Afrika, Hürmüz Boğazı'ndan çok uzak değil

Boğazın kapatılmasının etkileri saatler içinde kıtaya ulaştı ve petrol vadeli işlem fiyatlarını, nakliye sigorta primlerini, gübre tedarik zincirlerini ve siyasi sınırları dikkate almadan çalışan döviz piyasalarını etkiledi.

Afrika, petrol ithalatının önemli bir bölümü için Hürmüz Boğazı'na bağımlı (Reuters)
Afrika, petrol ithalatının önemli bir bölümü için Hürmüz Boğazı'na bağımlı (Reuters)
TT

Afrika, Hürmüz Boğazı'ndan çok uzak değil

Afrika, petrol ithalatının önemli bir bölümü için Hürmüz Boğazı'na bağımlı (Reuters)
Afrika, petrol ithalatının önemli bir bölümü için Hürmüz Boğazı'na bağımlı (Reuters)

Emani el-Tavil

Hürmüz Boğazı fiilen kapatıldığında, şok dalgaları Kızıldeniz ile sınırlı kalmadı; Afrika döviz piyasalarına, benzin istasyonu kuyruklarına, merkez bankası rezerv tablolarına ve maliye bakanlarının tahminlerine kadar uzandı. Bunun nedeni, Afrika'nın İran çatışmasıyla olan ilişkisinin tesadüfi değil, yapısal olmasıdır. Kıta, petrol ithalatının, gübre tedarik zincirlerinin ve nakliye rotalarının önemli bir bölümünü güvence altına almak için Hürmüz Boğazı'na ve daha geniş Körfez enerji koridoruna bağımlı. Nitekim 2023’ün sonlarından itibaren Gazze ile dayanışma için Husilerin başlattıkları saldırılarla tetiklenen Kızıldeniz'deki kargaşa ve çalkantı, tek başına Mısır'ın Süveyş Kanalı gelirlerinde ayda 400 milyon dolardan fazla kayıp yaşamasına neden oldu ve Afrika'ya giden gemileri Ümit Burnu'ndan dolaşmak zorunda bıraktı. Ancak İran'daki durum çok daha ciddi görünüyor.

Diplomatik cephede kıtadaki en öne çıkan ses, 28 Şubat'ta yayınlanan ve kurumsal çerçeveyi oluşturan açıklamasıyla Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmud Ali Yusuf'tu. Yusuf, ABD-İsrail saldırılarını “Ortadoğu'daki düşmanlık eylemlerinde ciddi bir tırmandırma” olarak nitelendirdi. Daha fazla çatışmanın “küresel istikrarsızlığı daha da kötüleştireceği, özellikle çatışmaların ve keskin ekonomik baskıların çok yoğun olduğu Afrika'da enerji piyasaları, gıda güvenliği ve ekonomik dayanıklılık için tehlikeli sonuçlar doğuracağı” konusunda uyardı. Açıklamada itidal ve sürdürülebilir diyalog çağrısında bulundu.

Coğrafi ve ekonomik olarak en açık Kuzey Afrika devletleri ise en açık diplomatik dili kullandılar. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, çatışmanın “bölgesel istikrara tehdit oluşturduğu” uyarısında bulundu. Krizi kontrol altına almak için bölgesel ve uluslararası taraflarla yoğun diplomatik çabalar yürütüldüğünü duyurdu. Mısır’ın bu gayreti sadece söylemden ibaret, çünkü Mısır'ın döviz rezervleri Kızıldeniz'deki karışıklık ile enerji ve gıda ithalatına bağımlılığı nedeniyle zaten aşınmıştı. Sudan Dışişleri Bakanlığı, Afrika hükümetleri arasında en sert dili kullanarak, saldırıları “haksız saldırganlık” diyerek kınadı. Batılı güvenlik çerçeveleriyle karmaşık bir ilişkiye sahip petrol ihracatçısı Cezayir, saldırıları onaylamamak ve Washington'u kışkırtmamak arasında dikkatli denge kuran bir dil benimsedi.

Sahra Altı Afrika'da ise temkinli bir yaklaşım hakimdi. Kenya ve Nijerya, ABD'yi veya İran ile ittifakı sorgulanabilir olan BRICS ortaklarını kızdırmamak için dikkatlice seçilmiş bir dil kullanarak, gerilimin azaltılması çağrısında bulunan açıklamalar yayınladı. Bu arada, Benin, Senegal, Gine-Bissau ve Gana gibi ülkeler, belirli suçlamalarda bulunmadan endişelerini dile getirdiler.

