NYT, Suriye’deki Nusayrilerin kaçırılmasını yazdı: Sayı açıklanandan çok daha fazla

Reuters'ın geçen yıl haziranda yayımladığı haberde de Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde Nusayri kadın ve kız çocuklarının kaçırıldığı yazılmıştı (Reuters)
Reuters'ın geçen yıl haziranda yayımladığı haberde de Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde Nusayri kadın ve kız çocuklarının kaçırıldığı yazılmıştı (Reuters)
TT

NYT, Suriye’deki Nusayrilerin kaçırılmasını yazdı: Sayı açıklanandan çok daha fazla

Reuters'ın geçen yıl haziranda yayımladığı haberde de Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde Nusayri kadın ve kız çocuklarının kaçırıldığı yazılmıştı (Reuters)
Reuters'ın geçen yıl haziranda yayımladığı haberde de Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde Nusayri kadın ve kız çocuklarının kaçırıldığı yazılmıştı (Reuters)

Suriye'de Ahmed Şara yönetiminin kabul ettiğinden çok daha fazla Nusayri (Arap Alevileri) kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığı öne sürülüyor.

New York Times'ın (NYT) Suriye'deki Nusayrilerle görüşerek hazırladığı özel haberde, 13 kadın ve kız çocuğunun kaçırıldığının doğrulandığı savunuluyor. Bu kişilerden 5'i tecavüze uğradığını söylerken, ikisinin eve hamile döndüğü aktarılıyor.

Şam yönetiminden yapılan açıklamadaysa bu türden yalnızca bir vakanın doğrulandığı bildiriliyor.

Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, sözkonusu kişilerin adları paylaşılmadığı sürece iddiaları doğrulayamayacaklarını söyledi. NYT ise bilgilerin Şam yönetimiyle paylaşılmadığını aktarıyor.

Baba, hamileliklerin kaçırılma olaylarını kanıtlamadığını, bu kişilere gönderilen fidye mesajlarının gerçeği yansıtmayabileceğini iddia ediyor.

Sözcü, kasımda hükümetin yayımladığı inceleme raporuna da dikkat çekiyor. Bu çalışmada bildirilen 42 kaçırma vakasından sadece birinin gerçek olduğunun tespit edildiği paylaşılmıştı.

NYT'nin adlarını gizli tuttuğu kişilerle yaptığı görüşmelerdeyse farklı bir tablo çiziliyor.

33 yaşındaki bir kadın, geçen yaz silahlı 4 kişi tarafından kaçırıldığını anlatıyor. Bu kişilerin kendisine Nusayri olup olmadığını sorduğunu belirtiyor.

Habere göre 16 yaşındaki bir kız çocuğu da geçen yıl mayısta bir dükkana gitmek için evden çıktıktan sonra ortadan kaybolmuş.

Olayla ilgili bilgi sahibi 4 kaynak, birkaç hafta sonra kimliği belirsiz bir kişinin çocuğun ailesini arayarak fidye istediğini söylüyor.

Ailenin fidyeyi ödemesi üzerine çocuğun ağustosta eve geri döndüğü belirtiliyor. Kendisine sürekli uyuşturucu verildiği, tecavüz edildiği ve tıbbi muayenede hamile olduğunun ortaya çıktığı aktarılıyor.

Başka bir aile de kaçırılan kızlarını geri almak için 17 bin dolar fidye ödemelerine rağmen çocuklarının serbest bırakılmadığını söylüyor. Gencin akrabalarının da ek ödeme yapmasıyla eve dönebilen çocuğun saçlarının kesildiği, dövüldüğü ve kendisine tecavüz edildiği yazılıyor.

Kaçırılma vakalarını takip eden, kâr amacı gütmeyen Suriye Feminist Lobisi'nden Rima Flihan, olayların mezhep çatışması nedeniyle yaşandığını söylüyor:

Bu sistematik bir olay ve bu topluluğu hedef alıyor. Topluluğu savunmasız hale getirmeye çalışıyorlar.

Suriye Feminist Lobisi, 2025'ten bu yana 80 Nusayri kadın ve kız çocuğunun kaybolduğunu bildiriyor. Bu vakaların 26'sının kaçırılma olduğunun doğrulandığı savunuluyor.

