Yeni bir Libya otoritesinin kurulmasına yönelik öneri, geçiş döneminin uzayacağına dair endişeleri artırıyor

‘Yapılandırılmış diyalog’ hakkında sızdırılan bir belge, BM himayesinde bir siyasi diyalogdan bahsediyor

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos’un geçtiğimiz ocak ayında Trablus’ta yaptıkları görüşmeden (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos’un geçtiğimiz ocak ayında Trablus’ta yaptıkları görüşmeden (UBH)
TT

Yeni bir Libya otoritesinin kurulmasına yönelik öneri, geçiş döneminin uzayacağına dair endişeleri artırıyor

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos’un geçtiğimiz ocak ayında Trablus’ta yaptıkları görüşmeden (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı Massad Boulos’un geçtiğimiz ocak ayında Trablus’ta yaptıkları görüşmeden (UBH)

Libyalıların, 2011 yılından bu yana devam eden geçiş sürecinin sona erdirilmesi yönündeki çağrıları gerek resmî ve siyasi düzeyde gerekse halk nezdinde sürüyor. Uzun süredir devam eden siyasi tıkanıklık ve bölünmüşlüğün son bulmasına yönelik güçlü beklenti dikkat çekiyor.

Ancak Birleşmiş Milletler’in (BM) himayesinde yürütülen ‘yapılandırılmış diyalog’ sürecine atfedilen bir sızıntı, geçiş döneminin yeniden uzatılabileceği endişelerini gündeme getirdi. Söz konusu önerilerde yeni bir geçiş otoritesinin oluşturulmasından bahsedilirken, bazı Libyalılar bunu çözümden ziyade krizin yeniden üretilmesi olarak değerlendiriyor.

Yeni bir otorite oluşturmak

Taslak metin, coğrafi dengeyi gözeterek Berka, Trablus ve Fizan bölgelerini temsil edecek şekilde bir devlet başkanı ve yardımcısından oluşan yeni bir yönetim yapısının kurulmasını öngörüyor. Seçimin ise BM gözetimindeki diyalog süreci üzerinden ‘tek liste’ sistemiyle yapılması ve adayların, diyalog üyelerinin yüzde 25’inin desteğini alması şart koşuluyor. Görev süresinin uzatılamaz şekilde 36 ayla sınırlandırılması planlanırken, sınırlı mali güvenceler sağlanması ve sürenin sonunda uluslararası tanınırlığın sona erdirilmesi de taslakta yer alan düzenlemeler arasında bulunuyor.

 Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh, geçtiğimiz şubat ayında BM Güvenlik Konseyi’ne brifing verdi. (Arşiv – UNSMIL)Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh, geçtiğimiz şubat ayında BM Güvenlik Konseyi’ne brifing verdi. (Arşiv – UNSMIL)

‘Yapılandırılmış diyalog’ sürecine katılan bazı isimler, aralarında Esad Ziyu’nun da bulunduğu üyeler, söz konusu önerinin ‘resmî çerçevenin dışında bir taslak olduğu ve diyalog sürecini yansıtmadığı’ yönünde hızlı bir şekilde açıklama yaptı. Ancak buna rağmen taslağın dolaşıma girmesi, art arda gelen geçiş süreçlerinin ne istikrar sağlayabildiği ne de belirleyici seçimlerin yapılmasına imkân tanıyabildiği bir ortamda, Libyalılar arasında ciddi endişelere yol açtı.

BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Sözcüsü Muhammed el-Esadi, BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh tarafından geçtiğimiz ağustos ayında önerilen ve BM Güvenlik Konseyi tarafından desteklenen yol haritasını, 2011’den bu yana süren geçiş dönemlerini sona erdirmeyi amaçlayan ‘pratik bir girişim’ olarak nitelendirdi. Söz konusu planın, genel ve şeffaf seçimlere ulaşmak için süreci hızlandırmayı ve zaman dilimini daraltmayı hedeflediği belirtildi.

Nisan ayında yeniden başlaması planlanan ‘yapılandırılmış diyalog’ süreci, Tetteh’in yol haritasının bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu plan, seçim yasalarının değiştirilmesi, seçim komisyonundaki boş kadroların doldurulması ve birleşik bir hükümet kurulmasını da içeriyor.

