AfB Zirvesi sırasında Mısır ve Etiyopya arasında Kızıldeniz konusunda “dolaylı” anlaşmazlık

Kahire, dış güçlerin bölgede ortak olarak kendilerini dayatma girişimlerini reddediyor

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Addis Ababa'da düzenlenen AfB Zirvesi’ne katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Addis Ababa'da düzenlenen AfB Zirvesi’ne katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

AfB Zirvesi sırasında Mısır ve Etiyopya arasında Kızıldeniz konusunda “dolaylı” anlaşmazlık

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Addis Ababa'da düzenlenen AfB Zirvesi’ne katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Addis Ababa'da düzenlenen AfB Zirvesi’ne katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Afrika Birliği (AfB) Zirvesi’nde Mısır ve Etiyopya arasında Kızıldeniz konusunda dolaylı bir anlaşmazlık yaşandı. Addis Ababa, Afrika Boynuzu bölgesinin istikrarını deniz çıkışına erişimiyle ilişkilendirirken, Kahire “Kızıldeniz'in yönetimi kıyı devletlerinin sorumluluğundadır” şeklindeki iddiasını yineledi.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, cumartesi günü Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, Afrika Boynuzu'nun güvenliği ve istikrarının ülkesinin denize erişimine bağlı olduğunu söyledi. Ahmed, 130 milyondan fazla nüfusa sahip ülkesinin ‘sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için çok sayıda seçeneğe erişime ihtiyacı olduğunu’ vurguladı.

Ülkesinin denize erişiminin ‘refah, sürdürülebilir büyüme ve bölgesel istikrarı sağlamak için gerekli’ olduğunun altını çizen Ahmed, ‘barışçıl iş birliği ilkesi çerçevesinde Addis Ababa'nın denize güvenli erişimini sağlaması gerektiğine’ işaret etti.

Mısır ise bu açıklamadan birkaç saat sonra ‘su ve Kızıldeniz konusundaki kararlı tutumunu’ yineledi. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, zirveye katılan bir dizi AfB lideri, Afrika ülkeleri başbakanları ve dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmede, ‘Kızıldeniz'in yönetiminin, bu denize kıyısı olan ülkelerle sınırlı kalması gerektiğini’ söyledi.

Mısır tarafından dün yapılan resmi açıklamaya göre Abdulati, ülkesinin Kızıldeniz'in yönetiminde ortak olarak kendilerini dayatmaya çalışan dış tarafların her türlü girişimini kategorik olarak reddettiğini vurgularken AfB üyesi ülkeler arasındaki iş birliğini güçlendirmek, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve bölgedeki güvenlik ve istikrarı pekiştirmek amacıyla Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne kıyısı olan Arap ve Afrika Devletleri Konseyi'ni faaliyete geçirmek için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Abiy Ahmed, kara ile çevrili ülkesinin bir limana erişim sağlama hedefinden ilk kez bahsetmiyor olsa da sözleri Mısırlıların sosyal medyada öfkeli tepkilerine neden oldu.

Mısır’da geniş halk kesimlerine hitap eden ünlü televizyon programı sunucusu Ahmed Musa, sosyal medya platformu X'teki hesabında yaptığı bir paylaşımda, Abiy Ahmed'in sözlerini ‘Afrika Boynuzu'ndaki güvenliği istikrarsızlaştırma niyetini ortaya koyan ciddi bir tehdit’ olarak nitelendirdi.

Mısırlı blog yazarı Louai el-Hatib ise X hesabında yaptığı bir paylaşımda Abiy Ahmed'in sözlerinin ‘bölgedeki ülkelere, özellikle de Kızıldeniz'e kıyısı olan ülkelere yönelik doğrudan bir meydan okuma ve tehdit’ olduğunu yazdı.

Mısırlı medyatik isim Nashaat Eldeehy, cumartesi akşamı Ten TV'de yayınlanan “Bi’l-varaka vel-Kalem” (Kağıt ve Kalemle) programında Abiy Ahmed'in açıklamalarını ‘siyasi zorbalık’ olarak nitelendirerek eleştirdi.

Etiyopya, Eritre'nin otuz yıllık bir savaşın ardından 1993 yılında bağımsızlığını kazanmasından bu yana karayla çevrili bir ülke konumunda ve komşularının, özellikle Cibuti'nin limanlarına bağımlı durumda.

Abiy Ahmed'in Kızıldeniz'e ulaşma hedefi yeni değil, zira 2018 yılının nisan ayında göreve geldiğinden beri ‘liman diplomasisi’ olarak bilinen yöntemle bu hedefi takip ediyor.

Etiyopya, 2024 yılı başlarında Somaliland'ın ayrılıkçı bölgesindeki Berbera Limanı üzerinden denize erişim sağlamaya çalıştıysa da Mogadişu, Kahire ve Arap Birliği (AL) buna karşı çıktı.

Mısır Afrika İşleri Merkezi Başkan Yardımcısı ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Salah Halime ise Abiy Ahmed'in ülkesine deniz çıkışı sağlamak için gösterdiği çabaların uluslararası hukuk ve sözleşmeleri ihlal ettiğini söyledi.

Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Etiyopya'nın ‘ayrılıkçı Somaliland bölgesi’ ile bir anlaşma yoluyla deniz çıkışı elde etme girişimine değindi.

Halime, Mısır'ın Kızıldeniz'de kıyısı olmayan devletlerin herhangi bir rol oynamasını reddettiğini ve bu tutumun tüm kıyı devletleri tarafından paylaşıldığını belirtti.

Abdulati, cumartesi günü Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile yaptığı telefon görüşmesinde Kızıldeniz'deki güvenlikle ilgili gelişmeleri ele aldı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamaya göre iki bakan ‘bu hayati deniz koridorunun güvenliğini ve istikrarını korumak ve seyrüsefer özgürlüğü ile uluslararası ticareti sağlamak için kıyı devletleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmenin önemini’ vurguladılar.

Açıklamada, Abdulati’nin ‘Mısır'ın, Kızıldeniz'in yönetişim düzenlemelerinin bu denize kıyısı olan ülkelerle sınırlandırılması ve yönetimine dış güçlerin müdahalesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiği konusundaki kararlı tutumunu vurgulayarak, bu şekilde bölgedeki istikrarın desteklenmesine ve küresel ticaretin korunmasına katkıda bulunulacağını’ belirttiği aktarıldı.

sdcds
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, AfB başkanlığını üstlendikten sonra Burundili mevkidaşıyla bir araya geldi (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, 2025 yılının ekim ayında yaptığı bir açıklamada, Kızıldeniz'e kıyısı olmayan hiçbir ülkenin bu bölgenin yönetim mekanizmalarına müdahale etme veya bunlara katılma hakkına sahip olmadığını belirterek “Afrika'daki kara ile çevrili ülkeler, özellikle Etiyopya'dan bahsediyorum” şeklinde konuştu.

Mısır'ın Kızıldeniz'de kıyısı olmayan ülkelerin varlığını defalarca kez reddetmesine rağmen, Etiyopya bu konuyu gündeme getirmeye devam ediyor. Abiy Ahmed, 4 Şubat'ta parlamentoda yaptığı konuşmada Etiyopya ve Kızıldeniz'in ayrılmaz bir bütün olduğunu söyledi. Etiyopya Haber Ajansı ENAnın aktardığına göre Ahmed aynı konuşmada, ‘ülkenin bu hayati su yoluna erişiminin gerekliliğini’ vurguladı.



Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
TT

Ukrayna, Birleşik Krallık'ta drone fabrikası açtı

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)
Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi (Valeri Zalujni / X)

Ukrayna'nın ilk drone üretim fabrikası çarşamba günü Suffolk'ta faaliyete geçti ve bu da Britanya'nın savunma sanayisine ivme kazandırdı.

Ukraynalı firma Ukrspecsystems, Mildenhall ve Elmsett'teki tesislerine 200 milyon sterlin (yaklaşık 12 milyar TL) yatırım yaptı. Sözkonusu yerlerde ve Birleşik Krallık'ın (BK) daha geniş tedarik zincirinde 500'e kadar iş yaratması bekleniyor.

Savunma Tedarikinden Sorumlu Devlet Bakanı Luke Pollard şunları söyledi:

Ukrspecsystems'in yeni fabrikası, BK'nin desteğine duyulan güvenin bir göstergesi ve uluslarımızın savunma sanayileri arasındaki derinleşen işbirliğinin altını çiziyor. Bu yatırım, İngiltere'nin doğusunda 500'e kadar yeni iş yaratacak, savunmayı büyümenin motoru haline getirecek ve Ukrayna'nın Putin'in saldırganlığına karşı kendini savunmasına yardımcı olacak.

BK daha önce Ukrayna'daki Ukrspecystems fabrikalarından 80'den fazla SHARK ve Mini-SHARK drone'u sipariş etmiş ve fabrikanın açılışını iki ülke arasındaki 100 Yıllık Ortaklığın "açık bir göstergesi" diye nitelemişti.

2014'te kurulan firma, Britanya Savunma Bakanlığı'na göre Şubat 2022'den bu yana Vladimir Putin'in savaş makinesine yaklaşık 3 milyar dolar zarar veren çeşitli drone'lar üretiyor.

Ukrayna'nın Britanya Büyükelçisi Valeri Zalujni çarşamba günü yaptığı açıklamada, fabrikanın iki ülke arasındaki işbirliğinin genişlemesini temsil ettiğini söyledi.

Sosyal medyada, "Ukrayna, sürekli füze saldırıları, altyapı yıkımı ve üretim tesislerine yönelik tehditler arasında bir savaş veriyor. Dolayısıyla BK'de üretimin başlatılmasının derin bir stratejik mantığı var" ifadelerini kullandı.
 

sdvfbgh
Ukrayna silahlı kuvvetlerinin eski komutanı Zalujni, 2014'te kurulan üretici Ukrspecsystems'in drone'larının cephede etkinliğini kanıtladığını söyledi (Valeri Zalujni/X)

Bu, odak noktasının Ukrayna’dan kayması anlamına gelmiyor. Bu, ortak yeteneklerimizin genişletilmesi ve üretimin sürekliliğini garanti eden ikinci bir savunma hattının oluşturulması.

Zalujni, mühendislik uzmanlığı merkezinin Ukrayna'da kalacağını, üretiminse Britanya'nın savunma sanayisine entegre edileceğini söyledi.

Ukrayna'nın savunma sanayisi, Rusya'yla 4 yıllık savaş boyunca hızla büyüdü. Üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor.

Kiev ayrıca 4 yıl sonra ilk kez malzeme ve hizmet ihracatına yeniden başlamaya hazırlanıyor.

xcvfbg
Ukrayna'nın üretim kapasitesinin bu yıl 50 - 55 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve Ukrayna ordusunun ihtiyaçlarının yüzde 50'sinden fazlasını karşılıyor (Valeri Zalujni / X)

Kiev Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkan Yardımcısı Davyd Aloian, geçen hafta ülkenin 2026'da birkaç milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç edebileceğini ve bunun savaş öncesi ihracatın izin verdiğinden "önemli ölçüde daha yüksek" bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ukrspecsystems'in internet sitesinde şirketin BK'de British Eagle Eye Innovations Ltd ve Digital Concepts Engineering Ltd'yle birlikte 1Force konsorsiyumunun bir parçası olarak çalıştığı belirtiliyor.

Independent Türkçe


Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump'ın baş ticaret sorumlusu son gümrük vergilerinin geçici olduğunu açıkladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın en üst düzey ticaret müzakerecisi, Yüksek Mahkeme'nin Trump'ın kapsamlı Kurtuluş Günü" tarifelerini iptal etmesinin ardından açıkladığı yüzde 10 ya da 15'lik gümrük vergisinin, Trump aksini iddia etse de Kongre adım atmadıkça yalnızca 150 gün yürürlükte kalabileceğini kabul etti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, çarşamba günü Bloomberg News'a, Trump'ın geçen haftaki Yüksek Mahkeme kararının ardından tüm ithalatlara küresel olarak yüzde 10 vergi uygulama kararının, Trump'ın 1977 tarihli ve gümrük vergilerinden hiç bahsetmeyen bir yasa uyarınca keyfi olarak uygulamaya koymayı iddia ettiği, artık geçersiz kılınmış vergilerle "süreklilik" sağlamayı amaçlayan "geçici, 150 günlük bir yetki" olduğunu söyledi.

Trump'ın Amerikan ticaret yasasının az bilinen bir bölümü olan 122. Madde uyarınca uyguladığı bu gümrük vergileri, ancak Kongre'nin özel izniyle 150 günlük sürenin ötesinde yürürlükte kalabiliyor.

Ancak Trump, gümrük vergilerini uzatmak için yasama organının adım atmasına gerek olmadığını savunuyor.

Başkan, Ulusa Sesleniş konuşmasında, 122. Madde de dahil kullandığı yetkilerin "zaman içinde kendini kanıtlamış ve onaylanmış" olduğunu iddia ederek, "Kongre'nin adımına gerek duyulmayacağını" belirtti.

