Rusya, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü ve güvenliğini koruma desteğini yineledi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (Şarku'l Avsat)
TT

Rusya, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü ve güvenliğini koruma desteğini yineledi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bölgedeki askeri gerilimin hızla tırmanması bağlamında gelişmeleri görüşmek üzere bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Dün (Perşembe) gerçekleşen telefon görüşmesinde, iki lider gerilimin olumsuz etkilerini ve bunun deniz taşımacılığı ile küresel ekonomi üzerindeki muhtemel sonuçlarını ele aldı. Ayrıca Rusya’nın, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü ve güvenliğinin korunmasına desteğini vurguladığı belirtildi.

Veliaht Prens ve Rusya Devlet Başkanı bölgesel ve uluslararası birçok konu ile ortak ilgi alanlarına dair görüş alışverişinde bulundu.



İslam Dünyası Vakıflar ve İslam İşleri Bakanları Konferansı’nda İran’ın bölgeye yönelik saldırılarını kınadı

Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanı Abdüllatif bin Abdülaziz Al eş-Şeyh (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanı Abdüllatif bin Abdülaziz Al eş-Şeyh (Şarku’l Avsat)
TT

İslam Dünyası Vakıflar ve İslam İşleri Bakanları Konferansı’nda İran’ın bölgeye yönelik saldırılarını kınadı

Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanı Abdüllatif bin Abdülaziz Al eş-Şeyh (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanı Abdüllatif bin Abdülaziz Al eş-Şeyh (Şarku’l Avsat)

İslam dünyasındaki vakıflar ve İslam işleri bakanlarını bir araya getiren konferansın yürütme kurulu toplantısında, İran’ın Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik “kasıtlı saldırıları” kınandı. Açıklamada, İran tarafının bölgenin güvenlik ve istikrarını bozma ısrarı, sivilleri korkutması, masumları öldürmesi ve konutlar ile altyapıyı, su arıtma tesislerini, havalimanlarını ve diplomatik temsilcilikleri hedef alması eleştirildi.

Cidde’de çevrim içi olarak gerçekleştirilen toplantının sonuç bildirisinde, bu eylemlerin İslami değer ve ilkelerin, iyi komşuluk ilişkilerinin, uluslararası sözleşme ve anlaşmaların ve uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğu vurgulandı. Ayrıca bu saldırıların uluslararası barış ve güvenlik için tehdit oluşturduğu ifade edildi.

Bildiride, söz konusu saldırıların hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacağı belirtilerek İran’a bu saldırıları derhal durdurma, ayrıca bağlı milislere her türlü destek, finansman ve silah sağlamaktan vazgeçme çağrısı yapıldı.

Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanı Abdüllatif bin Abdülaziz Al eş-Şeyh ise İran ve ona bağlı milislerin “vahyin indiği topraklar ve Müslümanların kıblesi” olarak nitelendirdiği Suudi Arabistan ile Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırılarını kınama çağrısında bulundu. Bu eylemlerin İslami değerler ile uluslararası anlaşma ve hukuk kurallarına açıkça aykırı olduğunu ve bölgesel barış ile güvenliği zedelediğini ifade etti.

eş-Şeyh, Suudi Arabistan’ın ve liderliğinin “ülkeyi koruma, savunma ve İslam’ın kutsallarını muhafaza etme konusunda muktedir olduğunu” vurgulayarak, ülkenin güvenliğine yönelik her türlü tehdide karşı koyabileceklerini belirtti. Ayrıca Suudi Arabistan’ın, liderliğinin izlediği dengeli politikalar sayesinde ulusal birlik sağladığını ve halkın alınan tüm kararlarda yönetimin arkasında durduğunu söyledi.

Bakan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, konferansın mevcut hassas koşullarda toplandığını, İslam dünyasının “alışılmadık ve artan saldırganlık eğilimleriyle” karşı karşıya olduğunu ifade etti. İran’ın her gün insansız hava araçları ve füzelerle Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik saldırılar düzenlediğini belirten Bakan, buna rağmen söz konusu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olduğunu ve dinlerine, liderliklerine ve ülkelerine karşı yüksek sorumluluk bilinci taşıdıklarını vurguladı.


Kuveyt: İran'ın bir enerji ve su arıtma tesisine düzenlediği saldırı sonucu maddi hasar meydana geldi

İran saldırılarının ardından Kuveyt'teki bir binadan duman yükseliyor (AFP)
İran saldırılarının ardından Kuveyt'teki bir binadan duman yükseliyor (AFP)
TT

Kuveyt: İran'ın bir enerji ve su arıtma tesisine düzenlediği saldırı sonucu maddi hasar meydana geldi

İran saldırılarının ardından Kuveyt'teki bir binadan duman yükseliyor (AFP)
İran saldırılarının ardından Kuveyt'teki bir binadan duman yükseliyor (AFP)

Kuveyt Elektrik ve Su Bakanlığı, Kuveyt'teki bir enerji ve su arıtma tesisi bugün İran'ın düzenlediği bir saldırıda hasar gördüğünü açıkladı.

Resmi haber ajansı (KUNA), bakanlık sözcüsü Fatima Hayat'ın şu sözlerine yer verdi: "Bugün şafak vakti İran'ın alçakça saldırısı sonucu enerji ve su arıtma tesislerinden birinde maddi hasar meydana geldi." Hayat, "Teknik ve acil durum ekipleri, faaliyetlerin devamlılığını sağlamak ve hasarın giderilmesi için hemen çalışmalarına başladı" diye vurguladı.


Körfez ülkeleri İran hücrelerinin peşinde

Bahreyn'deki bir terör hücresinin üyeleri (BNA)
Bahreyn'deki bir terör hücresinin üyeleri (BNA)
TT

Körfez ülkeleri İran hücrelerinin peşinde

Bahreyn'deki bir terör hücresinin üyeleri (BNA)
Bahreyn'deki bir terör hücresinin üyeleri (BNA)

Şarku’l Avsat tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Körfez ülkelerindeki güvenlik güçleri şu ana kadar 4 Körfez ülkesinde (Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri) İran ve müttefiklerine, özellikle de «Hizbullah»a bağlı 9 hücreyi ortaya çıkardı.

İlk hücre 3 Mart 2026 tarihinde Katar'da ortaya çıkarılırken, sonuncusu ise geçen aynı ayın 30'unda ortaya çıktı. Bu, dokuz hücrenin sadece 27 gün içinde ele geçirildiği anlamına geliyor; yani Körfez ülkeleri geçen ay her 3 günde bir İran'a bağlı bir güvenlik hücresini ortaya çıkardı.

İzleme raporuna göre, yakalanan ve dokuz hücreleri çökertilen kişilerin sayısı yaklaşık 74 kişi. Körfez ülkelerinin resmi verilerine göre bu kişiler «Kuveyt, Lübnan, İran ve Bahreyn» uyruklu. Resmi verilere ve itiraflara göre hedefleri, devletin egemenliğini zedelemek ve güvenliği tehlikeye atmak amacıyla yurt dışındaki terörist unsurlarla iletişim kurmak, terör planları ve eylemlerini gerçekleştirmek için para toplamak, simge ve liderleri hedef alan suikast planları yapmak, yüksek çıkarları zedelemek ve ulusal ekonomiyi sarsmaktı.