Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatma arzusu

Abartılı karşılaştırmaları bir kenara bırakın! Ne Ortadoğu'daki savaş ne de Rusya'nın Ukrayna’yı işgali, küresel bir felakete sürükledi

Fransa'nın 1971 yılında Pasifik'teki Mururoa Adası'nda gerçekleştirdiği nükleer deneme sırasında meydana gelen nükleer patlama (AFP)
Fransa'nın 1971 yılında Pasifik'teki Mururoa Adası'nda gerçekleştirdiği nükleer deneme sırasında meydana gelen nükleer patlama (AFP)
TT

Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatma arzusu

Fransa'nın 1971 yılında Pasifik'teki Mururoa Adası'nda gerçekleştirdiği nükleer deneme sırasında meydana gelen nükleer patlama (AFP)
Fransa'nın 1971 yılında Pasifik'teki Mururoa Adası'nda gerçekleştirdiği nükleer deneme sırasında meydana gelen nükleer patlama (AFP)

Jo Inge Bekkevold

‘Üçüncü Dünya Savaşı’ ifadesini hafife alarak kullanmamak gerekse de bu savaşın yakında patlak vereceğine dair kesin yargılar, siyasi yorumcuların tartışmalarında artık yerleşik bir klişe haline geldi. Bugün Ortadoğu’da devam eden savaş da bu kalıbın dışındaki bir istisna değil. İngiliz basını, ABD uçaklarının İran'ı bombalamak için İngiltere’nin hava üslerini kullanmasına izin verilmesi halinde, ülkesinin nasıl bir Üçüncü Dünya Savaşı'na sürüklenebileceğini tartışmakla meşgul. John Mearsheimer, Tucker Carlson ve Elon Musk 2022 ve 2023 yıllarında, Ukrayna'ya Rusya'ya karşı savaşında yardım etmenin küresel bir yangını tetikleyebileceği konusunda uyardı. Politico Dergisi’nin internet sitesi üzerinden yaptığı son ankete göre İngiltere, Kanada, Fransa ve ABD'den ankete katılanların çoğu, önümüzdeki beş yıl içinde üçüncü bir dünya savaşının çıkma olasılığının çıkmama olasılığından daha yüksek olduğunu düşünüyor.

Günümüz dünya siyasetini kasıp kavuran kaosları anlayabilmek için, farklı savaş türlerini birbirinden ayırt edebilmeliyiz. Bu mesele, kelime oyunları ya da salt akademik bir incelemeden ziyade sağduyulu siyasi kararlar alabilmek ve zihinsel dengemizi bir ölçüde koruyabilmek için gerekli bir koşuldur.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı, ilgili ülkeler için yıkıcı sonuçlar doğuran tehlikeli çatışmalar olsa da özünde bölgesel savaşlar olmaya devam ediyor. İran komşularına saldırmaya kalkışsa bile, bu komşular savaşa katılsın ya da katılmasın, bu gerçek değişmez. Çünkü dünya savaşı, büyük güçlerin politikaları, istikrar, ekonomik büyüme ve uluslararası sistemin yapısı üzerinde, bölgesel savaşların, sınırlı savaşların veya diğer melez ve eşitsiz savaş biçimlerinin bıraktıklarından çok daha derin izler bırakır.

frgt
Almanların Mayıs 1940'ta Sedan'a saldırmasından önce cepheden dönen Fransız askerleri, 1939-1940 kışı (AFP)

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre Ortadoğu'da başlayan bir savaşın, bölgenin sınırlarını aşan derin etkileri olabileceği doğru olsa da bu çatışmaya veya başka herhangi bir çatışmaya ‘dünya savaşı’ tanımı yakıştırmak için, bir savaşı dünya savaşı olarak sınıflandırmak üzere dört kriterin karşılanması gerekir.

Günümüz dünya siyasetini sarsan kaosları anlayabilmek için, farklı savaş türlerini birbirinden ayırt edebilmeliyiz.

