İran Savaşı’nın başlangıcından bu yana Suudi Arabistan 60 insansız hava aracını düşürdü… Umman’da iki kişi hayatını kaybetti

Umman kıyıları açıklarında demirleyen Callisto petrol tankeri; Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin aksamasının ardından (Reuters)
Umman kıyıları açıklarında demirleyen Callisto petrol tankeri; Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin aksamasının ardından (Reuters)
TT

İran Savaşı’nın başlangıcından bu yana Suudi Arabistan 60 insansız hava aracını düşürdü… Umman’da iki kişi hayatını kaybetti

Umman kıyıları açıklarında demirleyen Callisto petrol tankeri; Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin aksamasının ardından (Reuters)
Umman kıyıları açıklarında demirleyen Callisto petrol tankeri; Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin aksamasının ardından (Reuters)

Körfez ülkelerinin hava savunma sistemleri, Cuma günü iki haftadır devam eden İran kaynaklı füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı koymayı sürdürdü. Yerleşim bölgeleri, sivil tesisler ve kritik altyapıyı hedef alan saldırılar yaralanmalara, can kayıplarına ve maddi hasara yol açtı.

Körfez ülkeleri, egemenliklerini, güvenliklerini ve istikrarlarını korumak amacıyla güvenliklerini sarsmayı hedef alan her türlü tehdide karşı tam hazırlık ve yüksek teyakkuz halinde olduklarını, bu tehditlere kararlılıkla karşılık vereceklerini vurguladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarının küresel ekonomi ve uluslararası piyasalardaki istikrar üzerindeki olumsuz sonuçları konusunda uyarıda bulundu. Budeyvi, bu saldırıların yalnızca Körfez ülkelerinin güvenliğini tehdit etmekle kalmadığını, aynı zamanda Hürmüz Boğazı’ndaki uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğini de tehlikeye attığını belirtti.

Budeyvi, Cuma günü Ürdün, Mısır, Fas ve Birleşik Krallık ile ayrı ayrı video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen Körfez bakanlar toplantılarının ardından yaptığı açıklamada, ticari gemilerin ve hayati deniz geçiş hatlarının hedef alınmasının uluslararası seyrüsefer özgürlüğüne doğrudan tehdit oluşturduğunu ve bunun küresel ticaret ile enerji güvenliğini ciddi risklerle karşı karşıya bıraktığını ifade etti.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Cuma günü yerel saatle sabah erken saatlerden akşam 20.00’ye kadar toplam 62 insansız hava aracının engellenip imha edildiğini açıkladı.

gb
Cuma günü Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kenti üzerinde yükselen duman (AFP)

Maliki, bunlardan 28’inin ülke hava sahasına girdikten sonra düşürüldüğünü, 20’sinin doğu bölgesinde, 7’sinin doğu ve orta bölgelerde, 3’ünün el-Harc vilayetinde, 3’ünün ise el-Harc ve Rubu’l-Hali bölgesinde imha edildiğini belirtti. Ayrıca bir insansız hava aracının başkent Riyad’daki Diplomatik Mahalle’ye yaklaşmaya çalıştığı sırada düşürüldüğünü kaydetti.

Umman

Ummanlı bir güvenlik kaynağı, Suhar vilayetinde iki insansız hava aracının düştüğünü bildirdi. Bunlardan biri el-Uhvi sanayi bölgesine düşerken iki yabancı uyruklu kişinin hayatını kaybetmesine ve bazı kişilerin yaralanmasına neden oldu. Diğer insansız hava aracının ise açık bir alana düştüğü ve herhangi bir yaralanma yaşanmadığı belirtildi.

rgthy
Dubai Uluslararası Finans Merkezi’ndeki bir binanın, düşürülen bir insansız hava aracının şarapnelleri nedeniyle hasar gördüğü bildirildi (EPA)

Umman Haber Ajansı’na göre kaynak, yetkili kurumların iki olayla ilgili müdahale ve soruşturma çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Yetkili makamlar ayrıca vatandaşların ve ülkede yaşayan yabancıların bilinçli davranarak görüntü ve söylentileri yaymama konusunda gösterdiği iş birliğini takdir etti. Tüm çabaların ülkeyi ve ülkede yaşayanları korumaya yönelik olduğu vurgulandı.

Birleşik Arap Emirlikleri

BAE hava savunma sistemleri Cuma günü İran’dan gelen 7 balistik füze ve 27 insansız hava aracına müdahale etti. Böylece İran saldırılarının başlamasından bu yana toplam 285 balistik füze, 15 seyir füzesi ve 1567 insansız hava aracına karşı müdahale edildi.

Savunma Bakanlığı, saldırılar sonucu BAE, Pakistan, Nepal ve Bangladeş uyruklu 6 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Ayrıca BAE, Mısır, Sudan, Etiyopya, Filipinler, Pakistan, İran, Hindistan, Bangladeş, Sri Lanka, Azerbaycan, Yemen, Uganda, Eritre, Lübnan, Afganistan, Bahreyn, Komor Adaları, Türkiye, Irak, Nepal, Nijerya, Umman, Ürdün, Filistin, Gana, Endonezya ve İsveç uyruklu toplam 141 kişinin hafif ve orta derecede yaralandığı bildirildi.

Bakanlık daha sonra yaptığı açıklamada, İran’dan gelen füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı hava savunma sistemlerinin müdahalesinin sürdüğünü belirtti. Ülkenin farklı bölgelerinde duyulan patlama seslerinin, balistik füzelerin hava savunma sistemleri tarafından ve insansız hava araçlarının ise savaş uçakları tarafından engellenmesi sonucu meydana geldiği kaydedildi.

Bakanlık, ülkenin güvenliğini sarsmayı hedef alan her türlü tehdide karşı tam hazırlık halinde olduklarını ve egemenlik ile ulusal çıkarları korumaya kararlı olduklarını vurguladı.

Dubai Hükümeti Medya Ofisi ise Cuma sabahı emirliğin merkezindeki bir binanın cephesine hava savunma müdahalesi sonucu düşen parçalar nedeniyle küçük çaplı bir olay meydana geldiğini, ancak herhangi bir yaralanma yaşanmadığını açıkladı.

BAE Sivil Havacılık Kurumu da ülkedeki hava trafiğinin kademeli olarak normale döndüğünü duyurarak yolculara havaalanlarına gitmeden önce havayolu şirketlerinden güncel bilgileri kontrol etmeleri çağrısında bulundu.

Kurum, 1–12 Mart tarihleri arasında ülke havaalanlarından 1,4 milyon yolcunun hizmet aldığını ve toplam 7 bin 839 uçuş hareketi gerçekleştiğini açıkladı. Ulusal havayolu şirketlerinin operasyonlarını savaş öncesi seviyelere geri getirme oranının ise yüzde 44,6’ya ulaştığı belirtildi.

Bahreyn

Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, Cuma günü yaptığı açıklamada hava savunma sistemlerinin İran kaynaklı saldırı dalgalarına karşı koymayı sürdürdüğünü bildirdi.

Açıklamada, saldırıların başlamasından bu yana ülkeyi hedef alan 115 füze ve 191 insansız hava aracının engellenip imha edildiği belirtildi.

Genel Komutanlık, balistik füzelerin ve insansız hava araçlarının sivil hedeflere ve özel mülklere karşı kullanılmasını uluslararası insancıl hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık bir ihlali olarak nitelendirdi. Bu saldırıların bölgesel barış ve güvenlik için doğrudan tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Yetkililer, halkı zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmamaya, azami dikkat ve tedbir göstermeye, hasar gören bölgelerden ve şüpheli cisimlerden uzak durmaya çağırdı. Ayrıca askeri operasyonların, düşen parçaların görüntülenmemesi ve söylentilerin yayılmaması gerektiği vurgulandı; bilgilerin yalnızca resmi kaynaklardan alınması istendi.

Kuveyt

Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud el-Atvan, son 24 saat içinde tehdit bölgesi dışında bir düşman balistik füzesinin tespit edildiğini, ancak bunun herhangi bir tehlike oluşturmadığını ve zarar meydana getirmediğini açıkladı. Atvan, ülke hava sahasını korumaya yönelik savunma tedbirleri kapsamında olası hava tehditlerinin izlenmeye devam edildiğini söyledi.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Nasır Busalib ise bazı kişilerin daha önce açıklanan talimatlara aykırı şekilde hava çekimi yapmak için “drone” kullandığının tespit edildiğini belirtti. Busalib, bu tür davranışların güvenlik ve askeri kurumların çalışmalarını olumsuz etkilediğini, sorumlular hakkında yasal işlem yapılacağını ifade etti.

Ayrıca patlayıcı imha ekiplerinin son 24 saat içinde savunma müdahaleleri sonucu düşen parçalarla ilgili 16 ihbarla ilgilendiği, İran saldırılarının başlangıcından bu yana toplam ihbar sayısının 372’ye ulaştığı bildirildi.

Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Dr. Abdullah es-Sened de ülkedeki sağlık durumunun istikrarlı olduğunu ve tüm hastaneler ile sağlık merkezlerinin tam kapasiteyle çalıştığını açıkladı. Sağlık ve idari kadroların ulusal ve insani görevlerini yerine getirmek için yüksek hazırlık seviyesinde bulunduğu kaydedildi.

Sened, “Dün (Perşembe) bir konut binasının hedef alınması sonucu iki yaralanma vakasıyla ilgilendik ve yaralılar Adan Hastanesi’ne sevk edildi” dedi. Ayrıca vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılar için psikolojik destek amacıyla 151 numaralı yardım hattının devreye alındığını belirtti.

Ticaret Bakanlığı ise Kuveyt Havayolları tarafından gıda ürünlerini taşımak üzere düzenlenen ilk uçuşların ülkeye ulaştığını açıkladı. Özel sektörle iş birliği içinde yürütülen bu operasyonun tedarik zincirini hızlandırmayı ve piyasalara ürün akışını güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi. Sevkiyatın taze et, meyve, sebze ve çeşitli gıda ürünlerini içerdiği belirtildi.

Katar

Katar İçişleri Bakanlığı, ülkedeki durumun istikrarlı olduğunu ve tüm sektörlerde hizmetlerin normal şekilde sürdüğünü açıkladı. Bakanlık, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda ilgili kurumların gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürdüğünü belirtti.

Ulusal uyarı sistemi bildirimlerinin yalnızca acil önleyici tedbirlerin gerekli olduğu durumlarda devreye alındığı ifade edilerek, vatandaş ve sakinlerden bu uyarılara uymaları, binalar içinde güvenli alanlarda kalmaları, pencerelerden ve açık alanlardan uzak durmaları istendi.

Bakanlık ayrıca olay yerleri veya müdahale çalışmalarına ait görüntülerin çekilmemesi ve sosyal medyada doğrulanmamış içeriklerin paylaşılmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Öte yandan çevresel izleme göstergelerinin ülkedeki hava kalitesinin yüzde 100 seviyesinde olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. Yetkili kurumların hava veya deniz çevresinde herhangi bir kirlilik göstergesi tespit etmediği bildirildi.

Bakanlık, ülke genelinde bulunan çevresel izleme istasyonlarının 24 saat boyunca çalıştığını ve sağlıklı bir çevrenin korunması için sürekli takip yapıldığını vurguladı. İlgili kurumların çevresel acil durumlara karşı tam hazırlık içinde olduğu ifade edildi.

Katar Turizm Kurumu ise seyahat planları aksayan ziyaretçilere sunulan geçici otel konaklama süresinin 14 Mart’a kadar uzatıldığını açıkladı. Bu uygulamanın, ziyaretçilere seyahat düzenlemelerini yeniden yapmaları için ek süre sağlamak amacıyla hayata geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, 28 Şubat’tan bu yana uçuşları iptal edilen veya ertelenen uygun ziyaretçilere ücretsiz otel konaklaması sağlandığı, bunun aynı oda kategorisinde konaklama ve günde üç öğün yemek hizmetini kapsadığı ifade edildi. Programın Katar Turizm Kurumu ile konaklama sektörü ortakları arasında koordinasyonla yürütüldüğü kaydedildi.



Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, bölgede yaşanan güvenlik ve siyasi gelişmeler nedeniyle BAE vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak’a seyahatini yasakladığını duyurdu.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, söz konusu üç ülkede hâlihazırda bulunan BAE vatandaşlarına en kısa sürede ülkeden ayrılarak Birleşik Arap Emirlikleri’ne dönmeleri çağrısı yapıldı. Bu adımın, devletin yurt dışındaki vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı ihtiyati tedbirler kapsamında olduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı, vatandaşların yayımlanan talimat ve uyarılara uymasının önemine dikkat çekerek, İran, Lübnan ve Irak’ta bulunanların durumlarının takip edilmesi ve ihtiyaç hâlinde gerekli desteğin sağlanabilmesi için bakanlıkla iletişime geçmeleri gerektiğini vurguladı.

Kararın, son dönemde bölgede artan gerilim ve güvenlik gelişmeleri çerçevesinde alındığı, birçok ülkenin de vatandaşlarını korumak ve güvenliklerini sağlamak amacıyla benzer önlemler aldığı ifade edildi.


Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
TT

Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa’dan İran’a sert uyarı: Vatan her şeyin üzerindedir

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa, İran’a ülkesinin ve Körfez ülkelerinin iç işlerine müdahale etmeyi durdurma çağrısında bulunarak, "Vatan her şeyin üzerindedir ve tüm evlatlarının omuzlarında bir emanettir" mesajını verdi.

Dün basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kral Hamed bin İsa, "Zorlukların vatanların üzerine çullandığı ve insanların karakterinin sınandığı anlarda, gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar," dedi. Bahreyn’in güvenliğini, istikrarını ve halkının selametini hedef alan menfur İran saldırganlığının, vicdanını düşmana satanların sahteliğini ifşa ettiğini vurgulayan Kral Hamed, vatanın geçtiği bu sınavın bütün maskeleri düşürdüğünü belirtti.

İhanetin telafisi yoktur

Kral Hamed, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Kahraman silahlı kuvvetlerimiz her türlü kalleş saldırıyı püskürtmek için sınırlarda teyakkuzda beklerken; vicdanını düşmana satmış az sayıda kişi, vatanın egemenliğini hiçe sayanlarla iş birliği içine girmiştir. Bu, ihanetlerin en büyüğü ve halkın vicdanında asla affedilmeyecek bir suçtur.

Yaşananlara karşı duyduğu büyük öfkenin tüm Bahreyn halkının öfkesinin bir yansıması olduğunu ifade eden Kral, "Vatanın kaderinin emanet edildiği kişilerin vatanı sırtından bıçaklaması ve halkın kendisini temsil etmesi için seçtiği isimlerin, kamuoyu tarafından dışlanmış hainlerin yanında durması kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Vatandaşlık bir ahittir

"Kamuoyunun bugün tek yürek olduğunu ve saldırganlarla iş birliği yapanların uzaklaştırılmasını talep ettiğini belirten Hamed bin İsa, "Vatanına ihanet edenler, bu topraklarda yaşama onurunu hak etmiyor. Vatandaşlık sadece bir kâğıt parçası değil, bir ahit ve sözleşmedir. Bu sözleşmeyi bozan, hakkını kendi eliyle kaybetmiştir" şeklinde konuştu.

Bazı milletvekillerinin, vatanın kalkanı olmak yerine hainlerin safında yer almasından duyduğu derin üzüntüyü dile getiren Kral Hamed, "Vatana saldıranların yanında durmayı tercih edenler, gidip onlara katılsınlar. Düşmanlarımıza sadakat gösterenlerin aramızda yeri yoktur" dedi.

Caydırıcı tedbirler ve ordu mesajı

Bütün Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) halklarının; hainler hakkında verilen hapis, vatandaşlıktan çıkarma ve pasaport iptali kararlarını güçlü bir şekilde desteklediğini, hatta daha fazlasını talep ettiğini savunan Kral, bu caydırıcı önlemlerin bir "intikam" değil, sadık vatandaşları korumak için bir "emniyet supabı" olduğunu söyledi. Kral, bu adımların atılmaması durumunda, silahlı kuvvetlerin savunma zarureti gereği askeri kurallar çerçevesinde yönetime el koymak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

Milletvekillerine iki yol: Ya özür ya sürgün

Söz konusu milletvekilleri önünde iki yol olduğunu vurgulayan Kral Hamed bin İsa şunları kaydetti: "Önlerinde üçüncü bir yol yok; ya Bahreyn halkından açıkça özür dileyip güven köprülerini yeniden kuracaklar ya da ihanetleri nedeniyle yargı kararıyla ülkeden sürülenlerin yanına gidecekler. Meclis bir emanettir ve temsil yetkisi, eli vatan ihanetine bulaşmış kişilerin taşıyabileceği bir şeref değildir."

Hürriyet kaos değildir

Ülkenin bugün her zamankinden daha fazla özgür ve sorumlu görüşlere ihtiyaç duyduğunu belirten Kral Hamed, Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Özgürlük kaos demek değildir, değerlere dil uzatmak veya vatana ihanet etmek hiç değildir. Vatan her şeyin üzerindedir ve Bahreyn’in bir karış toprağından dahi vazgeçmeyeceğiz. Herkes vatan sevgisini öğrenmelidir; gerçek vatandaş, vatanını dilinde değil, kalbinde taşıyan ve gerekirse onun için canını feda edendir."


Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)
TT

Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)

Birkaç yıl öncesine kadar hac yolculuğu, başkentlerden birinde küçük bir ofisten başlar ve uzun bir acente ve aracı ağı üzerinden tamamlanırdı. Bugün ise bu yolculuk, merkezi bir sistemde, dünya çapında hac pazarını tamamen yeniden şekillendiren bir platforma indirgenmiş durumda.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’nın öncülük ettiği bu dönüşüm, sektörü çok taraflı açık bir modelden, dijital platformlar ve hassas operasyonel düzenlemelerle yönetilen bir sisteme taşıdı. Bu değişiklik, hac hizmetleri tarihindeki en geniş yeniden yapılandırma operasyonlarından biri olarak kayda geçti.

Bu reformlardan önce, hac organizasyonu büyük ölçüde farklı ülkelerdeki yerel acentelere dayanıyordu. Bu acenteler, Suudi Arabistan içindeki hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyonu sağlarken, bu durum hizmet kalitesinde farklılıklara, fiyat dengesizliklerine ve denetim zorluklarına yol açıyordu.

Ancak, yurt dışı hacı hizmet sağlayıcıları sistemi devreye alındığında, sektör yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, pazarı düzenlemeyi ve lisanslama, işletme ve değerlendirme için net bir çerçeve belirlemeyi amaçlıyor. Bu sayede hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor; bu adımlar, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleyici belgelerle destekleniyor.

2022... Kademeli dönüşümün başlangıcı

2022 yılı, düzenleyici yönetmeliğin uygulanması ve dijital platformların kullanımının artırılmasıyla gerçek bir dönüm noktası oldu. Aynı dönemde, Nusuk platformu üzerinden doğrudan rezervasyon modelinin hayata geçirilmesi, geleneksel acentelerin rolünü azaltarak karar alma merkezini Suudi Arabistan’a taşıdı.

Bu dönüşüm anlık bir değişim değil, aşamalı bir süreçti. Süreç, pazarı yeniden yapılandırma ile başladı ve sonraki yıllarda dijital çözümler üzerine daha fazla odaklanarak lisanslı şirketler modelinin güçlendirilmesine kadar genişledi. Sonraki hac sezonlarında ise daha olgun bir aşamaya geçildi ve bu aşama, hacı adaylarının deneyimlerini iyileştirmeye ve hizmet kalitesini artırmaya odaklandı.

Bu dönüşümün en önemli sonuçlarından biri, pazarda faaliyet gösteren kuruluş sayısının azaltılması oldu. Artık yalnızca belirli lisanslı şirketler faaliyet gösterebiliyor ve bu şirketler, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan operasyonel ve denetimsel standartlara tabi.

Eski Hac ve Umre Komitesi Danışmanı Saad el-Kurşi, bu dönüşümün ‘nitelikli bir sıçrama’ olduğunu belirterek, acente modelinden organize şirketlere geçişin hizmet seviyelerinin artmasında önemli rol oynadığını vurguladı.

El-Kurşi, “Hac ile ilgili tüm hizmetler, konaklama, yönlendirme ve karşılama gibi, öncekine kıyasla çok daha düzenli ve kaliteli hale geldi” dedi.

Hizmeti yeniden tanımlayan bir operasyonel kılavuz

Bu dönüşüm, hizmet kalitesini, kalite standartlarını ve değerlendirme mekanizmalarını net bir şekilde belirleyen ayrıntılı operasyonel kılavuzların yayımlanmasıyla pekiştirildi. Bu sayede, hacı adaylarının deneyimi, genel bir şekilde sunulmak yerine, ölçülebilir ve hesaplanabilir birimlere dönüştürüldü.

Ancak bu dönüşüm, bazı zorluklardan muaf değildi. Bunların başında, yeni modeller doğrultusunda çalışacak insan kaynağının eğitilmesi yer alıyordu.

El-Kurşi, bu zorlukların ‘büyük ölçüde aşıldığını’ belirterek, çalışanların hazırlık seviyesinin arttığını ve işletme verimliliğinin iyileştiğini vurguladı. El-Kurşi, mevcut sistemin ‘bugün daha yüksek bir verimlilikle ve daha iyi bir organizasyonla çalıştığını’ ifade etti.

Artan talep... Düzenleyici sınırlar

Artan talebe rağmen, hacı sayıları belirli düzenleyici çerçevelere tabi ve bu da sayılara bir sınırlama getiriyor.

El-Kurşi, “Her ülkeye tahsis edilen kontenjanların sınırlı olması, sayılarda bir üst sınır oluşturuyor, ancak organize şirketlere olan talep artıyor” diyerek, sektörün gelecekteki kapasite artışıyla daha fazla genişleme yaşayacağı öngörüsünde bulundu.

Ayrıca, düzenleme sayesinde fiyatlar daha kontrollü hale geldi. Önceden acentelerin inisiyatifine bırakılan fiyatlandırmalar, bu düzenlemelerle farklılıkları azaltarak maliyetlerde daha yüksek bir şeffaflık sağladı.

Temsilciden platforma

Dijital dönüşüm, bu sistemin temel direğini oluşturdu; çünkü sözleşme süreçleri ve hizmet seçimi artık Nusuk gibi dijital platformlarla bağlantılı hale geldi.

Bu dönüşüm sadece zaman ve çabayı kısaltmakla kalmadı, aynı zamanda pazardaki rollerin yeniden dağıtılmasını sağladı. Böylece hac yolculuğunun yönetimi daha merkezi ve düzenli hale geldi.

Sarah şirketi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Komitesi Üyesi Mühendis İmad Sami Kari, bu dönüşümün geleneksel işletme modellerinden entegre bir dijital sisteme geçişi kapsadığını belirtti.

Kari, bu dönüşümün ‘havayolu şirketleri, Hac ve Umre Bakanlığı, Nusuk platformu ve hizmet sağlayıcı şirketler arasındaki elektronik bağlantıya dayandığını’ ve bunun hac yolculuğu yönetiminin verimliliğini artırdığını vurguladı.

Ayrıca, ‘QR kodu’ gibi teknolojilerin ve Nusuk kartlarının kullanımının, hacı adaylarının deneyimine doğrudan olumlu etkiler sağladığını, özellikle kaygıları azalttığını ve işlemleri hızlandırdığını ifade etti.

Kari, artık sadece kalabalıkların yönetimi değil, aynı zamanda entegre bir deneyim sunmaya odaklanıldığını belirterek, ‘Bagajsız Hac’ gibi yeni girişimlere dikkat çekti. Bu girişim, hacı adaylarının hareketliliğini kolaylaştırmayı ve yolculuklarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Son yıllarda hac sektöründe yaşananlar, yalnızca şirket sayısının azaltılmasından ibaret olmayıp, tamamen küresel bir pazarın yeniden şekillendirilmesine kadar uzanıyor.

Bugün hac, geleneksel ağlara dayalı bir yapıdan ziyade, yönetimsel düzenlemelerle ve teknolojiyle desteklenen bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, dünyanın en büyük insan topluluklarından birinin daha verimli yönetilmesine yönelik daha geniş bir yaklaşımın yansıması olarak görülüyor.