Irak: Hamaney'in onayı ve Trump'ın reddi arasında Maliki ikilemi

İki acı seçenek

2022'deki bir oturum sırasında Irak Parlamentosu'na ait bir arşiv fotoğrafı(Reuters)
2022'deki bir oturum sırasında Irak Parlamentosu'na ait bir arşiv fotoğrafı(Reuters)
TT

Irak: Hamaney'in onayı ve Trump'ın reddi arasında Maliki ikilemi

2022'deki bir oturum sırasında Irak Parlamentosu'na ait bir arşiv fotoğrafı(Reuters)
2022'deki bir oturum sırasında Irak Parlamentosu'na ait bir arşiv fotoğrafı(Reuters)

İyad el-Anbar

Amerika Birleşik Devletleri’nin Başkan Donald Trump tarafından yönetildiği bir dönemde yaşadığımız için, Ortadoğu'daki ülkelerimizle ilgili olarak açıkladığı herhangi bir pozisyona veya yaptığı herhangi bir açıklamaya şaşırmamalıyız. Ancak, kurmuş olduğu Truth Social platformunda Nuri el-Maliki'nin bir sonraki başbakan adayı olarak seçilmesini reddettiğini açıklaması ve Trump'ın onu adıyla anarak “çok kötü bir seçim” olarak nitelendirmesi, beklenmedik bir şeydi ve politikacıların veya gözlemcilerin aklına bile gelmemişti!

Donald Trump ile birlikte kararların yalnızca resmi kurumlar aracılığıyla alınmasını ve açıklanmasını bekleyemeyeceğimiz doğru, nitekim bu kez Irak'ın bir sonraki başbakanının seçimine müdahale etti. Yorumların ve komplo teorilerinin ötesinde, bu müdahale, Amerikan yaklaşımının Irak meselesine dair en ciddi göstergelerinden biri. Zira Irak'ın birçok siyasi “dahisi” ve “kurnaz stratejisti”, Trump'ın Irak meseleleriyle ve bunların incelikleriyle ilgilenmeyeceğini tahmin etmişti.

Amerikan Başkanı’nın başbakan adayının seçimine müdahalesini reddeden, hatta belki de kınayan açıklamaların yapıldığı doğru. Ancak bu açıklamaların dikkatli bir şekilde seçilmiş kelimeleri diplomatikti ve çatışmacı söylemlerden kaçınıyordu. Bu, “dış dayatmaları”, “egemenlikle ilgili meselelere müdahaleyi” ve “Irak halkının iradesi üzerinde vesayeti” reddeden olağan açıklamalarıyla keskin bir tezat oluşturuyordu. Bunun nedeni bu coşkulu açıklamaların Trump söz konusu olunca işe yaramayacağını bilmeleri olabilir. Keza bunların Trump’ın İran nükleer tesislerine  B-2 bombardıman uçaklarını nasıl gönderdiğini, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu nasıl tutukladığını ve şimdi de İran'ı tehdit etmek için Arap Körfezi'ne yığınak yaptığını haberlerde gören bir kamuoyunu ikna edemeyeceğinin de farkındalar.

Koordinasyon Çerçevesi’nin çıkmazı

Koordinasyon Çerçevesi dokuzuncu başbakan adayı olarak Nuri Maliki'yi seçtiğinde, bu seçim Çerçeve’nin kapsadığı güçler arasında fikir birliğiyle değil, çoğunluğun oyuyla gerçekleşti. Maliki'nin seçimine karşı çekinceleri olan güçler, düşmanlığı kişiselleştirmesiyle bilinen Maliki ile aralarındaki bağı tamamen koparmayıp korumak istercesine, itirazlarını çekingen bir şekilde dile getirdiler. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın Maliki'nin adaylığına ilişkin tutumundan sonra, hem Çerçeve içinde hem de dışında muhalif sesler yükselmeye başladı.

Trump'ın Maliki'nin adaylığına itirazını açıklamasından sonra, adaylığına muhalif Çerçeve güçleri öncekinden daha fazla ne yapacağını bilemez hale geldi. Seçenekleri artık ya Hamaney'in desteğini reddetmek ya da Trump'ın reddini kabul etmekle sınırlı hale geldi ki her iki seçenek de birbirinden acı

Trump'ın “Koordinasyon Çerçevesi”nin seçimine itirazını açıklaması, Ammar el-Hekim liderliğindeki “Devlet Güçleri” ittifakı tarafından etkili bir şekilde istismar edildi. Zira Nuri Maliki'nin adaylığına ilişkin çekincelerini ilk dile getiren oydu ve bu seçimin ulusal siyasi alanda, bölgesel ve uluslararası toplumda kabul görmesine bağlı olmasını talep etmişti.

Ancak, Koordinasyon Çerçevesi güçleri pozisyonlarını belirlerken daha şaşkın hale geldiler, çünkü Nuri Maliki'nin seçimi İran İslam Cumhuriyeti Dini Lideri Ali Hamaney'in onayını aldı. Bu onay, Maliki'nin adaylığı konusunda tereddütlü veya karşı çıkan tarafları zor bir durumda bırakmıştı. Adaylığını açıkça reddetmemelerinin ve bir dizi itiraza işaret eden imalarla yetinmelerinin nedeni de buydu. Zira İran Dini Lider'inin onayını reddetmek, Velayet-i Fakih’in mutlak otoritesine inananların ideolojik temeline aykırı ve aynı zamanda Hameney'e olan bağlılık ve itaat ipini koparmak anlamına geliyor. Bunu yapan herkes, siyasi varlığını kaybetmeyi de içerebilecek sonuçlarına katlanmalıdır.

xsdcvfgth
Tahran'daki Vali Asr Meydanı'nın ortasında sergilenen İran Dini Lideri Ali Hamaney'in resminin yer aldığı bir reklam panosu, 13 Temmuz 2025 (AFP)

Hamaney'in onayı, Maliki'nin Koordinasyon Çerçevesi içinde şansını artırmış olabilir. Ancak bu durum, 7 Ekim 2023'ten sonra başlayan ve bölgedeki İran nüfuzunu sona erdirmeyi amaçlayan Amerikalılar ve Irak'ın bölgesel komşuları için geçerli değil.

Trump'ın Maliki'nin adaylığına itirazını açıklamasının ardından, adaylığına muhalif Çerçeve güçleri öncekinden daha fazla ne yapacağını bilemez hale geldi. Seçenekleri artık ya Hamaney'in desteğini reddetmek ya da Trump'ın reddini kabul etmekle sınırlı hale geldi ki her iki seçenek de birbirinden acı. İran, Şii siyasi evi üzerinde önemli bir etkiye sahip ve İran'ın savaş tehdidi tehlikesini atlatması durumunda Tahran gemisinden Washington gemisine atlamayı seçmek cezasız kalmayacaktır. Irak, Lübnan, Suriye veya Yemen değil ve Tahran'ın politikacıları Bağdat'taki nüfuz alanlarında bir kırılmayı kabul edemezler.

Maliki'nin adaylığına itiraz edenler ittifakını birleştiren şeyin, onun atanmasını reddetmeleri olduğu söylenebilir. Ancak bu ittifak, Maliki'nin şansını zayıflatabilecek sağlam bir zemine oturmuyor

Koordinasyon Çerçevesi içinde yer alan ve “direniş” eksenine ve liderine bağlı olduklarını söyleyenler Dini Lider'in onayına itiraz etmiyorlar, ancak aynı zamanda Trump'ın Nuri Maliki'nin adaylığını reddetmesinden de faydalanmak istiyorlar. Bu siyasi pragmatizm manevralarında başarılı olabilir, ancak bunlar bedelsiz olamaz. Maliki başbakan olarak onaylanırsa veya İran'a karşı askeri saldırı tehditleri ortadan kalktıktan ve Bağdat'taki ittifaklar yeniden şekillendikten sonra bir bedel ödenmesi gerekecektir. Trump'ın İran'a karşı askeri saldırı tehdidini gerçekleştirmesi halinde ise kazançlı olabilir.

Maliki'nin şansı

Başkan Trump'ın reddinden sonra Maliki'nin adaylığının kabul edilmesine dair bahse girmek imkansız, ancak belki de Maliki ve adaylığını destekleyenler de, Trump'ın pozisyonunda bir değişiklik olacağına güveniyorlar. Zira birçok teori, ABD Başkanı'nın reddinin arkasında Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya'nın durduğuna işaret ediyor. Savaya'nın Irak'taki siyasi ve ekonomik lobilerin etkisi altında çalıştığı ve Bağdat'ta görevine resmen başlamadan önce görevine son verildiği yönünde haberler yapıldı. Savaya'nın görevine son verilmesiyle, Maliki kendisini belki de bölgesel aracı kurumlar aracılığıyla Amerikalılara yeniden pazarlayabilir.

İç politikada, Takaddüm (İlerleme) Partisi’nin lideri Muhammed el-Halbusi, Nuri Maliki'nin başbakanlığa aday gösterilmesine karşı tutumu en net ve belki de en kararlı olan taraf olabilir. Koordinasyon Çerçevesi güçleri arasında ise Sayın Ammar el-Hekim ve Şeyh Kays el-Hazali'nin tutumu, Koordinasyon Çerçevesi içinde dokuzuncu başbakanın onaylanmasını kolaylaştırabilecek Şii siyasi uzlaşısını bozan bir faktör.

adfrgts
Eski Irak Başbakanı Nuri Maliki, Irak genel seçimleri sırasında Bağdat'taki bir seçim merkezinde oyunu kullandıktan sonra ayrılıyor, 11 Kasım 2025 (AFP)

Ne var ki Maliki'nin adaylığına itiraz edenler ittifakını birleştiren şeyin, onun atanmasını reddetmeleri olduğu söylenebilir. Ancak bu ittifak, Trump'ın reddini aşması durumunda Maliki'nin hükümet kurma şansını zayıflatabilecek sağlam bir zemine oturmuyor. Halbusi, gelecekte siyasi nüfuzunu kaybetme pahasına bile olsa, Maliki tarafından kurulacak bir hükümete katılmamayı seçerek risk alabilir. Ammar Hekim ve Kays Hazali ise, siyasi düşmanlıklarını onların siyasi desteklerini ve ekonomik kaynaklarını kurutmak için kullanmakta usta olan Nuri Maliki'yi kızdırmanın bedelini tam olarak kavrayamıyorlar.

Sudani-Maliki ittifakı, Sudani'nin ikinci dönem adaylığına karşı çıkan veya Maliki'nin atanmasına oy vermeyenler başta olmak üzere, Koordinasyon Çerçevesi içindeki diğer taraflar tarafından dayatılan bir adayı kabul etmeyecektir

Bu nedenle, Maliki'nin dokuzuncu hükümetin başına atanmasını engellemek için iç siyasi çekişmelere güvenilemez. Aksine, asıl engel Amerikan reddinde yatmaktadır. Maliki, medyaya yaptığı açıklamalar ve “X” platformundan yaptığı paylaşımlarla, bir sonraki aşama için Amerikan şartlarına uyum sağladığı izlenimini vermeyi amaçlayan mesajlar göndermeye çalışıyor. Bu şartların başında da silahın devletin elinde toplanması geliyor. Maliki, ABD kapısının anahtarı olması umuduyla, devlet kontrolü dışındaki silahları ortadan kaldıracak ve İran'ın nüfuz ağlarını azaltacak çevreleme veya mücadele stratejilerini içeren bir yol haritası sunabilir.

Diğer seçenekler

Siyasi çıkmaz, 2025 seçim sonuçlarının onaylanmasının ardından çok hızlı bir şekilde hükümet kurulacağına dair açıklamaların aksine, seçim sonrası dönemle eş anlamlı hale geldi. Üç başkanın seçiminde anayasal zaman çizelgelerine saygı duyulmasının gerekliliğinde ısrar edilmesine rağmen, Kürtler arasındaki cumhurbaşkanlığı anlaşmazlığı, siyasi uzlaşmayı beklerken anayasayı atlayan bir siyasi gelenek oluşturmuş durumda.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Koordinasyon Çerçevesi, Maliki'nin bir sonraki başbakan adayı olarak kalması veya diğer seçeneklerin değerlendirilmesi konusunun görüşülmesinde bu gecikmeden büyük ölçüde fayda sağlayabilir. Ancak, bu konunun Koordinasyon Çerçevesi’nin diyalog masasında ciddi bir şekilde ele alınması beklenmiyor.

Maliki gibi bir ismin, özellikle başbakanlıktan ayrıldıktan 12 yıl sonra bu fırsatı elde ettiği göz önüne alındığında, başbakanlık adaylığından kolayca vazgeçeceğini hayal etmek zor. Ayrıca, şu anda kimse onun adaylıktan çekilmesi konusunu açık ve net bir şekilde gündeme getirmiyor. Cumhurbaşkanı seçilip Temsilciler Meclisi'nden güvenoyu almadığı sürece, Maliki'nin atanması veya alternatif bir adayın aranmasıyla ilgili ciddi görüşmeler de başlamayacak.

Bir uzlaşma sağlansa bile, başka bir aday üzerinde anlaşmaya varmak kolay olmayacaktır. Sudani-Maliki ittifakı, Sudani'nin ikinci dönem adaylığına karşı çıkan veya Maliki'nin atanmasına oy vermeyenler başta olmak üzere, Koordinasyon Çerçevesi içindeki diğer taraflar tarafından dayatılan bir adayı kabul etmeyecektir. Bu nedenle, Çerçeve içindeki diğer güçler tarafından öne sürülen uzlaşı adaylarına karşı tutumları daha da katı olacaktır.

Bir sonraki aşama, Koordinasyon Çerçevesi içinde, en az seçim ağırlığına sahip Çerçeve liderlerinin isteklerine boyun eğen bir başbakan isteyenler ile Çerçeve içinde en çok sandalyeye sahip güçlerin iradesini temsil eden güçlü bir başbakan isteyenler arasında bir irade savaşı olacaktır. Bu başbakan, yükselen bu güçlerin artan gücüyle başa çıkabilecek, siyasi etkilerini ve ekonomik hakimiyetlerini azaltabilecek ve gelecekteki etkilerini sınırlayabilecek kapasitede olmalıdır.



Beyaz Saray, İran savaşının maliyetine ilişkin tahminlerde bulunmaktan kaçınırken askeri harcamaları artırmaya çalışıyor

Beyaz Saray İdare ve Bütçe Ofisi Direktörü Russell Vought (Reuters)
Beyaz Saray İdare ve Bütçe Ofisi Direktörü Russell Vought (Reuters)
TT

Beyaz Saray, İran savaşının maliyetine ilişkin tahminlerde bulunmaktan kaçınırken askeri harcamaları artırmaya çalışıyor

Beyaz Saray İdare ve Bütçe Ofisi Direktörü Russell Vought (Reuters)
Beyaz Saray İdare ve Bütçe Ofisi Direktörü Russell Vought (Reuters)

Beyaz Saray İdare ve Bütçe Ofisi (OMB) Direktörü Russell Vought dün, ABD Başkanı Donald Trump’ın 1,5 trilyon dolarlık devasa yıllık askeri bütçe talebini savunurken, İran’la bir savaşın maliyetini tahmin edemediğini söyledi.

Trump'ın talebi, sürekli Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) mali hesap verebilirliğinin eksikliğinden şikayet eden Demokrat ve Cumhuriyetçi temsilciler tarafından eleştirildi.

Vought, Temsilciler Meclisi Bütçe Komitesi'ndeki bir oturumda, “Size bir talepte bulunmaya hazır değiliz. Hala bunun üzerinde çalışıyoruz. Neye ihtiyaç olduğunu belirlemeye çalışıyoruz... Yaklaşık bir tahminim yok” dedi.

dvfd
Washington’daki Kongre Binası'nın kubbesi önünde dalgalanan Amerikan bayrağı (Reuters)

Trump’ın 28 Şubat’ta İsrail ile iş birliği içinde başlattığı İran savaşının maliyeti, Kongre'de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Savaş için 200 milyar dolarlık ek fon sağlanmasına yönelik ilk talep, geçen ay Kongre'de şiddetli bir muhalefetle karşılandı.

Vought, Trump'ın 2027 mali yılı için önerdiği bütçeyi tartışmak üzere komisyon karşısına çıktı. Bu bütçe, askeri harcamalarda 500 milyar dolarlık bir artış ve savunma dışı programlarda yüzde 10'luk bir kesinti içeriyor.

Bu talep, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Partinin önceliklerinde bir dönüşümü temsil ediyor. Trump'ın üyesi olduğu Cumhuriyetçi Parti, bu seçimlerde Temsilciler Meclisi ve Senato'daki kontrolünü korumayı umuyor, ancak parti, yaşam maliyetlerinin yüksekliği, enerji fiyatları ve ABD ile İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş konusunda artan genel endişelerle karşı karşıya.

“Hiçbir mali denetimden geçmedi”

Demokratlar, Vought’un, az gelirli kişilere yönelik sağlık, eğitim ve enerji yardımı programlarında yolsuzluk vakaları yaşandığına dair açıklamasına itiraz ettiler.

