İsrail savaşları kazanıyor ama barışı kaybediyor

İstihbarat ve askeri üstünlük tek başına ülkeleri Tel Aviv'e yaklaştırmaya yeterli mi?

 İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde açık bir alanda, İran'dan fırlatılan ve İsrail hava savunma sistemi tarafından engellenen bir füzenin yanında duran İsrail askeri, 19 Mart 2026 Perşembe
İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde açık bir alanda, İran'dan fırlatılan ve İsrail hava savunma sistemi tarafından engellenen bir füzenin yanında duran İsrail askeri, 19 Mart 2026 Perşembe
TT

İsrail savaşları kazanıyor ama barışı kaybediyor

 İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde açık bir alanda, İran'dan fırlatılan ve İsrail hava savunma sistemi tarafından engellenen bir füzenin yanında duran İsrail askeri, 19 Mart 2026 Perşembe
İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri'nde açık bir alanda, İran'dan fırlatılan ve İsrail hava savunma sistemi tarafından engellenen bir füzenin yanında duran İsrail askeri, 19 Mart 2026 Perşembe

Elizabeth Tsurkov

İsrail'in Ortadoğu ve ötesindeki muhalifleri ve destekçileri, İsrail'in ulusal güvenlik politikasını yönlendiren büyük bir stratejiye sahip olduğu gibi yanıltıcı bir algıyı paylaşıyor. Düşmanlarının gözünde Kudüs, ideolojik bakış açısına bağlı olarak niteliği değişen uğursuz bir plan izliyor. Buna karşılık İsrail hükümeti ve destekçileri, İsrail'in İran eksenini çökertmeyi ve İbrahim Anlaşmaları'nın kapsamını genişletmeyi amaçlayan tutarlı bir politika izlediği fikrini savunuyor.

Ancak gerçek tablo oldukça farklı. İsrail'in askeri ve istihbarat operasyonlarına genellikle hassasiyet ve titiz planlama damga vursa da İsrail, kapsamlı bir siyasi strateji oluşturmakta defalarca başarısız oldu. Bu nedenle, savaş alanındaki üstünlüğünü kalıcı stratejik etkiye sahip siyasi kazanımlara dönüştüremedi.

Bu başarısızlık, 7 Ekim 2023'te açıkça ortaya çıktı. İsrail, Gazze, Lübnan ve İran'daki askeri üstünlüğüne ve Esed rejiminin devrilişini hızlandırmaya katkısına rağmen, bunu stratejik kazanımlara dönüştüremedi. İran ve Lübnan'da sürdürdüğü savaşlar ve Hamas'ın hâlâ yüzde 47'sinden fazlasını kontrol ettiği Gazze Şeridi'ndeki durgunluk da bunu teyit ediyor. Suriye'de de İsrail, taktik kazanımlara öncelik vermeye devam ediyor; İran'ın vekillerine karşı iş birliğine kapı açacak ve aynı zamanda yeni Suriye makamları ile normalleşmenin önünü açacak bir güvenlik anlaşmasına varmaya çalışmak yerine, Kuneytra ve Hermon Dağı'ndaki yeni işgal edilen bölgeler üzerindeki kontrolünü sürdürmeye devam ediyor.

Zayıf bir sivil varlığın veya sivil kurumların neredeyse tamamen yokluğunun ortasında, İsrail ordusunun Planlama Müdürlüğü, önceki çatışmalarda olduğu gibi, son iki yıldır  savaşların gidişatını şekillendirmeye devam ediyor

İsrail'in net bir strateji oluşturamaması, 7 Ekim 2023 şokunun ve ortaya çıkardığı kaos ve karışıklığın bir sonucu değil, devletin kuruluşundan beri süregelen uzun süreli bir kusurun sonucudur. Bu kusur, İsrailli araştırmacılar ve gazeteciler tarafından dile getirilmiş, İsrail Devlet Denetçisi'nin birbirini takip eden raporlarında belgelenmiş ve 2006 Lübnan Savaşı'nın ardından İsrail hükümeti tarafından kurulan resmi araştırma komitesi Winograd Komisyonu tarafından da vurgulanmıştır.

 İsrail güvenlik güçleri, Ramazan Bayramı sabahında namaz kılmak için Kudüs'ün Eski Şehir surlarının dışında toplanan Müslümanların etrafında nöbet tutuyor, 20 Mart 2026 (AFP)İsrail güvenlik güçleri, Ramazan Bayramı sabahında namaz kılmak için Kudüs'ün Eski Şehir surlarının dışında toplanan Müslümanların etrafında nöbet tutuyor, 20 Mart 2026 (AFP)

Bu tekrarlanan başarısızlıklar, başta İsrail ordusunun ulusal güvenlik politikasının formüle edilmesi ve planlanmasındaki hakimiyeti olmak üzere, köklü yapısal nedenlerden kaynaklanıyor. İsrail'in son derece düşmanca bir ortamda var olma geçmişi göz önüne alındığında, güvenlik teşkilatı geleneksel olarak bu politikayı uygulama ve şekillendirme görevini üstlenirken, sivil kurumların, özellikle Dışişleri Bakanlığı'nın rolü sınırlı ve ikincil önemde olmayı sürdürdü. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), devlet içindeki en etkili ve en iyi kaynaklara sahip kurum olmaya devam etmekte olup, geniş istihbarat teşkilatına ve özel bir planlama müdürlüğüne sahip. Ancak bu müdürlük, diplomatik ve sivil stratejilerin geliştirilmesine değil, askeri operasyonların hazırlanmasına odaklanıyor. 1999 yılında kurulan İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi, politikaların planlamasından sorumlu merkezi organ olmayı amaçlıyordu, ancak ordunun hakimiyeti, sınırlı kaynakları ve İsrail başbakanlarının siyasi mülahazaları nedeniyle bu rolü yerine getiremedi. Bu nedenle, zayıf bir sivil varlığın veya sivil kurumların neredeyse tamamen yokluğunun ortasında, ordunun Planlama Müdürlüğü, önceki çatışmalarda olduğu gibi, son iki yıldır İsrail'in savaşlarını şekillendirmeye devam etti.

İtamar Ben-Gvir'in önde gelen bir figürü olduğu sertlik yanlısı popülist sağın yükselişi, hükümete son derece yetersiz niteliklere sahip ve katı ideolojik düşüncelerle hareket eden kişilerin dahil edilmesine neden oldu

Bakanlar kurulu aracılığıyla stratejik yönlendirme sunması gereken askeri planlamaya yönelik sivil denetim de yapısal bir kusurdan muzdarip. İsrail'in parlamenter sisteminde, kabine teknokratlardan değil, politikacılardan oluşur. Bu politikacılar, genellikle bakanlık performanslarıyla, hatta tutarlı bir ulusal güvenlik politikası formüle etme yetenekleriyle ilgisi olmayan, kendi seçim bölgelerindeki popülaritelerine göre yeniden seçilirler. Ayrıca, birçok bakanın ulusal güvenlik konularında derinlemesine bilgi sahibi olmaması ve Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü tarafından sunulan materyalleri incelemeye yeterli zaman ayırmaması bu durumu daha da kötüleştiriyor. Sonuç olarak, kararları sağlam stratejik değerlendirmeden ziyade ideolojik görüşleri ve siyasi hesaplamalarıyla şekilleniyor.

İsrail'in kuzeyinde, Hizbullah ile İsrail arasında tırmanan gerilim sırasında, Lübnan sınırının İsrail tarafında zırhlı personel taşıyıcı ve kendinden tahrikli topçu birliği görülüyor, 20 Mart 2026 (Reuters)İsrail'in kuzeyinde, Hizbullah ile İsrail arasında tırmanan gerilim sırasında, Lübnan sınırının İsrail tarafında zırhlı personel taşıyıcı ve kendinden tahrikli topçu birliği görülüyor, 20 Mart 2026 (Reuters)

Bu yapısal kusur, İsrail sağ kanadındaki aşırıcılığın yükselişiyle daha da kötüleşiyor. İtamar Ben-Gvir'in önde gelen bir figürü olduğu sertlik yanlısı popülist sağın yükselişi ve diğer aşırı sağ partilerden bakanların katılımı, hükümete son derece yetersiz niteliklere sahip ve katı ideolojik düşüncelerle hareket eden kişilerin dahil edilmesine neden oldu. Netanyahu'nun iktidarda kalmaya yönelik kişisel çabası, İsrail kabinesinin kalitesini daha da düşürdü. Yıllardır Netanyahu, Yoav Gallant, Moshe Kahlon ve Moshe Ya'alon gibi kendisini sorgulayabilecek veya konumunu tehdit edebilecek ciddi isimleri sistematik olarak nüfuzlu çevrelerden uzaklaştırdı. Buna karşılık Likud Partisi ve hükümet içinde, dalkavuk popülist figürlere daha fazla alan açıldı.

Bu gidişat, alkışlamakla yetinen, yeterli bilgiye sahip olmayan, hiçbir entelektüel çaba göstermeyen ve Netanyahu ile yüzleşmeye cesaret edemeyen kadın ve erkeklerin yükselişinin önünü açtı. Böylece, kabine toplantıları genellikle politika oluşturma ve planlama forumlarından, çekişmelerin ve kamuoyuna sunulmak üzere medyaya hızla sızdırılan tutumların açıklandığı platformlara dönüştü.

Henry Kissinger bir keresinde şöyle demişti: “İsrail'in dış politikası yok; sadece iç siyasi sistemi var.” Bu gözlemi 1970'lerde yaptığından beri, bu dinamik büyük ölçüde değişmeden olduğu gibi kaldı. İsrailli bakanlar, öncelikli kaygıları yeniden seçilmek olan politikacılar olduklarından, ulusal güvenlik konularında bile karar alma süreçleri temelde iç siyasi değerlendirmelere tabi.

İsrail'in sistematik olarak uzun vadeli siyasi planlama yapamaması ve bu konudaki isteksizliği, mevcut hükümeti karakterize eden ideolojik aşırıcılıkla birleşince, 7 Ekim 2023'ten bu yana açık savaş durumuna sürüklenmesine neden oldu

Bu dinamik, İsrail'in 2024 savaşının sona ermesinden sonra ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Lübnan içindeki beş tepeden çekilmeme kararıyla açıkça görüldü. Netanyahu bu kararı, çoğu yerel Likud lideri olan İsrail sınır ilçelerinin belediye başkanlarının yanı sıra, İsrail Savunma Kuvvetleri'nde iki yıldan az görev yapmış olan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in baskısı altında aldı. İsrail'in bu mevzilerde kalmakta ısrar etmesinin gerçek bir askeri gerekliliğe dayanmadığı görülüyor, zira insansız hava araçları askerlerin sınır ötesindeki hedefleri doğrudan kara kontrolünün sağladığından daha uzak mesafelerden izlemesine ve hedef almasına olanak tanıyor. Buna karşılık bu inat, Hizbullah'a silahını elinde tutma ve Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin kuzeyinde silahını devlete teslim etmesi planıyla iş birliği yapmayı reddetme bahanesi sunuyor. Şam tek bir kurşun bile atmadan İsrail'in güney Suriye'yi işgal etmesi, Lübnan'da ve bölge genelinde İsrail'in o bölgeden kaynaklanan güvenlik tehditlerinin niteliğine bakılmaksızın topraklarını genişletme çabasında olduğu yönündeki yaygın izlenimi güçlendirdi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre böylece, İsrail'in Suriye'deki eylemleri, Hizbullah'ın silahı ortadan kalkarsa İsrail'in güney Lübnan'ı kalıcı olarak işgal etmeye çalışacağına inanan bazı Lübnanlıların konumunu da güçlendirdi.

 Gazze Şehrinde, İsrail bombardımanı sonucu yıkılan Susi gökdeleninin enkazında insanlar arama yapıyor, 6 Eylül 2025 (AFP)Gazze Şehrinde, İsrail bombardımanı sonucu yıkılan Susi gökdeleninin enkazında insanlar arama yapıyor, 6 Eylül 2025 (AFP)

Son olarak, açık siyasi hedefler belirlemekten kaçınmak İsrail Başbakanı’nın çıkarlarına hizmet ediyor. Zira eğer belirli bir politika ortaya koymuş olsaydı, koalisyon içinde bu politikaya muhalif güçlerden itirazlar yükselir ve performansı, bu politikayı ilerletip ilerletemediğine dair bir ölçü olurdu. Bu nedenle, belirsizlik herhangi bir başbakana açık bir siyasi avantaj sağlar. Bu belirsizlik eğilimi, Netanyahu'nun Gazze'deki savaştan sonraki gün için net bir vizyon ortaya koymaktan kaçınma ısrarında açıkça görülüyor. Hükümet ayrıca, Hamas'a en mantıklı alternatif olan Filistin Ulusal Otoritesi’ni de siyasi nedenlerle hızla reddetti. Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan İsrailli sağcı hükümetler, Batı Şeria'yı Gazze'den ayırma politikasını sürdürdü, yani Gazze Şeridi’ni fiilen Hamas yönetimi altında tuttu. Şimdi bile, Trump'ın çatışmaları durdurma baskısı altında savaş sonrası dönem ilerlerken, İsrail hükümeti Gazze için henüz ciddi bir vizyon belirlemedi. Bunun yerine İsrail, Hamas'ın silahsızlanmayı reddetmesinin Gazze’ye yönelik yeni bir savaşın önünü açmasına bahis oynuyor. Sanki daha fazla Hamas üyesini öldürmek ve Gazze'deki yıkımı genişletmek, bir şekilde Gazze’yi yönetecek alternatif bir otorite yaratabilirmiş gibi. Bu şekilde, net bir siyasi ufuk olmadan askeri eylem senaryosu her cephede kendini tekrar ediyor.

İsrail'in sistematik olarak uzun vadeli siyasi planlama yapamaması ve bu konudaki isteksizliği, mevcut hükümeti karakterize eden ideolojik aşırıcılıkla birleşince, 7 Ekim 2023'ten bu yana açık savaş durumuna sürüklenmesine neden oldu. Ordu, askeri operasyonları planlamada ve yürütmede başarılı olsa da bu şekilde uzun vadeli stratejik bir vizyonun yokluğunu telafi edemez. Bu nedenle, İsrail düşmanlarına karşı bir dizi savaş kazanmış olsa da bu üstünlüğü Gazze, Lübnan, Suriye ve İran'da stratejik kazanımlara dönüştüremedi ve Arap devletleriyle normalleşme sürecini de ilerletemedi. İsrailli yetkililer, yalnızca istihbarat ve askeri üstünlük göstermenin ülkeleri İsrail ile ittifak kurmaya zorlayacağı varsayımıyla hareket ediyor gibi görünüyor. Ancak, bölgeyi istikrarsızlaştıran ve her krizi çözmek için aşırı derecede askeri güce başvuran bir devlet, pek de cazip bir ortak sayılmaz.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Ukrayna savaşı: Rus petrolünde kritik arz kesintisi yaşanıyor

Ukrayna, Rusya'nın petrol altyapısını hedef alarak Kremlin'in ekonomisine darbe indirmeye çalışıyor (Reuters)
Ukrayna, Rusya'nın petrol altyapısını hedef alarak Kremlin'in ekonomisine darbe indirmeye çalışıyor (Reuters)
TT

Ukrayna savaşı: Rus petrolünde kritik arz kesintisi yaşanıyor

Ukrayna, Rusya'nın petrol altyapısını hedef alarak Kremlin'in ekonomisine darbe indirmeye çalışıyor (Reuters)
Ukrayna, Rusya'nın petrol altyapısını hedef alarak Kremlin'in ekonomisine darbe indirmeye çalışıyor (Reuters)

Ukrayna saldırıları nedeniyle Rusya'nın petrol ihracat kapasitesi yüzde 40 azaldı.

Reuters'ın analizine göre Ukrayna ordusunun düzenlediği drone saldırıları ve "gölge filoya" ait olduğu öne sürülen tankerlere el konmasıyla Rusya'nın petrol ihracat kapasitesinin en az yüzde 40'ı durma noktasına geldi.

Haberde, bunun "dünyanın en büyük ikinci petrol ihracatçısı olan Rusya'nın modern tarihindeki en ciddi petrol arz kesintisi olduğu" savunuluyor.

Saldırılar nedeniyle yaşanan arz kesintisinin, İran savaşının etkisiyle petrol fiyatlarının varil başına 100 doları aştığı bir dönemde Moskova'yı olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Ülkenin başlıca gelir kaynakları arasında yer alan petrol üretimi, 2,6 trilyon dolarlık Rus ekonomisinin temelini oluşturuyor.

Ukrayna, bu ay Rusya'nın petrol ve yakıt ihracat altyapısına yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı. Kiev güçleri Karadeniz'deki Novorossisk ile Baltık Denizi'ndeki Primorsk ve Ust-Luga dahil Rusya'nın batı kesimindeki üç büyük petrol ihracat limanını vurdu.

Macaristan ve Slovakya için kritik önem taşıyan Drujba petrol boru hattına 27 Ocak'ta yapılan saldırı sonucu da sevkıyat sekteye uğramıştı. Kiev yönetimi, saldırının Moskova tarafından düzenlendiğini savunmuştu. Ukrayna ordusu da bu boru hattına geçen yıl ağustosta saldırı düzenlemişti.

Bunlara ek olarak Rusya'nın yaptırım altındaki petrolü taşımak için kullandığı "gölge filoya" ait olduğu öne sürülen tankerlere de el kondu.

Avrupa'daki el koymalar, Rusya'nın Murmansk limanından yapılan günlük 300 bin varillik Arktik petrol ihracatının aksamasına yol açtı.  

Diğer yandan Kremlin, Skovorodino-Mohe ve Atasu-Alashankou boru hatları üzerinden Çin'e tedariki sürdürüyor.

Ayrıca Rusya'nın Kozmino limanı üzerinden deniz yoluyla taşınan ESPO Blend ihracatı da devam ediyor.

Analize göre üç güzergahtan yapılan toplam petrol sevkiyatı günde yaklaşık 1,9 milyon varil seviyesinde.

Independent Türkçe, Reuters, Kyiv Post


İran muhtemel Hark Adası işgaline hazırlanıyor

Uzmanlara göre ABD, 13 Mart'taki saldırıda adadaki bazı hava savunma sistemlerini kullanılmaz hale getirdi (AFP)
Uzmanlara göre ABD, 13 Mart'taki saldırıda adadaki bazı hava savunma sistemlerini kullanılmaz hale getirdi (AFP)
TT

İran muhtemel Hark Adası işgaline hazırlanıyor

Uzmanlara göre ABD, 13 Mart'taki saldırıda adadaki bazı hava savunma sistemlerini kullanılmaz hale getirdi (AFP)
Uzmanlara göre ABD, 13 Mart'taki saldırıda adadaki bazı hava savunma sistemlerini kullanılmaz hale getirdi (AFP)

İran, ABD'nin kara harekatı düzenleme ihtimaline karşı Hark Adası'ndaki savunma önlemlerini artırıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, İran'ın olası kara harekatına karşı adaya ek askeri personel ve hava sistemleri sevk ettiğini söylüyor.

Kaynaklara göre İran ordusu, adadaki çok katmanlı hava savunma sistemlerine ek olarak bölgeye MANPAD diye bilinen, omuzdan ateşlenebilen karadan havaya güdümlü füze sistemleri konuşlandırdı.

Ayrıca Basra Körfezi'ndeki adanın çevresine, amfibi çıkarma gemilerinin yanaşabileceği kıyı şeridi de dahil zırh delici mayınlar döşendiği aktarılıyor.

Amerikan ordusu, İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ının gerçekleştirildiği adaya 13 Mart'ta hava saldırısı düzenlemişti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), aralarında "deniz mayın depolama tesisleri, füze depolama sığınakları ve çok sayıda diğer askeri tesisin" yer aldığı 90'a yakın hedefin vurulduğunu duyurmuştu.

Başkan Donald Trump da "ahlaki nedenlerle" adadaki petrol altyapısını vurmadıklarını söylemişti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, X'ten dün yaptığı paylaşımda "İran'ın düşmanları, bölge ülkelerinden birinin desteğiyle İran adalarından birini işgal etmeye hazırlanıyor" ifadelerini kullanmıştı.

Kalibaf, ABD'nin hangi ülkeyle işbirliği yaptığına dair bilgi paylaşmadan, "Bu yönde bir adım atılırsa, o bölge ülkesinin tüm hayati altyapısı hiçbir kısıtlama olmaksızın amansız şekilde hedef alınacaktır" demişti.

Amerikan ordusu, amfibi gemilerinden çıkarma, baskın ve saldırı görevlerinde uzmanlaşmış, her birinde yaklaşık 2 bin 200 askerin yer aldığı iki Deniz Piyade Sefer Birimi'ni Ortadoğu'ya sevk etti.

82. Hava İndirme Tümeni'ne bağlı yaklaşık 1000 ABD askeri de birkaç gün içinde bölgeye konuşlandırılacak. Kaynaklar, bu ekiplerin Hark Adası'nı ele geçirmeye yönelik olası bir operasyonda görev yapabileceğini söylüyor.

Diğer yandan uzmanlara göre ABD'nin Hark Adası'na çıkarma yapması durumunda askerler hem adadan hem de İran anakarasından saldırıların hedefi olabilir.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen İsrailli bir yetkili de bu risklere dikkat çekerek, "Bu tehlikeye girmeden adadaki petrol sahalarını bombalamalarını umuyoruz ama neler olacağını bilmek mümkün değil" diyor.

Financial Times'ın analizinde, Hark Adası'nın ele geçirilmesi halinde ABD'nin, İran'ın tüm petrol ihracatı üzerinde kontrol sahibi olacağına dikkat çekiliyor. Beyaz Saray, bu güçlü kozu Hürmüz Boğazı'nı açması için Tahran'a baskı uygulamak amacıyla kullanabilir.

Öte yandan Tahran yönetiminin, petrol altyapısını düşmana bırakmak yerine yok ederek daha radikal bir karşı saldırıya geçme ihtimali olduğuna da dikkat çekiliyor. 

Independent Türkçe, CNN, Financial Times


Batı istihbaratı: Rusya, İran'a drone desteği veriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Batı istihbaratı: Rusya, İran'a drone desteği veriyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

Bir habere göre Rusya, İran'ın ABD ve İsrail'e karşı savaş kapasitesini desteklemek için drone, ilaç ve gıdadan oluşan kademeli sevkıyatı tamamlamak üzere.

İstihbarat konusunda bilgilendirilen iki yetkilinin Financial Times'a verdiği bilgiye göre, üst düzey İranlı ve Rus yetkililer, İsrail ve ABD'nin geçen ay Tahran'a ilk saldırısını düzenlemesinden birkaç gün sonra drone teslimatını gizlice görüşmeye başladı.

Batı istihbaratına göre Moskova, teslimatlara mart başlarında başladı ve ay sonuna kadar tamamlanması bekleniyordu.

dsvd
İran Şahid drone'ları, Rusya mühimmatının önemli bir parçası (AFP)

İran'ın yıllarca Moskova'nın Ukrayna istilasına destek vermesinin ardından Rusya, savaş devam ederken Tahran'ın yakın bir müttefiki olmayı sürdürüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Rusya'nın İran'a istihbarat sağladığını defalarca iddia etti. Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Moskova'nın, Washington'ın Kiev'e istihbarat akışını kesmesi karşılığında İran'la askeri istihbarat paylaşımını durdurmayı teklif ederek ABD'ye şantaj yapmaya çalıştığını söyledi.

Pazartesi günü, Rusya'nın İran'a istihbarat sağlamayı sürdürdüğüne dair "inkar edilemez" kanıtlara sahip olduğunu öne sürdü ve Reuters'a verileri gördüğünü söylese de daha fazla ayrıntı vermedi.

Drone sevkıyatı, savaşın başlamasından bu yana Moskova'nın İran'a ölümcül desteğinin ilk kanıtı olabilir.

vfde
Dmitri Peskov, Rusya'nın İran liderliğiyle diyaloğu sürdürdüğünü söyledi (AFP)

Kremlin sözcüsü Dmitriy Peskov, drone sevkıyatına dair bir soru üzerine Financial Times'a şunları söyledi:

Şu anda ortalıkta birçok sahte haber dolaşıyor. Doğru olan tek şey, İran liderliğiyle diyaloğumuzu sürdürüyoruz.

İran, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşta önemli rol oynayan Şahid drone'larının kilit tedarikçilerinden biri. Moskova, Ukrayna'ya yönelik saldırıları sırasında geceleri yüzlerce Şahid drone'u ateşledi; bu da Kiev'i savunma amaçlı drone savaşı konusunda uzmanlaştırdı.

Zelenski çarşamba günü, Körfez ülkelerinin Ukrayna'nın drone'lara karşı savunma konusundaki deneyimine büyük ilgi gösterdiğini söyledi.

fdevfe
Zelenski, Ukrayna'nın Körfez ülkelerine drone uzmanlığını sunduğunu söyledi (BBC)

X'te yaptığı açıklamada, "Bölgede sadece 'Şahid'lerin değil, FPV drone'larının da kullanıldığına dair artan kanıtlar görüyoruz" dedi.

Bu modern savaş ve herkes buna hazırlıklı olmalı. Ukrayna bu alanda uzmanlığa sahip ve desteğimiz karşılığında daha büyük zorluklarla karşılaştığımız alanlarda yardıma ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç, balistik tehditlere karşı korunmayı ve savunma için mali kaynakları da kapsıyor. Ukrayna karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklık sunuyor: Bizi güçlendirebilecek olanları güçlendirebiliriz. Dünyadaki mevcut tablo, gerçek sonuçları ve gerçek güvenliği ancak koordineli ortak adımların sağlayabileceğini gösteriyor. Avrupa'da engelleniyoruz ve bu risk devam ettiği sürece kendimizi güçlendirmek için ek fırsatlar aramalıyız. Ortadoğu ve Körfez, Ukrayna'yı güçlendirmek için doğru yönü ve ciddi fırsatları temsil ediyor.

Independent Türkçe