Pentagon: İran’ın askeri kapasitesi yok edildi, operasyonlar yeniden başlayabilir

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 8 Nisan 2026’da Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 8 Nisan 2026’da Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AP)
TT

Pentagon: İran’ın askeri kapasitesi yok edildi, operasyonlar yeniden başlayabilir

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 8 Nisan 2026’da Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AP)
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 8 Nisan 2026’da Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ile Genelkurmay Başkanı Dan Caine, 8 Nisan Çarşamba sabahı Pentagon’da düzenledikleri basın toplantısında, nihai bir zafer ilanından ziyade daha temkinli bir çerçeve çizerek açık bir savaşın geçici olarak dondurulması nitelemesinde bulundu.

Washington yönetimi, Epik (Destansı)  Öfke Operasyonu’nun askeri hedeflerine ulaştığını ve İran’ın ateşkesi zayıf bir konumdan kabul ettiğini vurguladı. Ancak toplantının içeriği, çatışmanın özünün hâlâ çözüme kavuşmadığını ortaya koydu. Hürmüz Boğazı tam anlamıyla normale dönmüş değil, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum meselesi açık kalmayı sürdürüyor ve İslamabad’da başlaması beklenen müzakereler ortak bir zeminden değil, iki çelişkili anlatıdan hareket ediyor. Uzmanlara göre bu durum, önümüzdeki iki haftada Ortadoğu’yu en kırılgan bölge haline getiriyor.

“İran’ın askeri kapasitesi yok edildi”

Savunma Bakanı Hegseth, basın toplantısında ABD’nin “İran’ın savunma sanayi altyapısını tamamen yok ettiğini” söyledi.
Hegseth, “Artık füze, mühimmat, fırlatma platformları ya da insansız hava araçları üretemezler. Fabrikaları yok edildi” dedi.

ujuj
ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, 8 Nisan 2026’da Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)

28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşa verilen isimle Destansı Öfke Operasyonu’nun “tarihi ve ezici bir zafer” olduğunu belirten Hegseth, operasyonun İran’ın askeri kapasitesini “ezdiğini” ve ülkeyi “önümüzdeki yıllarda savaşamayacak hale getirdiğini” savundu.

İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmemesi halinde ABD’nin buna el koymaya hazır olduğunu ifade eden Hegseth
“Ne sahip olduklarını biliyoruz. Teslim edecekler. Gerekirse alacağız… Bu her türlü yöntemle yapılabilir” dedi.

“Silah tesislerinin yüzde 90’ı vuruldu”

Genelkurmay Başkanı Dan Caine ise ABD ve müttefiklerinin İran’daki silah üretim tesislerinin yaklaşık yüzde 90’ını hedef aldığını açıkladı.
Caine, özellikle “Şahid” tipi kamikaze İHA üretim tesislerinin tamamının ve bu sistemlerin yönlendirme altyapısının imha edildiğini söyledi.

fvdb
ABD’ye ait stratejik bombardıman uçağı B-52 Stratofortress, 8 Nisan 2026’da İngiltere’deki RAF Fairford hava üssünde (EPA)

İran’ın deniz gücüne ilişkin de konuşan Caine, ülkenin yüzey savaş kapasitesini yeniden inşa etmesinin “yıllar alacağını” belirtti.

Caine ayrıca, İran’ın nükleer sanayi altyapısının yaklaşık yüzde 80’inin hedef alındığını ve bunun “nükleer silah geliştirme çabalarını ciddi biçimde zayıflattığını” ifade etti.

ABD ordusunun ateşkesin sona ermesi halinde yeniden harekete geçmeye hazır olduğunu da vurgulayan Caine, “Ateşkes sadece geçici bir duraklama. Gerekirse son 38 günde gösterdiğimiz hız ve hassasiyetle operasyonlara yeniden başlarız” dedi.

