Suudi Arabistan’ın kara taşımacılığı sektörü, tedarik kesintilerini önleyerek açığın yüzde 60’ını karşılıyor

Uzmanlar Şarku’l Avsat’a konuştu: Kapasite ve özel filo serbestleştirilmesi, operasyonel varlıkların kullanımını yüzde 30 artırdı

Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı’nda bekleyen bir tren (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)
Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı’nda bekleyen bir tren (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)
TT

Suudi Arabistan’ın kara taşımacılığı sektörü, tedarik kesintilerini önleyerek açığın yüzde 60’ını karşılıyor

Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı’nda bekleyen bir tren (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)
Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı’nda bekleyen bir tren (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)

Küresel ekonomi, deniz ticaret yollarındaki aksaklıklar nedeniyle artan baskılarla karşı karşıya kalırken, Suudi Arabistan’da kara ve demir yolu taşımacılığı sektörü bölgesel ticaret rotalarını yeniden şekillendirmeyi başardı. Sektör, yalnızca bir transit geçiş hattı olmaktan çıkarak, krizleri yüksek verimlilikle yönetebilen ‘egemen bir dağıtım merkezine’ dönüştü. Lojistik uzmanları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi tarafından sağlanan son düzenleyici kolaylıkların, temel mal tedarikindeki açığın yüzde 40 ila 60’ını karşılayacak anlık kapasite oluşturduğunu belirtti. Bu gelişmenin, ülkenin bölge için lojistik bir güven unsuru olarak konumunu güçlendirdiği ifade edildi.

Bu rol, bir dizi düzenleyici kararla pekiştirildi. Söz konusu adımlar arasında üçüncü taraflara yük taşımacılığı sözleşmesi yapılmasına izin verilmesi, kamyonların kullanım süresinin 22 yıla kadar uzatılması ve Körfez ülkelerinden boş soğutmalı kamyonların girişine izin verilmesi yer aldı. Ayrıca Kral Abdulaziz Limanı’nda ‘Körfez depolama bölgeleri’ girişimi başlatılırken, günlük 2 bin 500’den fazla konteyner taşıyan tren seferlerinin kapasitesi de artırıldı.

Uzmanlar, bu adımların geçici çözümler olmanın ötesinde, Hürmüz Boğazı krizi kaynaklı baskılar karşısında stratejik bir yanıt niteliği taşıdığını vurguladı. Bu sayede Suudi Arabistan’ın, küresel krizlerin en zorlu dönemlerinde lojistik hizmetleri etkin şekilde yönetebildiği ve limanları ile kara taşımacılığı ağlarını, çevre ülkelerin ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmesi için kritik bir merkez haline getirdiği ifade edildi.

Anlık koşulları altında verimlilik

Lojistik uzmanı Hasan Âl Helil, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kamyonların kullanım süresinin uzatılmasının piyasa baskılarına karşı esnek bir düzenleyici yanıt olduğunu belirtti. Âl Helil’e göre bu adım, yeni yatırımlara ihtiyaç duyulmadan ek operasyonel kapasite sağlarken, kısa vadede filonun kapasitesini yüzde 10 ila 18 arasında artırabilir. Ayrıca taşıma maliyetlerini yüzde 15’e kadar düşürerek arz-talep dengesizliğinin azaltılmasına ve fiyat istikrarının desteklenmesine katkı sağlayabilir.

Ancak aynı zamanda bu yaklaşımın, daha eski araçlarda artan yakıt tüketimi ve bakım maliyetleri ile arıza risklerinin yükselmesi gibi zorluklar doğurduğuna dikkat çekti. Bu durumun kontrol altına alınmaması halinde orta vadede toplam taşıma maliyetlerini artırabileceğini vurgulayan Âl Helil, dengenin sağlanabilmesi için sıkı teknik denetim gerektiğini ifade etti. Buna göre kamyonların verimliliğinin yüzde 80 ila 90 seviyelerinde korunması ve daha düşük emisyonlu, modern filolara geçişin hızlandırılması önem taşıyor.

Öte yandan lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi, söz konusu kararı kriz yönetimi açısından etkili bir taktik olarak değerlendirdi. El-Harbi, mevcut büyük filodan yararlanılarak piyasaya hızlı kapasite sağlanmasının hedeflendiğini belirtirken, dengenin araçların kullanım süresini sınırlamakla değil, sıkı teknik denetimlerle sağlanabileceğini vurguladı. Bu sayede operasyonların güvenlik ve sürdürülebilirlik standartlarından ödün verilmeden sürdürülebileceğini ifade etti.

Kapasite tekelinin kırılması

Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi, yeni bir düzenleyici kararla, lisanslı işletmelere üçüncü taraflar adına yük taşımacılığı için geçici olarak sözleşme yapma imkânı tanındığını ve uygulamanın önümüzdeki eylül ayına kadar süreceğini açıkladı. Söz konusu adımın, operasyonel varlıkların kullanım verimliliğini artırmayı ve piyasa esnekliğini güçlendirmeyi hedeflediği belirtildi.

Bu çerçevede Âl Helil, kararın özel şirket filolarının genel taşımacılık sistemine dahil edilmesiyle varlık kullanımını artırdığını ifade etti. Âl Helil’e göre bu durum, toplam taşımacılık arzını yüzde 25’e kadar yükseltirken, operasyonel varlıkların kullanım oranını yaklaşık yüzde 30 artırabilir. Bunun da taşıma maliyetlerinde yüzde 8 ila 15 arasında düşüş sağlaması bekleniyor.

dfvdfsv
(foto altı) Suudi Arabistan Demiryolları’na (SAR) ait bir yük treni (SPA)

Âl Helil ayrıca, bu iyileşmenin özellikle gıda ve tüketim malları gibi taşımaya bağlı sektörlerde fiyat dalgalanmalarını azaltabileceğini, fiyat oynaklığını yüzde 12’ye kadar düşürebileceğini belirtti. Bunun yanı sıra, artan nakliye maliyetlerinden kaynaklanan enflasyonist baskıların da sınırlanmasına katkı sağlayabileceğini vurguladı.

Öte yandan el-Harbi, söz konusu kararın daha ileri bir etki yarattığını belirterek, piyasadaki ‘kapasite tekelleşmesini kırdığını’ ifade etti. El-Harbi, filoya sahip her işletmenin potansiyel bir taşımacılık hizmet sağlayıcısına dönüşmesi sayesinde boş seferlerin azaldığını, operasyonel verimliliğin arttığını ve ‘ithal enflasyon’ olarak tanımlanan baskıların absorbe edilmesine katkı sağlandığını söyledi. Ayrıca, Hürmüz Boğazı krizinin etkilerinin nihai tüketiciye yansımasının önüne geçildiğini dile getirdi.

Demiryolu taşımacılığı ve eksik halka

Söz konusu adımlar yalnızca kara yollarıyla sınırlı kalmadı, demir yolu bağlantılarının güçlendirilmesini de kapsadı. Bu çerçevede Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi, Suudi Arabistan Demiryolları’na (SAR) ek istasyonlarda konteyner trenleri işletme lisansı verdi. Halihazırda bu trenler günlük 2 bin 500’den fazla standart konteyner taşırken, Doğu bölgesindeki limanları Ürdün sınırındaki el-Hadise geçiş noktasına bağlayan uluslararası bir lojistik koridor da devreye alındı.

Bununla birlikte, elde edilen ilerlemeye rağmen Âl Helil, rakamların daha da artırılmasını engelleyen bir ‘eksik halka’ bulunduğuna dikkat çekti. Âl Helil’e göre bu sorun; terminal altyapılarındaki entegrasyon eksikliği, istasyonların sınırlı kapasitesi, limanlar ile trenler arasındaki zamanlama zorlukları ve operasyonel varlık yetersizliği gibi unsurlardan kaynaklanıyor.

El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, temel sorunun iki ana noktada toplandığını ifade etti: Tren istasyonları ile depolar arasındaki son bağlantı ve gemilerin boşaltılması ile trenlere yükleme süreçleri arasındaki zaman uyumu. El-Harbi, doğu ile batıyı bağlayacak ‘kara köprüsü’ projesinin tamamlanmasının, kamyonlara bağımlılığı azaltarak deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı hafifletecek kalıcı çözüm olacağını belirtti.

Gıda güvenliği öncelikli bir konu

Gıda güvenliğine verilen önceliği yansıtan bir adım olarak, Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi, Körfez ülkelerinden boş soğutmalı kamyonların ülkeye girişine izin verdi. Bu araçların, hızlı bozulan ürünlerin taşınmasında kullanılacağı belirtildi. Âl Helil, söz konusu kararın soğuk zincir taşımacılığının verimliliğini artıracağını ve operasyonel kayıpları azaltacağını ifade etti. Âl Helil, bu adımın tedarik açığının yüzde 15 ila 35’ini karşılayabileceğini, kritik durumlarda ise bu oranın yüzde 40’a kadar çıkabileceğini öngördü.

svsd
Suudi Arabistan merkezli Red Sea International şirketine ait bir kara filosu (SPA)

El-Harbi, söz konusu kararı ‘can suyu’ olarak nitelendirdi. El-Harbi, özellikle Körfez ülkelerinin gıda ve ilaçta yüzde 80’in üzerinde ithalata bağımlı olduğu bir ortamda, bu adımın arz açığının yüzde 40 ila 60’ını karşılayabileceğini ifade etti. Ayrıca, Kızıldeniz limanlarının fiilen Körfez pazarlarının beslenmesinde ana çıkış noktalarından biri haline geldiğini belirtti.

Depolamadan transit geçişe

Kral Abdulaziz Limanı’nda başlatılan ‘Körfez depolama bölgeleri’ girişimi, akışların düzenlenmesinde en önemli araçlardan biri olarak öne çıktı. Proje kapsamında her Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkesi için özel operasyon alanları tahsis edilirken, depolama ücretlerinden 60 güne kadar muafiyet sağlanıyor.

Âl Helil, girişimin başarısının önceden planlama, akıllı saha yönetim sistemleri, gümrük işlemlerinin hızlandırılması ve limanın taşıma ağlarıyla entegrasyonu gibi ileri düzey operasyonel yönetim uygulamalarına bağlı olduğunu belirtti. Bu sayede hareketin akıcı olacağı ve tıkanıklığın önleneceği vurgulandı.

Öte yandan el-Harbi, muafiyetin etkin şekilde yönetilmediği takdirde bir zorluk haline gelebileceğini ifade etti. El-Harbi, yapay zekâ destekli ‘dinamik saha yönetimi’ ve gemiler limana gelmeden önce yapılan ‘ön gümrükleme’ uygulamalarının önemine dikkat çekti. Ayrıca, her ülkeye tahsis edilen alanların ‘egemen kuru limanlar’ gibi işlev görerek limanı yalnızca bir depolama noktası olmaktan çıkarıp bölgesel hızlı geçiş platformuna dönüştürdüğünü söyledi.

Hedefin üzerinde bir ekonomik getiri

Ekonomik açıdan, bu adımların etkisi yalnızca tedarik sürekliliğiyle sınırlı kalmıyor. Âl Helil, uygulamaların lojistik sektörünün gayri safi yurtiçi hasıladaki katkısını artırdığını, yatırımları çektiğini, yeniden ihracat hareketliliğini canlandırdığını ve operasyonel maliyetleri düşürdüğünü belirtti. Ayrıca bu adımların kaliteli istihdam olanakları yarattığını vurguladı.

Öte yandan el-Harbi, en büyük kazancın doğrudan göstergelerin ötesinde olduğunu ifade etti. El-Harbi’ye göre, 2025’te konteyner elleçlemede yüzde 10,6’lık bir artışla 8,3 milyon konteynere ulaşılmış olsa da, asıl etki Suudi Arabistan’ın bölge için bir ‘lojistik güvenlik vanası’ olarak konumunu pekiştirmesinde yatıyor. Bu durum, uluslararası yatırımcı güvenini artırırken, Vizyon 2030 hedeflerini de destekliyor.

edrfe
Dammam’daki Kral Abdulaziz Limanı (Suudi Arabistan Yol ve Ulaştırma Genel Otoritesi)

Sonuç olarak, bu kolaylıklar Suudi Arabistan’ın yalnızca acil bir krizi yönetmekle kalmadığını, aynı zamanda entegre bir ulaştırma sistemi aracılığıyla bölgesel ticaret haritasındaki rolünü yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Ülke, şokları absorbe edebilen ve zorlukları fırsata dönüştürebilen bir lojistik merkez haline gelerek kıtalararası bağlantıyı güçlendiriyor ve en zor koşullarda bile mal akışını güvence altına alıyor.



Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
TT

Suudi “Kamu Yatırım Fonu”nun (PIF) kârı 17 milyar doları aşarken, varlıkları 2025’te 907 milyar dolara yaklaştı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad, (Reuters)

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2025 yılında güçlü bir mali performans sergiledi. Fonun gelirleri yüzde 9 artışla 450 milyar riyale (120 milyar dolar) yükselirken, net kârı iki katına çıkarak 65 milyar riyali (17,3 milyar dolar) aştı. Yönetilen varlıklarının toplamı değeri ise yaklaşık 3,4 trilyon riyale (906,7 milyar dolar) ulaştı.

Fon, yerel yatırımlarını da genişletmeye devam etti. Bu yatırımların 2021-2025 dönemindeki kümülatif toplamı 750 milyar riyale (200 milyar dolar) yaklaşırken, uluslararası yatırımları yüzde 12 oranında büyüdü. Fon ayrıca yapay zekâ, teknoloji, enerji ve ileri imalat gibi stratejik sektörlerdeki varlığını da güçlendirdi.


Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
TT

Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)

ABD, İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırırken küresel petrol piyasalarının savaşa ne kadar dayanabileceği merak ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dünkü açıklamasında İran'a uygulanan deniz ablukasının süresiz devam edebileceğini duyurdu.

Reuters'ın analizine göre 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaşta şimdiye dek küresel piyasada 2,6 milyar varil petrol kaybedildi.  

Saudi Aramco'ya göre günlük kayıp Körfez'de 11 milyon varile ulaşırken, çoğu analist küresel arz açığının günde yaklaşık 5 milyon varile ulaştığını söylüyor.

Ukrayna, Kazakistan'dan Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı'na günde 1,8 milyon varil petrol taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'na (CPC) temmuz sonunda drone saldırısı düzenlemişti. Bunun açığı daha da artırmış olabileceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, küresel petrol piyasasında istikrar için Kiev'den saldırıları durdurmasını istemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) hesaplamasına göre, ülkelerin elindeki ticari ve kamu petrol stoklarının toplamı yaklaşık 1,5 milyar varil. Ancak bunun tamamı acil durumda piyasaya sürülebilecek rezervlerden oluşmuyor.

Devletlerin doğrudan kontrolünde olan ve acil durumda kullanılabilecek petrol rezervleri yaklaşık 900 milyon varil. Analize göre günlük 5 milyon varillik arz açığının tamamen bu kaynaktan kapatılması halinde kritik eşik olarak belirlenen süre 180 güne denk geliyor. Yani mevcut arz açığı sözkonusu rezervlerden 180 gün daha kapatılabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi, arzın toparlanması ve üretimin başka bölgelerde artmasıysa bu süreyi değiştirebilir.

Diğer yandan ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi de 1983'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Stratejik rezerv altyapısında yaşlanma, bakım eksiklikleri ve bazı depolama sahalarındaki sorunlar petrolün piyasaya ulaştırılması sürecinde sorun yaratabilir.

Uzmanlar özellikle dizel ve jet yakıtı stoklarının 5 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ediyor. İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının rafinerilere zarar vermesi bu ürünlerdeki sıkışıklığı daha da artırdı.

Öte yandan analize göre Çin, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 5,5 milyon varillik ithalatı neredeyse bir yıl sürdürebilir. Pekin elindeki miktarı açıklamasa Asya devinin 1 ila 1,7 milyar varillik stoku olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times


OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
TT

OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün yaptığı açıklamada, 2027 yılında küresel petrol talebindeki büyüme beklentisini günlük yaklaşık 2,2 milyon varile yükseltti. OPEC, bir önceki tahmininde büyümenin günlük 1,9 milyon varil olacağını öngörmüştü.

OPEC, 2026'nın son çeyreğinde küresel petrol talebine ilişkin tahminini biraz aşağı çekerek günlük 107,66 milyon varile indirdi. Geçen ayki tahmin günlük 107,72 milyon varil düzeyindeydi. Buna karşın örgüt, 2026 yılı toplam küresel petrol talebi tahminini günlük 105,16 milyon varilden 105,74 milyon varile yükseltti.

2027 yılı için OPEC, küresel petrol talebinin günlük 107,90 milyon varile ulaşmasını bekliyor. Bu rakam, temmuz ayında açıklanan günlük 107,88 milyon varillik tahminle büyük ölçüde aynı seviyede bulunuyor.

Öte yandan OPEC, OPEC+ ittifakı dışındaki üreticilerin petrol arzındaki büyüme tahminini 2026 için günlük 640 bin varilde sabit tuttu. Bu rakam, temmuz ayındaki tahminle aynı. Örgüt, 2027 yılında OPEC+ dışı üreticilerin arzının günlük 620 bin varil artacağı yönündeki öngörüsünü de değiştirmedi.