NYT, görüştüğü tüm ailelerin durumu güvenlik güçlerine bildirdiğini aktarıyor. Aileler bazı memurların kendilerine yardımcı olduğunu söylerken, çoğu güvenlik görevlisinin şikayetleri ciddiye almadığını belirtiyor.

Suriye'de Nusayri nüfusunun yoğun olduğu Lazkiye ve Tartus'ta Mart 2025'te çatışmalar yaşanmıştı.

Birleşik Krallık merkezli Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü (SOHR), yaklaşık 1600 kişinin Şam destekli milisler tarafından öldürüldüğünü öne sürmüştü. Bunlardan 600'den fazlasının sivillerden oluştuğu savunulmuştu.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ise iddiaları reddederek saldırıları devrik Beşar Esad rejimi destekçilerinin düzenlediğini ileri sürmüş, olayla ilgili inceleme başlatıldığını ve tüm sorumluların cezalandırılacağını duyurmuştu.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters



Türkiye, İran'a üç tır dolusu insani yardım gönderdi

Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
TT

Türkiye, İran'a üç tır dolusu insani yardım gönderdi

Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)
Tahran'da bir konut binasına düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz arasında tahrip olmuş bir araç (Reuters)

Türkiye Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, insani yardım malzemeleriyle dolu üç tırın dün Türkiye üzerinden İran'a gireceğini duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Bakan, “X” platformunda şunları yazdı: “Tıbbi malzeme ve ekipman yüklü tırlarımız komşumuz İran'a doğru yola çıktı” diyerek, Türkiye’nin “ezilenlerin yaralarını sarmak” arzusunu vurguladı. Sağlık Bakanlığı sözcüsü AFP'ye yaptığı açıklamada, üç tırın Türkiye-İran sınırını yerel saatle 14:30'da geçmesinin planlandığını belirtti.

Bakanlık, Washington ve Tahran arasındaki ateşkes göz önüne alındığında, önümüzdeki günlerde İran'a başka yardım tırlarının gönderilip gönderilmeyeceği konusunda açıklama yapmadı.


İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerin öldüğünü duyurdu

Güney Lübnan'dan İsrail'e doğru giden zırhlı bir aracın içindeki İsrail askeri (Reuters)
Güney Lübnan'dan İsrail'e doğru giden zırhlı bir aracın içindeki İsrail askeri (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerin öldüğünü duyurdu

Güney Lübnan'dan İsrail'e doğru giden zırhlı bir aracın içindeki İsrail askeri (Reuters)
Güney Lübnan'dan İsrail'e doğru giden zırhlı bir aracın içindeki İsrail askeri (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, bir önceki gün Güney Lübnan'da bir askerinin öldüğünü ve kara operasyonlarının başlangıcından bu yana bölgedeki ölü sayısının 12'ye yükseldiğini duyurdu.

Ordu, Güney Lübnan'daki çatışmalarda öldürülen askerin Golani Tugayı'ndan 30 yaşındaki Başçavuş Tofel Yosef Lifshitz olduğunu açıkladı. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre aynı olayda 5 askerin de yaralandığı bildirildi.

İsrail güçleri, Hizbullah'ın 2 Mart'ta İran ile yaşanan çatışmaya dahil olması ve İsrail'e roket fırlatmasıyla birlikte Lübnan'da Hizbullah ile çatışıyor.

İsrail, ABD ve İran arasında varılan ateşkes anlaşmasının ardından Hizbullah'ın kuzey İsrail ve Lübnan'daki İsrail güçlerine yönelik saldırılarını durdurmasına rağmen, dün Lübnan'a geçen ay çatışmanın başlamasından sonra en yoğun hava saldırılarını gerçekleştirdi.

İsrail ordusu, savaşın en büyük koordineli saldırısını gerçekleştirdiğini iddia ederken, Beyrut'ta bir dizi güçlü patlama meydana geldi ve gökyüzüne duman bulutları yükseldi. Açıklamada, Beyrut, Bekaa Vadisi ve Güney Lübnan'da 100'den fazla Hizbullah komuta merkezi ve askeri tesisinin hedef alındığı belirtildi.

Lübnan Sivil Savunması, İsrail saldırılarında Lübnan genelinde ölü sayısının 254'e yükseldiğini açıkladı.


Bilinen en eski ahtapotun aslında ahtapot olmadığı tespit edildi

Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
TT

Bilinen en eski ahtapotun aslında ahtapot olmadığı tespit edildi

Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)

Dünyanın en eski ahtapotu kabul edilen 300 milyon yıllık fosilin aslında ahtapot olmadığı ortaya çıktı.

ABD'nin Illinois eyaletindeki Mazon Creek fosil yatağında 2000'de yapılan çalışmalarda yumuşak çamurda korunmuş bir fosil keşfedilmişti.

8 kol ve bacağı, iki gözü ve mürekkep kesesi olduğu anlaşılan fosilleşmiş canlının ahtapotların atası olduğu öne sürülmüştü. 300 milyon yıllık örnek, bu canlıların sanılandan 150 milyon yıl önce ortaya çıktığına işaret ediyordu.

Pohlsepia mazonensis adı verilen bu tür, bilinen en eski ahtapot unvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı'na da girmişti.

Ancak Birleşik Krallık'taki Reading Üniversitesi'nden Thomas Clements ve ekibi, yeni görüntüleme tekniklerini kullanarak bu türün aslında ahtapot değil, bugünkü notilusların eski bir akrabası olduğunu tespit etti.

Bilim insanları hayvanın fosilleşmeden önceki birkaç haftada çürüdüğünü ve bu nedenle yanlış tanımlandığını düşünüyor.

Fosilin kötü bir şekilde korunması, 26 yıl önce onu inceleyen araştırmacıların çalışmasını kısıtlamıştı.

Ancak fosilleri parçalamadan içlerini görmeyi sağlayan yeni teknolojiler Pohlsepia mazonensis'in sırlarını açığa çıkardı.

Güneşten daha parlak ışık demetleri kullanan modern bir teknik olan senkrotron görüntülemeden yararlanan ekip, hepsi yan yana dizilmiş 11 küçük diş benzeri yapıyla karşılaştı. Bilim insanları bunun, dişçiklerle kaplı dil benzeri organı ifade eden radula olduğunu düşünüyor.

Öte yandan ahtapotların radulasında genellikle bir sırada 7-9 dişçik bulunurken, notilusların yakın akrabası nautiloidlerde 13 adet oluyor.

Araştırmacılar ellerindeki örneği, bölgede daha önce bulunan nautiloid türü Paleocadmus pohli'yle karşılaştırınca iki canlının radulasının birbirine benzediğini gördü.

Ekip ayrıca mürekkep kesesinin de gerçekten mürekkep kesesi olduğuna dair yeterince kanıt bulamadı. 

Bulguları hakemli dergi Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences'ta bugün (8 Nisan) yayımlanan çalışmaya göre Pohlsepia mazonensis aslında ayrı bir ahtapot türü değildi.

Clements "Dünyanın en ünlü ahtapot fosilinin aslında hiç de ahtapot olmadığı ortaya çıktı" diyerek ekliyor: 

Haftalarca çürüdükten sonra gömülen ve daha sonra kayada korunan bir notilus akrabasıymış ve bu çürüme nedeniyle bu kadar inandırıcı bir şekilde ahtapota benzemiş.

Bulgular ahtapotların tarihini 150 milyon yıl kısaltırken, nautiloidlerin de sanılandan 220 milyon yıl daha eski olduğunu gösteriyor. Yani ahtapotlar Jura döneminde, sanılandan çok daha sonra ortaya çıkmış.

Clements "Şimdiye kadar bulunan, nautiloidlere ait en eski yumuşak doku kanıtına ve ahtapotların ilk ne zaman ortaya çıktığına dair çok daha net bir tabloya sahibiz" ifadelerini kullanıyor:

Bazen tartışmalı fosilleri yeni tekniklerle tekrar incelemek, gerçekten heyecan verici keşiflere yol açan küçük ipuçlarını ortaya çıkarıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, BBC, Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences