ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı nükleer ve balistik füze programlarının ötesinde

Trump ‘hediyesini’ alacak mı, almayacak mı?

Görsel: Al Majalla
Görsel: Al Majalla
TT

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırısı nükleer ve balistik füze programlarının ötesinde

Görsel: Al Majalla
Görsel: Al Majalla

Elie el-Kuseyfi

Beklenen oldu ve ABD ile İsrail'in Tahran rejimine karşı ortak saldırısı, Ortadoğu saatiyle dün sabah başladı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, “İsrail Devleti İran'a önleyici bir saldırı başlattı” açıklamasını yaptıktan sonra, ABD’li yetkililer haber ajanslarına ve medya kuruluşlarına ABD’nin saldırıya katıldığını doğrulamaya başladı. İsrail televizyonu Kanal 13, İran’a yönelik saldırının İsrail ve ABD'nin ortak operasyonu olduğunu ilk duyuran medya organı oldu. Ardından ABD Başkanı Donald Trump, “İran'da büyük ve devam eden bir askeri operasyon başlattık” açıklamasını yaptı.

Şimdi ilki, son günlerde ve haftalarda ‘İran dosyası’ ile ilgili gelişmeleri gözden geçirmekle, ikincisi ise ABD ve İsrail'in İran'a saldırıdaki amaçlarıyla ilgili olan iki soru gündeme geldi. Saldırının kaçınılmaz olduğunu kesin olarak söylemek gerçekten mümkün müydü? Başka bir deyişle, son birkaç gün ve saat içinde elde edilen bilgiler saldırının kaçınılmaz olduğunu doğrulamak için belirleyici miydi, yoksa ‘ilerleme’ ve ‘atılımlardan’ söz edildikten ve önümüzdeki pazartesi günü Viyana'da teknik ekipler arasında bir toplantı yapılacağı duyurulduktan sonra perşembe günü Cenevre'de Washington ve Tahran arasında yapılan üçüncü tur müzakereler ‘askeri seçenek’ ihtimalini ortadan kaldırdı mı?

Aslında, İran tarafı en iyimser olan taraftı. Bu, gerçekliği veya İran'ın müzakerelerdeki gelişmeleri anlamasını yansıtmıyordu, daha ziyade bu müzakerelerle ve aşamanın genelindeki zorluklarla başa çıkmak için İran'ın izlediği bir stratejiydi. Tahran rejimi, dışişleri bakanının dikkatlice düşünülmüş ve defalarca tekrarlanan açıklamalarında ifade ettiği gibi, sürekli iyimserlik göstermeye karar vermiş gibi görünüyordu. Ancak Tahran, müzakerelerde olası tavizlerin üst sınırını belirlemiş gibiydi. Nükleer konuda taviz marjını genişletmiş olsa da özellikle Trump'ın görev süresi boyunca uranyum zenginleştirmeyi askıya alma fikriyle, ABD'nin sıfır zenginleştirme veya hatta ‘sembolik miktarda zenginleştirme’ şeklindeki müzakere tavizini kabul etmedi. ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un dediği gibi, bunun Washington için ne anlama geldiğini açıklamadan. Aynı zamanda Tahran, anlaşmayı ABD'nin İran'daki ekonomik kazançlarıyla ilişkilendirmeye çalışırken, en azından kamuoyu önünde, füze programı ve Tahran'a sadık bölgesel milisler konusunda müzakereye hazır olmadığını vurguladı.

Büyük ve devam eden askeri operasyon başladığına göre şu soru gündeme geldi: Operasyonun amacı, Tahran'a müzakerelerde büyük tavizler kabul etmesi için askeri baskı uygulamak mı yoksa rejimi istikrarsızlaştırmak, hatta belki de devirmek mi?

Öte yandan ABD tarafı müzakerelerin sonucuna sürekli şüpheyle yaklaşıyor gibi görünüyordu. ABD yönetimi içinde askeri harekete karşı çıkan ekibin lideri olan Başkan Yardımcısı J.D. Vance biraz daha iyimser olsa da askeri hareketi destekleyen ve Trump'ı Venezuela’ya saldırı düzenlemeye ikna eden ve daha sonra onu kendi ülkesi Küba'ya saldırı düzenlemeye ikna edebilecek olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun pazartesi günü ‘İran dosyasını’ görüşmek üzere İsrail'i ziyaret etmesi planlanıyor. Müzakere seçeneğine her zaman şüpheyle yaklaşan Rubio, sonunda Tahran'ın füze programını görüşmeyi reddetmesinin büyük bir sorun olduğunu söyledi. Her zaman Rubio'nun tutumuna yakın bir tutum sergiliyor gibi görünen ABD Başkanı Donald Trump, cuma akşamı yaptığı açıklamada, Tahran ile görüşmelerin gidişatından ‘memnun olmadığını’ söyleyerek, Tahran'ın nükleer silah elde etmesini engelleyecek kapsamlı bir anlaşma istediğini, aksi takdirde ‘başka seçenekler’ olacağını vurguladı. Kısa süre sonra, İsrail ve ABD’nin Tahran ve İran'ın çeşitli diğer bölgelerine ortak saldırı başlatacağını duyurdu.

xyjuk
Tahran'da meydana gelen patlamanın ardından gökyüzüne duman yükselirken yürüyen bir adam, 28 Şubat 2026 (AFP)

Ön bir sonuç çıkaracak olursak, Washington'ın müzakereleri, İran'ın önemli tavizler vererek müzakerelerde büyük bir ilerleme sağlanmadıkça veya İran rejimi ‘davranışını değiştirmeye’ istekli olduğunu göstermedikçe, askeri saldırı hazırlıklarını tamamlarken zaman geçirmek için bir araç olarak gördüğü sonucuna varabiliriz. Ya da rejim içten değiştirilseydi, ki bu uzak ve imkânsız görünüyordu ve sağlam ve aşılmaz ideolojik ve askeri yapıların üstesinden gelinmesini gerektiriyordu. Pratikte Trump, topu İran rejimine geri attı. Geçtiğimiz bahar altı tur süren ve geçtiğimiz haziran ayında 12 gün süren savaşla sona eren müzakerelerde Tahran'ı ‘yanıltan’ Trump, şimdi üçüncü tur müzakerelere sırtını dönüyor. Bu, İran rejiminin hazırlıklı olmadığı ve bunu bir başka aldatmaca olarak görmediği anlamına gelmiyor, zira rejim savaşa hazırlanıyordu ve savaşın yakın ve kaçınılmaz olduğunu düşünüyordu.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre İsrail-ABD ortak saldırısının hazırlıklarının yaklaştığını doğrulamak için önemli bir bilgiye dayanmamız gerekiyorsa, bu bilgi Trump'ın geçtiğimiz hafta yaptığı ‘Birliğin Durumu’ konuşmasında İran'ın ABD ve diğer ülkeleri tehdit edebilecek uzun menzilli füzeler geliştirdiğini belirtmesi olabilir. Trump, cumartesi sabahı Tahran'a saldırının başladığını duyurduğu konuşmasında bu açıklamayı tekrarladı. Bu açıklamalar, ABD Başkanı’nın saldırıyı başlatmak için milliyetçi bir Amerikan bahanesi bulduğu ve ‘İsrail'in yararına’ İran'a saldırı konusunda temkinli davranan ‘izolasyonist’ seslere karşı tutumundaki boşluğu doldurduğu anlamına geliyor.

İran rejimini devirmek mi?

Büyük ve devam eden askeri operasyon başladığına göre şu soru gündeme geldi: Operasyonun amacı, Tahran'a müzakerelerde büyük tavizler kabul etmesi için askeri baskı uygulamak mı yoksa rejimi istikrarsızlaştırmak, hatta belki de devirmek mi? Ya da CNN'in öne sürdüğü gibi ‘rejimi önemli ölçüde zayıflatmak’ mı?

Trump'ın İran halkına hükümetlerini kontrol altına almaları çağrısı ve Netanyahu'nun askeri harekatın İran halkının ‘kaderini kontrol etmesini’ sağlayacak koşulları yaratacağı yönündeki açıklaması, mevcut askeri harekat için çok yüksek ve eşi benzeri görülmemiş bir siyasi tavan belirledi.

ABD-İsrail saldırısının hızının hızlı, ölçeğinin büyük ve uzun soluklu olduğu kesin. Reuters'a konuşan ABD’li bir yetkili, ABD ordusunun İran'a karşı birkaç gün sürecek bir askeri operasyon düzenlemesinin beklendiğini söyledi. Tahran ve Tebriz, Dezful, Hark Adası, Nihavend ve Kongur dahil olmak üzere birçok İran şehri hedef alındı. Medya raporlarında, kıyı şehri Buşehir'in de saldırıya uğradığı belirtiliyor, ancak buradaki nükleer santralin hasar görüp görmediği belli değil. İsrail Yayın Kurumu, İran'a yönelik saldırıların balistik füze tesisleri (özellikle ülkenin batısında) dahil olmak üzere askeri tesisleri hedef aldığını açıklarken, İsrailli bir yetkili “Hamaney dahil tüm İran rejimi hedef alındı ve İran gündüz saatlerinde gerçekleştirilen saldırı karşısında çok şaşırdı” ifadelerini kullandı.

sdcvdfv
Tahran'daki Vali Asr Meydanı'nın ortasında sergilenen İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in resminin bulunduğu bir reklam panosu, 13 Temmuz 2025 (AFP)

Askeri operasyonun hedeflerinin İran coğrafyasının tamamında önemli ve ‘kapsamlı’ olduğunu doğrulayan somut gerçeklerin yanı sıra, Trump'ın İran halkına “artık size yardım etmeye hazır bir başkanınız var” diyerek hükümeti ele geçirmeleri çağrısı yapması ve Netanyahu'nun ABD-İsrail operasyonunun İran halkının ‘kaderini kontrol etmesini’ sağlayacak koşullar yaratacağı yönündeki açıklaması, Tahran rejimine karşı yürütülen mevcut askeri operasyona çok yüksek ve daha önce benzeri görülmemiş bir siyasi tavan belirledi ve operasyonun asıl amacının rejimi devirmek ya da ‘yukarıdan’ yani, rejimin liderliğini ve siyasi ve askeri aygıtının kilit üyelerini hedef alarak, belki de rejimin liderlik yapısı zayıflatıldıktan sonra İran içindeki muhalefetin önderliğinde ikinci bir aşamaya zemin hazırlayarak devirmeye çalışmak olduğu yönünde önemli spekülasyonlara yol açtı.

Ancak Trump, dün sabah yaptığı konuşmada, İran rejimini ‘dünyanın önde gelen terörizm destekçisi’ olarak nitelendirerek ‘tarihi bir yargılama’ gerçekleştirdi. 1979 yılında ABD’nin Tahran Büyükelçiliği’nin ele geçirilmesi ve ABD’li onlarca rehinenin 444 gün boyunca alıkonulması, 1983 yılında Beyrut'taki deniz piyade kışlasının bombalanması sonucu 241 Amerikan askerinin öldürülmesi, Irak'ta İran destekli güçlerin öldürülmesi ve yüzlerce Amerikan askerinin yaralanması olayların yanı sıra milislerinin Ortadoğu'daki kuvvetlerimize yönelik devam eden saldırıları hatırlatan Trump, devam eden askeri harekat için öncelikle Tahran'ın ABD'ye ulaşacak füzeler geliştirdiği yönündeki suçlamasını yaparak İran rejiminin oluşturduğu acil tehditleri ortadan kaldırıp Amerikan halkını savunmak, İran füzelerini ve tüm füze endüstrisini yok etmek, deniz filosunu ortadan kaldırmak ve milislerinin bölgeyi veya dünyayı istikrarsızlaştırmasını veya ABD güçlerine saldırmasını engellemek şeklinde doğrudan hedefler belirledi.

Savaş henüz başlangıç aşamasında. ABD’li bir yetkili de “uzun bir askeri operasyonun başlangıcındayız” açıklamasında bulundu. Bu savaş sürprizlerle ve cevapsız sorularla dolu olabilir.

Dolayısıyla Amerikan saldırı hedeflerinin listesinin genişlemesi, özellikle devam eden ABD-İsrail askeri operasyonu ve İran'ın DMO tarafından açıklanan Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Bahreyn ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) birkaç Amerikan üssünü hedef alarak gerçekleştirdiği misilleme çerçevesinde ‘rejim değişikliği’ hakkındaki spekülasyonları biraz erken hale getiriyor. Şu anda savaşın, çatışmanın veya ‘askeri operasyonun’ nasıl gelişeceği sorusu yanıt arıyor. İran rejimi darbeleri ne ölçüde absorbe edebilecek ve sütunlarını ve imajını ne kadar koruyabilecek? İran'ın tepkisi nasıl gelişecek? Şimdiye kadar, Tahran'ın dün sabah başlayan ‘önleyici saldırıya’ misilleme olarak coğrafi kapsamını genişlettiği görülüyor. İran medyası, ülke içindeki askeri hedefleri vuran saldırılar sonucunda binlerce Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) üyesinin öldüğünü ve yaralandığını bildiriyor ve bu durum İran'ın tepkisinin ölçeğini ve hızını etkiliyor. Ancak, ‘savaş alanındaki’ gerçek durum hakkında bilgi eksikliği nedeniyle, tüm bunlar spekülasyondan ibaret kalıyor. Öte yandan İsrail savunma sistemi, özellikle de Demir Kubbe, bu yeni sınavında İran'ın füze saldırılarını ne ölçüde absorbe edebilecek? Trump, ABD'nin bölgedeki personelinin maruz kaldığı riskleri en aza indirmek için mümkün olan her adımı attığını söyledikten sonra, aynı soru bölgedeki ABD üsleri için de geçerli.

dvfrtg
Sirenler çalarken Kudüs'te bir caddede koşan bir adam, 28 Şubat 2026 (AFP)

Savaş henüz başlangıç aşamasında. ABD’li bir yetkili de “uzun bir askeri operasyonun başlangıcındayız” dedi. CNN’e konuşan üst düzey yetkili, ABD'nin aralıklı ve dozu artan bir dizi saldırı planladığını, her turun bir ila iki gün süreceğini ve hasarı yeniden değerlendirmek ve ölçmek için ara verileceğini söyledi.

Dolayısıyla, bu savaş sürprizlerle ve cevapsız sorularla dolu olabilir. Donald Trump, askeri danışmanlarından birinin kendisine bildireceği büyük bir sürprize hazırlanmaya başlamış olabilir, ancak İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in başarılı bir şekilde suikast sonucu öldürüldüğü haberini getirmeyen hiçbir sürpriz, duyurulmaya değer olmayacak. Trump ‘hediyesini’ alacak mı, almayacak mı? Bu, belki de savaşın en önemli ve en garip sorularından biri!



Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları İran'ın saldırganlığını kınadı

Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığındaki gelişmeleri görüştüler, (Körfez İşbirliği Konseyi)
Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığındaki gelişmeleri görüştüler, (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları İran'ın saldırganlığını kınadı

Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığındaki gelişmeleri görüştüler, (Körfez İşbirliği Konseyi)
Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığındaki gelişmeleri görüştüler, (Körfez İşbirliği Konseyi)

Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığının gelişmelerini ve bunun bölgenin güvenlik ve istikrarı üzerindeki etkilerini görüşmek üzere video konferans yoluyla olağanüstü bir toplantı gerçekleştirdi.

Bakanlar, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerine karşı gerçekleştirdiği açık ve haksız saldırıları en güçlü şekilde kınadıklarını yineleyerek, GCC ülkelerinin güvenlik ve istikrarlarını korumak için gerekli tüm önlemleri alma ve tüm imkanlarını kullanma hakkına sahip olduklarını, buna saldırganlığa karşılık verme seçeneğinin de dahil olduğunu vurguladılar.

Konsey, üye devletlerinin güvenliğinin bölünmez olduğunu ve bir üye devlete yönelik herhangi bir saldırının tüm üye devletlere yönelik doğrudan bir saldırı olduğunu vurguladı.

Aynı bağlamda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, özellikle ABD Başkanı Donald Trump'tan olmak üzere bir dizi uluslararası telefon aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Trump, ülkesinin Krallığı hedef alan açık füze saldırılarını kınadığını ifade ederek, Washington'un Riyad'a tam desteğini teyit etti ve Suudi hava savunma sistemlerinin saldırılara karşı koymadaki etkinliğini övdü.

Veliaht Prens ayrıca, gerginliğin tırmanmasını önlemek amacıyla yürütülen yoğun bölgesel ve uluslararası istişareler kapsamında Cezayir, Türkiye, Suriye ve Lübnan cumhurbaşkanlarından, Umman Sultanı'ndan, Yunanistan Başbakanı'ndan ve Sudan Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi başkanından telefonlar aldı.

Umman Haber Ajansı haberinde, Duqm ticaret limanına dün iki insansız hava aracının (İHA) saldırdığını ve bir yabancı işçinin yaralandığını bildirdi. Haberde, bir başka İHA’nın enkazının yakıt depolarının yakınındaki bir alana düştüğü, ancak herhangi bir yaralanma veya maddi hasar kaydedilmediği belirtildi.

Resmi rakamlara göre, İran son çatışmaların başlangıcından bu yana Körfez ülkelerine 370'ten fazla balistik füze ve 1000'den fazla İHA fırlattı.

Birleşik Arap Emirlikleri, Tahran'daki büyükelçiliğini kapattığını, büyükelçisini ve diplomatik misyonunun tüm üyelerini geri çektiğini ve İran'ın füze saldırılarını kınadığını açıkladı.


Rubio ve Hegseth, İran'a karşı askeri harekat konusunda yarın Kongreyi bilgilendirecekler

ABD Kongre üyeleri bir oturumda (Arşiv-Reuters)
ABD Kongre üyeleri bir oturumda (Arşiv-Reuters)
TT

Rubio ve Hegseth, İran'a karşı askeri harekat konusunda yarın Kongreyi bilgilendirecekler

ABD Kongre üyeleri bir oturumda (Arşiv-Reuters)
ABD Kongre üyeleri bir oturumda (Arşiv-Reuters)

Beyaz Saray dün yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'in yarın Kongre'de İran'a karşı yürütülen askeri operasyonun ilerleyişi hakkında milletvekillerine bilgi vermek üzere hazır bulunacaklarını duyurdu.

Beyaz Saray sözcüsü Dylan Johnson, Rubio, Hegseth, CIA Direktörü John Ratcliffe ve Genelkurmay Başkanı General Dan Kaine'in İran'a yönelik saldırıyla ilgili olarak "Salı günü (yarın) Kongre üyelerine bilgi vereceklerini" söyledi.


ABD, Ürdün ve Körfez ülkeleri ortak bir bildiriyle İran'ın saldırılarını kınadı

Bahreyn'in başkenti Manama'da dün İran'ın düzenlediği saldırının hedef aldığı bir bölge (Reuters)
Bahreyn'in başkenti Manama'da dün İran'ın düzenlediği saldırının hedef aldığı bir bölge (Reuters)
TT

ABD, Ürdün ve Körfez ülkeleri ortak bir bildiriyle İran'ın saldırılarını kınadı

Bahreyn'in başkenti Manama'da dün İran'ın düzenlediği saldırının hedef aldığı bir bölge (Reuters)
Bahreyn'in başkenti Manama'da dün İran'ın düzenlediği saldırının hedef aldığı bir bölge (Reuters)

Amerika Birleşik Devletleri, Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte yaptığı ortak açıklamada, İran'ın dün gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını şiddetle kınadı.

Ülkeler, İran'ın eylemlerinin "tehlikeli bir tırmanış" anlamına geldiğini ve sivilleri riske attığını belirterek, kendilerini savunma haklarını yeniden teyit ettiler.