İran ateşkesi Washington’daki bölünmeleri derinleştiriyor

Demokratlar şüphelerini dile getiriyor ve ‘dost ateşi’ Trump üzerinde baskı oluşturuyor

ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, 27 Mart 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, 27 Mart 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
TT

İran ateşkesi Washington’daki bölünmeleri derinleştiriyor

ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, 27 Mart 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)
ABD Temsilciler Meclisi Demokrat Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, 27 Mart 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AFP)

İran ile varılan ateşkesin yankıları, ABD Kongresi’nde farklı tepkilere yol açtı. Demokratlar anlaşmanın niteliği ve savaşın faydasını sorgularken, Cumhuriyetçiler ‘ABD zaferi’ olarak nitelendirdikleri gelişmeyi ve Donald Trump’ın müzakere becerisini öne çıkardı.

Demokratlardan en dikkat çekici açıklama, Senato Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli üyesi Jeanne Shaheen tarafından yapıldı. Shaheen, gerilimin düşürülmesini ‘açık bir hedefi olmayan ve maliyeti Amerikan halkı tarafından karşılanan bir aydan uzun süren savaşın ardından uzun zamandır beklenen bir adım’ olarak değerlendirdi. Shaheen, ‘Başkan Donald Trump’ın savaşının neyi başardığına dair gerçek bir değerlendirme yapılması’ çağrısında bulundu. Haftalar süren çatışmalar, 13 ABD askerinin ölümü ve küresel ekonomide yaşanan ciddi sarsıntılara dikkat çeken Shaheen, Trump’ın fiilen İran’ın dini liderliğinde daha sert bir çizginin önünü açmış olabileceğini savundu. Ayrıca ABD’nin attığı adımların İran’ı nükleer silah edinme yönünde teşvik etmiş olabileceği endişesini dile getirdi.

Diğer Demokratlar gibi Shaheen de savaşın enerji fiyatları ve Amerikan halkının yaşam koşulları üzerindeki etkisine odaklandı. Shaheen, çatışmanın Amerikalıları daha güvenli hale getirmediğini ve yaşam standartlarını iyileştirmediğini belirterek, Trump yönetiminin söylemleriyle çeliştiğini ifade etti.

Graham’dan uyarı

Cumhuriyetçi Parti içinde üst düzey liderlik pozisyonunda olmayan bazı isimler anlaşmayı memnuniyetle karşılayıp Başkan Donald Trump’ı överken, parti liderliği şu ana kadar sessizliğini korudu. Bu sessizliği bozan tek isim ise Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham oldu. Açıklamalarında örtülü uyarılara yer veren Graham, savaşın önde gelen destekçilerinden biri olmasına rağmen, ‘İran’daki rejimle ilgili doğru sonuca götürecekse diplomatik yolu tercih edeceğini’ ifade etti. Anlaşmanın detaylarına ilişkin ise bu erken aşamada ‘gerçek olanla yanıltıcı ya da çarpıtılmış bilgiler arasında ayrım yapma konusunda son derece temkinli’ olduğunu belirtti.

rtgrft
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 27 Mart 2026’da Kongre Binası’nda (AFP)

Graham ayrıca, Washington’da tartışma yaratabilecek bir noktaya dikkat çekerek, anlaşmanın ilerletilmesi için Kongre’de bir inceleme mekanizmasının devreye girebileceğini söyledi. Bu mekanizmanın, eski Başkan Barack Obama döneminde İran ile varılan nükleer anlaşma sürecinde de kullanıldığını hatırlattı.

İran ile daha önce yapılan nükleer anlaşma, Senato’ya bir uluslararası anlaşma olarak sunulup oylanmamış olsa da, Kongre anlaşmayı durdurmaya yönelik oylama yoluna gitmişti. Ancak Obama döneminde anlaşma karşıtları, Senato’da gerekli olan 60 oya ulaşamadığı için bu girişim başarısız olmuştu.

Özetle, Kongre’nin bu tür anlaşmalarda doğrudan onay vermek yerine, anlaşmayı durdurmaya yönelik oylama yapma yetkisi bulunuyor. Bu yetki, 2015 yılında kabul edilen ve İran nükleer anlaşmasının Kongre tarafından incelenmesini öngören INARA yasası kapsamında düzenleniyor. Söz konusu yasa, yönetimi İran ile yapılacak herhangi bir nükleer anlaşmayı Kongre’ye sunmakla yükümlü kılarken, yasama organına anlaşmayı incelemek için 30 ila 60 gün arasında bir süre tanıyor. Bu süre zarfında başkanın Tahran’a yönelik yaptırımları kaldırması mümkün olmuyor.

Başkanı görevden alma girişimleri

Bu atmosferde Cumhuriyetçiler, kasım ayında yapılacak ara seçimlere yedi aydan az bir süre kala ilan edilen ateşkes anlaşmasıyla rahat bir nefes aldı. Parti üyeleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘bir medeniyeti tamamen yok etme’ yönündeki tartışmalı açıklamalarının ardından salı günü zor anlar yaşamış ve savunmada kalmıştı. Parti yönetimi yorum yapmaktan kaçınırken, bazı Cumhuriyetçiler Trump’ın sözlerini eleştirerek savaş yanlısı söylemden dikkat çekici bir şekilde uzaklaştı. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Nathaniel Moran, söz konusu tehditleri kınayarak, “Bir medeniyetin tamamen yok edilmesini desteklemiyorum. Bu, temsil ettiğimiz değerlerle ve ABD’nin on yıllardır benimsediği ilkelerle bağdaşmıyor” ifadelerini kullandı.

vfdv
ABD Başkanı Donald Trump, 6 Nisan 2026’da Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında (AP)

Cumhuriyetçi Senatör Lisa Murkowski ise bazı parti üyelerinin Trump’ın açıklamalarını müzakereler sırasında İran yönetimine baskı kurma girişimi olarak yorumlamasına karşı çıkarak, bu tür söylemlerin meşrulaştırılmaması gerektiğini vurguladı. Murkowski, “Bu tür bir dil, ülkemizin yaklaşık 250 yıldır dünya genelinde yerleştirmeye çalıştığı değerlere zarar veriyor” uyarısında bulundu.

Demokratlar ise eleştirilerle yetinmeyerek daha ileri adımlar attı. Parti içinde Trump’a yönelik azil sürecinin gündeme getirilmesi çağrıları yapılırken, Cumhuriyetçilere de başkana karşı durmaları yönünde çağrı yapıldı ve Trump’ın zihinsel durumu sorgulandı. 70’ten fazla Demokrat milletvekili, Trump’ın söz konusu paylaşımı nedeniyle ‘başkanlık yetkilerinden mahrum bırakılması gerektiğini’ savundu. Her ne kadar Demokratların girişimlerinin Cumhuriyetçilerin çoğunluğu nedeniyle Kongre’de sonuçsuz kalması bekleniyor olsa da, anlaşmaya varılamaması durumunda İran’a yönelik savaş konusunda başkanın yetkilerini sınırlayan bir yasa tasarısının yeniden gündeme gelmesi öngörülüyordu. Bu tasarı daha önce Kongre’de birkaç kez reddedilmişti, ancak bazı Cumhuriyetçilerin bu kez destek verebileceği ifade edildi. Bu durumun, Trump yönetimini, gerilimi düşürecek bir uzlaşı arayışına yönelten etkenlerden biri olduğu değerlendiriliyor.

dvfdv
Eski Cumhuriyetçi Temsilci Marjorie Taylor Greene, 18 Kasım 2025’te bir kongre toplantısında (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, bu süreçte ‘dost ateşi’ olarak nitelendirilen eleştirilerle de karşı karşıya kaldı. Eski müttefiki Marjorie Taylor Greene ile sağ görüşlü aktivist Alex Jones, Anayasa’nın 25. maddesinin devreye sokulması çağrısında bulundu. Söz konusu madde, başkanın görevlerini yerine getiremeyecek durumda olduğunun başkan yardımcısı ve kabine çoğunluğu tarafından ilan edilmesi halinde yetkilerin başkan yardımcısına devredilmesini öngörüyor. Bu mekanizma, başkanın zihinsel ya da fiziksel durumunun görev yapmasına engel olduğu değerlendirmesi durumunda uygulanabiliyor.

Her ne kadar Trump yönetimindeki kabine üyelerinin büyük bölümünün desteği nedeniyle bu senaryonun gerçekleşmesi düşük ihtimal olarak görülse de, tartışmalar Washington’daki siyasi atmosfer üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu gelişmeler, kasım ayında yapılacak kritik seçimler öncesinde her iki partinin de yoğun rekabete hazırlandığı bir dönemde yaşanıyor. Öte yandan, The New York Times gazetesinde yer alan haberlere göre, Trump’ın yardımcısı JD Vance’in savaş kararına karşı çıktığı öne sürüldü. Bu iddiaların, yönetim içinde görüş ayrılıklarına işaret edebileceği ve yönetimin çatışmanın iç politikadaki etkilerini sınırlama çabalarının sürdüğü bir dönemde yeni tartışmalara yol açabileceği değerlendiriliyor.



Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
TT

Trump: İran'la yapıcı görüşmeler yürütüyoruz, seçimlerden önce saldırmayacağız

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ekim 2026'da Beyaz Saray'a gelişinde Güney Çimliği'nden geçerken gazetecilere el sallıyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la verimli görüşmeler yürüttüğünü ve kasım ayında yapılması planlanan ABD Kongresi ara seçimlerinden önce İran'a saldırı düzenlemeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, “İran İslam Cumhuriyeti ile verimli görüşmeler yürütüyoruz” ifadesini kullandı. Trump ayrıca ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının sürdüğünü ve petrol akışının Hürmüz Boğazı üzerinden devam ettiğini belirtti.

Trump, “ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinden önce İran'a saldırmayacağız” dedi.

Trump, bu hafta Cumhuriyetçiler için yürüttüğü seçim kampanyası sırasında, seçimlerden önceki veya sonraki günlerde çatışmanın nihai bir çözüme kavuşturulabileceğine inandığının sinyalini verdi. Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı habere göre Trump, aynı zamanda İran'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonların yeniden başlatılması seçeneğine de hâlâ açık olduğunu belirtti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşı sona erdirecek herhangi bir anlaşmanın Tahran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “esaslı ölçüde” azaltmasını ve bu yönde somut adımlar atmasını gerektirdiğini söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki “tam kontrolünü kaybettiğini” belirterek, hayati öneme sahip bu su yolundan geçen petrol akışının savaş öncesi seviyelere yaklaştığını ifade etti.

Rubio ayrıca İran ekonomisinin “tam ve kapsamlı bir serbest düşüş” yaşadığını söyledi.

Bu gelişmeler, Washington ile Tahran arasındaki diyaloğu ilerletmek ve gerilimi düşürmek amacıyla bölgesel girişimlerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. İran ise ABD ve İsrail'e yönelik söylemini sertleştirerek yeni bir saldırıya karşılık vereceği uyarısında bulunurken, nükleer programı konusunda müzakerelere hazır olduğunu belirtiyor. Tahran ayrıca haklarından “hiçbir koşulda” taviz vermeyeceğini vurguluyor.


Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
TT

Rebecca Grynspan, Guterres’in halefi olma yarışında konumunu güçlendiriyor 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri ve Kosta Rika’nın eski devlet başkan yardımcısı Rebecca Grynspan Mayufis. (BM)

Kosta Rika'nın eski Devlet Başkanı Yardımcısı Rebeca Grynspan, diplomasi kaynaklarından edinilen bilgiye göre dün yapılan gayriresmî oylamada, dördüncü kez birinci sırayı alarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği yarışında en güçlü aday olarak öne çıktı.

