Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Kararlı bir ortak tutum sergilenmesi ve uluslararası hukukun pratik adımlara dönüştürülmesi çağrısı yapıldı

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil
TT

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri ve Gurbetçilerden Sorumlu Devlet Bakanı Dr. Farsin Ağabekian Şahin, uluslararası hukuk ilkeleri ve ilgili uluslararası meşru kararlar, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) bulguları, tüm unsurları ve doğal sonucu ile Arap Barış Girişimi ve işgalin etkilerinin ortadan kaldırılması ve zararların tazmin edilmesi çerçevesinde Ortadoğu'da barış ve güvenliğin stratejik bir tercih olarak ancak İsrail'in yasadışı işgaline son verilmesi ve 1967'den beri işgal altında tutulan Filistin topraklarından tamamen çekilmesiyle sağlanabileceğini vurguladı.

Filistinli bakan, dün akşam Cidde'de düzenlenen ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları düzeyinde İsrail'in son kararlarını tartışmak üzere düzenlenen Olağanüstü Açık Yürütme Komitesi toplantısında bu açıklamayı yaptı. Dr. Şahin, sessiz kalmanın artık bir seçenek olmadığını ve kınamanın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, uluslararası hukukun seçici olmadığını teyit eden kararlı bir ortak tutum sergilemeye çağırdı. Bu tutumun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), BM Genel Kurulu, uluslararası mahkemeler ve tüm ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından ciddi adımlar atılması da dahil olmak üzere pratik adımlara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Dr. Şahin, bu sömürgeci ve yayılmacı politikalara karşı çıkmak ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya zorlamak için çağrıda bulundu.

Filistinli bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm acılara rağmen, halkımız haklarına ve ulusal ilkelerine, topraklarına ve özgürlüğüne bağlı kalmaya devam ederken adaletin galip geleceğine inanıyor. Ancak bunun için, zorlukların üstesinden gelmek için, bu acımasız işgalin ağırlığını ezmek için gerçek İslami dayanışma ruhunu somutlaştıran ve özgürlük, geri dönüş hakkı ve bağımsızlık için gerçek bir ufuk açan, beyanların ötesine geçen samimi bir uluslararası irade ve etkili bir dayanışma gerekiyor."

sdrtg
Olağanüstü Toplantı’da İsrail'in son kararları tartışıldı (İİT)

Dr. Şahin, değişen koşullar ve ihlallerin, suçların ve soykırımın tırmanması ışığında, İsrail'in tırmanışını sürdürmesi ve işgalci güç İsrail'in yasadışı statükoyu derinleştirecek kararlar, prosedürler ve önlemler açıklaması ışığında, tüm bunları çok tehlikeli bir aşamada ele almak ve bunlarla mücadele etmek için bugün burada olduğumuzu ekledi.

İsrail'in ‘tarihi ve hukuki gerçekleri tahrif ve çarpıtarak, işgal ordusu tarafından korunan yerleşimci milislerin sistematik terörünü tırmandırarak, Batı Şeria'yı kanlı bir şiddet sarmalına sürükleyerek, soykırım suçunu ve zulmünü Gazze Şeridi'nden Kudüs dahil Batı Şeria'ya aktarmaya çalıştığını’ belirtti.

İsrail'in on yıllardır sürdürdüğü faaliyetlerin sistematik bir politikanın ve kapsamlı bir sömürgeci genişleme planının devamı olduğunu belirten Bakan Şahin’e göre bunların amacı, Filistin davasını ortadan kaldırmak ve sömürgeci yerleşim, toprak müsaderesi, Filistin coğrafyasının parçalanması, ırk ayrımcılığı sisteminin dayatılması ve Filistin halkının zulüm görmesi yoluyla, onları topraklarından zorla çıkarmak ve iki devletli çözümü yok etmek.

Bu uygulamaların savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğinin altını çizen Filistinli bakan, ‘uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye attığını, bölgemizi ve dünyayı istikrarsızlaştırdığını ve Filistin Devleti topraklarının İsrail tarafından yasadışı işgalinin sömürgeci ve yerleşimci-sömürgeci niteliğini teyit ettiğini’ vurguladı.

cdcdc
İİT, ‘barış planının’ ikinci aşamasının hızla uygulanması çağrısında bulundu (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dr. Şahin, Filistin Devleti'nin başkenti olan işgal altındaki Kudüs'ün dini, tarihi ve kültürel önemi nedeniyle, özellikle bu kutsal ayda, Arap, İslam ve Hıristiyan kimliğini yok etmek, tarihi özelliklerini değiştirmek, mevcut yasal ve tarihi statükoyu ortadan kaldırmak ve E1 planı gibi sömürgeci planlar yoluyla İsrail'in sözde egemenliğini dayatmak amacıyla her gün saldırıya maruz kaldığını belirtti.

El-Halil kentindeki İbrahim Camii'nin tarihi ve hukuki statüsünü değiştirme girişimleri de dahil olmak üzere, İslam dini ve Hristiyanlık için kutsal olan mekanları hedef alan İsrail'in son dönemdeki ciddi eylemlerine dikkati çeken Dr. Şahin, bunların meşru Filistin makamlarının denetim ve idari yetkilerinin yasadışı yerleşim konseylerine devredilmesi yoluyla gerçekleştirildiğini ve bu tehlikeli ve kışkırtıcı hamlenin, uluslararası anlaşmaların, BM ve BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kararlarının açık bir ihlali ve dini, kültürel ve insani mirasa doğrudan bir saldırı olduğunu söyledi.

Gazze'de yaşanan daha önce eşi ve benzeri görülmemiş insani felaketin ciddiyeti ve işgal güçleri tarafından işlenen kitlesel suçlar ve sistematik yıkımın göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Bakan Şahin, kırılgan ateşkesin başlamasından bu yana 500'den fazla Filistinlinin öldürüldüğünü, bunun yanı sıra sınır kapılarının açılmasında yavaşlama, insani yardımın yeterli ve sürekli akışının engellenmesi ve ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesinde gecikme yaşandığını vurguladı. Ateşkesin ikinci aşaması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesini garanti altına alacak, yerinden edilmeyi önleyecek, istikrarı sağlayacak ve halkımızın acılarına son verecek yeniden inşa sürecini mümkün kılacak.

Bunun için İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren uluslararası, BM ve insani yardım kuruluşlarına yönelik saldırılarına karşı çıkılması gerektiğine işaret eden Dr. Şahin, İsrail’in özellikle BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) Gazze’deki genel merkezini ve personelini hedef alarak, çalışmalarını engelleyerek, insani yardım erişimini önleyerek ve yasadışı kısıtlamalar uygulayarak, insani yardım çalışanlarını koruma ilkesini ve uluslararası insani hukuk kurallarını açıkça ihlal ederek, Filistinli mültecilerin haklarını zayıflatmaya ve davalarını gölgelemeye çalıştığını belirtti.

İşgalci İsrail makamlarının Filistinli tutukluların infazına izin veren bir yasa çıkarma çabaları, keyfi tutuklamalar, gözaltı ve işkence politikalarını sürdürmeleri ve şehitlerin cenazelerini ahlaka aykırı ve yasadışı bir suç olan ‘numaralı mezarlarda’ tutmalarından bahseden Bakan Şahin, Filistin halkının çektiği tüm acıların temel nedeni olan bu mücrim işgalin tüm belirtilerini ele almanın zamanının geldiğini vurguladı. Filistinli bakan, ihlallerden ve suçlardan sorumlu olanların hesap vermesi ve yargılanması gerektiğini söyledi.

fevf
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci, İİT Olağanüstü Toplantısı’nın oturum aralarında Dr. Farsin Şahin ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli bakan, İsrail'i cesaretlendiren şeyin uluslararası sessizlik, çifte standartlar ve hesap verebilirliğin olmaması olduğunu yineledi. Buna ek olarak, sahte dini veya ideolojik iddialar ortaya atan, tarihi gerçekleri ve Filistin halkının yasal ve temel haklarını çarpıtan ve Orta Doğu ülkelerinde veya işgal altındaki Filistin topraklarında toprak gaspını meşrulaştıran kışkırtıcı ırkçı söylemler de var.

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dr. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD'nin işgalci İsrail’e atanan Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, işgal altındaki Filistin toprakları da dahil olmak üzere Arap ülkelerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini söylediği açıklamalarını kınadığımızı ve reddettiğimizi ifade ettik. Ayrıca, ABD’nin işgal altındaki Kudüs'teki büyükelçiliğinin, uluslararası hukuku ve uluslararası anlaşmaları ihlal ederek yerleşim yerlerindeki yerleşimcilere vize vereceğini ve konsolosluk hizmetleri sunacağını duyurmasını da kınıyoruz."

Filistin'deki yaşamın her alanını, toprağından taşlarına ve insanlarına kadar etkileyen İsrail suçlarını vurgulayan Dr. Şahin, bugün sadece İİT üyesi ülkeler değil, tüm dünya ülkeleri tarafından pratik eylemlerle Filistin halkını ve toprağını korumak, işgalci İsrail’i suç işlemekten caydırmak için hiçbir çabadan kaçınmamak, İsrail’in işgaline ve uluslararası hukuk kurallarını zedeleyen ve hukuka dayalı uluslararası sistemin temellerini istikrarsızlaştıran sömürgeci uygulamalarına karşı tüm cezai tedbirleri almak ve tüm baskıyı uygulamak için Filistin davasını korumaya ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

Dr. Şahin, ülkeleri işgalci İsrail’le diplomatik, ekonomik, ticari ve kültürel bağların yanı sıra İsrail’in işgalini ve sistemini sürdürmeye hizmet eden parlamento bağlarını da koparmaya ve uluslararası ilişkilerini kullanarak işgali sona erdirmek ve kapsamlı ve tam bir geri çekilme sağlamak için ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulamaya ve 4 Haziran 1967'den beri işgal altındaki Filistin topraklarından koşulsuz olarak çekilmesini, Filistin Devleti'ni tanımayı ve Filistin halkının bağımsızlık, geri dönüş ve kendi kaderini tayin etme gibi vazgeçilmez haklarını kullanmasını sağlamaya çağırdı.

Ayrıca, BM de dahil olmak üzere tüm dünyanın, İsrail'in 1949 yılında BM’ye kabul edildiği şartlara uymasını sağlamak konusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Dr. Şahin, “Özellikle İsrail, BM Genel Kurulu’nun 181 sayılı Kararı (1947 Filistin Bölme Planı) ve Filistinli mültecilerin haklarına ilişkin 1948 tarihli 194 sayılı Kararı'na saygı göstermeli ve bunları uygulamalı” dedi.

Filistinli yetkili, dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Moşe Şaret’in BM’ye gönderdiği mektupta, İsrail'in bu kararları kabul ettiğini ve bunları uygulamaya kararlı olduğunu teyit eden resmi taahhütlerine atıfta bulundu. Bu taahhütler, 1949 tarihli Genel Kurul Kararı 273 uyarınca İsrail'in BM’ye kabul edilmesinin temelini oluşturdu.

Dr. Şahin, İsrail'in Filistin topraklarının ele geçirilmesi, yerleşim birimlerinin genişletilmesi, fiili ilhak girişimleri dahil olmak üzere sürdürdüğü politikalar, uygulamalar ve dayatılan yasadışı kuralları, yerleşimci terörizmi, Filistin'in gümrük gelirlerine el konulması ve Filistin devlet kurumlarının zayıflatılması, uluslararası hukuku, ilgili BM kararlarını ve uluslararası örgütün üyeliğinin gerekliliklerini açıkça ihlali olduğuna dikkati çekti.

Filistinli bakan, bu eylemlerin sürdürülmesinin Filistin'de infiale yol açacağı, ciddi bir siyasi süreci yeniden başlatmak için ABD ve uluslararası toplumun siyasi çabalarını baltalayacağı, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit edeceği ve geniş uluslararası fikir birliğinin sağladığı iki devletli çözümün gerçekleştirilme şansını doğrudan olumsuz etkileyeceği konusunda uyardı.



Hizbullah, Lübnan'ı çatışmanın dışında tutma yükümlülüğüyle karşı karşıya

İsrail buldozerleri, dün Lübnan'ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde evleri yıkıyor. (AFP)
İsrail buldozerleri, dün Lübnan'ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde evleri yıkıyor. (AFP)
TT

Hizbullah, Lübnan'ı çatışmanın dışında tutma yükümlülüğüyle karşı karşıya

İsrail buldozerleri, dün Lübnan'ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde evleri yıkıyor. (AFP)
İsrail buldozerleri, dün Lübnan'ın güneyindeki Doğu Zutar beldesinde evleri yıkıyor. (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'dan aldığı açık uyarının ardından Arap ve uluslararası siyasi ilişkilerini harekete geçiriyor. Rubio, Hizbullah'ın İran'a yeniden destek vermesi halinde İsrail'in sessiz kalmayacağını, Litani Nehri'nin güneyinden kuzeyine uzanan bölgeyi hedef almayı planladığını bildirdi. Bu kapsamda Sayda-Zahrani ilçesindeki köylerin yanı sıra Beyrut'un güney banliyölerinin ve başkentteki bazı mahallelerin de hedef alınabileceği belirtildi.

Lübnanlı bir bakanlık kaynağı, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin söz konusu uyarıyı içeren Rubio'nun mesajını iletmek üzere vakit kaybetmeden Hizbullah'la temasa geçtiğini belirtti. Kaynak, Berri'nin arabulucular aracılığıyla İran'ın Hizbullah'ın desteğine ihtiyaç duymadığı ve ABD saldırılarına karşı koyabilecek yeterli kapasiteye sahip olduğu bilgisini aldığını ifade etti.

Ancak kaynak, Hizbullah'ın siyasi kanadının İran'a destek amacıyla çatışmaya müdahil olmayacağı yönündeki taahhüdünü Berri'ye ilettiğine dikkat çekti. Bu durum, söz konusu taahhüdün doğrudan Hizbullah'ın Cihat Konseyi'ne ve İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı olan askerî kanadını da kapsayıp kapsamadığı sorusunu gündeme getirdi. Önceki çatışmalarda roket saldırılarını gerçekleştiren tarafın da bu askerî kanat olduğu kaydedildi.

Kaynak ayrıca, İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in coğrafi sınırlarla kısıtlanmayı reddeden “cephelerin birliği” yaklaşımında ısrar etmesine dikkat çekti.


Babülmendeb ve Lahic cephelerinde Husilere karşı çatışmalar

Taiz'de Yemen ordusuna bağlı bir asker, Husilere doğru motosiklete monte edilmiş makineli tüfekle ateş açıyor. (AFP)
Taiz'de Yemen ordusuna bağlı bir asker, Husilere doğru motosiklete monte edilmiş makineli tüfekle ateş açıyor. (AFP)
TT

Babülmendeb ve Lahic cephelerinde Husilere karşı çatışmalar

Taiz'de Yemen ordusuna bağlı bir asker, Husilere doğru motosiklete monte edilmiş makineli tüfekle ateş açıyor. (AFP)
Taiz'de Yemen ordusuna bağlı bir asker, Husilere doğru motosiklete monte edilmiş makineli tüfekle ateş açıyor. (AFP)

Yemen'deki hükümet güçleri, dün Husilere yönelik operasyonlarını genişletti. Babülmendeb cephesinde çatışmalar yeniden başlarken, Güneyli Devler Tugayları'na bağlı birlikler Lahic vilayetinin batısındaki El-Mudâribe ve Ras El-Ara ilçelerinde ilerleme kaydetti. Ordu ise son günlerde Husilerin kontrolüne geçen bölgeleri ve mevzileri geri almak amacıyla vilayetin kuzeyindeki El-Mukâtıra ilçesine askerî takviye gönderdi.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a, Devler Tugayları'nın Cebel Sefen ve Karn eş-Şumâye başta olmak üzere stratejik noktaları yeniden ele geçirdiğini bildirdi. El-Micze ve Zuraykat eş-Şam bölgelerinde çatışmaların sürdüğü belirtilirken, birliklerin Zubab, Kahbub ve batı kıyısındaki mevzilerden çekildiği yönündeki haberler yalanlandı.

Kaynaklar, Taiz cephelerinde de çatışmaların devam ettiğini, hükümet güçlerinin Husilerin saldırılarını püskürterek mevcut mevzilerini koruduğunu belirtti. Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak Cevf vilayetinde geri alınan bölgelerde mayın ve el yapımı patlayıcıların temizlenmesi çalışmaları sürüyor.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri, “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında 24 saat içinde 951 hedefe yönelik operasyon gerçekleştirildiğini duyurdu. Açıklamada, operasyonlarda Husilere bağlı aralarında saha komutanlarının da olduğu yaklaşık 332 unsurun etkisiz hâle getirildiği, 56 askerî araç ve teçhizatın ise imha edildiği veya kullanılamaz duruma getirildiği belirtildi.


Yemen hükümetinde 3 bakanlığı kapsayan kabine değişikliği

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
TT

Yemen hükümetinde 3 bakanlığı kapsayan kabine değişikliği

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Başbakan Şai Zindani ile birlikte (SABA)

Yemen'de Başbakan Şai Muhsin ez-Zindani hükümetinde üç bakanlığı kapsayan kabine değişikliğine gidildi. Pazartesi günü yayımlanan iki cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yeni bakanlar atanırken, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bünyesinde de büyükelçi görevlendirmesi yapıldı.

Kararnamelere göre Salim el-Avlaki Enformasyon Bakanı, Yargıç Ekrem el-Amiri Kamu Hizmeti ve Sigortalar Bakanı, Ahmed el-Avlaki ise Yerel Yönetimler Bakanı olarak atandı. Ayrıca Muammer el-İryani, Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı bünyesinde büyükelçi olarak görevlendirildi.

Öte yandan, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tuğgeneral Reşad el-Yusufi'yi Yüksek Askeri Komite üyeliğine ve Taiz cephesinden sorumlu göreve atadı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

El-Alimi ayrıca Albay Mecdi Ahmed'i Tur el-Baha Askeri Bölgesi ve Birinci Vatan Kalkanı Tugayı komutanlığına atayarak tümgeneralliğe terfi ettirdi.

Albay Bessam el-Hark, askeri bölgenin kurmay başkanlığına ve Dördüncü Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci eş-Şattaf da askeri bölgenin operasyonlar sorumlusu olarak görevlendirildi.