Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Tahminler gerginliğin tırmanacağına işaret ediyor

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.



Irak zimmetine geçirilen paraları “toprak altında” yakaladı

Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
TT

Irak zimmetine geçirilen paraları “toprak altında” yakaladı

Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı
Irak’taki yargı kurumları tarafından dağıtılan, Irak Merkez Bankası mührüyle mühürlenmiş kutu ve torbaların içinde ele geçirilen nakit paraların fotoğrafı

Irak’taki yargı kurumları, Petrol Bakanlığı’ndan bir yetkili ve çeşitli sorumluların zimmetlerine para geçirdikleri suçlamasıyla yargılandığı davaya ait toprak altında saklanmış milyonlarca doları ele geçirdiğini duyurdu.

Irak mahkemesinin yayımladığı fotoğraflar, kolluk kuvvetlerinin ‘milyonlarca dolara ulaşmak için toprağı 4 metre derinliğe kadar kazmak zorunda kaldığını’ ortaya koydu.

Yolsuzlukla Mücadele Ağır Ceza Mahkemesi'nin soruşturma hâkimi, tutuklanan Petrol Bakanlığı yetkilisi Adnan el-Cumeyli'nin davasındaki gelişmelere ilişkin açıklamasında eski Selahaddin Valisi Raid el-Cuburi'nin de gözaltına alındığını bildirdi.

Hâkim, yetkililerin salı günü ‘çeşitli kişilere ait evlerde gizlenmiş 67 milyar dinardan fazla (yaklaşık 65 milyon dolar) ile 1 milyon dolar’ ele geçirdiğini açıkladı.

Hâkim ayrıca tutarın bir bölümünün 4 metre derinlikte toprak altına saklandığını ve özel iş makineleriyle yapılan kazı sonucunda bulunduğunu belirterek davada el konulan toplam tutarın 98 milyar dinarı (yaklaşık 95 milyon dolar) ve 11 milyon doları aştığını vurguladı.


Birleşmiş Milletler komitesi, İsrail'i Gazze'de "soykırım" kampanyasının bir parçası olarak çocukları "kasıtlı olarak" hedef almakla suçladı

Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze şehrindeki İsrail savaşı sırasında hasar gören Yarmuk futbol stadyumunda kaplarla su taşıyor (AP)
Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze şehrindeki İsrail savaşı sırasında hasar gören Yarmuk futbol stadyumunda kaplarla su taşıyor (AP)
TT

Birleşmiş Milletler komitesi, İsrail'i Gazze'de "soykırım" kampanyasının bir parçası olarak çocukları "kasıtlı olarak" hedef almakla suçladı

Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze şehrindeki İsrail savaşı sırasında hasar gören Yarmuk futbol stadyumunda kaplarla su taşıyor (AP)
Yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, Gazze şehrindeki İsrail savaşı sırasında hasar gören Yarmuk futbol stadyumunda kaplarla su taşıyor (AP)

Birleşmiş Milletler (BM) soruşturma komisyonu, İsrail’i Filistinli çocukları "kasıtlı olarak" hedef almakla suçladı ve bu durumun Gazze Şeridi'nde devam eden "soykırımın" temel unsurlarından biri haline geldiğini belirtti. Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre dün yayımlanan ve İsrail'in tepkisini çekti.

BM bünyesinde faaliyet gösteren ancak örgüt adına bağlayıcı açıklama yapma yetkisi bulunmayan İşgal Altındaki Filistin Toprakları Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, geçtiğimiz yıl da 7 Ekim 2023'te patlak veren savaşta İsrail'in "soykırım" suçu işlediği sonucuna varmıştı.

Komisyon yeni raporunda, 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkes anlaşmasına rağmen kuşatma ve yıkım altındaki Gazze Şeridi'nde ölümlerin devam ettiğini vurguladı.

Soykırım niyetinin kanıtı

Raporda, "İsrail makamları ve güvenlik güçleri, Filistinli çocukları kasıtlı hedef alarak Gazze Şeridi'nde soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları; Batı Şeria'da ise savaş suçları işlemiştir" ifadelerine yer verildi.

