Artemis II astronotları, insanların uzayda kat ettiği en uzun mesafe rekorunu kırdı

 (foto altı) Artemis II mürettebatı Orion kapsülünün içinde (AFP)
(foto altı) Artemis II mürettebatı Orion kapsülünün içinde (AFP)
TT

Artemis II astronotları, insanların uzayda kat ettiği en uzun mesafe rekorunu kırdı

 (foto altı) Artemis II mürettebatı Orion kapsülünün içinde (AFP)
(foto altı) Artemis II mürettebatı Orion kapsülünün içinde (AFP)

‘Artemis II’ görevi kapsamında dört astronot dün (pazartesi) 1970 yılında Apollo görevleri sırasında ulaşılan en uzak noktayı geride bırakarak Dünya’dan şimdiye kadar gidilen mesafe rekorunu aştı. Astronotların, Ay’ın keşfedilmemiş bölgeleri ve karanlık yüzü üzerinde saatler sürecek bir uçuş gerçekleştirmeye hazırlandığı bildirildi.

Daha önce Apollo 13 göreviyle ulaşılan 400 bin 171 kilometrelik mesafe rekoru kırılırken, ABD’li astronotlar Christina Koch, Victor Glover, Reid Wiseman ile Kanadalı Jeremy Hansen’in Ay yörüngesindeki uçuşları sırasında Dünya’dan 406 bin kilometreden fazla uzaklaşmalarının beklendiği kaydedildi.

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı’nın (NASA) Teksas eyaletine bağlı Houston kentindeki kontrol merkezinden astronotlara seslenen ekip iletişim sorumlusu Jenny Gibbons, “Bugün kontrol odası Ay keşfinin heyecanıyla dolu, sanırım siz de bunu hissediyorsunuz” ifadesini kullandı.

Deneyimli astronot Christina Koch ise tarihte Ay çevresinde uçuş gerçekleştiren ilk kadın olarak kayda geçerken, ekipteki astronotların büyük bölümünün yolculuk sırasında pencerelere kilitlendiğini söyledi.

Astronotlar Ay yüzeyine iniş yapmayacak olsa da görevin tarihi bir önem taşıdığına dikkat çekiliyor. Zira 1968-1972 yılları arasında gerçekleştirilen Apollo görevlerinde kadın astronotlar, siyahi astronotlar ya da ABD dışından katılımcılar yer almamıştı.

Apollo 8 ve Apollo 13 görevlerinde yer alan astronot Jim Lovell’in, 2025 yılında hayatını kaybetmeden önce kaydettiği mesajda, “Bu tarihi bir gün” dediği aktarıldı. Lovell’in mesajında, “Eski görev yerime hoş geldiniz” ifadeleriyle yeni ekibi selamladığı ve “Çok meşgul olacağınızı biliyorum ama manzaranın tadını çıkarmayı unutmayın” tavsiyesinde bulunduğu belirtildi.

Görev komutanı Reid Wiseman ise canlı yayın sırasında, Artemis ekibinin uzay aracına aldığı Apollo 8 görev amblemini izleyicilere gösterdi.

Öte yandan, uzay keşfi tarihinde Rus ya da Çinli astronotların Dünya’dan 400 kilometreden daha uzağa gitmediği, bu mesafenin Dünya yörüngesindeki istasyonlara karşılık geldiği hatırlatıldı. Ay’a yönelik derin uzay görevlerinin ise bugüne kadar yalnızca belirli uzay araçları tarafından gerçekleştirildiği ifade edildi.

 NASA’nın Artemis II roketi, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. (AP)NASA’nın Artemis II roketi, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. (AP)

Ay’ın gözlemlenmesi yaklaşık yedi saat sürecek ve bu süreç Greenwich saatine göre 18.45’te başlayacak. Bu süre boyunca Ay’ın, Orion uzay aracının penceresini tamamen dolduracağı belirtildi.

NASA’ya bağlı Gezegen Jeolojisi Laboratuvarı Başkanı Noah Petro ise Ay’ın astronotlara ‘el ucunda tutulan bir basketbol topu büyüklüğünde’ görüneceğini ifade etti.

