Lübnan’da savaşın sonu görünmüyor: Diplomasi üç engelle takılıyor

İsrail ateşi sonucu Bekaa’da gerçekleştirilen çıkarma sırasında öldürülen Lübnan ordusu askerlerinden birinin oğlu, babasının Doğu Lübnan’daki Hıraybe kasabasındaki cenaze töreninde gözyaşı döküyor. (AP)
İsrail ateşi sonucu Bekaa’da gerçekleştirilen çıkarma sırasında öldürülen Lübnan ordusu askerlerinden birinin oğlu, babasının Doğu Lübnan’daki Hıraybe kasabasındaki cenaze töreninde gözyaşı döküyor. (AP)
TT

Lübnan’da savaşın sonu görünmüyor: Diplomasi üç engelle takılıyor

İsrail ateşi sonucu Bekaa’da gerçekleştirilen çıkarma sırasında öldürülen Lübnan ordusu askerlerinden birinin oğlu, babasının Doğu Lübnan’daki Hıraybe kasabasındaki cenaze töreninde gözyaşı döküyor. (AP)
İsrail ateşi sonucu Bekaa’da gerçekleştirilen çıkarma sırasında öldürülen Lübnan ordusu askerlerinden birinin oğlu, babasının Doğu Lübnan’daki Hıraybe kasabasındaki cenaze töreninde gözyaşı döküyor. (AP)

Lübnanlı yetkililerin İsrail ile süren savaşı durdurmak için yürüttüğü girişimler üç temel engelle karşı karşıya bulunuyor. Bu engeller; İsrail’in sert tutumu, ABD’nin ilgisizliği ve Hizbullah’ın sessizliği olarak öne çıkıyor. Hizbullah’ın geçen pazartesi sabahı İsrail’e roket fırlatmasının ardından parti liderliğinden uzun süredir herhangi bir açıklama yapılmaması ve ateşkes girişimlerine yanıt verilmemesi de süreci tıkayan unsurlar arasında gösteriliyor.

Her ne kadar Fransa’nın çabaları uluslararası alanda görülen tek diplomatik hareketlilik olsa da, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a yakın bir bakanlık kaynağına göre bu savaşa taraf olan aktörler hâlâ diyalog yerine sahayı tercih ediyor. Aynı kaynak, Cumhurbaşkanı Avn’ın Amerikalılarla iletişim kanalları açmaya çalıştığını, Meclis Başkanı Nebih Berri’ye de Hizbullah ile temas kurması için güvendiğini, ancak bu çabaların henüz somut bir ilerleme sağlamadığını ifade etti.

vfdv
Lübnan’ın güneyindeki Kfarkela beldesinde meydana gelen büyük yıkım. (AFP)

Lübnanlı bir yetkilli Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Hizbullah liderlerinin iletişim kurmamasının arkasında güvenlik koşullarının bulunabileceğini, ancak aynı zamanda söyleyecek veya sunacak bir şeyleri olmaması nedeniyle temas kurmayı reddediyor olabileceklerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Aynı kaynak, Lübnanlı yetkililer arasında Hizbullah’ın kararının artık kendi elinde olmadığı ve savaş dosyasının İran-ABD-İsrail savaşıyla bağlantılı hale geldiği yönünde bir kanaat bulunduğunu da belirtti.

Kaynak ayrıca Amerikalıların yapılan temaslara yanıt vermediğini, çünkü “Lübnanlı yetkililerin verdikleri taahhütleri yerine getirebilecek kapasitede olmadıkları” kanaatine vardıklarını ifade etti. Bu nedenle Washington’un Lübnanlı yetkililerle ciddi bir temas kurmaya gerek görmediği dile getirildi. Kaynak, ABD’nin Lübnan’a verdiği tek güvenceyi ise Beyrut Havalimanı ve havalimanına giden yolun güvenliği olarak açıkladı. ABD’li yetkililerin Lübnanlı muhataplarına “önemli olan karar almak değil, onları uygulamaktır” dediği ve bunun Hizbullah’ın askeri ve güvenlik faaliyetlerinin yasaklanmasına ilişkin karara gönderme olduğu belirtildi.

Raji, Hizbullah’tan “mesafe koydu”

Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Raji, Arap Birliği’nin olağanüstü toplantısında yaptığı konuşmada Hizbullah’ın Lübnan’ın çıkarlarını göz ardı ettiğini belirterek “Lübnan hükümeti ve halkı onun eylemlerinden sorumlu değildir” dedi.

Raji konuşmasında ayrıca İran’ın Körfez ülkeleri, Ürdün Haşimi Krallığı ve Irak’ı hedef alan saldırılarını Lübnan’ın şiddetle kınadığını belirtti ve bu eylemlerin uluslararası tüm norm ve standartlara göre kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı, Hizbullah’ın İsrail’e roket atmasının ardından Lübnan hükümetinin yaptığı acil toplantıda alınan kararları da hatırlattı. Bu kararlara göre Hizbullah’ın askeri ve güvenlik faaliyetleri yasaklanmış ve silahlarını derhal teslim etmesi talep edilmişti.

Raji, Hizbullah’ın buna rağmen Lübnan’ın yüksek çıkarlarını görmezden gelerek dış gündemlere hizmet etmeyi sürdürdüğünü ifade etti. Hizbullah’ın İran’ı savunmak için savaşa dahil olduğunu ve Lübnan’ı kendisiyle ilgisi olmayan bir savaşa sürüklediğini söyleyen Raji, bunun sonucunda İsrail’in Lübnan bölgelerine ağır askeri operasyonlar düzenlediğini belirtti.

Bakan Raji ayrıca Hizbullah’ın devlet kurumlarından bağımsız şekilde karar aldığını ifade ederek, “Lübnan hükümeti ve Lübnan halkı bu eylemlerden ve sonuçlarından sorumlu değildir” dedi.

Kıbrıs’a gönderilen İHA’lar

Öte yandan Bakan Raji, Kıbrıs’taki İngiliz askeri üslerini hedef alan saldırıları da sert şekilde kınadı. Bu açıklama, Kıbrıs Dışişleri Bakanı’nın söz konusu saldırıları gerçekleştiren patlayıcı yüklü insansız hava araçlarının Lübnan topraklarından havalandığını duyurmasının ardından geldi.

Raji, Kıbrıslı mevkidaşı Konstantinos Kombos’a gönderdiği mesajda bu eylemlerin Lübnan devleti, halkı ve değerlerini temsil etmediğini vurguladı. Ülkesinin “dış gündemlerin uygulanacağı bir platform olmayacağını” belirten Raji, Kıbrıslı dostlarını Lübnan devleti ile onun otoritesi dışında hareket eden grupları birbirine karıştırmamaya çağırdı.

dfv
ABD–İran savaşı nedeniyle uçuşlarının iptal edilmesinin ardından yolcular, 28 Şubat 2026’da Beyrut’taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’nda bekliyor. (AP)

Bakan ayrıca Lübnan hükümetinin Hizbullah’ın tüm askeri ve güvenlik faaliyetlerini yasa dışı ilan eden kararını hatırlatarak Kıbrıs’a yönelik saldırıların da devlet otoritesi dışında gerçekleştirildiğini ve ülkenin egemenlik kararlarıyla çeliştiğini ifade etti.

Raji bu “utanç verici eylemlerden duyduğu derin üzüntüyü” dile getirirken, Lübnan’ın bu saldırıları hiçbir tereddüt olmaksızın ve açık şekilde reddettiğini belirtti.

Avde: Bazıları ders almadı

Beyrut Rum Ortodoks Metropoliti Elias (İlyas) Avde ise bazı Lübnanlıların geçmişte yaşanan felaketlerden ders çıkarmadığını söyledi. Aziz Georgios Katedrali’ndeki ayin sırasında konuşan Avde, “Bazı Lübnanlılar tekrarlanan hatalarından, yanlış hesaplarından ve yetersiz öngörülerinden doğan yıkım, ölüm ve felaketlerden ders almadılar” dedi.

Avde, “Siyasetin çıkarların üstüne yükselmesi ve ulusal ile ahlaki sorumlulukla buluşması gerekmez mi? Aksi halde ölümcül bir felakete dönüşmez mi?” diye sordu.

Metropolit ayrıca herkesin vicdanının uyanmasını ve sorumluluk duygusunun harekete geçmesini temenni ederek yöneticilerin yasaları cesaret ve kararlılıkla uygulamasını istedi. Bunun Lübnan’ı korumak ve ülkenin egemenliğine, özgürlüğüne ve güvenliğine yönelik ihlalleri önlemek için gerekli olduğunu vurguladı.

Ebu el-Muna: Savaş durdurulmalı

Dürzi toplumunun ruhani lideri Şeyh Doktor Sami Ebu el-Muna ise yaptığı açıklamada etkili uluslararası güçlere ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Lübnan’daki savaşın derhal durdurulması için harekete geçme çağrısı yaptı.

Ebu el-Muna, “Hiçbir insani veya dini değeri gözetmeyen ölümcül ve yıkıcı bir savaşın ortasındayız. Lübnan bu savaşa kendi iradesiyle değil, zorla sürüklendi. Oysa ülke kurumlarını yeniden toparlamaya ve sorunlarını çözmeye hazırlanıyordu” ifadelerini kullandı.



Hizbullah İsrail'in saldırılarına “gereken yanıtın verileceğini” duyururken Netanyahu, üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
TT

Hizbullah İsrail'in saldırılarına “gereken yanıtın verileceğini” duyururken Netanyahu, üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı

İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)
İsrail’in Lübnan’ın güneyinde bir evi hedef alan hava saldırısının ardından enkaz arasında arama yapan kurtarma ekipleri (DPA)

Hizbullah, dün Lübnan’ın güneyine düzenlenen kanlı hava saldırılarının ardından İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ‘gereken yanıtın verileceğini’ duyurdu ve Lübnanlı makamları İsrail ile yürütülen ‘aşağılayıcı’ müzakereleri durdurmaya çağırdı. Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, Hizbullah’ın Lübnan'ın güneyindeki ‘güvenli bölgede! düzenlediği bir saldırı sonucu üç İsrail askerinin yaralandığını açıkladı.

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığı açıklamaya göre Hizbullah, İsrail'in ‘saldırılarının, ihlallerinin ve oldu bitti yaratma girişimlerinin sürdürülemeyeceğini ve bunlara gereken karşılığın verileceğini çok iyi anlaması gerektiğini’ vurguladı.

Açıklamada ayrıca, Lübnanlı makamların ‘aşağılayıcı müzakereler sürecini sürdürmekte ısrarcı olmamaları ve düşmana karşılıksız armağanlar sunmamaları’ gerektiği ifade edildi.

Öte yandan İsrail ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, resmi makamların aralarında çocukların da bulunduğu 11 kişinin öldüğünü bildirdiği Lübnan'a yönelik hava saldırılarının, ateşkes anlaşmasının Hizbullah tarafından ihlal edilmesine yanıt olarak gerçekleştirildiği savunuldu.

İsrail ordusunun Arapça Sözcüsü Ella Waweya sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail’in saldırılarının ‘Hizbullah'ın, üzerinde uzlaşılan güvenlik bölgesi içerisinde güçlerimize saldırmasının ardından, anlaşmayı ciddi şekilde ihlal etmesine bir yanıt’ olarak gerçekleştirildiğini yazdı.

Daha sonra İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hava saldırılarının Hizbullah’ın askeri bir yetkilisini hedef aldığı belirtildi. Açıklamada, İsrail güçlerinin Hizbullah'a ait bir komuta merkezini vurduğu ve örgütün seçkin birimi Rıdvan Gücü’nde bölge komutanı olan Ali Samir el-Hac Hasan'ın öldürüldüğü kaydedilirken bu eylemin, Hizbullah'ın İsrail güçlerine karşı düzenlediği bir operasyona misilleme olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Hac Hasan'ın aile üyelerinin de öldürüldüğü yönündeki ‘iddialara’ değinen İsrail ordusu, söz konusu kişilerin hedef alınmadığını, Hac Hasan'ın ‘aile üyelerini canlı kalkan olarak kullandığını ve onlarla birlikte askeri komuta merkezinde saklandığını’ ileri sürdü.

Resmi kaynaklara göre İsrail'in dün Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırılarında 11 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, geçtiğimiz haziran ayı sonlarında Lübnan ile İsrail arasında imzalanan çerçeve anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak kayıtlara geçti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, önümüzdeki ayın başlarında Roma'da yapılması planlanan yeni müzakere turu öncesinde, İsrail'in ülkenin güneyine düzenlediği hava saldırılarının İsrail ile yürütülen müzakere sürecine yönelik ‘açık bir mesaj’ niteliğinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Avn, ‘İsrail’in ülkesinin güneyine yönelik devam eden saldırılarını ve çerçeve anlaşma ile sivillerin korunmasına dair uluslararası yasaların mükerrer ihlallerini kınadı ve ‘bu ihlallerin müzakere sürecine ve bu anlaşmanın uygulanmasını amaçlayan ABD çabalarına yönelik net bir mesaj oluşturduğunu’ ifade etti.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam da sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘İsrail'in tırmandırdığı bu gerilimin, son derece tehlikeli bir durum olduğunu ve güneyde istikrarı sağlama çabalarını baltaladığını’ yazdı.

Başbakan Selam, “İsrail hava saldırısının şehitleri, askeri bir altyapı değil, öldürülenler çocuklar ve kadınlar da askeri hedef değil” ifadelerini kullandı.

Selam ayrıca, “Lübnan topraklarında bulunması halinde herhangi bir askeri yapıya müdahale etme sorumluluğu Lübnan ordusu ve meşru kurumları aracılığıyla yalnız Lübnan devletine aittir. Bu tür yapıların varlığı, İsrail'e Lübnan topraklarını çiğneme veya sivilleri tehlikeye atma hakkı vermez” diye ekledi.


Tehditler ve çıkmaza giren müzakereler arasında Hürmüz Boğazı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
TT

Tehditler ve çıkmaza giren müzakereler arasında Hürmüz Boğazı

USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)
USS Abraham Lincoln uçak gemisi, Hürmüz Boğazı’ndan geçerken (AP)

Savaşı sona erdirmeye ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol tankeri trafiğine ilişkin görüşmelerde çıkmaz devam ederken, savaşan tarafların çatışmayı sonlandırmaya yaklaştığına dair hiçbir emare bulunmuyor.

Müzakerelerdeki tıkanıklık sürerken savaşan taraflar karşılıklı olarak açık tehditlerde bulundu. İran dün ABD'yi yenilgiyi kabul etmeye çağırırken, ABD Başkanı Donald Trump İran'ı ‘son derece şeytani’ olarak nitelendirdi ve krizin sona ermesinin ardından Hürmüz Boğazı'nı bir Amerikan bölgesi haline getireceğini söyledi. Trump ayrıca, savaşın bir sonucu olarak artmaya devam eden akaryakıt fiyatlarına katlanmaya hazır olmaları konusunda Amerikalılara çağrıda bulundu.

Elbette İran'ın Trump'ın bu sözlerine yanıtı gecikmedi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda “Bu boğaz ancak İran'ın emriyle açılır veya kapatılır. Amerikalılar yenilgi gerçeğini kabullenmeyi reddettikleri sürece Tahran ablukayı sürdürmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi da İran'ın ABD ile müzakerelere yeniden başlama konusunda henüz bir karar almadığını belirterek, “Esasen ortada süresini uzatmaya çalışacağımız bir ateşkes baştan beri yoktu... Biz savaşın sona ermesini bekliyorduk, şimdi ise ortada yeni bir durum var” açıklamasında bulundu.

Arakçi ayrıca, savaş öncesinde küresel petrol sevkiyatının beşte birinin geçtiği su yolunda deniz trafiğinin yeniden başlaması için Washington'un boğazla ilgili şartları yerine getirmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Bu arada İran gemilere yönelik saldırılarını artırarak, cuma akşamı Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) petrol şirketi ADNOC’a ait bir gemiyi hedef aldı. Bu saldırı, bir hafta içinde yaşanan bu türden üçüncü olay olarak kayıtlara geçti.


Yeşil Bölge’nin güvenliğinin başına Iraklı yeni bir komutan getirildi

Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
TT

Yeşil Bölge’nin güvenliğinin başına Iraklı yeni bir komutan getirildi

Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)
Bağdat'ın merkezindeki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge (Reuters)

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, Başkent Bağdat'taki Yeşil Bölge’nin güvenliğinden sorumlu Özel Tümen'in yeni komutanı olarak Tümgeneral Usame Abd Tarış'ı görevlendirdi. Bu adım, üst düzey mevkilerdeki güvenlik ve askeri yetkililerin büyük çoğunluğunu kapsayan değişiklik silsilesini tamamlayıcı nitelik taşıyor.

Güvenlik kaynaklarının dün yaptığı açıklamaya göre özel kuvvetler mensubu Tarış, hükümet, parlamento ve cumhurbaşkanlığı binaları ile güvenlik ve diplomatik kurumların yer aldığı bölgenin korunmasını üstlenecek.

Söz konusu adım, silahlı grupların silahlarına yönelik anlaşmazlıkların tırmandığı bir ortamda, Uluslararası Koalisyon güçlerinin Irak'taki görevinin önümüzdeki Eylül ayının sonunda bitmesi öngörülen tarihin yaklaşırken atıldı.

Kaynaklar, Tümgeneral Hadi el-Kinani'nin Bağdat Operasyonlar Odası’nın yeni komutanı olarak görevine başladığı bu dönemde, değişikliklerin Terörle Mücadele Birimi Başkanı, Federal Polis Komutanı ile istihbarat ve ulusal güvenlik teşkilatlarındaki yöneticileri de kapsadığını sözlerine ekledi.

Bu arada Terörle Mücadele Birimi Başkanı Korgeneral Zeyd Huşi, dün Ulusal İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Vakkas el-Hadisi ile ortak güvenlik ve istihbarat dosyalarını görüştü.