Bu kriterler;

Birincisi, bir dünya savaşının uluslararası sistemdeki tüm büyük güçleri, ya da bunların çoğunu, birbirleriyle doğrudan karşı karşıya getirmesi.

İkincisi, buna bağlı askeri operasyonların küresel ölçekte olması, ya da en azından iki veya daha fazla kıtada gerçekleşmesi.

Üçüncüsü, sınırlı bir savaş değil, kapsamlı bir savaş olması, yani büyük güçlerin bu savaşı yürütmek için askeri kapasitelerinin ve diğer hayati kaynaklarının büyük bir kısmını seferber etmeleri.

Dördüncüsü, sonuçlarının uluslararası sistem üzerinde yapısal etkileri olması, yani büyük devletler arasındaki güç dengesindeki açık bir değişime yol açması.

scde
İngiltere Başbakanı Winston Churchill, İkinci Dünya Savaşı sırasında Ren Nehri'ni geçtikten sonra, nehrin doğu yakasında Mareşal Bernard Montgomery ile birlikte yürürken, 25 Mart 1945 (AFP)

İkinci Dünya Savaşı, yukarıdaki bu dört kriteri karşılıyordu. O dönemin tüm büyük güçleri savaşa katılmış, savaş tüm yerleşik kıtalara yayılmış, kapsamlı bir savaş olmuş ve büyük yapısal etkiler bırakmıştı. Savaş, ABD ve Sovyetler Birliği'ni en büyük iki güç konumuna yükseltti. Buna karşın Avrupalı eski büyük güçleri konumlarını ve sömürgelerini kademeli olarak kaybetmeye başladı. Savaş ayrıca, dünya düzenini düzenlemek için tamamen yeni bir formatta Birleşmiş Milletler (BM) ve ‘Bretton Woods’ kurumlarının (Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu/IMF) kurulmasının önünü açtı.

İkinci Dünya Savaşı, ABD ile Sovyetler Birliği'ni iki süper güç konumuna yükselten kapsamlı bir savaştı.

Birinci Dünya Savaşı ise özünde Avrupa’da patlak vermişti. Ancak kısa sürede Osmanlı İmparatorluğu ve ABD de dahil olmak üzere o dönemin tüm büyük güçlerini içine çekti. Bu savaş, Afrika, Asya ve Pasifik’te birçok cepheye yayılan ve Avrupa sömürgeci güçlerinin topraklarını da kapsayan, küresel ölçekte bir savaştı. Savaşın doğrudan çatışmalarına ve diğer destek faaliyetlerine, sömürgelerin vatandaşları olan iki milyondan fazla Afrikalı ve bir milyon Hint katıldı. Müttefikler, 1914'te Alman İmparatorluğu'na savaş ilan eden Japonya ile birlikte, Güneybatı Afrika'dan Çin'e, oradan da Yeni Gine ve Marshall Adaları'na kadar uzanan Alman kolonileri üzerinde hakimiyet kurdu. Birinci Dünya Savaşı, şüphesiz kapsamlı bir savaştı.  Ayrıca, başta Rus, Alman, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorluklarının dağılması olmak üzere, derin yapısal etkiler bıraktı.

Tarihte, hakiki anlamda ‘dünya savaşı’ olarak nitelendirilebilecek başka savaşlara pek rastlanmaz. Bu sıfatla anılan savaşlardan biri, 1756 ile 1763 yılları arasında yaşanan Yedi Yıl Savaşları’ydı. Dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill ve diğerleri bu savaşı ilk gerçek dünya savaşı olarak değerlendirdi. İngiltere, Fransa, Prusya ve diğer büyük Avrupa güçlerinin savaşlarını esas olarak Avrupa sahnesinde yürütmüş olmaları doğru olmakla birlikte, savaş Kuzey Amerika'ya da sıçradı ve burada savaş, Fransız-Kızılderili Savaşı olarak biliniyordu. Savaş aynı zamanda Güney Asya ve diğer bölgelere de yayıldı. Bu savaş, İngiltere'nin bir dünya gücü olarak konumunu güçlendirmesine de katkıda bulundu.

Diğer gözlemciler ise 1688-1697 yılları arasındaki Dokuz Yıl Savaşı, 1701-1714 yılları arasındaki İspanya Veraset Savaşı, 1792-1802 yılları arasındaki Fransız Devrim Savaşları ve 1803-1815 yılları arasındaki Napolyon Savaşları gibi Avrupa’da patlak veren diğer büyük savaşların da dünya savaşları kategorisine dahil edilebileceğini düşünüyor. Zira bu savaşların yankıları, ana tarafların kolonilerine kadar uzanmıştı. Bazıları bu listeye, 13. yüzyılda Moğolların Avrasya kıtasının büyük bir bölümünü işgal etmesini de ekliyor. Ancak buna rağmen, bu genişletilmiş liste bile yetersiz kalıyor.

drgt
Kore Savaşı sırasında, ABD Ordusu'nun 2. Piyade Tümeni'ne ait bir tank konvoyu, Hwang Jang Nehri üzerindeki hasarlı bir köprüyü geçerken 17 Ekim 1950 (AFP)

Soğuk Savaş ise küresel bir boyuta sahipti ve ABD ile Sovyetler Birliği rekabeti nedeniyle bazı bölgesel savaşların ve vekalet savaşının patlak vermesine sahne oldu. Ancak iki süper güç hiçbir zaman doğrudan askeri bir çatışmaya girmedi. Bu durumdan dolayı bu isimle anıldı. Aynı durum, Washington liderliğindeki ‘Terörle Mücadele’ için de geçerli. Bu savaşın kapsamı dünya çapında genişletildi. Fakat bu büyük güçler arasındaki bir çatışma değil, güç dengelerinin ciddi şekilde bozulduğu bir savaştı.

Tarihte, dünya savaşı olarak nitelendirilmeye hak kazanan başka savaşlara pek rastlanmaz.

Peki ya bugün siyasi tartışmalarda gündeme gelen ve ‘dünya savaşı’ olarak nitelendirilmeye aday olan çatışmalar ne olacak? Ukrayna’nın Rusya’ya karşı topyekûn bir savaş yürüttüğüne şüphe yok. Zira bu savaşta, Ukrayna devletinin bekası kadar önemli bir mesele söz konusu. Aynı şekilde bu savaşın Avrupa'nın güvenliği, ABD'nin stratejisi ve uluslararası ekonomi üzerinde büyük etkileri olacaktır. Kuzey Kore, Rusya'nın yanında savaşmak üzere askerler gönderdi. Bunun yanında savaşın sonucu, bu yarı bağımlı müttefiki aracılığıyla Çin'in Avrupa'daki nüfuzunun boyutunu da etkileyecektir. Ancak tüm bunlar, bu savaşı bir dünya savaşı yapmaz. Askeri operasyonlar hâlen Ukrayna ve Rusya ile sınırlı ve mevcut uluslararası sistemin en önemli iki gücü olan ABD ile Çin arasında doğrudan bir askeri çatışma yok. Dolayısıyla, Rusya-Ukrayna savaşının sonuçları, uluslararası sistem düzeyinde yapısal etkilere yol açmaz.

Bu sebeple Rusya-Ukrayna savaşı bölgesel bir savaş olarak kalıyor ve bu açıdan 1950-1953 yılları arasındaki Kore Savaşı’na benziyor. Ancak o dönemin süper güçlerinden biri olan ABD, Kore Savaşı’nda doğrudan ve başlıca bir taraf olarak yer almıştı. ABD ordusunun Çin Halk Kurtuluş Ordusu ile doğrudan çatışmaya girmesine rağmen, o savaş uluslararası düzende yapısal bir etki bırakmamıştı.

Bugün İran ve Ortadoğu'da devam eden savaş ise ABD’nin bu çatışmaya ne kadar dahil olursa olsun, enerji fiyatları üzerindeki dramatik etkileri, uluslararası hava trafiğinde neden olduğu aksaklıklar ve İran'ın füzeleri ve insansız hava araçlarının birçok ülkeye verdiği zararlar ne olursa olsun, yine de bölgesel bir savaş. İran'ın komşularına karşı insansız hava araçlarını tırmandırıcı bir şekilde kullanması, yeni bir krizin çatışma bölgesinin çevresindeki diğer ülkeleri ne kadar kolay bir şekilde içine çekebileceğini ortaya koyuyor.

fgty
ABD ve İsrail tarafından İran'ın başkenti Tahran'a düzenlenen saldırılar sırasında isabet alan bir petrol depolama tesisinden yükselen alevler ve duman, 7 Mart 2026 (AP)

Bununla birlikte, bu çatışma bölgesel bir kriz olarak kalmaya devam ediyor. Moskova’nın Tahran’a ABD’nin askeri hedefleri hakkında istihbarat sağladığına ve Rusya’nın İran’ın Şahid model insansız hava araçlarını (İHA) Ukrayna’ya saldırmak için kullandığına dair haberlere rağmen, bu çatışmanın Rusya’nın Ukrayna’daki savaşıyla bağlantısı bulunmuyor. Aynı şekilde, İran ile yakın bağları, bölgeden ham petrol ithalatı ve Ortadoğu'daki aktif diplomatik varlığı olmasına rağmen, Çin bu savaşta belirleyici bir unsur değil.

Ortadoğu'daki çatışma bölgesel bir savaş olarak devam ediyor ve Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırısı 1950'deki Kore Savaşı'nı andırıyor.

Günümüzde Çin ile ABD arasında olduğu gibi, ya da Soğuk Savaş döneminde ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki rekabette olduğu gibi, iki kutuplu uluslararası yapılar, üç veya daha fazla büyük gücü barındıran çok kutuplu sistemlere kıyasla daha fazla istikrara ve çatışmaya sürüklenme olasılığının azalmasına eğilimli. Bunun yanında nükleer silahlar da büyük güçler arasında geniş çaplı bir savaşın patlak verme olasılığını da azalttı.

Günümüzde, iki süper gücün içine çekilebileceği bir savaşın en olası senaryosu, Pekin’in Tayvan’ı kontrol altına alma çabası çerçevesinde ABD ile Çin arasında yaşanacak bir çatışma olarak görülüyor. Bununla birlikte, Pekin ve Washington'daki tarafların bu tür çatışma risklerini nasıl yöneteceklerine bağlı olarak, bu iki büyük güç arasındaki çatışmanın sınırlı bir savaş olarak kalma ihtimali de bulunuyor. Eğer çatışma nükleer eşiğin altında kalırsa ve Batı Pasifik'te yoğunlaşırsa, bu durum devam edebilir. Ancak sınırlı nükleer savaş kavramı konusunda tartışmalar halen sürüyor.

Ancak Çin ve ABD’nin Tayvan konusunda sınırlı bir savaşa girme olasılığını düşünmesi bile, dikey ve yatay tırmanma olasılıkları göz önüne alındığında, başlı başına daha büyük bir çatışmaya sürüklenme tehlikesini barındırıyor. Avrupalı taraflar kendilerini bir ABD-Çin çatışmasının içine çekilmiş bulabilirler ve Rusya, Asya'daki bir savaşı, Avrupa'daki Avrupa ve ABD tutumlarının ne kadar sağlam olduğunu test etmek için kullanabilir.

gth
ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford, İran'a yönelik saldırıları desteklemek üzere hava operasyonları yürütüyor, 9 Mart 2026 (Reuters)

Modern toplumlar arasındaki ekonomik ve teknolojik iç içe geçmişlik göz önüne alındığında, Batı Pasifik'te sınırlı bir savaş ya da Avrupa ya da Ortadoğu'da başka herhangi bir bölgesel savaş bile, çatışmanın coğrafi merkezinden uzak bölgelerdeki ülkeler, ekonomiler ve vatandaşlar üzerinde muazzam etkiler bırakacağı kesin. Yeni bir dünya savaşının sonuçları ise hayal gücünün sınırlarını aşıyor.

Çin ve ABD'nin Tayvan konusunda sınırlı bir savaşa girme olasılığının düşüncesi bile, daha büyük bir çatışmaya sürüklenme tehlikesini barındırıyor.

Her ne şekilde olursa olsun, savaştan kaçınmak her zaman en iyisidir; özellikle de daha büyük bir çatışmaya sürüklenmekten kaçınmak gerekir. Ancak siyasi seçenekleri daha iyi değerlendirebilmek ve giderek daha çalkantılı hale gelen bir dünyada bir parça da olsa dengemizi koruyabilmek için, söylem ve konuşmalarımızda gerginliği tırmandırmaktan da kaçınmalıyız.



Trump, gümrük vergilerini yeniden uygulama konusunda "mutlak hakkı" olduğunu iddia ediyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)
TT

Trump, gümrük vergilerini yeniden uygulama konusunda "mutlak hakkı" olduğunu iddia ediyor

ABD Başkanı Donald Trump (AP)
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Yüksek Mahkeme'nin yürürlüğe koyduğu gümrük vergilerini iptal etmesinin ardından, bu vergileri yeniden uygulama konusunda "mutlak hakkı" olduğunu iddia etti.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, "Gümrük vergilerini başka bir şekilde uygulama konusunda mutlak hakkım var ve bunu yapmaya başladım" diye yazdı. Yüksek Mahkeme kararının hemen ardından Trump, farklı bir yasa kapsamında yüzde 10 oranında yeni gümrük vergileri uygulamaya koymuştu.t

Trump, dün akşam Truth Social’de yaptığı bir başka paylaşımda, Federal Rezerv Başkanı Jerome Powell'a, Fed'in genel merkezindeki tadilatlarla ilgili maliyetlere ilişkin soruşturmanın devamı olarak çıkarılan celpleri durdurduğu için Federal Yargıç James Boasberg'i eleştirdi.

Trump, "Boasberg'in 'çok geç' Powell davasında ve diğer birçok davada yaptığı şeyin hukukla hiçbir ilgisi yok ve siyasi amaçlıdır" dedi.

Trump, merkez bankasının gösterge faiz oranının belirlenmesiyle ilgili politikaları nedeniyle Powell'ı defalarca eleştirdi ve hakaret etti.

Düşük faiz oranlarını açıkça tercih ettiğini ifade etti, Powell'ı eleştirdi ve ipotek dolandırıcılığı iddiaları nedeniyle Federal Rezerv Başkanı Lisa Cook'u görevden almaya çalıştı.

Ocak ayında, Yüksek Mahkeme, Trump'ın Cook'u görevden alma girişimleri konusunda tereddütlü göründü ve yargıçların çoğunluğu, yönetimin onu görevden almak için yeterli gerekçe gösterdiğinden şüphe duyduğunu ifade etti.

Trump paylaşımında, "Bu güçsüz ve utanç verici mahkeme, büyük kurucularımızın amaçladığı şey değil," diye yazdı. "Ülkemize zarar veriyorlar ve vermeye devam edecekler."

"Başkan olarak yapabileceğim tek şey, onların kötü davranışlarını ifşa etmek! Yüksek Mahkeme hakkındaki bu açıklamam gelecekte bana sadece sorun çıkaracak, ancak gerçeği söylemenin görevim olduğunu düşünüyorum."


Saldırıların şiddetlenmesiyle diplomasi kapısı kapalı kalmaya devam ediyor

Acil durum hizmetinden iki personel, dün Tel Aviv'de İran'ın balistik füzesinin düşürülmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)
Acil durum hizmetinden iki personel, dün Tel Aviv'de İran'ın balistik füzesinin düşürülmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)
TT

Saldırıların şiddetlenmesiyle diplomasi kapısı kapalı kalmaya devam ediyor

Acil durum hizmetinden iki personel, dün Tel Aviv'de İran'ın balistik füzesinin düşürülmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)
Acil durum hizmetinden iki personel, dün Tel Aviv'de İran'ın balistik füzesinin düşürülmesi sonucu yanan araçları inceliyor (EPA)

Dün ABD ve İsrail’in saldırılarının şiddetlenmesi ve İran’ın ağır füze saldırısıyla birlikte diplomasi kapısı kapalı kalmaya devam ederken ABD Başkanı Donald Trump askeri operasyonları sürdürme tehditlerini artırarak İran’ın Hark Adası’nı bir kez daha bombalamakla tehdit etti.

Şu an İran'la bir anlaşma yapmaya hazır olmadığını vurgulayan Trump, Tahran'ın ‘bir anlaşmaya varmayı istediğini’ ancak ‘koşullar henüz yeterince iyi olmadığı’ için bunu kabul etmeyeceğini söyledi. Yapılacak herhangi bir anlaşmanın ‘çok güçlü’ olması gerektiğinin altını çizen Trump, ayrıca, İran'ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası'nı yeniden hedef alacağı tehdidini yineledi. Hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayan Trump, birçok ülkeyi deniz trafiğini korumak ve petrol akışının devamını sağlamak için savaş gemileri göndermeye çağırdı.

Öte yandan ABD Enerji Bakanı Chris Wright, savaşın birkaç hafta içinde sona ereceğini öngörürken, ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Trump’ın İran’ın enerji altyapısını hedef almak da dahil olmak üzere ‘hiçbir seçeneği göz ardı etmeyeceğini’ vurguladı.

Diğer taraftan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran'ın ‘hiçbir zaman ateşkes talep etmediğini, hatta müzakere bile talep etmediğini’ ve İran'ın ‘ne kadar sürerse sürsün kendini savunmaya hazır olduğunu’ söyledi. Arakçi, ülkesinin enerji tesislerini hedef alan herhangi bir saldırıya karşılık vereceğini de sözlerine ekledi.

Sahada ise İsrail ordusu İran'ın askeri altyapısını vurmaya devam ettiğini açıkladı. Buna karşın İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), aralarında ‘Secil’in de bulunduğu ağır füzelerle İsrail'deki hedefleri vurduğunu duyurdu. DMO'nun önceki günlere kıyasla daha fazla füze ile saldırması dikkati çekti. İran Genelkurmay Başkanlığı Operasyonlar Komutanı Ali Abdullah, “Düşmanın teslim olmaktan başka seçeneği yok” açıklamasında bulundu. Abdullah, İran güçlerinin ‘inisiatifi elinde tuttuğunu’ kaydetti.

DMO, Netanyahu'yu takip edip ortadan kaldıracağına söz verirken, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, ‘11 Eylül saldırılarına benzer’ bir olayın düzenlenip sorumluluğunun İran'ın üzerine atılması ihtimaline karşı uyardı.


Starmer, Trump ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gerekliliğini görüştü

İngiltere Başbakanı Keir Starmer (DPA)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer (DPA)
TT

Starmer, Trump ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gerekliliğini görüştü

İngiltere Başbakanı Keir Starmer (DPA)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer (DPA)

İngiltere Başbakanlık Ofisi sözcüsü dün yaptığı açıklamada, Başbakan Keir Starmer'ın ABD Başkanı Donald Trump ile küresel denizcilikteki aksaklıkları sona erdirmek için Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması gerekliliğini görüştüğünü söyledi.

Sözcü ayrıca Starmer'ın Kanadalı mevkidaşı Mark Carney ile de görüştüğünü ve iki liderin boğazın sürekli kapalı kalmasının uluslararası denizcilik üzerindeki etkisini ele aldığını ifade etti.

Sözcü, Starmer ve Carney'nin bugün yapacakları görüşmelerinde, Ortadoğu çatışması konusuna devam etme konusunda anlaştıklarını da belirtti.