Tüylerinizi diken diken edecek

Dört kişilik mürettebatın, Ay’daki jeolojik oluşumları tanıyıp Dünya’daki bilim insanlarına doğru şekilde aktarabilmek için iki yıldan uzun süre eğitim aldığı bildirildi. Bu eğitimlerde özellikle yüzeydeki kahverengi ve bej tonlarının ayırt edilmesine odaklanıldığı belirtildi.

Astronotlar dün dönüşümlü olarak Ay’ın önlerindeki tam görünümünü tarif etti. Christina Koch, “Fotoğraflarda daha önce fark etmediğim bir şey var, ancak burada çok belirgin: Bu yeni kraterlerin tamamı son derece parlak” ifadelerini kullandı.

Koch, bu görüntüyü ‘içinden ışık geçen küçük deliklerle kaplı bir reflektöre’ benzeterek, kraterlerin Ay’ın geri kalanına kıyasla çok daha parlak göründüğünü söyledi.

Victor Glover ise gördüklerini tarif etmek için daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu belirterek, “Keşke burada oturup gördüklerimi anlatmak için daha fazla vaktim olsaydı” dedi.

Jeremy Hansen de Ay yüzeyinde yeşil ve kahverengi tonlarında gölgeler gözlemlediğini aktardı.

Bu gözlemlerin, bilim insanlarının Ay’ın jeolojisini ve tarihini daha iyi anlamasına katkı sağlayabileceği ifade edildi.

Görevin, Netflix ve YouTube gibi platformlardan canlı yayımlandığı, ancak Ay’ın sinyalleri engellemesi nedeniyle 40 dakikalık bir iletişim kesintisi yaşanacağı belirtildi.

Görevin baş bilim insanı Kelsey Young, geçen hafta sonu düzenlenen basın toplantısında, “Bu ekibin Ay yüzeyini anlatışını dinlemek tüylerinizi diken diken edecek” ifadesini kullandı.

Chicago Üniversitesi Astronomi ve Astrofizik Bölümü’nden Derek Buzasi ise, Apollo astronotlarının bu başarıyı 50 yıldan fazla süre önce gerçekleştirdiğini hatırlatarak, “Ancak çoğumuz o dönemde henüz doğmamıştı, bu nedenle bu deneyim bizim için benzersiz olacak” değerlendirmesinde bulundu.

Artemis II, Ay’a doğru yol alıyor. (NASA – AFP)Artemis II, Ay’a doğru yol alıyor. (NASA – AFP)

Gündoğumu ve günbatımı

Astronotların, Ay’ın arka tarafına geçerek Dünya’dan hiçbir zaman görülemeyen uzak yüzü keşfedeceği bildirildi.

NASA Bilim Keşifleri Bölüm Başkanı Jacob Bleacher, bu süreçte astronotların ‘Apollo görevlerindeki hiçbir mürettebatın gözlemleyemediği bölgeleri görme ihtimalinin yüksek olduğunu’ belirterek, bu olasılığın kendisini heyecanlandırdığını ifade etti.

Mürettebatın ayrıca, ‘Ay’ın Büyük Kanyonu2 olarak da anılan dev bir çarpma krateri olan Orientale Havzası’nı kısmen gözlemlediği, bu yapının şimdiye kadar yalnızca uzay araçları tarafından tam olarak görüntülenebildiği aktarıldı.

Jeremy Hansen deneyimi, “Bu tam olarak eğitimlerdeki gibi, ancak üç boyutlu ve gerçekten hayranlık verici” sözleriyle anlattı.

Görev kapsamında dün ilerleyen saatlerde astronotların, görev komutanının hayatını kaybeden eşi anısına bir Ay kraterine ‘Carol Taylor Wiseman’ adını verme kararı aldığı belirtildi.

Canlı yayında konuşan Hansen, “Ay yüzeyinde harika bir noktada yer alan bir oluşum var. Ay geçişinin belirli anlarında Dünya’dan da görülebilecek. Bu açık renkli bölgeye ‘Carol’ adını vermek istiyoruz” dedi.

Görev sayesinde astronotların ayrıca Güneş tutulmasını, yani Güneş’in Ay’ın arkasında kaybolmasını, bunun yanı sıra Dünya’nın Ay’ın arkasından doğuşunu ve batışını gözlemleyebileceği ifade edildi.

Bu görüntülerin, 1968 yılında Apollo 8 görevi sırasında çekilen ve dünyaya bakışı değiştiren ünlü ‘Dünya’nın Doğuşu’ fotoğrafını hatırlattığına dikkat çekildi.

NASA’nın planlarına göre, bu görev ve gelecek yıl gerçekleştirilmesi öngörülen bir sonraki görev başarıyla tamamlanırsa, 2028 yılında astronotların Ay yüzeyine indirilmesi hedefleniyor.



Sovyet uydusu yörüngede parçalandı: Diğer uzay araçları risk altında

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
TT

Sovyet uydusu yörüngede parçalandı: Diğer uzay araçları risk altında

Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)
Avrupa Uzay Ajansı'nın (ESA) yayımladığı bilgisayarla oluşturulmuş görüntü, Dünya'nın etrafındaki alçak Dünya yörüngesinde izlenebilir cisimleri gösteriyor (AFP)

Anthony Cuthbertson Teknoloji Editör Yardımcısı @ADCuthbertson 

Dünya yörüngesinde parçalanan ölü bir uydu, diğer uzay araçlarını tehdit edebilecek tehlikeli bir enkaz bulutu yarattı.

Uzay izleme şirketi LeoLabs, Sovyet dönemine ait Meteor 2-7'nin enkazını Batı Avustralya'daki radar istasyonunun üzerinden geçerken tespit etti.

45 yıl önce fırlatılan meteoroloji uydusu, onlarca yıldır faaliyet göstermiyordu ve artık aynı yörüngedeki diğer uydular için risk teşkil ediyor.

LeoLabs, X'te yaptığı paylaşımda, "Bu, son 6 ayda tanık olduğumuz bir dizi olayın en sonuncusu" dedi.

Bu olayların hepsi birlikte uzay güvenliği ve emniyeti açısından endişe verici bir eğilime işaret ediyor ve sürekli takipte kalmanın ne kadar kritik bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Orbital Radar'a göre ortalama yüksekliği 856 km olan Meteor, alçak Dünya yörüngesinin üst kesimlerinde yer alıyor.

Bu yükseklikteki cisimler, diğer uydularla çarpışmadıkları sürece yüzlerce hatta binlerce yıl burada kalabilir.

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (UUİ) astronotlar, 2024'te patlayan bir Rus uydusundan kaynaklanan enkazın yarattığı çarpışma riski nedeniyle kendilerini korumaya almak zorunda kalmıştı.

RESURS-P1 uydusu, hizmet dışı kalmasından iki yıl sonra yaklaşık 355 km irtifada 180'den fazla büyük enkaz parçasına ayrılmıştı.

Bu parçalar, felaket niteliğinde bir çarpışmaya yol açmadan nihayetinde Dünya atmosferinde yanmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri Uzay Gözetleme Ağı'nın tahminlerine göre, alçak Dünya yörüngesinde 10 santimetreden büyük onbinlerce uzay çöpü ve 1-10 cm arasında 200 bine varan cisim var.

Gökbilimciler, büyük uzay enkazı parçaları arasındaki çarpışmanın Kessler etkisi diye adlandırılan bir duruma yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, çarpışmanın ardından ortaya çıkan enkazın bir dizi yeni çarpışmaya sebep olmasını ifade ediyor.

Böyle bir olay nihayetinde aktif uyduları ortadan kaldırabilir ve roketlerle aşılması imkansız bir uzay enkazı tabakası oluşturarak insanları fiilen Dünya'ya hapsedebilir.

Independent Türkçe,independent.co.uk/space


Google'ın yeni yapay zeka aracı: 240 bin yıllık ses içeriği tespit edildi

11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
TT

Google'ın yeni yapay zeka aracı: 240 bin yıllık ses içeriği tespit edildi

11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)
11 Kasım 2025'te Almanya'nın Berlin kentinde düzenlenen bir basın toplantısında Google logosu görülüyor (Reuters)

Google bir görsel, metin, video veya ses dosyasının yapay zekayla oluşturulup oluşturulmadığını kontrol etmek üzere tasarlanmış yeni yapay zeka tespit aracını tanıttı.

SynthID Detector, yapay zekayla üretilmiş medya içeriklerine yerleştirilen ve insanlar tarafından fark edilemeyen filigranlardan yararlanıyor. Google, halihazırda 180 milyardan fazla görsel ve videonun yanı sıra toplam süresi 240 bin yıla ulaşan ses içeriğine filigran eklediğini belirtiyor.

Bu tespit teknolojisi, 54 yaşındaki bir adamın yapay zeka destekli dijital yayın dolandırıcılığı suçundan bu hafta ABD'de 18 ay hapis cezasına çarptırılmasının ardından piyasaya sürüldü.

Kuzey Karolina'dan Michael Smith, Apple Music ve Spotify gibi platformlarda 7 yıl boyunca fark edilmeden bu dolandırıcılığı sürdürmüş ve yapay zekayla üretilmiş yüzbinlerce şarkı aracılığıyla bu platformlardan milyonlarca dolar kazanmıştı.

SynthID Detector'ın erken bir sürümü, medya profesyonellerinin doğrulama aracı olarak kullanması amacıyla geçen yıl piyasaya sürülmüştü. Son çıkan sürüm ise herkesin kullanımına açık.

Google DeepMind'ın bilim ve stratejik girişimlerden sorumlu başkan yardımcısı Pushmeet Kohlo blog yazısında, "Yapay zeka araçları giderek daha iyi ve kullanımı daha kolay hale geldikçe çevrimiçi ortamda karşılaştığımız içeriklerin bağlamını açıkça görebilmek, neye güveneceğimiz konusunda bilinçli kararlar vermemize yardımcı olur" diye yazdı.

Bu araç, Arama, Gemini uygulaması ve Chrome'daki yerleşik doğrulama özelliklerimize ekleniyor ve bunlar halihazırda günde 1 milyondan fazla isteği işliyor.

Filigranlar, bir görselin veya videonun kullanıcılara nasıl göründüğünü değiştirmiyor ve içeriğin kalitesini etkilemiyor. Ayrıca filtre uygulandıktan veya görüntü kırpıldıktan sonra bile işlevini koruyacak şekilde tasarlandı.

Tespit aracı halihazırda sadece Google, OpenAI, Nvidia, Kakao ve Apple platformları kullanılarak oluşturulan içeriklerde çalışıyor.

OpenAI'ın, ChatGPT metin çıktılarına görünmez bir filigran eklediğini duyurmasından sadece birkaç gün sonra SynthID Detector piyasaya sürüldü.

Kelime seçimini incelikle değiştiren textGrain sistemi, metnin insan kullanıcılara normal görünmesini sağlarken, gizli kalıpları bilen otomatik sistemler tarafından tespit edilebilmesini mümkün kılıyor.

Anthropic de sohbet botu Claude için benzer bir teknolojiyi duyurdu ancak her iki şirket de yapay zekayla üretilen metinler insanlar tarafından düzenlendiğinde veya bu metinlere insan eliyle eklemeler yapıldığında filigranların etkisinin azaldığını belirtti.

Bu araçlar, Avrupa Birliği'nin Yapay Zeka Yasası nedeniyle geliştirildi. Yasa, üretken yapay zeka sistemlerinin ürettiği içeriklerin otomatik sistemler tarafından tanımlanabilir olmasını şart koşuyor.

Google'ın son tespit aracına, şirketin yapay zeka birimi DeepMind üzerinden erişilebilir.

Independent Türkçe


Samanyolu'ndaki benzersiz cismin "karmaşık yapısı" gözler önüne serildi

1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
TT

Samanyolu'ndaki benzersiz cismin "karmaşık yapısı" gözler önüne serildi

1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])
1181'de gözlemlenen tarihi süpernovanın muhtemel kalıntısı Pa 30, NOIRLab'in Gemini North teleskobuyla eşi benzeri görülmemiş bir ayrıntıyla görüntülendi (Uluslararası Gemini Rasathanesi/NOIRLab/NSF/AURA Teşekkür: Baş Araştırmacı: T. Cunningham [Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi] Görüntü İşleme: J. Miller & M. Rodriguez [Uluslararası Gemini Rasathanesi/NSF NOIRLab], T.A. Rector [Alaska Anchorage Üniversitesi/NSF NOIRLab], D. de Martin & M. Zamani [NSF NOIRLab])

Bilim insanları, galaksimizdeki benzersiz bir gökcisminin "karmaşık yapısını" gözalıcı detaylarıyla görüntüledi.

