İran halkı: Trump'ın mesajının öngördüğünden daha karmaşık hesaplar

Büyük varsayımlar ve karmaşık bir tarih

Fotoğraf: Majalla/Reuters
Fotoğraf: Majalla/Reuters
TT

İran halkı: Trump'ın mesajının öngördüğünden daha karmaşık hesaplar

Fotoğraf: Majalla/Reuters
Fotoğraf: Majalla/Reuters

Ahmed Mahir

Donald Trump'ın, görünen o ki rejimi devirmek için başlatılan ABD-İsrail savaşının başlangıcında İran halkına “özgürlük saatiniz yakın” şeklindeki doğrudan çağrısı, ABD Başkanı’nın saldırı anında çağrısına nasıl karşılık vereceklerinden ziyade, İranlılar hakkındaki varsayımları ile ilgili pek çok ipucu veriyordu.

Trump şunu da söyledi: “Biz işimizi bitirdiğimizde gidin ve iktidarı alın. Ondan sonra İran'ın kaderini İranlılar çizecektir. Bu, muhtemelen gelecek nesiller boyunca tek şansınız.” Bu sözler muhtemelen hayali bir halka hitap ediyordu; ABD-İsrail'in ülkesine yönelik saldırısını memnuniyetle karşılamasını ve minnettar olmasını umduğu bir halka.

Hem uzak hem de yakın tarih bir gösterge ise, İranlıların çoğunluğu İran rejimine muhalif olabilir, ülkelerinin son on yıllarda düştüğü durumdan dolayı üzgün olabilir ve bu yükün omuzlarından kalkmasını isteyebilirler, fakat aynı zamanda, yabancı bir gücün topraklarını bombalamasına ve ne zaman ve nasıl özgür olacaklarını dikte etmesine izin vermeyi reddetmektedirler. Bu iki pozisyon hiç de çelişkili değil; aksine, tarihin en eski medeniyetlerinden birine sahip olmakla övünen bir ulusun mantıklı düşüncesidir.

Savaşın ilk saatinden itibaren, herhangi bir büyük Amerikan haber kanalının yayınlarını takip ettiğinizde, “İran uzmanları” ve sürgündeki bazı muhalif seslerin siyasi yorumlarında, beklenen İran tepkisini çerçevelemede “seçicilik sorunu” olarak adlandırılabilecek bir durumu keşfedersiniz.

İster eski Amerikalı yetkililerin isterse on yıllar önce İran'ı terk eden, hatta bazıları 1979 İslam Devrimi'nden sonra doğmuş olan İran kökenli Amerikalıların yorumlarında olsun, hakim analitik çerçeve, Amerikan stratejik çıkarlarına dayanıyor. Bu yorum, rejimin gücünü pekiştirdiği son 47 yılda şekillenen siyasi gerçeklikten derin bir kopukluğu ortaya koyuyor. Siyasi tarihin İran'ın iç işlerine müdahale eden her yabancı gücün sadece kendi çıkarlarını birincil, nihai itici güç olarak gördüğünü İranlılara defalarca göstermiş olduğu gerçeğinden kopuk olduklarındansa bahsetmiyoruz bile.

Tarih İran'ın iç işlerine müdahale eden her yabancı gücün sadece kendi çıkarlarını birincil, nihai itici güç olarak gördüğünü İranlılara defalarca göstermiştir

1907'de İngiltere ve Rusya, İran'a danışmadan onu kendi aralarında nüfuz alanlarına böldüler: Güneyde İngiltere, kuzeyde Rusya etkiliydi. Bu, yalnızca Orta Asya'daki İngiliz-Rus emperyal rekabetini çözmeyi amaçlıyordu; İran ise egemen bir devlet olarak değil, coğrafi bir konu olarak ele alınmıştı.

Rıza Şah, 1941'de İkinci Dünya Savaşı'nın başında İran'ın tarafsızlığını deklare ettiğinde, İngiltere ve Sovyetler Birliği -İngiltere güneyden, Sovyetler kuzeyden- İran'ı işgal ettiler. Gerekçeleri Nazi Almanyası'na karşı savaşlarında tedarik hatlarının güvenliği için İran topraklarına ihtiyaç duymalarıydı. Ama gerçek çıkarları, lojistik ve petrol güvenliğiydi.

vfdvv
ABD-İsrail saldırısının başlamasından saatler sonra Tahran'ın merkezinde dalgalanan bir İran bayrağı (Reuters)

1951'de İran'ın demokratik olarak seçilmiş başbakanı Muhammed Musaddık, İranlıların ulusal egemenliğin bir ifadesi olarak geniş çapta desteklediği bir adımla Anglo-İran Petrol Şirketi'ni millileştirdi. İki yıl sonra, ABD ve İngiliz istihbaratı, Musaddık'ı deviren ve Şah rejimini Muhammed Rıza Pehlevi yönetiminde yeniden kuran bir darbe düzenledi; Rıza Pehlevi'nin babası da 1941'deki İngiliz-Sovyet işgali sırasında tahttan feragat etmek zorunda bırakılmıştı.

Daha yakın bir bölgesel bağlamda, Irak'a 2003 yılında özgürlüğün yakın olduğu söylendi. Libya'ya da 2011 yılında aynı şey söylendi. Her iki ülke de rejimin devrilmesinden sonra Washington'un vaat ettiği özgürlüğü bulamadı. Her iki deneyime de tanık olan İranlılar bunu çok iyi biliyor.

İran'daki son protesto dalgaları sadece tarihi olaylar değil, aksine bunlar, Trump'ın mesajlarının ve daha geniş anlamda ABD medyasının analizlerinin temelindeki varsayımı, yani halkın yabancı müdahaleyi memnuniyetle karşılayacağı varsayımını çürüten doğrudan kanıtlardır.

 İran'ın 2009, 2019, 2022 ve 2026 yıllarında ürettiği her protesto dalgası tamamen İran toplumunun kalbinden doğuyordu ve tamamen İran'a özgü şikayetlere dayanıyordu. Rejime karşı birbirini takip eden protesto dalgaları, seçim hileleri suçlamalarından ekonomik krizlere ve tutuklandıktan sonra genç bir İranlı- Kürt kadının ölümüne kadar çeşitli yerel kıvılcımlarla tetiklendi. Bu protesto dalgalarının hiçbirinin, İranlılara özgürlük zamanlarının geldiğini söyleyen bir Amerikan başkanına ihtiyacı yoktu.

Siyasi ironi, rejimin her defasında yargısız infazlar ve aktivistlerin hapsedilmesiyle kendini gösteren baskıcı stratejisinin, hem resmi açıklamalarda hem de devlet medyasının yayınladığı analiz ve yorumlarda, yabancı müdahale anlatısını sürekli olarak gündeme getirmesidir.

dfsvf
Tahran'da bir genç kızın, Mahsa Amini'nin öldürülmesine tepki olarak protestocular lastik yakıyor, 19 Eylül 2022 (AFP)

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre ekonomik olarak, Washington İran halkını önemsediğini iddia ederken aynı zamanda onu on yıllardır yoksullaştıran ekonomik yaptırımlar uyguladığında, İranlılar bunu siyasi bir argüman olarak görmüyorlar. Onlar, siyasi mesajlar ile yaşanan gerçeklik arasında günlük yaşamlarında keskin bir çelişki görüyorlar.

Hem Dünya Bankası hem de Uluslararası Para Fonu (IMF), “azami baskı” yaptırımlarının ağırlığı altında İran'ın yaşam standartlarında sürekli bir kötüleşme olduğunu belgeledi; astronomik enflasyon, para biriminin değerinde çöküş ve sıradan vatandaşları etkileyen ilaç ve tıbbi ekipman kıtlığı. Washington'un İran halkına yönelik açık ilgisi ile yaptırımlar altındaki yaşam deneyimleri arasındaki büyük uçurum, İranlıların kendileri tarafından da fark ediliyor.

Trump'ın mesajları basit, ticari bir mantığa dayanıyor; siz rejimden nefret ediyorsunuz ve biz de rejimi yıkıyoruz, bu yüzden minnettar olmalısınız. Ancak, hem ülke içinde hem de dışında birçok İranlının rejimi devirmeyi amaçlayan yabancı müdahaleyi güçlü bir şekilde reddedişi, ulusal kimliğin pazarlık konusu olmadığını kanıtlamaktadır.



Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları İran'ın saldırganlığını kınadı

Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığındaki gelişmeleri görüştüler, (Körfez İşbirliği Konseyi)
Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığındaki gelişmeleri görüştüler, (Körfez İşbirliği Konseyi)
TT

Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları İran'ın saldırganlığını kınadı

Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığındaki gelişmeleri görüştüler, (Körfez İşbirliği Konseyi)
Körfez ülkeleri dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığındaki gelişmeleri görüştüler, (Körfez İşbirliği Konseyi)

Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine yönelik saldırganlığının gelişmelerini ve bunun bölgenin güvenlik ve istikrarı üzerindeki etkilerini görüşmek üzere video konferans yoluyla olağanüstü bir toplantı gerçekleştirdi.

Bakanlar, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkelerine karşı gerçekleştirdiği açık ve haksız saldırıları en güçlü şekilde kınadıklarını yineleyerek, GCC ülkelerinin güvenlik ve istikrarlarını korumak için gerekli tüm önlemleri alma ve tüm imkanlarını kullanma hakkına sahip olduklarını, buna saldırganlığa karşılık verme seçeneğinin de dahil olduğunu vurguladılar.

Konsey, üye devletlerinin güvenliğinin bölünmez olduğunu ve bir üye devlete yönelik herhangi bir saldırının tüm üye devletlere yönelik doğrudan bir saldırı olduğunu vurguladı.

Aynı bağlamda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, özellikle ABD Başkanı Donald Trump'tan olmak üzere bir dizi uluslararası telefon aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Trump, ülkesinin Krallığı hedef alan açık füze saldırılarını kınadığını ifade ederek, Washington'un Riyad'a tam desteğini teyit etti ve Suudi hava savunma sistemlerinin saldırılara karşı koymadaki etkinliğini övdü.

Veliaht Prens ayrıca, gerginliğin tırmanmasını önlemek amacıyla yürütülen yoğun bölgesel ve uluslararası istişareler kapsamında Cezayir, Türkiye, Suriye ve Lübnan cumhurbaşkanlarından, Umman Sultanı'ndan, Yunanistan Başbakanı'ndan ve Sudan Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi başkanından telefonlar aldı.

Umman Haber Ajansı haberinde, Duqm ticaret limanına dün iki insansız hava aracının (İHA) saldırdığını ve bir yabancı işçinin yaralandığını bildirdi. Haberde, bir başka İHA’nın enkazının yakıt depolarının yakınındaki bir alana düştüğü, ancak herhangi bir yaralanma veya maddi hasar kaydedilmediği belirtildi.

Resmi rakamlara göre, İran son çatışmaların başlangıcından bu yana Körfez ülkelerine 370'ten fazla balistik füze ve 1000'den fazla İHA fırlattı.

Birleşik Arap Emirlikleri, Tahran'daki büyükelçiliğini kapattığını, büyükelçisini ve diplomatik misyonunun tüm üyelerini geri çektiğini ve İran'ın füze saldırılarını kınadığını açıkladı.


Rubio ve Hegseth, İran'a karşı askeri harekat konusunda yarın Kongreyi bilgilendirecekler

ABD Kongre üyeleri bir oturumda (Arşiv-Reuters)
ABD Kongre üyeleri bir oturumda (Arşiv-Reuters)
TT

Rubio ve Hegseth, İran'a karşı askeri harekat konusunda yarın Kongreyi bilgilendirecekler

ABD Kongre üyeleri bir oturumda (Arşiv-Reuters)
ABD Kongre üyeleri bir oturumda (Arşiv-Reuters)

Beyaz Saray dün yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'in yarın Kongre'de İran'a karşı yürütülen askeri operasyonun ilerleyişi hakkında milletvekillerine bilgi vermek üzere hazır bulunacaklarını duyurdu.

Beyaz Saray sözcüsü Dylan Johnson, Rubio, Hegseth, CIA Direktörü John Ratcliffe ve Genelkurmay Başkanı General Dan Kaine'in İran'a yönelik saldırıyla ilgili olarak "Salı günü (yarın) Kongre üyelerine bilgi vereceklerini" söyledi.


ABD, Ürdün ve Körfez ülkeleri ortak bir bildiriyle İran'ın saldırılarını kınadı

Bahreyn'in başkenti Manama'da dün İran'ın düzenlediği saldırının hedef aldığı bir bölge (Reuters)
Bahreyn'in başkenti Manama'da dün İran'ın düzenlediği saldırının hedef aldığı bir bölge (Reuters)
TT

ABD, Ürdün ve Körfez ülkeleri ortak bir bildiriyle İran'ın saldırılarını kınadı

Bahreyn'in başkenti Manama'da dün İran'ın düzenlediği saldırının hedef aldığı bir bölge (Reuters)
Bahreyn'in başkenti Manama'da dün İran'ın düzenlediği saldırının hedef aldığı bir bölge (Reuters)

Amerika Birleşik Devletleri, Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte yaptığı ortak açıklamada, İran'ın dün gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını şiddetle kınadı.

Ülkeler, İran'ın eylemlerinin "tehlikeli bir tırmanış" anlamına geldiğini ve sivilleri riske attığını belirterek, kendilerini savunma haklarını yeniden teyit ettiler.