Greer ayrıca, kamuoyu yoklamalarına göre Amerikalıların büyük çoğunluğu tarafından genel olarak beğenilmese de yönetimin "bu politikayı sürdürmek" için Trump'ın yasadışı vergi planını "alternatif araçlarla yeniden yapılandırmayı" planladığı uyarısını yaptı.

"Sadece uygulamanın yasal dayanağı değişecek" dedi.

ABD ticaret müzakerecisinin Trump'ın gümrük vergisi yetkisinde bazı sınırlamalar olduğunu kabul etmesi, ülkenin muhafazakar çoğunluğa sahip yüksek mahkemesinin, Carter döneminden kalan yasanın kendisine herhangi bir gerekçeyle ithalat vergisi koyma yetkisi vermediği gerekçesiyle, Trump'ın 1977 Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası'nı kullanarak gümrük vergisi uygulayamayacağına hükmetmesinin üzerinden bir hafta geçmeden gerçekleşti.

Karar, Trump'ın tüm gümrük vergilerini değil, sadece 1970'lerde çıkan yasa kapsamında uygulananları etkiledi. Bu, nisanda "Kurtuluş Günü" diye adlandırdığı etkinlikte duyurduğu "karşılıklı" gümrük vergilerini ve özellikle Kanada, Çin ve Meksika'ya fentanil akışını durdurmak için uygulanan gümrük vergilerini de içeriyordu.

Trump, tek taraflı gümrük vergisi politikasının büyük bir kısmını iptal eden 6'ya 3'lük Yüksek Mahkeme kararına sert tepki göstererek, kararı "son derece üzücü" diye nitelendirmiş ve imza politikasını desteklemeyen mahkemedeki Cumhuriyetçi atamalarından "kesinlikle utandığını" belirtmişti.

Trump, "Aptallık ediyorlar ve RINO'larla radikal sol Demokratlara uşaklık yapıyorlar... Vatanseverlikten son derece uzaklar ve Anayasamıza ihanet ediyorlar" dedi ve kendisine karşı karar veren üç muhafazakar yargıcın (Baş Yargıç John Roberts ve onun atadığı iki yargıç, Yargıç Neil Gorsuch ve Yargıç Amy Coney Barrett) "Sadece İsim Olarak Cumhuriyetçi" (Republicans In Name Only) olduklarını belirten bir kısaltma kullandı.

Independent Türkçe


İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
TT

İsrail ziyaretini 10 milyar doları aşan anlaşmalarla tamamlayan Modi, onur madalyasına layık görüldü

Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, iki gün süren İsrail ziyaretini, toplam değeri 10 milyar doları aşan ortak anlaşmalara imza atarak tamamladı. Ancak ziyaret sırasında kendisine İsrail Parlamentosu tarafından verildiği duyurulan ve “tarihi ve benzeri görülmemiş bir onur” olarak sunulan sözde “Knesset Nişanı”nın niteliği konusunda İsrail’de tartışmalar yaşandığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail ziyareti boyunca Modi ve Netanyahu arasındaki samimiyet, vedalaşma anında da gözlemlendi. Netanyahu, “İsrail halkı sözlerinle derinden etkilendi; tek bir kuru göz kalmadı. Yahudi-Hint kardeşliğini yeniden tesis ediyorsun. ABD ile birlikte en güçlü demokrasi ittifakını kuruyoruz” diye konuştu. Modi’nin bu sözler karşısında duygulandığı kaydedildi.

Bununla birlikte İsrail’in ziyarete verdiği önem yalnızca duygusal mesajlarla sınırlı kalmadı. İki hükümet arasında çeşitli alanlarda 16 mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaların toplam değerinin 10 milyar dolar olduğu belirtildi.

vfdvdf
Narendra Modi, Binyamin Netanyahu ve eşinin hazır bulunduğu törende, İsrail Knesset ziyaretçi defterini imzaladı (AFP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, söz konusu anlaşmaların “iki ülkenin güvenlik, ekonomi ve kültür alanlarında kazançlı çıkacağı stratejik bir ittifakı pekiştirdiğini” söyledi. Herzog, Modi’nin kendisine yaptığı resmi Hindistan davetini yakın zamanda yerine getirme sözü verdi.

Önemli bir iş birliği durağı

Ziyaret, Kudüs’teki King David Hotel’de gazetecilerle (soru alınmaksızın) gerçekleştirilen basın açıklamasıyla sona erdi. Netanyahu ve Modi, görüşmelerin içeriğini özetleyen açıklamalarda bulundu.

Netanyahu, “Ziyaret ve sonuçları birçok açıdan olağanüstüydü. Görüşme kısa ama verimli ve etkileyiciydi.” Tarafların “somut planlar” üzerinde çalıştığını belirten Netanyahu, ilerleyen dönemde Hindistan’da ortak bir hükümet toplantısı düzenleneceğini açıkladı.

Netanyahu, iki ülkenin geleceğinin inovasyona dayandığını vurgulayarak, İsrail ve Hindistan’ın “geçmişleriyle gurur duyduklarını ancak moderniteye inanan iki çağdaş ülke olarak geleceği birlikte yakalamaya kararlı olduklarını” söyledi.

scsd
Binyamin Netanyahu ve Narendra Modi (AFP)

Modi ise ziyaretinin “iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti. Hindistan ile İsrail arasındaki iş birliğinin güvenlik, tarım, su, kalkınma ve iş gücü alanlarında güçlendiğini ifade eden Modi, “İsrail ile karşılıklı fayda sağlayacak bir serbest ticaret anlaşmasını yakında sonuçlandıracağız” dedi.

Modi ayrıca savunma alanında geliştirme, üretim ve teknoloji transferi konularında ortaklığa gidileceğini söyledi ve iki ülkenin ilişkilerini “özel bir stratejik ortaklık” seviyesine yükselttiğini belirterek bunu “doğal ve vizyoner bir gelişme” olarak nitelendirdi.

Hindistan Başbakanı, Gazze konusunda temasların sürdüğünü de kaydederek, “Hindistan terörü en güçlü ifadelerle kınamıştır ve her türden teröre izin verilmemesi gerektiğine inanmaktadır” dedi. Modi, ABD Başkanı Donald Trump’ın planını da överek güçlü destek verdiğini ve bunun bölgede gerçek bir barışın önünü açabileceğini söyledi.

Askerî ittifakın taçlandırılması

Sağ eğilimli Israel Hayom gazetesi, ziyareti Hindistan ile İsrail arasında stratejik askerî ittifakın taçlandırılması olarak değerlendirdi. İsrail sağının önde gelen isimlerinden Albay Yoni Stepoun, ziyareti “uluslararası siyasette tarihi bir kırılma” şeklinde tanımladı. Stepoun, “Avrupa merkezli eski dünya sona erdi. Bugün ABD var ve biz ile Hindistan onun müttefikleriyiz. Uluslararası satranç tahtasında bir oyuncu haline geldik. Avrupa bizi kuşatırken bu ziyaret konumumuzu güçlendiriyor ve gücümüzü teyit ediyor” ifadelerini kullandı.

Haaretz gazetesi ise Netanyahu’nun ziyaret sırasındaki coşkusuna dikkat çekti. Gazete, Netanyahu’nun Modi’ye sarıldığı anlarda son yıllarda görülmeyen bir sevinç sergilediğini yazdı ve “Başı gökyüzündeydi, ancak ayakları İsrail iç siyasetinin çamuruna saplanmıştı” yorumunu yaptı. Bu değerlendirme, hükümetin yargı sistemi ve yönetim yapısına ilişkin reform girişimleri nedeniyle muhalefetin Netanyahu ile Knesset Başkanı Amir Ohana’nın konuşmalarını boykot etmesine atıfla yapıldı.

Konu edilen nişan tartışması

Kanal 12’nin siyasi analisti Ben Caspit ise, Çarşamba günü Knesset Başkanı Amir Ohana tarafından Modi’ye takdim edilen ve “Knesset Nişanı” olarak adlandırılan ödülün niteliğine ilişkin tartışmalara dikkat çekti. Ohana, bunun İsrail Parlamentosu tarihindeki ilk ve en yüksek nişan olduğunu söylemişti.

Ancak Caspit, “Knesset’te nişan sistemi yoktur; bu tür bir nişanı kararlaştıran bir komite de bulunmamaktadır” diyerek açıklamaların şaşkınlık yarattığını belirtti.

Caspit’e göre Modi’ye verilen nişan “ilk bakışta göründüğü gibi saf altın değil, altın kaplama bronzdan yapılmıştı; yani değeri düşük ve devlet liderlerine layık olmayan bir nesneydi.”