ABD'den Afrika ülkesine yaptırım: Askerleri derhal çekin

Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
TT

ABD'den Afrika ülkesine yaptırım: Askerleri derhal çekin

Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)
Trump, ABD yönetimi ve şirketlerinin kritik önem taşıyan maden kaynaklarına erişimini sağlayacak anlaşmadan dolayı iki liderin cesaretini övmüştü (Reuters/Arşiv)

ABD, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) etkili olan M23 milislerini destekledikleri için Ruanda ordusu ve üst düzey 4 komutanı hakkında yaptırım açıkladı. 

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi, KDC'nin doğusundaki en büyük iki kent olan Goma ve Bukavu'yu geçen yılın başlarında ele geçiren M23'ün, Ruanda yönetiminin etkin desteği olmaksızın bu ilerlemeleri kaydedemeyeceğini bildirdi. 

Genelkurmay Başkanı Vincent Nyakarundi'nin de aralarında olduğu 4 komutana bu sebeple yaptırım uygulanacağı pazartesi günü duyuruldu. 

Bir açıklama yapan ABD Hazine Bakanı Scott Bessent her iki tarafın Washington Mutabakatı'na uyması için ellerindeki tüm araçları kullanacaklarını söyleyip ekledi:

Ruanda askerleri, silahları ve ekipmanının derhal geri çekilmesini bekliyoruz.

Ruanda hükümet sözcüsü Yolande Makolo, yaptırımları adil bulmadıklarını belirtirken barış anlaşmasını kendilerinin değil KDC'nin bozduğunu savundu. 

Ruanda ve KDC arasında yıllardır süren savaşta, geçen sene haziranda ABD arabuluculuğunda ateşkese varılmıştı. 

Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ve KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, ABD Başkanı Donald Trump'ın davetiyle Aralık 2025'te Washington'da bir araya gelerek barış anlaşması imzalamıştı.

Ancak Washington Mutabakatı da öncekiler gibi kağıt üstünde kalmıştı. Anlaşmadan kısa süre sonra M23, KDC'ye tekrar saldırmış, Beyaz Saray da anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle Kagame yönetimini eleştirerek yaptırım tehdidi savurmuştu.

Wall Street Journal, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı'nın bu gelişmelerin ardından M23 ve Ruanda yönetiminden üst düzey isimleri kapsayan bir yaptırım paketi hazırladığını bildirmişti.

Ruanda liderinin ocak ayı sonlarında Lindsey Graham'ı arayarak yaptırımları engellemesini istediği ve Cumhuriyetçi Senatör'ün Kagame'nin talebini Beyaz Saray'a kabul ettirdiği öne sürülmüştü.

Graham'ın ofisinden yapılan açıklamada, senatörün böyle bir talepte bulunmadığı savunulmuştu.

ABD ve Birleşmiş Milletler, Ruanda yönetimini Kagame'nin kabilesi Tutsilerden savaşçıların ağırlıkta olduğu M23'ü fonlayıp silahlandırmakla suçluyor. Kagame ise bu iddiaları defalarca yalanlamıştı.

M23 milislerinin etkili olduğu doğu kesimlerde 10 milyon kişinin, gıdaya erişimde ciddi güçlük çektiği tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler, haziran sonuna doğru KDC'nin doğusundaki açlığın üç milyon kişinin yaşamını tehdit edecek kadar artabileceği uyarısını yapıyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, AP



Tel Aviv’de İran savaşının ‘ertesi günü’ ile ilgili endişeler

29 Aralık 2025 tarihinde Florida, Palm Beach’teki Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısının sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu el sıkışırken (AP)
29 Aralık 2025 tarihinde Florida, Palm Beach’teki Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısının sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu el sıkışırken (AP)
TT

Tel Aviv’de İran savaşının ‘ertesi günü’ ile ilgili endişeler

29 Aralık 2025 tarihinde Florida, Palm Beach’teki Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısının sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu el sıkışırken (AP)
29 Aralık 2025 tarihinde Florida, Palm Beach’teki Mar-a-Lago’da düzenlenen basın toplantısının sonunda ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu el sıkışırken (AP)