Hürmüz ve yeni denge arayışı

Uzmanlara göre bu açıklamalar, ateşkesin ABD baskısı altında kabul ettirildiğini gösteriyor. Ancak deniz ticareti konusunda belirsizlik sürüyor.

Bazı gemilerin İran güçlerinden “geçiş izni” talep eden mesajlar aldığına dair işaretler, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nda yeni bir denge kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Buna göre İran, boğazın açık kalmasını kendi denetim veya egemenlik rolünün kabulüne bağlamak istiyor.

vbrfbv
İranlılar, 8 Nisan 2026’da Tahran’da ABD ile İran arasında ateşkes ilan edilmesini kutluyor (EPA)

Bu durum gerçekleşirse risk, askeri çatışmadan ticaret kuralları, sigorta, fiyatlandırma ve geçiş ücretleri gibi alanlara kayabilir.

Temel anlaşmazlık noktaları

Pentagon açıklamaları ve ABD Başkanı Donald Trump’ın mesajları, asıl anlaşmazlığın ateşkes değil, “ateşkes sonrası düzen” olduğunu gösteriyor.

Washington, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurmasını ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş stokları teslim etmesini istiyor. İran tarafında dile getirilen öneriler ise zenginleştirme hakkının tanınması ve yaptırımların kaldırılması yönünde.

fdvfd
İtfaiye ekipleri, 8 Nisan 2026’da Beyrut’ta İsrail hava saldırısı sonrası çıkan yangınları söndürmeye çalışıyor (AP)

İkinci önemli anlaşmazlık ise ateşkesin kapsamı. ABD ve İsrail, İran’la varılan ateşkesin Lübnan’daki Hizbullah’a yönelik operasyonları kapsamadığını açıkça belirtti. Aynı zamanda Körfez ülkelerine yönelik saldırı iddiaları da sürüyor.

Bu tablo, doğrudan ABD-İran hattında bir yumuşama yaşanırken, vekil güçler üzerinden gerilimin devam ettiği “seçici gerilim azaltma” modeline işaret ediyor.

“Kırılgan ama sürebilir”

Uzmanlara göre mevcut durum kalıcı bir barıştan çok, “taktiksel bir duraklama”.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nden Rızın Nedimi, bunun “savaşın sonu değil, çatışmanın durması” olduğunu ve ateşkesin “kırılgan ama sürdürülebilir” göründüğünü ifade etti.

Öte yandan American Enterprise Institute’tan Michael Rubin, müzakereler konusunda daha şüpheci. Rubin, “Her anlaşma barış getirmez” diyerek, İran’ın Hürmüz’de geçişleri ücretlendirme veya kontrol altına alma fikrini “mantıksız” olarak nitelendirdi.

Genel tabloya bakıldığında, bölgenin önümüzdeki dönemde müzakerelerin sonucuna bağlı olarak ya kalıcı bir çözüme yaklaşacağı ya da yeniden geniş çaplı bir çatışmaya sürükleneceği değerlendiriliyor.



İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

TT

İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

İslamabad masası krizlerin kuşatması altında: ABD ile İran arasında kritik uçurum

İran ile Amerika Birleşik Devletleri, yarın (Cumartesi) İslamabad’da resmen başlaması beklenen müzakerelere doğru ilerlerken, taraflar arasındaki geniş görüş ayrılıkları ve kırılgan ateşkesin çökebileceğine dair artan endişeler dikkat çekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, belirlenen şartlara uyulmamasının “daha büyük ve daha güçlü” bir gerilimin önünü açabileceği uyarısında bulundu. Trump ayrıca, bir anlaşmaya varılana kadar ABD güçlerinin Ortadoğu’daki varlığını sürdüreceğini vurguladı.

Taraflar arasındaki temel anlaşmazlık başlıkları; nükleer zenginleştirme, Hürmüz Boğazı ve Lübnan dosyalarında yoğunlaşıyor. Tahran, uranyum zenginleştirmeyi “kırmızı çizgi” olarak görürken, Washington bu faaliyetlerin tamamen durdurulması ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılmasında ısrar ediyor.