Samanyolu'nda türünün bilinen tek süpernova kalıntısı Pa 30, bir yıldızın yaklaşık 850 yıl önce gözlemlenen ölümcül patlamasından geriye kalanlardan oluşuyor. Gökbilimciler son teknoloji teleskopları kullanarak bu cismi ince detaylarıyla görüntüledi.

Görüntü, patlamanın karmaşık yapısını ortaya koyuyor: Adeta havai fişek gösterisi gibi, şeritler evrene doğru uzanıyor. Bu şeritlerin her biri, Güneş Sistemi'ni defalarca içine alabilecek kadar geniş.

Ortasında ise patlayan yıldızın hayatta kalan parçaları olan "zombi yıldız" yer alıyor ve sıradışı bir şekilde gösterinin tam merkezinde duruyor. Yıldızın patlaması 1181'de gözlemlenmiş ve dönemin Japon, Çin ve Arap kaynaklarında ayrı ayrı kaydedilmişti. Kalıntısıysa ilk kez 2013'te bir yurttaş bilim insanı tarafından tespit edilmişti.

Ancak yeni araştırmada gökbilimciler, Gemini North teleskobuyla patlamanın kalıntısını ayrıntılı biçimde görüntülemeyi başardı. Bu sayede ilk bakışta havai fişeğe benzeyen şeritlerin aslında tıpkı ipe dizilmiş inciler gibi uzun düğüm zincirleri olduğu görüldü.

Patlama, Dünya'dan yaklaşık 7 bin 500 ışık yılı uzaklıkta yer alıyor. Bu, Samanyolu'nda türünün bilinen tek örneği ve diğer galaksilerde benzer örnekler saptansa da nispeten yakın olması sayesinde patlamanın çekirdeğindeki kalıntıları görebiliyoruz.

Bu kalıntılar, süpernovanın "Tip Iax" olması nedeniyle bırakıldı. Bu tür süpernovalarda patlama, yıldızın kendisini tamamen yok etmiyor. Araştırmacılar, bunun iki beyaz cücenin çarpışmasından kaynaklandığını düşünüyor. Beyaz cüceler, yıldızların ölürken kendi üzerlerine çökmesiyle oluşan, Dünya büyüklüğündeki yoğun gökcisimleridir.

Avusturya Bilim ve Teknoloji Enstitüsü'nden, çalışmanın yürütücülerinden Ilaria Caiazzo, "Pa 30'un Dünya'ya yakınlığı sayesinde bu kadar ayrıntıyı görebiliyoruz" diyor. 

Bu yakınlık, Pa 30'u araştırmalar açısından eşsiz bir değere sahip kılıyor.

Pa 30, türünün bilinen tek örneği olsa da galaksimizde yalnız olmayabilir. Bilim insanları, keşfedilmeyi bekleyen başka örnekler de olabileceğini söylüyor.

Warwick Üniversitesi'nden çalışmanın ortak lideri Tim Cunningham "Yıldız patlamalarına ilişkin güvenilir tarihsel kayıtlar yalnızca bin yıl kadar eskiye uzanıyor. Bilindiği kadarıyla, galaksimizde karanlıkta gizlenmiş başka benzer kalıntılar olabileceği" diyor.

Bugün, teleskobun icadından yüzyıllar önce bu olayı üç ayrı tarihsel kayıtta belgeleyen gökbilimcilerin gözlemlediğini bildiğimiz ilginç bir cismi inceleyebildiğimiz için şanslıyız.

Çalışma, The Astrophysical Journal'da yayımlanan "Detection of knots in the supernova type Iax remnant Pa 30" (Pa 30 adlı Iax tipi süpernova kalıntısında düğümlerin tespiti) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe