Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

İsrail kaynaklarından sızan bilgilere göre 60 günlük süre tanındı, aksi takdirde Trump’ın desteğiyle savaş yeniden başlayacak

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
TT

Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)

İsrail basınına yansıyan sızıntılar, yarın (19 Şubat Perşembe) Washington’da Gazze Şeridi’ne ilişkin başlıkları ele almak üzere yapılması planlanan Barış Konseyi toplantısı öncesinde gündeme geldi. Söz konusu sızıntılarda, Hamas’ın silahsızlanması için 60 günlük süre tanınacağı, aksi halde ABD’nin ‘yeşil ışığıyla’ savaşın yeniden başlayabileceği ifade edildi.

Sızıntıların, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hamas’ın derhal ve tamamen silahsızlanması yönündeki açıklamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğü belirtiliyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu adımı ABD ile İsrail’in, söz konusu dosyayı toplantı gündemine dayatmak amacıyla kullandığı ortak bir baskı aracı olarak değerlendirdi. Uzmanlar, bu baskının ‘Gazze anlaşmasının seyrini sekteye uğratabileceği’ uyarısında bulundu.

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana, Trump’ın sunduğu öneriye dayanan bir ateşkes anlaşması yürürlükte bulunuyor. Hamas’ın silahsızlandırılması, ABD’nin ocak ayı ortasında ikinci aşamasına geçildiğini duyurduğu planın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu aşamanın, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden kademeli çekilmesi ve bölgede istikrarın sağlanması için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasıyla eş zamanlı ilerlemesi öngörülüyordu.

İsrail tarafı ise Trump yönetiminin talebi doğrultusunda Hamas’a silah bırakması için 60 günlük süre tanınacağını, sürenin yarınki Barış Konseyi toplantısının ardından başlayabileceğini belirtiyor. İsrail hükümet sekreteri Yossi Fuchs’un pazartesi akşamı yaptığı açıklamaya dayandırılan ve The Times of Israel tarafından aktarılan haberde, Hamas’ın talebe yanıt vermemesi halinde savaşın yeniden başlatılacağı tehdidinde bulunulduğu kaydedildi.

Bu gelişme, Trump’ın pazar günü sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımdan sonra geldi. Trump mesajında, “Hamas silahsızlanma taahhüdüne tamamen ve derhal uymalıdır” ifadesini kullandı.

Son sızıntı, aralık ayında gündeme gelen benzer bir iddiayı da hatırlattı. Israel Hayom gazetesi, ABD ile İsrail’in, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Florida’da gerçekleşen görüşmenin ardından Hamas’ın silahsızlandırılması için iki aylık bir takvim üzerinde uzlaştığını öne sürmüştü.

Trump söz konusu dönemde Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Hamas ve silahsızlanma konusunu ele aldık. Silah bırakmaları için çok kısa bir süre verilecek, sürecin nasıl ilerleyeceğini göreceğiz” demişti. Netanyahu ise o tarihte Fox News kanalına verdiği mülakatta, Hamas’ın yaklaşık 20 bin silahlı unsurunun bulunduğunu ve bunların yaklaşık 60 bin Kalaşnikof tüfeği bulundurduğunu savunmuş, savaşın hedeflerinin -başta Hamas’ın tamamen ortadan kaldırılması olmak üzere- henüz tam anlamıyla gerçekleşmediğini belirtmişti.

frrftgtr
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş insanların çadırlarının yanından geçen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Muhammed el-Umde, söz konusu sızıntının ‘İsrail’in anlaşma sürecini yalnızca sekteye uğratmayı değil, tamamen başarısızlığa sürüklemeyi amaçlayan doktriniyle örtüştüğünü’ belirtti. El-Umde, özellikle bu yıl yapılacak seçimlerle bağlantılı çıkarlarının, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu müzakereleri uzatmaya, süreci yavaşlatacak engeller ve savaşa dönüşü meşrulaştıracak gerekçeler üretmeye ittiğini savundu.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal ise sızıntının birden fazla hedef taşıdığını ifade etti. Nazzal’a göre bunlar arasında beklenti çıtasını yükseltmek, ikinci aşama resmen sabitlenmeden önce ‘oyunun kurallarının’ değişebileceği mesajını vermek ve daha önce gündeme gelen kademeli silahsızlanma önerisinden farklı fikirler ortaya atarak Hamas üzerinde baskı kurmak yer alıyor.

Nazzal, bu gelişmeyi Washington yönetiminin Gazze anlaşmasını ilerletme konusundaki ciddiyetini test eden bir adım olarak nitelendirdi. Netanyahu hükümetinin ise süreci karmaşıklaştırmak ve Barış Konseyi’nde ortaya çıkabilecek muhtemel uzlaşıların önünü kesmek istediğini dile getirdi.