El-Esadi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “UNSMIL’in uygulamaya koyduğu yol haritası, Libya’daki siyasi tıkanıklık ve bölünmüşlüğe son vermeyi amaçlıyor” dedi. Ayrıca, BM çerçevesinde yürütülen herhangi bir girişimin resmî olarak misyon tarafından duyurulması gerektiğini, bu çerçevenin dışındaki önerilerin ise yalnızca ilgili tarafların görüşlerini yansıttığını vurguladı.

Geçtiğimiz şubat ayında başkent Trablus’ta düzenlenen yapılandırılmış diyalog oturumlarından (Arşiv – UNSMIL)Geçtiğimiz şubat ayında başkent Trablus’ta düzenlenen yapılandırılmış diyalog oturumlarından (Arşiv – UNSMIL)

Buna karşın, geçiş süreçlerine ilişkin tartışmalar, Libya kamuoyunun geçici dönemin sona erdirilmesine yönelik beklentileri ile ülkenin hâlâ iç dengeler ve uluslararası çekişmelerin etkisi altında olan siyasi gerçekliği arasındaki uçurumu ortaya koyuyor.

Bu çerçevede, Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) üyesi Ebu’l Kasım Kuzeyt, ülkenin ‘geçiş aşamalarını aşmaktan hâlâ uzak’ olduğunu belirterek, ‘yolsuzluğun kurumsallaşması ve gelecekte kalıcı olması gereken kurumlar içinde otoriter yönetim biçimlerinin yeniden üretilmesi’ riskine dikkat çekti.

Kuzeyt, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Libyalıların geniş bir kesiminin tartışmalı ya da yolsuzlukla suçlanan isimlerin kalıcı devlet yapısında yer almasına karşı çıktığını ifade etti.

Öte yandan, geçiş sürecinin sona erdirilmesine yönelik resmî temaslar da sürüyor. Bu kapsamda, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile DYK Başkanı Muhammed Takala arasında yapılan görüşmelerde, ulusal seçimlerin gerçekleştirilmesi için gerekli şartların oluşturulmasına yönelik ‘somut adımlar’ ele alındı.

Ayrıca, Cebel-i Garbi bölgesindeki yerel yetkililer ve aşiret liderleri de Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi ile yaptıkları son görüşmede, geçiş sürecinin sona erdirilmesine yönelik çabalara destek verdiklerini açıkladı.

‘Genel bıkkınlık’ durumu

Araştırmalara göre bu siyasi hareketlilik, ardışık geçiş süreçlerinden kaynaklanan ‘genel bir bıkkınlık’ hissini gizleyemiyor. Libya Araştırma ve Geliştirme Merkezi Direktörü es-Senusi Biseykri, ülkenin ‘siyasi yorgunluk, güvenlik ve askeri bölünmeler’ içinde olduğunu ve bunun doğrudan yaşam koşullarına yansıdığını, enflasyon, nakit sıkıntısı ve hizmetlerde gerileme gibi sorunlara yol açtığını belirtti.

Biseykri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu krizlerin yüksek düzeyde yolsuzlukla daha da derinleştiğine dikkat çekti. Ayrıca, BM taslak raporunda bazı askeri kişilerin petrol kaçakçılığına karıştığının yer aldığını ve ‘yapılandırılmış diyalog’ süreciyle ilgili sızıntıların, her ne kadar üzerinde uzlaşı sağlanmamış olsa da, siyasi mesajlar içerdiğini ifade etti.

ABD’nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent, geçtiğimiz şubat ayında Trablus’ta düzenlenen yapılandırılmış diyalog oturumlarına katıldı. (UNSMIL)ABD’nin Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Jeremy Brent, geçtiğimiz şubat ayında Trablus’ta düzenlenen yapılandırılmış diyalog oturumlarına katıldı. (UNSMIL)

Biseykri, ülkenin doğu ve batısındaki iki hükümeti birleştirme çabalarının da aksadığını belirtti. Bu süreçte, Mossad Boulos, ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Başdanışmanı olarak yürüttüğü girişimlerle öne çıktı, ancak taraflar arasındaki anlaşmazlıklar devam ediyor.

Boulos, daha önce Avrupa başkentlerinde doğu ve batı Libya’daki siyasi aktörler arasında hükümetleri birleştirmeyi hedefleyen görüşmeler yürüttü. Ancak bu girişimler, özellikle DYK içindeki bir kesim tarafından eleştirildi.

Siyasi analist Hazım er-Rayis, halktaki memnuniyetsizliğin ‘açık şekilde’ gözlemlendiğini belirterek, sürecin bir krizi çözmek yerine ‘tekrarlamak’ yönünde bir eğilim olarak algılandığını söyledi. Mevcut siyasi yapılarla devam etmenin, seçimlere götürecek herhangi bir sürece duyulan güveni zayıflattığını vurguladı.

Er-Rayis, ‘yapılandırılmış diyaloğun’ bu endişeleri gidermediğini, özellikle çıktılarının bağlayıcı olmamasının önceki seçim yasası deneyimlerini hatırlattığını ifade etti. Uluslararası aktörlerin, başta Boulos’un girişimleri olmak üzere, sürece müdahalelerinin, ulusal çıkarlar yerine dış aktörlerin çıkarlarını gözetebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rayis, UNSMIL’in performansını değerlendirirken, sürecin ‘tereddütlü ve çelişkili’ yürütüldüğünü; hem mevcut kurumlarla devam etme hem de onları aşma ihtimali arasında gidip gelindiğini belirtti. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi içindeki kararlı uluslararası destek eksikliğinin, sürecin ‘uluslararası dengelere bağlı bir çözüm’ izlenimi verdiğini ve iç politik iradeden ziyade dış faktörlere dayandığını ortaya koyduğunu söyledi.

Daha önce Tetteh, geçtiğimiz şubat ayında BM Güvenlik Konseyi’ne verdiği brifingde, Temsilciler Meclisi (TM) ve DYK’nin seçim yol haritasında ilerleme sağlayamamasını eleştirerek, yol haritasının iki temel adımını doğrudan ele almak üzere küçük bir grup oluşturma niyetini açıklamıştı. Ancak bu adım henüz fiilen uygulanmadı.



Suriye’de geçim krizi derinleşiyor: Zamlar ve su kıtlığı halkı zorluyor

Şam’daki bir akaryakıt istasyonunda, Suriye’nin çeşitli kentlerinde protestolara yol açan son zammın ardından fiyatlar gösteriliyor (Reuters)
Şam’daki bir akaryakıt istasyonunda, Suriye’nin çeşitli kentlerinde protestolara yol açan son zammın ardından fiyatlar gösteriliyor (Reuters)
TT

Suriye’de geçim krizi derinleşiyor: Zamlar ve su kıtlığı halkı zorluyor

Şam’daki bir akaryakıt istasyonunda, Suriye’nin çeşitli kentlerinde protestolara yol açan son zammın ardından fiyatlar gösteriliyor (Reuters)
Şam’daki bir akaryakıt istasyonunda, Suriye’nin çeşitli kentlerinde protestolara yol açan son zammın ardından fiyatlar gösteriliyor (Reuters)

Suriye’nin başkenti Şam dahil ülke genelinde halkın büyük bölümünün yaşadığı geçim sıkıntısı, yeni bir fiyat artışı dalgasıyla daha da derinleşti. Hükümetin akaryakıt ve tüp gaz fiyatlarını artırma yönündeki son kararı, aylık maaşlarla temel yaşam ihtiyaçları arasındaki uçurumu daha da büyüttü.

Nüfusun yüzde 90’ından fazlasının yoksulluk sınırının altında yaşadığı ülkede, içme suyundaki kıtlık da krizi daha ağır hale getirdi. Çok sayıda aile, ihtiyaç duyduğu suyu yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kalıyor.

Gıda ürünleri, sebze ve meyve fiyatlarının yanı sıra ulaşım ve nakliye ücretlerinde de büyük artışlar yaşandı. Petrol Ürünleri ve Madenlerin Fiyatlarını Belirleme Daimi Komitesi’nin 13 Eylül’de yeni ve geçici bir petrol ürünleri fiyat tarifesi yayımlamasının ardından akaryakıt fiyatları, bölgesel ve küresel gelişmelerin de etkisiyle yüzde 9 ila yüzde 40 arasında arttı.

Ancak karara tepki olarak düzenlenen öfkeli protestoların ardından Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir 17 Eylül’de özellikle ısınma, tarım ve destekten yararlanması gereken kesimlere yönelik indirimli fiyatla sübvansiyonlu motorin satılacağını açıkladı. Buna rağmen temel gıda ürünleri ve ihtiyaç maddelerinin genel fiyatları, 13 Eylül’deki kararın ardından ulaştığı seviyeden gerilemedi.

uy7km
Suriye’nin kuzeydoğusundaki Tel Temir girişinde 16 Eylül’de akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşı düzenlenen protestolar sırasında göstericiler, Rimelan petrol sahalarından gelen tankerlerin geçişini engellemek için yolu kapatırken (AP)

Orta gelir grubunda yer almasına rağmen fiyatların kendisini zorladığını belirten işlem takipçisi Samir el-Adnan, piyasalardaki fiyatları “çok ağır ve yakıcı” olarak nitelendirerek bunların aylık geliriyle kesinlikle örtüşmediğini söylüyor.

Adnan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İnsanlar aylık kazancımız nedeniyle bizi kıskanıyor ama biz bile bu fiyatlarla baş edemiyoruz. Ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan yoksullar bu fiyatlarla nasıl baş edecek?” dedi.

Ekonomi uzmanları ve hane halkı maliyetlerine ilişkin araştırmalara göre üç kişilik bir ailenin orta düzeyde bir yaşam sürdürebilmesi için temel ihtiyaçlarını karşılamasının aylık maliyeti en az 80 bin Suriye lirasına ulaşıyor. Bu rakam, hükümetteki birinci derece memurların büyük bölümünün 20 bin lirayı aşmayan aylık maaşının dört katına denk geliyor.

Aylık maaşlarla temel yaşam ihtiyaçlarının maliyeti arasındaki bu derin uçurum, çok sayıda ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için kapsamlı bir tasarruf politikasına yönelmesine yol açtı.

ghyj
Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, enerji sektörünün durumu ve akaryakıt fiyatlarındaki artışla ilgili Halk Meclisi’nde bilgi verirken (Bakanlığın hesabı)

Temel eğitim ikinci kademesinde öğretmenlik yapan Rima el-Ahmed, kendisinin öğretmen olduğunu, eşinin ise devlet bankasında memur olarak çalıştığını belirterek ülkedeki güvenlik durumunun önceki rejimin devrilmesinin ardından çeşitli açılardan iyileştiğini söyledi. Ahmed’e göre bu iyileşmelerin başında güvenlik ve istikrarın sağlanması ve korku ortamının büyük ölçüde gerilemesi geliyor.

Ancak yaşam koşullarının giderek kötüleştiğini belirten Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hükümetin fiyatlarda akıl almaz artışlara yol açan kararları ve piyasalardaki fiyatların hükümet tarafından denetlenmemesi nedeniyle durum daha da kötüleşiyor. Bu geçim sıkıntısına bir çözüm bulunması gerekiyor. Ailelerin dayanma gücü tükendi” dedi.

Suriye hükümeti daha önce çalışanların maaşlarını artırmak için çeşitli kararnameler yayımlamıştı. Ancak aylık gelirlerle yaşam maliyetleri arasındaki fark kapanmadı. Akaryakıt fiyatlarına yapılan son zammın ardından yaşanan fiyat artışları, daha önceki zamların da etkisini büyük ölçüde ortadan kaldırdı.

Bundan önce, Ekim 2025’in sonlarında elektrik tüketim tarifelerine de zam yapılmıştı. Kilovatsaat başına yaklaşık 10 lira olan eski fiyatlarla kıyaslandığında elektrik tarifeleri 60 ila 70 kat artırılmıştı.

dfgthy
Devlet şebekesinden su ulaşmaması nedeniyle Şam’ın Zahire Mahallesi’nde su satan bir kamyonet (Şarku’l Avsat)

Şam ve kırsalındaki halkın yaşam koşullarını daha da ağırlaştıran bir diğer sorun ise içme ve temizlik suyu konusunda yaşanan ciddi kıtlık oldu. Devlet şebekesinden evlere ulaşan suyun basıncının yetersiz olması, çok sayıda ailenin suyu yüksek fiyatlarla tankerlerden satın almak zorunda kalmasına yol açıyor.

Hükümet, Şam’ın çeşitli bölgelerine ve mahallelerine su sağlamak için üç günde bir yaklaşık 10 saatlik su verme programı uygulasa da Şam’ın güneyindeki Def eş-Şevk Mahallesi’nde yaşayan Ebu Hamza, yaz boyunca evine yalnızca iki ya da üç kez su ulaştığını belirtiyor.

Ebu Hamza, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Aileler çok yoruldu. Tek dertleri günlük ekmeğini, elektrik faturasını ve su parasını karşılamak. Hayat artık çok zor” dedi.

Akademisyen ve ekonomi uzmanı Ziyad Arabş, Suriye’deki geçim krizinin birbirine bağlı üç temel açığın etkisiyle derinleştiğini belirtiyor. Bunları ödemeler dengesi, kamu bütçesi ve fiyatlar karşısındaki satın alma gücü olarak sıralıyor.

Arabş, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, akaryakıt fiyatlarını artırmanın ya da sübvansiyon politikasını tek başına değiştirmenin krizi çözmeyeceğini belirterek motorin fiyatının döviz kuru ve bütçeden bağımsız şekilde ele alınmasının başarılı olmayacağını söyledi.

Arabş’a göre bunun yerine kademeli ve kapsamlı bir plan uygulanması gerekiyor. Bu planın birkaç hafta içinde hayata geçirilecek acil tedbirler arasında sübvansiyonlu gıda sepeti, nakit yardımları, destekli fiyatlarla satış yapan noktalar, geçici istihdam programları ve temel ürünler için referans döviz kurunun sabitlenmesi gibi uygulamaları içermesi gerekiyor.

Bunun yanı sıra birkaç ay içinde elektrik, tarım ve küçük işletmelere yönelik orta vadeli reformların, birkaç yıl içinde ise bütçe, ticaret ve yenilenebilir enerji alanlarında yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Arabş, üretime yönelik uygun koşullu kredilerin yeniden başlatılmasının da gerekli olduğunu belirtiyor.

juk
Esed’in devrilmesinin ardından Yermuk Mülteci Kampı’nda yıkılan evinin önünde duran Filistinli bir kadın (AFP)

Arabş ayrıca yerli üreticiyi koruyan “akıllı” bir ticaret politikasının derhal uygulanmasını, önce üretim girdilerinin ardından da üretilen miktarın desteklenmesini öneriyor.

Arabş’ın ifadesiyle temel ilke şu olmalı: “Alternatif sunmadan fiyat artırılmamalı, yoksulları telafi etmeden destekler azaltılmamalı ve sosyal adalet olmadan reform yapılmamalı.”

Arabş, en iyi senaryoda henüz ortada olmayan kapsamlı bir ekonomik planın uygulanmasıyla iki ila üç yıl içinde gözle görülür bir iyileşme sağlanabileceğini, en kötü senaryoda ise etkili sonuç alınmadan yol aranmasının sürmesi halinde krizin beş ila 10 yıl devam edebileceğini belirtiyor.

Arabş’a göre belirleyici olan planın uygulanması, şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele. Zira gecikme daha fazla yoksulluk ve göç anlamına geliyor. “Vatandaşın artık bekleme lüksü yok. Her gecikme günü gelecekten eksiltiyor.”


Suriye’de eski rejim mensuplarına yönelik operasyonlar sürüyor: Hamza el-Hatib’in işkenceyle öldürülmesiyle ilişkilendirilen komutan yakalandı

Eski Suriye rejimi döneminde Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necib, Nisan 2026’da Şam Adalet Sarayı’ndaki duruşmada (AP)
Eski Suriye rejimi döneminde Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necib, Nisan 2026’da Şam Adalet Sarayı’ndaki duruşmada (AP)
TT

Suriye’de eski rejim mensuplarına yönelik operasyonlar sürüyor: Hamza el-Hatib’in işkenceyle öldürülmesiyle ilişkilendirilen komutan yakalandı

