Cezayir ile doğu komşusu Tunus’un arasını kim bozmaya çalışıyor?

Bazı Tunuslu muhalif figürler, iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların “yeniden gözden geçirilmesini” talep ediyor

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’u  Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor, 22 Nisan 2024 (AFP)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’u  Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor, 22 Nisan 2024 (AFP)
TT

Cezayir ile doğu komşusu Tunus’un arasını kim bozmaya çalışıyor?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’u  Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor, 22 Nisan 2024 (AFP)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’u  Tunus-Kartaca Uluslararası Havalimanı'nda karşılıyor, 22 Nisan 2024 (AFP)

Rabia Abdusselam

Bugünlerde sosyal medya platformları, kamuoyunu manipüle etmeyi ve Tunus ile Cezayir’in arasını bozmayı amaçlayan yanıltıcı çıkarımlar ve sahte veya hileli hesaplarla dolup taşmış durumda. Bazı Tunuslu analistler ile eleştirel seslerin, Cezayir'den İtalya'ya gönderilen ve Tunus topraklardan geçen doğalgazın transit ücretlerine ilişkin imzalanan anlaşmaların “yeniden gözden geçirilmesini” talep etmesi, tamamen beklenmedik bir gelişmeydi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Cezayir'e yaptığı son ziyaretin ardından gelen bu talepler, mali ve lojistik transit ücretlerinin “gözden geçirilmesi”ne odaklanıyor.

Bu hikaye, Tunus'taki hükümet karşıtı ve mevcut otoriteye muhalif tutum sergileyen partilerin çoğunun, Tunus-Cezayir anlaşmasıyla ilgili uydurma bir belge etrafında yürüttüğü dezenformasyon ve yalan kampanyasından farklı değil. Cezayir ve Tunus muhalefetine bağlı sosyal medya ve internet sitelerinde yayınlanan ve “çok gizli” ibaresi taşıyan bu uydurma belge, “Cezayir ordusuna ciddi iç karışıklık, isyan, darbe girişimi veya kurumsal istikrarı ve mevcut anayasal düzenin devamlılığını tehdit edebilecek herhangi bir durumda Cumhurbaşkanı Kays Said rejimini korumak için müdahale etmesi yetkisi verildiğini” iddia eden bir belge. Söz konusu belge, önceden koordinasyon sağlanmadan bu anlaşmanın hükümleriyle ilgili güvenlik veya savunma alanlarında yabancı bir tarafla herhangi bir anlaşma veya ortaklık kurulmasını da yasaklıyor. Bir diğer maddesi ise, “birinci tarafın askeri ve güvenlik birimlerinin, ikinci tarafın yetkili makamlarıyla önceden koordinasyon sağladıktan sonra, tehlikeli terörist unsurları takip etmek ve etkisiz hale getirmek amacıyla sınır hattından 50 kilometreyi geçmeyecek bir mesafeye kadar ikinci tarafın topraklarına girebileceğini” öngörüyor.

Cezayir'e karşı keskin bir düşmanlık

Yukarıda zikredilen maddeler, Cezayir'in bağımsızlığından bu yana dış politikasını yöneten en önemli ilke olan komşu ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesiyle tamamen çelişiyor. Ayrıca, mevcut anayasanın 31. maddesi, ordunun ülke sınırları dışında herhangi bir operasyona katılmasını yasaklamaktadır. Madde şu şekildedir: “Cezayir, diğer halkların meşru egemenliğini ve özgürlüğünü ihlal etmemek için savaşa başvurmaktan kaçınır ve uluslararası anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek için çaba gösterir. Cezayir ayrıca, Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve Arap Birliği çerçevesinde ve bunların ilke ve amaçlarına tam uyum içinde, yurtdışı barış koruma operasyonlarına katılabilir.”

En sıradan okuyucu bile belgenin geçersizliğini ve aleyhindeki güçlü kanıtları teyit edebilir. Son maddedeki BM'ye bir kopyasının teslim edilmesini öngören yazılı ifade de bunun kanıtı

Cezayirli gazeteci Osman Lahyani

Bu “sahte” belge, anlaşmanın özünü gizlemesine rağmen, Tunus muhalefeti için değerli bir kaynak olmaya devam ediyor. Bu durum, jeopolitik konulara ve Cezayir'in uluslararası ilişkilerine (özellikle Fransa ile Tunus ve Libya gibi komşu ülkelerle) odaklanan yazılarıyla tanınan Cezayirli gazeteci ve yazar Osman Lahyani tarafından da doğrulandı. Yerel “el-Haber TV” kanalında yayınlanan “Sağ ve Sol” programına konuk olarak katıldığında, “Ekim 2025'te imzalanan askeri anlaşma, 2002'de imzalanan önceki anlaşmanın bir güncellemesidir. Bu güncelleme, elbette, terör tehditlerinin yeni biçim ve yöntemleri, kontrolsüz silah ve uyuşturucu kaçakçılığı ve insan kaçakçılığı ile ilgili güvenlik ve askeri değişikliklerden kaynaklanmaktadır” açıklamasını yaptı. “Bu tehditler, sadece Cezayir ve Tunus değil, tüm komşu ülkelerin ortak sınırlarını güvence altına almak için askeri anlaşmalarını güncellemesini gerektiriyor. Bunu Suudi Arabistan ve Pakistan örneğinde de gördük; 17 Eylül'de, yakın güvenlik ittifakı kurmak için ortak bir stratejik savunma anlaşması imzalandı ve taraflardan birine yönelik herhangi saldırının diğerine de yönelik saldırı olarak kabul edileceği belirtildi” diye ekledi. Lahyani sözlerine şöyle devam etti: “En sıradan okuyucu bile belgenin sahte olduğunu teyit edebilir. Son maddedeki BM’ye bir kopyasının teslim edilmesini öngören ifade bunun inkar edilemez bir kanıtıdır.”

fdvbdf
Tunus askerleri, Batı Tunus'taki Cebel-i Şambi bölgesinden görüldüğü üzere, Cezayir sınırına yakın bir yerde devriye geziyor, 11 Haziran 2013 (Reuters)

Zaman zaman, bazı Tunuslu elitlerden sert eleştiriler geliyor. Eski Tunus Cumhurbaşkanı Munsif Marzuki'nin, kuruluşundan beri Arap Mağrip Birliği'ne egemen olan donukluk ve tıkanmadan sürekli olarak Cezayir'i sorumlu tutması buna bir örnek teşkil ediyor. Muhalif siyasi aktivist ve eski cumhurbaşkanı adayı Safi Said'in pozisyonları ve her zaman tartışma yaratan eski Tunus Dışişleri Bakanı Ahmed Venis'in “iddiaları” da önemli.

Cezayir ve Tunus cumhurbaşkanları, Tunus'taki muhalefet grubuna büyük bir şüphe, kaygı ve gerilim ile karışık güvensizlikle bakıyorlar

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un  30 Aralık 2025'te iki kanadı ile parlamentoya yaptığı konuşma, Tunuslular için normal ya da geçici değildi. Görünüşte sıradan olan konuşması, hem doğrudan hem de dolaylı mesajlar içeriyordu. Nitekim “Cezayir ve Tunus arasında parayla satın alınmış kişiler kullanılarak anlaşmazlık yaratma girişimleri olduğunu” vurguladı. “İki ülke arasındaki ilişkileri bozmayı amaçlayan tehlikeli bir komplo” konusunda uyardı. Anlaşmanın şartlarına atıfta bulunarak, “Cezayir ordusunun Tunus topraklarına ayak basmadığını ve basmayacağını” vurguladı. Ayrıca, bu provokasyonların nihai amacının “iki taraf arasında siyasi çekişme çıkarmak olduğunu ve asıl hedefin Tunus Cumhuriyeti olduğunu” belirtti. Sonra da, “Tunus'a zarar vermek isteyen herkes önce Cezayir'i aşmak zorundadır” diye etti. Bu, Cezayir'in Libya, Mali ve Burkina Faso gibi komşu ülkelerde meydana gelen ve özellikle düzensiz göçmen akını nedeniyle sosyal düzeyde ciddi sonuçlar doğuran darbe senaryolarının tekrarlanmasından duyduğu korkuyu açıkça yansıtıyor.

Düşmanlığın arka planı ve sırları

Cumhurbaşkanının konuşmasında ilettiği mesajlar arasında, “Tunus çok güçlü ve bazıları onu kolay av olarak göstermeye çalışıyor, ancak Cezayir'in komşusu olduğu için bunda yanılıyorlar. Cumhurbaşkanı Kays Said ne İsrail ile ilişkileri normalleştirenlerden ne de bunun peşinde koşanlardandır” vurgusu da yer alıyordu. İşte meselenin özü de burada yatıyor. Cezayir Cumhurbaşkanı Tunuslulara, ülkelerini ve Cezayir ile ilişkilerini hedef alan, Batılı güçler tarafından organize edilen ve temel amacı bölgeyi parçalamak ve İsrail ile “normalleşmeyi” pekiştirmek olan bir komplodan açık ve net olarak bahsetti. Cezayir'in güneydoğusundaki Biskra Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü olan Nur Sabah Aknuş yaptığı değerlendirmede, “Cezayir ve Tunus arasındaki organik bağı ve sistematik entegrasyonu koparmak ve her ikisini de zayıflatmak için çalışan kilit ülkeler var. Böylece Cezayir, jeopolitik derinliği olan kardeş ve müttefik Tunus'tan izole edilirken, diğer yandan Tunus, içine sızmayı kolaylaştırmak için zayıflatılmak isteniyor” dedi. Ona göre, iki ülkenin sürekli ve tekrarlanan bir şekilde hedef alınmalarının temel nedeni: “İsrail'i tanımayı ve ilişkileri normalleştirmeyi reddeden tutumları, dünya çapındaki haklı davalara verdikleri destek ve neo-kolonyal güçlere karşı duruşlarıdır. Ne Tunus ne de Cezayir, resmi veya halk düzeyinde, iç krizlerini kullanarak onları normalleşme yönünde tavizler vermeye iten dış baskılara rağmen, Filistin davasını destekleyici tutumlarından vazgeçmediler.”

Cezayir ve Tunus cumhurbaşkanları, Tunus'taki muhalefet grubuna büyük bir şüphe, kaygı ve gerilim ile karışık bir güvensizlikle bakıyorlar. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre stratejik ve güvenlik çalışmaları konusunda uzman Cezayirli araştırmacı Zenasni Muhammed, konuyu şöyle açıkladı: “Cezayir, bazı Tunuslu grupların, özellikle de muhalefet bloğuna bağlı olanların, dış güçlerden destek arayışında olmalarından endişe ediyor. Cumhurbaşkanı Tebbun daha önce Tunuslu güçleri, diğer ülkelerde gördüğümüz gibi, çoğu zaman kötü niyetli olan ve ülkeyi istikrarsızlaştıran dış baskılara boyun eğmemeleri konusunda uyarmıştı.”

Zaman zaman görülen sert tutumlara rağmen, iki ülke arasındaki resmi ilişkiler eşitlik, iç işlerine karışmama ve egemenliğe karşılıklı saygı temelinde güçlü kalmaya devam ediyor

Tunus'taki siyasi sisteme yönelik artan muhalefetle birlikte, bir siyasi analist şu gözlemde bulunuyor: “Cezayir kendisini zor bir güvenlik ikileminin içinde buldu. Özellikle Tunus, diğer komşularına kıyasla Cezayir'in en güvenli sınırını oluşturduğu için doğu komşusuyla iyi komşuluk ilişkilerini sürdürmek zorunda. Aynı zamanda Cezayir, Tunus'un iç işlerine karışmama ile her iki ülkenin karşı karşıya kaldığı ortak baskılar ve meydan okumalar ile mücadelede dış ittifakların gereklilikleri arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Bu durum, Tunus muhalefetine Cezayir'in Tunus'taki mevcut rejimin tarafını tutuyor gibi görünebilir.”

f
Tunus'un güneyindeki Gabes şehrinde bulunan devlete ait fosfat işleme tesisinin (gübre fabrikası) bacasından tüten duman, 31 Ekim 2025 (AFP)

Zaman zaman görülen sert tutumlara rağmen, iki ülke arasındaki resmi ilişkiler eşitlik, iç işlerine karışmama, egemenliğe karşılıklı saygı ve ortak çıkarları güvence altına almak için yapılan üst düzey ziyaretler temelinde güçlü kalmaya devam ediyor. İki ülke arasındaki stratejik ortaklık, derin tarihi ve ekonomik bağlarla da karakterize ediliyor. Cezayir, Tunus'a yılda yaklaşık 2 milyar metreküp doğalgaz tedarik ederek enerji ihtiyacının büyük bir kısmını karşılıyor.

Şubat 2025'te yayınlanan son raporlar, Cezayir'den yapılan elektrik ithalatının ulusal tüketimin yaklaşık yüzde 14'ünü karşıladığını ortaya koyuyor. Diğer rakamlar, Cezayir'in Tunus'un elektriğinin yüzde 94 ila 96'sını üretmek için kullandığı doğalgazın tedarikinde oynadığı hayati rolü teyit ediyor ki, bu da iki ülke arasındaki enerji entegrasyonunu stratejik hale getiriyor. İki ülke arasındaki anlaşmalar ayrıca Cezayir'in, Tunus toprakları üzerinden İtalya'ya yaptığı doğal gaz ihracatı için Tunus'a yıllık yaklaşık 420 milyon dolar transit ücreti ödediğini de ortaya koyuyor. Bütün bunlar, iki ülke arasındaki ilişkinin ekonomik ve endüstriyel entegrasyonu hedefleyen karşılıklı faydaya dayalı olduğunu açıkça teyit ediyor.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.