31 Aralık 2026'da beş yıllık ikinci görev süresi dolacak olan Antonio Guterres'in halefi olmak için dört kadın ve üç erkek aday yarışıyor.

Ancak oylama süreci belirsizliğini koruyor; nitekim 15 üyeli BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) beş daimî üyesinden birinin veto hakkını kullanması, herhangi bir olası adaylığı engellemeye yetiyor.

Güvenlik Konseyi dün gerçekleştirdiği gayriresmî eğilim oylamasında her bir adayı "destek", "destek vermeme" veya "görüş yok" şeklinde değerlendirdi.

Diplomatik kaynağa göre Grynspan, dokuz "teşvik" oyu alarak zirvedeki yerini korudu. Bu sonuçla Grynspan, temmuz ayından bu yana düzenlenen beş oylama turunun dördünde ilk sırada yer almış oldu.

Bununla birlikte Kosta Rikalı diplomatın performansı, 29 Eylül'de yapılan ve 10 "destek", iki "görüş yok" ile üç "destek vermeme" oyu aldığı bir önceki oylamaya kıyasla hafif bir düşüş gösterdi.

BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) Arjantinli Başkanı Rafael Grossi bu eğilim oylamasında ikinci sırada yer alırken, Guyana'nın eski Dışişleri Bakanı Carolyn Rodrigues-Birkett ise üçüncü oldu.

Bir adayın 15 üyeli Güvenlik Konseyi'nde en az dokuz üyenin desteğini almasının yanı sıra, mevcut uluslararası konjonktürde derin ayrışmalar yaşayan beş büyük gücün (daimî üyeler) vetosundan kurtulması gerekiyor.

Bu engelin aşılması halinde adayın ismi, onaylanmak üzere tüm BM üyesi ülkelerin yer aldığı Genel Kurul'a sevk ediliyor.


Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
TT

Fransa: Lise öğrencileri, öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla başbakanla görüşmeye çağrıldı 

Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 
Fransa’nın bir sokağında ülke genelindeki öğrenci protestoları kapsamında pankartlar taşıyan göstericiler. (Reuters) 

Fransa’da lise öğrencilerini temsil eden dernekler, dün Başbakan Sébastien Lecornu ile görüşme talebinde bulundu. Hükümet, bugün düzenlenmesi planlanan yeni gösteriler öncesinde öğrenci hareketini yatıştırmak amacıyla girişimlerini yoğunlaştırıyor.

Eylül ayında Paris banliyölerinde başlayan öğrenci hareketine katılan lise öğrencileri; okul binalarının kötü durumunu, sınıflardaki aşırı kalabalığı ve özellikle dezavantajlı bölgelerde hastalanan ya da izinli öğretmenlerin yerine öğretmen bulunmamasını protesto ediyor.

“Lise Öğrencileri Sendikal Birliği” Başkanı Riyad Rani gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rakamlarla desteklenmiş önerilerimiz var. Bu nedenle gelecek haftadan itibaren başbakanla görüşme talep ediyoruz” dedi.

Başbakan Lecornu ise krizi yatıştırmak amacıyla hükümetin “ilk kararlarının ekim ayının sonunda açıklanacağını” duyurdu.

vf
Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, liselerdeki durum hakkında konuşuyor. (AP)

Lecornu, “Gençlerin öfkesi durup dururken ortaya çıkmadı. Dile getirdikleri endişeler dikkate alınmalı” dedi.

Lecornu daha önce, çarşamba gününden itibaren okullarda yarım gün süren ve ders yapılmayan zaman dilimleri oluşturulacağını açıklamıştı. Bu uygulamayla öğrenci ve çalışanların her eğitim kurumunda karşılaştıkları sorunları dile getirebilmeleri için “kurum içi demokratik bir alan” oluşturulması amaçlanıyor.

18 soruşturma

Ancak bu girişim, Clara gibi çok sayıda öğrencinin tepkisini çekti. Takma isim kullanan Clara, hükümetin “öğrencileri ciddiye almadığını” söyledi.

Ülkedeki en büyük okul yöneticileri sendikası da söz konusu karara karşı çıkarak, öğrencilerin de katılımıyla Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşme talebinde bulundu.

Öğrenci birlikleri, bugün Paris ve diğer kentlerde yeni yürüyüşler düzenlenmesi çağrısında bulundu.

Fransa’nın güneybatısındaki Anglet kentinde, hükümet karşıtı lise öğrencilerinin protestosu sırasında bir okulun önünde yanan çöp konteynerini iten Fransız polisleri. (DPA)

Öğrenci gösterilerinin yoğunluğu dün azaldı. Hükümetin gerilimi düşürme çabalarını artırdığı sırada çok sayıda okulda eğitim yeniden başladı.

Lecornu, dün akşam yaptığı konuşmada, “Güvenlik güçlerine öğrencilerle çatışmaları yönünde talimat verilmediğini” söyledi.

gb
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde protestocularla karşı karşıya gelen Fransız jandarma güçleri. (AFP)

İçişleri Bakanı Laurent Nunez ise daha önce ses bombalarının kullanımının askıya alındığını açıklamıştı. Bu karar, ses bombasının isabet etmesi sonucu 15 yaşındaki bir göstericinin elinin koptuğuna ilişkin haberlerin ardından alındı.

Nunez, Ulusal Meclis’te kamu düzeninin sağlanmasına ilişkin yaklaşımını savunurken, tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Lecornu’nun dün akşam verdiği bilgilere göre, hareketin 28 Eylül’de başlamasından bu yana 215 öğrenci, 89 öğretmen, 761 polis ve jandarma yaralandı; 6 bin 629 kişi gözaltına alındı. Bu olaylarla ilgili 18 soruşturma açıldı.

Kara hafta

BFMTV adına yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre Fransızların yüzde 55’i öğrenci hareketini destekliyor.

Bugün saat 13.00’te Paris’teki Bastille Meydanı’nda büyük bir gösteri düzenlenmesi bekleniyor. Fransa başkentinin banliyölerinde de başka gösteriler yapılacak.

Lisenin son sınıfında okuyan ve “Pierre” takma adını kullanan bir öğrenci, “Kara hafta... cumartesiye kadar” dedi.

gbh
Lise öğrencileriyle dayanışma gösterisinde Fransız çevik kuvvet polisiyle çatışan protestocular. (AFP)

Eğitim Bakanlığı verilerine göre dün, 459 eğitim kurumunda dersler tamamen veya kısmen durduruldu. Bu sayı salı günü 891’di. “Olaylar” ise dün 232 kurumla sınırlı kaldı; salı günü bu sayı 496 olmuştu.

Öğrencilerin talepleri arasında eğitim yönlendirme platformu Parcoursup’un kaldırılması da bulunuyor. Ancak Yükseköğretim Bakanı Philippe Baptiste bu talebi reddediyor.

Bu arada hükümetin karşı karşıya olduğu sorunlar yükseköğretim sektörüne de yayıldı. Bakanlığın verilerine göre salı günü yükseköğretim kurumlarının yüzde 40’ında çeşitli aksaklıklar yaşandı.

Baptiste, dün öğleden sonra sendika temsilcileriyle bir araya geldi. Ancak sendika temsilcileri, 2027 yılı eğitim bütçesinin yetersiz olduğu gerekçesiyle ve öğrenci protestolarıyla dayanışma amacıyla toplantıyı terk etti.

“Öğrenci Birliği” sözcüsü Sabrine Kharbach, toplantının ardından, “Bir saat boyunca havanda su dövüldü” ifadelerini kullandı.