Eski Suriye rejimi döneminde Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necib, Nisan 2026’da Şam Adalet Sarayı’ndaki duruşmada (AP)
Eski Suriye rejimi döneminde Dera Siyasi Güvenlik Şubesi Başkanı Atıf Necib, Nisan 2026’da Şam Adalet Sarayı’ndaki duruşmada (AP)

Suriye İç Güvenlik Güçleri, eski rejim döneminde Dera kırsalındaki Sayda beldesinde 138. Hava Savunma Tugayı Komutanlığı görevini yürüten Tuğgeneral Cabir Mahrez İbrahim’i yakaladı. İbrahim’in, aralarında çocuk Hamza el-Hatib’in de bulunduğu göstericilerin öldürülmesi, gözaltına alınması ve bastırılmasına yönelik emirler vermekle ilişkilendirildiği belirtildi.

İç Güvenlik Güçleri pazar günü yaptığı açıklamada, kayıtlar ve ilk soruşturmaların İbrahim’in öldürme ve gözaltı emirleri vermenin yanı sıra göstericilerin bastırılmasına karıştığını ortaya koyduğunu bildirdi. Açıklamada ayrıca İbrahim’in Dera’nın doğu kırsalındaki köy ve beldelere yönelik askeri operasyonlara katıldığı, sivillerin takip edilmesi ve evlerinin hedef alınmasında rol oynadığı belirtildi.

İç Güvenlik Güçleri, soruşturmaların İbrahim’in yaklaşık 120 kişinin hayatını kaybettiği Sayda Konutları katliamındaki doğrudan sorumluluğuna işaret ettiğini bildirdi. Açıklamada ayrıca İbrahim’in, aralarında çocuk Hamza el-Hatib’in de bulunduğu çok sayıda Dera sakininin sistematik şekilde gözaltına alınması ve işkenceye maruz bırakılmasıyla ilişkilendirildiği kaydedildi.

Eski rejim, 13 yaşındaki Hamza el-Hatib’i 18 Mart 2011’de Dera kentinde başlayan Suriye devriminin ilk aylarında gözaltına aldı. El-Hatib, işkence altında hayatını kaybetti.

El-Hatib’in işkence görmüş ve parçalanmış cesedi, hükümet karşıtı bir gösteri sırasında gözaltına alınmasından haftalar sonra 21 Mayıs 2011’de ailesine teslim edildi. Hamza’nın ölümü ve Beşşar Esad karşıtı sloganlar yazdıkları gerekçesiyle başka çocuk ve gençlere de işkence yapılması, ülke genelinde geniş çaplı protestolara ve hükümet güçlerinin sert müdahalesine yol açtı.

Esad’ın devrilmesinin ardından Hamza’nın annesi yaşananları kutlayamadı. Zira kendisine kötü şöhretli Saydnaya Hapishanesi’nde bulunan fotoğraf ve belgeler ulaştı. Bu belgeler, Hamza’nın 2019’da polis tarafından gözaltına alınan ağabeyi Ömer’in de tutukluluk sırasında hayatını kaybettiğini doğruluyordu.

İki kardeşin annesi Semira, İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye verdiği demeçte büyük bir üzüntü içinde titreyerek Ömer’in cezaevinden çıkmasını beklediğini söyledi. Semira, “Belki bugün ya da yarın gelir diye düşünüyordum. Bugün ise gözaltında öldüğü haberini aldım” dedi. Semira, Esad’ın kendisinin yaşadıklarını yaşamasını dilediğini söyledi.

İbrahim’in yakalanması, Suriye makamlarının Beşşar Esad yönetiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana eski rejim döneminde yaşanan ihlallerle bağlantılı suçlamalar kapsamında eski yetkililer ve askerleri hedef alan operasyonların bir parçası.

İç Güvenlik Güçleri, bu ayın 19’unda yaptığı açıklamada “eski rejim döneminde Cumhuriyet Muhafızları’nın üst düzey komutanlarından biri olan eski Tümgeneral Ahmed Muhammed İsmail’in yakalandığını” duyurmuştu.

Suriye yargısı daha önce eski güvenlik yetkilisi Atıf Necib’i “insanlığa karşı suçlar” işlemekle suçlayarak gıyabında idam cezasına çarptırmıştı. Necib, Dera’daki Siyasi Güvenlik Şubesi’nin başkanlığını yaptığı dönemde işlenen suçlardan sorumlu tutuldu. Mahkeme Necib’i “kasten öldürme”, “15 yaşından küçük çocukları kasten öldürme” ve “ölümle sonuçlanan işkence” de dahil olmak üzere çok sayıda suçtan mahkûm etti.


Irak, olası ABD yaptırımları ile İran nüfuzu arasında

Bağdat Uluslararası Havalimanı’nın dış görünümü (Arşiv - Reuters)
Bağdat Uluslararası Havalimanı’nın dış görünümü (Arşiv - Reuters)
TT

Irak, olası ABD yaptırımları ile İran nüfuzu arasında

Bağdat Uluslararası Havalimanı’nın dış görünümü (Arşiv - Reuters)
Bağdat Uluslararası Havalimanı’nın dış görünümü (Arşiv - Reuters)

Irak hükümetinin, ABD Hazine Bakanlığı’nın İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarına yönelik yasağı uygulama kararı, Şii siyasi oluşumların çatı yapısı Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı tarafların karara uymayı reddetmesi karşısında tartışma konusu olmaya devam ediyor. Buna karşın hükümetin resmi tutumu karara uyulacağı yönünde.

Hükümet kaynaklarından birine göre Bağdat, Irak havalimanlarında herhangi bir İran hava yolu şirketinin uçuşlarını kabul etmesinin doğuracağı sonuçlar konusunda ABD’den ciddi bir uyarı aldı. Başbakan Ali Zeydi hükümeti daha önce Washington’dan bazı havalimanlarının uçuş yasağından muaf tutulmasını talep etmişti. Bunlar arasında insani gerekçelerle Necef Havalimanı da bulunuyordu.

Konuyla ilgili bilgi sahibi siyasi bir kaynak, “Irak şu anda Amerikan çekici ile İran örsü arasında” dedi. Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Durum gerçekte son derece zor görünüyor. Tahran’ın talep ettiği şekilde uçuş yasağı kararına tam olarak uymamakta ısrar edilmesi, Irak’ın artık karşılayamayacağı yaptırımlara yol açabilir. Özellikle de Başbakan Ali Zeydi’nin ABD yönetimiyle, bilhassa da Başkan Donald Trump’la Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katıldığı sırada gerçekleştirdiği başarılı görüşmeler kapsamında yakında Bağdat’a bir dolar transferi yapılması beklenirken” ifadelerini kullandı.

fgthy
Necef Havalimanı (Sosyal medyada dolaşan görüntü)

Irak piyasalarında doların son dönemde sert şekilde yükselmesi, vatandaşların günlük yaşamını olumsuz etkiledi. Bu gelişme, İran’ın Irak’a petrolünü Hürmüz Boğazı üzerinden tamamen ihraç edebilmesi için muafiyet vermeyi reddetmesi nedeniyle ülkenin petrolünün tamamını ihraç edememesiyle aynı döneme denk geldi. Bunun sonucunda genel devlet bütçesine bağlı yaklaşık 8 milyon çalışan ve emeklinin maaşlarının ödenmesi gecikti.

Bilgi sahibi siyasi kaynak, “Şii Koordinasyon Çerçevesi liderleri, Zeydi’nin de katıldığı görüşmelerde iki taraf arasında denge kurmaya çalışıyor. Bir yandan ABD’nin kararına meydan okumada fazla ileri gitmemek diğer yandan başbakanın en azından yalnızca Necef Havalimanı için bile olsa bir muafiyet elde etme çabalarını desteklediklerini açıklamak istiyorlar” dedi.

Sorumlu bir hükümet kaynağı da pazar günü yaptığı açıklamada Bağdat’ın, “Irak havalimanlarında herhangi bir İran hava yolu şirketini kabul etmeye devam etmenin havalimanını, ilgili kurumları ve bu uçuşlara hizmet sağlayan şirketleri ABD yaptırımlarına maruz bırakacağı konusunda ciddi ve doğrudan bir Amerikan uyarısı aldığını” doğruladı.

rgth
Irak Başbakanı Ali Zeydi, 23 Eylül 2026’da New York’ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü (Irak hükümeti medyası)

Kaynak, basına yaptığı açıklamada, “ABD tarafı Irak hükümetine yaptırım uygulamalarının yalnızca yaptırım kapsamındaki İran hava yolu şirketleriyle sınırlı kalmayacağını, bu şirketlerin uçuşlarına hizmet sağlayan veya uçuşların gerçekleştirilmesini kolaylaştıran herhangi bir kurum ya da havalimanını da kapsayabileceğini bildirdi. Buna iniş, yer hizmetleri, yakıt ikmali ve uçuşlarla bağlantılı diğer hizmetler de dahil” dedi.

Aynı hükümet kaynağı, “Bu uyarı Irak hükümetini tek bir seçenekle karşı karşıya bıraktı: Irak havalimanlarını, hava taşımacılığı sektörünü ve bu sektörde faaliyet gösteren kurumları ABD yaptırımlarına maruz bırakmaktan kaçınmak. Dolayısıyla İran hava yolu şirketlerine ait uçuşların Irak havalimanlarına kabul edilmesini durdurmaya devam etmek” ifadelerini kullandı.

scdvfbg
Necef Uluslararası Havalimanı’nın içinden (WAA)

Kaynak, “Karar İran ile hava trafiğine ilişkin Irak’ın siyasi tutumuyla bağlantılı değildi. Karar, ABD yaptırımlarının doğurabileceği hukuki ve ekonomik risklerin bir sonucu olarak alındı. Özellikle İran uçaklarına hizmet vermeye devam edilmesi, bu uçaklarla işlem yapan Iraklı kurumları yaptırım tedbirleriyle karşı karşıya bırakıyor” dedi.

Silahların devletin kontrolünde toplanması süreci geriliyor

Öte yandan ABD’nin Irak’tan 30 Eylül’de nihai olarak çekilmesi yaklaşırken “silahların devletin elinde toplanması” sürecinde de belirgin bir gerileme yaşanmaya başladı. Birden fazla silahlı grubun kendilerine tanınan süreye uymayı reddetmesi, buna karşılık ABD’nin Bağdat’ı bu konudaki taahhütlerine uymaya zorlamak için baskıyı artırması sürece ilişkin gerilimi yükseltti.

Siyaset bilimi profesörü Dr. Talib Muhammed Kerim, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Irak hükümeti devletin güç kullanma tekelini tesis etme ilkesini hayata geçirme konusunda açıkça kararlı görünüyor. Bu yalnızca güvenlik dosyası olarak değil, aynı zamanda devletin yeniden inşasının, siyasi ve uluslararası ilişkilerinin ve ekonomik ortaklıklarının yeniden düzenlenmesinin bir parçası olarak ele alınıyor” dedi.

gthyju
Başbakan Ali Zeydi’nin katıldığı Koordinasyon Çerçevesi toplantılarından biri (WAA)

Kerim, “Oyunun kuralları da değişmeye başladı. Çok sayıda silahlı güç arasındaki denge anlayışından, gücün devlet kurumları bünyesinde bütünleştirilmesi anlayışına geçiliyor. Bununla eş zamanlı olarak Irak’ın ABD, Avrupa Birliği ve bölge ülkeleriyle ilişkileri yeniden tanımlanıyor” diye konuştu.

Velayeti

Aynı genel çerçevede, Bağdat’ta çok sayıda gözlemcinin dikkatini çeken bir gelişme de İran lideri Mücteba Hamaney’in danışmanı Ali Ekber Velayeti’nin Koordinasyon Çerçevesi’ne yönelik sert saldırısı oldu. Velayeti’nin Çerçeve’yi “içi boş” olarak nitelendirmesine, önde gelen Şii liderleri bünyesinde barındıran bu oluşumdan herhangi bir yanıt gelmedi.

Koordinasyon Çerçevesi, aralarında dördü başbakanlık yapmış dört ismin de bulunduğu önemli Şii liderleri kapsıyor. Bu isimler eski başbakanlar Nuri el-Maliki, Haydar el-İbadi ve Muhammed Şiya es-Sudani ile görevdeki Başbakan Ali Zeydi.