TRIPP, Doğu ile Batı arasındaki ticaret dengesini değiştiriyor

Kafkasya, coğrafyayı aşarak siyaset alanına giren küresel tedarik zincirlerinin güzergahında yer alıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile tokalaşırken, Washington, 13 Ocak 2026 (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile tokalaşırken, Washington, 13 Ocak 2026 (AFP)
TT

TRIPP, Doğu ile Batı arasındaki ticaret dengesini değiştiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile tokalaşırken, Washington, 13 Ocak 2026 (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile tokalaşırken, Washington, 13 Ocak 2026 (AFP)

Nazareth Seferian

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan'ın geçtiğimiz ay Washington'ı ziyareti sırasında, Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası (TRIPP) projesinin ‘dünya için bir model’ olacağını vurguladı.

Projenin, ‘Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru’ (Orta Koridor) olarak bilinen projenin temel taşını oluşturması bekleniyor.

Rubio ve Mirzoyan, bu hayati güzergâhın yönetimi ile ilgili bazı ayrıntıları belirleyen bir anlaşma imzaladı.

Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki tarihi çatışmayı sona erdirmek için öncü rol oynayan bu proje hakkında şimdiye kadar ne öğrendik? Rusya'nın bu bağlamdaki rolünün ve bölgesel etkisinin azalması göz önüne alındığında, bu proje küresel ticareti nasıl etkileyebilir?

Ermenistan ve Azerbaycan, 1990'lardan bu yana Dağlık Karabağ bölgesi üzerinde uzun süredir devam eden bir çatışmanın içinde ve bu çatışma her iki tarafta binlerce kişinin ölümüne ve yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu. Azerbaycan, 2020 yılındaki savaşın ve 2023 yılında yaşanan yeni bir gerginlik dalgasının ardından bölgenin kontrolünü geri kazandı. 100 binden fazla Ermeni bölgeyi terk etmek zorunda kaldı ve iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik devam etti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 8 Ağustos 2025'te, Beyaz Saray'da ABD Başkanı Donald Trump'ın huzurunda, iki ülke arasında bir “barış yol haritası” anlaşmasının baş harflerini imzalayarak, TRIPP projesini de içeren barış antlaşmasının yolunu açtılar. Bu projenin, Ermenistan topraklarından geçen 43 kilometrelik bir güzergâhla Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne bağlaması bekleniyor.

Ermenistan ve ABD tarafından TRIPP Geliştirme Şirketi'nin kurulması konusunda imzalanan yürütme anlaşmasının metninde, ilk 49 yıl boyunca hisselerin yüzde 74'ünün Amerika Birleşik Devletleri'ne, yüzde 26'sının ise Ermenistan'a ait olacağı belirtiliyor.

Washington’daki toplantıdan sonra, iki taraf arasındaki gerginlikler önemli ölçüde azaldı. Azerbaycan, toprakları üzerinden Ermenistan'a transit sevkiyatlara izin verdi ve Ermenistan'a bazı malların ihracatına başladı. Oysa bu daha bir yıldan kısa süre öncesine kadar tamamen imkansızdı.

Ermenistan ve ABD tarafından TRIPP Geliştirme Şirketi'nin kurulması konusunda imzalanan yürütme anlaşmasının metninde, ilk 49 yıl boyunca hisselerin yüzde 74'ünün Amerika Birleşik Devletleri'ne, yüzde 26'sının ise Ermenistan'a ait olacağı belirtiliyor.

Anlaşma ayrıca, geliştirme ve yönetim haklarının 50 yıl daha uzatılmasına izin verirken, bu süre zarfında Ermenistan hükümetinin hissesi yüzde 49'a çıkıyor.

Bakan Mirzoyan, “Bu tür sözleşmelerin çoğunda öngörüldüğü gibi, taraflardan hiçbiri itiraz etmezse ve her iki taraf da iş birliğinden memnun olup devam etmek isterse, uzatma gerçekleşecektir. Ancak, taraflardan biri itiraz ederse, iş birliği devam etmeyecek” açıklamasında bulundu.

dfrgt
ABD Başkanı Donald Trump, Washington'da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Projeyi geliştirme hakları arasında yollar, demiryolları, enerji ve dijital iletişim altyapısının inşası ile projeyi yönetmek için gerekli idari yapıların kurulması yer alıyor.

TRIPP Geliştirme Şirketi, ticari faaliyetler ve hizmetlerden gelir elde etme hakkına sahipken, güzergâhın geçtiği topraklar vergi ve gümrük yetkileri de dahil olmak üzere tamamen Ermenistan'ın egemenliği altında kalıyor.

Proje, önümüzdeki yıllarda Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki iş birliğinin merkezi bir unsuru haline gelmek üzere istikrarlı olarak ilerliyor gibi görünüyor. ABD Başkan Yardımcısı J.D Vance’in, bu süreci güçlendirmek ve pekiştirmek amacıyla bu ay içinde her iki ülkeyi de ziyaret etmesi bekleniyor.

Peki, Orta Koridor ne olacak?

TRIPP projesinin yürütme çerçevesi, bu güzergâhın ‘Hazar Denizi ticaret yolunda hayati bir bağlantı’ olacağını ve ‘Orta Koridor’ olarak da bilineceğini belirtiyor. Bu güzergâh şu anda Çin'in doğu kıyısından başlayarak Kazakistan'dan geçip Hazar Denizi'ni aşarak Azerbaycan'a ulaşıyor ve ardından Gürcistan üzerinden kara yoluyla Karadeniz veya Türkiye toprakları üzerinden Doğu Avrupa'ya devam ediyor.

OECD Raporu: Çin'in Chengdu kentinden hareket eden 40 fitlik bir konteyner, bu koridordan Balkanlar'a ulaşmak için yaklaşık 14 gün sürerken, kuzey rotasından 20 güne ve Süveyş Kanalı'ndan 40 güne kadar sürüyor.

Bu koridor, Rusya'nın Ukrayna'ya savaş açmasından sonra daha da önem kazandı. Çünkü koridor, Rusya topraklarından geçen kuzey rotasına ve Süveyş Kanalı üzerinden geçen daha uzun ve daha karmaşık rotaya pratik bir alternatif haline geldi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 2022 yılı tahminlerine göre Çin'in Chengdu kentinden hareket eden 40 fitlik bir konteyner, bu koridordan Balkanlar'a ulaşması yaklaşık 14 gün sürerken, kuzey rotasından 20 güne ve Süveyş Kanalı'ndan ise 40 güne kadar sürüyor.

dsfgrtf
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile tokalşırken, Erivan, 9 Şubat 2026 (AFP)

Atlantik Konseyi, 2022 yılından önce Çin ile Avrupa arasındaki yük trafiğinin yüzde 86'sından fazlasının Rusya üzerinden geçtiğini, merkezi koridorun payının ise yüzde 1'i geçmediğini belirtti.

Ancak o tarihten bu yana, bu güzergâh üzerinden taşınan mal hacmi üç katından fazla artarak 2022'de 1,48 milyon tondan 2025'te yaklaşık 5 milyon tona yükseldi. Dünya Bankası Grubu (BKG), bu rakamın 2030'da 11 milyon tona ulaşabileceğini tahmin ediyor.

Hazar Politika Merkezi (Caspian Policy Center/CPC) 2024 yılında, Ermenistan’ın güney toprakları üzerinden geçen doğrudan güzergâhın Azerbaycan ile Türkiye arasındaki mesafeyi yaklaşık 343 kilometre azaltacağını tahmin etti. Her iki ülkenin de yetkilileri, bu önemli mesafe farkının, özellikle Suriye ve Irak gibi Ortadoğu'daki potansiyel ortak ülkelere coğrafi yakınlığı göz önüne alındığında, rotanın ekonomik uygulanabilirliğini artırmada belirleyici bir faktör olduğunu belirtti.

TRIPP projesinin geliştirilmesinin, ‘Orta Koridor’un uluslararası sahnedeki konumunu giderek güçlendirmesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre şimdiye kadar ne Ukrayna’daki savaşın yakın zamanda sona ereceğine ne de Rusya'nın çatışma sona erdikten sonra küresel düzende oynayabileceği role dair bir sinyal söz konusu. İran'da gerilimin artmasıyla birlikte, ‘Orta Koridor’ yakın gelecekte vazgeçilmez bir stratejik ticaret arterine dönüşebilir.

Rusya bu duruma seyirci kalıp izler mi?

Ermenistan Başbakanı Paşinyan, ABD'nin ‘projenin hazırlık aşaması’ için şimdiden 140 milyon dolar ayırdığını açıkladı. Büyük yatırımların bunu takip edeceğini, bunların muhtemelen ‘yüz milyonlarca’ dolara ulaşacağını ifade etti.

Ermenistan'da, özellikle altyapı açısından, yeni yollar ve modern demiryollarının inşasını gerektirebilecek çok sayıda çalışma yapılması gerekiyor.

Demiryolu ağı Rusya Demiryolları'nın bir yan kuruluşu tarafından yönetildiğinden, Ermenistan Moskova olmadan TRIPP projesini sürdüremez.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bu yılın başlarında Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun oturum aralarında, BlackRock CEO'su Larry Fink ve Global Infrastructure Partners (GIP) CEO'su Adebayo Ogunlesi ile bir araya geldi.

