Somali Cumhurbaşkanı: Suudi Arabistan önderliğindeki ortaklarımızla, İsrail’in Somaliland’ı tanımasını geçersiz kılmak için çalışıyoruz

Hasan Şeyh Mahmud, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, bölgesel istikrarı tehlikeye atarak kendi amaçlarına ulaşmak için bu tanımayı istismar edenler olduğunu söyledi

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mekke’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’u kabul etti. (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mekke’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’u kabul etti. (Arşiv – SPA)
TT

Somali Cumhurbaşkanı: Suudi Arabistan önderliğindeki ortaklarımızla, İsrail’in Somaliland’ı tanımasını geçersiz kılmak için çalışıyoruz

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mekke’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’u kabul etti. (Arşiv – SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mekke’de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’u kabul etti. (Arşiv – SPA)

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, ülkesinin İsrail’in Somaliland bölgesini tanıma kararını geçersiz kılmak amacıyla üç siyasi ve hukuki adımdan oluşan bir paket uygulamaya koyduğunu açıkladı. Mahmud, Suudi Arabistan öncülüğündeki ortaklarla yakın koordinasyon içinde olduklarını, bölgesel istikrarın korunması ve Afrika Boynuzu’nun ‘hesaplanmamış bir tırmanıştan’ uzak tutulması için çalıştıklarını söyledi.

Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda Mahmud, İsrail’in söz konusu tanıma kararından çıkar sağlayabilecek bölge ülkeleri bulunduğunu, ancak isim vermek istemediğini belirtti. Mahmud, “Belirli bir ülke ya da ülkeleri anmak istemem. Ancak bazı tarafların, bu tanımayı Somali’nin birliği ve bölgenin istikrarı pahasına dar ve kısa vadeli çıkarlar için bir fırsat olarak gördüğü açık” dedi.

Somali’nin egemenliğinin ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurgulayan Mahmud, ülkesinin ulusal birliği ve egemenliği korumak için gerekli tutumu takındığını ifade etti. Mahmud, “Herkese mesajımız net: İsrail’in sorumsuz maceralarına aldanılmamalı” ifadesini kullandı.

Mahmud, Somali ile dayanışmanın önemine dikkat çekerek, bölgeyi ‘sonu olmayan bir kaosa’ sürüklemeyi amaçlayan planlara karşı uyanık olunması çağrısında bulundu. Suudi Arabistan’ı ülkesinin istikrar ve birliğinin desteklenmesinde, yeniden imar ve kalkınma çabalarında ve Kızıldeniz ile hayati deniz geçiş yollarının güvenliğinin sağlanmasında kilit bir stratejik ortak olarak nitelendirdi.

Üç adım

Somali Cumhurbaşkanı Mahmud, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Somaliland’ı bağımsız bir devlet olarak tanımasına ilişkin olarak, hükümetinin attığı adımlara dair açıklamalarda bulundu. Mahmud, “En açık ve kararlı ifadelerle vurguluyorum ki Somaliland’ın bağımsız bir devlet olarak tanınması, Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliği ve birliğine yönelik açık bir ihlaldir” dedi.

Mahmud, söz konusu tanımanın uluslararası hukuk ilkeleri, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı ve Afrika ülkelerinin sömürge döneminden kalan sınırlarının korunmasını öngören Afrika Birliği (AfB) kararlarına da aykırı olduğunu belirtti. Bu çerçevede Somali’nin bir dizi eş zamanlı adım attığını ve atmaya devam edeceğini ifade etti.

Mahmud, bu kapsamda ilk olarak BM, AfB ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) nezdinde derhal diplomatik girişimlerde bulunulduğunu, söz konusu tanımanın hukuki ve siyasi olarak reddedilmesi için harekete geçildiğini söyledi.

Mahmud, ülkesinin ‘İsrail’in egemenliğe ve ulusal birliğe yönelik açık ihlali’ konusunda BM Güvenlik Konseyi’nde resmi bir oturum talep ettiğini ve söz konusu oturumun gerçekleştirildiğini belirtti. Mahmud, Somali’nin hâlihazırda BM Güvenlik Konseyi üyesi olmasının da katkısıyla bu sürecin önemli bir diplomatik kazanım olduğunu ifade etti.

Somali lideri, AfB, Arap Birliği, İİT, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere uluslararası ortaklardan gelen dayanışma ve kınama mesajları için ‘derin minnettarlık’ duyduklarını dile getirdi.

Mahmud’a göre, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararını geçersiz kılmaya yönelik planın ikinci adımı, Arap, İslam ve Afrika ülkeleri arasında ortak ve koordineli bir tutum oluşturmayı hedefliyor. Mahmud, “Suudi Arabistan’ın Somali’nin birliğine yönelik herhangi bir müdahaleyi açık ve net bir şekilde kınayan ilk ülkelerden olmasını büyük takdirle karşılıyoruz” dedi.

Mahmud, Suudi Arabistan’ın tutumunun, ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı konusundaki kararlı yaklaşımını yansıttığını belirterek, Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu’nun Somali’ye yönelik ‘sabit ve ilkesel destek’ mesajının bu zor dönemde önemli bir anlam taşıdığını ifade etti.

Somali Cumhurbaşkanı, birçok Arap, İslam ve Afrika ülkesinin yanı sıra Latin Amerika ve Asya’dan da çeşitli ülkelerin dayanışma ve kınama mesajları yayımladığını kaydetti. Mahmud, “Saygın gazeteniz aracılığıyla hepsine teşekkür ediyoruz. Somali ulusal hafızası bu tarihi dayanışmayı unutmayacaktır” şeklinde konuştu.

Mahmud’a göre planın üçüncü adımı ise tüm siyasi meselelerin tek ve birleşik Somali devleti çerçevesinde, dış müdahale ve dayatmalardan uzak biçimde ele alınması amacıyla iç ulusal diyaloğun güçlendirilmesini öngörüyor.

Bölgesel ve uluslararası barış

Hasan Şeyh Mahmud, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebileceği ve Kızıldeniz ile Afrika Boynuzu’nun güvenliğini tehdit edebileceği yönündeki kaygılarla ilgili olarak, “Bu tanıma, kararlı bir tutumla karşılanmazsa, bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliği sarsacak tehlikeli bir emsal oluşturabilir” dedi.

Mahmud, söz konusu adımın yalnızca Afrika Boynuzu’nda değil, Afrika genelinde ve Arap dünyasında da ayrılıkçı eğilimleri teşvik edebileceğini, bunun da bölgesel istikrarı tehdit edeceğini belirtti. Sudan ve Yemen gibi ‘kardeş ülkelerde’ yaşanan gelişmelerin, devletlerin parçalanmasının ve ulusal yapılarının çökmesinin maliyetini açıkça gösterdiğini ifade etti.

Kızıldeniz’in güvenliğine olası etkiler konusunda ise Mahmud, “Küresel bir deniz ticaret hattından ve Arap ulusal güvenliğinin temel unsurlarından söz ediyoruz. Somali kıyılarında yaşanacak herhangi bir siyasi ya da güvenlik gerilimi, doğrudan uluslararası ticaretin ve enerji güvenliğinin güvenliğini etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Bu etkinin, başta Suudi Arabistan, Mısır, Sudan, Eritre, Yemen ve Ürdün olmak üzere kıyıdaş ülkelerin istikrarına da yansıyacağını belirten Mahmud, Somali’nin birliğinin korunmasının Kızıldeniz’in kolektif güvenliğinin temel dayanaklarından biri olduğunu vurguladı.

Bölgesel hakimiyete giriş

Somali Cumhurbaşkanı Mahmud, İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ardındaki gerçek amacını ve bu adımın Somali’nin tarihsel ayrılık karşıtı duruşunu nasıl test ettiğini şu cümlelerle açıkladı: “Gördüğümüz üzere amaç, yalnızca siyasi bir tanımanın ötesine geçiyor… Amaç siyasi hedefin ötesine geçiyor; İsrail’in Afrika Boynuzu’nda, Kızıldeniz’e doğrudan yakın bir stratejik üs edinmesini sağlamak ve Babu’l Mendeb Boğazı üzerinde etkili olarak Kızıldeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit etmek.”

Bu hamlenin Somali, Arap ve Afrika duruşunun egemenlik ve devlet birliği konusundaki kararlılığını test etmeye yönelik bir girişim olduğunu vurgulayan Mahmud sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada açıkça belirtmek isterim ki, Somali’nin ayrılık karşıtı tutumu geçici veya taktiksel bir yaklaşım değildir. Bu, köklü bir ulusal ilke olup, geniş Arap ve Afrika desteğine sahiptir, ön saflarında ise Suudi Arabistan’ın desteği vardır.”

Mahmud, İsrail’in bu tanıma girişiminin Ortadoğu’daki çatışmayı Somali topraklarına taşıma amacı taşıdığını belirterek, “Açıkça söylüyorum, Somali’nin ulusal çıkarları ve bölgesel güvenliği için ülkemizi uluslararası veya bölgesel çatışmaların sahası haline getirmeye izin vermeyeceğiz” ifadesini kullandı.

Somali’nin barış, yeniden inşa ve sürdürülebilir kalkınma hedeflediğini, Ortadoğu’nun krizlerini ithal etmek veya kıyılarını ve bölgesel sularını askerileştirmek istemediğini vurgulayan Mahmud, “Başta Suudi Arabistan olmak üzere ortağımız olan Arap ülkeleri ile sıkı koordinasyon içinde çalışıyoruz; amacımız bölgenin istikrarını korumak ve Afrika Boynuzu’nu herhangi bir kontrolsüz tırmanıştan uzak tutmak” dedi.

cdvfgrth
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (Riyad’daki Somali Büyükelçiliği)

Mahmud, tecrübelerin, devletlerin parçalanmasının istikrar yaratmadığını, aksine ciddi güvenlik boşlukları oluşturduğunu ve etkilerinin yalnızca tek bir ülkeyle sınırlı kalmayıp tüm bölgeyi etkilediğini gösterdiğini vurguladı. “Bu nedenle, İsrail’in boş ve tehlikeli maceralarına kanmamalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

Mahmud ayrıca, Arap ülkelerine, özellikle Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne kıyısı olan devletlere Somali’nin ulusal güvenlikleri için güney kapısı niteliğinde olduğunu anlamaları çağrısında bulundu. Afrika’daki komşu ülkeleri ise Somali ile dayanışma içinde olmaya ve bölgeyi sonsuz bir kaosa sürüklemeye yönelik planlara karşı dikkatli olmaya çağırdı.

Suudi Arabistan-Somali ilişkileri

Somali Cumhurbaşkanı Mahmud, Suudi Arabistan ile Somali arasındaki ilişkilerin stratejik önemini ve Kızıldeniz’in güvenliğine katkısını vurguladı. Mahmud, “İkili ilişkilerimiz tarihî ve derin köklere sahip stratejik bir ilişkidir; bu ilişki kardeşlik, din ve ortak kader temellerine dayanır. Suudi Arabistan, Somali’nin istikrarını ve birliğini desteklemede, yeniden imar ve kalkınma çabalarında, ayrıca Kızıldeniz ve kritik deniz yollarının güvenliğinin sağlanmasında merkezi bir stratejik ortaktır” ifadelerini kullandı.

Mahmud, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 stratejisine ve Kral Selman bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman liderliğinde elde edilen ekonomik başarılara büyük hayranlık duyduklarını belirtti. “Somali, bu alanlarda Suudi deneyiminden yararlanmayı hedefliyor” dedi.

Mahmud, mevcut şartlar altında Suudi liderliğinin bilgeliği, gücü ve bölgesel ve uluslararası ağırlığı sayesinde Somali’nin yeniden güçlü, birleşik ve onurlu bir şekilde kalkınmasında merkezi bir rol oynayabileceğine inandıklarını söyledi.

Suudi diplomasisinin Somali’ye uluslararası destek ve dayanışmayı sağlamakta kilit bir rol oynayacağını vurgulayan Mahmud, “Somali zorlu dönemlerden geçti, ancak bugün hızla toparlanıyor” şeklinde konuştu.

Mahmud, Somali’nin deneyimlerinden hareketle, günümüzde benzer zorluklarla karşı karşıya olan halklara karşı içten bir dayanışma hissettiklerini ve Suudi Arabistan’ın Yemen, Sudan ve Suriye’deki samimi ve kararlı rolünü takdir ettiklerini belirtti.

Son olarak, Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu’nun, Kral Selman bin Abdulaziz başkanlığında, Somali’nin toprak bütünlüğüne yönelik herhangi bir bölünme girişimini reddetme kararını büyük memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Mahmud sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu tutum, Suudi Arabistan’ın Somali toprak bütünlüğü ve egemenliğine tarihî desteğinin bir uzantısıdır. Suudi liderliğinin açıkça Somali’nin birliğine yönelik girişimleri reddetmesi, ülkelerimiz arasındaki kardeşlik ilişkilerini güçlendiriyor, bölgesel istikrarı pekiştiriyor ve uluslararası topluma devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesinin önemini vurgulayan güçlü bir mesaj gönderiyor.”



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.