İran diplomasisi: Türkiye, Ortadoğu’daki “dörtlü blokta” nasıl bir rol oynuyor?

İslamabad'da düzenlenen dörtlü zirvede bölgedeki çatışmaları durdurma ve diplomatik sürece dönme çağrısı yapıldı (AFP)
İslamabad'da düzenlenen dörtlü zirvede bölgedeki çatışmaları durdurma ve diplomatik sürece dönme çağrısı yapıldı (AFP)
TT

İran diplomasisi: Türkiye, Ortadoğu’daki “dörtlü blokta” nasıl bir rol oynuyor?

İslamabad'da düzenlenen dörtlü zirvede bölgedeki çatışmaları durdurma ve diplomatik sürece dönme çağrısı yapıldı (AFP)
İslamabad'da düzenlenen dörtlü zirvede bölgedeki çatışmaları durdurma ve diplomatik sürece dönme çağrısı yapıldı (AFP)

Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır'ın İran savaşında yürüttüğü diplomatik faaliyetler mercek altında.

Guardian'ın analizinde, birçok açıdan farklı bu ülkelerin "Ortadoğu'da yeni bir dörtlü blok" oluşturduğu ifade ediliyor.

Ülkelerin hem ateşkes sağlanması hem de bölgede İran'la İsrail'in nüfuzunun sınırlandırılması için çalıştığı yazılıyor.

Blokun başarısına en fazla yatırım yapan üyenin Türkiye olduğu belirtiliyor. Ankara yönetiminin, İran'ın balistik füze programı ve Ortadoğu'daki Şii örgütlere desteğiyle ilgili görüşmelerin sadece ABD'yle değil tüm bölge ülkeleriyle yürütülmesini istediği hatırlatılıyor.

Diğer yandan Suudi Arabistan'ın, İran rejimini zayıflatmadan savaşı sonlandırmaması için Washington'a baskı yaptığı iddiaları da anımsatılıyor.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu'ndan Yasmine Farouk şunları söylüyor:

Körfez ülkeleri için tüm seçenekler maliyetli. İran'ın kendilerine yönelik saldırılarının ve Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının bedelini ödemesini istiyorlar. Öte yandan ABD'nin kaos yaratıp sonra çekilmek yerine 'işi sonuna kadar götürüp götürmeyeceğini' bilemiyorlar; bu da Suudi Arabistan'ın görmek istemediği bir durum.

İsrail gazetesi Jerusalem Post, dörtlü ittifakın İsrail'in bölgedeki nüfuzunu olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.

Özellikle 7 Ekim 2023'teki Gazze savaşının ardından sözkonusu ülkeler arasındaki ilişkilerin güçlenmeye başladığı belirtilirken, hepsinin ABD Başkanı Donald Trump'ın kurduğu Barış Kurulu'na üye olduğu da hatırlatılıyor.

Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır'ın yürüttüğü çalışmaların bölgede İran, İsrail ve hatta Hindistan'ın nüfuzunu sınırlamayı hedeflediği öne sürülüyor.

Analize göre 4 ülkenin de elinde önemli stratejik kozlar var. Pakistan nükleer silahlara sahip, Suudi Arabistan da dünyanın en büyük üçüncü petrol tedarikçisi. Türkiye, "gelişmiş bir ekonomiye ve ileri düzey savunma sanayisine sahip bir NATO üyesi" diye nitelenirken, Mısır'ın da Süveyş Kanalı'nı kontrol ettiği vurgulanıyor.

Diğer yandan Suudi Arabistan'ın İran saldırılarına kısıtlı karşılıklar verdiği, Mısır'ın da bölgedeki nüfuzunu yıllar içinde kaybettiği, bu nedenle Türkiye'nin "Müslümanların liderliğini yapmak için başlıca aday haline geldiği" yazılıyor.

Hint medya kuruluşu Times of India'nın analizinde, dörtlü ittifak "İslami NATO" diye niteleniyor.

Suudi Arabistan'la Pakistan, İsrail'in Katar'a saldırmasının ardından Eylül 2025'te savunma paktı imzalamıştı. Haberde, Türkiye'nin de bu anlaşmaya katılabileceğine dair iddiaların ortaya çıktığı anımsatılıyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin amacının "daha kapsamlı bir bölgesel güvenlik platformu kurulması" olduğunu söylemiş, bazı görüşmelerin yapıldığını doğrulamıştı.