İran lideri Mücteba Hamaney, yayımladığı bir açıklamada, İran’ın “haklarından hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğini” belirterek, Hürmüz Boğazı’nın yönetiminin “yeni bir aşamaya” gireceğini ifade etti. İran Devrim Muhafızları ise deniz mayınları konusunda uyarıda bulunarak, Larak Adası yakınlarında zorunlu bir deniz güzergâhı uygulaması getirdiğini duyurdu.

Tahran yönetimi, müzakerelerde herhangi bir ilerlemenin sağlanmasını, Lübnan dâhil tüm cephelerde savaşın durdurulması şartına bağladı.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Lübnan’ın ateşkes anlaşmasının “ayrılmaz bir parçası” olduğunu söyledi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ABD’nin İsrail’e “diplomatik süreci baltalama” izni vermesinin Amerikan ekonomisine geri tepeceğini savundu. Arakçi, bu seçeneği “akılsızca” olarak nitelendirirken, Tahran’ın buna “hazır olduğunu” da sözlerine ekledi.


İsrail ve Lübnan arasında önümüzdeki hafta Washington'da görüşmeler yapılması bekleniyor

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafını müzakerelere başkanlık etmesi bekleniyor. (Reuters)
İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafını müzakerelere başkanlık etmesi bekleniyor. (Reuters)
TT

İsrail ve Lübnan arasında önümüzdeki hafta Washington'da görüşmeler yapılması bekleniyor

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafını müzakerelere başkanlık etmesi bekleniyor. (Reuters)
İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafını müzakerelere başkanlık etmesi bekleniyor. (Reuters)

ABD'li bir yetkilinin dün yaptığı açıklamaya göre, İsrail ile Lübnan arasındaki müzakerelerin önümüzdeki hafta Washington'da ABD Dışişleri Bakanlığı'nda yapılması bekleniyor. Bu açıklama, İsrail'in Lübnan genelinde ölümcül saldırılar düzenlemesinden bir gün sonra geldi. Lübnan, ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşmasının henüz kapsamına girmiyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre yetkili, "Dışişleri Bakanlığı'nın önümüzdeki hafta İsrail ve Lübnan arasında devam eden ateşkes görüşmelerini müzakere etmek üzere bir toplantıya ev sahipliği yapacağını teyit edebiliriz" diyerek, diplomatik çabalara aşina bir kaynağın aktardığı bilgiyi doğruladı.

Birçok İsrail medya kuruluşuna göre İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter'in İsrail tarafına görüşmelere başkanlık etmesi bekleniyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Lübnan ile "doğrudan müzakerelere" başlanması talimatını verdiğini açıkladı.

Netanyahu, ofisinden yapılan açıklamaya göre, "Lübnan'ın İsrail ile doğrudan müzakerelere başlanması yönündeki tekrarlanan taleplerinin ardından, dün Lübnan ile mümkün olan en kısa sürede doğrudan müzakerelerin yürütülmesi talimatını verdim" dedi. Açıklamada, "Müzakereler, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve İsrail ile Lübnan arasında barış ilişkilerinin kurulmasını ele alacak" ifadelerine yer verildi.

Ancak Lübnan hükümetinden bir yetkili dün yaptığı açıklamada, Lübnan'ın İsrail ile müzakerelere başlamadan önce ateşkes istediğini belirtirken, Hizbullah'tan bir milletvekili de partinin Lübnan ile İsrail arasında herhangi bir doğrudan müzakereyi reddettiğini ve İsrail'in ülkenin güneyinden çekilmesini talep ettiğini vurguladı.

Yeni saldırılar

Netanyahu daha önce, kuzey İsrail sakinlerinin güvenliği tamamen sağlanana kadar Hizbullah'a karşı saldırıların "gerektiği her yerde" devam edeceğini vurgulamıştı.

İsrail ordusunun dün akşam yaptığı açıklamada, "İsrail ordusu kısa bir süre önce Lübnan'daki Hizbullah füze rampalarını hedef almaya başladı" denildi.

Ateşkesin üzerinden iki gün geçtikten sonra, uluslararası toplum, İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden saldırılarının ateşkesi baltalayacağından endişe ediyor.

Ancak Beyrut'ta, Lübnan yetkililerine göre 300'den fazla kişinin öldüğü ve bin 100'den fazla kişinin yaralandığı çarşamba günü birçok bölgeye eş zamanlı olarak düzenlenen İsrail saldırılarının kurbanlarını arama çalışmaları hala devam ediyor.

Güney Lübnan'da düzenlenen saldırılarda en az 5 kişi öldü; Hizbullah ise savaşçılarının bölgede İsrail güçleriyle doğrudan çatışmaya girdiğini duyurdu.

İsrail ordusu, daha fazla hava saldırısı başlatmadan önce Beyrut'un güney banliyölerindeki bazı mahalle sakinlerini tahliye etmeleri konusunda tekrar uyardı.

Kabul edilemez

ABD Başkanı Donald Trump ise dün NBC News'e yaptığı açıklamada, ateşkesin ardından İran ile bir barış anlaşmasına varılması konusunda "büyük bir iyimserlik" duyduğunu belirterek, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını "azaltma sürecinde" olduğunu söyledi. ABD Başkanı, çarşamba günü kendisiyle yaptığı telefon görüşmesinde Netanyahu'nun, çarşamba günü yaşanan yoğun İsrail saldırılarının ardından Lübnan'daki eylemlerini "azaltmayı" kabul ettiğini belirtti.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Ortadoğu'daki kırılgan ateşkesi güçlendirmek için iş birliği yapmayı umduğu Körfez liderleriyle görüşmek üzere yaptığı tur sırasında, İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden saldırılarını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi.

Washington ve Tahran arasında arabuluculuk çabalarına öncülük eden Pakistan, salı gecesi geç saatlerde, 28 Şubat'ta başlayan savaşı sona erdirmesi umulan İslamabad'daki görüşmeler eşliğinde iki haftalık bir ateşkesin sağlandığını duyurdu.

Ülkenin, bugün başlayacak olan İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki görüşmelere ev sahipliği yapması planlanıyor; ABD heyetine Başkan Yardımcısı Jay D. Vance başkanlık edecek.

Ancak görüşmeler başlamadan önce bile, özellikle Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf'ın X'te İsrail'i "şeytan ve insanlığın başına bela" olarak nitelendirdiği ve "İslamabad'da barış görüşmeleri yapılırken Lübnan'da soykırım işleniyor" diye belirttiği paylaşımından sonra engellerin arttığı görülüyor.

İsrail Başbakanlık Ofisi, paylaşıma "utanç verici" diyerek yanıt verdi ve X platformunda şunları belirtti: "Bunlar, özellikle barış için tarafsız bir arabulucu olduğunu iddia eden bir hükümetten asla hoş görülemeyecek açıklamalardır."

ABD Dışişleri Bakanlığı ise dün, Irak'taki ABD çıkarlarına karşı İran destekli silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiğini söylediği "iğrenç terör saldırılarını" kınamak için Irak büyükelçisini çağırdığını duyurdu.

Tahran'da Toplanma

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, ABD ve İsrail'in İran'ı nükleer bomba edinmeye çalışmakla suçlamasının ve Tahran'ın bu suçlamayı reddetmesinin temel nedenlerinden biri olan, ülkesinin uranyum zenginleştirme programına herhangi bir kısıtlama getirilmesini reddetti.

Binlerce İranlı dün, 28 Şubat'ta ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırısının başlangıcında öldürülen eski Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney'in suikastının 40. gününü andı. Birçoğu, Pakistan'da ABD ile planlanan görüşmeler öncesinde Washington'un "tuzağı"na düşmekten kaçınılması çağrısında bulundu.

Dünya petrolünün beşte birinin yanı sıra büyük miktarlarda doğal gaz ve gübrelerin geçtiği Hürmüz Boğazı, önemli bir tartışma noktası olmaya devam ediyor.

Denizcilik takip sitesi Marine Traffic'ten alınan verilere göre, dün İran'a ait olmayan bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı'ndan geçti; bu, Washington ve Tahran arasındaki ateşkes anlaşmasından bu yana gerçekleşen ilk geçiş oldu.

Trump dün, Tahran'ın iki haftalık ateşkesin devamı olarak hayati önem taşıyan su yolunu yeniden açmayı kabul etmesinin ardından, İran'ı Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere gümrük vergisi uygulamaması konusunda uyardı.


Trump, İran savaşına karşı çıkan etkili medya figürlerine saldırdı

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump, İran savaşına karşı çıkan etkili medya figürlerine saldırdı

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı yürüttüğü savaşı eleştiren birçok önde gelen medya figürüne saldırdı.

Trump, Truth Social platformunda dün şöyle bir paylaşım yaptı: “Tucker Carlson, Megyn Kelly, Candace Owens ve Alex Jones'un (...) terörizmin önde gelen devlet destekçisi İran'ın nükleer silahlara sahip olmasının harika olduğunu düşünmelerinin nedenini biliyorum. Çünkü hepsinin ortak bir noktası var: düşük zekâ. Aptallar.”

Bu dört popüler muhafazakâr isim, İran'daki savaşa açıkça karşı olduklarını ve bunu Donald Trump'ın "Önce Amerika" sloganının ihlali olarak gördüklerini ifade ettiler. Ayrıca, Trump'ı, savaşı başlatmak için İsrail'in baskısına boyun eğmekle de farklı derecelerde suçluyorlar.

Bu pozisyonlar, Cumhuriyetçi taban içindeki giderek büyüyen bir bölünmeyi yansıtıyor. The Economist için yapılan son bir YouGov anketi, 2024 seçimlerinde Trump'a oy verenlerin yüzde 22'sinin İran'la savaşa karşı olduğunu, yüzde 71'inin ise desteklediğini gösterdi.

Trump paylaşımında şunları da belirtti: “Hepsi televizyondan kovuldu, programlarını kaybetti ve artık film setlerine bile davet edilmiyorlar çünkü kimse onları umursamıyor. İstikrarsız ve baş belasılar.”

Tucker Carlson ve Megyn Kelly, eski Fox News sunucuları olup şu anda bağımsız olarak kendi programlarını yapmaktadırlar.

Trump, uzun süredir ABD'nin İsrail'e verdiği desteği eleştiren Carlson'a "bir psikiyatriste görünmesi gerektiğini" söylüyor.

Ayrıca, "çok saygın Fransız First Lady'si (Brigitte Macron)'u erkek olmakla suçlayan, oysa bu doğru olmayan komplo teorisyeni Candice Owens'a da saldırdı."

Trump, Brigitte Macron'un, eşi Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile birlikte ABD mahkemesinde Owens aleyhine açtığı iftira davasında "çok para kazanmasını" umduğunu da ifade etti. Owens, Brigitte Macron'un "erkek olarak doğduğu" iddiasıyla ilgili yanıltıcı bilgileri videolarda yaygın olarak yaymak ve istismar etmekle suçlanıyor.

Trump'ın salı günü İran medeniyetini yok etmekle tehdit ettiği açıklamalarının ardından Owens, ABD başkanını "çılgın bir soykırımcı" olarak nitelendirdi ve görevden alınmasını istedi.

Trump'ın paylaşımına cevap olarak Owens, "bir huzurevine konulmasını" önerdi.