İsrailli yetkililer İran’a karşı yürütülen savaşta ABD ile ‘benzeri görülmemiş derin bir ortaklık’ bulunduğunu ve Tel Aviv’deki ‘Kirya’ (İsrail Genelkurmay Karargâhı) ile Washington’daki Pentagon arasında tek bir ekip gibi çalışıldığını dile getirirken, Tel Aviv’deki siyasi çevreler ABD’de İsrail’e yönelik artan eleştirilerden duyulan endişeyi ifade ediyor. Söz konusu eleştirilerde İsrail’in ‘ABD Başkanı Donald Trump’ı İran’a karşı harekete geçmeye bir kez daha sürüklemeyi başardığı’ yönündeki suçlamaların yer aldığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın İsrail Kanal 12 televizyonundan aktardığına göre bu çevreler, ABD’de İsrail’e yönelik giderek yükselen ‘düşmanca tutumların’ rahatsız edici ve kaygı verici olduğunu ifade ediyor. Aynı kaynaklar, savaşın şu ana kadarki sonuçlarının olumlu olmasına rağmen, bu eleştirilerin güçlü biçimde ortaya çıkmasının dikkat çekici olduğunu belirterek, “Önümüzdeki günlerde olumsuz gelişmeler yaşanırsa ne yapacağız?” sorusunu gündeme getiriyor.

ABD’yi çevrelemek

İbrani medyası, İsrail’deki araştırma merkezleri ve ABD’deki Yahudi kuruluşlarının liderleri, ABD’de İsrail hakkında dile getirilen görüşleri yakından takip ediyor. Özellikle sanat ve medya alanında toplum üzerinde güçlü etkisi bulunan ve ‘yıldız’ olarak görülen isimlerin açıklamaları dikkatle izleniyor.

Bu çerçevede Amerikalı gazeteci Tucker Carlson, televizyon sunucusu Megyn Kelly, dijital medya şirketi Daily Wire’da yorumculuk yapan Matt Walsh, bazı Hollywood yıldızları ile Cumhuriyetçi ve Demokrat Partili bazı Kongre üyelerinin açıklamalarına işaret ediliyor. Söz konusu isimlerin, ‘ABD’nin tamamen İsrail’e ait bir savaşa sürüklendiği’ yönünde açık ifadeler kullandıkları belirtiliyor.

İğrenç ve şeytani

İsrail medyası, bu kapsamda özellikle Carlson’ın açıklamalarına büyük tepki gösterildiğini belirtiyor. Carlson, salı günü ABC News’e verdiği röportajda, İran’a yönelik saldırıyı ‘iğrenç ve şeytani’ olarak nitelendirdi. Söz konusu kararın ABD’den çok İsrail’in etkisiyle alındığını savunan Carlson, “Bunu söylemek zor ama burada kararı ABD değil, Binyamin Netanyahu aldı” ifadesini kullandı. Benzer şekilde Kelly’nin salı günü programında yaptığı açıklamalar da tartışma yarattı. ABD’li askerlerin ölümüyle ilgili konuşan Kelly, “Hiç kimse yabancı bir ülke uğruna ölmemeli… Bu askerlerin ABD için öldüğünü düşünmüyorum. İran ya da İsrail için öldüklerini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Rubio ve en kötüsü

İsrailli çevreler, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun pazartesi günü yaptığı açıklamalardan da rahatsızlık duyduklarını dile getirdi. Rubio, İsrail’in İran’a karşı planladığı saldırılar ve buna karşılık İran’ın ABD güçlerini hedef almasının beklendiğini belirterek, Washington’un hafta sonu Tahran’a yönelik saldırıları bu nedenle gerçekleştirdiğini söyledi. Rubio gazetecilere yaptığı açıklamada, “İsrail’in askeri bir operasyon gerçekleştireceğini biliyorduk. Bunun ABD güçlerine yönelik bir saldırıya yol açacağını da biliyorduk. Eğer onlar bu saldırıları başlatmadan önce harekete geçmezsek daha büyük kayıplar vereceğimizi de biliyorduk” ifadelerini kullandı.

Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze destroyeri USS Thomas Hudner, 1 Mart 2026’da Epic Fury Operasyonu’nu desteklemek için bir Tomahawk kara saldırı füzesi fırlatıyor, (AFP)Arleigh Burke sınıfı güdümlü füze destroyeri USS Thomas Hudner, 1 Mart 2026’da Epic Fury Operasyonu’nu desteklemek için bir Tomahawk kara saldırı füzesi fırlatıyor, (AFP)

Walsh ise söz konusu açıklamayı, ABD’nin İran’la savaşa İsrail’in baskısı nedeniyle girdiğinin açık bir itirafı olarak değerlendirdi. Walsh, sosyal medya platformu X üzerinden salı günü yaptığı paylaşımda, Rubio’nun sözlerinin ‘Washington’un İran’la savaşa İsrail’in baskısı nedeniyle girdiği’ anlamına geldiğini belirtti. Walsh ayrıca, Rubio’nun açıklamalarının ‘söylenebilecek en kötü şeylerden biri’ olduğunu ifade etti.

Savaşın gerekçeleri

İsrail basını, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı kararı sonrasında destek tabanında rahatsızlık işaretlerinin ortaya çıktığını yazdı. Make America Great Again (MAGA) hareketine yakın bazı önde gelen isimlerin, savaşın gerekçeleri ve yönetimin hedeflerine ilişkin mesajları konusunda şüphe dile getirdiği, olası siyasi ve ekonomik sonuçlar konusunda uyarıda bulunduğu ifade edildi.

Trump yanlısı Amerikan sağının öne çıkan isimlerinden Walsh, yönetimin savaşı gerekçelendirme biçimi karşısında şaşkınlık duyduğunu belirterek, verilen mesajların ‘çelişkili’ olduğunu savundu.

Walsh pazartesi günü X platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Şu ana kadar bize, İran rejiminin tamamını ortadan kaldırmış olmamıza rağmen bunun bir rejim değişikliği savaşı olmadığı söylendi. Nükleer programlarını yok etmiş olmamıza rağmen bunu onların nükleer programı nedeniyle yapmak zorunda kaldığımız ifade edildi. İran’ın ABD’ye karşı herhangi bir saldırı planlamadığı söylenirken, kime sorduğunuza bağlı olarak belki de planladığı belirtiliyor.”

Acı bir deneyim

Sima Kadmon, Yedioth Ahronoth gazetesindeki yazısında, savaşın sonuçlarını değerlendirmek için henüz erken olduğunu belirtti. Kadmon, “Savaşı özetlemek için henüz erken. Bizim ve Amerikalıların erken zafer söylemleri konusunda acı deneyimleri var. İlk başarıyı seçim kazancına dönüştürmeye çalışan Netanyahu anlaşılabilir. Ancak savaşın ve elde edilen kazanımların örtüsü altında koalisyon, hükümet sisteminde köklü değişiklikleri tüm gücüyle ilerletiyor ve bu kabul edilemez. İsrail ordusu İran’la burada aynı tür bir yönetim düzeniyle karşılaşmak için savaşmıyor; her hilenin bir sınırı vardır” ifadelerini kullandı.

Maariv gazetesinde yazan Eli Leon ise bölgesel ve uluslararası hesaplar ile İsrail’in ABD’deki konumu açısından bakıldığında, askeri bir zaferin yenilgiye dönüşebileceğini savundu. Leon, “Tahran’daki rejimin devrilmesinin bedeli ABD ile ittifakın zayıflaması, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde diplomatik desteğin kaybedilmesi ve silah tedarik kanallarının kesilmesi olursa, bu aslında uzun vadede bölgede hayatta kalma kapasitemize mal olacak bir zafer olur” değerlendirmesinde bulundu.

Stratejik destek

Leon, ABD’nin İsrail için en önemli stratejik, ekonomik ve askeri destekçi konumundaki tutumunun değiştiğine dikkat çekti. “Amerikan merkez akımında giderek artan ciddi sesler duyuyorum. Endişe verici olan ise geçmişte İsrail’in gerçek dostları olarak görülen ve muhafazakâr sağın simgeleri olan kişilerden gelmesi” ifadelerini kullandı.

Leon sözlerini şöyle sürdürdü: “Demokrat Parti’de güçlü bir şekilde temsil edilen ilerici sol, uzun süredir insan hakları ve çatışmalardan kaçınma gerekçeleriyle İsrail’i eleştiriyor. Ancak artık Cumhuriyetçi Parti’nin önemli bir kanadı da izolasyonist Amerikan perspektifi nedeniyle İsrail’e karşı bir tavır alıyor.”

ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi sabahı CIA direktörüyle birlikte İran’a karşı yürütülen Epic Fury Operasyonu’nun gidişatını takip ediyor. (AP)ABD Başkanı Donald Trump, cumartesi sabahı CIA direktörüyle birlikte İran’a karşı yürütülen Epic Fury Operasyonu’nun gidişatını takip ediyor. (AP)

Leon, açıklamalarını şu sözlerle noktaladı: “Carlson ve benzerleri tarafından öne sürülen anlatı, bizim açımızdan zehirli bir anlatıdır: ‘Bu, İsrail’in kendi savaşıdır, bizi Ortadoğu bataklığına sürüklüyor ve Amerikan ulusal çıkarlarına hiç hizmet etmiyor.’ Her iki partide İsrail’e yönelik desteğin aşınması, diplomatik bir kuşatma yaratıyor. Amerikan kamuoyu daha önce hiç olmadığı kadar karşıt, kuşkulu ve uzaklaşmış hale geliyor. Bu iki eğilimin kesişimi, bizi stratejik açıdan tehlikeli bir senaryoya götürüyor: zafer gibi görünen bir yenilgi.”


İsrail ordusu, "Tahran genelindeki" hedeflerin vurulduğunu duyurdu

Tahran'a düzenlenen hava saldırılarından duman yükseliyor (AFP)
Tahran'a düzenlenen hava saldırılarından duman yükseliyor (AFP)
TT

İsrail ordusu, "Tahran genelindeki" hedeflerin vurulduğunu duyurdu

Tahran'a düzenlenen hava saldırılarından duman yükseliyor (AFP)
Tahran'a düzenlenen hava saldırılarından duman yükseliyor (AFP)

İsrail ordusu bugün, İran'ın başkenti Tahran'da bir dizi hava saldırısı başlattığını duyurdu. Yapılan açıklamada, ordunun "Tahran genelinde İran rejiminin terör altyapısına karşı geniş çaplı bir hava saldırısı dalgasına başladığı" ifade edildi.

Diğer yandan Avustralya Başbakanı Anthony Albanese bugün, önlem olarak Ortadoğu'ya askeri birliklerin konuşlandırılacağını duyurdu.

Albanese, Avustralya Parlamentosu'na yaptığı konuşmada, "Vatandaşlarına yardım etmek için tehlikeli bir duruma giren Avustralyalılara teşekkür ediyorum" dedi.

Başbakan bu birliklerin niteliği hakkında ayrıntı vermedi, ancak yerel SBS News haberine göre bunlar arasında Hava Kuvvetleri de bulunuyor.

ABD ve İsrail, İran'a karşı askeri harekatlarını yoğunlaştırdı; Pentagon'un genişlediğini söylediği operasyonda, ABD ordusu planlanandan önce İran'ın güney kıyıları üzerinde hava üstünlüğü sağladığını duyurdu.

ABD Savunma Bakanı Pete Higgseth, ABD'nin "bu savaşı kazandığını" söylerken, Türk Savunma Bakanlığı da NATO hava savunma sistemlerinin Türk hava sahasına doğru gelen bir İran füzesini engellediğini açıkladı.

Dün gün boyunca süren bir dizi saldırının ardından başkent Tahran yoğun dumanla kaplandı; silahlı kuvvetlerin komuta merkezlerinin çoğunun bulunduğu şehrin doğu kesiminde ise güçlü patlamalar meydana geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ayrıca, batıda Doğu Azerbaycan, Ahvaz ve Kürdistan'ın yanı sıra orta İran'da İsfahan ve Kum dahil olmak üzere çeşitli bölgelerdeki askeri tesislerde ve altyapıda da patlamalar duyuldu.


İran güçleri Türkiye'ye füze fırlattıkları iddialarını reddetti

İran'dan fırlatılan bir füzeyi önleyen NATO hava savunma sistemine ait enkaz parçaları Hatay’da bulundu (Reuters)
İran'dan fırlatılan bir füzeyi önleyen NATO hava savunma sistemine ait enkaz parçaları Hatay’da bulundu (Reuters)
TT

İran güçleri Türkiye'ye füze fırlattıkları iddialarını reddetti

İran'dan fırlatılan bir füzeyi önleyen NATO hava savunma sistemine ait enkaz parçaları Hatay’da bulundu (Reuters)
İran'dan fırlatılan bir füzeyi önleyen NATO hava savunma sistemine ait enkaz parçaları Hatay’da bulundu (Reuters)

Reuters'ın haberine göre, İran silahlı kuvvetleri bugün resmi medyada yayınlanan bir açıklamada, Türkiye'nin egemenliğine saygı duyduklarını teyit etti ve Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir füze fırlatmadıklarını ifade etti.

Türkiye Savunma Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, NATO hava ve füze savunma sistemlerinin, İran'dan Doğu Akdeniz üzerinde Türk hava sahasına doğru fırlatılan bir balistik füzeyi imha ettiğini bildirdi. Füze, Suriye ve Irak üzerinden gelmişti.

Bakanlık, X platformunda şu açıklamayı yaptı: “Doğu Akdeniz'de konuşlanmış NATO hava ve füze savunma unsurları, İran'dan Türk hava sahasına doğru fırlatılan ve Irak ve Suriye hava sahası üzerinden geçen bir balistik füzeyi başarıyla önleyerek imha etti.”

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre dün ajansa konuşan bir Türk yetkili, Türkiye'nin füzenin "hedefi olmadığını" doğruladı.

Adı açıklanmayan yetkili, "Füzenin Kıbrıs Rum kesimindeki bir üssü hedef aldığını düşünüyoruz, ancak hedefi şaşırdı" şeklinde konuştu.