İngilizce yayın yapan Suudi Arabistan gazetesi Arab News'daki analizde de "Riyad ve İslamabad'ın bölgeye dayatılan savaşa karşı barış getirmeye çalıştığı" yorumu yapılıyor:

Derin bir güvensizliğin damgasını vurduğu bir çatışmada, ortak bir platformun ortaya çıkması stratejik açıdan önemlidir.

"Türkiye-Mısır-Pakistan-Suudi Arabistan Dışişleri Bakanları Toplantısı", Pakistan'ın başkenti İslamabad'da pazar günü düzenlenmişti. Toplantıda Hakan Fidan, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati bir araya gelmişti.

Indepenent Türkçe, Guardian, Jerusalem Post, Arab News, Times of India



Trump: İran yakın gelecekte nükleer silaha sahip olmayacak hale geldikten sonra çekileceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere konuşurken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere konuşurken (AFP)
TT

Trump: İran yakın gelecekte nükleer silaha sahip olmayacak hale geldikten sonra çekileceğiz

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere konuşurken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gazetecilere konuşurken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, ABD'nin 2-3 hafta içinde İran'dan çekilebileceğini söyledi. Trump, galon başına 4 dolara ulaşan yakıt fiyatları hakkındaki bir soruya verdiği yanıtta, “Tek yapmam gereken İran'dan ayrılmak ve bunu çok yakında yapacağız” ifadelerini kullandı. Trump, bunun ‘2-3 hafta içinde’ gerçekleşeceğini belirtti.

Bu, Trump'ın bir aydır süren ve bu süre zarfında Ortadoğu'yu yeniden şekillendiren, küresel enerji piyasalarını altüst eden ve Cumhuriyetçilerin başkanlık sürecinin gidişatını değiştiren savaşı sona erdirme niyetiyle ilgili bugüne kadar yaptığı en net açıklama oldu. Trump, Tahran'ın çatışmayı sona erdirmek için Washington'la bir anlaşma yapmak zorunda olmadığını da ifade etti.

ABD'nin çatışmayı sona erdirmesi için başarılı bir diplomasinin temel koşul olup olmadığına ilişkin bir soruya verdiği yanıtta Trump, “Hayır, İran bir anlaşma yapmak zorunda değil. Hayır, benimle bir anlaşma yapmak zorunda değiller” dedi. Operasyonu sona erdirmenin şartının İran'ın ‘tamamen geride kalması’, yani yakın gelecekte nükleer silaha sahip olamayacak duruma gelmesi olduğunu söyleyen Trump, “O zaman çekileceğiz” dedi. Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda ise “Bu bizi ilgilendirmez” ifadelerini kullandı.

Sahte oyların karıştığını iddia ettiği ancak herhangi bir kanıt sunmadığı posta yoluyla oy kullanmayı kısıtlayan bir başkanlık emrini imzaladıktan sonra gazetecilere dönen Trump, İranlıları kastederek “Benimle bir anlaşma yapmak zorunda değiller” dedi. ABD Başkanı, “Artık nükleer silah üretemeyeceklerini hissettiğimizde, o zaman oradan ayrılacağız. Anlaşma yapıp yapmamamızın bir önemi yok” ifadesini kullandı.

Birçok müttefikin petrol tankerlerinin geçişini serbest bırakmak için ABD'nin askeri yardım çağrılarını reddetmesinin ardından, ülkelere petrol ‘temini’ için Hürmüz Boğazı'na kendilerinin gitmesi yönündeki çağrısını yineleyen Trump, “Fransa veya başka herhangi bir ülke petrol veya gaz almak istiyorsa, Hürmüz Boğazı'na gidecek, oraya doğrudan gidecek ve işlerini kendi başına halledebilecek” şeklinde konuştu.

ABD Başkanı Trump, “Boğazda olacaklarla hiçbir ilgimiz olmayacak, çünkü bu ülkeler, Çin, oraya gidip güzel gemilerine yakıt ikmali yapacak ve işlerini kendileri halledecekler. Müdahale etmemiz için hiçbir neden yok” ifadelerini kullandı.


Arjantin, "Devrim Muhafızları"nı "terörist" örgütler listesine dahil etti

Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mensupları (Arşiv- dolaşımda)
Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mensupları (Arşiv- dolaşımda)
TT

Arjantin, "Devrim Muhafızları"nı "terörist" örgütler listesine dahil etti

Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mensupları (Arşiv- dolaşımda)
Suriye'deki İran Devrim Muhafızları mensupları (Arşiv- dolaşımda)

Arjantin Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Arjantin hükümeti dün İran Devrim Muhafızları'nı "terörist" kişi ve örgütler listesine ekledi.

Başkan Javier Milei'nin imzaladığı karara göre, İran Devrim Muhafızları'nın bu listeye alınması, «ülkedeki faaliyet kapasitesini sınırlamayı amaçlayan mali yaptırımların ve operasyonel kısıtlamaların uygulanmasına olanak tanıyor». Metinde, Arjantin hükümetinin «Arjantin Cumhuriyeti'ni Batı medeniyetine yeniden yöneltmeye kararlı olduğu ve onu yok etmek isteyenleri kınayıp mücadele edeceği» belirtildi.

Mili'nin Aralık 2023'te iktidara gelmesinden bu yana, Arjantin hükümeti açıkça ABD ve İsrail'in tarafını tuttu ve bu ülkelerin İran'a karşı askeri operasyonlarını destekledi.Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Mili hükümeti, ocak ayında Devrim Muhafızları'na bağlı “Kudüs Tugayı”nı “terörist” kişi ve kuruluşlar listesine aldı.

Ayrıca Arjantin yargısı, 1994 yılında Buenos Aires'teki AMIA Yahudi derneğine düzenlenen ve 85 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin yaralanmasına neden olan saldırıdan İran ve Lübnan'daki “Hizbullah”ı sorumlu tutuyor.


Trump: Savaşın sona ermesi için Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesi gerekmiyor

Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
TT

Trump: Savaşın sona ermesi için Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesi gerekmiyor

Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)
Dün sabaha karşı İran'ın orta kesimlerindeki İsfahan şehrinde bir mühimmat deposundan yükselen duman ve alevler (sosyal medya)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'la savaşa ilişkin yeni bir denklem çizerek “Bu savaşın sona ermesi, Hürmüz Boğazı meselesinin çözülmesine bağlı değil” dedi. Ancak Trump, boğazın deniz trafiğine yeniden açılmasını talep etmeye devam etti ve bölgenin petrolüne en fazla bağımlı olan ülkelerden bu görevde daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istedi. Bu tutum, ABD Savaş Bakanlığı’nın (Pentagon) boğazdaki seçeneklerini açık tutarken, ABD ve İsrail, İran'daki askeri ve hayati altyapıya yönelik saldırılarını genişleterek sürdürdü.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, ülkesinin Hürmüz Boğazında harekete geçmek için çeşitli seçeneklere sahip olduğunu, ancak nihai kararın Başkan Trump'a ait olduğunu belirterek, kara kuvvetlerinin kullanılması seçeneğini dışlamadığını söyledi. Genelkurmay Başkanı General Dan Keen ise, ABD’nin askeri operasyonlarının İran'ın deniz varlıklarına ve mayın döşeme yeteneklerine, ayrıca askeri üretim ve nükleer araştırma tesislerine odaklandığını açıkladı.

ABD'li bir yetkili, ülkesinin İran’ın İsfahan şehrindeki büyük bir mühimmat deposunu yaklaşık 1 tonluk zırh delici bombalarla vurduğunu söylerken, İran basını saldırının Keşm Adası'ndaki bir deniz suyu arıtma tesisini devre dışı bıraktığını bildirdi. Diğer taraftan İsrail ordusu, İran'daki silah üretim tesislerine ve hava savunma sistemlerine yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladı.

Öte yandan Tahran, siyasi ve askeri tepkisini daha da katılaştırdı. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD merkezli şirketlere tehditler savururken, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi altyapı tesislerinin hedef alınacağı uyarısında bulundu. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise İran’ın savaşı sona erdirmek istediğini, ancak saldırının tekrarlanmamasını garanti edecek teminatlar talep ettiğini belirtti.