Suriye ve İran'daki savaş: Arap dünyasının açıkça dayanışması ve sınırları korumak için acil önlemler

İran'ın bölgedeki vekilleriyle doğrudan çatışma

Şam'ın orta kesimlerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)
Şam'ın orta kesimlerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)
TT

Suriye ve İran'daki savaş: Arap dünyasının açıkça dayanışması ve sınırları korumak için acil önlemler

Şam'ın orta kesimlerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)
Şam'ın orta kesimlerinde dalgalanan Suriye bayrağı, 4 Haziran 2025 (AFP)

Subhi Franjieh

Suriye hükümeti, ABD ve İsrail'in 28 Şubat Cumartesi günü İran'a karşı başlattığı savaşı son derece ihtiyatlı bir şekilde ele alıyor. Irak ve Lübnan sınır bölgelerinde yoğun güvenlik önlemleri alınması ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani'nin Arap ve komşu ülkelerin liderleriyle yoğun iletişim halinde olmaları, bu ihtiyatlılığın birer göstergesi.

Suriye hükümeti, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper'dan bölgede büyük bir tırmanış olacağına dair mesajları daha önce birkaç kez duymuştu. Bu mesajlar, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile bir anlaşmaya varılması ve Fırat'ın doğusundaki coğrafi parçalanmanın sona erdirilmesi gerektiği bağlamında verildi. ABD tarafı, Suriye hükümetine ve SDG lideri Mazlum Abdi'ye, bölgenin büyük bir savaşın eşiğinde olduğunu ve Washington'ın Suriye'nin bu savaşı karmaşıklaştıracak veya Washington'ın hedeflerine ulaşma hızını etkileyecek bir kaos kaynağı olmasını istemediğini defalarca kez garanti etti.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Suriye hükümeti yetkilileri, ABD güçlerinin Suriye'den Irak'a çekilmesi ve tutuklu DEAŞ’lıların Suriye hapishanelerinden Irak hapishanelerine nakledilmesi ile bahsi geçen savaşın yaklaştığını hissettiler. ABD'nin aldığı hızlı önlemler, Washington’ın Suriye'deki üslerinin saldırıya uğrayarak kuvvetlerinde kayıplara yol açacağı ve İran destekli milislerin ya da DEAŞ’ın bölgede daha da genişlemesine olanak sağlayacak bir güvenlik boşluğu yaratacağı endişesini yansıtıyor. Bu durum, Beşşar Esed rejiminin düşüşünün ilk günlerinde İsrail'in Suriye'deki askeri üslere düzenlediği yüzlerce saldırı sonucunda askeri kapasitesinin büyük çoğunluğunu kaybeden Suriye hükümetinin askeri hava gücü (önleme kabiliyeti) zayıflığı çerçevesinde değerlendirilmeli.

Bunun yanında Suriye İran'ın füzelerini ve saldırılarını önleyebilecek gelişmiş yeteneklere sahip değil. İran yanlısı hücrelerin Suriye topraklarında faaliyet gösterme olasılığı, Washington'ın Amerikan askerlerinin Suriye topraklarından ve yakın mesafeden saldırılara maruz kalacağına dair endişelerini artırdı.

İran, Irak'taki milislerini Irak ve Erbil'deki ABD üslerine saldırılara katılmaya zorlayarak savaş alanını genişletirken, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ve Ürdün'ü hedef almaya başladı. Suriye hükümeti, Arap ülkelerine desteğini açıklayıp İran'ın bu ülkelere yönelik saldırılarını kınamanın yanı sıra, sınır bölgelerinde derhal önlemler aldı. Bu durum, Suriye Dışişleri Bakanlığı'nın 28 Şubat Cumartesi günü yayınladığı açıklamada açıkça belirtildi. Açıklamada, ‘İran’ın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Ürdün’ün egemenliğini ve güvenliğini hedef alan saldırıları’ şiddetle kınandı. Suriye, ‘bu saldırılara maruz kalan kardeş ülkelerle tam dayanışma içinde olduğunu’ da ekledi.

Al Majalla, Suriye hükümetinin Irak, Lübnan ve Irak Kürdistanı'na, güvenliği sağlamak için Irak ve Lübnan sınır bölgelerine takviye kuvvetler gönderdiğini ve Suriye'nin kendi topraklarından silah veya savaşçıların geçişini engellemek için her türlü çabayı göstereceğini garanti ettiğini bildiriyor. Suriye hükümeti, Suriye'nin topraklarının herhangi bir saldırı için kullanılmasını istemediğini vurguladı.

İran yanlısı hücrelerin Suriye topraklarında faaliyet gösterme olasılığı, Washington'ın Amerikan askerlerinin Suriye topraklarından ve yakın mesafeden saldırılara maruz kalacağına dair endişelerini artırdı.

Sınırların destek koridoru haline gelmesini önlemeyi amaçlayan seferberlik

28 Şubat Cumartesi günü, Suriye hükümeti Suriye-Lübnan ve Suriye-Irak sınırlarına takviye kuvvetler göndermeye başladı. Takviye kuvvetler, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından Lübnan sınırına gruplar gönderilmesiyle başladı. Sınırı kontrol etmek ve Suriye'den Lübnan'a yahut tersi yönde silah veya insan kaçakçılığını önlemek şeklindeki talimatlar açıktı.

Suriye'nin endişeleri, Suriye'de saklanan silahların sınırdan Lübnan’daki Hizbullah’a ulaşması ya da Hizbullah'ın silahlarının Suriye'de onunla birlikte hareket eden gruplara ulaşarak Suriye topraklarından İsrail veya ABD üslerine saldırılar düzenlenmesi olasılığından kaynaklanıyor. Suriye, Hizbullah ile İsrail arasında Lübnan topraklarında savaşın tırmanması durumunda, Hizbullah ile bağlantılı Suriyelilerin Lübnan'a kaçak olarak sokulup Hizbullah'a katılarak olası askeri operasyonlara katılmaları konusunda da endişelerini dile getirdi.

Görsel kaldırıldı.
Lübnan'da ikamet eden Suriyeliler, Hizbullah ile İsrail arasında savaşın patlak vermesinin ardından Suriye'ye dönmek üzere Suriye-Lübnan sınırındaki İçişleri Bakanlığı Göçmenlik ve Pasaport Dairesi önünde beklerken, 3 Mart 2026 (Reuters)

Al Majalla’ya konuşan güvenlik kaynakları, sınırların kontrol edilmesinin zorluğuna rağmen, Suriye hükümetinin ilk üç gün içinde sınır bölgelerine binlerce personel ve savunma silahları gönderdiğini, bunun amacının Hizbullah'ın sınırları kullanarak güvenliği bozma ve Suriye'yi devam eden savaşa sürükleme girişimlerini önlemek olduğunu vurguladılar. Savunma ve İçişleri bakanlıkları da İsrail yakınlarındaki bölgenin Suriye'yi savaş ve kaos durumuna sürükleyecek saldırılar düzenlemek için kullanılmasını önlemek amacıyla, Suriye'nin güneyinde güvenlik ve istihbarat varlıklarını güçlendirerek azami hazırlık durumuna geçtiler. Zira bu tür saldırılar, Suriye hükümetinin güvenlik ve istikrarı sağlama çabalarını baltalar.

Suriye'nin endişeleri, Suriye'de saklanan silahların sınırdan Lübnan’daki Hizbullah’a ulaşması ya da Hizbullah'ın silahlarının Suriye'de onunla birlikte hareket eden gruplara ulaşarak Suriye topraklarından İsrail veya ABD üslerine saldırılar düzenlenmesi olasılığından kaynaklanıyor.

Irak sınırında, güvenlik ve DEAŞ hücreleriyle mücadele için bölgeye getirilen iç güvenlik güçleri ve Savunma Bakanlığı’na bağlı birimlerle zaten kalabalık olan bölgede, son günlerde takviye güçlerinin gelme hızı yavaşladı. Bu güçler bugün DEAŞ hücrelerini takip edip bunlarla çatışmak ve yeteneklerini ortadan kaldırmak, İran bağlantılı Iraklı milislerin sızmasını veya Suriye'deki hücrelere silah getirme ya da bunları Hizbullah'a aktarma girişimlerini önlemek için Suriye-Irak sınırını korumak gibi karmaşık bir görev üstleniyor. Al Majalla’nın edindiği bilgilere göre Suriye, Irak ve Lübnan hükümetleri arasında güvenlik koordinasyonu yoğunlaştırıldı. Özellikle İran, uluslararası toplumu kendisine yönelik ABD-İsrail saldırılarını sona erdirmek için baskı yapmak amacıyla kaosa güveniyor olması nedeniyle, bölgede daha fazla tırmanışın önlenmesi amacıyla taraflar arasında istihbarat alışverişi de son günlerde artırdı.

Görsel kaldırıldı.
Golan Tepeleri yakınlarındaki Suriye'nin güneyindeki Kuneytra kırsalında İsrail savunma sistemleri tarafından önlenen İran füzesinin enkazını inceleyen BM barış gücü askerleri, 28 Şubat 2026 (AFP)

Suriye’de faaliyet gösteren ‘Suriye İslamî Direnişi – Uli’l-Ba’s’ adlı grup, 28 Şubat Cumartesi günü, bu duruma seyirci kalmayacağını açıkladı. Grup, ‘herkesin kendi konumuna ve yeteneklerine göre kişisel gayret ve farkındalıkla ve mümkün olduğunda üst makamlar ve referanslarla koordineli olarak direniş savaşçılarını ve onurlu insanları, tarihsel sorumluluklarını üstlenmeye’ çağırdı. Bu açıklama ve çağrı, İran'a bağlı grupların, meseleyi ve eylemin niteliğini bireylere ve gruplara bırakarak yaygın bir kaos yaratma arzusunu gösteriyor. Aynı grup, 2 Mart Pazartesi günü, ABD güçlerinin haftalar önce tahliye ettiği Şeddadi Üssü’ne düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlendi. Saldırı, ABD'nin çıkarlarını doğrudan hedef almamasına rağmen, grubun Suriye'de İran'ın çıkarları için çalışan ve hizmet eden herhangi bir kişi veya grubu harekete geçmeye teşvik etme girişiminin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

İran bağlantılı milislerin bölgeyi kaosa sürüklemek istediğini gösteren bir başka faktör ise, bir yılı aşkın bir sürenin ardından ‘Irak İslam Direnişi’ adının yeniden gündeme gelmesiydi.

İran bağlantılı milislerin bölgeyi kaosa sürüklemek istediğini gösteren bir başka faktör ise, bir yılı aşkın bir sürenin ardından ‘Irak İslam Direnişi’ adının yeniden gündeme gelmesiydi. Bu grubun, Irak'ta organize ve organize olmayan gruplar tarafından gerçekleştirilen saldırıların sorumluluğunu üstlenmek amacıyla kurulmuş sahte bir çatı örgütü veya sahte operasyon odası olduğu düşünülüyor. Böylelikle, bu gruplar saldırıların sorumluluğunu gerçek isimleriyle üstlenerek kendilerini tehlikeye uzak tutuyor. Suriye'de son birkaç yıldır, uluslararası koalisyon ve SDG üslerine saldırı planlayan iki grup bulunuyor. Bunlardan biri Halk Direnişi, diğeri ise İslam Direnişi. Bu iki grup, SDG'nin 2023 yılının ağustos ayında Deyrezor Askeri Meclis Başkanı Ahmed el-Habil'i (Ebu Havle) tutuklamasının ardından Arap aşiretleri ile SDG arasında gerginlik ve çatışmaların yaşandığı dönemde aktifti. Suriye İslam Direnişi – Uli’l-Ba’s grubu, Irak ve Lübnan’daki İran yanlısı milislerle halen temas halinde olan kişiler tarafından gerçekleştirilen saldırıların yanı sıra, grubun kendisi tarafından gerçekleştirilebilecek saldırılar için yeni bir çatı örgütü olabilir. 

Suriye hükümeti, bölgenin içinde bulunduğu zorlu dönemin farkında ve sahada bu durumu ihtiyatlı bir şekilde ele alıyor. İran'ın Arap ülkeleri üzerindeki saldırganlığına karşı siyasi olarak Arap ülkeleriyle birlikte hareket ediyor. Ancak aynı zamanda, savaşın daha da karmaşık hale gelmesi ihtimaline karşı tüm askeri ve güvenlik seçeneklerini değerlendiriyor. İran'ın vekilleri, Suriye'yi devam eden savaşa sürüklemek amacıyla Suriye'ye ve güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaya başladı. Önümüzdeki dönemde cevap bekleyen en önemli soru şu: Suriye'nin Irak ve Lübnan sınırlarındaki seferberliği sınır güvenliğiyle sınırlı kalacak mı, yoksa bir noktada bölgedeki İran'ın vekilleriyle doğrudan çatışarak Suriye'nin güvenliğini savunma görevine dönüşecek mi?



İsrail, Kudüs’teki kutsal mekânları hafta sonu kapalı tutacak

28 Şubat 2026’da Kudüs’teki Mescid-i Aksa yerleşkesinden bir kare (Reuters)
28 Şubat 2026’da Kudüs’teki Mescid-i Aksa yerleşkesinden bir kare (Reuters)
TT

İsrail, Kudüs’teki kutsal mekânları hafta sonu kapalı tutacak

28 Şubat 2026’da Kudüs’teki Mescid-i Aksa yerleşkesinden bir kare (Reuters)
28 Şubat 2026’da Kudüs’teki Mescid-i Aksa yerleşkesinden bir kare (Reuters)

İsrail polisi, güvenlik gerekçesiyle Kudüs’teki kutsal mekânların hafta sonu kapalı tutulacağını duyurdu.

Polis sözcüsü perşembe günü yaptığı açıklamada, bölgede devam eden savaşın altıncı gününde alınan karar kapsamında Eski Şehir’deki tüm kutsal alanların kapatılacağını bildirdi.

Sözcü açıklamasında, “Kamu güvenliği ve can güvenliğini korumak amacıyla Eski Şehir’deki tüm kutsal mekânlar kapalı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı açıklamaya göre Burak Duvarı, Tapınak Tepesi ve Kutsal Kabir Kilisesi dâhil olmak üzere tüm kutsal alanların kapatılacağı belirtilerek, “Dini ne olursa olsun hiçbir ibadet edenin veya ziyaretçinin girişine izin verilmeyecek” denildi.

Karar, Ramazan ayında her cuma günü on binlerce Filistinlinin Mescid-i Aksa’da namaz kılmak için bir araya geldiği bir dönemde alındı.

Eski Şehir, İsrail’in 1967 yılında işgal edip ilhak ettiği Doğu Kudüs’te yer alıyor. Ancak bu ilhak uluslararası toplum tarafından tanınmıyor.

İran’a karşı savaşın başlamasından bu yana İsrail makamları “güvenlik gerekçesiyle” Eski Şehir’e girişleri yasakladı. Ancak bölgede yaşayanlar ile dükkân sahipleri bu kısıtlamadan muaf tutuldu.

28 Şubat’ta ABD ve İsrail, İran’a yönelik geniş çaplı ortak bir hava saldırısı düzenlemişti. Saldırılarda İran’da siyasi ve askerî düzeyde üst düzey isimler hayatını kaybetmiş, bunlar arasında dini lider Ali Hamaney de yer almıştı.

İran ise buna karşılık İsrail ve bazı ülkelere yönelik geniş çaplı bir misilleme başlattı; Körfez ülkelerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi.

İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırılarında dokuzu İsrailli, biri Filipinli olmak üzere toplam 10 kişi hayatını kaybetti.


Trump'ın İsrail Büyükelçisi'nden "tuhaf" seks şakası

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin personele yazdığı bir notta, İran'la süregelen çatışmadan korunmak için sığınakta kalan personelin yeni bebekler dünyaya getirmesiyle ilgili şaka yaptığı iddia edildi (AP)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin personele yazdığı bir notta, İran'la süregelen çatışmadan korunmak için sığınakta kalan personelin yeni bebekler dünyaya getirmesiyle ilgili şaka yaptığı iddia edildi (AP)
TT

Trump'ın İsrail Büyükelçisi'nden "tuhaf" seks şakası

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin personele yazdığı bir notta, İran'la süregelen çatışmadan korunmak için sığınakta kalan personelin yeni bebekler dünyaya getirmesiyle ilgili şaka yaptığı iddia edildi (AP)
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin personele yazdığı bir notta, İran'la süregelen çatışmadan korunmak için sığınakta kalan personelin yeni bebekler dünyaya getirmesiyle ilgili şaka yaptığı iddia edildi (AP)

ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İran'la süregelen savaş sırasında bulundukları yerde kalmaları istenen diplomatik personele gönderdiği bir notta son derece tuhaf bir seks şakası yapmakla suçlanıyor.

Washington Post'un ulaştığı notta, Trump yönetimi yetkilisinin, "uzun süre birlikte" kalacakları göz önüne alındığında diplomatların, personelin ve ailelerinin 9 ay sonra yeni çocuk sahibi olabileceklerine dair şaka yaptığı iddia ediliyor.

Savaş zamanı notunda, eğer bu süre "yaklaşık 9 ay sonra yeni bir çocuğunuzun doğumuyla sonuçlanırsa, elbette o küçük yaramaza benim adımı vermek isteyeceğinizi tahmin ediyorum!" ifadesinin yer aldığı ileri sürülüyor.

Bir ABD yetkilisi Post'a mesajın "tuhaf" ve "acayip" olduğunu söyledi.

The Independent, yorum için Dışişleri Bakanlığı'yla iletişime geçti.

Dışişleri Bakanlığı'nın salı günü yaptığı açıklamaya göre, İsrail, Batı Şeria ve Gazze'deki büyükelçilik personeli de dahil Amerikalılar, bulundukları yerde kalmaları yönünde talimat aldı.

ABD'nin Kudüs Büyükelçiliği pazartesi günü yaptığı açıklamada, "ABD Büyükelçiliği şu anda İsrail'den ayrılan Amerikalıları tahliye etme veya onlara doğrudan yardımcı olma konumunda değildir" dedi.

Aynı gün, büyükelçilikten yapılan açıklamada ABD'nin, çatışmadan kaçanlara sunulan İsrail sınır servisini kullanmayı seçen Amerikalıların güvenliğini garanti edemeyeceği belirtildi.

Açıklamada, "ABD Büyükelçiliği, Turizm Bakanlığı'nın servisi hakkında (lehinde veya aleyhinde) herhangi bir tavsiyede bulunamaz" dendi.

Bu seçeneği kullanarak ayrılmayı seçerseniz, ABD hükümeti güvenliğinizi garanti edemez.

fvfdv
İran, hafta sonu Amerikan güçlerinin bir dizi bombalamayla savaşı başlatmasından bu yana ABD diplomatik tesislerine saldırdı ve en az 6 ABD askerini öldürdü (Savunma Bakanlığı).

Savaş çok cepheli bir çatışmaya dönüştü ve İsrail'deki Amerikalılar cephe hattında yer alıyor; ülkeye yapılan saldırılar ve İsrail birliklerinin Hizbullah'a karşı Lübnan'a konuşlandırılmasıyla durum daha da kötüleşti.

Savaş devam ederken Ortadoğu genelindeki diplomatik personel yüksek alarmda.

İran halihazırda Kuveyt ve Suudi Arabistan'daki ABD büyükelçiliklerine saldırılar düzenledi ve çatışmalarda en az 6 Amerikan askeri öldürüldü.

Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt salı günü yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın "Ortadoğu'daki Amerikalıların eve dönmelerine yardımcı olacak planlar üzerinde bilfiil çalıştığını" söyledi.

Huckabee, sözkonusu notundan önce, çatışma henüz başlamamışken podcast yayıncısı Tucker Carlson'a verdiği gerilimli röportajla manşetlere çıkmıştı; bu söyleşi, muhafazakar çevrelerde ABD'nin İsrail'e yönelik politikası konusunda süregelen görüş ayrılığının altını çizmişti.

Trump yetkilisi röportajda, İsrail'in yakınlardaki daha fazla toprak ele geçirmesi durumunda "sorun yaşamayacağını" söylemiş ve bu da bölgedeki diplomatları kızdırmıştı. Ancak Huckabee daha sonra yorumlarını yumuşatmıştı.

Independent Türkçe


Arabada müzik dinlemek kaza yapma riskini artırıyor mu?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Arabada müzik dinlemek kaza yapma riskini artırıyor mu?

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Yeni bir çalışmaya göre, ölümcül trafik kazalarındaki artışlarla, ünlü sanatçıların yeni albüm yayımladığı günler arasında ilişki olduğu anlaşılıyor.

ABD Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu tarafından yakın zamanda yayımlanan çalışma makalesinde, Harvard Tıp Fakültesi'nden bir grup araştırmacı, "akıllı telefon kullanımının muhtemelen arttığı günler olan büyük albüm çıkışlarında, trafik ölümlerini inceleyerek akıllı telefonların yol güvenliğine etkisini" araştırdı.

2017'yle 2022 arasında en çok dinlenen 10 albümü tespit etmek için Ölümcül Kaza Analiz Raporlama Sistemi ve Spotify'ın listelerinden elde edilen verileri kullanan araştırmacılar, Taylor Swift, Harry Styles ve Kendrick Lamar gibi büyük sanatçıların yeni albüm çıkardığı günlerde akıllı telefon kullanımının yüzde 40 arttığını ve aynı günlerde ABD'deki trafik kazalarındaki ölümlerin yaklaşık yüzde 15 yükseldiğini buldu.

Verilere göre, Swift'in 2022 tarihli albümü Midnights, ilk gün 184 milyon 695 bin 609 dinlenmeyle tek bir günde en çok dinlenen albüm olarak listelerin zirvesinde yer aldı. Swift daha sonra, piyasaya sürüldüğü gün dünya çapında 300 milyondan fazla dinlenme sayısına ulaşan The Tortured Poets Department albümüyle rekorlar kırdı ve son olarak da 2025'te Spotify'da tek bir günde en çok dinlenen albüm olan The Life of a Showgirl'le büyük bir başarı elde etti.

Araştırmacılar, yeni müziklerin genellikle insanların dışarı çıkıp eğlenme ve içki içme olasılığının en yüksek olduğu cuma günleri piyasaya sürüldüğünü belirtti. Ayrıca tatil dönemlerine yakın ve yoğun seyahat dönemlerini de hesaba kattılar. Yine de "albüm yayımlanan cuma günlerinde ölüm oranlarının, önceki ve sonraki cuma günlerine kıyasla daha yüksek kaldığını" keşfettiler.

 fv  fv
2017'den 2022'ye kadar en çok dinlenen 10 albümü tespit etmek için Spotify listelerini kullanan araştırmacılar, akıllı telefon kullanımının ve trafik kazalarında ölüm oranlarının albümlerin çıkma günlerinde arttığını buldu (AFP)

İlginç biçimde araştırmacılar, albüm çıkışlarıyla ilişkilendirilen trafik ölümlerinin gece saatlerinde belirginleşmediğini; buna karşılık alkollü olmayan sürücüler arasında daha yaygın olduğunu saptadı. Bu bulgu, alkollü araç kullanma dahil diğer olası dikkat dağıtıcı etkenlerin açıklayıcı gücünün sınırlı olduğuna işaret ediyor.

Araştırmacılar ayrıca, çevrimiçi müzik dinlemeyle ilişkili ölümcül trafik kazalarının sayısının daha iyi sürüş koşullarında arttığını gözlemledi. Bunun nedeninin, hava koşulları iyiyken sürücülerin dikkat dağıtıcı, yüksek enerjili ve tempolu müzikleri açma ihtimalinin daha yüksek olması olduğunu öne sürdüler.

Infinite Dial tarafından 2024'te yapılan bir sektör anketinde, "son bir ayda araç sürücüsü veya yolcusu olan ABD'li yetişkinlerin yüzde 55'inin çevrimiçi ses dinlediği, yüzde 16'sının Apple CarPlay ve yüzde 10'unun Android Auto bilgi-eğlence platformlarını kullanarak telefonlarını araçlarının ekranına bağladığı" tahmin edilmişti

Araştırmacılar, "Aynı zamanda, anketlerde araçta müzik dinlemenin sürücüler tarafından daha az riskli bir aktivite olarak algılanmasına rağmen, simülasyonlarda sadece müzik dinlemenin önemli ölçüde dikkat dağıtıcı olduğu gösterildi" diye yazılmıştı.

Yolcuların da dikkat dağıtıcı bir kaynak olabileceğini kabul ettiler ancak veriler, "çevrimiçi müzik dinlemedeki artışlarla ilişkili trafik ölümlerinin tek kişilik araçlarda önemli ölçüde daha belirgin olduğunu" göstermişti. Hatta yolcuların, müzik dinleme cihazlarını yönetmeye yardımcı olarak sürücünün müzik dinleme sırasında dikkatini dağıtan unsurları azaltabileceğini öne sürmüşlerdi.

Independent Türkçe