Son sızıntılar, bir hafta önce gündeme gelen farklı bir iddiayla çelişiyor. New York Times gazetesi, kaynaklara dayandırdığı haberinde Washington’un Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmıştı. Haberde, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini öngören teklifin, ilk aşamada Hamas’ın bazı hafif silahları elinde tutmasına izin verebileceği ve önerinin önümüzdeki haftalarda sunulmasının planlandığı belirtilmişti.

fygfy
Geçtiğimiz pazar günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yıkılmış binaların enkazı üzerine Ramazan süsleri asan Filistinliler (EPA)

Hamas ise silah konusunda tutumunu koruyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha’da düzenlenen bir forumda silahların tamamen bırakılması çağrılarını reddetti. “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası düzeyde her türlü silahla donatılmış durumda” diyen Meşal, Barış Konseyi’ne ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu.

Askeri uzman Muhammed el-Umde, tartışmaların kademeli silahsızlanma önerisi etrafında şekillenebileceğini ancak iki aylık sürenin Hamas ya da başka bir yapının silah bırakması için yeterli olmayacağını savundu. El-Umde, “Hareket zaten böyle bir adım atmayacak ve bu yolu kabul etmeyecektir” dedi.

El-Umde’ye göre Hamas gibi bir yapının silahsızlandırılması, taraflar arasında bir mutabakat sağlansa dahi en az bir yıl sürecek bir süreç gerektirir.

Nizar Nazzal da çelişkili sızıntıların ‘müzakere sürecinde kullanılan bir baskı kartı’ olabileceğini ifade etti. Nazzal’a göre 60 günlük süre iki olası senaryoya işaret ediyor: Hamas’ı kısmi tavizlere zorlayarak Gazze anlaşmasının yavaş da olsa sürmesini sağlamak ya da anlaşmayı uzun süreli olarak dondurmanın ve İsrail’e daha geniş çaplı ihlaller için alan açmanın zeminini hazırlamak.



9 gün boyunca denizde kaldılar... Yunanistan kıyılarında 22 göçmen boğuldu

Kızılhaç gönüllüleri ve kurtarma ekipleri, Girit adası açıklarında gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonunun ardından Paleochora limanında göçmenleri taşıyan bir balıkçı teknesinin yanında duruyor (Reuters)
Kızılhaç gönüllüleri ve kurtarma ekipleri, Girit adası açıklarında gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonunun ardından Paleochora limanında göçmenleri taşıyan bir balıkçı teknesinin yanında duruyor (Reuters)
TT

9 gün boyunca denizde kaldılar... Yunanistan kıyılarında 22 göçmen boğuldu

Kızılhaç gönüllüleri ve kurtarma ekipleri, Girit adası açıklarında gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonunun ardından Paleochora limanında göçmenleri taşıyan bir balıkçı teknesinin yanında duruyor (Reuters)
Kızılhaç gönüllüleri ve kurtarma ekipleri, Girit adası açıklarında gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonunun ardından Paleochora limanında göçmenleri taşıyan bir balıkçı teknesinin yanında duruyor (Reuters)

Yunan Sahil Güvenlik Teşkilatı'nın bildirdiğine göre Libya'dan yola çıktıktan sonra Akdeniz'de 6 gün boyunca lastik botlarında mahsur kalan 22 göçmen hayatını kaybetti; yetkililer, cesetlerin denize atıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı Yunan Sahil Güvenlik'in dün akşam yayınladığı kısa açıklamaya göre, aralarında bir kadın ve bir çocuğun da bulunduğu, uyrukları belirlenemeyen 26 kişi, Yunanistan'ın Girit Adası açıklarında Avrupa Sınır Muhafaza Ajansı'na (Frontex) ait bir tekne tarafından kurtarıldı.

Kurtulanlardan ikisi, Girit Adası'nın başkenti Heraklion'daki hastaneye kaldırıldı.

Hayatta kalanların ifadelerine dayanarak Sahil Güvenlik, teknenin 21 Mart'ta Libya'nın doğusundaki Tobruk bölgesinden ayrıldığını ve Avrupa Birliği'ne sığınmak isteyen birçok göçmen için geçiş kapısı olan Yunanistan'a doğru yola çıktığını bildirdi.

Açıklamada, «yolcular yolculuk sırasında rotalarını kaybettiler ve 6 gün boyunca su ve yiyecek olmadan denizde kaldılar» denildi.

Ayrıca, 22 kişinin hayatını kaybettiği ve «bir kaçakçının emriyle cesetlerinin denize atıldığı» ifade edildi.

Yetkililer, kaçakçı oldukları şüphesiyle 19 ve 22 yaşlarında iki Güney Sudanlı genci gözaltına aldı.

Sahil Güvenlik'e göre kurtarma operasyonu perşembe günü gerçekleştirildi.


Savaşta hayatını kaybeden önde gelen İranlı liderler

 İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney, Nisan 2018’de üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği bir toplantıda konuşma yaparken, sağında dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani oturuyor. (Dini Lider’in internet sitesi)
İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney, Nisan 2018’de üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği bir toplantıda konuşma yaparken, sağında dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani oturuyor. (Dini Lider’in internet sitesi)
TT

Savaşta hayatını kaybeden önde gelen İranlı liderler

 İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney, Nisan 2018’de üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği bir toplantıda konuşma yaparken, sağında dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani oturuyor. (Dini Lider’in internet sitesi)
İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney, Nisan 2018’de üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği bir toplantıda konuşma yaparken, sağında dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani oturuyor. (Dini Lider’in internet sitesi)

ABD-İsrail saldırıları, 28 Şubat’tan bu yana devam eden savaşta İran’da birçok üst düzey siyasi ve askeri yetkilinin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, öldürülen bazı isimler şunlar:

Ali Hamaney

İran’ı 1989 yılında bu göreve seçilmesinin ardından demir yumrukla yöneten eski Dini Lider Ali Hamaney, ABD-İsrail ortak hava saldırısında Tahran’daki kompleksinde 28 Şubat günü 86 yaşında hayatını kaybetti.

Otuz yıldan fazla süren iktidarı boyunca Hamaney, güvenlik aygıtı aracılığıyla otoritesini pekiştirdi ve İran’ın bölgesel etkisini genişletti. Aynı zamanda ülkesini nükleer programı nedeniyle Batı ile sürekli bir gerilim içinde bıraktı.

Ali Laricani

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 17 Mart’ta Tahran’ın Pardis bölgesinde gerçekleşen ABD-İsrail hava saldırısında 67 yaşında, oğlu ve bir yardımcısıyla birlikte yaşamını yitirdi.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi eski Sekreteri Ali Laricani (Reuters)İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi eski Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

Laricani, eski bir Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanıydı ve nükleer müzakereler ekibinde yer almıştı. Batılı müzakerecilerle iyi ilişkiler kurmuş, İran’ın merhum Dini Lideri’nin yakın danışmanlarından biri olmuş ve ülkenin güvenlik ile dış politika stratejilerinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştı.

İsmail el-Hatib

İran İstihbarat Bakanı İsmail el-Hatib, 18 Mart’ta gerçekleşen bir İsrail saldırısında yaşamını yitirdi. Hatib, din adamı ve sertlik yanlısı bir siyasetçiydi. Ali Hamaney’in ofisinde görev yapmış ve ondan talimatlar aldıktan sonra Ağustos 2021’de sivil istihbarat teşkilatının başına geçmişti.

Ali Şemhani

Ali Şemhani, Hamaney’in yakın danışmanı ve İran’ın güvenlik ile nükleer politika yapımında kilit isimlerinden biriydi. 28 Şubat’ta Tahran’a düzenlenen ABD-İsrail hava saldırılarında hayatını kaybetti.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi eski Genel Sekreteri Ali Şemhaniİran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi eski Genel Sekreteri Ali Şemhani

Eski savunma bakanı ve uzun süreli güvenlik yetkilisi olan Şemhani, Haziran ayında İsrail ile İran arasında 12 gün süren savaş sırasında evine yapılan saldırıdan sağ kurtulduktan sonra savaş dönemlerinde karar alma sürecindeki kritik rolünü yeniden üstlenmişti.

Ali Rıza Tengsiri

İsrail ordusu ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün, DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin Bender Abbas’a düzenlenen saldırıda öldüğünü açıkladı. Bu gelişme, İran’daki askeri tesislere yönelik hava saldırılarının genişletilmesi ve Tahran’ın roketler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) karşılık vermesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Üst düzey askeri liderler

İran’daki en güçlü askeri güç olan DMO’nun komutanlarından Muhammed Bakbur, resmi İran medyasına göre 28 Şubat’ta Tahran’a düzenlenen hava saldırılarında hayatını kaybetti.

Deneyimli bir DMO subayı olan Bakbur, Haziran savaşında selefi Hüseyin Selami’nin ölümü sonrası bu gücü yönetme görevine yükselmişti.

Aynı saldırılarda, İran Savunma Bakanı Aziz Nasırzade de öldü. Hava Kuvvetleri kökenli olan Nasırzade, eski bir hava kuvvetleri komutanı ve silahlı kuvvetler genelkurmay başkan yardımcısıydı; askeri planlama ve savunma politikalarında kritik rol oynuyordu.

İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musavi de 28 Şubat’taki hava saldırılarında yaşamını yitirdi. Saldırının, İran medyası tarafından ‘yüksek komuta toplantısı’ olarak nitelendirilen bir toplantı sırasında gerçekleştiği bildirildi. Musavi, ordu subayı ve eski kara kuvvetleri başkanı olarak, İran’ın farklı askeri kollarının koordinasyonundan ve geleneksel güçlerin denetiminden sorumluydu.

Gulam Rıza Süleymani

DMO Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani, resmi İran medyasına göre 17 Mart’ta gerçekleşen ABD-İsrail hava saldırılarında öldü. Süleymani, DMO’da kıdemli bir subaydı ve ülke iç güvenliğinde merkezi rol oynayan Besic Güçleri’ni yönetiyordu.

DMO Deniz Kuvvetleri İstihbarat Şefi Behnam Rızayi ise 26 Mart’ta kıyı kenti Bender Abbas’a düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybetti. İsrail ordusuna göre Rızayi, bölge ülkeleri hakkında istihbarat toplama görevinden sorumluydu.

Bunların yanı sıra, raporlar DMO, kara kuvvetleri ve istihbarat yetkililerinin de aralarında olduğu çok sayıda üst düzey komutanın öldüğünü, özellikle 28 Şubat’taki ilk saldırıda yüksek komuta toplantısının hedef alındığını bildirdi.


Pakistan, bölgedeki gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere yarın dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yapacak

İranlı itfaiyeciler, Tahran'ın güneyinde hasar görmüş bir konut binasında çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA)
İranlı itfaiyeciler, Tahran'ın güneyinde hasar görmüş bir konut binasında çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA)
TT

Pakistan, bölgedeki gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere yarın dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yapacak

İranlı itfaiyeciler, Tahran'ın güneyinde hasar görmüş bir konut binasında çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA)
İranlı itfaiyeciler, Tahran'ın güneyinde hasar görmüş bir konut binasında çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA)

Pakistan bugün, Ortadoğu'daki savaşa bir çözüm bulmak amacıyla yürütülen diplomatik çabalar kapsamında, yarın ve pazartesi günü İslamabad'da Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarının katılacağı dörtlü bir toplantı düzenleneceğini duyurdu.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, dört ülkenin dışişleri bakanlarının “29 ve 30 Mart tarihlerinde İslamabad'da” bir araya gelerek, “bölgedeki gerginliği azaltma çabaları da dahil olmak üzere bir dizi konu hakkında derinlemesine görüşmeler” yapmayı amaçladıkları belirtildi.

Açıklamaya göre, bakanlar ayrıca Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir araya gelecek.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Bakan Bedr Abdülati’nin Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’den meslektaşlarıyla “Bölgedeki askeri gerginliğin yükselişini ve bölgedeki gerginliği azaltma çabalarını görüşmek üzere” bugün İslamabad’a gideceğini belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün dörtlü toplantı konusunu gündeme getirmişti. Pakistan, bugün ikinci ayına giren savaşta taraflar arasındaki müzakerelerin olası arabulucusu olarak son günlerde öne çıktı.

Buna ilave olarak, İslamabad'ın açıklamasına göre Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Masud Pezeşkiyan ile bir saatten fazla süren telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede bölgesel gerginliğin gelişmeleri ve barış çabaları ele alındı.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ofisi bugün, İran Cumhurbaşkanı’nın Şerif’e, Ortadoğu’da süren çatışmada görüşmeleri ve arabuluculuğu kolaylaştırmak için güvenin tesis edilmesinin gerekli olduğunu vurguladığını duyurdu.

İran, ABD tarafıyla “müzakereler” yürütüldüğünü kabul etmiyor, ancak Şarku’l Avsat’ın ‘Tesnim’ ajansından aktardığına göre kimliği belirtilmeyen bir kaynak, İran’ın perşembe günü savaşı sona erdirmek için hazırlanan 15 maddelik ABD planına yanıt olarak, Pakistanlı arabulucu aracılığıyla “resmi” bir yanıt ilettiğini söyledi.

Savaş, 28 Şubat'ta İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarıyla başladı ve İran'ın dini lideri Ali Hameney'in ölümüne yol açtı. Savaş, Körfez bölgesine ve diğer Arap ülkelerine yayıldı ve tüm dünyaya yansımaları oldu.