Çocukların bilinçli olarak hedef alınmasının, İsrail makamlarının Gazze'deki Filistinli grubu tamamen veya kısmen yok etme yönündeki "soykırım niyetini" kanıtlayan en temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi.

Komisyon Başkanı Srinivasan Muralidhar konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Kanıtlar, Filistinli çocukların İsrail güvenlik güçleri tarafından kasıtlı olarak hedef alındığını ve öldürüldüğünü gösteriyor. Ekim 2025'teki ateşkesten sonra bile İsrail'in ateşkesi ve uluslararası hukuk kapsamında çocuklara sağlanan korumayı hiçe sayması nedeniyle çocuklar öldürülmeye ve ağır yaralanmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.

İsrail raporu "Karalama" olarak niteledi

Komisyonun çalışmalarını uzun süredir eleştiren İsrail, yeni raporun sonuçlarını reddederek "karalama" olarak nitelendirdi. İsrail makamları, müfettişleri "İsrailli çocuklara acımasızca saldıran ve Filistinli çocukları canlı kalkan olarak kullanan Hamas'ın vahşi taktiklerini görmezden gelmekle" suçladı.

BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2021 yılında kurulan komisyon, son raporu için çocukların yaşamını hem mevcut dönemde hem de gelecek yıllarda etkileyecek suçların yanı sıra İsrail makamları tarafından gözaltına alınma koşullarını inceledi.

Han Yunus Mülteci Kampı’nda gaz ve yakıt sıkıntısının yaşandığı bir dönemde çöp döküm sahasından plastik toplayan Filistinli çocuklar (EPA)Han Yunus Mülteci Kampı’nda gaz ve yakıt sıkıntısının yaşandığı bir dönemde çöp döküm sahasından plastik toplayan Filistinli çocuklar (EPA)

Raporda, çocukların durumuna ilişkin şu çarpıcı tespitlere yer verildi:

Ağır fiziksel ve psikolojik yaralanmalar, toplumsal travma, yetim kalma, aileden koparılma, engellilik ve tekrarlayan zorunlu göçler çocukluğu yok etmiş, açlığa yol açmış ve Gazze'deki çocukların bütün hayatını etkileyecek izler bırakmıştır.

Filistinli çocuklar, tutuldukları yer hakkında bilgi verilmeksizin İsrail hapishanelerinde ve gözaltı merkezlerinde alıkonulmuş, ağır işkenceye ve kötü muameleye maruz kalmıştır.

İsrail güvenlik güçleri, köklü bir etnik ayrımcılığa dayanan toplumsal baskı politikası kapsamında çocuklara yönelik cinsel şiddet uygulamıştır.

Komisyon, İsrail'in çocukları hedef alarak Filistin toplumunun temel yapısını dinamitlediğini ve bir halk olarak kendi geleceğini tayin etme hakkını zayıflattığını savundu.

Ateşkes ölümcül bir illüzyon

Rapor, BM Çocuklara Yardım Fonu'nun (UNICEF) Gazze'deki ateşkese ilişkin uyarılarından birkaç gün sonra geldi. UNICEF, Ekim 2025'teki ateşkesten bu yana 265 çocuğun hayatını kaybettiğini belirterek, mevcut ateşkesin çocuklar için "ölümcül bir illüzyon" olduğunu ifade etmişti.

UNICEF Sözcüsü James Elder, bu çocukların büyük kısmının İsrail güçleri tarafından öldürüldüğünü belirterek, "Çok azı patlamamış mühimmat veya milisler nedeniyle hayatını kaybetti. Büyük çoğunluğu hava saldırıları, bombalar veya dronlarla İsrail güçlerince hedef alındı" dedi.

Resmi verilere göre, Hamas'ın İsrail'in güneyine düzenlediği saldırılarda bin 221 kişi hayatını kaybetti. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise İsrail'in bombardıman ve askeri operasyonlarında 72 bin 800'den fazla kişi yaşamını yitirdi. BM verileri, savaşın ilk iki yılında çatışmalar nedeniyle en az 20 bin 179 çocuğun öldüğünü, 44 bin 143 çocuğun ise yaralandığını gösteriyor.

