’ndeki çocuklar

Suriye İçişleri Bakanlığı yetkilisi Albay Halid Casım, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) özellikle Şeddadi Cezaevi’nden onlarca DEAŞ mensubunu ‘kasten’ serbest bırakmakla suçladı. Casım, bakanlığın serbest bırakılanların çoğunu yeniden gözaltına almayı başardığını belirtti.

Casım, SDG’nin hükümetle yapılan anlaşmalarda ‘tereddüt gösterdiğini’ vurgulayarak, Arap aşiretlerinin kendi bölgelerini kontrol altına alıp SDG’yi bölgeden çıkarmasının ardından örgüt üyelerini serbest bırakarak hükümete uluslararası baskı uygulamaya ve DEAŞ’la mücadele çabalarını aksatmaya çalıştığını ileri sürdü.

sgt
Rakka'daki el-Aktan Cezaevi’nden serbest bırakılan tutukluların yakınları (Reuters)

Casım ayrıca, SDG’nin DEAŞ’la ilgisi olmayan aileleri ve çocukları da gözaltına aldığını; tutuklular arasında zorunlu askerlikten kaçanlar ve farklı suçlamalarla alıkonulanların bulunduğunu ifade etti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne (KDSÖY) bağlı cezaevi idaresi, 25 Ocak Pazar günü el-Aktan Cezaevi’nde bazı çocukların bulunduğu yönünde bir açıklama yaptı. Açıklamada, cezaevinin belirli bir bölümünde çeşitli suçlara karışmış ve resmi şikâyetlere konu olmuş çocukların bulunduğu belirtildi.

Cezaevi idaresi, söz konusu çocukların yaklaşık üç ay önce Çocuk Cezaevi’nden el-Aktan Cezaevi’ne nakledildiğini ve bu adımın mevcut güvenlik koşulları nedeniyle alındığını ifade etti. Açıklamada, nakil işleminin önleyici ve düzenleyici tedbirler çerçevesinde gerçekleştirildiği vurgulandı.

Guveyran Hapishanesi

Suriye güvenlik güçleri, Haseke şehir merkezine yakın noktalarda konuşlanmış durumda. Bu önlem, SDG’nin kontrolündeki Guveyran Hapishanesi’nden olası bir kaçış girişimi veya cezaevinin açılma ihtimaline karşı alınmış. Cezaevinde 3 ila 5 bin tutuklu bulunuyor ve aralarında DEAŞ’ın en tehlikeli liderleri yer alıyor.

Medya raporlarına göre, SDG yönetiminde bulunan çeşitli cezaevlerinde en az 9 bin DEAŞ mensubu tutuklu bulunuyor. Bazı raporlarda bu sayı 12 bine kadar çıkarılırken, cezaevlerindeki tutukluların büyük kısmını Iraklılar ve yabancılar oluşturuyor.

efrgty
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) salı günü Rakka'daki el-Aktan Cezaevi’nden çekildikten sonra hükümet yetkilileri hapishaneyi denetledi. (AP)

Son gelişmeler çerçevesinde, Rakka’daki el-Aktan Cezaevi artık Suriye ordusunun kontrolünde bulunurken, Haseke kırsalının güneyindeki Şeddadi Cezaevi’nin yönetimi Suriye İçişleri Bakanlığı’na geçti. DEAŞ mensuplarının ailelerinin bulunduğu el-Hol Kampı da, SDG’nin çekilmesinin ardından Suriye İçişleri Bakanlığı’nın denetimine alındı.

Irak makamları ve Avrupa vatandaşları

Önemli bir gelişme olarak, 24 Ocak 2026 itibarıyla tutuklu nakil operasyonları yeni bir aşamaya girdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’den Irak’taki güvenli gözaltı merkezlerine günlük yaklaşık 500 DEAŞ mensubunun taşınacağı bir ‘hava köprüsü’ başlatıldığını duyurdu. Toplamda Irak’a nakledilmesi planlanan tutuklu sayısı ise 7 bine kadar ulaşıyor.

Güvenlik kaynaklarına göre, Irak’a teslim edilen ilk grup 150 tutukludan oluşuyor. Bu grup, 2014’ten bu yana büyük kanlı eylemlere karışmış ‘birinci sınıf’ liderlerden oluşuyor.

xsdefr
DEAŞ'ın eski üyesi Fransız Emilie König, Suriye'nin kuzeydoğusunda terör örgütü üyeliği şüphesi bulunan kişilerin aile üyelerinin barındırıldığı er-Roj Kampı’nda (AFP)

Uzmanlar, ABD, Suriye ve Irak arasında yürütülen üçlü koordinasyonla gerçekleştirilen operasyonun, SDG kontrolünde bulunan Suriye cezaevlerindeki en tehlikeli unsurları boşaltmayı ve örgütün kuzey ile kuzeydoğu Suriye’deki savaş ortamını kötüye kullanmasını önlemeyi amaçladığını belirtiyor.

Irak hükümeti, bu adımı ‘ulusal güvenliği korumaya yönelik önleyici bir tedbir’ olarak nitelendiriyor. Suriye’de olayların hızla gelişmesi ve güç dengelerindeki değişim, tutukluların güvenli tesislerde tutulmasını ve olası kaçış girişimlerinin önlenmesini zorunlu kıldı.

Irak Yüksek Mahkemesi, nakledilen tüm tutukluların, milliyetleri ne olursa olsun (Iraklılar ve 56 farklı ülkeden tutuklular), sadece Irak yargısının yetkisi altında olacağını ve yasal prosedürlerin eksiksiz uygulanacağını açıkladı. Süreçte, sınır ötesi suçların belgelenmesine özen gösterilecek, böylece mağdurların hakları korunacak ve hukukun üstünlüğü pekiştirilecek. Bazı raporlarda ise Irak’ın, ilgili ülkelerle iletişim kurarak vatandaşlarının teslim alınmasını sağlayacağı belirtiliyor.

Yabancı savaşçılar ve aileleriyle ilgili durum, el-Hol ve er-Roj kamplarında hâlâ ABD ve diğer dünya ülkeleri için ciddi bir güvenlik kaygısı oluşturuyor. El-Hol Kampı’nda 43 binden fazla kişi bulunuyor. Irak’la koordinasyon sağlanarak yaklaşık 18 bin Iraklının kademeli şekilde ülkelerine iade edilmesi planlanıyor.

sdfrgt
Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Haseke kentinden çekilmesinin ardından Suriye hükümetinin kontrolünü ele geçirdiği el-Hol Kampı’ndan (Reuters)

Yayınlanan istatistikler, Avrupa ülkelerinden tutukluların sayısını da ortaya koyuyor: Fransa 450, Almanya 77, Belçika 55, Birleşik Krallık 27 ve Hollanda 90 tutuklu bildirdi. Şam yönetimi, bu kişilerin Suriye topraklarında işledikleri suçlardan sorumlu tutulmaları gerektiği yönünde net bir tutum sergiliyor. Suriye hükümeti, yasal, insani ve güvenlik boyutlarını kapsayan bütüncül bir süreç uygulamaya hazır olduğunu da vurguluyor.

‘DEAŞ’ı herkesten daha iyi tanıyoruz’

10 Mart anlaşması uyarınca tüm SDG unsurlarının Savunma ve İçişleri bakanlıkları bünyesine dahil edilmesi kararlaştırılmıştı; bu da pratikte cezaevleri ve kampların güvenliğinden Suriye ordusu ve iç güvenlik güçlerinin sorumlu olacağı anlamına geliyor. Albay Halid Casım, SDG’nin DEAŞ cezaevlerini Suriye devletine teslim etmekten kaçındığını, böylece DMUK’da terörle mücadelede temel bir ortak olarak konumunu güçlendirmeye çalıştığını ileri sürdü.

cuı8o9
Suriye güvenlik güçleri, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'de bulunan, DEAŞ üyelerinin ailelerinin barındığı el-Hol Kampı’na giriyor. (DPA)

Casım, Suriye hükümetinin görevinin, güvenliği sağlamak, cezaevlerini yönetmek ve SDG’ye bağlı olmadığı kanıtlanan kişileri serbest bırakmak olduğunu belirtti. “Biz SDG’den daha fazla bilgi ve deneyime sahibiz” diyen Casım, DEAŞ ile mücadelede geçmişteki operasyonları örnek gösterdi. Casım, hükümetin DEAŞ’ı yakından takip ettiğini, DMUK’un bu çabaları bildiğini ve desteklediğini vurguladı. Casım ayrıca, “SDG’nin, DEAŞ dosyasını Suriye içinde güvenliği sarsmak için kullanmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

‘Zorunlu koordinasyon’

Silahlı gruplar uzmanı Raid el-Hamed, Suriye cezaevlerindeki en tehlikeli savaşçıların Irak’a naklinin, aslında bir ‘zorunlu koordinasyon’ olduğunu belirtti. Hamed’e göre Washington, lider konumdaki unsurların bölgedeki çatışmalardan kaynaklanabilecek olası kaos sırasında kaçmalarını önlemeyi hedefliyor. Hamed, Suriye devletinin DEAŞ tutukluları dosyasını devralmasıyla birlikte, işin şimdi Arap veya yabancı başkentlere düştüğünü söyledi; bu ülkelerin vatandaşlarını geri almak istemeyebileceğini, çünkü bu kişilerin kendi toplumlarında örgüt için çekirdek oluşturma riski ve güvenlik maliyetlerini artırabileceğini vurguladı. Ayrıca, bu ülkelerin suçları kanıtlayacak yeterli delil toplamak ve yargı süreçlerini işletmek konusunda ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Hamed, tutukluların Suriye dışına taşınmasının, ‘daha zorlu koşullarda gözaltı süreci nedeniyle yeni radikalleşme risklerini ortadan kaldırmadığını’ da belirtti. Bu nedenle, operasyonun başarısının, uluslararası yüksek düzeyde koordinasyon ve Suriye ile Irak hükümetlerinin, dünyanın en tehlikeli tutuklularıyla başa çıkma çabalarına destek verilmesine bağlı olduğunu söyledi.



Koalisyon, Medine yönüne fırlatılan balistik füze ile Doğu Bölgesi’ne gönderilen İHA’yı imha etti

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, Medine yönüne fırlatılan balistik füzeyi önleyerek imha etti (SPA)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, Medine yönüne fırlatılan balistik füzeyi önleyerek imha etti (SPA)
TT

Koalisyon, Medine yönüne fırlatılan balistik füze ile Doğu Bölgesi’ne gönderilen İHA’yı imha etti

Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, Medine yönüne fırlatılan balistik füzeyi önleyerek imha etti (SPA)
Suudi Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri, Medine yönüne fırlatılan balistik füzeyi önleyerek imha etti (SPA)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’a doğru fırlattığı bir balistik füze ile insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemleri tarafından önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, perşembe günü yaptığı açıklamada, Suudi hava savunma sistemlerinin Medine bölgesine yönelen balistik füzeyi, Doğu Bölgesi’ne gönderilen İHA’yı imha ettiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü ise daha önce Yanbu ve Şerure vilayetlerinde erken uyarı sistemini devreye sokarak halkı olası tehlikeye karşı uyardı. Müdürlük, birkaç dakika sonra tehlikenin ortadan kalktığını duyurdu.


Ürdün'de terör saldırısı: Bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, bir polis yaralandı

Ürdün'ün başkenti Amman (AFP)
Ürdün'ün başkenti Amman (AFP)
TT

Ürdün'de terör saldırısı: Bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, bir polis yaralandı

Ürdün'ün başkenti Amman (AFP)
Ürdün'ün başkenti Amman (AFP)

Ürdünlü kaynaklar, daha önce terör suçlarından hüküm giymiş bir kişinin gerçekleştirdiği terör saldırısında bir Ürdün güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini, bir kişinin de  yaralandığını, saldırganın ise ağır yaralandığını bildirdi.

Saldırgan, başkentin batısındaki Yedinci Daire bölgesinde bulunan yabancı büyükelçiliklerden birinin önünden geçtiği sırada elindeki kesici aletlerle saldırısını gerçekleştirdi. İlk güvenlik görevlisine aniden saldırarak boynundan bıçaklayan saldırgan, görevlinin silahını almaya çalıştı. Saldırganı yakalamaya çalışan ikinci bir güvenlik görevlisi de olay sırasında yaralandı.

Güvenlik görevlilerine yönelik saldırı, Ürdün makamlarında, terör örgütleri tarafından eleman temin edilerek eğitilen ve dışarıdan talimat alan kişilerin "yalnız kurt" saldırılarına yeniden başvurabileceği yönündeki endişeleri gündeme getirdi.

Bir büyükelçiliğin önünde güvenlik görevlilerine düzenlenen saldırının, daha önceki terör eylemlerinden bağımsız olmadığı değerlendiriliyor. Bu saldırılardan sonuncusunda, Humud Kilisesi’nde yaşanan faciada 9 kişi hayatını kaybetmiş, 40 kişi yaralanmıştı.

İlgili makamlar soruşturmayı başlatırken Amman'daki ana yollar trafiğe kapatıldı. Kentte yoğun trafik sıkışıklığı yaşanırken, saldırganla bağlantılı olabilecek başka kişilerin bulunması amacıyla arama ve tarama faaliyetlerinin sürdürüldüğü değerlendiriliyor.

Ürdün Emniyet Müdürlüğünden açıklama

Ürdün Kamu Güvenliği Müdürlüğü, perşembe günü yaptığı açıklamada, başkent Amman'daki Medine Caddesi'nde meydana gelen ve terör saldırısı olarak nitelendirilen olayda bir güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini, bir polis memurunun da yaralandığını duyurdu.

Müdürlüğün medya sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, saat 12.20'de bir kişinin Kamu Güvenliği Müdürlüğü personelinden birine aniden saldırarak kesici bir aletle bıçakladığı belirtildi. Olay üzerine bölgeye derhal bir güvenlik devriyesinin müdahale ettiği, ekiplerin saldırganı etkisiz hale getirerek gözaltına aldığı kaydedildi.

Açıklamada, saldırganla yaşanan arbede sırasında devriye ekibindeki polis memurunun yüzünden yaralandığı ifade edildi. Bıçaklanan güvenlik görevlisinin hastaneye kaldırıldığı ancak aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybettiği, yaralı polis memurunun sağlık durumunun ise stabil olduğu bildirildi.

Kamu Güvenliği Müdürlüğü, saldırganın sorgulanmaya başlandığını ve ilk soruşturma bulgularının, şüphelinin güvenlik güçlerine yönelik bir terör eylemi gerçekleştirmeyi planladığını gösterdiğini açıkladı.


Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Sahil cephesinde çatışmalar en şiddetli aşamasında, devleti yeniden tesis etmekte kararlıyız

Vali Hasan Tahir, daha önce Hays bölgesinde yaşanan çatışmalar sırasında (Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf)
Vali Hasan Tahir, daha önce Hays bölgesinde yaşanan çatışmalar sırasında (Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf)
TT

Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Sahil cephesinde çatışmalar en şiddetli aşamasında, devleti yeniden tesis etmekte kararlıyız

Vali Hasan Tahir, daha önce Hays bölgesinde yaşanan çatışmalar sırasında (Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf)
Vali Hasan Tahir, daha önce Hays bölgesinde yaşanan çatışmalar sırasında (Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf)

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir, Yemen’in batı kıyısındaki cephelerde çatışmaların “en şiddetli aşamasında” olduğunu belirterek, önümüzdeki günlerde sahadaki gelişmelere ilişkin sevindirici haberler alınabileceğini söyledi. Tahir ayrıca, Aden, Lahic ve Ebyen vilayetlerinde kayıt altına alınan yerinden edilmiş kişilerin sayısının 7 bin 435’e ulaştığını, kayıt işlemleri tamamlanmamış ailelere ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirtti.

gbyuj
Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir, daha önce Huha kentini ziyareti sırasında (SABA)

Tahir, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Yemen güçlerinin Husilerin kontrolüne geçen bölgeleri geri almak için ilerleyişini sürdürdüğünü belirtti. Askerî harekâtın yalnızca batı kıyısındaki ilçelerin geri alınmasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Tahir, hedeflerinin devlet kurumlarını yeniden tesis etmek ve Yemen topraklarının tamamında devlet otoritesini sağlamak olduğunu ifade etti. Tahir, bu süreçte Suudi Arabistan’ın desteğinin bulunduğunu kaydetti.

İran Devrim Muhafızları’nın desteğini alan Husilerin, geçen 10 Eylül’de batı kıyısındaki bazı bölgeleri, özellikle stratejik öneme sahip el-Muha Limanı’nı ele geçirdiği, ardından Zubab ve Babülmendeb bölgelerine doğru ilerlediği belirtildi. Yemen silahlı kuvvetlerinin daha sonra inisiyatifi yeniden ele alarak söz konusu bölgelerin geniş bir bölümünü geri aldığı kaydedildi.

Yemen hükümetinin geçen ekim ayı başında duyurduğu “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında, Hudeyde vilayetinin geri kalan ilçelerinin kontrolünü sağlamak amacıyla şiddetli çatışmaların devam ettiği bildirildi.

Sahil cephesinde çatışmalar en şiddetli aşamada

Vali Tahir, “Şu anda çatışmalar son derece şiddetli; taraflar zaman zaman ilerleme ve geri çekilme yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Tahir, “İnşallah önümüzdeki iki gün içinde bu saldırgan grubun püskürtülmesine ilişkin sevindirici haberler alacaksınız” dedi.

Suudi Arabistan’ın desteğine övgüde bulunan Tahir, Krallığın “Yemen halkının kardeşi ve dayanağı olduğunu, her koşulda Yemenlilerin yanında durduğunu” ifade etti.

ghyuj
Yemen’deki meşru hükümete bağlı güçler, Aden-Muha yolu üzerinde ilerlerken (AP)

Tahir, “Yalnızca ayrıldığımız bölgelere dönmekle yetinmeyeceğiz. Suudi Arabistanlı kardeşlerimizin desteğiyle, Yemen topraklarının tamamı özgürleştirilene kadar ilerlemeyi sürdüreceğiz” dedi.

Üç vilayette 7 bin 435 yerinden edilmiş kişi

Tahir, Aden, Lahic ve Ebyen vilayetlerinde kayıt altına alınan yerinden edilmiş kişilerin sayısının 7 bin 435’e ulaştığını ve bu rakamın toplam yerinden edilmiş nüfusun yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu açıkladı. Yetkili kurumların, henüz kayıt altına alınmamış ailelerin işlemlerini tamamlamak üzere bilgi toplamayı sürdürdüğünü belirtti.

Yerinden edilenlerin büyük bölümünün, vilayetin geçici başkenti konumundaki Huha ilçesinin yanı sıra Hays ve el-Muha’dan ayrıldığını kaydeden Tahir, yaklaşık 4 bin kişinin Aden’e yerleştiğini söyledi.

rgth
Husilerin el-Muha’yı ele geçirmesinin ardından binlerce aile yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kaldı (AFP)

Yerel yönetimlerin, kayıt işlemlerinin kolaylaştırılması ve yardımların dağıtılması amacıyla Aden, Lahic ve Ebyen valileriyle koordinasyon içinde çalıştığını belirten Tahir, acil durum birimleri ve toplum komitelerinin de sürece katıldığını kaydetti.

Tahir, yerinden edilenlere gerekli kolaylıkları sağlayan söz konusu vilayetlerin yerel yönetimlerine teşekkür etti.

Nakdi ve insani yardımlar

Tahir, hak sahiplerine yönelik nakdi yardımların, isim listelerinin güncellenmesi ve bilgilerin düzeltilmesinin ardından önümüzdeki iki gün içinde dağıtılmasının beklendiğini açıkladı.

Listelerin para transfer şirketlerine gönderileceğini belirten Tahir, hak sahiplerine ödemelerini alabilmeleri için kısa mesaj yoluyla bilgilendirme yapılacağını söyledi. Tahir, ödemelerin bu sistem üzerinden gerçekleştirileceğini, yerel yönetimlerin doğrudan para tesliminde veya dağıtım sürecine müdahil olmayacağını vurguladı.

Aden’deki Tevahi, Sire, Mansura, Mualla ve Hur Mekser ilçelerine ait listelerde yaklaşık bin 70 hak sahibinin bulunduğunu belirten Tahir, isimlerin incelenmesi sürecinin tamamlanması nedeniyle ödemelerin başlamasında gecikme yaşandığını kaydetti.

gh
Yemen hükümet güçleri, Babülmendeb bölgesinde Husilerin kontrolünde kalan son noktaları da ele geçirmeyi hedefliyor (Askerî medya)

Vali, yerinden edilenlerin başlıca insani ihtiyaçlarının barınma, gıda ve nakdi yardım olduğunu belirtti. Hükümetin desteğin bir bölümünü sağladığını ifade eden Tahir, yerel yardım kuruluşlarının da ilgili makamlarla koordinasyon içinde kamplara ve yerinden edilmiş kişilerin toplandığı bölgelere ulaşmak için çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.

Kral Selman Yardım Merkezi'nin rolü

Tahir, Kral Selman İnsani Yardım ve Çalışmalar Merkezi'nin (KSrelief) faaliyetlerine de övgüde bulunarak, merkezin Hudeyde halkına hem kriz dönemlerinde hem de normal koşullarda destek verdiğini söyledi.

Merkezin yaklaşık 5 bin gıda kolisi sağladığını belirten Tahir, bunlardan 2 bin 450'sinin yerel ortağı Yemeni Vakfı aracılığıyla bölgeye ulaştırıldığını ve farklı vilayetlerden gelen yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu kamplara dağıtıldığını belirtti.

Yerinden edilenlerin dönüşü yakın

Husilere yönelik mesajında Tahir, halkın zorla yerinden edilmesinin, kendi ifadesiyle, bölge sakinlerinin maruz kaldığı baskı ve ihlalleri ortaya koyduğunu söyledi. Çok sayıda kişinin bu uygulamalara maruz kalma veya çocuklarının çatışmalara katılmaya zorlanması korkusuyla yaşadıkları bölgeleri terk ettiğini ifade etti.

dgthyju
Yemen hükümet güçlerine mensup askerler, Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinde bir askerî araç üzerinde (AFP)

Vali, yerinden edilmenin yaşandığı bölgelerin sakinlerine seslenerek, “İnşallah yakında geri döneceksiniz ve bu saldırgan grup püskürtülecek” ifadelerini kullandı.

Tahir, Yemen güçlerinin ülkenin bütün topraklarını yeniden kontrol altına alana kadar mücadelesini sürdüreceğini yineledi.