Afrika ülkelerinin hem Washington hem de Tel Aviv ile stratejik ilişkilerini korumaya çalışırken aynı zamanda diğer Afrikalı ve Ortadoğulu müttefiklerinin açık tepkisinden veya diplomatik gerilimlerden kaçınmaya çalıştıkları göz önüne alındığında, Afrika’nın bu tutumu anlaşılabilir. Bu durum, ABD-Avrupa kalkınma fonlarına, Çin altyapı yatırımlarına ve Körfez finansal akışlarına duyulan ihtiyaç da dahil olmak üzere karmaşık karşılıklı bağımlılıklarla daha da kompleks hale geliyor.

Güney Afrika doğal olarak en karmaşık konumda yer alıyor. Ramaphosa hükümetinin Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine soykırım davası açma kararı ve BRICS ile olan ilişkisi, şubat ayındaki saldırılardan önce Washington ile arasını zaten açmıştı. Ne var ki Gazze savaşı sırasındaki sert söyleminin aksine daha ılımlı bir tutum sergileyen Güney Afrika, çok ince bir çizgide yürüyor. Washington, İsrail konusundaki tutumları ve BRICS ile olan ilişkisi nedeniyle Pretorya'yı sürekli diplomatik ve ticari olarak cezalandırdı. Dahası, İran'ın BRICS'e katılımı, Güney Afrika, Mısır ve Etiyopya gibi Afrikalı üyeler için daha fazla karmaşıklık yarattı ve kurumsal taahhütlerin sıklıkla ikili çıkarlarla çatıştığı bir durum ortaya çıkardı. İran'ın pozisyonlarıyla en açık şekilde aynı çizgide olan Afrika ülkelerine gelince, başta Burkina Faso ve Mali olmak üzere Sahel bölgesi hükümetleridir. Nitekim Burkina Faso, İran'ı kınayan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Haziran 2025 tarihli kararına karşı oy kullanan tek Afrika ülkesiydi. Bu adım, Vagadugu ve Tahran arasında imzalanan nükleer iş birliği mutabakat zaptını somutlaştırmıştı. İran Savunma Bakanı da şubat ayında Burkina Faso'ya bir ziyaret gerçekleştirmiş, Tahran'ın bağımsız ve devrimci devletleri desteklediğini açıklamıştı.

İran çatışmasının etkilerinin Afrika ekonomilerine ulaşmasında doğrudan etken enerji fiyatlarıdır. 1 Mart itibarıyla, bir varil petrolün fiyatı yüzde 20'den fazla yükselerek zaten kırılgan olan ekonomiler için ciddi bir şok oluşturdu. Hürmüz Boğazı'ndan her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol ve türevleri geçiyor; bu da küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20'sine denk geliyor.

Büyük nakliye ve sigorta şirketlerinin 1 Mart'ın erken saatlerinde çekilmesinin istihdam üzerindeki etkisi ise çoğu petrol ithal eden Afrika ülkesi (çoğunluğu Sahra Altı Afrika'da) için tarihi bir şoka eşdeğerdi. En savunmasız ekonomiler arasında Tanzanya, Mozambik, Zambiya, Güney Afrika Kalkınma Topluluğu (SADC) pazarları, Nijerya ve Fildişi Sahili yer alıyor. Zira Sahra Altı Afrika'da tüketilen gıdanın yaklaşık yüzde 80'i ithal ediliyor.

Mevcut kapatma, nakliye alanında 2023 sonlarında başlayan aksaklığı ve kargaşayı büyütüyor. Husi saldırıları ile birlikte Kızıldeniz'den günlük ortalama 72-75 olan gemi geçiş sayısı Haziran 2025'te 36-37'ye kadar düşmüştü. Hint Okyanusu kıyısındaki Afrika limanları (Mombasa, Darüsselam, Maputo ve Durban) açısından bu rota değişikliği, transit merkezleri olarak stratejik önemlerini artırıyor ama aynı zamanda sıkışıklık, daha yüksek yanaşma ücretleri ve Kızıldeniz'deki ana rotasından sapmak zorunda kalmış uluslararası taşımacılık aktivizmiyle birlikte rekabetin artması da onları kısıtlıyor. Mısır ve Cibuti, şubat ayındaki gerilimden önce bile en ağır doğrudan maliyetleri üstleniyordu.

Borç, zaten borç sıkıntısı içinde olan Afrika ülkelerinin yavaş yavaş boğuluşunu temsil ediyor. Bu kırılganlık karşısında ABD ve İsrail ile İran arasındaki süregelen çatışma, üç ayrı baskıyı kat kat artırıyor; yatırımcıların güvenli limanlara kaçmasıyla güçlenen ABD doları, dolar cinsinden petrol ithalat faturalarının yükselmesi ve enflasyon beklentileriyle beslenen küresel finansal koşullarının sıkılaşması. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre bütün bu faktörler, çoğu dolar cinsinden borç yükü altında olan Afrika hükümetleri için borç ödeme maliyetlerini artırıyor.

Bu bağlamda, gıda güvenliği toplumsal huzursuzluğu tetiklemekte en büyük katalizördür. Yüksek enerji fiyatları, gübreler başta olmak üzere tarımsal girdilerin maliyetini artırıyor. Dahası İran, azotlu gübre üretiminde kullanılan metanolde küresel talebin yaklaşık yüzde 10'unu karşılıyor. Ayrıca, artan nakliye maliyetleri temel ithal gıda maddelerinin fiyatını da yükseltiyor. Para biriminin zayıflaması, yerel para birimi cinsinden tüm ithalatın maliyetini aynı anda artırıyor. Sudan, Somali, Orta Afrika Cumhuriyeti gibi bazı ülkelerin ve Sahel'in bazı bölgelerinin zaten gıda güvensizliğinden muzdarip olduğu bir dönemde, bu üçlü baskı, insanları zorluk içinde yaşamaktan insani olarak acil bir duruma itebilir.

Öte yandan, Nijerya, Angola, Cezayir, Libya, Ekvator Ginesi ve Gabon gibi petrol ihracatçısı veya altın üretimi yaparak altının geleneksel güvenli liman rolünden faydalanan Güney Afrika ve Gana gibi Afrika ekonomileri ise faydalar elde edebilir. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üreticisi olan Mozambik ve Uganda, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek isteyen alıcılardan hızlandırılmış yatırımlar çekebilirler.

Güvenlik cephesine gelince, iki Afrika alt bölgesi niteliksel olarak farklı güvenlik tehditleriyle karşı karşıya bulunuyor. Birincisi, Cibuti'deki ABD askeri üslerinin İran'ın misillemesi veya Husi vekilinin saldırıları için potansiyel hedef olduğu Afrika Boynuzu'dur. Cibuti'deki Camp Lemonnier'e yapılacak herhangi bir saldırı, gelir ve istikrar için büyük ölçüde yabancı askeri varlığa bağımlı olan Cibuti'de acil bir insani ve mali krize yol açacaktır. Sahel'de ise tehdit, doğrudan saldırıdan ziyade radikalleşme yoluyla işlemektedir. Sahel bölgesinde terörizmden kaynaklanan ölümler 2007'den bu yana on kat arttı ve bu durum, “Batı'nın Müslüman halklara yönelik saldırganlığı” anlatısının radikalleşmeyi ve militan devşirmeyi önemli ölçüde hızlandırabileceği bir ortam yarattı.

Dolayısıyla, Lagos'tan 5 bin kilometre ve Nairobi'den 6 bin kilometre uzaklıkta bulunan Hürmüz Boğazı ile Afrika arasındaki coğrafi mesafe önemli görünüyor; zira boğazın fiili olarak kapatılmasının etkileri, petrol vadeli işlem fiyatları, nakliye sigorta primleri, gübre tedarik zincirleri ve siyasi sınırları dikkate almadan işleyen döviz piyasaları aracılığıyla, bu şehirlere saatler içinde ulaştı.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı yetkili: Lübnan’dan Kıbrıs’a İHA’lar fırlatıldı, sorumlular araştırılıyor

 Hizbullah’ın Mayıs 2023’te Güney Lübnan’daki Aramta beldesinde düzenlediği askerî tatbikat kapsamında sergilediği bir insansız hava aracı (Arşiv – AP)
 Hizbullah’ın Mayıs 2023’te Güney Lübnan’daki Aramta beldesinde düzenlediği askerî tatbikat kapsamında sergilediği bir insansız hava aracı (Arşiv – AP)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı yetkili: Lübnan’dan Kıbrıs’a İHA’lar fırlatıldı, sorumlular araştırılıyor

 Hizbullah’ın Mayıs 2023’te Güney Lübnan’daki Aramta beldesinde düzenlediği askerî tatbikat kapsamında sergilediği bir insansız hava aracı (Arşiv – AP)
 Hizbullah’ın Mayıs 2023’te Güney Lübnan’daki Aramta beldesinde düzenlediği askerî tatbikat kapsamında sergilediği bir insansız hava aracı (Arşiv – AP)

Şarku’l Avsat’a konuşa Lübnanlı bir yetkili bugün (Pazartesi) Lübnan’dan Kıbrıs’a doğru insansız hava araçları (İHA) fırlatıldığını doğruladı. Yetkili, olaya karışanları takip edildiği belirttildi.

Öte yandan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ülkesinin Kıbrıs’a İHA’ları engellemeye yönelik kabiliyetlerle donatılmış helikopterler gönderme kararı aldığını, ayrıca hava savunma kapasitesine sahip “Dragon” adlı destroyeri bölgeye konuşlandıracaklarını açıkladı.

Kıbrıs makamları daha önce, İran yapımı İHA’ların adadaki bir İngiliz askerî üssünü hedef aldığını ve bunlardan birinin pistte hasara yol açtığını bildirmiş, operasyonun arkasında Hizbullah’ın olabileceği değerlendirmesinde bulunmuştu.

Hizbullah İHA’ların fırlatılmasına ilişkin herhangi bir sorumluluk üstlenmezken, üst düzey bir Lübnanlı yetkili, İHA’ların Lübnan topraklarından fırlatıldığını teyit etti. Yetkili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, soruşturmaların başlatıldığını ve faillerin kimliğine ilişkin bazı ipuçlarına ulaşıldığını söyledi. Lübnan’ın “olaya karışanları takip ettiğini, yakalayarak yargıya sevk etmek için çalıştığını” ifade etti.

Bu güvenlik hamlesinin, Bakanlar Kurulu kararlarının uygulanmasına yönelik diğer adımların bir parçası olduğu belirtiliyor. Söz konusu kararlar, Lübnan topraklarında silahın devlet tekelinde toplanması, savaş ve barış kararının yalnızca devlet tarafından alınması ve ülkenin kardeş ya da dost ülkelere karşı bir tehdit platformuna dönüştürülmemesini öngörüyor.

Bu çerçevede bir yargı kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Yargıç Claude Ghanem’in, pazar gecesi yarısını pazartesiye bağlayan saatlerde Lübnan topraklarından İsrail’e doğru roket ve İHA fırlatanlar hakkında adlî talimatlar verdiğini bildirdi. Güvenlik birimlerinin tüm kollarıyla soruşturmalara başladığı ve aranan kişilerin kimliklerinin tespit edilerek yakalanmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğü kaydedildi.


Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: İranlı yetkililer ile Hamas ve Cihad liderleri arasındaki iletişim koptu

İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
TT

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a konuştu: İranlı yetkililer ile Hamas ve Cihad liderleri arasındaki iletişim koptu

İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)
İslami Cihad Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, Ağustos 2024’te Tahran’da hayatını kaybeden Hamas lideri İsmail Heniyye için düzenlenen cenaze töreninde, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın solunda ve önde gelen İranlı askerî yetkililerle birlikte görülüyor (Reuters)

İsrail–ABD’nin İran’daki askeri ve güvenlik yetkililerine yönelik operasyonları, Devrim Muhafızları bünyesinde Filistin dosyasından sorumlu isimlerle, Filistinli fraksiyonların farklı kademelerdeki liderleri arasındaki iletişimin kesilmesine yol açtı.

Filistinli fraksiyonlara yakın kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre, Devrim Muhafızları içinde, gerek Kudüs Gücü gerekse Filistinli gruplarla doğrudan temas ve koordinasyon yürüten bazı birimlerde görevli isimlerle irtibat, İsrail–ABD saldırılarının başladığı geçen cumartesi gününden bu yana kesilmiş durumda. Bu durum özellikle Hamas ve İslami Cihad hareketlerini etkiliyor.

Söz konusu kaynaklara göre, Devrim Muhafızları’ndaki bu komutanların suikasta uğrayıp uğramadıkları ya da güvenlik prosedürleri kapsamında tedbir uygulayıp uygulamadıkları konusunda herhangi bir bilgi bulunmuyor. Ancak bazı isimlerin, geçen haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaş sırasında farklı yöntemlerle mesaj ilettiği belirtiliyor.

dfervgrt
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu savaşçılar, 20 Şubat 2025’te Han Yunus’ta (DPA)

Kaynaklar, “Normalde mesajlar şifreli yollarla, ya elektronik ortamda ya da başka yöntemlerle iletilirdi. Bu savaşın başlamasından bu yana herhangi bir mesaj alınmadı” ifadelerini kullandı.

Devrim Muhafızları’nda Filistin dosyasından sorumlu yetkililer, fraksiyonlara mali ve askeri destek sağlanmasında temel rol oynuyor. Bu isimler, birinci düzeyde siyasi ve askeri liderlerle, zaman zaman da ikinci kademe isimlerle sürekli temas halinde bulunarak, yaşanması muhtemel ya da fiilen gerçekleşmiş gelişmelere ilişkin plan ve senaryolar üzerinde çalışıyordu.

vfol
İslami Cihad Hareketi’nin silahlı kanadı Kudüs Tugayları’na bağlı iki unsur, geçen mart ayında Gazze Şeridi’nde bir tünelin girişinde nöbet tutarken (Getty)

Aynı kaynaklara göre İran, geçen haziran ayında İsrail tarafından öldürülen ve “Hacı Ramazan” lakabıyla bilinen Said İzzedi’nin yerine, Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü bünyesinde Filistin dosyasına yeni bir isim atadı. Yeni komutanın tasfiye edilmesi ihtimaline karşı iki yardımcının da görevlendirildiği, ancak söz konusu isimlerin de bu süre zarfında Tahran tarafından finanse edilen Filistinli fraksiyonların yetkilileriyle herhangi bir temas kurmadığı aktarıldı.

Derinleşen kriz

Filistinli fraksiyonlar, özellikle İslami Cihad ile Direniş Komiteleri, Mücahidin Tugayları ve Gazze’de faaliyet gösteren bazı küçük silahlı gruplar, son aylarda ciddi bir mali kriz yaşıyor. Şarku’l Avsat’ın daha önce ortaya koyduğu üzere, İran desteğinin yaklaşık 7 aydır büyük ölçüde azalması, bu krizin temel nedeni olarak gösteriliyor.

İsrail–ABD saldırıları öncesinde, söz konusu fraksiyonların üst düzey kaynakları, bunun üzerlerinde tam kapsamlı etkiler doğurmasından endişe duyduklarını dile getirmiş, İran rejiminin çökmesi halinde desteğin geri dönmemek üzere kesileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamas farklı finansman kaynaklarına sahip olmakla birlikte, İslami Cihad ve diğer bazı gruplar neredeyse tamamen İran desteğine bağımlı durumda. Bu durum, mensuplarının maaş ödemelerini doğrudan etkilerken, bazı yapıların ciddi biçimde zayıflaması hatta dağılması ihtimalini gündeme getiriyor.

Lübnan’daki suikast

Öte yandan, İslami Cihad kaynakları Şarku’l Avsat’a, hareketin silahlı kanadı Kudüs Tugayları’nın Lübnan’daki komutanı Edhem el-Osman’ın pazartesi günü Beyrut’un güney banliyösünde İsrail tarafından düzenlenen saldırıda öldürüldüğünü doğruladı.

Kaynaklara göre el-Osman, Hizbullah’a ait ve parti tarafından güvenli kabul edilen, güvenliği doğrudan örgüt tarafından sağlanan bir dairede bulunuyordu. Saldırıda, aralarında Hizbullah’a bağlı güvenlik unsurlarının da bulunduğu birkaç kişi daha hayatını kaybetti.

dfvgthy
Beyrut’un güney banliyösünde İsrail bombardımanının yol açtığı hasar (AFP)

İsrail’in el-Osman’ın söz konusu adreste bulunduğuna dair kesin istihbarata sahip olup olmadığı ya da hedefi doğrudan Hizbullah’a ait bir nokta olarak mı vurduğu bilinmiyor. İsrail ordusunun suikastı duyurmasının, İslami Cihad’ın taziye açıklamasından saatler sonra gelmesi dikkat çekti.

İslami Cihad unsurları, destek sırasında Hizbullah ile birlikte İsrail sınırında saldırılara katılmış, hareketin hayatını kaybeden bazı mensuplarının Suriye’den Beyrut’a geçtiği belirtilmişti.


İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç
TT

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

İran savaşının kapsamı genişlerken Trump: Diyalog için artık çok geç

ABD ile İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtının kapsamı genişlerken, çatışmaların ne zaman sona ereceğine dair bir işaret görülmüyor. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetiminin müzakere talebinde bulunduğunu ancak “artık çok geç olduğunu” söyledi.

İsrail ordusu, İran’ın çeşitli bölgelerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını duyurdu. Açıklamada, Tahran’da İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi ile Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi binasının hedef alındığı belirtildi.

Lübnan cephesinde ise İsrail ordusu, güneyde stratejik noktalarda konuşlandığını açıkladı. Bir Lübnanlı yetkili de İsrail güçlerinin sınır hattının bazı kesimlerinden içeri doğru sızma operasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.