Toplumun temellerini sarsma girişimi

Komisyon; Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki yetimhanelerin ve eğitim kurumlarının yıkılmasının çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini engellediğini ve Filistin toplumunun yapısını sarstığını belirtti.

Ayrıca İsrail'in yenidoğan ve anne bakım merkezlerini hedef almasının, bebeklerin hayatta kalma oranlarını doğrudan etkilediği; düşük, kusurlu doğum ve kalıcı engel oranlarını artırarak Filistinlilerin üreme geleceğine ve nüfusun sürekliliğine darbe vurduğu kaydedildi. Kuşatma nedeniyle yaşanan "açlığın" da çocuk ölümlerini artırdığı ve sağlık sisteminin çökmesiyle salgın hastalık riskini artırdırdığı ifade edildi.

Komisyon Başkanı Muralidhar, "Gazze ve Batı Şeria'da bombalar ve silahlar sussa bile, Filistinli çocuklar bir gecede iyileşmeyecek. Sağlık, eğitim ve gelişimlerine verilen zarar geri döndürülemez düzeydedir" uyarısında bulundu.

​​​​​​​Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi'ne düzenlenen İsrail hava saldırısında yaralanan Filistinli çocuklar tedavi görüyor. (Reuters)​​​​​​​Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi'ne düzenlenen İsrail hava saldırısında yaralanan Filistinli çocuklar tedavi görüyor. (Reuters)

Raporda, Gazze ve Batı Şeria'daki belirli olaylarda çocukların ölümünden sorumlu olabilecek İsrail askeri tugay ve birliklerinin bir listesine de yer verildi.

Komisyon üyesi insan hakları avukatı Chris Sidoti düzenlediği basın toplantısında, bu birlikleri tespit ettiklerini belirterek, "İsrail makamlarının çocuklara yönelik eylemleri uluslararası hukukun bütün kurallarını ihlal etmiştir ve bunun hesabı sorulmalıdır" dedi. Sidoti, doğrudan İsrail kamuoyuna seslenerek, "Bu tür davranışları sadece hoş görmekle kalmayıp teşvik eden açıklamalar yapan liderleriniz nasıl liderlerdir?" ifadelerini kullandı.


Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hiç kimse Lübnan adına müzakere etmiyor

Dün ateşkese varılmasının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mifdon köyünün sakinleri yıkımı inceliyor (AP)
Dün ateşkese varılmasının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mifdon köyünün sakinleri yıkımı inceliyor (AP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı Avn: Hiç kimse Lübnan adına müzakere etmiyor

Dün ateşkese varılmasının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mifdon köyünün sakinleri yıkımı inceliyor (AP)
Dün ateşkese varılmasının ardından Lübnan’ın güneyindeki Mifdon köyünün sakinleri yıkımı inceliyor (AP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkesinin egemenliğine ve kendi işlerini yönetme konusundaki münhasır hakkına sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgulayarak “Her türlü dış yardım memnuniyetle karşılanır; ancak bu, iç işlerimize müdahaleye dönüşmemeli” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Avn, “Kendi adımıza biz müzakere ederiz ve başka hiçbir tarafın bunu bizim yerimize yapmasını kabul etmeyiz” diye konuştu.

Avn, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD Başkanı Donald Trump’ın üst düzey danışmanı Jared Kushner ve Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani'nin katıldığı bir görüntülü görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve tırmanmanın durdurulmasını denetleyecek bir hücre kurulması ele alındı.

Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı Vance, “Lübnan'daki ateşkesi denetleyecek bir mekanizma oluşturuldu. Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yönelik bir mekanizma da kuruldu ve İran'ın onu dizginlemesi talep ediliyor” açıklamasında bulundu.

Şarku’l Avsat'ın edindiği bilgilere göre ateşkes odasının çalışması iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşama ateşkesin kalıcı hale getirilmesine ve güvenlik durumunun kontrolün sağlanmasına odaklanırken ikinci aşama İsrail'in çekilme sürecinin tamamlanmasına dayanıyor. Ateşkes odasının çalışma usulü ve yetki alanı ise önümüzdeki iki gün içinde Washington'da düzenlenecek toplantılarda müzakere edilecek.