İsrail, Beyrut'ta üç İran Kudüs Gücü komutanının öldürüldüğünü duyurduhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5249133-i%CC%87srail-beyrutta-%C3%BC%C3%A7-i%CC%87ran-kud%C3%BCs-g%C3%BCc%C3%BC-komutan%C4%B1n%C4%B1n-%C3%B6ld%C3%BCr%C3%BCld%C3%BC%C4%9F%C3%BCn%C3%BC-duyurdu
İsrail, Beyrut'ta üç İran Kudüs Gücü komutanının öldürüldüğünü duyurdu
Başkent Beyrut'ta İsrail tarafından bombalanan bir otelin önünden geçen Lübnanlı kadınlar (DPA)
İsrail ordusu tarafından dün yapılan açıklamada, dün sabaha karşı Lübnan’ın başkenti Beyrut'un er-Ravşe bölgesindeki bir otele düzenlediği saldırıda, İran’ın Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü'nün üç komutanı da dahil olmak üzere beş kişinin öldürüldüğünü duyurdu.
Açıklamada, saldırının donanma tarafından gerçekleştirildiği ve DMO Kudüs Gücü'nün Lübnan ve Filistin kolordularından beş komutanı, Lübnan'ın başkentindeki bir otelde toplantı yaparken hedef alındığını belirtildi.
Saldırıda, Kudüs Gücü'nün üç merkezi komutanı, bir istihbarat subayı ve Filistin Kolordusu'nun Hizbullah temsilcisi olmak üzere beş kişinin öldürüldüğü belirtildi.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Beyrut'ta İran'ın Kudüs Gücü komutanlarını hedef alan bir operasyon gerçekleştirdik. Ortadoğu'da, ne Beyrut'ta ne de başka bir yerde İran'ın şeytan ekseni için güvenli bir yerin olmadığına sizi temin ederim.”
Ortadoğu'daki savaş, geçtiğimiz hafta Hizbullah'ın İsrail'e füze saldırısı düzenlemesinin ardından Lübnan'a sıçradı. Hizbullah, bu saldırıyı cumartesi günü ABD ve İsrail'in Tahran'a düzenlediği saldırıda İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin ‘intikamı’ olarak nitelendirdi.
Saldırının ardından İsrail, Hizbullah’ın ‘ağır bir bedel’ ödeyeceğini söyledi ve hava saldırıları başlatarak ülkenin güneyine asker gönderdi.
Buna karşılık Hizbullah, İsrail'e onlarca saldırı düzenledi ve İsrail’in kuzeyinde yaşayanlara ‘bu bölgelerin askeri konuşlanma noktaları olarak kullanıldığı’ gerekçesiyle sınırdan beş kilometre uzak durmaları çağrısında bulundu.
Trump: Veri merkezlerini kabul etmezseniz Çin'e giderlerhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5326373-trump-veri-merkezlerini-kabul-etmezseniz-%C3%A7ine-giderler
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)
Trump: Veri merkezlerini kabul etmezseniz Çin'e giderler
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ekim 2026'da ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Vandalia'daki Butler Lisesi'nde düzenlenen mitingde yürürken el hareketleri yapıyor. Trump, destekçilerine kendi bölgelerinde veri merkezi inşasına karşı çıkmamaları gerektiğini söyledi (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, yakın zamanda Ohio'da düzenlediği mitingde destekçilerinden Çin'in ABD karşısında avantaj sağlamasının bedelini düşünmelerini isteyerek eyalet sakinlerini veri merkezleri fikrine ikna etmeye çalıştı.
The Hill'in haberine göre Ohio eyaletinde Dayton'ın hemen kuzeyindeki Vandalia kentine yaptığı ziyarette Trump, eyaletteki işçilerden veri merkezleri hakkında karar verirken ABD'nin Çin'le girdiği varsayılan yapay zeka yarışını göz önünde bulundurmasını istedi.
Trump, "Ohio'nun kazanabileceği çok büyük paralar var. Bunları öylece reddedemezsiniz. Yoksa Çin'e giderler" dedi.
Trump yakın zamanda yapay zekanın adını "süper zeka" diye değiştirme yönünde ilginç bir karar almıştı. Ayrıca veri merkezi inşasına yönelik moratoryumlara ve OpenAI'dan Sam Altman'la Anthropic'ten Dario Amodei gibi yapay zeka geliştiricilerinin güvenlik endişeleri nedeniyle yapay zeka araştırmalarını yavaşlatma çağrılarına karşı çıkmıştı.
Başkan, veri merkezlerinin Ohio'daki yerel topluluklara ekonomik faydalar sağlayacağında ısrarcı oldu.
Eleştirenler ise veri merkezlerinin genellikle çok fazla yerel istihdam yaratmadığını, enerji fiyatlarını yükselttiğini, gürültü ve ışık kirliliğinin yanı sıra konvansiyonel çevre kirliliğine de yol açtığını savunuyor.
Demokrat eski Senatör Sherrod Brown'a karşı yeniden seçilme mücadelesi veren Senatör Joh Husted, eyaletin vali yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde veri merkezlerinin eyalete getirilmesindeki rolü nedeniyle Ohio sakinlerinin eleştirilerine maruz kalmıştı.
Husted, büyük enerji tüketicilerini enerji kullanımlarının maliyetini daha fazla üstlenmeye zorlayarak veri merkezleriyle ilgili endişeleri gidermeyi amaçlayan bir yasa tasarısı sunmuş ancak bu tasarı Senato'daki Demokratlar tarafından engellenmişti.
Brown, seçim kampanyasında Husted'ın veri merkezleriyle bağlantılarını rakibine yönelik eleştirilerinin merkezine yerleştirdi.
Brown bir sosyal medya paylaşımında, "Senatör Jon Husted, veri merkezlerini Ohio'da kurmalarını sağlamak için büyük teknoloji şirketlerine milyarlarca dolarlık vergi muafiyeti sağladı" dedi.
Şimdiyse faturayı Ohio halkına ödetiyor.
Independent Türkçe
Trump yönetimi Suudi Arabistan'ın Husilere karşı kendini savunma hakkını destekliyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5326343-trump-y%C3%B6netimi-suudi-arabistan%C4%B1n-husilere-kar%C5%9F%C4%B1-kendini-savunma-hakk%C4%B1n%C4%B1-destekliyor
Trump yönetimi Suudi Arabistan'ın Husilere karşı kendini savunma hakkını destekliyor
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Maryland'den İzlanda'ya götürecek uçağa binmeden önce (Reuters)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pazartesi günü yaptığı açıklamada, ABD'nin Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonunun Yemen'deki Husilere karşı attığı adımları anlayışla karşıladığını belirtti. Rubio, Başkan Donald Trump yönetiminin İran yanlısı Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan'la arasındaki ikili güvenlik taahhütlerini yerine getirmeye kararlı olduğunu vurguladı.
Rubio, İzlanda, Yunanistan ve Portekiz'i kapsayan Avrupa turuna çıkmadan önce Washington'da gazetecilerin Yemen'deki meşru hükümetin, Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap koalisyonunun desteğiyle Husilere karşı başlattığı operasyon ve ABD'nin bu girişimlere hava desteği sağlayıp sağlamayacağı yönündeki sorularını yanıtladı.
ABD Dışişleri Bakanı, “Her şeyden önce yardım meselesine ilişkin olarak ABD'nin Suudi Arabistan'la bir savunma ve güvenlik anlaşması var ve biz bu anlaşmaya bağlı kalmaya kararlıyız” dedi. Rubio, askeri operasyonların ayrıntıları hakkında daha fazla bilgi vermekten kaçındı.
Rubio, “Suudi ve Yemen güçleri, BabulMendeb Boğazı yakınındaki bu bölgenin Husilerin kontrolünde olmasını desteklemiyor” dedi. Bölgenin “bir Husi saldırısı sonucunda ele geçirildiğini” belirten Rubio, mevcut operasyonun buna karşı bir tepki olduğunu söyledi. “Bunun olmasını bekliyorduk ve şu anda olan da bu” ifadelerini kullandı.
Rubio, “Açıkça görülüyor ki Suudiler bir Husi saldırısına maruz kaldı ve bunun oluşturduğu tehlikenin farkındalar. Kendilerini savunma hakları var. Aynı şekilde Yemen güçlerinin de Husilerin daha önce ele geçirdiği toprakları geri almaya çalışacağı açık” diye konuştu.
Aynı zamanda Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yapan Rubio, Husilerin Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlar ile Suudi Arabistan'daki diğer sivil hedeflere yönelik devam eden saldırılarına ve bunun oluşturduğu tehdide de dikkat çekti. Rubio, Suudi ve Yemen güçlerinin deniz geçiş güzergahının çevresindeki bölgede Husi kontrolüne karşı çıktığını belirtti.
Rubio'nun açıklamaları, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin pazar günü başkent Sana'yı geri almak ve 2014'ten bu yana kenti kontrol eden Husilerden devlet kurumlarını yeniden ele geçirmek amacıyla “kardeşler ve dostların” desteğiyle askeri operasyon başlatıldığını duyurmasının ardından geldi.
Bunun ardından Yemen ordusuna bağlı birlikler Zubab bölgesini ve BabulMendeb Boğazı boyunca uzanan stratejik noktaları güvence altına aldıklarını açıkladı.
Ulusal Güvenlik Konseyi
Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, geçen cuma Başkan Yardımcısı JD Vance başkanlığında Camp David'de saatler süren bir toplantı gerçekleştirdi. ABD merkezli Axios'un üç Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre toplantıda İran'la savaşta atılacak sonraki adımların yanı sıra Yemen'deki Husilere karşı verilecek yanıt ele alındı.
Rubio'ya pazartesi günü bu toplantı sorulduğunda, “Uzun vadeli stratejik planlama ve benzeri konuları görüşmek üzere sürekli toplantılar yapıyoruz. Bir ekip olarak bir araya gelmemiz olağandışı değil” dedi.
Rubio, bunun Ulusal Güvenlik Konseyi'nin görevlerinden biri olduğunu belirterek “Uzun vadeli planlar hazırlamak üzere farklı tarafları bir araya getirmek. Altı ay, dokuz ay ve çoğu durumda beş veya 10 yıl” ifadelerini kullandı.
Toplantıya katılan diğer isimler arasında Savaş Bakanı Pete Hegseth, Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe, Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ve Hazine Bakanı Scott Bessent yer aldı.
Trump yönetimi Husileri İran tarafından desteklenen bir terör örgütü olarak sınıflandırıyor. Washington, bölgesel ortaklarıyla birlikte “Husi grubunun kapasite ve operasyonlarını ortadan kaldırmak” ve özellikle Kızıldeniz'deki bölgesel ortaklara ve ticari gemilere yönelik saldırıları durdurmak amacıyla grubun kaynaklarını kesmek için çalışıyor.
Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetine bağlı güvenlik güçlerinden bir unsur, Taiz kentindeki kontrol noktasında (AFP)
ABD, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, uluslararası ticaret açısından da tehdit olarak değerlendiriyor. Beyaz Saray, Husi saldırıları ile küresel deniz ticaretindeki aksamalar arasında doğrudan bağlantı kuruyor.
Washington ayrıca İran'ın Husilere verdiği desteği sorunun temel unsurlarından biri olarak görüyor. ABD'nin Birleşmiş Milletler nezdindeki Daimi Temsilci Yardımcısı Tammy Bruce da daha önce yaptığı açıklamada İran'ı Husilere askeri ve füze teknolojisi, insansız hava araçları ve diğer unsurlar konusunda destek sağlamakla suçlamıştı. Bruce, Washington'ın uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetine “İran destekli Husilerin oluşturduğu terör tehdidi karşısında” verdiği desteği teyit etmişti.
İnsani yardımların ulaştırılması da ABD'nin endişe duyduğu konular arasında bulunuyor. Washington, Husilerin Birleşmiş Milletler çalışanları ve insani yardım görevlilerini alıkoymasını birçok kez kınarken, bu kişilerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Samoa Başbakanı, 20 yıl önce “Yaşasın Hitler” dediği için özür diledi!https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5326162-samoa-ba%C5%9Fbakan%C4%B1-20-y%C4%B1l-%C3%B6nce-%E2%80%9Cya%C5%9Fas%C4%B1n-hitler%E2%80%9D-dedi%C4%9Fi-i%C3%A7in-%C3%B6z%C3%BCr-diledi
Samoa Başbakanı, 20 yıl önce “Yaşasın Hitler” dediği için özür diledi!
Samoa Başbakanı La‘auli Leuatea Schmidt (Arşiv)
Samoa Başbakanı, kendisini “Heil Hitler” (Yaşasın Hitler) diye slogan atarken ve Nazi selamı verirken gösteren görüntülerin yayılmasının ardından bugün özür diledi.
La’auli Leuatea Schmidt yaptığı açıklamada, görüntülerin yaklaşık 20 yıl önce düzenlenen bir aile toplantısına ait olduğunu ve hiçbir zaman kamuoyuna yansımalarının amaçlanmadığını belirtti. Schmidt, “Görüntülerde, özel bir aile toplantısı sırasında ‘Heil Hitler’ dediğim ve Nazi Almanyası ile ilişkilendirilen bir hareket yaptığım görülüyor (...) Bu, kamuya açık bir etkinlik değildi” ifadelerini kullandı.
Schmidt, “20 yıl önceki bu toplantının bağlamı veya niyeti ne olursa olsun, söz konusu ifadelerin ve hareketin uygunsuz olduğunu ve insanların incinmesine ve rahatsızlık duymasına yol açabileceğini kabul ediyorum. Bu nedenle bunları kullandığım için özür diliyorum” dedi.
Schmidt daha önce İsrail’e güçlü desteğini dile getirmiş ve yıl sonundan önce Kudüs’te bir büyükelçilik açma sözü vermişti. Schmidt, “Nazizmi, antisemitizmi, ırkçılığı ve her türlü siyasi aşırılığı reddediyorum” ifadelerini kullanmıştı.
Schmidt, 2025 yılında başbakan olarak yemin ederken Yahudi dua şalı (tallit) giymiş, tören salonuna da törensel şofar sesi eşliğinde girmişti. Yerel basına göre o dönemde Schmidt, “İsrail’in, Tanrı’nın topraklarının yanında duruyorum” demişti. Schmidt sözlerini, “Samoa, Tanrı’nın kutsal topraklarının yanında duracak ve onu destekleyecek” şeklinde sürdürmüştü.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Samoa gibi dindarlığın güçlü olduğu Pasifik ülkelerinde, Yahudilerin bir gün İsrail topraklarına geri dönmesinin kaderlerinde olduğunu öngören Eski Ahit kehanetlerine inanılıyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة