Kalibaf'ın öne çıkışı ve İran'da Güvenlik Grubu’nun yükselişi

Savaş, sertlik yanlısı sistem içindeki siyasi güç dinamiklerini kökten değiştirdi

İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Devrim Muhafızları üniformasıyla Tahran'da bir oturuma başkanlık ediyor, 1 Şubat 2026 (AFP)
İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Devrim Muhafızları üniformasıyla Tahran'da bir oturuma başkanlık ediyor, 1 Şubat 2026 (AFP)
TT

Kalibaf'ın öne çıkışı ve İran'da Güvenlik Grubu’nun yükselişi

İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Devrim Muhafızları üniformasıyla Tahran'da bir oturuma başkanlık ediyor, 1 Şubat 2026 (AFP)
İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Devrim Muhafızları üniformasıyla Tahran'da bir oturuma başkanlık ediyor, 1 Şubat 2026 (AFP)

Amr Harkus

Muhammed Bakır Kalibaf birçok açıdan Ali Laricani'nin halefidir, ancak hayatta olduğu dönemde kendisi ile yakın ilişkisine rağmen, Dini Lider Ali Hamaney'in halefi olmayacaktır. Dini Liderin halefi Ayetullahlardan biri olmalı ve kendisi ileri düzeyde dini eğitim almış değil. Meclis Başkanı Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump tarafından adı açık bir şekilde anılmadan, beklenmedik bir şekilde müzakereye davet edildi. Böylece durum önemli ölçüde değişti ve başıboş bir füze veya iç suikast girişimi sonucu öldürülmediği sürece, Kalibaf İran'ın gelecekteki potansiyel liderine dönüştü.

Kalibaf, ABD yönetimiyle herhangi bir temas kurulduğunu hemen reddetti, ancak İran Dışişleri Bakanlığı meselenin ciddi olduğundan bahsetti. Bu nedenle, Tahran'daki yönetim içinde hızla ivme kazanan dönüşüme liderlik edebilecek kişi artık o gibi görünüyor. İç güç dengesini değiştiren ve İran'ın uluslararası sistemle etkileşiminin doğasını dönüştüren suikastlar onu lider konumuna taşıdı.

İran’daki dönüşümler bir tesadüf değil, aksine 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'nde başlayan bir dizi birikmiş dış sorunun kapsamındadır. İçeride ise dönüşümler, ekonomik kriz, Amerikan ve İsrail hava saldırılarından önce ve sonra yaşanan halk protestolarıyla kendini gösterdi. Burada, özellikle “üç Ali”nin (Ali Hamaney, Ali Şemhani ve Ali Laricani) yokluğunun yarattığı boşluk göz önüne alındığında, Kalibaf'ın adı yasama rolünü aşarak, askeri aygıt ile siyasi ve dini elitler arasında köprüye dönüşen kilit bir figür olarak öne çıkıyor.

Savaş, sertlik yanlısı sistem içindeki siyasi güç merkezlerinde radikal bir yeniden yapılanmaya yol açtı. Operasyonların ilk gününde veya kısa bir süre sonra öldürülen üst düzey liderliğe ve diğer komutanlara yönelik saldırıların ardından, baskın ve belirleyici bir güç merkezinin yokluğu, Kalibaf ve diğerlerinin önderliğinde üçüncü kademeye odaklanan yeni bir liderlik yapısı ortaya çıkardı.

Kalibaf sadece geleneksel bir politikacı değil, devrimci kuşağın “tarihi bir figürü”dür. Kariyerine İran-Irak Savaşı sırasında İslam Devrim Muhafızları'nda başladı ve genç yaşta ordu içinde yükseldi

Bugün Meclis Başkanı, İran'da geçiş dönemini yönetecek en nitelikli ve uygun figür olarak kabul ediliyor. Ancak bu, kurumlar içinde gerilim ve çatışmaların var olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Bu gerilim ve çatışmalar, üst düzey Devrim Muhafızları subaylarını ve üçüncü kademeden sertlik yanlısı liderleri birinci kademe liderliğe yükselten suikastların ardından ön plana çıktı.

Şimdiye kadar görünen o ki, Kalibaf'ın kişiliği, eski Devrim Muhafızları komutanı ve fiili karar alıcı, aynı zamanda yeni Dini Lider Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı olan Muhsin Rızai ile arasındaki pratik ilişki aracılığıyla siyasi kararlar dayatma gücüne sahip görünüyor. Bu iki isme bir de Yargı Erki Başkanı Muhsin Ejei ekleniyor ve bugün Tahran'da bu ittifak, artık “yönetici koalisyon” olarak biliniyor.

Sahada Kalibaf, operasyonları yöneten ve siyasi direktifleri veren üç üyeli bir “savaş konseyinde” de önemli bir rol oynuyor. Bu konseyde kendisinin yanı sıra, Komutan Muhsin Rızai ve son baskı operasyonlarını yöneten ve sahadaki mevcut savaş faaliyetlerine doğrudan komuta eden Devrim Muhafızları'nın mevcut komutanı Ahmed Vahidi de yer alıyor.

sdv fd
Eski İran Dini Lideri Ali Hamaney, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı Muhsin Ejei, Tahran'daki bir camide Cuma namazı sırasında Kuran okuyorlar, 4 Ekim 2024 (AFP)

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’a dayatılan bürokratik ilişkiye gelince, sertlik yanlılarının reformcular üzerindeki kontrolü öne çıkıyor. Bazı politikacılar Pezeşkiyan'ı İran cumhurbaşkanları arasında en şanssızı olarak görüyor. Görev süresi boyunca İran, İsrail ve ABD tarafından iki kez bombalandı. Önderi veya Dini Lideri öldürüldü ve halen sahnede görünmeyen oğul Mücteba Hamaney'den Laricani ve şimdi de Kalibaf'a kadar onun yerine geçenler, birkaç gün içinde yine değişti.

Pezeşkiyan hâlâ cumhurbaşkanlığı görevini yürütse de rolü “savaş konseyi” lehine önemli ölçüde marjinalleştirildi. Savaşın başında, Körfez ülkelerine yönelik İran saldırıları için özür dilemiş ve bunları durdurma sözü vermeye çalışmıştı. Ancak Devrim Muhafızları ve sertlik yanlıları tarafından eleştirilmiş ve açıklamalarından geri adım atmak zorunda kalmıştı. Bugün Pezeşkiyan, sadece resmi açıklamalar yapan bir sembol olarak görülüyor, gerçek güç ise üçlü liderliğin elinde yoğunlaşmış durumda.

Güvenlikten siyasete

Kalibaf sadece geleneksel bir politikacı değil, devrimci kuşağın “tarihi bir figürü”dür. Kariyerine İran-Irak Savaşı sırasında Devrim Muhafızları'nda başladı ve genç yaşta orduda yükseldi. Devrim Muhafızları hava kuvvetleri komutanlığı ve ardından polis teşkilatı başkanlığı görevlerini üstlendi. Bu da onun derin devlet veya iktidar bürokrasisi olarak bilinen yapı içindeki güç ve kontrol mekanizmalarını anlamasını sağladı. Böylece siyasi elitlere katıldı ve hatta ülke liderliği için kilit bir konum olan Tahran belediye başkanlığına atandı. Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da daha önce bu görevi üstlenmişti. Belediye başkanlığından sonra her zamanki gibi en büyük blok olan sertlik yanlılarının saflarında meclise girdi ve Meclis Başkanı oldu; böylelikle askeri harcamalar başta olmak üzere yasama ve bütçe tahsisleri üzerinde önemli bir güç elde etti.

Resmi İran pozisyonu çelişkili olmayı sürdürüyor. İran haber ajansları herhangi bir müzakereyi reddederken, Dışişleri Bakanlığı'ndan sızan bilgiler, dolaylı da olsa görüşmelerin yapıldığını doğruluyor

vfdv
Beyrut'un banliyölerinde bulunan Kamil Şamun Spor Kompleksi Stadyumu'nda Hizbullah liderleri Hasan Nasrallah ile Haşim Safiyuddin'in cenaze törenine katılan Lübnan eski Cumhurbaşkanı Emil Lahud, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, 2 Şubat 2025 (AFP)

İran liderlerine yönelik devam eden suikastlar, liderlik rolünü oynaması için Kalibaf’ın önünü açtı, tıpkı İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah liderlerine yönelik suikastlarının Naim Kasım'ın Lübnanlı milis grubunun başına geçmesinin önünü açması gibi. Ancak bu iki figür arasında, yetenekleri ve hatta siyasi ve güvenlik rolleri açısından önemli bir fark bulunuyor.

Rejimin karşılaştığı zorluklar

İran rejimi sayısız zorlukla karşı karşıya bulunuyor. Savaş öncesinde, para biriminin değerindeki keskin düşüş ve yükselen enflasyonun körüklediği bir protesto dalgası yaşandı. Bu çöküş, temel maddelerin fiyatlarının ikiye katlanmasına ve Pezeşkiyan hükümetinin suçlamalara maruz kalmasına yol açtı. Mecliste, Kalibaf kendisini “sorun çözücü” olarak sunarak ve reformcuları hedef alıp, fiyatları istikrara kavuşturacak planlar vaat ederek krizi kendi lehine kullanmaya çalıştı. Bu arada Pezeşkiyan, vaatlerini yerine getirememesi nedeniyle siyasi darbelere maruz kalıyordu. Pezeşkiyan ise bu vaatlerin, hükümetinin Devrim Muhafızları ve Dini Liderlik makamından sorumlu olanlar ile babasının suikastından önce Mücteba Hamaney’in görüşleriyle çelişen kararlar almasına izin verilmediği için yerine getirilmesinin yasak olduğunu söylüyordu.

Kalibaf ve siyasi tasfiyeler

İktidardaki sertlik yanlısı yetkililerde tipik olduğu gibi, yasalar ve mevzuat, hükümet yapısı içindeki siyasi rakipleri sahne dışına itmek için araç olarak kullanılmıştır. “Hassas Görevler Yasası”, Kalibaf'ın mecliste uyguladığı çifte standartların en önemli örneğiydi. Bu yasa, yakın bir aile üyesinin yabancı vatandaşlığı olan yetkililerin hassas ve önemli görevlerde bulunmasını yasaklıyor. Eski dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif bu yasa sebebiyle Pezeşkiyan'ın yardımcılığından uzaklaştırıldı. Yine yasa oğlu Alman vatandaşlığına sahip olan cumhurbaşkanı yardımcısı Muhammed Rıza Arif’e de uygulanmıştı. Ancak, benzer durumdaki diğer yetkililere, sadece sertlik yanlılarına yakın veya onlarla bağlantılı oldukları gerekçesiyle dokunulmadı ve görevden alınmadılar. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre bu ayrımcılık, Pezeşkiyan hükümetine duyulan güveni hem yurt içinde hem de uluslararası alanda zedeledi ve marjinalleşmiş reformist gruplar ile sertlik yanlısı muhafazakâr kanat arasındaki çatışmayı daha da şiddetlendirdi.

Kalibaf, güçlü adam rolünde başarılı olacak mı?

Trump, İran tarafıyla varılan temel anlaşma noktalarına ve yapıcı görüşmelere atıfta bulunarak, İran enerji tesislerine yönelik saldırıların beş gün süreyle askıya alındığını duyurdu. Ancak, İran'ın resmi pozisyonu çelişkili olmayı sürdürüyor. İran haber ajansları halihazırda herhangi bir müzakere yürütüldüğünü inkar edip, Hürmüz Boğazı'ndaki durumun savaş öncesi haline dönmeyeceğini vurgularken, Dışişleri Bakanlığı'ndan sızan bilgiler, dolaylı da olsa müzakerelerin yürütüldüğünü doğruluyor.

Önümüzdeki haftalar, Kalibaf liderliğindeki ittifakın İran'ı müzakere ve ateşkes yoluyla güvenli bir limana ulaştırmakta başarılı olup olmayacağını ve ülkenin tam teşekküllü bir çatışmaya sürüklenip sürüklenmeyeceğini belirlemede çok önemli olacak

Veriler, şu anda perde arkasında müzakereleri yöneten en güçlü figürün Kalibaf olduğunu ve bu konuda Rızai ile Vahidi’den oluşan “karar alıcı ittifaka” dayandığını gösteriyor. Askeri tehdit dilini rejimi koruma arzusuyla birleştirme yeteneği, onu Washington'un başlıca muhatabı haline getiriyor; ABD, onu Devrim Muhafızlarını gelecekteki herhangi bir anlaşmaya uymaya zorlayabilecek tek kişi olarak görebilir.

Görünüşe göre bu, tam bir askeri siyasallaşma aşaması. Kalibaf, Rızai ve Ejei'nin yeni Dini Lider Mücteba Hamaney'in desteğiyle kurduğu ittifak, devleti dış darbeleri soğuran ve Lübnan'daki Hizbullah'ı, Irak'taki milis grupları savaşa dahil edip, Körfez şehirlerini bombalayarak krizi komşu ülkelere ihraç eden bir askeri kışlaya dönüştürmeyi başardı.

sdvd
Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran'da düzenlediği bir basın toplantısında, 27 Kasım 2024 (Reuters)

Ancak rejimin bu görünürdeki istikrarı, özellikle genç nesilden gelen halk tepkisi başta olmak üzere zorluklarla karşı karşıya. Genç nesil artık içeriden reform olasılığına inanmıyor ve rejimin herhangi bir zayıflık anını fırsat bilerek harekete geçmeyi bekliyor. Savaş ayrıca İran'ın füze cephaneliğinin ve altyapısının büyük bir bölümünü kaybetmesiyle önemli askeri ve ekonomik kayıplara yol açtı. Bu durum, İran'ı rejimin hayatta kalması için sert şartları kabul etmeye zorlayabilir.

Önümüzdeki haftalar, Kalibaf liderliğindeki ittifakın İran'ı müzakere ve ateşkes yoluyla güvenli bir limana ulaştırmakta başarılı olup olmayacağını ve ülkenin altyapısını yok edecek tam teşekküllü bir çatışmaya sürüklenip sürüklenmeyeceğini belirlemede çok önemli olacak. Tek ve net bir güç merkezinin yokluğu, müzakere sürecini tehlikelerle dolu hale getiriyor. Başıboş bir füze bir liderlik toplantısını hedef alıp bazı kişilerin ölümüne yol açabilir veya bir aşırılıkçının düzenleyeceği suikast ülkenin kaderini dördüncü kademeden bir lidere teslim edebilir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



9 gün boyunca denizde kaldılar... Yunanistan kıyılarında 22 göçmen boğuldu

Kızılhaç gönüllüleri ve kurtarma ekipleri, Girit adası açıklarında gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonunun ardından Paleochora limanında göçmenleri taşıyan bir balıkçı teknesinin yanında duruyor (Reuters)
Kızılhaç gönüllüleri ve kurtarma ekipleri, Girit adası açıklarında gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonunun ardından Paleochora limanında göçmenleri taşıyan bir balıkçı teknesinin yanında duruyor (Reuters)
TT

9 gün boyunca denizde kaldılar... Yunanistan kıyılarında 22 göçmen boğuldu

Kızılhaç gönüllüleri ve kurtarma ekipleri, Girit adası açıklarında gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonunun ardından Paleochora limanında göçmenleri taşıyan bir balıkçı teknesinin yanında duruyor (Reuters)
Kızılhaç gönüllüleri ve kurtarma ekipleri, Girit adası açıklarında gerçekleştirilen bir kurtarma operasyonunun ardından Paleochora limanında göçmenleri taşıyan bir balıkçı teknesinin yanında duruyor (Reuters)

Yunan Sahil Güvenlik Teşkilatı'nın bildirdiğine göre Libya'dan yola çıktıktan sonra Akdeniz'de 6 gün boyunca lastik botlarında mahsur kalan 22 göçmen hayatını kaybetti; yetkililer, cesetlerin denize atıldığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı Yunan Sahil Güvenlik'in dün akşam yayınladığı kısa açıklamaya göre, aralarında bir kadın ve bir çocuğun da bulunduğu, uyrukları belirlenemeyen 26 kişi, Yunanistan'ın Girit Adası açıklarında Avrupa Sınır Muhafaza Ajansı'na (Frontex) ait bir tekne tarafından kurtarıldı.

Kurtulanlardan ikisi, Girit Adası'nın başkenti Heraklion'daki hastaneye kaldırıldı.

Hayatta kalanların ifadelerine dayanarak Sahil Güvenlik, teknenin 21 Mart'ta Libya'nın doğusundaki Tobruk bölgesinden ayrıldığını ve Avrupa Birliği'ne sığınmak isteyen birçok göçmen için geçiş kapısı olan Yunanistan'a doğru yola çıktığını bildirdi.

Açıklamada, «yolcular yolculuk sırasında rotalarını kaybettiler ve 6 gün boyunca su ve yiyecek olmadan denizde kaldılar» denildi.

Ayrıca, 22 kişinin hayatını kaybettiği ve «bir kaçakçının emriyle cesetlerinin denize atıldığı» ifade edildi.

Yetkililer, kaçakçı oldukları şüphesiyle 19 ve 22 yaşlarında iki Güney Sudanlı genci gözaltına aldı.

Sahil Güvenlik'e göre kurtarma operasyonu perşembe günü gerçekleştirildi.


Savaşta hayatını kaybeden önde gelen İranlı liderler

 İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney, Nisan 2018’de üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği bir toplantıda konuşma yaparken, sağında dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani oturuyor. (Dini Lider’in internet sitesi)
İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney, Nisan 2018’de üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği bir toplantıda konuşma yaparken, sağında dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani oturuyor. (Dini Lider’in internet sitesi)
TT

Savaşta hayatını kaybeden önde gelen İranlı liderler

 İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney, Nisan 2018’de üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği bir toplantıda konuşma yaparken, sağında dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani oturuyor. (Dini Lider’in internet sitesi)
İran’ın merhum Dini Lideri Ali Hamaney, Nisan 2018’de üst düzey yetkililerle gerçekleştirdiği bir toplantıda konuşma yaparken, sağında dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani oturuyor. (Dini Lider’in internet sitesi)

ABD-İsrail saldırıları, 28 Şubat’tan bu yana devam eden savaşta İran’da birçok üst düzey siyasi ve askeri yetkilinin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, öldürülen bazı isimler şunlar:

Ali Hamaney

İran’ı 1989 yılında bu göreve seçilmesinin ardından demir yumrukla yöneten eski Dini Lider Ali Hamaney, ABD-İsrail ortak hava saldırısında Tahran’daki kompleksinde 28 Şubat günü 86 yaşında hayatını kaybetti.

Otuz yıldan fazla süren iktidarı boyunca Hamaney, güvenlik aygıtı aracılığıyla otoritesini pekiştirdi ve İran’ın bölgesel etkisini genişletti. Aynı zamanda ülkesini nükleer programı nedeniyle Batı ile sürekli bir gerilim içinde bıraktı.

Ali Laricani

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 17 Mart’ta Tahran’ın Pardis bölgesinde gerçekleşen ABD-İsrail hava saldırısında 67 yaşında, oğlu ve bir yardımcısıyla birlikte yaşamını yitirdi.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi eski Sekreteri Ali Laricani (Reuters)İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi eski Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

Laricani, eski bir Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanıydı ve nükleer müzakereler ekibinde yer almıştı. Batılı müzakerecilerle iyi ilişkiler kurmuş, İran’ın merhum Dini Lideri’nin yakın danışmanlarından biri olmuş ve ülkenin güvenlik ile dış politika stratejilerinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştı.

İsmail el-Hatib

İran İstihbarat Bakanı İsmail el-Hatib, 18 Mart’ta gerçekleşen bir İsrail saldırısında yaşamını yitirdi. Hatib, din adamı ve sertlik yanlısı bir siyasetçiydi. Ali Hamaney’in ofisinde görev yapmış ve ondan talimatlar aldıktan sonra Ağustos 2021’de sivil istihbarat teşkilatının başına geçmişti.

Ali Şemhani

Ali Şemhani, Hamaney’in yakın danışmanı ve İran’ın güvenlik ile nükleer politika yapımında kilit isimlerinden biriydi. 28 Şubat’ta Tahran’a düzenlenen ABD-İsrail hava saldırılarında hayatını kaybetti.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi eski Genel Sekreteri Ali Şemhaniİran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi eski Genel Sekreteri Ali Şemhani

Eski savunma bakanı ve uzun süreli güvenlik yetkilisi olan Şemhani, Haziran ayında İsrail ile İran arasında 12 gün süren savaş sırasında evine yapılan saldırıdan sağ kurtulduktan sonra savaş dönemlerinde karar alma sürecindeki kritik rolünü yeniden üstlenmişti.

Ali Rıza Tengsiri

İsrail ordusu ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün, DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin Bender Abbas’a düzenlenen saldırıda öldüğünü açıkladı. Bu gelişme, İran’daki askeri tesislere yönelik hava saldırılarının genişletilmesi ve Tahran’ın roketler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) karşılık vermesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Üst düzey askeri liderler

İran’daki en güçlü askeri güç olan DMO’nun komutanlarından Muhammed Bakbur, resmi İran medyasına göre 28 Şubat’ta Tahran’a düzenlenen hava saldırılarında hayatını kaybetti.

Deneyimli bir DMO subayı olan Bakbur, Haziran savaşında selefi Hüseyin Selami’nin ölümü sonrası bu gücü yönetme görevine yükselmişti.

Aynı saldırılarda, İran Savunma Bakanı Aziz Nasırzade de öldü. Hava Kuvvetleri kökenli olan Nasırzade, eski bir hava kuvvetleri komutanı ve silahlı kuvvetler genelkurmay başkan yardımcısıydı; askeri planlama ve savunma politikalarında kritik rol oynuyordu.

İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musavi de 28 Şubat’taki hava saldırılarında yaşamını yitirdi. Saldırının, İran medyası tarafından ‘yüksek komuta toplantısı’ olarak nitelendirilen bir toplantı sırasında gerçekleştiği bildirildi. Musavi, ordu subayı ve eski kara kuvvetleri başkanı olarak, İran’ın farklı askeri kollarının koordinasyonundan ve geleneksel güçlerin denetiminden sorumluydu.

Gulam Rıza Süleymani

DMO Besic Güçleri Komutanı Gulam Rıza Süleymani, resmi İran medyasına göre 17 Mart’ta gerçekleşen ABD-İsrail hava saldırılarında öldü. Süleymani, DMO’da kıdemli bir subaydı ve ülke iç güvenliğinde merkezi rol oynayan Besic Güçleri’ni yönetiyordu.

DMO Deniz Kuvvetleri İstihbarat Şefi Behnam Rızayi ise 26 Mart’ta kıyı kenti Bender Abbas’a düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybetti. İsrail ordusuna göre Rızayi, bölge ülkeleri hakkında istihbarat toplama görevinden sorumluydu.

Bunların yanı sıra, raporlar DMO, kara kuvvetleri ve istihbarat yetkililerinin de aralarında olduğu çok sayıda üst düzey komutanın öldüğünü, özellikle 28 Şubat’taki ilk saldırıda yüksek komuta toplantısının hedef alındığını bildirdi.


Pakistan, bölgedeki gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere yarın dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yapacak

İranlı itfaiyeciler, Tahran'ın güneyinde hasar görmüş bir konut binasında çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA)
İranlı itfaiyeciler, Tahran'ın güneyinde hasar görmüş bir konut binasında çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA)
TT

Pakistan, bölgedeki gerilimi azaltma çabalarını görüşmek üzere yarın dörtlü bir toplantıya ev sahipliği yapacak

İranlı itfaiyeciler, Tahran'ın güneyinde hasar görmüş bir konut binasında çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA)
İranlı itfaiyeciler, Tahran'ın güneyinde hasar görmüş bir konut binasında çıkan yangını söndürmek için çalışıyor (EPA)

Pakistan bugün, Ortadoğu'daki savaşa bir çözüm bulmak amacıyla yürütülen diplomatik çabalar kapsamında, yarın ve pazartesi günü İslamabad'da Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarının katılacağı dörtlü bir toplantı düzenleneceğini duyurdu.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, dört ülkenin dışişleri bakanlarının “29 ve 30 Mart tarihlerinde İslamabad'da” bir araya gelerek, “bölgedeki gerginliği azaltma çabaları da dahil olmak üzere bir dizi konu hakkında derinlemesine görüşmeler” yapmayı amaçladıkları belirtildi.

Açıklamaya göre, bakanlar ayrıca Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir araya gelecek.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, Bakan Bedr Abdülati’nin Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’den meslektaşlarıyla “Bölgedeki askeri gerginliğin yükselişini ve bölgedeki gerginliği azaltma çabalarını görüşmek üzere” bugün İslamabad’a gideceğini belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün dörtlü toplantı konusunu gündeme getirmişti. Pakistan, bugün ikinci ayına giren savaşta taraflar arasındaki müzakerelerin olası arabulucusu olarak son günlerde öne çıktı.

Buna ilave olarak, İslamabad'ın açıklamasına göre Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran Cumhurbaşkanı Masud Pezeşkiyan ile bir saatten fazla süren telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede bölgesel gerginliğin gelişmeleri ve barış çabaları ele alındı.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in ofisi bugün, İran Cumhurbaşkanı’nın Şerif’e, Ortadoğu’da süren çatışmada görüşmeleri ve arabuluculuğu kolaylaştırmak için güvenin tesis edilmesinin gerekli olduğunu vurguladığını duyurdu.

İran, ABD tarafıyla “müzakereler” yürütüldüğünü kabul etmiyor, ancak Şarku’l Avsat’ın ‘Tesnim’ ajansından aktardığına göre kimliği belirtilmeyen bir kaynak, İran’ın perşembe günü savaşı sona erdirmek için hazırlanan 15 maddelik ABD planına yanıt olarak, Pakistanlı arabulucu aracılığıyla “resmi” bir yanıt ilettiğini söyledi.

Savaş, 28 Şubat'ta İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarıyla başladı ve İran'ın dini lideri Ali Hameney'in ölümüne yol açtı. Savaş, Körfez bölgesine ve diğer Arap ülkelerine yayıldı ve tüm dünyaya yansımaları oldu.