Washington eyaletinden Demokrat Temsilci Pramila Jayapal, "Dolandırıcılık konusunu sorduğunuz için çok memnunum, çünkü Savunma Bakanlığı için 1,5 trilyon dolarlık bir bütçe talep ediyorsunuz... Savunma Bakanlığı, hiçbir zaman mali denetimden geçmemiş tek federal kurumdur... ‌Ancak siz bunların hiçbirini soruşturmuyorsunuz” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine Vought, yönetimin Pentagon'daki ‘yetersizlik vakalarını’ takip ettiğini belirtti.

Cumhuriyetçi Temsilci Glenn Grothman, “Yeterince çaba göstermediğinizi düşünüyorum” dedi ve Kongre’nin savunma harcamaları oylamasından önce Pentagon’la ilgili denetimin tamamlanmasını istedi.

Wisconsin Temsilcisi Grothman, “O bakanlıkta çok fazla kibir var... Onlar basitçe, denetime gerek olmadığını söylüyorlar. Biz çok önemliyiz ve Kongre'nin görüşünü umursamıyoruz” ifadelerini kullandı.

Vought, 1 Ekim'de başlayan mali yıl için Trump'ın bütçe önerisini, harcamaları azaltmayı amaçlayan bir girişim olarak tanımladı.

Ayrıca, Trump'ın ‘Büyük Güzel Yasa’ olarak tanımladığı 2025 yılı vergi ve harcama kesintisi paketini, Medicare sağlık sigortası kapsamındaki kesintiler ve az gelirli ailelere yönelik gıda yardımları yoluyla 2 trilyon dolarlık zorunlu tasarruf sağlayan bir girişim olarak niteledi.

Kongre'deki partiler üstü Bütçe Ofisi'nin verilerine göre,2017 yılına ait vergi indirimlerini uzatan bu yasa tasarısı, önümüzdeki on yıl içinde ABD bütçe açığını 4,7 trilyon dolar artıracak. Öte yandan, göç kısıtlamaları da bütçe açığına 500 milyar dolar daha ekleyecek.

Ciddi bir ifade

Bütçe Komisyonu'nun en kıdemli Demokrat üyesi olan Pensilvanya Milletvekili Brendan Boyle, yasa tasarısında yer alan sağlık hizmetleri kesintilerinin 15 milyondan fazla kişinin sağlık sigortasını kaybetmesine yol açacağına dair tahminlere dikkati çekti.

Vought ise bunların çalışabilir durumdaki yetişkinler, ülkede yasadışı olarak ikamet edenler veya yardım almaya hak kazanamayan kişiler olduğunu söyledi.

dfvfd
Temsilciler Meclisi Bütçe Komitesi Başkanı Judy Arrington'ın (sağda) Temsilciler Meclisi üyesi Brendan Boyle ile konuşurken çekilmiş bir arşiv fotoğrafı (AP)

Temsilciler Meclisi üyesi Brendan Boyle, “Burada ciddi bir yüzle oturup hepsinin kaçak göçmen olduğunu mu söyleyeceksiniz? Hepsinin sistemi dolandırdığını mı? Gerçekten bu mu tutumunuz?” diye sordu.

Vought, “Evet” diye yanıtladı.

Trump'ın bütçe önerisinin yasa haline gelmesi için Kongre'nin onayı gerekiyor. Öte yandan ABD tarihinin en uzun hükümet kapanmasının üzerinden birkaç ay geçtikten sonra, Cumhuriyetçilerin Trump'ın göç kampanyasını finanse etme konusundaki Demokratların muhalefetini aşma çabaları devam ediyor.

Demokratlar, bütçe taslağını kesin olarak reddettiklerini açıkladılar ve hükümetin finansmanını, ödenek komitesi üyeleri arasındaki kapalı kapılar ardındaki müzakerelere bıraktılar.

Trump'ın bütçe önerisinin yasa haline gelmesi için Kongre'nin onayı gerekiyor. Bu, ABD tarihinin en uzun hükümet kapanmasının üzerinden birkaç ay geçtikten sonra, Cumhuriyetçilerin Trump'ın göç kampanyasını finanse etme konusundaki Demokratların muhalefetini aşma çabalarıyla aynı zamana denk geliyor.

 Demokratlar, bütçe taslağını kesin olarak reddettiklerini açıkladılar ve hükümetin finansmanını, ödenek komitesi üyeleri arasındaki kapalı kapılar ardındaki müzakerelere bıraktılar.


Senatodaki Cumhuriyetçiler Trump'ın İsrail'e askeri satışlarını destekledi

ABD Senatosu (AFP)
ABD Senatosu (AFP)
TT

Senatodaki Cumhuriyetçiler Trump'ın İsrail'e askeri satışlarını destekledi

ABD Senatosu (AFP)
ABD Senatosu (AFP)

ABD Senatosu dün, İsrail'e yaklaşık 450 milyon dolar değerinde bomba ve buldozer satışını durduracak iki kararı engelledi; Başkan Donald Trump'ın üyesi olduğu Cumhuriyetçi Parti, Trump'ın Yahudi devletini yanlısı tutumuna güçlü bir destek verdi.

Ancak Senato'daki 47 üyeli Demokratik Blok'un büyük çoğunluğunun bu kararları desteklemesi, İsrail'in Gazze, Lübnan ve İran'a yönelik saldırılarının siviller üzerindeki etkisine ilişkin parti içindeki artan hayal kırıklığını doğruladı.

Kongrede İsrail'e on yıllardır süregelen güçlü iki partili destek göz önüne alındığında, silah satışlarını durdurmayı amaçlayan herhangi bir kararın kabul edilmesi olası görünmüyor. Ancak destekçiler böyle bir konunun gündeme getirilmesinin İsrail hükümetini ve ABD yönetimlerini sivilleri korumak için daha fazla şey yapmaya teşvik etmesini umuyor.

Satışları destekleyenler, İsrail'in, ABD'nin askeri teçhizat satması gereken önemli bir müttefik olduğunu savunuyor.

Demokrat gruba katılan bağımsız senatör Bernie Sanders, satışların Dış Yardım Yasası ve Silah İhracatı Kontrol Yasası'nda yer alan dış yardım standartlarını ihlal ettiğini belirterek, iki kararın oylanmasını talep etti.

11 Demokrat, Demokrat senatör, bütün Cumhuriyetçi senatörlerle birlikte 63'e 36 oyla tasarıyı engelledi.

Sanders, İsrail'in Gazze ve Lübnan'a yönelik saldırılarda bombalar kullandığını, Gazze, Lübnan ve Batı Şeria'da evleri yıkmak için buldozerler kullandığını belirtti.

“ABD, sahip olduğu nüfuzu, on milyarlarca dolarlık silah ve askeri yardımı kullanarak İsrail'den bu zulmü durdurmasını talep etmelidir” dedi.

İsrail, sivilleri kasten hedef almadığını ve hava saldırılarının silahlı militanları ve askeri altyapıyı etkisiz hale getirmeyi amaçladığını belirtiyor.

Dün yapılan oylamada, İsrail’e silah satışlarını kısıtlamaya yönelik çabalar için artan bir destek ortaya çıktı. Temmuz ayında, Gazze'de sivillerin hayatını kaybetmesi üzerine silah satışlarını yasaklayacak iki karar Senato'da engellendi.

Kararları sunan Sanders'dı. 100 üyeli Senato'da 73'e karşı 24 ve 70'e karşı 27 oyla engellendi.


ABD ordusunun Doğu Pasifik Okyanusu'nda düzenlediği hava saldırısında üç kişi öldü

Geçtiğimiz yıl Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığından şüphelenilen bir tekneye ABD'nin düzenlediği saldırı (Arşiv- Reuters)
Geçtiğimiz yıl Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığından şüphelenilen bir tekneye ABD'nin düzenlediği saldırı (Arşiv- Reuters)
TT

ABD ordusunun Doğu Pasifik Okyanusu'nda düzenlediği hava saldırısında üç kişi öldü

Geçtiğimiz yıl Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığından şüphelenilen bir tekneye ABD'nin düzenlediği saldırı (Arşiv- Reuters)
Geçtiğimiz yıl Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığından şüphelenilen bir tekneye ABD'nin düzenlediği saldırı (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir gemiye saldırdığını ve üç kişinin öldüğünü bildirdi.

ABD Güney Komutanlığı, geminin "terör örgütü olarak tanımlanan" kişiler tarafından işletildiğini belirtti, ancak bu örgütlerin isimlerini vermedi.

Saldırıda ABD kuvvetleri arasında herhangi bir yaralanma olmadığı belirtilen açıklamada, ölenler "uyuşturucu kaçakçılığına karışan teröristler" olarak nitelendirildi ancak ayrıntı verilmedi.