Bu görüşmenin ardından Azerbaycan Devlet Petrol Fonu, 1,5 milyar dolara kadar bir tutarı ABD altyapı yatırım fonu GIP yönetimine devretme niyetini açıkladı. Bazı Ermeni medya kuruluşları bu hamleyi, Azerbaycan'ın yatırımlarını ABD'nin himayesindeki TRIPP projesine aktarmak için yapılan açıkça ilan edilmemiş bir girişim olarak değerlendirdi.

dfgthy
Azerbaycan sınır muhafızları, iki ülke arasındaki sınır bölgesinde Ermeni askerlerinin karşısında duruyor, 24 Mayıs 2024 (AFP)

Ermenistan hükümeti projeyle ilgili gelişmeleri kutlarken ve ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in ziyaretini siyasi ve ekonomik bir kazanç olarak değerlendirirken, Rusya'nın bölgesel nüfuzu ve uluslararası ticaret sistemindeki rolünün azalması karşısında boş durmayacağına dair ciddi endişeler hakim.

Rusya Demiryolları'nın borcu

Öte yandan Ermenistan, 2008 yılından bu yana ülkenin demiryolu ağını Rus Demiryolları'nın bir iştiraki olan Güney Kafkasya Demiryolları yönettiğinden, Moskova ile koordinasyon sağlamadan TRIPP projesini sürdüremez. Şirketin 30 yıllık imtiyaz hakkı olmasına rağmen, anlaşma, henüz uygulanmamış olan ağın modernizasyonuna ilişkin taahhütler içeriyor.

Paşinyan geçtiğimiz ocak ayı sonlarında yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bölgesel ulaşım yollarının açılması konusunda iş birliğini derinleştirmek için Rus ortaklarımızla çalışmak istiyoruz.”

Ancak Moskova'nın bu yönde hızlı hareket etme isteği ve hatta yeteneği konusunda şüpheler devam ediyor.

Aynı bağlamda Batı yanlısı Ermeni siyasetçi Armen Babacanyan, Rus Demiryolları'nın mali durumunun kötüleştiği konusunda uyararak, borçlarının 2025 yılında yaklaşık dört trilyon rubleye, yani elli milyar dolardan fazla bir miktara ulaştığını ve bu durumun bütçesini yaklaşık yüzde 20 oranında azaltmaya zorladığını belirtti.

Büyük güçlerin çıkarlarının kesiştiği nokta

Ermenistan'ın eski Cumhurbaşkanı ve bugün en önde gelen muhalefet liderlerinden biri olan Robert Koçaryan ise TRIPP projesinin ülkesine faydalı olmayabileceği uyarısında bulunarak, Ermenistan'ın ‘büyük güçlerin çıkarlarının kesiştiği bir noktada’ bulabileceğini belirtti.

Koçaryan'ın Rusya'nın yakın müttefiki olması ve önümüzdeki haziran ayında iktidara geri dönmeyi hedeflemesi nedeniyle, gözlemciler onun açıklamalarının Kremlin'in hızla Batı'ya yönelen Ermenistan hükümetine dolaylı bir mesajı olduğunu düşünüyor.

Aslında, TRIPP projesinin önemi sadece Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasının bir parçası olarak görülmemeli.

Orta Koridor ile bağlantısı, ABD'nin açıkça kontrolü elinde tutmaya ve gelişmeleri mümkün olduğunca yönlendirmeye çalıştığı bir dönemde, projeyi Rusya ve Çin için doğrudan ilgi çekici hale getiriyor.

Ermenistan'ın iç siyasi sahnesinde belirsizlik hakim. Ülke, Haziran 2026'da yapılacak genel seçimlere hazırlanırken, hükümetin ‘melez savaş’ veya dezenformasyon kampanyalarına maruz kalabileceğine dair endişeler artıyor.

Sahadaki gerçeklere dayanarak, TRIPP projesinin önemi sadece Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki barış anlaşmasının bir parçası olarak görülmemeli.

scdscds
Ermenistan'ın Syunik eyaletinde tarım arazisinin ortasında paslanmış bir tren vagonu, 14 Mayıs 2025 (Reuters)

Bu yılın ilk yarısı sona ermeden TRIPP Geliştirme Şirketi kuruluşuyla ilgili ayrıntıların açıklanması beklenirken, önümüzdeki haftalarda ve aylarda durumun daha da netleşmesi öngörülüyor.

Saha inşaat çalışmaları bir yıldan fazla sürecek, Moskova ise projenin ilerleyişini dikkatle ve ihtiyatla izlemeye devam edecek. Öte yandan, Ermenistan'ın iç siyasi sahnesinde belirsizlik hakim. Ülke, önümüzdeki haziran ayında yapılması planlanan genel seçimlere hazırlanıyor ve çoğu analiz mevcut hükümetin iktidarda kalacağını öngörse de Moldova'da son seçimlerde görülenlere benzer bir ‘melez savaş’ veya dezenformasyon kampanyalarına maruz kalabileceği endişesi de giderek artıyor.

Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump bugün Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün (Perşembe) kendi çağrısıyla oluşturulan Barış Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıya 45’ten fazla ülkeden temsilcinin katılması beklenirken, Gazze’nin geleceğine ilişkin çözümsüz başlıkların gündeme damga vurması bekleniyor.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması, yeniden imar fonunun büyüklüğü ve savaş nedeniyle ağır yıkıma uğrayan Gazze halkına insani yardım akışının sağlanması gibi konuların, Konsey’in önümüzdeki haftalar ve aylardaki etkinliğinin sınanacağı temel dosyalar olması bekleniyor.

Trump’ın Washington’da kısa süre önce adını verdiği “Donald J. Trump Barış Enstitüsü” binasında katılımcılara hitap etmesi ve katılımcı ülkelerin yeniden imar fonu için 5 milyar dolar topladığını açıklaması planlanıyor. Söz konusu tutarın, ilerleyen dönemde milyarlarca dolarlık ek kaynağa ihtiyaç duyulması beklenen fon için ilk katkı niteliğinde olacağı belirtiliyor.

Trump’ın çağrısıyla kurulan Barış Konseyi geniş tartışmalara yol açtı. Konsey’de İsrail yer alırken Filistinli temsilcilerin bulunmaması dikkat çekiyor. Trump’ın Konsey’in ilerleyen aşamada Gazze’nin ötesindeki küresel meydan okumaları da ele alabileceğini önermesi, bunun Birleşmiş Milletler’in küresel diplomasi ve ihtilaf çözümündeki merkezi rolünü zayıflatabileceği yönündeki kaygıları artırdı.

Üst düzey ABD’li yetkililer, Trump’ın ayrıca bazı ülkelerin Gazze’de barışın korunmasına yardımcı olmak amacıyla kurulacak uluslararası bir istikrar gücüne binlerce asker göndermeyi planladığını açıklayacağını bildirdi.

Hamas mensuplarının silahsızlandırılması ve böylece barış gücü birliklerinin göreve başlayabilmesi konusu ise temel anlaşmazlık başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Hamas, İsrail’in olası misilleme adımlarına ilişkin endişeler nedeniyle silah bırakmaya yanaşmıyor. Silahsızlandırma, Trump’ın iki yıl süren Gazze savaşının ardından Ekim ayında başlayan kırılgan ateşkese zemin hazırlayan planının maddeleri arasında yer alıyor.

Üst düzey bir yönetim yetkilisi, “Silahsızlanmaya ilişkin zorlukların tamamen farkındayız, ancak arabuluculardan gelen mesajlar bizi cesaretlendiriyor” dedi.

Güvenlik Konseyi üyelerinin çoğu yok

ABD’li yetkililer, etkinliğe 47 ülkeden heyetlerin ve Avrupa Birliği’nin katılımının beklendiğini belirtti. Listede İsrail’in yanı sıra Arnavutluk’tan Vietnam’a kadar geniş bir ülke yelpazesi yer alıyor.

Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri olan Fransa, Birleşik Krallık, Rusya ve Çin listede bulunmuyor.

Etkinlikte Trump’ın yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD’nin özel temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair’in konuşma yapması bekleniyor. Konsey’de önemli bir rol üstlenmesi öngörülen Blair’in yanı sıra, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz ve Gazze Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov’un da etkinlikte yer alacağı ifade ediliyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir Konsey üyesi, Gazze planının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Yetkili, diğer alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için Gazze’de güvenliğin tesis edilmesinin temel şart olduğunu, ancak polis güçlerinin henüz yeterince hazır ve eğitimli olmadığını kaydetti.

Açıklamaya göre henüz karara bağlanmamış temel soru, Hamas’la görüşmeleri kimin yürüteceği. Konsey temsilcilerinin, örgüt üzerinde nüfuz sahibi aktörler — özellikle Katar ve Türkiye — aracılığıyla süreci ilerletebileceği değerlendiriliyor. Ancak İsrail’in bu iki ülkeye mesafeli yaklaşımı sürecin önündeki başlıca engellerden biri olarak görülüyor.

İnsani yardımın ulaştırılması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Yetkili, mevcut durumu “katastrofik” olarak nitelendirirken, yardım akışının süratle genişletilmesi çağrısında bulundu. Buna karşın, dağıtımın sahada hangi yapı tarafından koordine edileceğinin netleşmediğini belirtti.


İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.